Ana Sayfa Blog Sayfa 6091

HDP ilçe binasına silahlı saldırı

HDP İskenderun İlçe Örgütü dün gece kimliği belirsiz kişi veya kişilerce silahlı saldırıya uğradı

Halkların Demokratik Partisi (HDP) İskenderun İlçe Örgütü, dün gece geç saatlerde kimliği belirsiz kişi ve kişilerce silahlı saldırıya uğradı. Sabah ilçe binasına geldiklerinde pencerelerin kırıldığını gören partililer, polisi aradı. Saldırı ile ilgili soruşturma başlatıldı.

Saldırıya tepki gösteren İskenderun İlçe Eşbaşkanı Ahmet Çahan, yapılan saldırıyı kınayarak, saldırının faili veya faillerinin bulunmasını istedi. İlçe binalarının daha öncede silahlı saldırıya uğradığını hatırlattı. Öğleden sonra HDP İskenderun İlçe binası önünde basın açıklaması yapacaklarını da vurgulayan Çahan, tüm demokrat kesimleri sahiplenmeye çağırdı.

Kaynak: ANF

Yurttaşlar kent girişinde yine bir zulümle karşılaşıyor!

Şirnex’te 8 aydır yapılan saldırı ve yıkımın ardından ‘sokağa çıkma yasağı’ bu sabah kısmi olarak kaldırılmasının ardından zorla göç ettirilen yurttaşlar, evlerine geri dönmeye başlarken, kent girişinde yeni bir zulümle karşılaşıyor

Şirnex’te (Şırnak) 14 Mart tarihinde valilik tarafından ilan edilen ‘sokağa çıkma yasağı’ bu sabah itibari ile kısmi olarak kaldırıldı. Aylardır büyük bir bölümü yakılıp yıkılan kentten zorla göç ettirilen yurttaşlar da yasağın kısmi olarak kaldırılmasıyla birlikte geri dönüyor. Kent girişinde kurulan arama noktalarında tek tek aranan ve GBT kontrolü ile araç aramasının ardından içeri alınan yurttaşlara, bir de arama işkencesi yapılıyor. Yüzlerce kişi evinin akıbetini öğrenmek için kente akın ederken, arama noktasında uzun kuyruklar oluştu.

Çatışmalar 4 Haziran’da bitti

14 Mart’ta ilan edilen yasağın 82’inci gününde Şırnak Valiliği tarafından yapılan açıklamada “operasyonların son bulduğu” açıklanmasına rağmen yasak sürdürülmüştü. 12 mahallesi bulunan 69 bin nüfuslu kentte, çatışmalar 4 Haziran’da son bulmasına rağmen kentte eğitimlerini yeni tamamlayan özel harekatçılara “meskûn mahal eğitimi” verildi. Dönemin Jandarma Genel Komutanı Galip Mendi, batı illerinden getirilen çok sayıda jandarma özel harekatçıya Şirnex’te şehir savaşı eğitimi alacağını açıklamıştı. Kentte özel harekatçılara eğitim verilemesiyle birçok ev ve işyeri kullanılamaz hale getirildi.

Sağlam binalar da yıkıldı

12 mahallesi bulunan kentte çatışmalar ağırlıklı olarak Bahçelievler, İsmetpaşa, Dicle, Yeni, Cumhuriyet, Gazipaşa, Yeşilyurt ve Aydınlıkevler mahallelerinde yaşanmıştı. Ancak kentin diğer mahalleleri de tank, top, obüs ve ağır silahlarla yerle bir edildi. Çatışmaların 4 Haziran’da son bulduğu kentte, “meskûn mahal eğitimi” sonrası ise yasak kaldırılmayarak yıkım başlatıldı. Özel şirketlere verilen ihalelerle kentin sağlam binaları da yıkıldı. Şehirlerinde çıkarılan yurttaşlar, topraklarını terk etmeyerek aylarca kent etrafında kurdukları çadırlarda yaşamıştı.

ŞİRNEX

İstanbul Maltepe’de patlama

İstanbul’da bir elektronik firmasına kurye ile gelen paket patladı, yaralıların olduğu belirtiliyor

İstanbul’un Maltepe ilçesine bağlı Zümrütevler Mahallesi’nde bulunan General Systems Design isimli elektronik firmasına kurye ile gönderilen paket patladı. Yaşanan patlama sonucu yaralananlar olduğu belirtildi. Patlama sonrası olay yerine çok sayıda ambulans sevk edildi.

