Ana Sayfa Blog Sayfa 6086

Şengal’de ilk aşama tamamlandı

Musul’a yönelik kurtarma harekatı sürerken, YBŞ ve YJŞ güçlerinin Şengal köyleri için başlattığı harekat sırasında çok sayıda köy kurtarıldı. Hala çetecilerin işgali altında bulunan köyler var. Êzidî kadınlarının ve annelerinin bir daha acı çekmemesi için yeni dalga bekleniyor

Şengal’de Êzidî Kadınları İntikam Hamlesi adıyla başlatılan operasyonun birinci hamlesi tamamlandı. YBŞ ve YJŞ, Şengal’in bütün köyleri ve çetelerin elinde bulunan Ezidî kadın ve çocukların tamamının kurtarılana kadar mücadelenin devam edeceği mesajını paylaştı. RojNews haberine göre Şengal Kadın Birlikleri Komutanlığı ve Şengal Direniş Birlikleri, Êzidî Kadınları İntikam Hamlesi hakkında yazılı açıklama yaptı. Şengal’in Sewra Köyü’nde çatışmalar yaşanırken yapılan açıklamada YBŞ ve YJŞ’nin başlattığı operasyonun birinci hamlesi 3’üncü gününde başarıyla tamamlandığı kaydedildi. Komutanlık, YJŞ ve YBŞ olarak Êzidî Kadınları İntikam Hamlesi adıyla Êzidxan’ın köylerini kurtarma operasyonu başlattıklarını hatırlatarak, “Êzidxan savaşçıları olarak amacımız onurumuzu ve topraklarımızı korumak ve kurtarmaktır” diye kaydetti.

3 Ağustos 2014’te Şengal merkezi ve köylerinin işgal edildiğinin hatırlatıldığı açıklamada, “O günlerde hiçbir güç ya da devlet Êzidîlere sahip çıkmadı. Özsavunma esası üzerinden kendi gücümüzü kurduk ve Êzidî kadınlarının ve annelerinin bir daha acı çekmemesi ve yaralarının sarılması için Êzidxan kızları olarak özgün birliklerimizi kurduk. Şengal’in ve birçok köyünün kurtarılmasında da büyük rol oynadık. Ama hala da birçok köy ve esirimiz çetelerin elinde” denildi.

Mayınlar temizleniyor

Êzidxan köylerini kurtarmayı amaçlayan operasyonun birkaç aşamadan oluştuğunun kaydedildiği açıklama şöyle devam etti: “İlk aşaması Sikiniye, Heyale ve Geliye Şilo (Şilo Vadisi) ile Sewra köyleri arasındaki üçgeni kurtarmaktı. Bu bölge bizler açısında çok önemli. Çünkü bu alanın alınmasıyla çetelerin Şengal Dağı’yla bağlantısı kesilmekte ve Şengal ile Mediban arasındaki hat açılmaktadır. Birinci hamlede buraların kurtarılması ve güvenliğinin sağlanması esas alındı. Şimdi bu bölgeler kurtarılmış ve YJŞ ve YBŞ güçleri olarak halkımızın güvenli bir şekilde bu alanlara gelebilmesi için çetelerin döşedikleri mayınları temizliyoruz. Birinci aşama için hedeflediğimiz köyler özgürleştirildi ve hamlenin birinci aşamasının tamamlandığını söyleyebiliriz. Kurtardığımız bölgelerde mevzilerimizi hazırlıyoruz ve böylece buraların tekrar çetelerin eline geçmemesi için tedbir alıyoruz. Operasyonlarımız ve savaşımız devam edecek. Bütün köyler ile Êzidî çocuk ve kadınlarının tamamı özgürleştirilene kadar mücadelemiz devam edecek.”

