Ana Sayfa Blog Sayfa 6084

Diyanet’ten yeni proje: Üniversite Kuran Kursu!

Diyanet İşler Başkanlığının tartışmalı projeleri giderek artıyor.

Cumhuriyet’ten Sinan Tartanoğlu’nun haberine göre, Diyanet İşleri Başkanlığı “4-6 yaş grubu çocukların velilerine de değerler eğitimi verilmesi”, “Din hizmetleri alanında radyo tiyatrolarının hazırlanması”, “Kuran kurslarına devam eden öğrenci sayısının 200 binden 305 bine çıkarılması”, “Üniversite kampuslarına yaz Kuran kursu açılması” projeleri üzerinde çalışıyor.

Buna göre, vaaz ve hutbelerde, terör olaylarının “dini ve ahlaki eksiklikler” neticesinde ortaya çıktığı vurgulanacak. Birlik ve beraberliği tehdit eden unsurlar belirlenecek, sorunların çözümü için konferans ve sempozyum düzenlenecek.

Diyanet İşleri Başkanlığının 2017 yılı performans programına koyduğu hedefler arasında “İslamın toplumun tüm kesimleri tarafından doğru öğrenilmesine ve anlaşılmasına katkı sağlamak” amacıyla, yurtiçinde toplamda 15 bin 500 konferans, panel, sempozyum, seminer, çalıştay ve eğitim programı düzenlenmesi de öngörülüyor. Personel ve ailesine evlilik ve aile ile ilgili eğitimler deverilecek.

Saray’a nükleer saldırıya karşı ‘harekat merkezi’ kuruluyor

15 Temmuz darbe girişiminin ardından Cumhurbaşkanlığı Sarayı’nda arttırılan güvenlik önlemleri gündeme gelmişti. Şimdi de Saray’a nükleer silaha ve 10 ton patlayıcıya dayanıklı ‘harekat merkezi’ kurulacağı iddia ediliyor.

Doğal afetlerde kriz merkezi olarak; savaş durumu, kimyasal, biyolojik, nükleer ve siber saldırılar ile ‘terör eylemlerinde’ ise Hükümet Harekat Merkezi olarak kullanılacak birim, halihazırda Cumhurbaşkanlığı Sarayı ana yönetim binasının eksi ikinci katında bulunuyor fakat 15 Temmuz darbe girişimi sonrası yenilenmesi ve daha aktif olarak kullanılması gündemde.

10 TONLUK BOMBAYA DAYANIKLI

Habertürk’ten Bülent Aydemir’in haberine göre, Saray’a kurulacak Harekât Merkezi, Eskişehir yolu üzerinde bulunan Başbakanlık Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı (AFAD) içindeki tümülüs şeklindeki harekat merkezi örnek alınarak düzenlenecek. Çelik destekli özel bir betonla inşa edilen harekat merkezinin kenarları bin kg’lık, ortası ise 10 bin kg’lık konvansiyonel bombalara karşı dayanıklı olacak. Her çeşit füze, bomba gibi balistik silahlara, kimyasal ve nükleer saldırılara karşı da korunaklı olacak Harekât Merkezi, 24 saat kesintisiz iletişim, güvenlik, ulaşım ve tahliye olanakları sağlayacak şekilde tasarlandı.

AFAD UZMANLARI ÇALIŞIYOR

Uydu dahil her türlü haberleşme olanağı, kriptolu telefonlarla donatılacak olan merkez, kriz anında devletin tüm birimlerinden verilerin toplanacağı sistemleri içerecek şekilde planlandı. Kriz durumunda; Cumhurbaşkanı, Başbakan, bakanlar, TSK komuta kademesi ve bakanlıkların ilgili birimleri merkezde toplanıp vakit kaybedilmeden karşı operasyon talimatları verilebilecek. Harekât Merkezi’nin düzenlenmesi konusunda AFAD’ın görevlendirdiği uzmanlar danışmanlık sağlıyor.

