Ana Sayfa Blog Sayfa 6114

Elbistan’da operasyon, 19 kişi gözaltına alındı

Maraş’ın Elbistan ilçesinde yapılan operasyonda 19 kişi gözaltına alındı. Gözaltına alınan 16 HDP li genç 7 Haziran seçimlerinde yüzde doksan HDP ye oy veren Elbistan’a bağlı Sevdilli köyünden.

Gözaltına alınanlar arasında HDP Eşbaşkanı Hüseyin Yıldırım, DBP Eşbaşkanı Halil Hoşoğlu ve Toprakhisar köyünden Barış Mitinginde katledilen Seyhan Yaylagül’ün ailesinden İsmail Yıldız da var

Gözaltına alınanlar İlçe Jandarma Komutanlığına götürülürken, gözaltına alınma gerekçeleri konusunda ise henüz bilgi alınamadı. Gözaltındakilerin avukatları ile görüşmesine izin verilmiyor.

Engin Gündük “Mücadelemizi yükseltmek ve başarmak zorundayız“

Alevi Kültür Derneklerinin 11. Olağan Genel Kuruluna hazırlıklar devam ederken, AKD eski Genel Başkanlarından Engin Gündük yazılı bir açıklama yaparak oluşturacakları liste ile seçime gireceklerini açıkladı.

“Gerek bölgemizin, gerek ülkemizin içerisinde bulunduğu durum malumunuz üzere ateş çemberine dönmüştür. Bu ateş çemberi her gün biraz daha fazla bizleri yakmakta ve ölüm getirmektedir. Kısacası yanlış, tekçi ve inkârcı bir yönetim anlayışından kaynaklı bölünmekte ve yok olmakla karşı karşıyayız. İnsanlar can güvenliği sorunu yaşamakta ve korku imparatorluğunun esaretinden berdar olmuş durumdadırlar.” denilen açıklamada, “12.11.2016 Cumartesi günü yapılacak olan AKD Genel Merkezi 11. Olağan Genel Kurulunda aday olup, liste çalışması kararı alınmıştır. Cümlenize saygı ve sevgi ile duyurmayı bir görev biliyor ve sizlerin desteklerini bekliyoruz.” Çağrısı yapıldı.

İşte o açıklama;

BASINA VE KAMUOYUNA

Sevgili Canlar, dostlar, erenler, can bacılar, can kardeşler, hepinizi aşk-ı muhabbet ile selamlıyor, saygı ve sevgilerimi sunuyoruz.

Değerli canlar, gerek bölgemizin, gerek ülkemizin içerisinde bulunduğu durum malumunuz üzere ateş çemberine dönmüştür. Bu ateş çemberi her gün biraz daha fazla bizleri yakmakta ve ölüm getirmektedir. Kısacası yanlış, tekçi ve inkârcı bir yönetim anlayışından kaynaklı bölünmekte ve yok olmakla karşı karşıyayız. İnsanlar can güvenliği sorunu yaşamakta ve korku imparatorluğunun esaretinden berdar olmuş durumdadırlar.

Yarenler,

Aleviler olarak bu ateş çemberinin en kor ateşinde yanmaktayız. Her gün daha fazla ötekileştirilip dışlanmakta ve AKP eliyle asimilasyonun en yüksek perdesini yaşamaktayız. Ülkenin, bölgenin ve toplumumuzun bütün bu sorunların içerisinden çıkabilmesinin en güçlü yolu birlik ve beraberliktir. “El ele, el Hakk’a” düsturu ile “Hak birlikte saklıdır” şiarıyla, mücadelemizi yükseltmek ve başarmak zorundayız.

