Ana Sayfa Blog Sayfa 6111

Ankara Garı katliamı davasında sanığın söylediği sözler salonu karıştırdı

Ankara 4. Ağır Ceza Mahkemesi’nde 36 sanığın yargılandığı davanın görülmesine devam edildi. Duruşma öncesi mahkeme salonu girişinde aileler ile güvenlik önlemi alan polis arasında kısa süreli arbede yaşandı. Polisin ailelerden bazılarını salona almak istememesi üzerine çıkan tartışma, mahkeme görevlilerinin araya girmesiyle engellendi. Müşteki avukatları başlamadan söz alarak sorumlu emniyet amirinden şikayetçi oldu ve tutanaklara geçilmesini istedi.

SUÇLAMALARI KABUL ETMEDİ, TAHLİYESİNİ İSTEDİ

Duruşmada, dün sorgulanan Yakup Şahin’in ifadesinde Ankara’da buluşup olaydan sonra birlikte Gaziantep’e döndüğü yiyeni Hakan Şahin’in ifadesi alındı. Patlamadan 3 gün önce Ankara’ya gelerek keşif yaptığı yönündeki suçlamaları kabul etmeyen Hakan Şahin, Ankara’ya kan ile ilgili kronik rahatsızlığının tedavisi için geldiğini söyledi.

Kendisinin, tanık ifadelerinde yer alan IŞİD propagandası yaptığı ile ilgili iddiaları kabul etmeyen Şahin, “Hiç bir Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı ibadet şekline göre bir örgütle ilişkilendirilmez. Ben bir Müslüman olarak…” şeklinde ifadesine devam ederken salon bir anda karıştı. Ölenleri yakınları, “Sen mi Müslümansın, cehennemde yanacaksın, cehennem zebanisi” şeklinde bağrışmalar oldu. Bağrışmalar sırasında salonda bulunanlar bir anda sanık avukatlarının bulunduğu yere yöneldi. Salondakiler ve müşteki avukatları tartışma sırasında güldüğünü iddia ettikleri sanık avukatlarından birine tepki gösterdi. Mahkeme başkanının uyarılarına rağmen uzun süre salonda bağrışmalar oldu.
Tartışma sırasında jandarma ekipleri de ayağa kalkalar önlem aldı. Mahkeme başkanın sık sık savunmaya müdahale edenlerin salondan atılacağı ve ya da duruşmaya ara vermek zorunda kalacağını söylemesi üzerine müşteki avukatları araya girerek salonda sessizliği sağladı.
Tekrar savunmasına geçilen Hakan Şahin suçlamaları kabul etmedi ve “Rahatsızlığım ve tutukluluk sürem göz önüne alınarak, tahliyemi istiyorum, bu da mümkün değilse adli kontrol hükümleri uygulanmasını talep ediyorum” dedi.

Sanık Şahin, sorgusunda daha önceki ifadelerinin hatırlatılması üzerine çelişkiye düştüğü yerlerde “Baskı altında ifade verdiğim için oraları uydurdum” dedi.
Sanığın sorgusu sürüyor.

Gar katliamının kilit isminden inanılmaz itiraflar: Koskoca Cumhurbaşkanı ‘kandırıldık’ dedi

Avrupa Komisyonu ‘Yaşam memnuniyeti’ anketini açıkladı: Bakın İstanbul kaçıncı sırada?

Avrupa Birliği’nin yürütme organı Avrupa Komisyonu’na bağlı Kentsel Politika ve İletişim Genel Müdürlüğü’nün 2015 yılında, Avrupa’da 83 kentte gerçekleştirdiği ve yeni açıklanan yaşam memnuniyeti anketine Türkiye’den 4 il alındı. Londra, Paris, Roma, Madrid, Amsterdam, Zürih, Berlin, Barcelona gibi kentlerin de bulunduğu ‘Avrupa Şehirlerinde Yaşam Kalitesi (2015)’ başlıklı araştırmaya, Türkiye’den İstanbul, Ankara, Antalya ve Diyarbakır alındı. Kentte yaşam, kentin çeşitli imkan ve hizmetlerinin memnuniyet derecesinin ölçüldüğü araştırmaya Türkiye’den katılan 4 il arasında yaşam memnuniyeti en yüksek il Antalya oldu.

