Ana Sayfa Blog Sayfa 6384

Suriye’de Aleviler yine hedefte

İntihar eylemlerinde 45 kişi yaşamını yitirdi!

Suriye’nin Humus kentinde Alevilerin yoğun yaşadığı İkrima mahallesinde düzenlenen bombalı saldırılarda, çoğunluğu çocuk 45 kişi yaşamını yitirdi, en az 70 kişi de yaralandı.
Suriye resmi haber ajansı SANA’da yer alan habere göre, Humus’un Akrame semtindeki iki okulun yakınında kısa aralıklarla iki patlama meydana geldi.

İlk olayda, Yeni Akrame Okulu’nun önünde bomba yüklü aracın infilak ettiği, Akrame el-Mahzumi Okulunun önünde ise intihar eylemcisinin üzerindeki bombayı patlattığı ifade edildi. Saldırılarda çoğunluğu çocuk olmak üzere 45 kişi yaşamını yitirdi, en az 70 kişi de yaralandı.

Olayın sorumluluğunu şu ana kadar her hangi bir örgüt üstlenmezken, bölgeyi iyi bilen kaynaklar,Alevi katliamlarını daha çok IŞİD, El-Kaide ve Öso’nun yaptığını belirttiler.
Suriye hükümeti ise saldırıdan Özgür Suriye Ordusunu (ÖSO) sorumlu tuttu.

Irak ve Suriye tezkeresi protesto ediliyor

Ankara Barış Anneleri süresiz dönüşümlü açlık grevinde

Irak ve Suriye tezkeresi birçok sivil toplum kuruluşunca protesto ediliyor. Ankara Barış Anneleri TBMM Dikmen Kapısı önünde, Savaşa Karşı Kadın İnisiyatifi Boğaziçi Köprüsü’nde, KESK, DİSK ve Tabipler Odası ise Taksim Tünel’de çeşitli eylemler yaptı.

Ankara Barış Anneleri tezkereyi protesto etmek için TBMM Dikmen Kapısı önünde oturma eylemi yaptı. Süresiz dönüşümlü açlık grevi başlatan anneler, “Ey Meclis! Katliam kararı çıkarma. Tampon bölgeye hayır! Kürdistan’a özgürlük, Rojava sınırı çetelere değil insanlığa açılsın” pankartı taşıdılar.

Meclis önünde Barış Anneleri adına konuşan Songül Çelik, IŞİD’in Ortadoğu’daki vahşetinin tüm hızla devam ettiğini söyledi. Musul Başkonsolosluğundaki rehine krizinin de IŞİD ve AKP’nin iş birliği yaptığının göstergesi olduğunu belirten Çelik “AKP’ye Barış Anneleri olarak sesleniyoruz! Şu ana kadar yürütülen politikalar IŞİD’e desteğinizin açık göstergesi değilse her kesimin içinde bulunduğu bir heyetle Rojava sınırına gidip buradaki devlet kurumlarının kapılarını halka açarak samimiyetinizi gösterin. Aksi halde AKP Hükümeti bu şaibenin altında kalmaya devam edecektir” dedi.

Savaşa Karşı Kadın İnsiyatifi ise savaş tezkeresi ve IŞİD’in Kobani’ye yönelik saldırılarını protesto etmek için Boğaziçi Köprüsünde biraraya geldiler. Kadınlar, “IŞİD’in kadınları ve halkları katletmesine sessiz kalmayacağız” dedi. Polis, köprü üzerinden “Tezkere IŞİD’e destek, savaş, işgal ve kadın katliamıdır. Barış böyle olmaz” yazılı bir pankart asan 16 kadını gözaltına alındı.

Ankara Dayanışması da Sakarya Caddesi’nde açtığı çadırla açlık grevine başladı. Grevle ilgili basın açıklaması yapan Ankara Dayanışması sözcüsü Ahmet Bal, Ortadoğu halklarının yaşadığı zulme sessiz kalmayarak 2 gün dönüşümlü şekilde açlık grevi yapılacağını belirtti.

KESK, DİSK, TMMOB, Tabipler Odası ve birçok STK, tezkereyi protesto etmek için Taksim Tünel’de bir araya geldi. Çevik kuvvet ekiplerinin yoğun güvenlik önlemi aldığı eylem yürüyüşün ardından yapılan basın açıklamasıyla sona erdi.

Kürde, Alevi’ye düşman; kimin çetesi bu?