Sevgili dostlar,

Bu bilinç ile başlangıçta yola çıkıp bu güne vardık. AKD örgütlülüğünün önemli noktalarından Aydın, Antalya, Mersin, G.antep, İzmir, Bursa vb. bölgelerimizdeki emektarlarımız ile bu duygu ve düşüncelerimizi paylaştık. Bu zorlukları beraberce hareket ederek aşacağımızı, örgütümüzü kişisel hırs ve beklentilerden arındırarak toplumsal çıkarlarımızın öne alınmasıyla, kimin aday olup olmadığının önemli olmadığını yolun doğrularının ve mevcut konjonktürde mücadele edecek kadroların oluşturulması gerektiğini, “Yol cümleden uludur, kalsın hatır yol kalmasın” öncelik toplum ve yol diyerek çalıştık ve o bölgelerden gelecek sonucu bekledik.

Bütün bu istem ve taleplerimizin maalesef ki bir karşılık bulduğunu söyleme şansımız kalmamıştır. İsterdik ki, hepimizin bir adım geri attığı ve beraber oluşturmak zorunda olduğumuz ekibi oluşturalım.

Sevgili canlar,

Bütün bu sorunlar çerçevesinde, buna inanan ve el veren canlar ile beraber bir karara vardık ve bunu sizlerle paylaşmak istiyoruz.

12.11.2016 Cumartesi günü yapılacak olan AKD Genel Merkezi 11. Olağan Genel Kurulunda aday olup, liste çalışması kararı alınmıştır. Cümlenize saygı ve sevgi ile duyurmayı bir görev biliyor ve sizlerin desteklerini bekliyoruz.

AŞK İLE…

Komite Adına

Engin GÜNDÜK

‘Terör Propagandası’ndan Yargılanan Futbolcuya Beraat

Sosyal medyada yaptığı paylaşımlar nedeniyle hakkında dava açılan Diyarbakır’ın Amedspor takımının futbolcusu Deniz Naki beraat etti. Alman vatandaşı olan Naki’nin duruşmasını Alman parlamenterler de izledi.

Kolundaki dövmesi, gol attıktan sonra zafer işareti yapmasıyla hem destek, hem tepki toplayan Amedspor’un 62 numaralı oyuncusu Deniz Naki hakkında açılan dava Diyarbakır 4.Ağır Ceza Mahkemesinde görüldü. “Terör örgütü propagandası” yapmakla suçlanan Naki’nin duruşmasını vatandaşı olduğu Almanya Parlamentosundan Milletvekilleri Jan Van Aken ve Martine Renner de izledi. Alman vekiller, Naki’nin Almanya’da oynadığı takımdaki arkadaşlarından imzalı bir forma da getirdi.

Facebook ve Twitter hesaplarından yaptığı 7 ayrı paylaşımda örgüt propagandası yaptığı gerekçesiyle 1 yıldan 5 yıla kadar hapis cezası istemiyle yargılanan Naki, hakkındaki iddiaları reddetti. Dava hakkında görüşünü açıklayan savcı, Naki’nin beraat ettirilmesini istedi. Bunun üzerine mahkeme, suçun unsurlarının oluşmadığı gerekçesiyle Naki hakkında beraat kararı verdi.

Mahkeme çıkışında bir açıklama yapan Naki’nin Avukatı Haldi Soran Mızrak, davanın haksız yere açıldığını savundu. Mızrak, “Bu haksız açılan bir davaydı. Deniz’in ağzından çıkmayan kelimeleri, Deniz’e atfettiren bir iddianame de hazırlanmıştı. Zaten Deniz Mahkeme’de aynen beyan etti. Kendisinin barış mesajları vermek istediğini, ülkede yaşanan savaşın, çatışmalı ortamın bir an önce sona ermesini istediğini kendisi mahkemede de beyan etti. Savcılık ta aynı kanaatteydi. Suçun unsurları oluşmamıştı açılan dava örgüt propagandası yapmaydı ve orada tehdit cebir şiddet eylemlerini övücü mahiyette açıklamaların olması gerekiyor bu tip davalarda. Deniz’in herhangi bir şekilde şiddeti öven, şiddet unsurlarını barındıran, şiddeti özendirici bir açıklaması yoktu. Başından beri bunu dile getirmiştik. Mahkeme de demek ki bizimle aynı kanaatteydi ki oybirliğiyle beraat kararı verdiler” dedi.

