Ana Sayfa Blog Sayfa 6085

Ümmühan Nine HES’çilere direniyor

Isparta’nın Darıbükü Köyü yakınlarında inşa edilen baraj ve HES nedeniyle mağdur olan 75 yaşındaki Ümmühan Uysal, sular altına gömülmek üzere olan evi için EPDK’ye karşı dava açtı

Isparta’nın Sütçüler ilçesinde, Yukarı Köprüçay Havzası’nda “acele kamulaştırma” kararı ile inşa edilen Kasımlar Barajı ve HES projesi nedeniyle bölgede bulunan birçok yurttaşın evi sulara gömüldü. Kamulaştırma işlemleri sonuçlanmadan su tutma işlemine başlanması sonucu Darıbükü Köyü de, tamamen yok olmak üzere. Baraj projesi için evine el konulan 75 yaşındaki Ümmühan Uysal, acele kamulaştırma kararının iptali için DSİ ve Enerji Piyasa Düzenleme Kurumu’na (EPDK) karşı dava açtı.

Avukatı Aynur Rüzgâr Gökçe aracılığı ile DSİ Genel Müdürlüğü’ne bir ihtarname göndererek, dava sonuçlanıncaya kadar su tutma işleminin durdurulmasını isteyen Uysal, evini terketmemek için ise EPDK’ye karşı açtığı davada kamulaştırma kararının iptalini talep etti.
Ancak dava süreci sonuçlanmadan Uysal’ın evini boşaltması istendiğini belirten Avukat Aynur Rüzgâr Gökçe, Kasımlar Barajı ve HES projesi için EPDK tarafından alınan “acele kamulaştırma” kararının iptali istemiyle Ümmühan Uysal tarafından Danıştay 6. Dairesi’nde dava açıldığını vurguladı.

Anayasal bir sorun

Darıbükü Köyü’nün sular altında kalmaya başladığının altını çizen Gökçe, bu uygulama nedeniyle Anayasa’nın da ihlal edildiğini söyledi. Gökçe, şöyle devam etti: “Su tutmaya devam edilirse köy yolu iyice su altında kalacak. Taşınma ihtimali dahi kalmayacaktır. Ayrıca müvekkilin bahçesi ve tarlası su altında kalacak, her şeyini kaybedecektir. Bu nedenle devam eden su tutma işlemi, Anayasa’nın konut ve barınma hakkını düzenleyen 57. Maddesi ve herkesin sağlıklı bir çevrede yaşam hakkını düzenleyen 56. Maddesine aykırıdır.”

Giresun’da iptal edilmişti

Öte yandan Danıştay 6. Dairesi’nin geçtiğimiz yıl Giresun’un Güce ilçesinde inşa edilen Çay Regületörü ve HES projesi için aldığı karar da, Bakanlar Kurulu’nca alınan “acele kamulaştırma” kararı hukuka uygun görülmediği için iptal edilmişti. ISPARTA

Su çekilince akın başladı

Seyhan Baraj Gölü’nde bulunan Sevgi Adası’na, suların çekilmesiyle birlikte karadan giden ziyaretçiler eşsiz manzara eşliğinde adanın keyfini çıkarıyor. Kış aylarında Adana’da güneşin sıcak yüzünü gösterdiği günlerde, Seyhan Baraj Gölü’nün ortasında bulunan Sevgi Adası oluşturduğu güzel görüntü nedeniyle yurttaşların akınına uğruyor. Rengârenk ışıklarla süslenen ada özellikle geceleri başka bir güzelliğe bürünüyor.

Adaya gidebilmek için sandal kiralayan yurttaşlar, son günlerde suların çekilip ada ile kara arasında bağlantı yollarının ortaya çıkması ile birlikte, bunu fırsat bilen yurttaşlar otomobilleri ve motosikletleriyle adaya akın etti. ADANA

Tarihi kiliseyi kültür merkezi yaptılar

Riha’da (Urfa) 1861 yılında yapılan ve Süryanilere ait kentteki tek kilise olan Reji Kilisesi, restore edildikten sonra Eyyübiye Belediyesi’ne bağlı kültür merkezi ve Harran Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Vakfı olarak kullanılmaya başlandı.

