Ana Sayfa Blog Sayfa 6124

Bilgen’den Yıldırım’a yanıt: Bilmediği konuda el kaldırıp…

HDP Parti Sözcüsü Ayhan Bilgen, Başbakan Binali Yıldırım’a ‘İş takibi yapmaktan fırsat buldukça Genel Kurul’a girip bilmediği konuda komutla el kaldırmayı Meclis çalışması sanıyorlar’ dedi

Halkların Demokratik Partisi (HDP) Qars (Kars) Milletvekili ve Parti Sözcüsü Ayhan Bilgen, Başbakan Binali Yıldırım’ın “Meclis’e gelmeyeceklermiş, zaten çok da gelmiyorlar ya” sözlerine Twitter’dan yanıt verdi. Bilgen, “İhale ve iş takibi yapmaktan fırsat buldukça Genel Kurul’a girip bilmediği konuda komutla el kaldırmayı Meclis çalışması sanıyorlar. Hiçbirimizin koltuğa yapışmadığını göreceksiniz. Rant ve yakınlarını zengin etmek için siyaset yapanlarla karıştırıp maaşla mı korkutacaksınız?” ifadelerini kullandı.

Hiçbirimizin koltuğa yapışmadıģını göreceksiniz.Rant ve yakınlarını zengin etmek için siyaset yapanlarla karıştırıp maaşlamı korkutacaksınız

— Ayhan Bilgen (@ayhanbilgen) November 6, 2016

İhale ve iş takibi yapmaktan fırsat buldukça genel kurula girip bilmediği konuda komutla el kaldırmayı meclis çalışması sanıyorlar

— Ayhan Bilgen (@ayhanbilgen) November 6, 2016

 

HDP Milletvekili Akdoğan gözaltına alındı

Halkların Demokratik Partisi (HDP) eşbaşkanları Figen Yüksekdağ ve Selahattin Demirtaş ile 7 milletvekilinin gözaltına alınmasından sonra, hakkında “zorla getirilme kararı” bulunan HDP Milletvekili Nihat Akdoğan Colemêrg’te (Hakkari) gözaltına alındı. Hükümet Sözcüsü Numan Kurtulmuş, Akdoğan’ın kent girişinde gözaltına alındığını söyledi.

HDP, tutuklamalarla ilgili AİHM’i bilgilendirdi

HDP Eş Genel Başkanları Selahattin Demirtaş, Figen Yüksekdağ, Grup Başkan Vekili İdris Baluken, Milletvekilleri Selma Irmak, Leyla Birlik, Gülser Yıldırım, Nursel Aydoğan, Ferhat Encü ve Abdullah Zeydan’ın tutuklanıp cezaevine konulmasından sonra yapılacak hukuki çalışmalar ve girişimler için HDP Hukuk Komisyonu öncülüğünde hukukçulardan oluşan geniş kapsamlı bir komisyon oluşturuldu.

Komisyon ilk olarak tutuklamalar ile ilgili olarak Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ni acil olarak bilgilendirirken, yapılacak başvurular konusunda da dosyalar hazırlamaya başladı. Anayasa Mahkemesi’ne başvuru ve tutuklamalara itiraz başta olmak üzere çalışmalarını sürdüren Hukuk komisyonunun özellikle tutuklamadan önce ve sonra Başbakan ile Bakanların gözaltı ve tutuklamalar ile ilgili yaptıkları açıklamaları da inceledikleri ve bunu da hazırlayacakları dosyalara ekledikleri öğrenildi.

HDP Meclis’i ‘askıya’ aldı: İzleyeceğimiz yola halkla karar vereceğiz

Tutuklanan HDP’lilerden mesaj var… Demirtaş: Tek bir mum yeter… İşte Demirtaş’ın son söyleşisi… ‘Tutuklanırsanız ne olacak?’ sorusuna yanıt

Ecevit, Türk hacılara iki milyar dolar bağışlamış

Gaziosmanpaşa Üniversitesi’nden Mustafa Çolak ‘Bülent Ecevit Karaoğlan’ isimli biyografisinde Ecevit’in mirasıyla ilgili merak edilenleri yazdı. Hürriyet’in haberine göre mirasın öyküsü; ‘Anne tarafından dedesi olan Emin Paşa’nın Medine’deki mirası varislere paylaştırılmış ve annesi Nazlı Ecevit, 1971’de vefat ettiği için onun payı Bülent Ecevit’e intikal etmişti. Ecevit mirasa sahip olma adına herhangi bir girişimde bulunmamıştı.