Açalım kızıl sancağı
Geçsin yezidlerin çağı
Elimizde aşk bıçağı
Tevekkeltü taallah….
(Pir Sultan)

Kobane’de Kürtler katledilmek ve onların özgürlükçü talepleri kanla boğulmak istenmektedir. Daha önce Şengal’de görüldüğü gibi Êzidîlerin katledilmesi, topraklarından sürülmesi ve kadınlarının pazarlarda satılması biçiminde vuku bulan düşmanlık kendisini Kobanê’de örgütlemektedir. Katillerin teşvik edilmesi, göçün teşvik edilmesi ve direnişçi güçlere karşı uygulanan ambargolar kimin neyi amaçladığını göstermektedir. IŞİD’in Alevi, Şii, Hıristiyan, kısaca gayri-müslimlere dair kin ve nefreti Kürt nefretiyle birleşince katliamın hedefindeki kesimler de ortaya çıkmaktadır.

Biz Aleviler açısından bakıldığında da IŞİD’in hedefinde olan temel bir kitleyi oluşturduğumuz görülmektedir. Kerbela’da Hüseyin’in kafasını keserek zafer kutlayanlar bugün Irak’ta Suriye’de Rojava’da kafa keserek kimlerin mirasçısı olduklarını açık açık dünyayla paylaşıyorlar. Kürt ve Aleviler kısaca Kürt Aleviler IŞİD gibi çetelerin hedefindeki ana gruplardan bir tanesini oluşturuyor.

Onun içindir ki Kürt düşmanlığı, Alevi düşmanlığı üzerinden bölgesel siyaset yapan kesimlerin desteğini alıyor. Türkiye Cumhuriyeti Devleti kuruluş itibariyle Türk İslamcı yapısı ve Kürt Alevi düşmanlığıyla IŞİD’i destekleyen temel bir unsur haline geliyor. Türkiye’nin Ortadoğu’daki duruşu ve AK Parti’nin Türk İslam faşizmini örgütleyen en temel yapı olmasından kaynaklı IŞİD ortaklığı teknik bir siyasi manevra değil, stratejik bir durum arz etmektedir.

Alevilerin ve Kürtlerin bu zihniyete karşı mücadelesi ve duruşu hayati bir önem arz etmektedir. Hiçbir şey bu birlikteliğin gerçekleşmesinin önünde durabilecek güce sahip değildir. Kim ne kadar ve hangi gerekçeyle karşısında durursa dursun bu birlikteliği engellemesi mümkün değildir.

Demokratik ulus anlayışı özgürlükçü laik bir yaklaşım içermektedir. Tüm kesimler gibi Alevilerin de kendi temsiliyetini bu özgürlük cephesinde şimdiden örgütlemesi şarttır. Türk İslamcı devlet anlayışına karşı ortakçı, paylaşımcı ve özgürlüklerden yana cephede herkes sorumluluklarına sahip çıkmalıdır. Kimse “banane” diyecek bir lükse sahip değildir, çünkü her yerde saldırılar sürmektedir. IŞİD’in varlığı Irak- Suriye ile sınırlı görünse de stratejik bir zihinsel müttefik olan Türkiye Cumhuriyeti, Alevilere ve Kürtlere ve gayri müslimlere  aynı siyaseti uygulamakta ve bu kesimlerin varlığını ortadan kaldırmak için devlet olmanın tüm imkanlarını kullanmaktadır. Devlet olarak Kürt ve Alevi düşmanlığını örgütlemekte topluluklar arası ayrılıkları derinleştirmekte kendisine benzeşmeyeni ortadan kaldırmak için her türlü yolu denemektedir. Kürtlerin temel hakları Alevileri temel talepleri sürekli saldırılara maruz kalmakta en temel insani talep olan anadilde eğitim ve Alevilerin eğitim hakları çiğnenmektedir.  Bu anlamıyla bizden uzak duran bir siyaset değil tamamıyla günlük hayatımıza şekil veren IŞİD siyaseti ile karşı karşıyayız.

Bunun farkında olan Aleviler, Kobanê sınırına ikinci kez giderek Kobanê direnişiyle halkıyla dayanışma içinde olduklarını ortaya koydular. Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF) ve Levhi Kalem Alevi Fikir Topluluğu’nun çağrısıyla Pir Sultan Abdal Kültür Dernekleri (PSAKD) ve Alevi Kültür Dernekleri’nin (AKD) katılımıyla Kobanê sınırına yürüyüş yapıldı. ABF Genel Başkanı Fevzi Gümüş burada yaptığı açıklamada Rojava’nın kazanmasının laik ve demokratik halkların kazanımı olduğunu vurguladı.  Alevilerin genel bakış açısını ifade eden bu durumun kendisini önümüzdeki dönemde daha çok hissettirerek sürdüreceği açıktır. Türkiye’deki Aleviler Kobanê’deki halkların direnişini kendilerinin direnişi olarak görüyorlar. Alevi kurumlarında cemevlerinde bu tartışma ve sahiplenme devam ediyor. Yöre dernekleri başta olmak üzere birçok Alevi kurum Şengal’de Kobanê’yle dayanışma ve yardım kampanyaları yürütüyor.