Geçmişi Cilalı Taş Devri’ne kadar uzanan ve M.Ö 11 bin yıllarında kullanılan dünyanın bilinen en eski mabedi olan Göbeklitepe Höyüğü’ne bugün ev sahipliği yapan Riha, tarihi seyir boyunca Ur, Urhoy, Urhei, Orhei, Orhayi, Ruhai, Ruhha, Ar-Ruha, Reha ve Edessa isimlerini aldı. Sahip olduğu coğrafik konumu ile Pagan inancı ve İbrahimi dinlere mensup halklara ev sahipliği yapan kent, bu özelliği nedeniyle son derece öneme sahip. Farklı toplum ve inançlara ev sahipliği yapmış tarihi kentin sahip olduğu bu zengin kültürel yapısı, inşa edilen mimari yapılardan da rahatlıkla anlaşılsa da bu özellik gün geçtikçe silinme tehdidi altında.

Kızılkoyun Mahallesi’nde yer alan tarihi Fırfırlı Kilise bunlardan biri. Camiye dönüştürülerek Fırfırlı Cami adı verilen kilisenin adı son olarak İyad Bin Ganem Cami olarak değiştirildi. Varak Haçı’nın 1092 yılında buraya getirilmiş olmasından dolayı camiye çevrilen kilise, Hristiyanlar için de önem arz ediyor.

Kent merkezinde bulunan Aziz John Kilisesi de şimdilerde Selahattin Eyyübi Cami olarak kullanılmakta. Yine onlar gibi camiye çevrilen diğer tarihi mekanlar da Balıklıgöl’de bulunan Halil-u Rahman Cami olarak bilinen Meryem Ana Kilisesi ile Ulu Cami olarak bilinen Kızıl Kilise.

İzler siliniyor

Camiye çevrilen bu tarihi kiliselere bugünlerde bir yenisi daha eklendi. Kentin Ellisekiz Meydanı’nda bulunan Süryanilere ait Reji Kilisesi (Aziz Petrus ve Aziz Paulus Kilisesi), kültür merkezi olarak kullanılacak şekilde restore edildikten sonra Eyyübiye Belediyesi’ne tahsis edildi. Kilisenin bazı bölümleri kültür merkezi olarak kullanılırken, bir bölümü de Harran Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Vakfı olarak kullanılıyor. 1998 yılında restore edilen kilisenin bahçesinden ve duvarlarından çıkarılan Süryanice yazılı mezar taşları da bugün halen Urfa Müzesi’nde sergilenmekte. RIHA

Dorfman’ın oyunu son kez sahnede

Latin Amerika’nın en önemli yazarlarından Ariel Dorfman’ın kaleme aldığı “Başka Bir Dünya İçin Manifesto: ‘Karanlığın Ötesinden Gelen Sesler” adlı oyunu İstanbul izleyicisine veda ediyor. Yolcu Tiyatro’nun sahneye koyduğu oyun, 17 Kasım saat 20:30’da Kadıköy Barış Manço Kültür Merkezi’nde son temsilini veriyor. Yazar, akademisyen Ariel Dorfman’ın bir röportaj kitabından uyarladığı, Yolcu Tiyatro’nun ise yeniden kurguladığı oyunda dünyanın farklı ülkelerinde ve Türkiye’de baskılara ve insan hakları ihlallerine uğramış gerçek insanların hikayeleri anlatılıyor. İSTANBUL

‘Sanatımızla direneceğiz’

Derneklerinin kapatılmasının sanatlarını engelleyemeyeceğini belirten sanatçılar, köy köy, mahalle mahalle yasaklara direneceklerini söyledi. Şair Erbaş ise ‘Atacağınız dizeyle, çizeceğiniz resimle, vuracağınız tını ile o aşılmaz denilen bütün karanlıkları aşarsınız’ diye konuştu

İçişleri Bakanlığı, OHAL’i gerekçe göstererek kapattığı 370 dernek arasında bulunan kültür kurumları, çalışmalarına her platformda devam edeceklerini kaydetti.