Destek açıklaması

YPJ Resmi Sözcüsü Nesrîn Ebdullah, YJŞ güçlerinin öncülüğünde başlatılan Êzidî Kadınları İntikam Hamlesi’ni desteklediklerini açıklayarak, “2014 yılının Ağustos ayında Şengal’deki yoldaşlarımıza tarihi bir görev olarak destek olduk. Şimdi de YJŞ güçleriyle birlikte, beraber mücadele yürütmek için hazırız… Özelikle Reqqalı kadınlar için başlattığımız hamleyle birlikte YJŞ güçlerinin başlattığı bu hamle büyük bir değer taşımakta ve Kürt kadının aynı çizgi ve amaç üzerinde hareket ettiğini göstermektedir” dedi.

Slow Food’ta her şey organik

Foça’da pazar günleri kurulan ve Türkiye’nin ilk yeryüzü pazarı olan Slow Food Foça Yeryüzü Pazarı’nda, ‘Başka bir yaşam biçimi mümkün’ diyen üreticiler, doğadan topladıkları organik ürünleri tüketiciyle buluşturuyor

İzmir’in Foça ilçesinde 2011 yılından beri faaliyet gösteren ve Türkiye’nin ilk yeryüzü pazarı olan Slow Food Foça Yeryüzü Pazarı’nda, üreticiler doğadan topladıkları organik ürünleri tüketiciyle buluşturuyor. Foça Zeytindalı Birliği’nin desteğiyle her pazar günü Foça merkezde bulunan Yeni Park alanında 08:30-18:30 saatleri arasında kurulan Yeryüzü Pazarı’nda üreticiler ürünlerini sergiliyor. Foça’daki Yeryüzü Pazarı, sadece alışveriş yeri değil aynı zamanda tat eğitimleri ve seminerlerini de sunuyor. Yeryüzü Pazarı’nda bulunan üreticiler, kendi ürettikleri ürünleri satıp, sorumluluk alıyor. Yeryüzü Pazarı’nda bulunan ürünler kimyasal madde içermezken, Foça Zeytindalı Birliği tarafından da denetimi yapılıyor. Yeryüzü Pazarı’nda “doğal ürün” kuralına uymayan üreticilerin sözleşmeleri ise Foça Zeytindalı Birliği tarafından tek taraflı olarak feshediliyor.

Sadece mevsiminde yetişenler

Tüm İzmirlileri Yeryüzü Pazarı’na beklediklerini kaydeden Foça Zeydindalı Birliği Başkanı Gül Girişmen, “Semt pazarında her şeyi bulabilirsiniz ama burası semt pazarına göre ayrıcalıklı. Çünkü biz sadece burada mevsiminde yetişen ürünleri çıkartıyoruz. Bu dönemde burada domates göremezsiniz çünkü domatesin mevsimi bitti. Üretici kendi ürettiğini getiriyor, farklı bir yerden satın alıp tezgahına koymuyor” diye konuştu.

Yeryüzü Pazarı’nda katılımcı olan Turhan Çiftçi ise “Başka bir yaşam biçimi mümkün” diyerek Yeryüzü Pazarı’nın aynı zamanda yavaş yeme ve yavaş yaşama alışkanlığıyla tanımlanabileceğine dikkat çekti. Yüksek iddia ve kazanım içerisinde olmadıklarını aktaran Çiftçi, “Yüz yılların biriktirdiği değerleri şimdiki insanımıza anlatmaya çalışan doğal yaşamın gönüllü üreticileriyiz” diye konuştu.

Şifa dağıtıyor

Yeryüzü Pazarı’nda doğal otlar satan Hüseyin Karaca da, dağda ot toplamaktan yıpranan ellerine bakarak “Bu pazardaki emek boyutunu görmek istiyorsanız ellerimizde oluşan yaralara bakmanız yeterli” dedi. Doğadan topladığı otları pazarda yenilebilecek duruma getirdiğini ifade eden Karaca, dağlardan topladığı kekik, adaçayı, karabaş, kuzukulağı ve daha birçok otun ise şifa dağıttığına dikkat çekti.

