Ana Sayfa Blog Sayfa 6073

Devletin bekası

ÖZGÜR MUMCU

Malum, AKP ve MHP başkanlık sistemini getirecek anayasa değişikliği için uzlaşmak üzere. Anlaşılan değişiklik henüz Erdoğan’ın arzuladığı başkanlık değil. Ancak o yönde atılmış çok önemli bir adım. Belli ki en büyük siyasi işlevi zor zamanlarında Erdoğan’a destek vermek olan Bahçeli yine devrede. Ekonomik krizin ortasında koalisyonu dağıtıp seçim çağrısı yaparak AKP’yi iktidara getiren MHP bugün de Erdoğan’ı başkan yapmaya kararlı. Yine belli ki devlet içinde AKP’li olmayan unsurlar bölgenin ve dünyanın sarsıldığı bu döneme güçlü bir liderlikle girmeye karar vermiş. “Devletin bekası” kod adlı bu ittifak, milliyetçi mukaddesatçı büyük bir koalisyonu etrafına toplamayı amaçlıyor. Milliyetçi Cephe’nin 2016 sürümüyle karşı karşıyayız.
Adını koyalım. Bu başkanlık sevdasının hedefi devletin değil bir şahsın bekasıdır. Halka şahsın bekasıyla devletin bekasını birbirinden ayrılmaz bir bütün olarak sunulmaktadır.
Darbecilerle mücadele başlığı altında darbecilerle ya da cemaatle yakından uzaktan ilgisi bulunmayan muhaliflerin hapse atılması ve sindirilmesi ise bir alan temizliği. Neredeyse tamamen iktidarın sesi haline gelmiş medyanın propagandası ise hem bu temizliğe hem de başkanlık yolu için tek ses tek nefes. Bu devasa propagandaya karşı durulmasını engellemek amacıyla muhalefetin göğsüne çökülmekte. Milletvekillerinin tutuklanmasına karşı bildiri yayımlayan CHP’ye bu denli yüklenilmesi de bu sebeple.
Fethullahçıların ve iktidarın ortak noktalarından biri Necip Fazıl Kısakürek aşkları. Necip Fazıl’ın siyasi projesi Başyücelik. Teokratik faşist bir distopya. İktidar medyası Gülen’in nihai hedefinin başında kendisinin olduğu bir Başyücelik sistemi kurmak olduğunu dillendirmişti.
Tayyip Erdoğan, şairin jübile töreninde şiir okumasıyla bilinir. Meclis Başkanı İsmail Kahraman’ın Birlik Vakfı ise Kahraman’ı anlattığı yazısında ilham kaynaklarından biri olarak Necip Fazıl’ın İdeolocya Örgüsü kitabını anmakta. Başyücelik ise o kitapta yer alıyor.
Necip Fazıl kurmak istediği düzenin düşmanlarını şöyle tanımlamış: “İslama iman dairesinin dışından musallat, tam 100 senelik, Allah’sızlar, köksüzler, şahsiyetsizler, mukallitler nesli ve bütün yardımcılar… (Bunların faal yardımcıları, manevi sömürge ustası Garplılar, Yahudiler, Masonlar, dönmeler, melezler ve kozmopolitlerdir)”
Muhalifler bu sebeple düşman ceza hukukuna göre cezalandırılıyor zira iktidarın gözünde hakları olan bireyler değil Allah’sız, köksüz, şahsiyetsiz, mukallitler nesli söz konusu.
Bugün “devletin bekası” zokasıyla rejim değişikliğine destek verenler, şayet bu değişiklik gerçekleşirse nasıl büyük bir hızla tasfiye edileceklerine de şahit olacaklar.
Devletin bekasının yolu rejim değişikliğinden geçmez. Yol, cemaat-AKP koalisyonu elinde kurumları bitirilmiş, işlemez hale getirilmiş memleketi toparlamaktır. Bunun da yöntemi hukuk devletini ve çoğulcu parlamenter rejimi kurmak. Yoksa koca ülkeyi anahtar teslim kendini hâlâ Necip Fazıl’ın jübile töreninde zannedenlere bırakmak değil.