Aldatılmamış ‘kumpas’ kurmuş

Eski MİT Müsteşarı Emre Taner’in TBMM Darbe Araştırma Komisyonu’ndaki sunumu, Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın “aldatıldık” dediği Ergenekon davası sürecindeki bazı karanlık noktaları gün yüzüne çıkardı.

Birgün gazetesinin haberine göre Taner, 2009 yılında Erzincan’da Milli İstihbarat Teşkilatı’nın (MİT) üç mensubunun gözaltına alınmasının, dönemin Başbakanı Tayyip Erdoğan’ın izniyle gerçekleştiğini ilk kez açıkladı. Ayrıca dönemin Erzincan Cumhuriyet Başsavcısı İlhan Cihaner’in Adalet Bakanlığı’na gönderdiği ve “Jandarma ile adli mercilere tuzak kurulacak” uyarısı yaptığı yazının da MİT’ten gizlendiği ortaya çıktı.

“Erzincan Ergenekonu” olarak bilinen soruşturma, şimdilerde Cemaat soruşturması kapsamında tutuklu bulunan dönemin Erzurum Özel Yetkili Cumhuriyet Savcısı Osman Şanal tarafından başlatılmıştı. Dönemin ilk kırılması üç MİT mensubunun 2009 yılında gözaltına alınması olurken, bundan sonra ise soruşturma, Erzincan Cumhuriyet Başsavcısı İlhan Cihaner’in makam odası basılarak gözaltına alınması ve tutuklanmasına kadar uzanmıştı.

HABER MERKEZİ

Die Linke: Suç ortaklığına son verin

Türkiye’de yaşanan tutuklama ve kapatmalara karşı Avrupa’da başlayan eylemler devam ediyor. Köln’de yüzbinlerin katılımıyla yapılan eylemde AB’ye ve Alman hükümetine Türkiye’de yaşananlara sessiz kalmama çağrısı yapıldı

DP eşbaşkanları ve milletvekillerinin tutuklanmasına karşı başlatılan eylemler devam ediyor. Kürdistan ve Türkiye’de yapılan eylemlerin yanı sıra Avrupa’da da günlerdir Kürdistanlılar ve dostları sokakta.
Almanya’nın Köln kentinde binlerce kişinin katıldığı bir yürüyüşle protesto eylemi düzenlendi. Yürüyüşün ardından ise bir miting düzenlendi. Demokratik Kürt Toplum Merkezi (NAV-DEM) ve bir çok Türkiyeli sol kurumun bir araya gelip oluşturduğu Demokratik Güç Birliği Platformu’nun desteklediği mitinge, Die Linke, Yeşiller Partisi, FDP ve yüzlerce yurttaş katıldı.

‘Sessiz kalmayın’ çağrısı

Yapılan yürüşte sık sık “Faşizme karşı omuz omuza” ve “HDP halktır, halk isyanda” sloganları atıldı. Yürüyüşün ardından yapılan mitingde söz alan Alman basın sendikası başkanı Frank Überal, tutuklu gazetecilerle dayanışmak amcıyla mitinge geldiğini belirterek, “Avrupa Birliği ve Almanya’daki seçtiğimiz yöneticilerimize sesleniyorum. Türkiye’deki insanlık dışı uygulamalara sessiz kalamazsınız” dedi. Die Linke Milletvekili Sevim Dağdelen, “Türk devleti, bir yıldan beridir Kürt halkına karşı barbarca bir savaş yürütüyor. Alman devleti bir an önce bu silah sevkiyatını ve istihbarat değişimini durdurup, Türk devleti ile suç ortaklığına son vermelidir” dedi.

‘Biat ettirmek istiyorlar’

DTK Eşbaşkanı Hatip Dicle de, “Demokrat olan herkesi tutukluyorlar. Çünkü biat ettirmek istiyorlar ama bu hevesleri kesinlikle kursaklarında kalacak” diye konuştu. HDP İstanbul eski milletvekili Turgut Öker ise “Demokrasi Cephesi olarak bir araya gelseydik bugünkü durum ortaya çıkmazdı” dedi. Yapılan konuşmaların ardından mitingde, sanatçı Pınar Aydınlar ve Hozan Cömert bir konser verdi. Almanya’nın Lübeck ve Berlin kentlerinde de eylemler yapıldı.