Naki ise hakkında dava açılmasını üzüldüğün belirterek, “Mesajlarımda barış olmasını istedim, savaş olmasını istemedim. İnsanların ölümüne karşıydım. Bunu farklı taraflara çekmek istediler ve yaptılar. Bundan dolayı çok üzgünüm” diye konuştu.

VOA

Economist’ten Türkiye yorumu: Elveda ‘Cumhuriyet’

İngiltere’de yayımlanan haftalık The Economist dergisi son sayısında, Türkiye’deki son gelişmeleri, Cumhuriyet gazetesine yönelik operasyon üzerinden değerlendirdi.

Economist’teki yazının başlığı, Elveda ‘Cumhuriyet’.

BBC Tükçe’nin aktardığına göre Economist, 15 Temmuz darbe girişimi sonrasında ‘Erdoğan’ın kararname ile ülkeyi yönetmesine olanak tanıyan OHAL rejimi altında’ yüzü aşkın gazetecinin cezaevinde olduğunu, medyanın çoğunun hükümet yanlıları tarafından kontrol edildiğini, neredeyse tamamının da susturulduğunu ya da sindirildiğini yazıyor.

Böyle bir ortamda, “31 Ekim günü bastırma harekatı, modern Türkiye’nin tarihi kadar eski, laik sol Cumhuriyet gazetesini de vurdu” diyen Economist, gazetenin genel yayın yönetmeni, karikatüristi ve 10’dan fazla yazar ve yöneticisinin gözaltında olduğunu aktarıyor.

Gülen hareketi konusunda Cumhuriyet’in tarihi

Economist, savcıların Cumhuriyet’i hem Gülen hareketi hem de PKK ile ilişkilendiren iddialarını çoğu gözlemcinin “deli saçması” olarak gördüğünü yazıyor ve gazetenin, Gülen hareketini şiddetle eleştiren çizgisine dikkat çekiyor. Buna karşılık iktidardaki AKP’nin 2013’te arası bozuluncaya kadar 10 yıla yakın bir süre Gülen hareketiyle “ittifak” içinde olduğunu kaydediyor.

Türkiye’deki gözaltı ve tutuklamalara bakıldığında hükümeti eleştirenlerin çok azının güvende olabileceğini yazan Economist, Cumhuriyet yazarı Özgür Mumcu’nun “Erdoğan kendi otoritesi altında yeni bir ülke kurmak istiyor” dediğini aktarıyor.

Buna karşılık Economist, AKP’nin Türkiye’yi iç ve dış düşmanlardan koruduğunda ısrarlı olduğunu aktarmış.

AKP milletvekillerinden Taha Özhan’ın “Ülkeyi kanlı bir darbeden kurtardık. Bu bağlamda bakmak lazım” dediğini aktarıyor dergi.

Son KHK’lar ve kapatılan medya kurumları

Economist son günlerdeki bağlamı ise şöyle özetlemiş:

“Fakat eleştirenler hükümetin Türkiye’de demokrasi adına ne kaldıysa ortadan kaldırdığını söylüyorlar. Cumhuriyet gazetesindeki gözaltılardan sadece bir gün önce çoğu Kürtlere ait 15 yayın kuruluşunun kapatıldığı açıklandı. Aynı kararname ile 10,131 kamu çalışanı ve 1,267 öğretim üyesi daha görevden alındı. Başka bir kararname ile terör soruşturmalarında avukat ile müvekkili arasındaki görüşmelerin mahremiyeti askıya alındı. Rektörlerin seçimle belirlendiği sistem kaldırıldı, artık doğrudan Erdoğan tarafından atanacaklar.”