cumhuriyet

Sus, terbiyesiz Şulz

AYDIN ENGİN

Galiba bir eşik aşıldı.
Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın önceki gün “Milli Tarım Buluşması”ndaki konuşmasından söz ediyorum.
“Milli Tarım ne demekse, gayri milli tarım nasıl olacaksa” gibi sorulardan koskoca ve keyifli bir Tırmık çıkarmak mümkün.
Ama artık bunun önemi yok.
Önemli olan orada yapılan konuşma. Cumhurbaşkanı (Evet, cumhurbaşkanı. Devletin en tepesi) Erdoğan, Avrupa Parlamentosu Başkanı Martin Schulz’un (Başlıkta da gördüğünüz gibi “Şulz” ya da “Şultz) okunuyor) Türkiye’de idam cezası yeniden getirilirse AB’ye katılım müzakerelerinin durdurulabileceğine ilişkin sözlerine; ardından da evrensel demokrasi ölçütlerine ve basın özgürlüğüne ilişkin tutum devam ederse “Yaptırım uygulanabilir” demecine fena halde öfkelenmiş.
Sanırım siz de dinlediniz. Dinlemeyenler için o can alıcı cümleyi aktaracağım:
“Kimsin sen ya, kimsin? Orada bir parlamentonun başkanı, nesin sen? Şu terbiyesize bak ya,‘Yaptırım uygularız’ diyor. Ya senin her yerin yaptırım olsa ne yazar.”

***

Bu bir eşik aşılmasıdır.
Şimdi artık bizim Arabacılar Kahvesi’nin hiç eksik olmayan siyaset sohbetlerinde atış serbesttir.
“Sus lan terbiyesiz Şulz…”
“Bize hareket yapma lan!..”
“Ulan Şulz sana bir kafa atarım, duvara yapışırsın, kazımakla çıkaramazlar dümbük…”
“Kimsin lan sen şerefsiz! Kapa çeneni, yoksa oyarım seni…”
“Susturun lan şu Alaman gâvurunu…”
Falan filan…

***

Martin Schulz, Federal Almanya’da sayıları epey azalmış “sahici sosyal demokrat”lardan bir siyasetçi. Büyük olasılıkla önümüzdeki parlamento seçimlerinde Sosyal Demokrat Parti’nin (SPD) başbakan adayı olarak Hıristiyan Demokrat Angela Merkel’in karşısına çıkacak. Epey yıpranan Merkel seçimi kaybeder ve Almanya yine ve yeni bir Sosyal Demokrat Parti iktidarı görürse pek şaşırılmayacak. O iktidarın başbakanı da belki de Martin Schulz olacak.
Hani şu “terbiyesiz” Martin Schulz.

***

Besbelli ki AKP iktidarı, Tayyip Erdoğan kaptanlığında Türkiye’nin eksenini tümüyle (biraz değil tümüyle) değiştiriyor. Türkiye yüzünü AB’den “Körfez”e çeviriyor. Hani Katar Emirliği’nin, Suudi Arabistan Krallığı’nın borusunun öttüğü Körfez’e…
O yüzden Cumhurbaşkanı’nın Avrupa Parlamentosu Başkanı Martin Schulz’a “Terbiyesiz bak ya! Nesin sen!” diye seslenmesini “Devlet adamının bir üslubu vardır. Diplomasinin yazılı olmayan kuralları vardır. Böyle konuşulur mu hiç” gibi biçimsel eleştirilere konu etmeyi bir yana bırakmak gerek.
Türkiye sırtını Batı’ya yüzünü Körfez’e çeviriyor. Ikinci Mahmut döneminden bu yana imparatorluğun ve 1923’ten bu yana Cumhuriyet’in sürdürdüğü “eksen” değiştiriliyor. Hem de 180 derece…
Üstünde uzun uzun düşünmemiz gereken ana soru bence bu!..

