Ana Sayfa Blog Sayfa 6446

Göçmen Kalem

Göçmen olmak, yüreğine-aklına, kimliğine-kişiliğine, benliğine-kültürüne yeni bir yuva kurmayaçalışmak demektir. Göçmen olmak, unutulmazıunutmaya, yaşamına yeni insanlar katmaya, anılar biriktirmeyebaşlamak demektir.

Göçmenlik burun direğini sızlatır insanın. Aynı zamanda biler, keskinleştirir, çoğaltır, zenginleştirir. Zamanı görünür kılargöçmenlik; emeği yoğun, ekmeği sıcaktır ve hayalleri, özlemlerine anaç bir kucaktırgöçmenin.

Yaşar Seyman’ın kalemi bize onlarıanlatır. Göçmen olmanın, göçmenkadın olmanın zorluğunu, emeğin ve dayanışmanıngücüyle örnek yaşamlara çeviren insanlarınöyküsünü anlatır. Bir anlamda yüreğinin göçlerini sunar sakınmadan.içten, değerbilir, güçlü ve devingendir Göçmen Kalem.

Cemevine çirkin saldırı!

Adıyaman, Erzincan, İzmir derken şimdi de…

Tarsus’un Yenice Beldesinde Sıdkı Baba Cemevinin duvarına Alevilere yönelik hakaretler yazıldığı öğrenildi. Bu olayın 2 Temmuz 1993 Madımak Katliamı anması öncesinde gelmesi dikkat çekti…

Birkaç aydır Türkiye’nin birçok yerinde Alevilere yönelik yapılan çirkin yazılamalara Tarsus da eklendi. Tarsus’un Yenice Beldesinde Sıdkı Baba Cemevinin duvarına Alevilere yönelik hakaretler yazıldığı öğrenildi.

tarsusunsesi.com’un haberine göre, Adıyaman, Erzincan, İzmir, Antep, Didim’de Alevi evlerinin işaretlenmesinin ardından bu kez yapılan saldırıların hedefinde Yenice’deki Sıdkı Baba Cemevi yer aldı. Türkiye’nin çeşitli yerlerinde meydana gelen saldırıların üzeri çocuk işidir diyerek kapatılırken duvarlara yazılan küfürlerin ve işaretlerin bu sefer nasıl açıklanacağı merak ediliyor.

Cemevine gelen halkın fark ettiği çirkin saldırının kimler tarafından organize edildiği belirlenemedi. Cemevine gelen halkın farkettiği küfürleri kimin yazdığı henüz belirlenemedi. Yenice halkı olaya tepkili. Yetkililerden derhal bir açıklama bekleyen beldenin sokaklarında halk tedirgin.
Başta Yenice olmak üzere Türkiye’nin çeşitli yerlerinde Alevilere yönelik yapılan saldırıları protesto etmek isteyen cem evi yönetim kurulu birlik çağrısı yaparak bu tür faşist zihniyetler karşısında teslim olmayacaklarını ve inançlarına sahip çıkacaklarını belirttti. Gerçekleşen çirkin saldırıya karşı sesiz kalmak istemeyen Yenice halkı bugün Cumartesi günü saat 17.00′de basın açıklaması düzenleyecek.