Dicle Fırat Kültür Merkezi çalışanları, AKP’nin baskılarına karşı baş eğmeyip sonuna kadar direneceklerini ifade ederek halkın bulunduğu her yerde çalışmalarını yürüteceklerini vurguladı. İzmir Mezopotamya Kültür ve Sanat Merkezi (MKM) çalışanları da, kurum önünde yaptıkları açıklamada her alanı MKM şubesine çevireceklerini kaydetti. Seyr-î Mesel Sanat Atölyesi ise tiyatro yapmak için gerekli olan tek şeyin tutku olduğunu belirterek çalışmlarını sürdüreceklerini söyledi.

Baskılara ve kapatılmalara tepki gösteren şair ve yazar Şükrü Erbaş da sanatın devletin baskıcı maskesini daha yaratıcı bir yol bularak tersyüz edebileceğinin altını çizdi.

Direneceğiz!

2003 yılından bu yana Amed’de kültür sanat faaliyeti yürüten Dicle Fırat Kültür Merkezi sanatçıları, içinde bulunulan süreci değerlendirdi. Müzisyen Bülent Turan, hiçbir baskı karşısında geri adım atmayacaklarını vurgulayarak “Biz de AKP faşizmine karşı baş eğmeyeceğiz ve sonuna kadar direneceğiz. Hitler ve Mussolini zamanında ülkelerinde ne yaptıysa bugün ülkemizde onlar yaşanıyor. Buna karşı sonuna kadar direneceğiz” dedi. Sanatın sadece dört duvar arasında icra edilecek bir faaliyet olmadığını kaydeden Turan, “Önemli olan sanatımızı her alanda halkımıza ulaştırmaktır. Biz de ev ev, sokak sokak, cadde cadde gezerek, sanatı halka ulaştıracağız” dedi.

Mirasa sahip çıkacağız

Dicle-Fırat Kültür Merkezi’nde folklor eğitmeni olarak görev yapan Nazlı Duman ise kapatmaların çalışmalarını durduramayacağını söyledi. Duman, “Ülkede tek dil, tek din oluşturmaya çalışılıyor. Fakat biz her alanda eğitimlerimizi sürdüreceğiz. Arkadaşlarımız canlarını feda ederek kültür ve sanat çalışmalarını buraya kadar getirdiler. Biz de bu mirasa sonuna kadar sahip çıkacağız” diye konuştu. Dicle Fırat Kültür Merkezi sanatçısı Mesut Gever de, devletin 90’lı yıllarda da kültür çalışanlarına yoğun bir şekilde yöneldiğini anımsatarak, “Hiçbir
dönem sanatçılarımız ve halkımız baskılar karşısında geri adım atmadı, atmayacak. Bu kapatmalarla bizi susturacaklarını sananlar yanılıyorlar” dedi.

Her yer MKM şubesi

İzmir MKM çalışanları, kapatılmalara mühürlenen binanın önünde düzenlediği basın açıklamasıyla tepki gösterdi.

HDP İl eşbaşkanlarının da destek verdiği açıklamada konuşan Sanatçı Adil Berti, yasakların çözüm olmadığını vurguladı. Berti, artık her alanı MKM şubesine çevireceklerini kaydetti. Başta Kürt kültürü olmak üzere tüm farklı halkların kendi müziğini kültürünü MKM bünyesinde yaşattığına dikkat çeken Berti, müziklerini sokaklarda sürdürmeye devam edeceklerinin altını çizdi.