cumhuriyet

Halkların çoban fantezisi

MİNE SÖĞÜT

Cumhurbaşkanı’nın kendisini çoban olarak tanımlamasına;
Halkı da düpedüz koyun ilan etmesine hiç kızmayın.
Kendi basit soyutlamasıyla aslında sert bir gerçeği işaret ediyor.
Bizim ta buradan bakıp gördüğümüzü o daha da yakından görüyor.
Çünkü gerçekten mevcut durumda kendisi en donanımsız haliyle bir sürüye hükmedebilen bir çoban;
Biz de, en sadık yandaşından en azılı muhalifine, illa onun ya da başka bir çobanın peşine takılmaya kendi kendisini ikna etmiş şuursuz bir sürüyüz.
Çobansız saadet olmaz sanıyoruz.
Ve başımıza gelen her şeye müstahak olduğumuzu bir türlü kavrayamıyoruz.
Üstelik bu sadece bizim yarı geri kalmış, yarı yanlış yunluş ilerlemiş;
Cumhuriyeti, demokrasiyi falan bir türlü hazmedememiş;
Kısmi Batılılıktan, itile kakıla topyekûn Ortadoğululuğa sürüklenerek tenzili rütbeye maruz kalmış;
Kafası karışık, üzgün ve yalnız ülkemizde böyle değil.
Amerika’dan Çin’e, dünyanın her yerinde böyle;
Hatta demokrasiyi yiyip yutmuş şu derli toplu, mükemmel ülkelerde bile.
İnsanoğlu artı değer üretip doğadan koptuğu ve yeryüzünde artık bir ‘tüketici’ olarak yer almaya başladığından;
Ticaret erbabı olup insanlar arasında itinayla sınıfsal farklar yarattığından;
Başka diller konuşup başka felsefeler üretmeyi, birbirine benzememeyi bir zenginlik değil düşmanlık sebebi saymayı akıl ettiğinden;
Savaşlardan ve inançlardan nemalana nemalana mevcut düzensizliği kendine düzen diye yutturmayı başardığından;
Ve bu sayede sıkı bir para kazandığını keşfettiğinden beri;
Hepimiz irili ufaklı, akıllılı aptallı munis koyunlarız.
Güdülmeden asla rahat duramayız.
İnanç sistemiyle aynı merkezden yönetilen ticaret sisteminin dayattığı ahlak ve güvenlik kavramlarıyla biçimlenen rezil bir irademiz var.
Devamlı iktidar modelleri arıyoruz.
Devamlı iktidar dilleri kuruyoruz.
İktidarsız bir varoluşu hayal bile edemiyoruz.
O yüzden hep önümüzde kırk satır; ardımızda kırk katır.
Hükmetmeden ya da hükmedilmeden var olmamız mümkün değil sanıyoruz.
Yüzyıllar boyunca siyah derililerin ve kendilerine benzemeyenlerin ve kadınların ve güçsüzlerin köle olmasına ikna olmuş koca bir uygarlığın artığıyız.
Terakkinin anca demir zincirler yerine sanal zincirlerle esareti görünmez kılacak kadar olmasından işkillenmeyi becerecek kadar bile aklımız yok.
Sistem bizi sınırsız tüketim ve yüksek satın alma gücü için var olma heyecanıyla donatıyor.
Güvenlikten yiyeceğe, sağlıktan eğitime her şeyi satın almaya can atıyoruz.
Ve bunu özgürlük sanıyoruz.
Asla ihtiyacımız olmayan şeylere muhtaç sandığımız varlığımız, korkularla sıkı sıkıya mühürlü.
O mührü kırmaktan da korktuğumuzdan, hayat denen şey insan için korkunç bir kısırdöngü.
Getirisini götürüsünü hiç hesaplamadan kendi etrafımıza hevesle kafes üzerine kafes örüyoruz.
O kafeslerin içinde birbirimize bulaştırdığımız ruhsal yıkımlardan lego gibi inşa ettiğimiz dev bir ahlak sisteminde, kendi bedenimizden utanmakla başlayan bir cinsel ahlak ahmaklığına kapılıp, büyük ve evrensel bir ahlaksızlığın bekçiliğini yapıyoruz.
Birbirimizi öldürerek ve ezerek ve sömürerek var oluyoruz.
Bunu da marifet sanıyoruz.
Aslında çobanlara da koyunlara haksızlık ediyoruz.
Gerçekte ne iktidarlar çobanlar kadar naif olmakta;
Ne de halklar koyunlar kadar masum kalmakta.
Çoban kılığında kurtla; koyun kılığında tilki dünyayı dört bir koldan batırdıkça batırmakta.

Cumhuriyet

İstanbul ve Ankara dahil yedi ilde ‘acele kamulaştırma’ kararı

Resmi Gazete’de yer verilen kararlara göre, Ankara’nın Mamak ilçesine bağlı Mutlu Mahallesi sınırları içinde bulunan belirli bir bölge, riskli alan ilan edildi.

İstanbul’un Beyoğlu ilçesinde bulunan Ömer Avni Mahallesi sınırları içindeki belirli bir alanda bulunan belirli taşınmazların Beyoğlu Kabataş İskeleleri ve Meydan Düzenleme Projesi kapsamında İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı tarafından acele kamulaştırılması kararlaştırıldı.