İSTANBUL SON SIRADA

Araştırmada yaşanılan kentten duyulan memnuniyet oranı Antalya’da yüzde 92, Diyarbakır’da yüzde 86, Ankara’da yüzde 83, İstanbul’da ise yüzde 65 çıktı. 83 Avrupa kenti arasında Antalya 48’inci olurken, İstanbul ise yaşam memnuniyeti açısından 83’üncü sırada yer aldı.
Antalya Ticaret ve Sanayi Odası (ATSO) Başkanı Davut Çetin, AB’nin 2015 yılı verilerine göre gerçekleştirdiği ve sonuçlarını yeni açıkladığı ankete ilişkin bilgi verdi. Ankette Londra, Paris, Roma, Madrid, Barselona, Berlin, Hamburg gibi 83 önemli kent bulunduğunu belirten ATSO Başkanı Çetin, 48’inci sıranın kötü olmadığını, çünkü İstanbul, Ankara ve Diyarbakır’ın bu sıralamada en sonlarda yer aldığını kaydetti.

GÜVENDE HİSSETME ORANI YÜZDE 82

Özellikle kendini güvende veya güvenli hissetme konusuna dikkat çeken Davut Çetin, “Antalya’da kendini güvenli hissetme oranı yüzde 82, oldukça yüksek bir oran. Bu 2015 yılı anketi, ama yine de dünyanın az kentinde bu oran böyle yüksek çıkar. Antalya’nın diğer üç ilden geride olduğu alan toplu taşıma, tatmin düzeyinin en düşük olduğu alanlar konutta kalite-fiyat dengesi, insanlara güven, iş bulma kolaylığı, okullar ve spor tesisleri, gürültü gibi konulardır” dedi.

ANKET KRİTERLERİ

Memnuniyet anketinde baz alınan kriterler ise şöyle:
Yaşanılan kentten duyulan memnuniyet, alışveriş imkanları, güvenli hissetme, yeşil alanlar, pazar, yürüme yerleri, kentin temizliği, hava kalitesi, ailenin maddi durumundan memnuniyet, komşulara güven, hastane, doktor, sağlık hizmetlerinin yeterliliği, kamu kurumlarına güven, iş durumundan memnuniyet, kamu kurumları, idari kurumların halka etkin yardım edip etmediği, konser salonu, tiyatro, müze, kütüphane sayısı, gürültü düzeyi, okul ve diğer eğitim imkanları, iş bulma kolaylığı, kentteki insanları güvenilir bulma, uygun fiyata iyi bir ev bulma, ailenin maddi durumundan memnuniyet.

ANTALYA

Antalya’da insanların bu kentte yaşamaktan çok mutlu olduğunu gösteren araştırmada, en çok şikayet edilen konu ise uygun fiyata ev bulamama oldu. Antalya’nın memnuniyet düzeyleri şöyle:
“Yaşamaktan duyulan memnuniyet yüzde 92. Yaşadığı yerden memnuniyet yüzde 89. Alışveriş imkanları yüzde 83. Güvenli hissetme yüzde 82. Yeşil alanlar yüzde 78. Kamusal alanlar, pazar, yürüme yerleri yüzde 74. Kentin temizliği yüzde 73. Hava kalitesi yüzde 73. Ailenin maddi durumundan memnuniyet yüzde 73. Komşulara güvenme yüzde 71. Hastane, doktor, sağlık hizmetleri yüzde 67. Kamu kurumlarına güven yüzde 66. İş durumundan memnuniyet yüzde 65. Kamu kurumları, idari kurumlar halka etkin yardım ediyor mu yüzde 63. Konser salonu, tiyatro, müze, kütüphane yüzde 60. Gürültü yüzde 60. Okul ve diğer eğitim imkanları yüzde 59. Spor tesisi ve salonları yüzde 58. İklim değişikliği ile mücadele (enerji verimliliği, yeşil taşımacılık) yüzde 57. Toplu taşıma yüzde 53. İş bulma kolaylığı yüzde 51. Kentteki insanları güvenilir bulma yüzde 47. Uygun fiyata iyi bir ev bulma yüzde 45.”