Aleviler biliyor ki, Kürde düşman, Alevi’ye düşman çeteler kimin çetesidir? Kim ki Alevi’ye düşman Kürde düşman işte onun çetesidir.

IŞİD’in tarihi inançlara tehdidi GERARD RUSSELL

ABD ve Arap bombalarının bu hafta IŞİD hedeflerine yağmasının ardından, ABD Başkanı Barack Obama’nın harekete geçmesine neden olan Ezidileri unutmak bir anda kolaylaştı.

Ezidiler Ortadoğu’da tehdit altında olan ve pek bilinmeyen tek azınlık değil. Tarihi anıtları yıkarak, metinleri yakarak ve çocukları öldürerek IŞİD dünyanın en eski inançlarından bazılarını yok etme tehdidini ortaya koyuyor. Bunların arasında İsa’yı ve Şiiliğin kurucularına aynı saygıyla bakan Kakailer, ataları bir dönemler ateşe tapan Şabaklar, Aleviler ve inançlarının kökleri antik Yunan tarihine kadar giden Dürziler de bulunuyor.

Bu inançların bazılarına ilk kez Ortadoğu’da bir İngiliz diplomat olarak çalışırken rastladım. Bu Ağustos’ta Irak Kürdistanı’na gerçekleştirdiğim ziyaret en hüzünlülerinden bir tanesi oldu. Mülteci kamplarından bir tanesinde bir Ezidi dini lider Musul Barajı’nın kenarında beyaz elbisesi rüzgarda uçuşurken benimle konuşuyordu ve Baraj’ın öte tarafında IŞİD teröristleri olduğunu söylüyordu. Her ne kadar kendisinden ve yanındakilerden gurur duysa da gözyaşlarını tutamıyordu.

Doğu tarafında Zagros dağı civarında Kakailer yaşıyor. Ezidiler gibi Kakailer de dini ritüellerinin yabancılara tamamen açıklanmasını istemiyor. Kakailerden bir tanesi “Biz diğer dinlere de önem veriyoruz. İsa bizim için kutsal bir karakterdir; tıpkı Ali ve Hüseyin gibi diyor. Ortadoğu’nun bu karışık yaşayan toplulukları arasında diğer dinlere uyum sağlama isteği yaygın: Hem yaşamak hem de yaşatmak istiyorlar.

Şabaklar Musul’un doğusunda kalan Dicle Vadisi’nin düz topraklarında Hıristiyan ve Ezidilerle beraber yaşıyorlar. Şabaklar bir dönem gizli törenlerinde alkol kullandılar; Fars geleneğine göre şarap içmek bazen ilahi aydınlanmaya yardımcı olabiliyor. Bu ve buna benzer pek rastlanmayan alışkanlıklar neredeyse tamamen silinip gitti, ve Şabaklar artık ya muhafazakar Sünni ya da Şii Müslümanlar. Fakat kendi dilleri de dahil olmak üzere kimliklerinin bazı özelliklerini devam ettiriyorlar ve IŞİD tarafından güvenilmiyorlar. Birçok Şabak, Hıristiyan komşularıyla beraber Kürtlerin koruması altındaki bölgelere kaçtı.

Suriye’deki savaş devam ediyor olmasaydı belki de batıya doğru bu grupların en gizlisi olan Alevileri ziyaret etmek için macerama devam edecektim. Neyse ki 19. yüzyıl Avrupalıları Alevilerin güneşe tapma, aya tapma, Platon, İsa ve Muhammed gibi figürlerin Tanrı’nın insan formuna bürünerek kendisini yansıtması gibi inançlarını kayda geçirmişler. Suriye diktatörü Beşar Esad da Alevi fakat Esad İran ile işbirliği yaparak dinin eski geleneklerini bastırdı ve İran’ın Şiiliğine benzeyen bir çizgiye getirdi.

Son olarak Lübnan, Suriye ve İsrail’e yayılmış olan Dürziler var. Ban anlatılanlara göre Lübnanlı Dürzi kadın ve erkeklerin yaklaşık yüzde 15’i dini alanda görev almak istiyor. Din Yunan felsefesi ve diğer geleneklere benziyor; reenkarnasyon inançları ve ilahi ruhun insan üzerine inmesi İslam ve Hıristiyanlık tarihi öncesine kadar gidiyor.

Öyle ki tehlike altında kalan bu inançlar Ortadoğu’da iki bin yıl önce var olan bazı inançların devam etmesini sağlıyor. Bu çok garip gelenekleri de içine alıyor (Ezidi şeyhleri marul yemezler). Bu gelenekler yaşatılarak İslam’ın yerel versiyonlarına adapte edilmişler.

Müslüman liderler bir dönem Hıristiyan Bizans’ta işkence gören Hıristiyanlık öncesi dinlere ait üyelere sığınak sağlamayı teklif etti. Bu tolerans ruhu Ezidiler, Dürziler ve Mezopotamya’nın diğer tarihi inançlarının hayatta kalmasını sağladı ve bizim de geçmişe bağlanabilmemize yardımcı oldu.