Sezer’den yardım talebi

Ömrünün son zamanlarında miras yoluyla sahip olduğu serveti Ecevit, Türk hacıların faydalanması için bağışlamıştı. Bu konuda Cumhurbaşkanı Necdet Sezer ve Diyanet’ten yardım talebinde bulunmuştu. Söz konusu mirası bağışladıktan bir yıl sonra da vefat etti. Fakat vasiyetine rağmen Suudi Arabistan yönetimi istimlak ettiği arsaların bedeli de dahil, taahhüt ettiği ödemeleri yapmadı. Davanın avukatları, Kral Abdullah bin Abdülaziz’in mirasın devri için onay vermediğini, bunun sebebinin de Kral’ın İstanbul’dan satın aldığı ve Sevda Tepesi olarak bilinen araziye imar izni verilmememsi olduğunu söylemişti. Miraz Hz. Muhammed’in de kabrinin bulunduğu yaklaşık 110 dönümlük bir arazi ve bu arazilerdeki taşınmazlardan oluşuyordu.”

Hrant Dink cinayeti davası başladı… Celalettin Cerrah ifade verecek

İstanbul eski Emniyet Müdürü Celalettin Cerrah, İstanbul İstihbarat eski Şube Müdürü Ahmet İlhan Güler Ve İstihbarat Dairesi eski Başkanı Sabri Uzun’un ifade vereceği duruşma salonuna, davanın hükümlülerinden Ogün Samast da duruşma salonuna getirildi.

Agos Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Hrant Dink’in öldürülmesine ilişkin İstanbul 14’üncü Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen 35 sanıklı davanın duruşmasında, tutuksuz sanıklar İstanbul eski Emniyet Müdürü Celalettin Cerrah, İstanbul İstihbarat eski Şube Müdürü Ahmet İlhan Güler İstihbarat Dairesi eski Başkanı Sabri Uzun ve dönemin Trabzon İl Emniyet Müdürü Reşat Altay ile tutuklu sanık Ramazan Akyürek hazır bulundu. Dink cinayeti katil zanlısı hükümlü Ogün Samast da cezaevinden getirildi. Davanın tutuklu sanıklarından Ali Fuat Yılmazer’in ise bir soruşturma kapsamında gözaltında bulunduğu gerekçesiyle duruşmaya getirilemediği öğrenildi.

Davanın bugün başlayan ve Cuma günü sona erecek olan duruşmasında, bir önceki celsede alınan karar gereği, Ahmet İlhan Güler, Celalettin Cerrah ve Sabri Uzun ifade verecek.

İddianameye göre Ahmet İlhan Güler’in “kasten öldürmenin ihmali davranışla işlenmesi” ve “görevi kötüye kullanmak” suçlarından 15 yıl 6 aydan 22 yıla kadar, Sabri Uzun ve Celalettin Cerrah’ın ise “görevi kötüye kullanmak” suçundan 6’şar aydan 2’şer yıla kadar hapisleri isteniyor.

ÇYDD’den Cumhuriyet açıklaması

Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği (ÇYDD) “İfade ve basın özgülüğüne indirilen darbe, Cumhuriyet Gazetesi baskını, seçkin ve demokrat gazetecilerin tutuklanması ve yakalanma kararları; toplumun adalet duygusunu en ağır biçimde tahrip etti” dedi. ÇYDD’den yapılan açıklama şöyle:  

Siyasal iktidar, ülkeyi Türkiye Büyük Millet Meclisi yerine KHK (Kanun Hükmünde Kararname’lerle yönetmekten vazgeçmelidir!

Ülkemiz bir süreden beri Kurtuluş Savaşı’nı yöneten ve Türkiye Cumhuriyeti’ni kuran TBMM yerine KHK’lerle yönetiliyor. KHK’lerle, devletin temel değerleri ve temel kurumları birer birer yıpratılıp itibarsızlaştırılarak yetkileri elinden alınıyor.