İSTANBUL’DA DA EN BÜYÜK SORUN UYGUN FİYATA EV

İstanbulluları en çok memnun eden şey alışveriş imkanları olurken, birçok alanda memnuniyet düzeyi yüzde 50’nin altında kaldı. İstanbul’da uygun fiyata ev bulma, gürültü, kentteki insanları güvenilir bulma oranları çok düşük çıktı. İstanbul için memnuniyet düzeyleri ise şöyle:

“Yaşanılan kentten duyulan memnuniyet yüzde 65. Toplu taşıma yüzde 57. Hastane, doktor, sağlık hizmetleri yüzde 57. Spor tesisi ve salonları yüzde 44. Caddeler ve binalar yüzde 47. Okul ve diğer eğitim imkanları yüzde 44. Kamusal alanlar, pazar, yürüme yerleri yüzde 51. Alışveriş imkanları yüzde 82. İş bulma kolaylığı yüzde 46. Uygun fiyata iyi bir ev bulma yüzde 19. Güvenli hissetme yüzde 41. Kentteki insanları güvenilir bulma yüzde 26. Komşulara güvenme yüzde 67. Kamu kurumları, idari kurumlar halka etkin yardım ediyor mu yüzde 51. Kamu kurumlarına güven yüzde 50. Hava kalitesi yüzde 52. Gürültü yüzde 28. Kentin temizliği yüzde 57. Yeşil alanlar yüzde 49. İklim değişikliği ile mücadele (enerji verimliliği, yeşil taşımacılık) yüzde 41. Kendi yaşamından memnuniyet yüzde 75. Yaşadığı yerden memnuniyet yüzde 75. Ailenin maddi durumundan memnuniyet yüzde 70. İş durumundan memnuniyet yüzde 67.”

BAŞKENTLİLER İŞ BULMA ZORLUĞUNDAN ŞİKAYETÇİ

Başkent Ankara’da ise yaşamaktan duyulan memnuniyet ve alışveriş imkanları yüksek oranda memnun edici çıktı. Başkentlilerin en çok şikayeti iş bulma kolaylığı konusunda oldu. Ankara’da memnuniyet düzeyleri şöyle:

“Yaşanılan kentten duyulan memnuniyet yüzde 83. Toplu taşıma yüzde 55. Hastane, doktor, sağlık hizmetleri yüzde 65. Spor tesisi ve salonları yüzde 50. Caddeler ve binalar yüzde 62. Okul ve diğer eğitim imkanları yüzde 54. Kamusal alanlar, pazar, yürüme yerleri yüzde 66. Alışveriş imkanları yüzde 82. İş bulma kolaylığı yüzde 43. Uygun fiyata iyi bir ev bulma yüzde 45. Güvenli hissetme yüzde 77. Kentteki insanları güvenilir bulma yüzde 57. Komşulara güvenme yüzde 72. Kamu kurumları, idari kurumlar halka etkin yardım ediyor mu yüzde 54. Kamu kurumlarına güven yüzde 57. Hava kalitesi yüzde 67. Gürültü yüzde 54. Kentin temizliği yüzde 63. Yeşil alanlar yüzde 70. İklim değişikliği ile mücadele (enerji verimliliği, yeşil taşımacılık) yüzde 52. Kendi yaşamından memnuniyet yüzde 76. Yaşadığı yerden memnuniyet yüzde 81. Ailenin maddi durumundan memnuniyet yüzde 66. İş durumundan memnuniyet yüzde 64.”

DİYARBAKIR

Diyarbakır’da yaşadığı yerden memnuniyet, alışveriş imkanları, güvenli hissetme gibi oranlar yüksek çıktı. Diyarbakırlıların memnuniyet düzeyi en az çıktığı konu iş, eğitim ve sportif alanlara yönelik oldu. Diyarbakır’da memnuniyet düzeyleri şöyle:

“Yaşanılan kentten duyulan memnuniyet yüzde 86. Toplu taşıma yüzde 58. Hastane, doktor, sağlık hizmetleri yüzde 62. Spor tesisi ve salonları yüzde 44. Caddeler ve binalar yüzde 61. Okul ve diğer eğitim imkanları yüzde 49. Kamusal alanlar, pazar, yürüme yerleri yüzde 70. Alışveriş imkanları yüzde 85. İş bulma kolaylığı yüzde 28. Uygun fiyata iyi bir ev bulma yüzde 56. Güvenli hissetme yüzde 72. Kentteki insanları güvenilir bulma yüzde 77. Komşulara güvenme yüzde 75. Kamu kurumları, idari kurumlar halka etkin yardım ediyor mu yüzde 61. Kamu kurumlarına güven yüzde 60. Hava kalitesi yüzde 79. Gürültü yüzde 54. Kentin temizliği yüzde 57. Yeşil alanlar yüzde 70. İklim değişikliği ile mücadele (enerji verimliliği, yeşil taşımacılık) yüzde 64. Kendi yaşamından memnuniyet yüzde 76. Yaşadığı yerden memnuniyet yüzde 89. Ailenin maddi durumundan memnuniyet yüzde 63. İş durumundan memnuniyet yüzde 54.”