Kocaeli’nin Dilovası ilçesi Muallim Mahallesi sınırları içindeki bazı belirli alanlarda yer alan belirli taşınmazların Dilovası Körfez Geçiş Köprüsü Bağlantı Yolu Projesi kapsamında Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkanlığı tarafından acele kamulaştırılmasına karar verildi.

Karaman’ın Ayrancı ilçesine bağlı merkez, Ağızboğaz, Böğecik, Saray, Canasan, Pirireis, Selerek, Sudurağı, Yenişehir mahalleleri, Konya ili Ereğli ilçesine bağlı 500 Evler, Aydınlar, Barbaros, Batıalagözlü, Burhaniye, Çakmak, Cayhan, Çimencik, Çökmekçi, Eti, Gülbahçe, Hacımemiş, Karaburun, Mehmetakif, Melicek, Talatpaşa, Yenibağlar, Yunuslu mahalleleri ve Niğde’nin Ulukışla ilçesi Cumhuriyet, Hürriyet, Şeyhömerli ve Tepeköy mahalleleri sınırları içinde kalan bazı belirli alanlarda bulunan bazı belirli taşınmazların ve üzerindeki muhdesatın Karaman-Ulukışla İstasyonları Arasının Çift Hatlı Hale Getirilmesi Projesi kapsamında Türkiye Cumhuriyeti Devlet Demiryolları İşletmesi Genel Müdürlüğü tarafından acele kamulaştırılması kararı alındı.

Kars merkez ilçeye bağlı Karacaören, Paşaçayır ve Cumhuriyet mahalleri sınırları içinde kalan belirli alanlardaki bazı belirli taşınmazlar ve üzerindeki muhdesatın Türkiye Cumhuriyeti Devlet Demiryolları İşletmeleri Genel Müdürlüğü tarafından acele kamulaştırılması kararlaştırıldı.

Sakarya’nın Erenler ilçesinde ilan edilen riskli alan ve rezerv yapı alanı sınırları içinde bulunan bazı belirli alanlarda yer alan taşınmazların Erenler Belediye Başkanlığı tarafından, yine aynı ilin Adapazarı ilçesine bağlı Yağcılar, Tepekum ve Taşlık mahalleleri ile Erenler ilçesi Kozluk mahallesi sınırları içinde bulunan bazı belirli alanlardaki belirli taşınmazların yeni ulaşım güzergahları ve imar yollarının yapımı amacıyla Sakarya Büyükşehir Belediye Başkanlığı tarafından acele kamulaştırılmasına karar verildi.

TAYAD’lı aileler gözaltında

Cezaevlerinde yaşanan hak ihlallerinin artmasına dikkati çekmek ve yaşanan sorunları Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğü’ne bildirmeye giden TAYAD’lı aileler, göz altına alındı. Çoğunluğu yaşlı anne babalarda oluşan TAYAD’lı ailelere biber gazı sıkıldı. Darp edilerek gözaltına alınan anne babalardan bazılarına ters kelepçe takıldı.

Ters kelepçe vurulanlardan Ali Kıran’ın rahatsızlandığı bildirildi. Gözaltına alınanlar, Devlet Demiryolları Hastanesi’nde sağlık muayenesinden geçirildiği belirtildi. 18 kişinin gözaltında olduğu öğrenildi.

birgün

Google’dan Türkçe çeviri yatırımı

Halihazırda 100 dilde birbiri arasında çeviri hizmeti veren ve günde 200 milyon kişi tarafından kullanılan Google Translate, yeni bir döneme giriyor. Türkçenin de dahil olduğu sekiz dilde, günlük konuşma diline en yakın çeviriyi yapmak üzere yeni bir yatırıma gidiliyor.

Dün Londra’da düzenlenen “Google Story” etkinliğinde konuşan Google CEO’su Sundar Pichai, yeni geliştirdikleri “Nöral Makine Çevirisi” hakkında bilgi verdi. Türkçenin de dahil olduğu sekiz dil için başlattıkları bu proje kapsamında, dijital çeviride günlük konuşma dilinin yakalanması hedefleniyor.

İngilizce, Almanca ve Fransızca gibi dillerde daha isabetli çeviri yaparken, diğer dillerde oldukça kullanışsız sonuçlar veren Google Translate için önemli bazı geliştirmeler yaptıklarını söyleyen Pichai, birkaç yıldır Nöral Makine Çevirisi üzerinde çalıştıklarını ve heyecan verici sonuçlara ulaştıklarını müjdeledi.