Economist bütün bunlar olup biterken, “Türkiye’nin güçlü adamı” diye tanımladığı Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın bir yandan İslamcılar bir yandan milleyetçiler arasındaki desteğini artırmaya ve bu ittifak sayesinde 2017 yılında bir referandum ile yetkilerini artırmayı umduğunu yazıyor. Ölüm cezasını geri getirme planlarının yeniden gündeme gelmesinin Türkiye’nin AB üyelik görüşmelerinin de sonu olacağını ekliyor.

Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi Eş Başkanlarının “terör suçlamalarıyla” tutuklandıklarını ve 15 kadar kentte internetin engellendiğini kaydeden Economist, Erdoğan’ın Suriye ve Irak ile ilgili politikalarından da söz ediyor.

‘CHP şok içinde olayları izliyor’

Economist, Türkiye’de ana muhalefet partisi CHP’nin durumunu da şöyle tarif etmiş:

“Başarısız darbe girişimi sonrasında ulusal çoşkunun rüzgarına kapılan Cumhuriyet Halk Partisi şimdi şok etkisiyle donakalmış bir izleyiciye dönüştü. Partinin genel başkan yardımcısı Selin Sayek Böke, OHAL kararnamelerinin parlamentoyu işlevsiz hale getirdiğini söyledi ve bunun Erdoğan’ın istediği başkanlık yetkilerinin ön gösterimi gibi olduğunu söyledi.”

Dergideki yazı şu ifadelerle noktalanıyor:

“Bu ön gösterim dönemi bittiğinde olacakları bildirecek eleştirel tek bir medya kalmamış olabilir. Resmi Gazete memnuniyetle bu boşluğu dolduracaktır.”

birgün

AKP’den CHP bildirisine suç duyurusu

AKP Genel Sekreteri Abdülhamit Gül, CHP’nin Parti Meclisi bildirisi hakkında suç duyurusunda bulunduklarını duyurdu. Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan da, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ve CHP Parti Meclisi üyeleri hakkında 5 Kasım’da yayımlanan bildiriye ilişkin olarak suç duyurusunda bulundu.

Sosyal paylaşım sitesi Twitter’dan açıklama yapan Gül, “CHP PM bildirisi baştan sona partimize, Cumhurbaşkanımıza, milletimize ve ülkemize yönelik hakaret ve iftiralarla, yalan beyanlarla doludur. CHP’nin PM bildirisine karşı AK Parti olarak Ankara Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulunulmuştur. CHP, terör örgütlerinin yanında, Cumhuriyetin ve halkın karşısında durdukça bu milletten gereken dersi almaya devam edecektir” dedi.

CHP PM bildirisi baştan sona partimize,Cumhurbaşkanımıza,milletimize ve ülkemize yönelik hakaret ve iftiralarla, yalan beyanlarla doludur

— Abdulhamit Gül (@abdulhamitgul) November 8, 2016

CHP’nin PM bildirisine karşı AK Parti olarak Ankara Cumhuriyet Başsavcılığına suçduyurusunda bulunulmuştur.

— Abdulhamit Gül (@abdulhamitgul) November 8, 2016

CHP, terör örgütlerinin yanında, Cumhuriyetin ve halkın karşısında durdukça bu milletten gereken dersi almaya devam edecektir.

— Abdulhamit Gül (@abdulhamitgul) November 8, 2016

Irak’tan, Türkiye’ye Öcalan ve HDP çağrısı

Irak Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Abdullatif Cemal Reşid tarafından yapılan yazılı açıklama yapıldı. Rudaw’da yer alan açıklamayı doğrudan aktarıyoruz:

Türkiye yönetiminin, Kürt partilerinin bazı parlamenter ve yöneticilerine yönelik baskıcı tutumunu en sert şekilde kınıyoruz. Bu antidemokratik tutumlar, mücadele yürüten Kürtlere karşı yeni bir şey değil. Bu, Erdoğan liderliğindeki Türkiye’nin, en basit insan hakları ve meşru hakların kullanımı karşısında gerçek yüzünü ortaya koymaktadır.
 