Fakat Ezidiler şimdi IŞİD’den gelecek bir soykırımdan korkuyorlar, Şabaklar geleneklerini terk ediyorlar ve Aleviler Esad’ın vahşeti yüzünden suçlanmaktan çekiniyorlar. Eğer bu çoğulcu dinler yok olursa insanlık tarihinin bir sayfası kapanacak. Gelecek Müslüman nesilleri çok daha az çeşitlilik gösteren bir ortamda büyüyecek ve dünyanın en büyük medeniyetlerinin kurulmasına yardım eden bazı tecrübelerden haberdar olamayacak.

—Russell, “Unutulmuş krallıkların mirasçıları: Ortadoğu’nun kaybolan dinleri” isimli ve 21 Ekim’de Basic Books tarafından basılacak kitabın yazarı

Din öğretmeninden Alevi öğrencilere zorunlu din dersi baskısı

İstanbul’un Sultangazi ilçesindeki Orhangazi Ortaokulu’nda Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi dersini boykot eden 2 kız öğrencinin öğretmen tarafından baskıyla karşılaştığı belirtildi. TV10’a konuşan T.İ.Ç.’nin annesi Sevgi Ç. çocuğunun din dersi almasını istemediğini ve savcılığa suç duyurusunda bulunacağını söyledi.”

22 Eylül günü meydana gelen olayda iddiaya göre Alevi inancına sahip T.İ.Ç. ve A.S. isimli kız öğrenciler aileleri tarafından okuldan alınarak derse sokulmadı.
İddialara göre, derse giren Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi öğretmeni Y.E.Ç, yoklama sırasında öğrencilerin derste olmadığını farederek sınıftaki çocuklara “Bu öğrenciler nerede? Neden derse girmiyorlar. Hıristiyan mı bunlar” diye sordu. Bunun üzerine sınıftaki çocuklar arkadaşlarının Alevi olduğuna dikkat çekerek “O Tuncelili Alevi” diye yanıt verdi.
Ertesi gün ise iki kız öğrenci öğretmenleri tarafından çağrılarak “Kuran, cüz getirmeyin ama derse girin” baskısıyla karşılaştı.
Durumu ailelerine anlatan öğrencilerin velileri okul müdürlüğüne dilekçe verdi. Sevgi Ç. ve Selda S. tarafından verilen dilekçede “Kızımın dini inancı, kimliği ne olursa olsun hiç kimsenin kişisel haklarına sözlü veya bedensel şiddet, tepki, ayrımcılık yapamaz hele bu bir eğitimci ise asla kabul edilemez. Devletin kızıma tanıdığı hakkı kişisel olarak göz ardı ediyor. Bu olay sınıfta kızımın deşifre olmasına, demokrat kişisel haklarına, eğitim hakkına saldırıdır. Bu konuyu bilgilerinize arz ettiğim gibi gerekli merci ve makamlara da başvuracağımı beyan ederim” ifadelerine yer verildi.

Sevgi Ç: Çocuğumun din dersi almasını istemiyorum
Çocuğuna dini ders aldırmak istemediğini belirten T.İ.Ç’nin annesi Sevgi Ç. kızının geçen yıl seçmeli Kuranıkerim dersinden muaf olduğunu bu yılda dilekçe ile bildirmesine karşı zorla derse kayıt yapıldığını söyledi. Okul idaresi ile görüştüğünü ve kendisine 6 saat seçmeli ders seçmesi gerektiğinin söylendiğini anlatan Sevgi Ç. şunları söyledi:
“Okulun çoğunluğu o dersi seçtiği için benim bilgim dışında çocuğu oraya kayıt yapıyorlar. Zorunlu din dersinden kurtulamadan başka bir derse zorunlu kayıt yapıyorlar. Ben çocuğumun din dersi almasını istemiyorum. Hiçbir zihniyet benim çocuğumun inancını yargılayamaz. Ateist de olabilirdi. Bir eğitimci Hıristiyan veya bir başka şekilde insanların inancını uluorta sorgulayamaz.”
Okulda proje odasının da mescide çevrildiğini öne süren Sevgi Ç., “Okulun bütün ihtiyaçları için biz de yardımda bulunuyoruz. Mescit için proje odasını ayıran okul yönetimi neden çocukların bilimsel eğitimi için alan açmıyor” diye sordu.
Sevgi Ç. okulda dini baskı, nefret suçu, ayrımcılık yapıldığı gerekçesiyle savcılığa suç duyurusunda bulunacağını da söyledi.