Tiyatrocular için gerekli şey tutku

Kapatılan Seyr-î Mesel Sanat Atölyesi’nden Nurten Demirbaş ise yasakları ve kapatılmaları değerlendirdi. Seyr-î Mesel Sanat Atölyesi’nin 15 yıldır bağımsız faaliyet gösterdiğini ifade eden Demirbaş, Seyr-î Mesel Tiyatrosu’nun, güvenliğe nasıl bir tehdit oluşturduğunu anlamakta zorlandıklarını kaydetti. Tüm renklerin, seslerin griye boyandığı zamanlardan geçildiğine vurgu yapan Demirbaş, ‘Tek din, tek millet, tek devlet’ söylemine ‘tek dil’i de ekleyebiliriz artık. Yeni Türkiye’nin kırmızı çizgisi bu ve bizler de bundan nasibimizi alıyoruz maalesef” diye konuştu. Yaşam ile tiyatronun iç içe geçtiğini kaydeden Demirbaş, “Seyr-î Mesel ilk kez kapıların dışında kalmıyor. Tiyatrocular için gerekli olan tek şey tutkudur. Tutkunuzu yitirdiğinizde tiyatronuzu da yitirirsiniz. Tutku olduktan sonra her yer sahnedir. Hiç bu kadar tutkulu olmamıştık. Bu kötü günlerde ihtiyacımız olan tek şey birbirimize sarılmak” dedi.

Sarsılmaz tutuklandı

Kapatılan 370 dernek arasında olan Arzela Kültür ve Sanat Merkezi Derneği’nin Başkanı Abdulhakim Sarsılmaz, “çıkarıldığı mahkemece ‘terör örgütü propagandası yapmak” ve “terör örgütüne yardımı dernekte yapmak” iddiasıyla tutuklandı.

Karanlığın karşısına dizeler, resimler, tınılarımızla…

Sanatın bugün karanlık bir dönemle karşı karşıya olduğunu ifade eden Şükrü Erbaş, yaşananları değerlendirdi. Sanatın ve sanatçıların yasaklamalar, sansür ve otosansürle karşılaştıklarını kaydeden Erbaş, sanatın devletin o baskıcı maskesini daha yaratıcı bir yol bularak tersyüz edebileceğini söyledi. Erbaş, insanın kendine oto sansür uygulaması kadar onur kırıcı bir etkinin olamayacağını belirterek “Kültür sanat etkinliklerinin devlet tarafından yasaklanması düşüncenin yasaklanması anlamına gelir” diye konuştu. “Atacağınız bir dizeyle, çizeceğiniz bir resimle vuracağınız bir tını ile o aşılmaz denilen bütün karanlıkları aşarsınız” diyen Erbaş, sanatın yaratıcı bir dille devletin gücünü alaşağı edip ve komikleştirebileceğini ancak yaratıcının etik ve ideolojik değerlere ve cesarete sahip olması gerektiğinin altını çizdi.

KÜLTÜR SERVİSİ

Katalanlardan ‘irade’ yürüyüşü

Katalonya’daki bağımsızlık yanlısı sivil toplum örgütleri, İspanyol yönetiminin yargıladığı Katalan siyasetçilere destek için gösteri düzenledi.

Barcelona kentindeki Montjüic alanında toplanan Katalanlar, seçimle göreve gelmiş ancak bağımsızlıkçı girişimlerinden dolayı yargılanan Katalan siyasetçilere dokunulmamasını istedi. “Demokrasi için kurumlarımızı savunuyoruz” adı altındaki gösteriye katılmak için Barcelona dışından da çok sayıda kişi geldi.

Gösteriye, bağımsızlık yanlısı siyasi partilerin (CDC, ERC ve CUP) dışında Podemos, Yeşiller ve komünist Birleşik Sol (IU) partilerinin temsilcileri de katıldı. Bağımsız Katalan bayrakları taşıyan katılımcılar, bağımsızlık sloganları atarak İspanyol devletinin “yargıyı kullanarak Katalonya üzerinde baskı kurduğunu” kaydetti. Sağcı İspanya yönetimi, 259 belediyede 407 kişi hakkında soruşturma açmıştı. Katalan Ulusal Asamblesi Başkanı Jordi Sanhez, “Bağımsızlık girişimlerinden dolayı yargılananlara destek vereceğimizi söylemiştik ve o gün geldi. İspanyol devleti, seçimle göreve gelmiş Katalan siyasetçilere ve kurumlarına saldırmak için İspanyol yargısını kullanıyor” dedi. Londra, Dublin, Paris ve Lüksemburg’da da hafta sonu gösteriler düzenlendi. BARCELONA

Obama’nın Trump endişesi!