Enerji içecekleri hepatit riskini artırıyor

ABD’nin Florida eyaletinde yaşayan 50 yaşındaki inşaat işçisi halsizlik, iştahsızlık, karında ağrı ve şişlik, bulantı ve kusma, idrarda koyuluk şikayetleriyle sağlık ekiplerine başvurdu. Hastayı muayene eden Florida Üniversitesi sağlık ekibi kronik hepatit C tespit etti. Testler sonucunda transaminaz denilen karaciğer enzimlerinde artış görüldü. Karaciğer biyopsisi sonucunda da hastaya ağır akut hepatit teşhisi konuldu. Doktorlar hastalığın sebeplerini araştırırken sigara, alkol, uyuşturucu kullanımı ve beslenme ile ilgili sorular sordular.

Hastanın söylediği tek bir şey normalin dışındaydı. Son üç hafta boyunca, her iş gününde dörder, beşer kutu enerji içeceği tüketmişti.

Enerji içeceği kullanımını bırakan hastada belirtilerin de kaybolduğu gözlendi. Dr Jennifer Harb’ın liderliğindeki araştırmacılar, enerji içeceği tüketiminin hızla arttığını ve tüketicilerin bu içeceklerin içeriği ve potansiyel riskleri hakkında bilinçlendirilmesi gerektiğini söyledi. WASHINGTON

Dengbêj Medine, Umut hikayelerini taşıyor

Çocukluğundan bu yana kilamlar söyleyen Dengbêj Medine, her kilamın bir hikâyesinin olduğunu belirterek, kilamların önce hikâyesini anlatıyor, sonra kilamı seslendiriyor. Dengbêj Medine, yaşamını yitiren oğlu Umut’u da ‘ah umudum, hayat seninle’ kilamıyla anlatıyor 

Mêrdîn’in (Mardin) Stewr (Savur) ilçesine bağlı Eywen köyünde yaşayan Medine Altun, kilamlarla tanınıyor. Serhat dengbêj geleneğini sürdüren Dengbêj Medine, 1990’larda Mûş’tan Stewr’e göç ediyor. 8 yaşındayken Seyîtxanê Ker (Sağır Seyitxan) üzerine söylenen kilamı dinleyerek dengbêjliğe başladığını anlatıyor.

Her kilamın bir hikâyesinin olduğunu belirten Medine, kilamların önce hikâyesini, ardından üzerine söylenen kilamı dile döküyor. En büyük acısının 2009’da yitirdiği oğlu Umut olduğunu söylüyor. Yüreğindeki acıları kilamlarla dile getiren Medine, “Umuduma ölüm yakışmıyor” sözlerini ağıt yakarak anlatıyor. Dengbêj Medine, geleneksel bir toplumda yaşamasına rağmen, toplumun mal ettiği cinsiyet rollerini de tanımıyor. Geleneksel yapıya karşı dengbêjliği sürdüren Dengbêj Medine, aynı zamanda iyi bir süvari olduğunu ve yıllarca kaçakçılık yaptığını da anlatıyor.

Seyîtxan’ın kilamıyla başladım

Küçük yaşlarda dengbêjliğe başlayan Medine’nin söylediği kilamlardan biri de Seyîtxanê Ker. Seyîtxane Ker’in bir savaşçı olduğunu ve ağalar, beyler tarafından öldürüldüğünü belirten dengbêj, Seyîtxan üzerinden söylenen kilamdan etkilendiğini ve dengbêjliğe bu kilamla başladığını söyledi. Kilamda Seyîtxan’ın ağa ve beylerle yaptığı mücadelenin anlatıldığını ifade eden Medine, “Seyîtxan diyor ki, ‘biz bir türlü Serhat yaylalarını ağa ve beylerden kurtaramadık’. Seyîtxan’ın kilamı, Seyitxan’ın yaylalardaki mücadelesine, Seyîtxan’ın ölümünün nasıl olduğuna yer veriyor” diyor.