AKICI VE DOĞRU ÇEVİRİLER MÜMKÜN

“Yeni geliştidimiz nöral sistemin en büyük avantajı, cümle kalıplarını bire bir çevirmek yerine, yapay zeka ile çalışarak o dili konuşan insanların günlük dillerine en yakın çeviriyi yapmak. Bu sayede internette yaşanan dil engelini aşmak üzere önemli bir adım daha atmış olacağız.” diye konuşan Google CEO’su; uçtan uca öğrenme sistemi kendisini sürekli yenilecek ve daima güncel olacak. Doğal çevirilerin mümkün olmasıyla birlikte, uzun makalelerin ve karmaşık cümle yapılarının da kolayca isabetli biçimde çevrilebileceği öngörülüyor.

Nöral Makine Çevirisi sisteminin ilk dilleri İngilizce, Fransızca, Almanca, İspanyolca, Portekizce, Çince, Japonca, Korece ve Türkçe olacak. Nihai hedef 103 dilin bu sisteme dahil edilmesi.

BBC Dünya Servisi 11 yeni dil bölümü açıyor

BBC, kendi bünyesindeki BBC Dünya Servisi’yle ilgili yeni büyüme planını açıkladı. Buna göre BBC Dünya Servisi, 1940’lardan bu yana ilk kez bu kadar kapsamlı bir şekilde büyüyecek.

Büyüme planı, İngiltere’de hükümetin geçen yıl BBC Dünya Servisi’ne ayırdığı yatırım bütçesinin sonucu olarak hayata geçiriliyor.

Plan kapsamında BBC Dünya Servisi’nde 11 yeni dil bölümü açılacak.

Bu servisler şöyle: Oromo dili, Amharca, Gucerat, İgbo, Korece, Marathi, Pidgin, Pencapça, Telugu dili, Tigrinya ve Yoruba.

İlk yeni dil servislerinin 2017’de yayına başlaması bekleniyor.

‘Bilgi Saray’dan geldi, Devlet Bahçeli başkan yardımcısı olacak’

Yeniçağ gazetesi yazarı Ahmet Takan, bugünkü yazısında Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin başkanlık konusunda anlaştığını belirterek, ‘Saray’ kaynaklarından aldığını iddia ettiği güvenilir bilgilere göre Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, seçime gidilmeden önce Bahçeli’nin başkan yardımcısı olacağını açıklayacağını kaydetti:

Ahmet Takan’ın yazısının ilgili bölümü şöyle:

Güvenilir sağlam saray kaynaklarından ulaştığım bilgilere göre; Erdoğan ile Bahçeli arasında referandum sonrasına ilişkin mutabakat da tamam. Saray kaynakları, “Başkanlığa referandumda onay alındıktan sonra en kısa sürede Başkanlık seçimine gidilecek. Erdoğan, seçime gidilmeden önce yardımcısının Devlet Bahçeli olacağına ilişkin açıklamasını yapacak. İki lider arasında anlaşma tamam.” diyor..Yani; Cumhurbaşkanı yardımcısı (C.B. yrd) Devlet Bahçeli.Yeni sistemin resmi adı için, “Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanlığı sistemi” deniyor. Cumhurbaşkanı yardımcısı sayısının 2 de olabileceğinden bahsediliyor.”Ya sonrası” sorusuna gelince..

“AKP İLE MHP ORTAK LİSTELERLE SEÇİME GİRECEK”

Saray kaynakları, “Başkanlık seçiminin yanı sıra parlamentonun yenilenmesi şart. Fakat, ülkedeki sıkıntı ve tehlikeleri tamamen bir an önce ortadan kaldırmak için tek başına milletvekili seçimine gitmek yetmiyor. Mahalli idarelerin de bir an önce yenilenmesi gerekiyor. Birden fazla sandık seçmenin önüne konulabilir. Bunların nasıl ve ne zaman olacağına referandumdan sonra en kısa sürede karar verilecek” diyor.Saraydaki en sıkı iddiaya gelince;”AKP ile MHP, milletvekili genel seçimine de mahalli seçime de ortak listelerle girecek.”Hani derler ya!.. “Duy da inanma” diye..Gerekçeleri aynı; “Erdoğan da Bahçeli de, Türkiye’nin karşı karşıya kaldığı tehlikeyi gördü. Mutabakat ve birliktelik şart oldu ve bu doğrultuda ortak hareket ediyorlar.”Sınırlı anayasa değişikliği paketinde seçim sistemi değişikliği ile ilgili bir husus bulunmayacağı, kapsamlı Anayasa değişikliğinin sonraki vadeye bırakıldığı kulislerine bakarsanız; “duyun da inanmaya başlayın” derim!..