ABD Başkanı Barack Obama 20 Ocak’ta görevi devredeceği Donald Trump politikaları hakkında endişeli olduğunu söyledi

Amerika Birleşik Devletleri (ABD) Başkanı Barack Obama, son yurtdışı turu öncesi Beyaz Saray’da basın toplantısı düzenledi. ABD’nin yeni başkanı seçilen ve 20 Ocak’ta göreve başlayacak olan Donald Trump’a tavsiyelerde bulundu. Obama toplantıda Tramp’a Amerikan halkına “birlik sinyali” göndermesi tavsiyesinde bulundu. Gazetecilerin sorularını da yanıtlayan Obama, “Trump’ın başkanlığıyla ilgili kaygılarınız var mı” sorusuna, “Kesinlikle. Tabii ki kaygılarım var. O ve ben bazı konularda farklı düşünüyoruz. Hükümet ve demokrasimiz sürat teknesi değil. Bir okyanus gemisi. Ben de başkanlığa geldiğimde bunu anladım” yanıtını verdi.

Seçimden iki gün sonra Trump ile Beyaz Saray’da görüşen Obama, kendi partililerine de yenilgiyi kabul etmeleri telkininde bulundu. Beyaz Saray’daki görüşmede konuşulanlara da değinen Obama, “Trump ile mümkün olduğu kadar dürüsttüm. O ideolojik değil, daha çok pragmatist biri. Ona ülkeyi yönetmenin seçim kampanyasından farklı olduğunu söyledim. O da bunun farkında” şeklinde konuştu.

ABD

TSK’den Bab’a bombardıman

Türkiye ve ona bağlı gruplar, Cerablûs’ta olduğu gibi DAİŞ ile yeni bir devir teslim için kuzeyden Bab’a ilerliyor. QSD savaşçıları ise doğudan ve batıdan hazırlık yapıyor

Türkiye ve ona bağlı silahlı gruplar, Bab’ı ele geçirmek için pazar günü harekete geçti. “Fırat Kalkanı” harekatı kapsamında bölgeye getirilen Ehrar El Şam ve Sultan Murat Tugayları öncülüğündeki çeteci grupların Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) koordinesiyle ilerlemesine paralel olarak TSK’ye ait savaş uçaklarının da Bab’ta 15 noktayı vurduğu iddia edildi. TSK tarafından yapılan açıklamada yaşanan çatışmalarda “Fırat Kalkanı” harekatı kapsamında bölgeye getirilen 9 çeteci öldü, 52 kişi ise yaralandı. Hawar Haber Ajansı’nın geçtiği habere göre; Türkiye’ye ait savaş uçaklarının Bab’a yönelik bombardımanında 3 sivil yaşamını yitirdi, çok sayıda sivil ise yaralandı.

Çatışmaya ramak kala

Bu arada Rusya tarafından TSK’ye ait savaş uçaklarına Şehba bölgesinde 20 kilometre derinliğinde uçuş yapma izni verildiği ve Türkiye sınırına 35 kilometre mesafede bulunan Bab’ta uçakların uçuş yapamadığı iddia edildi. Bunun izerine Mare’nin güneyine getirilen tank ve obüslerle bölgenin vurulduğu belirtildi. Öte yandan Minbic’ten hareket eden Demokratik Suriye Güçleri’nin (QSD) El Bab’ın doğusundaki 6 köyü özgürleştirerek, Arima Kasabası’nı büyük oranda çembere aldığı öğrenilirken; Efrîn’den hareket eden güçlerin ise ilerlemesini sürdürdüğü kaydediliyor. Bölgede QSD ile Türkiye destekli gruplar arasında çatışmaların yaşanmasına ramak kaldığı belirtiliyor.

İnmeye mecburlarmış!