Ülkemiz, Anayasa’ya aykırı olarak “kuvvetler birliği” ile yönetiliyor.

Demokrasinin teminatı olan bağımsız yargı, ‘iktidarın yargısı’ olmak istemese dahi buna mecbur bırakıldı.

İfade ve basın özgülüğüne indirilen darbe, Cumhuriyet Gazetesi baskını, seçkin ve demokrat gazetecilerin tutuklanması ve yakalanma kararları; toplumun adalet duygusunu en ağır biçimde tahrip etti.

HDP milletvekillerinin tutuklanması, yirmi yıl önce yaşadığımız trajediyi yeniden gündeme getirdi. Bizler, dünya kamuoyu önünde, halkın iradesiyle milyonlarca oy alarak seçilen milletvekillerini ve belediye başkanlarını cezaevlerine atan bir ülke vatandaşı olmak istemiyoruz.

Bütün bunlar yetmezmiş gibi genel olarak medyaya ve internete getirilen yasaklar, halkın gerçekleri öğrenmesini engellemekte; getirilen polisiye tedbirlerin haklı önlemler olduğu izlenimi verilmeye çalışılmaktadır.

Özgürlüklerin temeli olan düşünce ve ifade özgürlüğünü terör ile özdeşleştiren bir hukuk sisteminin toplumu daha da ayrıştırmaktan ve düşmanlığa dönüştürmekten başka hiçbir yararı olmayacaktır.

Ortak paydamız, adaleti sağlayan hukuktur. Adalet yoksa toplumun geleceğinin de olmayacağını yüksek sesle ifade ediyoruz.

Halkımızı bizi birbirimizden ayıran güçlere karşı hukukun üstünlüğü etrafında bütünleşmeye;

Siyasal iktidarı toplumu kucaklayacak ve düşmanlıkları durduracak açık ve yakın tehlikeyi fark eden bir yönetim anlayışına davet ediyoruz.

Tersi durumda “Keşke…” demek, toplum için de iktidar için de çok geç olacaktır.

Siyasal iktidar, acil önlem almalıdır!

‘Fikirler hapishane marifetiyle engellenemez’

Özgür Gündem gazetesi ile dayanışmak amacıyla başlatılan “Nöbetçi Yayın Yönetmenliği” kampanyasına katılan gazeteci Nadire Mater ve Özgür Güdem Sorumlu Yazıişleri Müdürü İnan Kızılkaya hakkında açılan davanın ilk duruşması bugün İstanbul 22. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü.

Hakkında verilen “hükmün açıklanmasının geriye bırakılması” kararını reddettiğini söyleyen Nadire Mater, “Gazeteciyim, yurttaşım. Özgür Gündem’de bir günlük yayın yönetmenliğim tam da benim gazeteci ve yurttaş olarak hayatta durduğum yerle buluşuyor. Çünkü; yurttaş olarak haber alma hakkımın sınırlandırılmasını, gazeteci olarak kendim için ve tüm gazeteciler için haber yapma özgürlüğünün engellenmesini, sınırlandırılmasını kabul etmiyorum” diye konuştu.

Avukat Fikret İlkiz de iddianameyi hazırlayan soruşturma savcısı Murat İnam’ın “FETÖ’ye üyelik, siyasi ve askeri casusluk” gibi iddialarla yargılandığını hatırlatıp, hakkında soruşturma olan bir savcının başka sanıkları soruşturmasının doğru olmadığını söyledi.

Mahkeme heyeti duruşmayı 9 Aralık saat 14.15’e erteledi.


RAGIP DURAN ÇANAKKALE’DE İFADE VERDİ: GAZETECİLİK SUÇ DEĞİLDİR

Özgür Gündem gazetesi ile dayanışma amacıyla yapılan nöbetçi yayın yönetmenliği davalarında gazeteci Ragıp Duran da Çanakkale Ağır Ceza Mahkemesi’nde ifade verdi.

“Gazetecilik suç değildir” diyen Duran, “Savcının suçlamalarına kesinlikle katılmadığım gibi, İddianamede yer alan suçlamaların yerleşik izan ve insaf kavramlarıyla çeliştiğini düşünüyorum” ifadelerini kullandı.