Slow Food nedir?

Kâr amacı gütmeyen bir hareket olan Slow Food, 1989 yılında fast food ve hızlı yaşam tarzına, yerel geleneklerin yok oluşuna ve insanların ne yediklerine, yedikleri yemeğin nereden geldiğine, tadının nasıl olduğuna ve yaptıkları yemek tercihlerinin dünyanın kalanını nasıl etkilediğine dair ilgilerinin azalmasına karşı İtalya’da Carlo Petrini tarafından kuruldu. Slow Food’un bugün dünyada 100 binden fazla üyesi, bin 300 yerel şubesi ve kaliteli yemeklerin sürdürülebilir üretimi üzerine çalışan 2 binden fazla yemek kuruluşu bulunuyor.

İZMİR

Tarih kaderine terkedildi

Hatay’ın Antakya ilçesinden geçen Asi Nehri’nin hemen dibinde bulunan tarihi su kemeri kaderine terkedildi. Tam tarihi net olarak bilinmeyen kemer, Antakya şehir merkezinde bulunan tarihi evlerden sonra yer üstünde en net olarak görülebilen eserler arasında yer alıyor. Şehirleşme ile birlikte şehrin orta yerinde bir başına kalan kemer, gün gün bakımsızlık nedeniyle dökülüyor. Hatay Büyükşehir ve Antakya Belediyesi’nin umursamazlığı karşısında yok olmaya yüz tutan kemer, tarihe kazandırılmayı bekliyor.

Zarok TV açıldı, çocukların yüzü güldü

KHK ile kapatılan Zarok TV’nin gelen tepkiler üzerine tekrar açılması, en çok anadillerinde çizgi film izlemekten yoksun bırakılan çocukları sevindirdi. Çocuklar, ‘Şirinleri ve Zarok TV’yi tekrar izleyeceğiz’ dedi

Çocukların Kürtçe anadillerinde çizgi film izleyebilmeleri için 21 Mart 2015’te yayına giren, Olağanüstü Hal (OHAL) kapsamında 28 Eylül’de yayınlanan Kanun Hükmünde Kararname (KHK) ile birçok televizyon kanalıyla birlikte ekranı karartılan Zarok TV, gelen tepkiler üzerine yeniden açıldı. Kanalın açılmasına en çok sevinen ise, yine çocuklar oldu. Zarok TV’den çok şey öğrendiklerini söyleyen çocuklar, televizyonun tekrardan açılmasından duydukları sevinci gizleyemiyor.

‘Şirinleri tekrar izleyeceğiz’

Televizyonun izleyicilerinden 10 yaşındaki Werdê Ebdî, Kürtçeyi bu kanal sayesinde öğrendiğini ifade ederek, “Kürtçe şarkıları, Şirinleri ve çizgi filmleri tekrardan izleyeceğim. Zarok TV çok güzel. Bütün çocuklar gibi ben de çok mutlu oldum” dedi. Kürtçe eğitim veren okula giden 2’nci sınıf öğrencisi 10 yaşındaki Nûpelda Nakiş da, Zarok TV’yi bundan sonra daha çok izleyeceğini belirterek, “Gerçekten çok mutlu olduk. Şirinleri ve birçok eğlenceli programlar izliyorduk. Bunlardan çok şey öğreniyorduk. Bundan sonra Zarok TV’yi daha çok izleyeceğim. Bütün çocukların Zarok TV’yi izlemelerini istiyorum” dedi.