Bu baskıcı tutumu kınıyor, Kürtlere karşı uygulanan diktatör siyasetin ve PKK lideri Abdullah Öcalan ile Halkların Demokratik Partisi Eşbaşkanları Selahattin Demirtaş ile Figen Yüksekdağ ve diğer parlamenterlerin tutukluluk hallerinin son bulmasını istiyoruz.
 
Demokratik ve parlamenter yaşamın sürmesi, bütün ihlallerin son bulması ve Kürt demokratların serbest bırakılmasını talep ediyor, Türkiye’de Kürt halkının meşru haklarına kavuşmasını bekliyoruz. Ayrıca Türkiye’den, Kürdistan Bölgesi ve Musul Vilayeti’ndeki güçlerini çekmesini, Irak’ın içişlerine karışmaya son vermesini istiyoruz.”
 
HDP Eşbaşkanları Demirtaş ve Yüksekdağ ile 7 HDP’li milletvekili 4 Kasım’da gözaltına alındıktan sonra tutuklandı. Aynı gün gözaltına alınan Demokratik Bölgeler Partisi (DBP) Eşbaşkanı Sebahat Tuncel de çıkarıldığı mahkemece tutuklanarak cezaevine gönderildi.
 
Dün de HDP Hakkari Milletvekili Nihat Aydoğan, tutuklandı. Böylece tutuklanan HDP’li milletvekili sayısı 10’a yükseldi. Gözaltına alınan HDP’li Sırrı Süreyya Önder, Ziya Pir ve İmam Taşçıer ise serbest bırakılmıştı.

Türkan Elçi’den duygu dolu mesaj

Diyarbakır Barosu  Başkanı Tahir Elçi’nin geçen yıl  28 Kasım’da tarihi Dört Ayaklı Minare önünde öldürülmesinin üzerinden neredeyse 1 yıl geçti. Elçi cinayeti aydınlatılamadığı gibi failler de bulunamadı. Elçi’nin eşi Türkan Elçi  twitter’dan,  geçen yıl 19 Eylül’de Tahir Elçi gözaltına alınırken polisler arasında ikisinin birlikte bir fotoğrafını paylaşarak,  “Sen gittin yıkıldı bu şehir. 28’e (Kasım) yirmi var” diye yazdı. Türkan Elçi’nin dün gece paylaştığı mesajda ise  “Bir şehir kederi gözlerine hapsedip donuk bakıyorsa acıdandır. Sus pus olup konuşmuyorsa yanı başında güvenecek birilerinin olmamasındandır” ifadelerini paylaştığı görüldü.  

Uzayda oy kullandı

Uluslararası Uzay İstasyonu’nda görev yapan ABD vatandaşı astronot Shane Kimbrough’un, ABD Başkanlık Seçimleri kapsamında oyunu uzayda kullandığı açıklandı.

Amerikan Ulusal Havacılık ve Uzay Dairesi NASA’nın pazartesi günü yaptığı açıklamaya göre Kimbrough, oyunu vermek için memleketi Texas’taki devlet kurumları tarafından sağlanan elektronik bir seçim pusulasından yararlandı. Astronot, tercihini yaptıktan sonra pusulayı e-posta yoluyla NASA’ya ulaştırdı. Daha sonra NASA pusulayı Kimbrough’un seçim bürosuna iletti.

Uluslararası Uzay İstasyonu’nda Kimbrough’a, Rus kozmonotlar Sergej Ryschikov und Andrej Borissenko eşlik ediyor. Gelecek hafta ekibe bir Rus, bir Fransız ve bir de Amerikalı astronotun daha katılması bekleniyor.

1997’den beri

ABD’li astronotlar 1997 yılından beri uzayda yaptıkları görev süresince oy kullanma hakkına sahipler.

Kimbrough, uzayda dört ay görev yapmak üzere 19 Ekim’de Uluslararası Uzay İstasyonu’na seyahat etmişti. Astronotun oyunu kime verdiği ise bilinmiyor.