Didim”de Aleviler Mitingten Vazgeçti

Kaymakamlığı’nın Didim Alevi Kültür Merkezi ve Cemevi Derneği binası hakkında  yıkım kararı vermesinin ardından 9 Temmuz’da  miting yapmayı kararlaştıran Didimli Aleviler, tahsisi noktasında yapılan olumlu  adımların ardından mitingi iptal etti.
Mitingin iptal edilmesine  ilişkin olarak Didim Alevi Kültür Merkezi ve  Cemevi Derneği’nden yapılan yazılı açıklamada; “Kaymakamlığın 5 Haziran 2012 tarih ve 2117 sayılı yazısına istinaden almış olduğu  yıkım kararı ile dernek yönetimimiz tarafından  almış olduğumuz kararla 26 Haziran 2012 tarihinde basın açıklaması, 9 Temmuz  2012 tarihinde geniş kapsamlı bir miting kararı alınmıştır. 26 Haziran 2012 tarihinde  yapmış olduğumuz basın açıklamasından önce Kaymakamlığın 25 Haziran 2012 tarih ve 2484 sayılı yazıları doğrultusunda Didim Belediye Encümenince taşınmazın derneğimize tahsisi  Bakanlıktan talep edilmiş olduğundan;  Bu aşamada sorunun çözümü noktasında adımlar atıldığından,  9 Temmuz 2012 tarihinde yapılacak olan mitingi geçici olarak erteleme kararı almış bulunmaktayız. Ancak Cem evlerinin  Alevilerin ibadethaneleri ve inanç merkezleri olarak Anayasal güvenceye  kavuşuncaya kadar mücadelemizi sürdüreceğimizi tüm halkımıza duyuruyoruz. Bu konuda bize destek veren  sivil toplum örgütlerine, siyasi parti temsilcilerine ve halkımıza sonsuz  teşekkürlerimizi bir borç biliriz” denildi.

Stuttgart’a Madımak anıtı dikilsin girişimi

Sivas Madımak otelinde 2 Temmuz 1993’de yakılarak katledilen 35 can için Stuttgart/Filderstadt Rundsporthalle’da yüzlerce kişinin katıldıgı bir gece yapıldı.

Etkinliği düzenleyenler katliamda yaşamlarını yitirenlerin anısına Stuttgart merkezinde bir anıt oluşturma çalışması yaptıklarını söylediler.

Diyarbakır’da Alevi İnanç Buluşması Gerçekleşti

Diyarbakır Alevi inanç buluşmasına Büyükşehir Belediye Başkanı Osman Baydemir, Büyükşehir Belediyesi Meclis Başkanvekili Hacı Haspolat, Kayapınar Belediye Başkanvekili Mahmut Dağ, Cem Evi Başkanı Cafer Koluman, sözlü kültür derleyicisi Bese Aslan, Dersim Alevi Piri Hasan Kılavuz, Diyarbakır Alevi Piri Hasan Baykurt, DİAYDER Başkanı Zahit Çitfkuran, Prof. Dr. İrfan Açıkgöz, Alevi ileri gelenleri ve Alevi vatandaşlar katıldı.
Etkinlikte bir konuşma yapan Büyükşehir Belediye Başkanı Osman Baydemir, Diyarbakır kentinin burada yaşayan herkesle birlikte bir kent olduğunu söyledi.
Baydemir, “Diyarbakır bütün inançlarıyla birlikte kadimdir. Bize düşen siz bu kentin yaşayanlarına hizmet etmektir. Bu kentte herhangi bir inanca mensup bir insanımız varsa ve o inancını özgürce yaşayamıyorsa veya mekansal eksikliği varsa her şeyden önce o biz yerel yönetimlerin bir eksikliği, bir kusuru olacaktır. Diyarbakır’da göç etmek zorunda kalan Ermeni kardeşlerimizin Ortadoğu’daki en büyük inanç merkezlerinden biri olan Surp Giragos Kilisesi’nin restorasyonu ile yolumuza devam ettik. Cem Evi ile bu hizmeti daha da ileriye götürmenin heyecanını birlikte yaşıyoruz” dedi.
Hiçbir bitkiyi, hiçbir ağacı kurutmamak gerektiğini belirten Baydemir, her kadim ağacın kendi kökü üzerinde büyüyüp geliştiğini söyledi.
Anadolu ve Mezopotamya coğrafyasının en köklü inanç ve felsefelerinden bir tanesinin de Alevilik olduğunu vurgulayan Baydemir, “Dolayısıyla bu inancın koca çınarına sahip çıkmamız gerekiyor. Bu inancın kurumasına, solmasına asla müsaade etmememiz gerekiyor. Belki bu ulu çınar, bu kentte yaprakları hafif solmuştu. Biz canlarla, dedelerle, seydalarla birlikte o ulu çınara can suyu verdik” şeklinde konuştu.
Diyarbakır Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Başkanı Cafer Koluman ise yaptığı konuşmada yaşadıkları coğrafyanın dinsel, etnik ve kültürel bir çeşitliliğe sahip olduğunu Aleviliğin de bu farklılıklardan biri olduğunu söyledi.
Alevilik inancının merkezinde insan bulunduğunu ifade eden Koluman, sürekli egemen, dinsel anlayışın dışında bulunduğunu ve yok sayılmaya çalışıldıklarını kaydetti.
Koluman, “Alevilere göre insana sevgi ve saygı her türlü ibaretten daha önemlidir. Bu nedenle derler ki her ne ararsan insanda ara” ifadelerini kullandı.
Ali Osman diye hitap ettiği Diyarbakır Büyükşehir Belediye Başkanı Osman Baydemir’e Cem Evi yapmasından dolayı teşekkür eden Koluman, yaptıkları ilk etkinlikte cenaze erkanını açık bir şekilde anlatacaklarını söyledi.
Konuşmaların ardından Cem Evi Başkanı Cafer Koluman’ın yönettiği panele geçildi. Koluman, Alevi inancında ölüm olmadığını, ölümü hakka yürüme olarak adlandırdıklarını söyledi.
Panelde Diyarbakır Türkmen Alevi Piri Hasan Baykurt, Alevi inancındaki cenaze defin işlemi ilgili ayrıntıları anlattı. Dersim Alevi Piri Hasan Kılavuz da panelde Kürt Alevilerdeki cenaze erkanı ve defin işlemi ile ilgili bilgiler verdi.
Panelin ardından Ali Osman ve Alevi dostu olarak hitap edilen Büyükşehir Belediye Başkanı Osman Baydemir’e ve Kayapınar Belediye Başkanvekili Mahmut Dağ’a birer teşekkür plaketi verildi.
Daha sonra Cem Evi’nde semah dönüldü ve lokma dağıtılarak etkinlik sona erdi .