Fransa’da kitlesel yürüyüş

Fransa’nın Besançon kentinde Kürt Kadın Hareketi (TJK-E) öncülüğünde kitlesel bir yürüyüşle tutuklamlar protesto edildi. Amiens, Nantes ve Paris’te düzenlenen eylemlerle de HDP’ye yönelik saldırılar protesto edildi. Yunanistan’ın başkenti Atina’da ise ülkenin en büyük havaaalanı olan Elefteria Venizelos Havaalanı işgal edildi.

İtalya’dan İskoçya’ya eylem

Hollanda’nın Den Hag kentinde de bütün kentlerden gelen yüzlerce kişiyle bir yürüyüş ve miting düzenlendi. Beursplein’de başlayan yürüyüşe Kürdistanlılar, Türkiyeli devrimciler ve Hollandalı Kürt dostları katılırken, kitle sık sık “Yaşasın HDP”, “Faşizme karşı omuz omuza” sologanları attı. Toulouse kentinde de yürüyüş ve miting düzenledi. İtalya’nın Firenze, Roma, Milano ve İskoçya’nın Edinburg kentinden de eylemler yapıldı.

Plaza de Mayo Anneleri: Kürt halkının yanındayız

HDP’ye yönelik operasyonlar Arjantin’de Buenos Aires’teki Türkiye Büyükelçiliği önünde protesto edildi. Eylemde konuşan İzquierda Sosyalista Milletvekili Laura Marone, Türkiye’nin muhaliflere yönelik baskılarını kınadı ve parlamenter düzeyde de dayanışma çalışmalarını yükselteceklerini belirtti. Ulusal Kongre Milletvekili Alcira Argumedo ve Plaza de Mayo Anneleri’nden Mirta Baravalle ise, “Bütün dayanışmam Kürt halkının şanlı direnişiyle birliktedir” dedi.

HABER MERKEZİ

AB ekonomik önlemler alabilir

AKP’nin OHAL kapsamında çıkardığı KHK’larla muhaliflere yönelmesi ve hak ihlallerinde artışın yaşanmasına karşı AB kurumları somut yaptırımlara gitmeyi tartışıyor. Avrupa Parlamentosu Başkanı Martin Schulz’un Aralık ayında yapılacak AB Zirvesi’nde liderlerin Türkiye’ye ekonomik yaptırımları uygulama kararını alabileceği söylentilerini doğrular ifadeler kullandı. Alman basınına konuşan Schulz, “AB olarak ne gibi ekonomik önlemler alabileceğimizi düşünmeliyiz” dedi. Türkiye ile müzakerelerin kesilmesinin AB’yi “Türkiye’nin muhalefetine ve Temmuz’daki başarısız darbeden sonra gözaltına alınan on binlerce kişiye yardım etme kanallarından yoksun bırakacağını” belirten Schulz, “Bizler, AB olarak ne gibi ekonomik önlemler alabileceğimizi düşünmeliyiz” dedi. Schulz ayrıca Türkiye’nin idam cezasını yeniden getirmesi durumunda ise katılım müzakerelerinin sonlandırılacabileceğini de söyledi.

BERLİN

Erdoğan’dan OHAL uzatma sinyali

Cumhurbaşkanı Tayip Erdoğan Türkiye’de hayatı durdurma noktasına getiren OHAL’in bir kez daha uzatılacağının sinyalini verdi. Belarus dönüşü uçakta gazetecilerin sorularını yanıtlayan Cumhurbaşkanı Tayip Erdoğan, Trump’ı seçilmesinin ardından telefonla arayarak tebrik edip Türkiye’ye davet ettiğini söyledi. OHAL bahanesiyle Sivil Toplum Örgütlerine, muhalif basına mühür vuran Erdoğan, olağanüstü hal uygulamasının sürüp sürmeyeceği konusunda ise şunları söyledi: “Her şey yüzde 100 kontrol altında değil. Bazıları kalkıyor ne diyor? ‘OHAL kalksın.’ OHAL şu an hemen niye kalksın?… Biz ilk iktidara geldiğimizde bir ay içerisinde o zamanki OHAL’i kaldırmıştık. O zamanki OHAL, bölgede adeta hayatı durdurmuştu. Şu anda ülkemizde hayat durmuş değil. Herkes işine, gücüne, her şeyine rahatlıkla gidiyor, geliyor.”

HABER MERKEZİ

‘Şark Islahat Planı devam ediyor’

HDP’ye yönelik operasyonlar ile birlikte Türkiye’de gelişen son süreci değerlendiren Koma Civakên Kurdistan (KCK) Yürütme Konseyi Üyesi Zübeyir Aydar, yaşananların 1925 Şark Islahat Planı’nın devamı olduğunu belirtti.