KRİZ YÖNETİM VE HAREKAT MERKEZİ

Başbakanlık Kriz Yönetim Merkezi Yönetmeliği’ne göre; ‘Kriz ve Harekat Merkezi, krizi yaratan olayın önlenmesi, ortadan kaldırılması veya milli menfaatler doğrultusunda sona erdirilmesi maksadı ile gereken hazırlık ve faaliyetleri yönlendirir, Genelkurmay Başkanlığı, ilgili bakanlık, kurum ve kuruluşlar arasında koordinasyon, işbirliği, sürat ve etkinlik sağlayarak krizin en az zararla ve milli menfaatler doğrultusunda atlatılmasını sağlar.’

Yeni kurulacak merkezde Cumhurbaşkanlığı, Başbakanlık, Genelkurmay Başkanlığı, bakanlıklar, MGK, kamu kurum ve kuruluşları ile ilgili özel kuruluşlar görev yapabilecek.

Yönetmelikte kriz yönetimini gerektiren haller ise şöyle sıralanıyor:

– Yurtdışında; Türkiye’nin toprak bütünlüğüne, egemenlik haklarına, milli hedef ve menfaatlerine yönelik tehdit emarelerinin belirmesi ve gelişme göstermesi.

– Yurtiçinde; Anayasa ile kurulan hür demokrasi düzenini, temel hak ve hürriyetlerini ortadan kaldırmaya yönelik yaygın şiddet hareketlerine ait ciddi belirtilerin ortaya çıkması veya şiddet olayları nedeniyle kamu düzeninin bozulması, terör olayları, kanunsuz grev, lokavt ve işi bırakma eylemleri, etnik yapı, din ve mezhep farklılıklarından kaynaklanan olaylar…

– Tabii afetler, deprem, sel, çığ düşmesi, büyük ölçekteki kazalar, iltica ve büyük nüfus hareketleri, tehlikeli ve salgın hastalıklar, büyük yangınlar, ağır ekonomik bunalımlar.

– Krizin önlenemediği veya giderek tırmanma eğilimi gösterdiği hallerde, durumun gelişmesine göre Olağanüstü Hal, Sıkıyönetim, Seferberlik ve Savaş Hal ilan edilmesi Kriz Koordinasyon Kurulu’nca yasalara uygun yöntemlerle ilgili mercilere önerilir. Bu hallerin ilan edilmesine kadar geçen sürede olaylar önlenememiş ise, Başbakanlık Kriz Yönetim Merkezi ve Kriz Merkezleri, Harekât Merkezleri haline dönüşür.

İşsizlik verileri açıklandı… Rekor seviye

Aynı dönemde; tüm gelişmiş ülkelerde temel işsizlik verisi olarak kabul edilen tarım dışı işsizlik oranı da 1.3 puanlık artış ile yüzde 13.7 düziyine tırmandı.

Bu dönemde genç nüfusta (15-24 yaş) işsizlik oranı da 1.6 puan gibi yüksek oranlı artış ile yüzde 19.9 düzeyinhe çıkarak yüzde 20.0’ye dayandı. İşsizlik,15-64 yaş grubunda da 1.2 puanlık artış ile yüzde 11.5 olarak gerçekleşti.

İstihdam edilenlerin sayısı 2016 yılı Ağustos döneminde, bir önceki yılın aynı dönemine göre 323 bin kişi artarak 27 milyon 473 bin kişi, istihdam oranı ise 0.1 puanlık azalış ile yüzde 46.7 oldu.

Bu dönemde, tarım sektöründe çalışan sayısı 257 bin kişi azalırken, tarım dışı sektörlerde çalışan sayısı 579 bin kişi arttı. İstihdam edilenlerin yüzde 21’i tarım, yüzde 19’u sanayi, yüzde 7.4’ü inşaat, yüzde 52.6’sı ise hizmetler sektöründe yer aldı.

Önceki yılın aynı dönemi ile karşılaştırıldığında tarım sektörünün istihdam edilenler içindeki payı 1.2 puan, sanayi sektörünün payı 0,3 puan, inşaat sektörünün payı 0,1 puan azalırken, hizmet sektörünün payı ise 1,6 puan arttı.

İşgücü 2016 yılı Ağustos döneminde bir önceki yılın aynı dönemine göre 759 bin kişi artarak 30 milyon  967 bin kişi, işgücüne katılma oranı ise 0.5 puan artarak yüzde 52.6 olarak gerçekleşti.
Aynı dönemler için yapılan kıyaslamalara göre; erkeklerde işgücüne katılma oranı değişim göstermeyerek yüzde 72.6, kadınlarda ise 1 puanlık artışla yüzde 33.1’e çıktı.