Sivas Katliamı’nı lanetle kınıyoruz!!

Ali ERDOĞAN

Türkiye’de takvimler 1993’u gösteriyordu. Kürtler evrensel demokrasi haklarını istedikleri için, köyleri yakılıyor, her gün onlarcası öldürülüyor; bir o kadarı failimeçhul cinayet ve kayıplar boy gösteriyordu. Sonraları bu kayıpların kemikleri, askeri kışla ve devlet birimlerin bahçelerine kazılan çukurlarda çıkarılacaktı. Kürdistan coğrafyasında, iki kardeşin cenazeleri biri dağda, biri de askerde  geliyordu aynı gün.

Başbakan Çiller, “PKK Tunceli köylerini helikopterle bombalıyor” diye demeç veriyordu. Ve hızını alamayarak, “terör ya bitecek ya bitecek diyordu. Kendisi ve partisi bitti, olaylar henüz bitmedi.

Doksanlı yıllar, at izinin, it izine karıştığı yıllardı. Kürd Aleviler, Alevilik felsefesi gereği mazlumun yanında yer almak için Sünni Kürtle birlikte örgütleniyorlardı. Devlet bundan rahatsıdı. Alevi Kürd’e daha önce 1978’de Maraş’ta bir gözdağı vermişti. Ama uslanmamışlardı. Yeni bir ders gerektiriyordu. “İki Kızılbaşı öldüren Cennete gider” fetvaları yaygınlaşıyordu camilerde ve Kuran kurslarında.

2 Temmuz 1993’de devlet destekli ve Sivas belediye başkanı Mollanın organizatörlüğünde binlerce guruh, Pir Sultan Abdal etkinliklerine katılan, çoğunluğu Alevi ve Alevi dostu olan aydınlara  saldırıldı. Madımak otelinde, görsel basının kameraları önünde 34 insan canlı, canlı yakıldı. İnsanlar yakılırken, bir general geldi olay mahaline. Kısa bir görüşme yaptıkten sonra, olaya müdahale etmeden gerisin geri gitti. Guruhda insan yakmaya devam etti.