© Deutsche Welle Türkçe

afp/dpa/BÜ/GA

 

Suriyeli gazeteci Yılın Gazetecisi seçildi

Sınır Tanımayan Gazeteciler örgütü, Berlin’de yaptığı açıklamada Suriye’deki iç savaşta sivillerin sesini tüm dünyaya duyurmaya çalıştığı gerekçesiyle Suriyeli gazeteci Hadi Abdullah’ın “Yılın Gazetecisi” olarak seçildiği duyurdu. Örgütten yapılan açıklamada, serbest gazeteci olarak çalışan 29 yaşındaki Hadi Abdullah’ın Suriye’deki çatışma bölgelerine girerek savaş ortamından sivillerin nasıl etkilendiğine belgelediğine işaret edildi.

Örgüt, birçok meslektaşının girmeye çekindiği bölgelerde Abdullah’ın defalarca ölümden döndüğü de kaydedildi.

Sınır Tanımayan Gazeteciler Almanya Temsilcisi Christian Mihr, Hadi Abdullah’ın cesur haberleriyle dünya kamuoyuna Suriyelilerin yaşadıklarını öğrendiğini belirtti. Mihr, bağımsız gazeteciliğin hayati tehlike anlamına geldiği bir ülkede, Hadi Abdullah’ın profesyonel ve cesur olduğunu vurguladı.

Yılın medya organı

Sınırsız Gazeteciler Örgütü yılın medya organı olarak ise Çin bilgilendirme portalı 64Tianwang’ı seçti. Pekin siteyi ‘yıkıcı’ faaliyetlerde bulunmakla suçluyor. Ancak örgüt ise haber portalında çalışan muhabirlerin bağımsız kaynaklardan edindiği bilgileri ülkesi insanlarına aktarmak için hayatlarını riske attığına işaret etti.

Lu Yuyu ve Li Tingyu çifti ise jüri tarafından Yılın Vatandaş Gazetecileri olarak seçildi. Çift, sistematik bir şekilde belgelediği grev ve yürüyüşlerden dolayı hazirandan beri kamu düzenini bozmakla suçlandığı için cezaevinde.

Sınırsız Gazeteciler Örgütü her yıl basın özgürlüğünü destekleyen, savunan gazetecileri ve medya kurumlarını ödüllendiriyor.

© Deutsche Welle Türkçe

epd/dpa/CN/HS

 

Fincancı ve Önderoğlu: Görevimizi yaptık

Özgür Gündem gazetesi ile dayanışmak amacıyla başlatılan ‘Nöbetçi Genel Yayın Yönetmenliği’ kampanyasına katıldıkları için haklarında dava açılan Şebnem Korur Fincancı, Erol Önderoğlu, Ahmet Nesin ve gazetenin Yazıişleri Müdürü İnan Kızılkaya’nın ilk duruşması bugün görüldü. Fincancı ve Önderoğlu, görevlerini yerine getirdiklerini, basın özgürlüğüne sahip çıktıklarını belirtti.

Özgür Gündem gazetesi ile dayanışmak amacıyla başlatılan “Nöbetçi Genel Yayın Yönetmenliği” kampanyasına katıldıkları için haklarında dava açılan Türkiye İnsan Hakları Vakfı (THİV) Genel Başkanı Şebnem Korur Fincancı, Sınır Tanımayan Gazeteciler Türkiye Temsilcisi Erol Önderoğlu, yazar Ahmet Nesin ve gazetenin Yazıişleri Müdürü İnan Kızılkaya’nın yargılandığı davanın ilk duruşması bugün görüldü. İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi’ndeki görülen davayı çok sayıda gazeteci, siyasetçi ve insan hakları savunucusu izlerken, çok sayıda avukat da hazır bulundu. Silivri 9 No’lu Cezaevi’nde tutuklu bulunan gazeteci Kızılkaya duruşmaya getirilmedi.