Almanya’da radikal İslamcılara operasyon

Almanya’da Selefilere yönelik geniş çaplı operasyon başlatıldı. “Gerçek Din- Die Wahre Religion” adlı Selefi derneğini hedef alan operasyon, 10 eyalette eş zamanlı başlatıldı. Sabah erken saatlerde başlatılan operasyonda, IŞİD’e destek verdiğinden şüphelenilen söz konusu derneğin yöneticilerine ait 200 dolayında cami, ev, iş yeri ve bürolarda aramalar gerçekleştirildiği öğrenildi.

Şüpheli finansman

“Oku-Lies” kampanyası başlatan derneğin birçok kent merkezinde bugüne kadar 3 milyon adet Kur’an-ı ücretsiz dağıttığı belirtiliyor. Basına yansıyan haberlere göre, güvenlik birimleri dağıtılan Kur’anların finansmanını şüpheli buluyor. Filistin kökenli vaiz İbrahim Ebu Nagie önderliğindeki derneğin silahlı cihadı savunduğu ve IŞİD’e militan topladığından da şüpheleniliyor.

Kapatılan derneğin mallarına el konulacak

2005 yılında kurulan derneğin bugüne kadar “Oku” kampanyasına destek veren 140 dolayında üyesinin Suriye ve Irak’a giderek, IŞİD’e katıldığı değerlendiriliyor. Spiegel Online’ın bildirdiğine göre, “Gerçek Din” adlı Selefi derneğinin kapatılması yönünde 25 Ekim’de karar alındı. Bu sabah başlatılan operasyon çerçevesinde de İçişleri Bakanlığı tarafından dernek kapatıldı. Derneğin mal varlığına el konulması bekleniyor.

4. Uluslararası Boğaziçi Film Festivali hız kesmeden devam ediyor

4. Uluslararası Boğaziçi Sinema Derneği ve İstanbul Medya Akademisi tarafından gerçekleştirilen 4. Uluslararası Boğaziçi Film Festivali devam ediyor. 10 Kasım’da başlayan ve 18 Kasım Cuma akşamı Cemal Reşit Rey’de ödül töreniyle sona erecek festival kapsamında, ulusal kısa ve uzun metraj film yarışmaları düzenleniyor.

FESTİVALDE YARIŞACAK FİLMLER

Festivalde bu yıl ilk kez gerçekleştirilen “Ulusal Uzun Metraj Yarışması”na 68, ulusal kısa belgesel ve kurmaca yarışmalarına 347 film başvurdu. Festivalin Ulusal Uzun Metraj Yarışmasında Reha Erdem’in “Koca Dünya”, Derviş Zaim’in “Rüya”, Mehmet Can Mertoğlu’nun “Albüm”, Ümit Köreken’in “Mavi Bisiklet”, Kıvanç Sezer’in “Babamın Kanatları”, M.Tayfur Aydın’ın “Siyah Karga”, Bedir Afşin’in “Son Kuşlar” ve Gözde Kural’ın “Toz” filmi yarışacak.

TÜRK SİNEMACILAR DESTEKLENECEK

Uluslararası Uzun Metraj Yarışmasında ise Polonyalı belgeselci yazar yönetmen Marta Minorowicz’in “Zud”, genç yönetmen Emma Rozanski’nin “Papagajka”, Kazakistanlı yönetmen Yerlan Nurmukhambetov’un “Walnut Tree”, İran kökenli Hollandalı yazar ve yapımcı Kaweh Modiri’nin “Bodkin Ras”, Macar yönetmen, senarist ve aktör Szabolcs Hajdu’nun “It’s Not The Time Of My Life”, Ronny Trocker’ın “The Eremites” ve yönetmen-senarist Ivan Marinovic’in “The Black Pin” filmleri yarışıyor.

FESTİVALİN UZUN METRAJ JÜRİSİ

Festivalin uzun metraj jürisinde Maryna Er Gorbach, Ümit Ünal, George Ovashvili, Györg Baron, Songül Öden, kısa kurmaca jürisinde Nisan Dağ, Mernoush Esmaelpour , Matija Pisacic, Ekin Türkmen, Pierre Louis Garnon, belgesel jürisinde Abdülhamit Avşar, Paul Cowan, Amer Shomali, Josef Erçevik ve Elif Eda Tartar Karagöz, İma jürisinde ise Gökdemir İhsan, Ege Ellidokuzoğlu, Yücel Erzen yer alıyor.