Duran şunları söyledi:

“1992 yılında yayınlanmaya başlayan Özgür Gündem, muhabirleri, yazarları, dağıtıcıları öldürülmüş bir gazete. Muhalif bir yayın çizgisi var, Türkiye’nin en önemli sorunu olan Kürt Meselesine özel bir önem atfediyor. Bir gazetenin Genel Yayın politikaları, kamuoyunda, meslek örgütlerinde, medya kuruluşlarında, iletişim akademilerinde tartışılır, değerlendirilir. Adliye bu tür bir tartışmanın mecrası olamaz. Düşünce, ifade ve basın özgürlüğü, esas olarak sadece devletin, toplumun, adliyenin uygun bulduğu fikir, görüş, yazı, karikatürler için değil, tam aksine devletin, toplumun, adliyenin hemfikir olmadığı, sarsıcı, rahatsız edici, aykırı, yeni fikirler için geçerli ve gereklidir. Fikirler, yazılar, görüşler polis, mahkeme ya da hapishane marifetiyle engellenemez. Fikirler, yazılar ancak karşıt görüşlerle ve zaman içinde hakikatin ortaya çıkmasıyla tekzip edilebilir ya da doğrulanır. Bu gazete, gerek siyasi iktidar gerekse adli mekanizmalar ve gerici, ırkçı çevrelerin yoğun baskı ve saldırısı altında. Bu nedenle, Özgür Gündem’le mesleki dayanışma amacıyla Nöbetçi Eş Genel Yayın Yönetmenliği kampanyası başlatıldığında, tereddüt etmeden, hem mesleki hem de vicdani olarak bu gazete ile dayanışmanın bir görev olduğuna inandım. Geçmişte de, gazeteci olarak, gazete ya da dergiler, meslektaşlarımız yargılandığında, mahkum olduğunda, yayın organları yasaklanıp toplatıldığında, saldırıya uğradığında ya da kapatıldığında da çeşitli dayanışma etkinliklerine katılırız. Zaman gazetesi ya da Samanyolu Televizyonu kapatıldığında, Charlie Hebdo çevirisi nedeniyle Cumhuriyet gazetesi linç edildiğinde, Hürriyet gazetesinin ana binası basıldığında… Gazeteci olarak, geçmiş olsun mesajı göndermek, yazı yazmak, meslektaşlarımızı ziyaret etmek gibi çeşitli dayanışma etkinlikleri gerçekleştiririz. Bu eylemler, sadece doğal değildir, meslek dayanışmasının zorunlu bir gereğidir. Semboliktir. Hukuki bir sorumluluğu yoktur. Özgür Gündem’deki Nöbetçi Eş Genel Yayın Yönetmenliği bu tür bir dayanışma faaliyetidir. Bir tür gazeteciliktir. Gazetecilik de suç değildir. Ben sadece gazetecilik yapıyorum. Ben sadece mağdur bir gazete ile dayanışma içindeyim. Gazetecilik de dayanışma da suç değildir.”

DBP ve DTK  kararı destekledi

 

HDP’nin meclisteki yasama çalışmalarını durdurma kararına bir destek de DBP ve DTK’den geldi. Demokratik Toplum Kongresi (DTK), HDP Eşbaşkanları Figen Yüksekdağ ve Selahattin Demirtaş ile birlikte tutuklanan HDP’li milletvekillerine ilişkin DTK binası önünde basın açıklaması gerçekleştirdi. Açıklamaya HDP il ve ilçe yöneticileri, Barış Anneleri Meclisi, KJA, HDP Milletvekilleri Erol Dora, İbrahim Ayhan, Adem Geveri, Çağlar Demirel, İmam Taşçıer, Mahmut Doğrul, DTK Eş Başkanı Leyla Güven, DBP Eşbaşkanı Kamuran Yüksek’in yanı sıra yüzlerce yurttaş katıldı.