DAİŞ’in bulunduğu Bab’ın doğusunda QSD’ye bağlı Minbic Askeri Meclisi 18 kilometre, batısında QSD’ye bağlı Devrimci Güçler 11 kilometre, kuzeyinde Türkiye ve ona bağlı gruplar 8 kilometre, güneyde ise Suriye ordusu 7-8 kilometre mesafede bulunuyor. Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, 23 Ekim’de Bursa’da yaptığı konuşmada, El Bab’a kadar gidileceğini söylemişti. BAB

Şêrawa’ya atılan füzeler Rus yapımı

Efrîn Kantonu’nun Şêrawa ilçesine bağlı sınır köyü Xezawiyê’ye Pazar günü yapılan hava saldırısında yaşamını yitirenlerin sayısı 9’a yükseldi. Efrîn ile Îdlib sınır hattında bulunan köye önceki gün yapılan hava saldırısında 5 kişinin yaşamını yitirdiği, 51 kişinin ise yaralandığı belirtilmişti.

Efrîn Asayiş Güçleri Resmi Sözcüsü Cîgerxwîn Memo, saldırıda 9 kişinin yaşamını yitirdiğini 51 kişinin ise yaralandığını açıkladı. Memo, “Saldırının gerçekleştiği yol güzergâhı, sivillerin geçiş yaptığı başlıca alanlardandır. Ayrıca Suriye geneline yaşamsal ihtiyaçların geçişinin sağlandığı bir noktadır. Bu noktaya yönelik saldırıda siviller hedef alınmıştır. Saldırıda 9 sivil yaşamını yitirmiş, 51 sivil ise yaralanmıştır. Yaralılardan 19’unun hayati tehlikesi devam etmektedir” dedi.

Atılan füzelerden birinin parçalarına ulaşıldığını söyleyen Memo, “Güçlerimizin yaptığı incelemenin ardından saldırıda kullanılan füzelerden birinin enkazına ulaşılmış, füzenin Rus yapımı olduğu tespit edilmiştir. Ancak saldırının hangi güçler tarafından yapıldığı halen bilinmemektedir” diye konuştu.

İdlib ile Şêrawa arasında bulunan Xezawiyê Köyü’ne yapılan bombardımanın ardından yaralanan siviller Efrîn, Îdlib ve Halep’in kuzey kırsalındaki hastanelerde tedavi altına alınmışlardı. EFRÎN / ANHA

Ezaz’da çeteler arasında çatışma

15Kuzey Suriye’nin sınır kenti Ezaz’da dün Ehrar El Şam, Asîfet El-Şemal ve Sultan Murad Tugayları çeteleri arasında şiddetli çatışmalar yaşandı. Bab El Selame Kapısı’nın kontrolü nedeniyle yaşandığı belirtilen çatışmalar sonrası kapının Türkiye tarafı olan Öncüpınar’ın giriş çıkışlara kapatıldığı öğrenildi. Ağır silahların da kullanıldığı çatışmalarda onlarca ölü ve yaralının olduğu kaydedildi.

Geçtiğimiz günlerde de bu gruplar arasında Ezaz ve kapının kontrolü noktasında çatışmalar yaşanmış ve çatışmalarda çok sayıda kişi ölmüştü. El Rai üzerinden çok sayıda cenaze ve yaralı Kilis Devlet Hastanesi’ne taşınmıştı.

Öte yandan önceki gün de kentte Ehrar El Şam çetelerinin denetimindeki alana bomba yüklü iki araçla saldırı düzenlenmiş ve en az 26 çeteci ölmüştü.

“Fırat Kalkanı” isimli harekatın başlamasından beri MİT organizeli Sultan Murad Tugayları çeteleri ile diğer çeteci gruplar arasında çatışmalar yaşanıyor. Geçtiğimiz ay da Sultan Murad Tugayları, önce Feyleq El Şam, daha sonra da Nureddin Zenkî Tugayları ile Cerablûs’ta çatışmıştı.

Çoğunluğu Türkmenlerden oluştuğu iddia edilen Sultan Murat Tugayları çetelerinin bölgeyi Türkleştirmesi ve diğer grupları tasfiye etmeye çalışması üzerine çatışmaların çıktığı belirtiliyor. EZAZ