ANF haber ajansına konuşan Aydar, HDP ile birlikte belediyelere yapılan operasyonların bir kaç boyutu olduğunu vurgulayarak, “1924’te yapılan ve 1925 yılında uygulanan Şark Islahat planı bugün de devam ediyor. Çözüm sürecinde de devletin hiçbir çözüm planı yoktu. Ne Oslo’da ne de İmralı’da bir çözüm planı vardı” diye konuştu. HDP’nin bir demokrasi gücü olduğunu ve tüm toplumu etrafında topladığını söyleyen Aydar, “Erdoğan Başkanlığı için Kürtleri tehdit olarak görüyor” dedi.

Aydar’ın konuşmasından bazı başlıklar şöyle: “1994 yılında bize karşı savaş açanlar bugün iktidardalar. Bugünküler onların devamıdır. O yıllarda, Tansu Çiler ve Doğan Güreş’in Kürtleri bitirme planı vardı. Bugün de Erdoğan aynı şeyi söylüyor. Ama bütün bu saldırılara rağmen Kürt hareketi güçlenip, büyüdü. Biten, yok olan onlar oldu. O zamanlar bir ittifakları vardı. Şimdi o da yok. NATO da onların arkasında değil.” Avrupa’daki Kürt politikacıların da hedefte olduğunu söyleyen Aydar, “Almanya’daki operasyonlar bununla ilgilidir” diye konuştu.

ANF

Neden birçok Ortadoğu ülkesi Trump’ın zaferini hoşnutlukla

Jane Kinninmont

İslam karşıtı söylemleri, Müslümanların Amerika’ya girişini yasaklama konusundaki iddiaları ve Suriyeli mültecilere yönelik alenen sergilediği düşmanlığa rağmen, Donald Trump’ın Ortadoğu’da destekçileri mevcut. Otoriter yönetimler Trump’ı, kendileri gibi güçlü adamlarla anlaşma yapabilecek ‘güçlü bir karakter’ olarak görüyor.

Körfez ülkelerindeki bazı elit gruplar, sert konuşan Cumhuriyetçi (muhafazakar) Trump’ın, İran konusunda Barack Obama’dan daha baskın olacağını umut ediyor. Trump, Obama’nın İran’ın nükleer programı ile ilgili yaptığı anlaşmayı bir ‘felaket’ diyerek eleştirmiş ve ‘gelmiş geçmiş en kötü anlaşma’ olarak nitelendirmişti.

Diğer taraftan, Tahran’daki yönetim de Trump’ın seçimden başarılı çıkmasını memnuniyetle karşılıyor çünkü bu durumun, ABD’nin kaçınılmaz çöküşünü hızlandıracağı düşüncesinde.

Bölgedeki birçok diğer kesim için ise – muhtemelen Ortadoğu’nun çoğunluğu için geçerlidir bu – her iki adayın da bölge için sunabileceği pek bir şey yoktu ve bu kesim için zaten ABD liderlerinin hepsi genel anlamda aynı konumda.

Trump’ın Ortadoğu politikası ile ilgili çeşitli ve çelişkili açıklamaları, siyasi ya da askeri bir geçmişe sahip olmayışı ve dış politikaya yönelik danışman ekibinin çok kısıtlı oluşu, birçok gözlemcinin farklı açılardan rahatça yorum yapabilmesini makul kılıyor.

Hillary Clinton kazanmış olsaydı, geniş kapsamlı siyasi geçmişi ve tanıdık yüzlerle dolu danışman ekibini göz önünde bulundurduğumuzda, dış politikadaki duruşu oldukça tahmin edilebilir olurdu. Bunun aksine, Trump’ın dış politika ile ilgili birçok konuya yönelik duruşu belirsiz. Ayrıca dünya genelindeki analistler tarafından da yetersiz bir şekilde incelendi; hatta yanlış analizler sonucunda ahmak ve kazanması imkansız bir aday olarak değerlendirildi.

Yine de bir takım sonuçlara varılabilinir. Örneğin, Trump güçlü adamlara olan saygısını defalarca dile getirdi ve hatta Saddam Hüseyin ve Muammer Gaddafi gibi ‘kötü adamların’ terörle mücadele konusunda kullanışlı olabileceğini dahi savundu. Geçmişteki beyanlarında ise, Çin yönetimini Tiananmen Meydanı olaylarını bastırma hususunda övmüşlüğü, Sovyetler Birliği’nde kontrolü kaybetmesinden ötürü Mihail Gorbaçov’u eleştirmişliği de var.