‘Yaşam projemiz HDP’dir’

Ardından burada açıklama yapan DBP Eşbaşkanı Kamuran Yüksek, AKP hükümetinin kendisini darbelere karşı mücadele eden parti olarak göstermeye çalıştığını ancak en sonunda yeni bir darbe gerçekleştirdiğini söyledi. HDP’ye karşı darbenin yeni bir aşama olduğunu ifade eden Yüksek, “Bunlarla Türkiye açık bir cezaevine dönüştürülmüştür. HDP ile Kürt sorununa çözüm aradık. Tek çatı altında yaşama projemiz HDP’dir. Halkımız bu projeyi destekledi” diye konuştu. DBP olarak HDP’nin bir bileşeni olduklarını ve HDP’nin yasama organlarına katılmama kararını desteklediklerini açıklayan Yüksek, “Yasama faaliyetlerini durdurmasını destekliyoruz. Meclisten çekilmeme, demokratik zeminden çekilmeme duruşunu da destekliyoruz. Çünkü biz hala siyasal bir çözüm arıyoruz. Bu çözümden kaçan AKP’dir. Dönüp halkımızla tartışacağız. Amed, Dersim, Serhat, Botan, İstanbul, Mersin Ankara ile bize destek veren bütün toplumsal kesimle bunu masaya yatıracağız. Stratejik bazı kararlar almamız gerektiğinin farkındayız. Böylesi tarihi bir kararlaşma sürecini halk ile beraber karar vereceğiz” dedi.

‘O gemi o limana ulaşacak’

Yüksek son olarak HDP Eşbaşkanı Selahattin Demirtaş’ın bir sözünü hatırlatarak “O gemi o limana ulaşacak başka yolu yok. Biz bu gemiyi ulaştırmak için çalışacağız. Halkların umudunu o limana ulaştıracağız. Bunun sözünü veriyoruz” dedi.

AMED

 

Rytz: Avrupa tavrını koymalı

İsviçre Ulusal Konsey Milletvekili Yeşiller Genel Başkanı Regula Rytz, HDP’li milletvekillerine dönük yapılan soykırım operasyonlarını, ‘Erdoğan’ın muhalif güçlere karşı yaptığı bir darbe’ olarak yorumladı.

HDP’ye yönelik saldırıların kabul edilmeyeceğini ifade eden Rytz, Eşbaşkanların ve milletvekillerinin derhal serbest bırakılması gerektiğini söyledi. “Türk hükümetinin son dönemde ülkede muhalif güçlere karşı ortaya koyduğu politikalardan kaynaklı çok endişeliyim” diyen Rytz, Türkiye’de düşünce özgürlüğüne yönelik saldırıların acilen durdurulması gerektiğini kaydetti.

15 Temmuz darbe girişimini hatırlatan Rytz, “Erdoğan ve hükümet yarım kalan darbeyi ülkede yaşayan muhalif kesimlere ve halklara yönelik yapmaya başladı” dedi. “Avrupa ülkeleri ve yöneticileri Türkiye’ye karşı artık sessiz kalmamalıdır” diyen Rytz, şöyle devam etti: “Aynı zamanda Türkiye’nin yanı başındaki Suriye’de uyguladığı politikalara karşı da Avrupa ülkeleri net tavır koymalıdır. Diktatörlük yolunda ilerleyen Türkiye’nin önüne geçilmek zorundadır. Özellikle HDP’ye yönelik yapılanlara karşı sert tavır sergilenmeli.”

 

 

 

Dünya basını gündemden düşürmüyor

Cumhuriyet gazetesinin yazar ve yöneticileri ile HDP eşbaşkanları ve milletvekillerinin tutuklanmasının Avrupa basınındaki yankıları devam ediyor. Reuters, HDP’nin ardından Cumhuriyet gazetesi için çıkan tutuklama kararlarını “Erdoğan’ın muhaliflere hoşgörüsüzlüğü’ olduğunu belirtti. AFP ise yaşananları “uluslararası alarm durumu büyüyor” sözleri ile aktardı. İtalyanın en çok satan gazetesi Corriere della Sera da, Sebahat Tuncel’i polis tarafından sürüklendiği fotoğrafla birlikte manşetten vererek, “Baskı: Kürt yanlısı liderler hapiste” başlığını kullandı. Wall Street Journal da, “Kürt liderlerin tutuklanması Türkiye’yi sarstı” başlığı kullandı. Washington Post, “Türkiye’de baskının çapı genişledi” dedi. New York Times da, Kürt medyası ve siyasetine yönelik baskıları tüm ayrıntısıyla sıralayarak Ömer Taşpınar’ın görüşünü aktardı.

DIŞ HABERLER