Katliam bittikten sonra, Başbakan Çiller “vatandaşımızın hiç birinin burnu kanamadı” diye demeç verdi. Ölenler vatandaşı değildi(!) Daha sonraki yıllarda Genelkurmay Başkanı, Kürtleri kasdederek “sözde vatandaşlamız” diye söz edecekti.

Göstermelik bir soruşturma yapıldı. Katillerin bir kısmı yurt dışına kaçırıldı. Bir kısmıda devlet dairelerinde gizli çalıştırıldı. Normal vadesiyle ölünce, aranan kişiler olduğu tesbiti yapıldı. Önce mahkeme başka şehire alındı. O zamanki Adalet Bakanı Şevket Kazan, sanıkların avukatlığını üstlendi. Tutukluları serbest bırakmak için pişmanlık yasasını çıkardılar ve pek çoğu öyle serbest bırakıldı.

Yurt dışında olanları getirmek için, bilerek yeterli evrak gönderilmedi. Devletin gayesi: sürüncemede bırakarak zaman aşımına uğratmaktı. Nitekim geçen ayki duruşmada, mahkeme davayı zaman aşımı gerkçesiyle dosyayı kapattı. Oysaki, dava bir adli dava değildi, işlenen bir insanlık suçuydu. Zaman aşımı söz konusu değildi. Adamın dediği gibi “anamı belleyen kadı olunca, şikayetimi kime edeyim?”

Başbakan Erdoğan mahkemenin sonucunu duyunca “isabetli bir karar verilmiş” demişti. AKP on yıldır iktidar da, isteseydi yasaları işleterek, yurt dışındaki sanıkları getirtirdi. Adalete verip yargılatırdı. İstiyerek savsakladı ve zaman aşımını doldurttu.

Her yıl Madımak otelin önüne onbinlerce Alevi ve Alevi dostları gidiyor. Katliamı lanetliyorlar. Oranın müze olmasını, Aleviliğe yasal statü verilmesini ve dinderslerinin kaldırılmasını istiyorlar. Baskılar sonunda, otelin altındaki et lokantası kapatıldı. Bir kültür merkezi olarak açtılar. Katillerin adlarınıde panonun baş köşesine yazmışlar. Bu davranış Alevilere bir hakarettir.

Ülkede açılan Cemevlerine bakmayın. Hiç birinin yasal statüsü yoktur. Devlet sözde Alevi açılımını, Sünni kesimlerle ve asimile ettiği Alevilerle yaptı. Yasal bir sonuç çıkmadı. Diyanet Başkanlığı, Alevilik diye bir inanışın olmadığını, sadece İslamın bir alt kolu olduğunu ve ibadet yerlerininde cami olduğunu söylüyor.

Didim Cemevi, hazine arazisi üzerine yapılmıştır diye yıktırılacağını söylüyor, Didim kaymakamı. Ülkedeki 98 bin caminin %95’ı hazine arazisi üzerine yapılmadı mı? 15 bin metrekare üzerinde, Çamlıca tepesinde yapılması istenilen caminin arazisi hangi vatandaşın malı ve ne zaman cami için hibe etmiş? Belediyelerin ve devletin bütçesi vatandaşlardan alınan verilerden oluşmuyor mu? Bu vergilerin 1/3’ü Alevilerden alınan vergiler değil mi?

Bu ayrımcı devlet zihniyetini lanetliyoruz.