Okul Müdürü: Dilekçeyi işleme aldık
İddialar üzerine okulu müdürü Kemal Kavgacı’nın, ailenin dilekçesini işleme aldıklarını ve amirlerinden izin almadan herhangi bir açıklama yapamayacağını söylediği belirtildi. Kavgacı’nın, gerekli incelemeyi sürdürdüğünü ancak “Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi öğretmeninin kasıtlı bir davranışta bulunmadığını” savundu.

Kobanê direnişi inançların güvencesidir

 Kobenê’ye destek vermek için sınır kapısına gelen Alevi dernekleri, Kobanê devriminin inançların ve halkların güvencesi olduğunu vurguladı

Topraklarına geri dönmek isteyen Kobanêlilerin, Suruç Mürşitpınar Sınır Kapısı’ndaki bekleyişleri devam ederken, Alevi derneklerinden oluşan bir heyet kapıda bekleyen Rojavalıları ziyaret etti. Aleviler Birliği Federasyonu, Pir Sultan Abdal Kültür Derneği, Lev-i Kalem Alevi Fikir Topluluğu yöneticileri ile Zülfikar Gazetesi çalışanlarından oluşan heyet, kısa bir yürüyüşün ardından Kobanêlilerle görüştü. “Mazlum Kobanê halkının yanındayız” pankartı ile yürüyen heyet, sık sık “Kobanê halkı yalnız değildir”, “Alevi topluluğu Kobanê direnişini selamlıyor” sloganları attı.

Bu devrim özgürlüğün teminatıdır

Burada kısa konuşma yapan ABF Genel Başkanı Fevzi Gümüş, PSAKD Başkanı Müslüm Doğan, Lev-i Kalem Alevi Fikir Topluluğu’nu temsilen Cemo Doğan ve Zülfükar Gazetesi Genel Yayın Sorumlusu Mehmet Yüksel, Pir Baki Düzgün, PSAKD Eski Başkanı Kemal Bülbül kapıya gelmelerinin amacını, Kobanê direnişini selamlamak ve insanlık suçu işleyen IŞİD çetelerine karşı çıkmak olduğunu belirtti. IŞİD çetelerinin AKP hükümeti ve emperyalist güçlerin bizzat eliyle Ortadoğu’da yaratıkları bir bataklık olduğuna dikkat çekilen açıklamalarda, eğer bu topraklarda özgürce inançlarını ve yaşamını devam etmek isteniliyorsa Kobanê direnişine destek vermesi gerektiği vurguladı. Heyet, sınır hattındaki gözlemlerini bir rapor haline getirilerek, başta Avrupa olmak üzere dünya kamuoyuna sunacaklarını belirtti.

Aleviler Kobanê sınırına gidiyor

 Heyeti taşıyan araç Kadıköy’de polis tarafından engellenmeye çalışıldı

Levh-i Kalem Alevi Fikir Topluluğu ve Alevi Bektaşi Federasyonunun çağrısı ile Alevi Pirlerinin öncülüğünde oluşturulan heyet Kobanê sınırına doğru yola çıktı. Yapılan açıklamanın ardından, İstanbul’dan Kobane’ye doğru yola çıkan heyeti taşıyan araç Kadıköy’de polisin engellemesiyle karşılaştı.

Çağrıcılar, yaptıkları açıklamada “IŞİD terör örgütü ve arkasındaki güçlere karşı, masum ve mazlum Ortadoğu ‘nun ötekileri sayılan halkların yanında olduğumuzu bildirmek için biz Aleviler Kobani sınırına yürüyoruz” dedi.

Açıklamada, Alevilerin ve Ezidilerin katledilmesiyle devam eden, kadim orta doğu halklarına tek tip bir şeriat dayatan, Rojava gibi bir demokrasi alanını yok etmeye çalışan ve giderek Türkiye’ye sıçrama olasılığı yüksek kanlı bir savaşla karşı karşıya olunduğuna dikkat çekildi.

Açıklamanın ardından İstanbul’dan Kobane’ye doğru yola çıkan heyeti taşıyan araç, Kadıköy’de polisin engellemesiyle karşılaştı. Alevilerden oluşan heyet, polisin herhangi bir gerekçe göstermeksizin aracın Kadıköy’den çıkışını engellediğini belirtti. Heyet uzun bir bekleyişin ardından yola çıkan heyete Ankara’dan da Alevi kuruluşlarının temsilcileri katılarak Kobane sınırına doğru yola çıkacak.

Aleviler Kadıköy’den yola çıktı

Eğitimde yaşanan hak ihlalleri, ayrımcılık ve asimilasyona “dur” demek için 15 merkezden Ankara’ya yürümeyi planlayan Aleviler, Kadıköy’den yola çıktı. Yeni eğitim yasasının Alevi gençlerin üniversitelerden uzaklaştırmak için oluşturulduğunu belirten PSAKD Kadıköy Derneği Başkanı Feti Bölükgiray, “Bu Aleviliği bitirme girişimidir” dedi.