Festival kapsamında ünlü senarist Robert Mckee Türkiye’ye geliyor. Yarın Bosphorus Four Seasons’da, saat 15.00’te basın toplantısı yapacak. Festivalin ödül töreni ve kapanışı cuma günü Cemal Reşit Rey’de saat 19.30’da gerçekleşecek.

Eczacılar mağduriyetlerini giderecek düzene kavuşamıyor

Tüm Eczacı İşverenler Sendikası (TEİS) Yönetim Kurulu adına Genel Başkan Nurten Saydan yaptığı açıklamada, “Eczacılar olarak işlemediğimiz bir suçtan dolayı ‘af’ değil, hayata geçirilen uygulamalarda oluşan kayıplarımızı telafi edecek ‘insaf’lı düzenlemeler talep etmekteyiz” dedi.

TEİS Genel Başkanı, Eczacı Saydan açıklamasında, eczanelerdeki satışların tamamının, fatura ve fiş kesilerek yapıldığını ve bu satışların da yüzde 90’lık bölümünün SGK’ya yapıldığı için reçete karşılığı olduğunu belirtti. Saydan, “Her ilacın da ‘İlaç Takip Sistemi’ kaydı olduğundan dolayı, eczanelerimizde kayıt dışılık istesek de istemesek de mümkün olmamaktadır. Eczanelerimizde olmadığı halde sisteme göre eczanelerimizde görünen ilaç sorunu, gerek İlaç Takip Sistemi’nden (İTS), gerek Telekom altyapısından, gerekse eczanelerimizdeki paket program veya Medula Sisteminden kaynaklanan sorunlar yüzünden sistemden düşülemeyen kayıtlardan oluşan bir sorundur” ifadelerini kullandı.

Yaşanan tüm olumsuzluklara rağmen yüzde 2,5’luk kayıt hatasının, eczacıların başarısı olduğunu ileri süren Saydan, şu açıklamalarda bulundu: “Yetkililerin de çok iyi bildiği üzere bu hatalı kayıtlar; sistemin hayata geçmesinden bu yana yıllar boyunca birikmiş kayıtlar olup, yılların birikiminin bir günde çıkması sonucu oluşan astronomik rakamları çok büyük bir yolsuzluk imasıyla lanse etmek, yılda yaklaşık eczanelerimizde 2 milyar kutu ilaç satılırken, yıllar içinde biriken 49 milyon kutuyu, yani bir yıllık ilaç satışının yüzde 2,5’uğunu bu şekilde değerlendirmek insaf sınırları dışındadır. Söz konusu 49 milyon kutu ilaç, reçeteli olarak, fiş ve faturası kesilerek seneler içinde verilen ilaçlardır. Ama gerek İTS’den, gerekse kullandığımız eczane programlarının teknik yetersizliğinden dolayı sistemde kalmış olan karekodlardır”

 

“İTS, TÜM ECZACILARCA AZAMİ ÖZEN GÖSTERİLEREK UYGULANMAKTADIR”

Nurten Saydan, ilaç sahteciliğini ve ilaç kaçakçılığını önleyip, akılcı ilaç kullanımı açısından önemli veriler elde etmek amacıyla kurulan İTS’nin; amacını aşarak, sadece eczaneye ağır yaptırımlar ve sorumluluklar yükleyen bir sisteme dönüşmesini hedeflemenin, sektörün hiçbir paydaşına ve kamuya bir faydasının bulunmadığını savundu. Saydan, “İlacın tüm aşamalarının kayıt altına alındığı İlaç Takip Sistemi, tüm eczanelerde gerek reçeteli satışlarda, gerekse ücretli satışlarda azami özen gösterilerek uygulanmaktadır. Hiçbir eczanede satılan ilacın kasıtlı olarak eczane programına okutulmadan ‘kayıt dışı’ diye tabir edilecek şekilde satışı yapılmamaktadır. Dolayısıyla yetkililerce ‘elden satıp da sistemden düşürmediğiniz ilaçları bildirin’ şeklinde yapılan açıklamayla yaratılmaya çalışılan ‘kayıt dışı satış’ algısını eczacılar olarak asla kabul etmiyoruz” dedi.