 

Erdoğan’ın maceraları ve sonuçları

Çocukluğumun bir kesimi ve ortaokul-lise yıllarım Antep şehrinde geçti, Anteplilerin kendilerine özgü ilginç deyimleri var. Bunlardan birisi var ki, Erdoğan iktidarına tam uyuyor. Birileri olmayacak şeyler yaptığında Antepli şöyle der “hele şuna bak boyuna posuna bakmadan b.kuyla gülle oynuyor”. Evet bugünkü AKP iktidarında boyuna posuna bakmadan kendi pisliği ile gülle oynuyor. Bu vasıtayla da pisliğini etrafına da bulaştırıyor.

Erdoğanın ağababaları onu öylesine şımartmışlar ki, kendi evine bakmadan bölgedeki her olaya müdahil olmaya çalışıyor. Türkiye’nin iç sorunları boyunu aşmışken, bunları çözmeye çalışmadan komşularındaki iç çatışmalara müdahil olmaya kalkıyor. Erdoğan bölgenin süper gücü olmaya oynuyor, ancak gerek devlet adamlığı tecrübesi, gereksede bilgi birikimi ve siyasi çapı buna yetecek düzeyde değil. Her ne kadar kendisi ustalık dönemini yaşadığını söylese de, gerçeklikte kendisi de bir çırak olan Fetullahın çıraklığından kurtulabilmiş değil. Fetullah Batılı güç odaklarının çırağı, Erdoğanda dolayısıyla çırağın çırağı daha.

Bakın kendisi Fetullaha dön çağrısı yapınca Hoca hemen açıklama yaptı. Şu an gelmeyi düşünmüyorum, çünkü gelişim kazanımlarımızı tehlikeye sokar dedi. Yani Erdoğandan akıllı olduğunu gösterdi. Aynı zamanda nazik bir şekilde bu dön çağrısını red ederken, Erdoğan’a da haddini aşma senin çağrınla mı döneceğim demek istedi aslında. Fetullah’ın tek görevi Türkiye yi ılımlı İslam çizgisine çekmek değil, bunun yanında aslında bir bütün olarak radikal İslam çizgilerini güçten düşürerek,İslamı batılı güçlerin hizmetini yapacak bir ılımlı çizgiye çekmektir. Bugün Türkiye bu çizgiye gelmiştir. Şimdi sıra diğer İslam ülkelerinde, arap baharıgirişimi de aslında bu amaçla sahneye konmuştur. Ancak batılı güçlerin istediklerinin olup olmayacağı hala belirsizdir.

Arap baharıyalanı çok kısa sürede ortaya çıktı, dikta iktidarlarının yıkıldığı hiçbir ülkede vaad edilen demokratik iktidarlar kurulamadı, İslamcı partiler güçlendi, çoğunda şeriat yasalarıuygulamaya sokuldu. Tabi tüm bunlar belkide radikal İslamcı hareketlerin elindeki silahları almak amaçlı olabilir ve Müslüman Kardeşler hareketleri başını ABD’nin çektiği batılı egemenlerin emrine süreç içinde girebilir. Görünen o ki, batı bu oyunu oynamayısürdürmektedir. Bölgede Şii hareketin etkisini azaltma ve Sünni İslam eksenliılımlı İslam modeli uygulamasında ısrar edilmektedir.

Bugün Erdoğan’ın Suriye yönetimini devirme oyununda aktif rol alması da, Suudi önderlikli bölge Arap ülkelerinin İran ve Suriye’ye tutum almasının altında yatanda bu amaçta gizlidir. Bölgede Şii önderlikli değişim hareketlerinin Sünni iktidarlar tarafından kanla bastırılmasına seyirci kalan ABD önderlikli batılı güç odakları, sıra İran, Lübnan ve Suriye’ye geldiğinde, dün kendileri tarafından kanlı terör örgütü olarak adlandırılan Müslüman Kardeşler örgütlerini desteklemekten geri durmuyorlar.