İSTANBUL- Alevi Kültür Dernekleri, Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı, Pir Sultan Abdal Kültür Derneği’nin çağrısıyla Ankara’ya yürümeyi planlayan Aleviler Kadıköy’den yola çıktı.

İskele Meydanı’ndan başlayan yürüyüşe, HDP Eş Genel Başkanı Figen Yüksekdağ, ESP Genel Başkanı Sultan Ulusoy ve CHP Kadıköy Belediye Başkanı da destek verdi.

‘BU MÜCADELE TÜRKİYE HALKLARININ ÖZGÜRLÜK MÜCADELESİDİR’

Yürüyüş öncesi PSAKD Kadıköy Derneği Başkanı Feti Bölükgiray açıklama yaptı.

Bölükgiray, Alevilerin, yoksulların düz, anadolu ve fen liselerinden alınarak imam hatiplere mahkum edildiğini söyledi. AİHM’e göre zorunlu din dersinin insan haklarına aykırı olduğunu belirten Bölükgiray, AKP hükümetinin politikalarıyla din dersinin sözde seçmeli fiiliyatta ise zorunlu hale getirildiğini kaydetti.

Bölükgiray, bunun sadece Alevilerin değil özünde Sunnilerin ilgilenmesi gereken, onların özgürlüğünü kısıtlayan bir uygulama olduğunu kaydetti. Bölükgiray bu mücadelenin Türkiye halklarının özgürlük mücadelesi olduğunu söyledi. Yeni eğitim yasasının Alevi gençlerin üniversitelerden uzaklaştırmak için oluşturulduğunu belirten Bölükgiray, “Bu, asimilasyon ve izolasyon Alevilere saldırmaktır. Bu Aleviliği bitirme girişimidir” dedi.

Kobane’de verilen mücadeleye de dikkat çeken Giray, IŞİD’e direnen halkların yanında olduklarını duyurdu, Alevilerin de Kobane’ye gitmek için yola çıktığını kaydetti.

‘GELİN BİRLEŞELİM’

7 kişilik yürüyüş grubu içerisinde de bulunan Alevi Kültür Dernekleri Genel Başkanı Doğan Demir ise Alevilerin sadece hak mücadelesi değil aynı zamanda var olma mücadelesi verdiğini söyledi.

Demir, hükümetin bir taraftan Avrupa Birliği söylemleriyle öne çıkarken, öte yandan insan hakları suçu işlediğini belirtti. Demir, AB’nin, AKP ve işbirlikçi emperyalistlerin insan hakları gözetmediğini ifade ederek, Sünnilerin Alevilere destek vermesi gerektiğine işaret etti, “Gelin birleşelim” dedi.

Açıklamanın ardından “Zorunlu din dersi kaldırılsın”, “Gün gelecek devran dönecek AKP halka hesap verecek”, “Katil ABD, işbirlikçi AKP” ve “İmam da hatip de olmayacağız” sloganlarıyla Ankara’ya yürüyüş başladı.

Tuzla, Gebze, Kocaeli güzergahı boyunca devam edecek yürüyüş, 12 Ekim’de Ankara Sıhhiye Meydanı’nda yapılacak büyük mitingle son bulacak.

etkin ajans

Kobanê’ye destek için Suruç’a gidenlere polis engeli

Kobanê direnişine destek vermek amacıyla İstanbul’dan Suruç’a gitmek isteyenler bir çok ilçede engellenirken, birçok kentte de Rojava için yardımlar toplanıyor.

İSTANBUL

Kobanê direnişine destek vermek amacıyla İstanbul’dan Suruç’a gitmek isteyen HDP ve HDK’liler birçok ilçede engelleniyor. İlçelerde araçların toplanacağı noktalarda polis tarafından yoğun önlemler alınırken Esenler, Küçükçekmece, Avcılar ve Çekmeköy’de otobüsler polis tarafından bağlandı. Esenler’de polis engellemesi oturma eylemi ile protesto ediliyor.

HDP Eş Genel Başkanı Figen Yüksekdağ, ESP Genel Başkanı, EMEP, SDP, ESP ve SYKP, HDP ve DBP üye ve yöneticilerinin de aralarında bulunduğu çok sayıda kişinin eski Salı Pazarı’nda toplanarak Suruç’a gitmek üzere bekleyen otobüslerin bulunduğu alana yürümek istemesi polis tarafından engellendi. Engelleme HDP ve DBP’li yöneticilerin polislerle görüşmelerinin ardından kalktı.