Kulübe kesilen cezayı kendileri ödedi

Süper Toto 2. Lig Beyaz Grup’ta lider Amedspor’un, 10’uncu hafta maçında konuk ettiği Fatih Karagümrük ile oynanan müsabakada taraftarların attığı tezahürattan dolayı verilen 4 bin TL cezayı kendi aralarında toplayan taraftarlar kulübe teslim etti. Profesyonel Futbol Disiplin Kurulu (PFDK) tarafından verilen cezanın kulübe yüklenmesine gönlü razı olmayan Direniş Taraftar Grubu üyeleri, statta kağıt mendil satarak para topladı. Sezon boyunca Amedspor taraftarlarının dünyaya örnek olduğunu dile getiren Direniş Taraftar Grubu Başkanı Ramazan Tugay, “Direniş grubu sezon başından bu güne kadar Amedspor’a bir zarar gelmesin diye kendilerini siper etti. Karagümrük maçında bazı kendini bilmez kişiler küfür ettiği için kulübe ceza kesildi. Bu ceza taraftar yüzünden verildiyse biz de Direniş Taraftar Grubu olarak bu cezayı kendimiz ödeyeceğiz dedik. Bir esnaf beni arayarak cezayı ödemek istediğini söyledi. Biz de bir kısmını kendisinden aldık, bir kısmını da dün oynanan Ofspor maçında kağıt mendil satarak topladık. Bu topladığımız 4 bin TL’yi kulübe teslim edeceğiz” diye konuştu.

‘Küfüre izin vermeyeceğiz’

Direniş Taraftar Grubu olarak tribünlerde küfür edilmesine asla izin vermeyeceklerinin altını çizen Tugay, “Bundan sonra sahada küfre yer vermeyeceğiz. Küfür edene biz ‘dur’ diyeceğiz. Artık kendi önlemlerimizi alacağız” diye ekledi. AMED

Cezaevi müdürü: Su yağdıracak kudretimiz yok

Yeni açılan Antep Cezaevi’nde 20’den fazla ağır hasta tutsağın tedavisi yapılmıyor. İHD yetkililerinin görüştüğü cezaevi müdürü ise ‘Gökten su yağdıracak kudretimiz yok’ dedi

Askeri darbe girişiminin ardından ilan edilen OHAL ile birlikte cezaevlerinde tutulan hasta tutsaklar ölüme terkedildi. İnsan Hakları Derneği (İHD) Dîlok (Antep) Şube yöneticilerinden Ayşe Erkabalcı, yeni açılan Antep L Tipi Kapalı Cezaevi’nde 20’den fazla hasta tutsağın tedavi edilmediğini söyledi. Cezaevinin açıldığı günden beri sorunları olduğunu söyleyen Erkabalcı, cezaevinde kalan bütün tutsakların sürgün ile geldiğinin altını çizdi.

Tutsaklara çıplak arama

Cezaevine yeni gelen tutsakların çıplak aramadan geçirildiğini söyleyen Erkabalcı, tutsaklara sosyal faaliyetlerinin kısıtlanmasına kadar birçok hak ihlali yaşatıldığını aktardı. Cezaevi yönetiminin hasta tutuklular konusunda da hak ihlalinde sınır tanımadığını dile getiren Erbakalcı, cezaevi yönetiminin bu konudaki yaklaşımının suç teşkil ettiğini, Türkiye ve bölgede 323’ü ağır olmak üzere 905, Antep L Tipi Cezaevi’nde ise 20’yi aşkın hasta tutsağın bulunduğunu kaydetti.

Alaycı cevaplar

Erkabalcı, hasta tutsak ailelerinin kendilerine çok sayıda başvuru yaptığını, cezaevi yönetimi ile görüştüklerini, görüşmelerde tutukluların yaşadıkları tüm sorunların cezaevi yönetimine aktarıldığını belirtti. Erkabalcı, “Ne yazık ki müdür bey hiçbir iddiayı yalanlamadı. Ve bu tür uygulamaların güvenlik gerekçesi ile yapıldığını söyledi. Özellikle su sorununu dile getirdiğimizde ‘Gökten su yağdıracak kudretimiz yok. Olunca veriyorlar işte’ diyerek alaycı bir cevap verdi. İşkence iddialarına karşı ise suskun kaldı ve ‘Zaten gereken yerlere suç duyurusunda bulunmuşusunuz, gereken yapılır’ diye cevaplandırdı” dedi. DÎLOK

Tutsağa tecrit içinde tecrit!