Batılı güçlerin bölgedeki enerji kaynaklarını denetim altına almak için her yöntemi mübah gören anlayışı bugün alenen ortadayken, hala bölgede yaşanan müdahaleleri ilerici, demokratik değişimler olacak, diktatörler yıkılacak, insan hakları ihlalleri ortadan kalkacak diye destekleyen bazı sol çevrelerin göremediği gerçekler ortada değil mi? Bir yandan Erdoğanın kurmaya çalıştığı sivil diktatörlüğe karşı mücadele ettiğini söyleyeceksin, öte yandan onun bölgemizde desteklediği batı yanlısı oyunlarıgörmezden gelip aynı çizgiden saldırı yapacaksın. Bu büyük bir çelişkidir.

Ancak gerek batılı güçlerin, gerekse de bölgedeki işbirlikçilerinin akıllarından çıkardığıbir şey var. Artık ne kadar medyayı kontrol etseler de, bir iletişim çağı olan günümüzde, uzun süre gizli amaçları gizleyerek halkları aldatmanın olanaklarıortadan kalkmaktadır. Artık her türlü olaydan tek tek her birey anıında haberdar olmakta ve iletişim araçları aracılığıyla tepkisini dile geritebilmektedir. İnternet yoluyla yapılan çağrılarla bile binlerce insan bir araya gelerek tepkilerini anında koyabilmektedir.

Yine gelelim Erdoğan’ın yeni maceralarına, düne kadar kadim dost dediği Esad’ı devirmek için uçak dahil her aracı kullanmaya başladı.Ancak ilk uçak denemesi başarısız oldu. Bakalım şimdi ne tür bir maceraya girişecek. Arapların liderliğine oynadı, ancak bu hevesi kursağında kaldı. Dışarda liderlik hevesine kapılan Erdoğan, içeride son hesapsız söylemleri ile irtifa kaybetmeye başladı, düşüşe geçti. Oyları yavaş ta olsa düşüşe geçti. Elini attığı hiç bir iç sorunu çözemedi. Adeta hepsinde başa döndü. İşte Kürt açılımı ve sonuçları, işte Alevi açılımı ve sonuçları, asıl amaç çözüm olmayınca gelinecek nokta burasıdır. Amaç tüm ötekileştirilmiş toplumsal kesimleri asimile ederek tek tipleştirmeye devam etmek olunca sonuçları da bu oluyor. Çünkü dünyanın da, Türkiye’nin de dünküşekliyle yönetilemeyeceği gerçeğini unutuyor Erdoğan, iktidar nimetleri onun gözünü kör ediyor ve bu körlükle gidip beton duvarlara tosluyor.

Anteplilerin deyişiyle artık AKP iktidarı “ kendi b.kuyla gülle oynuyor” ve Kürtlerin deyimi ile de “lıser tırbe xa de lizi”. Yani Türkçesiyle bu iktidar artık “mezarının üstünde oyun oynuyor” öleceğinin farkında değil. Sağa sola saldırmaya başladı. Fetullah Hocasıyla önce bir güç denemesine girişti. İkisi de beceremeyeceğini anlayınca başkaları aramıza fitne-fesat, nifak sokuyorlar diyerek, dışlarındakilerini suçlamaya başladı. Bu gidişle ABD’nin kendisi dikensiz gül bahçesi yapmak istediği ortadoğu da, Erdoğan’ın 2023’e kadar iktidar hesapları da tutmayacağa benziyor. Yaşayan görecek, hızlı yükselenlerin, hak edilmemiş iktidarların, ne kadar kolay kaybedileceğine de şahit olacaktır. Bunun er ya da geç olması tamamen iktidar karşıtı güçlerin örgütlenme düzeyine ve mücadele azmine bağlıdır.

 

2 Temmuz Sivas Katliamı, Alevi İnanç Katliamıdır

BASIN AÇIKLAMASI

2 Temmuz Sivas Katliamı, Alevi İnanç Katliamıdır.

2 Temmuz, Alevi Kültür Katliamıdır.

2 Temmuz, Demokratik İnsanlığın Katliamıdır.

2 Temmuz ,Demokrasiye gönül veren aydın ve sanatçı katliamıdır.

2 Temmuz, gencecik bedenlerini insanlık için dara çekerek ateşde semah dönen mahsumpakların katliamıdır.

2 Temmuz Sivas Katliamı, İnsanlığın Katliamıdır.

İnsanlık suçlarında zaman aşımı olamaz.