Suruç’a gidecek otobüslerin bulunduğu alana geçenlere hitaben bir konuşma yapan HDP Eş Genel Başkanı Figen Yüksekdağ, “Bu yolculuk Kobanê’yi sahiplenme yolculuğudur. Haramilerin saltanat kuramayacağı aksini ilan etmenin yolculuğudur bu. Vahşiliğin, barbarlığın Ortadoğu ve dünyada galip gelemeyeceğine olan inancımızı bu noktada gösterdiğimiz iradenin yolculuğudur bu” dedi. Kobanê ile dayanışmayı bütün dünya kamuoyunun görmesi gerektiğini ifade eden Yüksekdağ, ancak bunun hala sağlanamadığını söyledi. Türkiye’nin IŞİD’e destek verdiğini ifade eden Yüksekdağ, bu çetelere karşı mücadele edenlerin ise Türkiye tarafından önlerinin kesildiğini söyledi. Yüksekdağ polisin kendilerini engellemesine ilişkin ise “Çetelerin ellerini kollarını sallayarak dolaştığı alanlarda çetelere karşı mücadele edenler devlet güçleri tarafından engelleniyor. Devlet Suruç’a gitmek isteyenlerin otobüslerinin önü kesti. Ezilmişlerin ve halkımızın direnişi engellenemeyecektir. Bu bizim kimseye sormadan kullanacağımız en meşru hakkımızdır” dedi.

Basın açıklamasının ardından onlarca kişi İstanbul’da kalan yurttaşlarla vedalaşarak otobüslere bindi. Ardından HDP’lilerin otobüsü İstanbul’un diğer ilçelerinden gelecek 35 otobüsle buluşmak üzere Kurtköy’e doğru hareket etti.

Öte yandan Beyoğlu Dolapdere Caddesi üzerinde Suruç’a gitmek üzere otobüslerine binmek isteyen yurttaşlar da polis tarafından engellendi. Sivil polisler, yola çıkmak üzere araçlara yönelen kitleyi engelledi. Araçların “muayene” işleminin yapılmadığını gerekçe gösteren polisler, araçları bağladı. Duruma tepki gösteren kitle, burada bir süre oturduktan sonra, ” Rojava faşizme mezar olacak”, “Katil IŞİD işbirlikçi AKP ” sloganları atarak DBP İstanbul il binasına doğru yürüyüşe geçti. Kitlenin DBP İstanbul il binası önündeki bekleyişleri sürüyor. Şirinevler’de otobüslerine binerek Suruç’a doğru yola çıkmak isteyen yurttaşlar da polis tarafından “Urfa valiliğinin kararı var kente girişler yasak o yüzden yola çıkmanıza izin vermeyiz” denilerek engellendi.

ALEVİLER DE ENGELLENDİ

Levh-i Kalem Alevi Fikir Topluluğu ve Alevi Bektaşi Federasyonu‘nun çağrısıyla Kobanê sınırına doğru yola çıkan heyeti taşıyan araç da, Kadıköy’de polisin engellemesiyle karşılaştı. Alevilerden oluşan heyet, polisin herhangi bir gerekçe göstermeksizin aracın Kadıköy’den çıkışını engellediğini belirtti. Heyet, polisin tüm engellemelerine karşın Kobanê sınırına doğru yola çıkmak için sonuna kadar bekleyeceklerini de kaydetti.

DİYARBAKIR

Kobanê’de direnen YPG ve YPJ’nin direnişini büyütmek için Diyarbakır’dan sınıra doğru yola çıkan yurttaşlar, kent çıkışında polislerce durdurulup GBT kontrolünden geçirildikten sonra yola devam etti. Sabah saatlerinde DBP il ve ilçe örgütlerinin önünden kalan araçlarla Kobanê’ye doğru yola çıkan yurttaşların içinde bulunduğu araçların önü, toplanma merkezi olan kent çıkışındaki Ava Petrol yakınında durdurularak yurttaşlar tek tek kimlik kontrolünden geçirilmişti. Zırhlı araçlar eşliğinde yol üzerinde kurulan kontrol noktasında durdurduğu araçlar da arama yapan polisler, Siirt’den gelen ve içlerinde Barış Anneleri Meclisi üyelerinin yer aldığı iki aracın evrakları eksik olduğu gerekçesiyle bağladı. Bunun üzerine bu araçlarda bulunanlar Diyarbakır’dan kalkan diğer araçlara binerek yollarına öyle devam etmek zorunda kaldı.

VAN

Van Büyükşehir Belediyesi bünyesinde oluşturulan Rojava ile Dayanışma Koordinasyonu tarafından Rojava halkıyla dayanışmak amacıyla başlatılan kampanya çerçevesinde Organize Sanayi Bölgesinde bulunan Pazarbaşı Un, Yem ve Gıda ve Beslen Ekmek Fabrikası sahibi Halil Pazarbaşı tarafından Rojava’ya bir TIR un gönderildi. Komisyona 500 torba unu teslim eden Pazarbaşı, dayanışmaya ihtiyaç duyuldukça kendilerinin de buna katkı sunacaklarını ve herkesin bu duyarlılığa sahip olması gerektiğini söyledi. Rojava Yardım Koordinasyonu üyesi Cevdet Altındağ ise Van halkı tarafından yapılan yardımların koordinasyona ulaştırılması gerektiğini, bunun dışında da yardımların kimseye teslim edilmemesini istedi.