“BU ÜLKEDE EN İYİ KONTROL EDİLEN ÜRÜN İLAÇTIR”

Saydan, İTS’nin ülke genelinde üretilen ve satışı yapılan ilaçların anlık durumunu ve geçmiş kayıtlarını mercek altına alan bir sistem olduğunu belirtirken, “Bu sistemi mali bir süreç gibi değerlendirip, İTS’ye bildiriminde sorun yaşanmış bir satışı ‘mali bir kaçak’ olarak değerlendirmek hem İTS’nin işleyişini, hem de eczanelerdeki süreci bilmeden yapılmış talihsiz bir açıklamadır. İTS bildirimlerinde yaşanabilen olası sorunların, eczacının vergi yükümlülüklerini aksatması şeklinde yorumlanması kesinlikle kabul edilemez bir değerlendirmedir. Bu ülkede en iyi kontrol edilen ürün ilaçtır. Bu ülkenin en düzgün vergi veren meslek kollarından biri de eczacılıktır” ifadelerini kullandı.

TEİS Genel Başkanı Saydan, açıklamalarını şöyle sürdürdü: “Türkiye’deki ilaç satışlarının çok büyük bir kısmı Sosyal Güvenlik kapsamındaki hastalara reçeteler aracılığıyla ulaştırılmaktadır. Eczacılar; hastaların bilinçsizce ilaç kullanmasına karşı olup, ilaçların hekim reçetesiyle ve eczacı kontrolünde verilmesi tüm meslektaşlarımızın da ortak hedefidir. Ancak; gece çocuğunun antibiyotik şurubunu kırıp yenisini almak isteyen anneye, çocuğunun epilepsi ilacını yazdırmayı unutan babaya, diş hekiminin telefonla kanal tedavisi öncesinde ‘şu antibiyotiği kullan’ dediği hastaya, ya da eczanemize soluk soluğa gelip daha parasını ödemeden kutusunu yırtıp nefes açıcı ilacını alan hastalara ‘reçetesiz bu ilacı veremiyoruz, öncelikle hekiminize tekrar gidin’ demek ne meslek yeminimize, ne de günlük hayatın akışına uygun değildir. Yetkililer tarafından eczane pratiğine uygun, hasta sağılığını önceleyen düzenlemeler yapılmasını, eczacılara mağduriyet yaşatılmamasını, yaşadığı mağduriyetlerin giderilmesini ve bunun için de tüm dünyada olduğu gibi eczacıların görüşlerinin alınmasını istiyoruz”

Şanlıurfa’nın tek Süryani kilisesi İlahiyat Fakültesi Vakfı’na devredildi

Şanlıurfa’da 1861 yılında yapılan ve kentte Süryanilere ait tek ibadethane olan Reji Kilisesi, restore edildikten sonra Eyyübiye Belediyesi’ne bağlı bir kültür merkezi ve Harran Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Vakfı olarak kullanılmaya başlandı.

Sputnik’te yer alan habere göre, Ellisekiz Meydanı’nda bulunan Süryanilere ait Reji Kilisesi (Aziz Petrus ve Aziz Paulus Kilisesi), kültür merkezi olarak kullanılacak şekilde restore edildikten sonra Eyyübiye Belediyesi’ne tahsis edildi. Gazete Karınca’nın haberine göre, kilisenin bazı bölümleri kültür merkezi olarak kullanılırken, bir bölümü de Harran Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Vakfı olarak kullanılıyor.

150 yıllık su değirmenini baba ve oğul ayakta tutuyor

Bayramiç’e 15 kilometre uzaklıktaki 300 nüfuslu Beşik Köyü’ndeki eski günlerini arayan değirmende nadir de olsa buğday, arpa, yulaf ve çeşitli baklagiller öğütülüyor. Komşu Yassıbağ Köyü’ndeki köylülere de hizmet veren Kazdağları’ndaki pınarlardan 300 metrelik doğal kanalla gelen suyla çalışan tarihi değirmeni 15 yıl önce asıl mesleği marangozluk olan Ahmet Kızıl satın alarak çalıştırmaya başladı.