2007’nin Mart ayında tutuklanarak hakkında 14 yıl 6 ay hapis cezası verildikten sonra Tekirdağ E Tipi Cezaevi’ne konulan tutuklu Resul Çetin, 4 yıldır tek başına hücrede tutuluyor. 5 yıl sonra Muğla Cezaevi’ne sürgün edilen Çetin, ailesi ve avukatları dışında kimse ile görüştürülmüyor. Diğer tutuklu ve hükümlülerle görüşmesi de yasak olan Çetin’in spor, kütüphane ve diğer kültürel aktivitelere dahil olması da yasak. Ayda bir kez gazete ve dergi verilen Çetin, hücresi psikolojik sorunları olan adli tutsakların altında olduğu için günün her saati çıkan gürültü ve bağırma sesleri nedeniyle de uyuyamıyor. Bu durumu defalarca idareye bildirmesine rağmen talebi yerine getirilmeyen Çetin’e, cezaevi yönetimi tarafından “Siz teröristsiniz, size verecek başka yerimiz yok” yanıtı verildi. Müvekkili ile görüşmesinin kaydedildiğini belirten Avukat Mazlum Demirbağ, bu koşullarda müvekkilinden sağlıklı bilgi alamadığını ifade etti. Müvekkilinin kendisine “Kapım açıldığında ya avukat ya da ailem gelmiştir. Onun dışında kapım açılmıyor” dediğini aktaran Demirbağ, Çetin’in şartlarının iyileştirilmesini istedi. İZMİR

‘Cezaevinde infaz ettiler’

Şırnak T Tipi Cezaevi’nde 28 Eylül 2016’da çıkan yangında 17 yaşındaki Cegerxwin Akdeniz ile birlikte yaşamını yitiren Seyit Rıza Şeran’ın (18) amcası Seydi Şeran, yeğeninin vücudunda yanık izi olmadığını, kafasının arkasına aldığı darbe ile öldüğünü belirtti. Yangından 5 gün sonra Seyit Rıza Şeran’ın yaralı olduğunu öğrendiklerini belirten Amca Şeran, cezaevi yönetiminden kimsenin kendilerini aramadığını söyledi.

Şeran, “Bizi doktorun yanına yönlendirdiler. Doktorun bizi görmek istediğini söylediler. Doktorun yanına gittiğimizde ise benimle yalnız konuşmak istediğini söyledi. Yalnız kaldığımızda bana yeğenim Seyit Rıza’nın öldüğünü söyledi. Ben itiraz ettim. ‘Nasıl olur, bize yangından dolayı yaralı olduğu söylenmişti’ dedim. Otopsisinin yapılıp cezaevi morguna götürüldüğünü aktardı” dedi.

Yanık yoktu

Cenazesini görmeye gittiğini belirten Amca Şeran, muhatap olacak kimseyi bulamadıklarını, sadece polislerin orada bulunduğunu aktardı. Ne doktor, ne morg yetkilisi, ne de savcının bulunmadığını kaydeden Şeran, “Poşeti açıp yüzüne baktığımda yüzünün sağlam olduğunu gördüm. Yüzünü kendime tam çevirmek için elimi başının arkasına attığımda elim kan doldu. Baktığımda kafasının patladığını gördüm. Oradaki polise ‘Bu kişi infaz edilmiş. Bunun kafası patlamış, bunun neresi yanmış. Yanan insanın en hassas yerleri tüyleri, tırnakları ve saçları olur’ dedim. O da zehirlenmiş olabileceği cevabını verdi” sözlerini kullandı. Şeran, otopsi raporunun da kendilerine verilmediğini söyledi. ŞIRNEX