Bu katliamda rolu olan herkesin yargılanıp hak ettiği cezayı alıncaya kadar insanlık vicdanı kanayacakdır.

Bunun için bizler, sadece alevi davası olarak değil, tüm insanlık davası olarak gördüğümüz bu katliamın, hesabı sorulana dek her alanda mücadeleye devam edeceğiz.

Sivas Katliamının 19 yıl sonra sonuçlanan mahkeme kararında anlaşılacagı gibi, bu katliam, TC nin derin devlet güçleri ve bu güçlerin cumhuriyetin kuruluşundan bu yana kulandıkları Topal Osmanların, Hizbulkontraların, Jitemlerin, Genarallerin iyi çocukları ve AKP nin dindar çocuklarının ortak bir suçudur. Bu suç insanlıga karşı işlenmişdir.

Çünkü Sivas da katledilenler sadece Alevi değildır. Türkiyenin Demokratik Vicdanı ve kimliğidir. Aydınlık yüzü ve düşünen beynidir.

Katledilen: Müzikdir, Şiirdir, Romandır, Dansdır, Raksdır, Ozandır, Semahdır, Tiyatrodur.

Sivasda Katledilen İnançdır, İmandır, Sevgi ve Aşkdır.

Sivasda Katledilen Kalemdır, Kitapdır, Düşüncedır.

Tüm bunları katleden karanlık zihniyetin temsilcileridır.

İnkarcılardır, Irkcılardır, Dini kullanan bezirganlardır. Dini kinine alet eden kindar dindarlardır. Bu zihniyetin temsilcilerinı bin yıllık tarihden tanıyoruz ve nefretle lanetliyoruz.

Sivas Katiamı, Ergenekoncuların-Hizbullahcıların el ele birlikte yaptıkları bir katliamdır.

Bu katliamın sorumlularının bir kısmını görüp, diğer kısmını göremiyen Aleviler ve kurum temsilcileri, o dönemin tüm katliam ve saldırılarını birlikte değerlendire- bilirlerse; örneğin Hizbullahın Kürtlere yönelik vahşeti, Trabzondaki Papazın katli, Malatyadaki incil basan yayın evi katliamı, Danıştay saldırısı ve Hrant Dinkin katli gibi tüm bunlar sivas katliamcıların marifetleri arasındadır.

Aleviler, dindar ve kindar çocukların temsilcisi AKP ye karşı söylediklerini, iyi çocukların temsilcisi Ergenekonculara ve derin devletin aklı Ulusalcı Kemalistlere de söylemelidır.  Çünkü bu katliamların tümü aynı merkezden planlanıp farklı figüranlara havale edilmiştır.

Amacı TC nin tekci ideolojisi olan Türk ve İslam kimliğine uymayanların tasfiyesi ve eritilmesidır. Bu sadece islamcıların değil, aynı zamanda Türk ırkcılarınında birlikde yaptıkları katliamlardır. Şimdi gelinen aşamada Türk- İslam projesinin patronları el değiştirmiştir.

ABD nin de desteğiyle Ortadoğuda değişen siyasal konjuktüre uygun olarak, Türkcülerin yerine İslamcı- türkcülük geçmişdir.

Sünni İslamın temsilciğini yapan ve AKP şahsında temsil edilen Cemaat ve Tarikatlar 1980 Askeri darbesinden sonra adım adım hazırlanarak nihayet 2000li yılarda iktidara taşınmış ve başda demokratik Kürt hareketi olamak üzere, Alevilere, demokratlara, sivil toplum kurumlarına, Türkiyin demokrat ve sosyalist kesimlerine karşı vahşet dolu bir katliam ve sindirme politikası uygulanmış ve nihayet dindar çocuklar Türkıyenin yeni siyasi patronları olmuşlardır.