Değirmeni işletmesinde oğlu Harun’un da kendisine yardım ettiğini belirten Kızıl, “Değirmeni 150 yıl önce bizimde yaşadığımız Yassıbağ Köyü’nden ‘Hoca’ takma adıyla tanınan bir büyüğümüz yapmış. Ondan da oğlu ve torununa geçen bu değirmeni 15 yıl önce ben satın aldım. Satın aldığmızda kötü bir durumdaydı. Marangoz olmam ve bu tür işlerin elimden gelmesi sayesinde, oğlumla birlikte zaman içinde gerekli bakım ve onarımlarını yaparak ayağa kaldırdık. Değirmende eski yıllardaki kadar ürün öğütülmese de ölene kadar oğlumla buranın ayakta kalması için çalışacağız” dedi.

 

Görevden alınan akademisyenden ‘son ders’: Bu millet hiçbir zaman koyun olmadı

29 Ekim’de yayımlanan 675 sayılı Kanun Hükmünde Kararname (KHK) ile işlerinden olan İstanbul Üniversitesi akademisyenleri, bugün ögrencilerine veda etti. İstanbul Üniversitesi Araştırma Görevlisi ve Eğitim Sen İşyeri Temsilcisi, aynı zamanda Barış için Akademisyenler Girişimi’nden Levent Dölek, öğrencilerine hitaben bir konuşma yaptı.

“BİZ HİÇBİR ZAMAN GÜDÜLMEDİK, KİMSEYİ DE GÜTMEDİK”

Dölek konuşmasında şu ifadeleri kullandı:

İnsanlar inşaatlarda madenlerde hayatlarını vermeye devam ettiği müddetçe, biz borcumuzu ödemiş olmayacağız. Sizler de öyle. Bu ülke elbetteki okumuş insanlar bu ülkenin geleceğinde de, yönetiminde de büyük pay sahibi olacak ama esas olarak bu ülkeyi işçiler, emekçiler, maden işçileri, taşeron işçileri ve son dönemde konuşuluyor çobanlar. Evet onlar bu ülkeyi yönetebilirler ve yönetecek olanlardır. Dolayısıyla biz onlar için mücadele ediyoruz. Evet çobanlar da bu ülkeyi yönetecek olanlardır. Diğer bütün emekçiler yoksullar gibi. Ama bu millet hiçbir zaman koyun olmadı. Bundan sonra da olmayacak.

Biz hiçbir zaman güdülmedik. Kimseyi de gütmedik. Kimsenin de güdülmesine bundan sonrasında izin verecek değiliz. Ülkenin de dünyanın da geleceğini bu anlayışın belirleyeceğine inanıyorum. Hepinize teşekkür ediyorum.

Seyit Rıza ve yoldaşları için bugün Taksim’de mum yakılacak

“Yalan ve hilelerinizle baş edemedik, bize dert oldu. Önünüzde diz çökmeyeceğiz bu da size dert olsun” dedi Seyit Rıza. 15 Kasım 1937’de Elazığ Buğday Meydanı’nda asılarak idam edilen Seyid Rıza’nın ve yoldaşlarını anmak için İstanbul’da Galatasaray Meydanı’nda bugün saat 19.38’de mum yakılacak. Anmaya duyarlı herkes davet edildi.

Devlet tarafından 15 Kasım 1937’de Elazığ Buğday Meydanı’nda asılarak idam edilen Seyid Rıza’nın ve yoldaşlarını anmak için İstanbul’da Galatasaray Meydanı’nda bir etkinlik düzenlenecek.

15 Kasım Salı günü saat 19.38’de tüm Dersim kurumlarından oluşan Dersim Soykırım Anma Platformu tarafından mum yakılarak, Seyit Rıza ve yoldaşları anılacak.

15 Kasım Salı Akşam Saat:19.38 de tüm Dersim kurumlarından Dersim Soykırım Anma Platformu, Galatasaray Meydanı’na tüm Dersimlileri ve dostlarını BİR MUM yakmaya davet etti.

15 Kasım 1937’de idam edilen 7 kişin isimleri şöyle:

1.Seyid Rıza
2.Wuşene Seydi
3.Fındık Ağa
4.Hesenê İvrayim
5.Aliyê Mirzali
6.Hesen Ağa
7.Ressik Wuşen

pirha