MHP’de dört vekil engeli: Başkancı Reis rejimine izin vermeyeceğiz

Reuters’in haberine göre Özdağ, MHP milletvekilleri Yusuf Halaçoğlu, Nuri Okutan ve İsmail Ok’la birlikte TBMM’de bir basın toplantısı düzenleyerek başkanlık sistemine karşı mücadele edeceklerini duyurdu.

Başkanlık sisteminin Türk siyasi kültürüne tamamen aykırı olduğunu söyleyen Özdağ, şunları kaydetti: “Yeni bir sistem arayışı Türkiye’yi kaosa götürecektir. Beka sorunu yaşayan ülkeler sistem değişikliği yapmaz, dünya tarihinde bunun örneği yok. Bunun bedelini toplum ağır öder.”

Özdağ, MHP tüzüğünün ‘partiye zarar veren beyanatlar’ konusunu düzenleyen maddesi uyarınca dün MHP’den ihraç edilmişti.

Başkanlık sistemine karşı çıkan MHP’li milletvekillerinden Halaçoğlu, AKP’nin MHP’ye sunduğu taslakta başkanlık sisteminin gizlenmek istercesine ‘cumhurbaşkanı’ ifadesinin kullanıldığını belirterek şöyle konuştu: “Devlet Başkanı’na ister başkan ister cumhurbaşkanı deyin fark etmeyecek, başkanlık sistemi uygulanacaktır. Biz Türk milliyetçileri ve ülkücüler olarak Türkiye’nin ‘başkancı Reis rejimi’ne sürüklenmesine izin vermeme kararındayız.”

Başkanlık sistemini içeren anayasa değişikliğini tek başına referanduma taşıyabilmek için gerekli TBMM’de en az 14 sandalye desteğine daha ihtiyaç duyan AKP 39 sandalyesi bulunan MHP’ye güveniyor. Referandum için 330 oy gerekiyor.

Yüksekdağ’ın tutkluluğuna itiraza ret!

HDP Eşbaşkanı Figen Yüksekdağ’ın tutukluluğuna itiraz etti. Yapılan itirazı reddedilmesi üzerine avukatlar, tutuklu eşbaşkanlar ve milletvekilleri için yarın Anayasa Mahkemesi’ne başvuracak

Kürt Siyaseti’ne yapılan gece yarısı darbesi ile 4 Kasım’da Ankara’da bulunan evine yapılan baskın ile gözaltına alınan, ardından tutuklanan Halkların Demokrasi Partisi (HDP) Eşbaşkanı Figen Yüksekdağ’ın tutukluluk haline itiraz edildi. Yüksekdağ’ın serbest bırakılması ve soruşturma dosyası için alınan kısıtlama kararının kaldırılması için avukatlar, bir üst mahkeme olan Diyarbakır 3. Sulh Ceza Hakimliği’ne itiraz etmişti. Kararı değerlendiren hakimlik, tutuklama kararının “hukuka uygun” olduğunu savunarak, itirazı reddetti.

AYM’ye bireysel başvuru

Tutuklu milletvekillerinin avukatı Reyhan Yalçındağ tutuklu eşbaşkanlar ve milletvekilleri için yarın ihtiyati tedbir talebiyle Anayasa Mahkemesi’ne bireysel başvuruda bulunacaklarını vurguladı. Yalçındağ, “Bu sürecin siyasi bir kumpas olduğu ortada. Eğer AYM, Ergenekon davasında tutuklu olan Mustafa Balbay için verdiği kararın arkasında durursa, tutuklama kararları için ihlal kararı vermesi gerekiyor” diye konuştu.

Daha önce emsal teşkil eden karar verilmişti

Ergenekon davası kapsamında yargılanan ve 34 yıl hapis cezasına mahkum olan CHP İzmir Milletvekili Balbay, “uzun tutukluluk ve adil yargılanma” hakkının ihlal edildiği gerekçesiyle AYM’ye başvurmuştu. AYM, 2013’te verdiği kararında uzun tutukluluk süresi nedeniyle milletvekili olan Balbay’ın “Yasama faaliyetlerine katılmadığı gerekçesiyle milletin temsil yetkisinin ölçüsüzce ihlal edildiğine” hükmetmişti. Hak ihlalinin tespitinin ardından Balbay, tutuklu olduğu cezaevinden tahliye edilmişti.