Ayrıca Trump, ABD başkanlarının 1945 sonrasında devam ettirdiği uluslararası düzene karşı da fazlasıyla şüpheli yaklaşıyor. Seçim günü Twitter üzerinden paylaştığı montajlanmış bir videoda Clinton’ın yabancı ülkelerin liderleriyle el sıkışmaları ve Dünya Ekonomi Forum’undan kesitler yer alırken, diğer taraftan da yüzlerinde kandırılmış ifadesi olan Amerikalı seçmenler gösteriliyor.

Trump ABD’nin çıkarları konusuna muhtemelen Clinton ya da Obama’ya kıyasla çok daha dar bir çerçeveden yaklaşacak ve küresel polis ya da özgür dünyanın lideri olma çabalarından ziyade ülkenin yerel ekonomisi ile ilgili konulara eğilecektir. Demokrasinin teşvik edilmesi hususuna bile daha az dikkat çekilecek; insan hakları ihlalcilerine yönelik baskılar azaltılacak ve büyük bir ihtimalle dış yardım da kesilecektir.

Yeni başkanın yaygın bir şekilde duyulan cinsel saldırı niteliğindeki yorumları da göz önünde bulundurursak, bölgede kadın haklarını savunmak da öncesine göre daha zor olacak ve hatta bu durum, batının cinsel normlarını ahlaksız ve dayatmacı olarak gören bölgedeki sosyal muhafazakarların söylemlerini de sağlamlaştırmaya yarayacaktır.

Ancak Trump’ın Obama ile tek ortak noktası, ABD halkının, ülkelerinin Ortadoğu’ya daha fazla girmesine hiç hevesli olmadığı yönünde ki farkındalık. Bu yüzden de, dünyanın o bölgesinden uzaklaşma dürtüsü devam edecek. Ve bu, ABD’yi tekrar olayların içine dahil etmeye yönelik planlar olsa bile böyle olacak. Vladimir Putin’i terörle mücadele edebilecek kapasitede biri olarak gören Trump, Rusya ile Suriye üzerinde anlaşmaya varma konusunda Clinton’dan daha hazır bir durumda.

İran anlaşmasını ‘feshedeceği’ yönündeki çıkışlara rağmen Trump muhtemelen bunu yapmayacak…

Ortadoğu barış sürecine yönelik olarak ise, ABD seçimlerinde genelde tercih edilen İsrail destekçiliği beyanlarında da daha da ileriye giden Donald Trump ‘iki devletli çözümün’ bir öncelik olmadığını savundu…

Arap dünyasındaki genel görüş ABD’nin bölgedeki müdahalelerine eleştirel yaklaşıyor. ABD’nin demokrasi ve insan hakları iddiaları, Irak savaşı ve sonrasında takip eden şiddet eylemlerinden dolayı oldukça geçersiz kalmış durumda. Bazı kesimler daha kendisine çekilmiş bir ABD görmekten memnun olacaklardır. Tabii bu da doğrudan bölgeye tam bağımsızlık ve meşruluk geleceği anlamını taşımıyor; zira Rusya, Çin, Hindistan ve Avrupa ülkelerinin bölge üzerindeki rekabeti daha da artacaktır…

https://www.theguardian.com/commentisfree/2016/nov/10/middle-east-donald-trump-president ‘den Çeviren: Burcu Gündoğan

birgün

Estetik için eşekleri katlettiler!

Çin’de bir kozmetik firmasının, gençlik iksiri ve serumu yapımında kullanılan deri ve mide sıvısı için günde bin eşeği katlettiği ortaya çıktı.

Habertürk’ün haberine göre; Çin’de faaliyet gösteren Shandong Dong’e Ejiao adlı dev kozmetik üreticisinin dünyaya pazarladığı ürünler için eşek çiftliği kurduğu belirtildi.

Şirketin, satış rekor kıran gençlik serumu için eşeklerin midesindeki özel sıvı ve derisini kullandığı ortaya çıktı. Şirketin yanına kurulan eşek çiftliğindeki katliamın, olaya tanık olan vatandaşların polise haber vermesi üzerine deşifre oldu. Gençlik serumu ve kozmetik üretimi için eşekleri öldüren ve özel sıvıyı kullanan şirkete tarihi ceza verileceği belirtildi.