‘Çorak toprak deryasına dönüştü’

İlk olarak savunma yapan gazeteci Erol Önderoğlu, 20 yıla yakın süredir Türkiye’de gazeteci davalarını takip ettiğini belirterek, birçok gelişmeye bugüne kadar tanık olduğunu dile getirdi. Artan baskıları vurgulayan Önderoğlu, haklarında açılan davanın hukuksuzluğuna dikkat çekerek, Türkiye’nin Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nde (AİHM) mahkum edildiği davalara dikkat çekti. Önderoğlu, özellikle Olağanüstü Hal (OHAL) süreci sonrasında Türkiye medyasının çorak toprak deryasına dönüştüğünü ifade etti. Gazetecilerin görevinin kamuoyunu bilgilendirmek olduğunu vurgulayan Önderoğlu, medya özgürlüğünden yana açık tavır aldıkları için tutuklandıklarının altını çizdi.

‘Özgürlüğümüzden vazgeçmek…’

Akademisyen Şebnem Korur Fincancı da, haklarında dava açan savcı hakkında suç duyurusunda bulunduklarının bilgisini verdi, “Özgürlüğümüzden vazgeçmek insanlığımızdan vazgeçmektir, görevlerimizden vazgeçmektir. Düşünce özgürlüğü tüm kötülüklere derman olan tek gerçektir. Değerleri olmayan bir insanın toplumda yalnızlaştırılmıştır” dedi. Özgür Gündem gazetesinin geçmişini hatırlatan Fincancı, Zana Kaya ve İnan Kızılkaya’nın mektuplarına neden el konulduğunu, neden tecritte tutulduklarını sordu. Fincancı, “Ben görevimi yaptım” diyerek, suçlamaları kabul etmediğini belirtti.

‘Asıl saldırı basın özgürlüğüne yapıldı’

Avukat Meriç Eyyüpoğlu ise, yargılanan Genel Yayın Yönetmenlerinin beraatını talep etti. Eyyüpoğlu, OHAL öncesinde de Özgür Gündem üzerinde olan yoğun baskılara dikkat çekti, “Asıl saldırı basın özgürlüğüne yapıldı ve nöbet eyleminin de bu saldırılara karşı gelişti. Özgür Gündem’in hedefte olmasının bir diğer nedeninin ise Kürt sorunu dile getirmesidir” diye konuştu.

‘Biz hep demokrasiyi savunduk’

Diyarbakır Baro Başkanı Av. Ahmet Özmen de şu şekilde konuştu: “Bu duruşma salonlarına aslında çok alışığız. Hiçbir zaman yargının tutumu bağımsız olma açısından değişmedi. Bir umutsuzluk var hepimizde bugün. 25 Temmuz 2015’ten önce olsaydı bu kampanyaya katılan hiç kimseye dava açılmazdı. O tarihten sonra devleti kutsal sayarak devlet karşıtı konuşan herkes düşman ilan edildi. ‘Çözüm sürecini bitiren örgüttür’ demedikleri için yargılanıyorlar. Biz hep demokrasiyi savunduk. Bu dava suç unsuru oluşup oluşmadığı açısından bakacağınız bir dava değil. Siz bu yargılamayı iktidar adına değil toplum adına yapıyorsunuz. Bu unutulmadan karar verilsin.”

‘Kürt halkıyla dayanıştıkları için yargılanıyorlar’

Av. Rengin Ergül ise OHAL ile beraber anayasasız bir ülkede yaşadıklarını işaret etti, Ergül, “Fincancı ve Önderoğlu suç işlememiştir, durum tespiti yapmıştır. Bu mahkemede bir suç yargılanmıyor. Bu mahkemede Kürt halkı ile dayanıştıkları için yargılanıyorlar” dedi.

Savunmaların ardından kararını açıklayan mahkeme heyeti, gazetenin Sorumlu Yazıişleri Müdürü İnan Kızılkaya’nın gelecek duruşmada hazır bulundurulmasına karar vererek duruşmayı 11 Ocak 2017 tarihine erteledi.