Mücadelemiz kurumlarla sınırlı değil

KJA’nın kapatılmasına tepki gösteren dernek üyesi Fikriye Aytin, ‘Biz başlarken kurumlarımız yoktu. Kurumların kapatılması çalışmalarımızı engellemeyecek’ dedi. 40’tan fazla kadın örgütü ise başlattıkları imza kampanyası ile dayanışma ağı kurdu

15 yılında dernekleşerek Kürt kadınlarının örgütlü mücadelesinin sesi olan Kongreya Jinên Azad (KJA), Dönem Sözcüsü Ayla Akat Ata’nın tutuklanmasının ardından kapısına mühür vurularak kapatıldı. Kadını eve hapseden politikalara karşı; kadının ekonomik, siyasal, örgütsel ve toplumsal sorunları üzerine ürettiği politikalar ve diplomasi alanında yürüttüğü önemli çalışmalar ile KJA, Kürt kadın hareketinin çatı örgütü olarak birçok kadın kurumunu da bünyesinde barındırıyor.

Kapatma kararına ilişkin değerlendirmelerde bulunun KJA Üyesi Fikriye Aytin, kapatma kararının ‘bir tesadüf sonucu’ olmadığının altını çizerek, “Kadın mücadelesinin önüne geçemeyenler kapatma kararı verdi” yorumunu yaptı.

‘Kararı tanımayacağız’

KJA’nın diplomasi alanında da önemli çalışmalar yürüttüğünü hatırlatan Aytin, kapatma kararının amacını “Kadınları sindirerek mücadelenin dışına itmektir” sözleri ile özetliyor. KJA’nın verdiği mücadelenin ‘kurumlarla sınırlı’ olmadığının altını çizen Aytin, sözlerine şöyle devam ediyor: “Biz geçmişte de mücadelemizi sürdürürken kurumlarımız yoktu. Sokaklarda, alanlardaydık. Bir kurumun kapatılması bizim çalışmalarımızın önüne geçemeyecektir.” Kapatma kararını tanımayacaklarını ifade eden Aytin, çalışmalarını sürdüreceklerini söylüyor.

‘Yol arkadaşlarımızın yanındayız ‘

Aralarında Muş Kadın Çatısı Derneği, Gökkuşağı Kadın Derneği, Panayır Kadın Dayanışma Derneği, Kongreya Jinên Azad, Van Kadın Derneği gibi kadına yönelik şiddet ve cinsiyet eşitsizliğine karşı mücadele veren derneklerin de bulunduğu 370 derneğin İçişleri Bakanlığı’nın kararı ile kapatılmasına yönelik 40’tan fazla kadın örgütü bir imza kampanyası başlattı.

“Yol arkadaşlarımızın yanındayız” başlığı ile başlatılan kampanyanın metninde şöyle denildi: “Güç, baskı ve korkunun yüceltildiği bu eril hal; hak temelli çalışan, cinsiyet eşitsizliğine, kadınlara yönelik şiddete karşı mücadele eden kadın örgütlerine, kadınların özgürlük ve eşitlik iddiasına düşmanlık. Kadınlara her gün yaşatılan şiddetin devletleşmiş, ağırlaştırılmış hali… Mekanımız kadınların olduğu her yer, kapımız kadınların olduğu her eşik, penceremiz tarihimiz, anahtarımız dayanışmamızdır. Mühürlenen derneklerin yanındayız, dayanışmaya, birlikte mücadele etmeye devam edeceğiz. #KadınlarSusmayacak.”

Amûdê’de öğrenciler kadına şiddeti tartıştı

Cizîrê Demokratik Özerklik Yönetimi Kadın Koordinasyonu ve Kürt dili öğretmenleri, kadına yönelik şiddetle mücadele konulu seminerler düzenliyor. Seminerlerden ilki Amûdê kentindeki Zenûbiya Okulu’nda gerçekleştirildi. Öğrencilerin yoğun ilgi gösterdiği seminer, Maliye Konseyi Eşbaşkanı Remziya Mihemed tarafından verildi. AMÛDÊ