BİTLİS

Bitlis’te, HDP ve DBP’nin Rojava ve Şengal için başlattığı kampanya çerçevesinde toplanan bir kamyon gıda bölgeye gönderildi. Kuru gıdadan oluşan yardımları kamyona yükleyen DBP’li yöneticiler adına konuşan Rauf Akbulut, kampanyanın devam edeceğini belirterek, duyarlılık çağrısında bulundu.

MUŞ

Muş’un Varto ilçesinde DBP ve HDP öncülüğünde IŞİD’in zulmünden kaçan Êzidîler ile ambargo altındaki Rojava halkına destek olmak için başlattığı dayanışma kampanyası sürerken, Kovék (Oğlakçı) köyünde yaşayan yurttaşlar, aralarında topladıkları 2 bin TL ile 68 battaniye satın alarak ilgili merkezine getirerek teslim etti.

DERSİM 

Rojava’nın Kabanê Kantonu’na dönük IŞİD’in saldırılarına karşı Kobanê halkıyla dayanışmak amacıyla Suruç’a doğru yola çıktı. DBP Dersim il binası önünde bir araya gelen ve aralarında Dersim Belediye Eş Başkanı Mehmet Ali Bul’un da bulunduğu yurttaşlar buradan araçlara binerek yola çıktı.

Öte yandan Dersim’de Eğitim Sen Kadın Komisyonu, IŞİD’in Rojava’nın Kobanê Kantonu’na karşı yaptığı saldırılarına ilişkin KESK binasında basın toplantısı düzenledi. Toplantıda konuşan Dersim Eğitim Sen Kadın Temsilcisi Meral Uç, IŞİD’in Kobanê halkına yönelik ciddi saldırılar gerçekleştirdiğini belirterek, Dersim Belediyesi ile ortak olarak Kobanê halkı için 1 haftalık yardım kampanyası başlattıklarını dile getirdi. Êzidî halkı ile bir arada olmak, acılarını paylaşmanın kendileri için önemli olduğunu söyleyen Uç, Dersim halkı olarak bu süreçte sessiz kalmayacaklarının altını çizdi. Uç, başlatılan kampanyaya tüm Dersim halkının destek vermesini gerektiğini belirterek, kampanya kapsamında ihtiyaçlar için Dersimli yurttaşları duyarlı olmaya çağırdı. (DİHA)

TV10’dan açıklama “özgür basına yönelik taciz ve saldırıları kınıyoruz!”

Kobani sınırında televizyonumuz TV10 çalışanlarına yönelik taciz ve saldırıları kınıyoruz!

Toplumun haber alma hakkını gözeten ve bu ilkesinden taviz vermeyecek olan televizyonumuz TV10 ve çalışanları hedef gösterilerek taciz ve saldırılara uğramıştır. Kobani sınırında yaşanan insanlık dramını ekranlara taşıyan, bunu için fedakarca çalışan ekibimiz, polis ve askerin gaz bombası ve tazyikli suyla gerçekleştirdiği saldırılara maruz kaldı.

İki gün önce çalışanlarımızdan biri ayağına isabet eden gaz bombası kapsülü ile yaralandı. Canlı yayın aracımız isabet eden gaz bombası kapsülleriyle hasar gördü. Gaz bombalarıyla, tazyikli suyla ve hedef gözeterek yapılan saldırı sonucunda TV10 aracı dahil, birçok basın aracı tahrip oldu hasar gördü.

Bugün de canlı yayın aracımız ve ekibimiz güvenlik güçlerinin şiddetli engellemeleriyle haber yapamaz duruma getirilmek istendi. Aracımızın anteni tomolardan sıkılan tazikli su ile çalışamaz hale getirildi. Çalışanlarımıza karşı zor kullanılarak gözaltına alma girişiminde bulunuldu. Basın mensuplarının tepkisi üzerine bu girişimleri başarısızlıkla sonuçlandı.

Basın özgürlüğünün özellikle sınıra doğru giderek silikleştiği, orada yaşananların kamuoyundan gizlenmeye çalışıldığı gerçeğini kanıtlamak istercesine yapılan bu saldırılar, basın özürlüğüne, halkın haber alma hakkını engellemeye yönelik girişimlerin parçasıdır.

TV10 olarak bu saldırıları kınadığımızı bir kez daha vurgularken, hiçbir çabanın haber yapma hakkımızı engelleyemeyeceğini duyuruyor ve kamuoyunu duyarlılığa çağırıyoruz.

TV10 Yönetim Kurulu

23 09 2014, İst.