Beni oğlumun yanına defnedin

Medine, yaşama umudu ve yoldaşı oğlu Umut’un, yaşamını yitirdiğine inanmak istememiş ve yıllarca onu görmek için mücadele etmiş. Ama artık onu sonsuzluğa uğurladığını belirten Medine, bundan sonra mezarını görmek için mücadele edeceğini kaydediyor. Medine’nin vasiyeti ise, Umut’un mezarının yanına defnedilmek. Medine, kilamında “savaşçım” dediği oğlu Umut’a, en çok yakıştığını söylediği kilamı seslendiriyor: “Umudum,  ben ölür müyüm, ben ölmem/ Kürt savaşçısı, ben taşların dibindeyim/ ah umudum, hayat seninle / Ben Kürt savaşçısının boyuna baktığımda / beyaz bir ağaç gibi / insanlar dünya malını kaybetti / Ben Kürt savaşçısını kaybettim.”

MÊRDÎN

İstanbul Kitap Fuarı’na geri sayım başladı

35. Uluslararası İstanbul Kitap Fuarı, 12-20 Kasım tarihlerinde TÜYAP Fuar ve Kongre Merkezi-Büyükçekmece’de start alıyor. Onur yazarı Prof. Dr. Ioanna Kuçuradi, teması ise “Felsefe ve İnsan” olarak belirlenen fuara 800 yayınevi ve sivil toplum kuruluşu katılıyor. Fuar süresince söyleşi, panel, şiir dinletileri ve çocuk etkinlikleriyle birlikte 300 etkinlik gerçekleştirileceği belirtildi. Onur Konuğu’nun Almanya olduğu fuara Almanya’dan 30 yayınevi ve 13 konuk yazar katılıyor. Fuarda çocuklara yönelik “Eğitim Hakkı”, “Farklılıklar”, “Eleştirel Okuma ve Düşünme” üzerine atölye çalışmaları düzenleniyor. Felsefe teması kapsamında yurt dışından çocuk kitabı yazarları Brigitte Labbé ve Oscar Brenifier ise fuarın konukları arasında. Labbé, 18 Kasım Cuma ve 19 Kasım Cumartesi günü çocuklara ve ebeveynlere yönelik iki ayrı atölye çalışması ve söyleşi gerçekleştirecek. Oscar Brenefier ise 13 Kasım Pazar günü çocuklarla felsefe üzerine bir söyleşi düzenleyecek.

Metin Altıok Şiir Ödülü Tanyol’a verildi

Kırmızı Kedi Yayınevi tarafından bu yıl 9’uncusu verilen “Metin Altıok Şiir Ödülü” sahibini buldu. İstanbul Şişli Nâzım Hikmet Kültür ve Sanat Merkezinde düzenlenen törenle, “Gelecek Günlerin Şarabı” kitabıyla ödüle layık görülen Şair Tuğrul Tanyol’a ödülü takdim edildi. Evrensel gazatesinde yer alan habere göre, İlhan Erdost için saygı duruşuyla başlayan gecede konuşan ödülün sahibi Tanyol, kötülüklerden arınmak ve insanları sevmek için ülke olarak şiire daha çok ihtiyaç duyulduğunu söyledi. Törende konuşan Metin Altıok’un kızı Zeynep Altıok da “Elbette Sivas’ta yitirdiğimiz tüm insanları anıyoruz ve asla unutmamak gibi görevimiz, sorumluluğumuz ve inancımız var” dedi. Tören, Nevzat Karakış ve ekibinin verdiği konserle son buldu. İSTANBUL

Ehmed: Barabarlığın kalesi yıkılacak

Rakka’yı özgürleştirme operasyonuna ilişkin konuşan Demokratik Suriye Meclisi Eşbaşkanı Îlham Ehmed, Rakka’nın özgürleşmesinin “barbarlığın kalesinin yıkılması anlamına geleceğini” söyledi.

Rakka’nın özgürleştirilmesinin “insanlığı terörizm belasından kurtarmak” olduğunun altını çizen Ehmed, operasyonun siyasi boyutuna ilişkin ise şunları söyledi: “Rakka’nın özgürleştirilmesi Kuzey, Güney ve Doğu Suriye’yi birbirinden ayıran bölgenin temizlenmesi demektir. O yüzden siyasi anlamda da büyük bir öneme sahiptir. Suriye sorunu ve iç savaşın bitmesi için kilit rol oynuyor. Suriye sorununun çözümü de ancak böyle bir sistemle gelir. Halkın, halkların olduğu yerde kendilerini yönetmesiyle sorun çözülür.”

Türkiye’nin Cerablûs’tan Îdlib’e kadar olan hatta “tampon bölge” kurmak isteğini söyleyen Ehmed, “Bu tampon bölgeyi de Halep’i kuşatıp daha sonra saldırılarla ele geçirme, topraklarına dahil etme çerçevesinde yapıyor. Türkiye’nin amacı Halep’e ulaşmaktır. Halep’i ele geçirme üzerine yaptığı planda mutlaka diğer güçlerle karşı karşıya gelecek. Çelişkiler yaşayacak ve dayatması durumunda çatışmalar yaşayacak” dedi.

Seyit Evran / Qamişlo – Anf

Kerkûk’tan Rakka’ya bir özgürlük yolcusu…

Üç yıl YNK pêşmergeliği yaptıktan sonra YPG’ye katılan ve şimdilerde de “Fırat’ın Gazabı Operasyonu”nda yerini alan YPG’li Şaklavan Kerkûkî, Rakka’da yaşayan ve zulüm gören Arap, Kürt, Türkmen, Ermeni, Süryani halkları için operasyona katıldığını söylüyor.

Aslen Rojhilatlı (Doğu Kürdistan) olduğunu ancak İran devletinin baskıları dolayısıyla Güney Kürdistan’ın Kerkûk kentine göç etmek zorunda kaldıklarını söyleyen Kerkûkî, Pêşmergelikten ayrıldıktan sonra YPG saflarında Til Hemis, Cezaa, Serêkaniyê, Girê Spî (Til Ebyad) ve Sirrin hamlelerine katıldığını söyledi.

Rakka’nın halkları için operasyona katıldığını dile getiren Şaklavan Kerkûkî, operasyonda bulunmaktan dolayı mutlu olduğunu ifade ediyor.

Sinan Deniz / Rakka – Anf

‘Kantonların birleşmemesi için her şeyi yapıyorlar’

Geçtiğimiz günlerde Efrîn’de bir dizi temasta bulunan ve orada basın toplantısı düzenleyen Rusya Savunma Bakanlığı Basın Birimi Sorumlusu Merat Morsin, “Türkiye’nin Efrîn ile Kobanê’nin birleşmemesi için her şeyi yaptığını” söyledi.

Türkiye ile Rusya’nın herhangi bir anlaşma yapmadığını iddia eden Morsin, “Türk devleti Rusya’ya ait savaş uçağını düşürüp, pilotunu öldürdüğünde biz de bölgede bulunuyorduk ve yaşanan olayın görüntülerini kaydettik. Rusya halkı, Türkiye’nin bu tavrını unutmayacaktır” dedi.

Kürtlerin kendi toprağı için direndiğini söyleyen Morsin, “Kürt halkının kazanacağına inanıyoruz. Çünkü kendi çocuklarının kanlarıyla sulanmış topraklarını terk etmedi” ifadelerinde bulundu. Efrîn’den sonra Halep’teki Kürt mahallesi Şêx Meqsûd’u ziyaret edeceğini dile getiren Morsin, Türkiye’nin “cihatçı gruplara verdiği desteğe ilişkin belgeleri topladıklarını” kaydetti.  Silêman Ehmed – Nûrhat Hesen / Efrîn – Anha

‘Özgür günler hediye edeceğiz’

Rakka’yı özgürleştirme operasyonuna katılan QSD bünyesindeki Süryani Askeri Meclisi’nin komutanı Kîno Gabriyêl, “Rakka halkına özgür günler armağan edeceğiz” dedi. Süryani halkına destek çağrısı yapan Gabriyêl, şunları söyledi: “Bizler de Suriye halkının çocuklarıyız ve Rakka halkının öncesinde Cebhet El-Nusra ve sonrasında IŞİD çetelerinin işgali altında yaşadıkları zulme son vermek istiyoruz. Çetelerin katlettiği, zorla göçe sevk ettiği ve evlerinin talan edildiği Rakka halkına özgür günler armağan etmek istiyoruz.”

Nurhan Ebdî / Rakka – Anha