Bütün devlet kurumlarını, yargı, yasama, ordu, basın ve diğer tüm kurumları istediği gibi dizayn ederek, siyasi iktidarın kontrolünü ele geçirerek, zaferlerini ilan etmişlerdir.

Türk- İslam Sentezi olarak bilinen devlet ideolojisi ve siyasi projesini yeniden rutuşlayarak İslami-Türkçülük olarak her alana dayatmaktadırlar. Bu projeye uymayan alevi inanç  felsefesi, kürt kimliği ve diğer etnik ve inanç kültürlerinin asimilasyonu ve eritilmesinden vaz geçilmemiştir.  Hatta türkcülük propandası türkiyenin sınırları dışına taşınarak birçok ülkede türkcülük okuları ile bu politika yurt dışınada Cemaat okuları aracılı ile taşınmıştır.

Ankaradaki uluslararası Türkçe Olimpiyatları yarışması en bariz örnektir.

Alevi toplumu ve temsilcileri şunu iyi görmelidirler. Artık Orta doğuda dini kimlik üzerinden yürütülmek istenen bir savaş ve çatışma sürecinin eşiğine  gelinmişdir. Bu savaşın esas avantajlarını batılı devletler paylaşsada, bunun kısmi avantajlarına ortak olmak ve pay almak isteyen TC de bu yeni politikanın aktif olan bir partneri olmuşdur.

Türkiye, Suudi Arabistan ve Katar gibi sünni islam devletlerin başını çektiği güçler ile Şii kimlikli İran, Suriye ve bölgenin diğer şii gruplarıya dinsel kimlik üzerinden belki de onlarca yıl sürecek bir savaşa doğru adım adım yaklaşaktadırlar. Bunun Alevilere getireceği katliamdır.

Bu politikanın en azından, Türkiyede boşa çıkarılması için Alevi toplumu demokratik Kürt hareketi, tüm Türkiyenin demokratik kesim ve kurumları, sosyal demokratlar, Sosyalistler ve Devrimciler güç birliği yapmak zorundadır. Ancak bu güç birliği ile bu gerici yobaz ve emperyalist uşakları geriletilip, bu plan boşa çıkarıla bilinir.

Sivas şehitleri şahsında, tüm insanlık davası şehitlerini saygı ile anıyoruz. Mücadelemizin özgür bir geleceğe vesile olması niyetiyle ;

Yürü bre hızır paşa, seninde çarkın kırılır.

Güvendiğin padişahın, onunda tahtı devrilir.

diyen Pir Sultanların davası için bu Yezid rejiminden hesap soralım.

– Sivas davasında zaman aşımını tanımıyoruz.

– Alevi İnanç kimliğine anayasal güvence istiyoruz.

– Alevi İnanç kurumlarının resmen tanınmasını istiyoruz.

– Mecburi zoraki din derslerine hayır diyoruz.

Bunun için bir olalım,diri olalım,sonuç alalım.

Demokratik Alevi Federasyonu

30.06.2012

Madımak Katliamının 19. Yılı İçin Teşekkürler

TEŞEKKÜR MESAJI;

MADIMAK KATLİAMININ 19. YILINDA, HAK İLE HAK OLAN 33 CANIMIZI VE PİR SULTAN ABDAL’I “EL ELE EL HAKKA” İNACIYLA BİRLİK OLARAK ANAN DOST/MÜSAHİP/YOLDAŞ/PAYDAŞ PİR SULTAN ABDAL DOSTU KURUMLARA TEŞEKKÜR EDİYORUZ. HİZMETİNİZ HAK DİVANINA YAZILSIN!

ŞEHİT AİLELERİMİZE;

Yaşadığınız acıdan insanlığa örnek olacak bir erdem yarattınız! Dirayetiniz ve metanetinizle kitlemize yol gösteren ışık gibi Madımak önüne kadar yürüyerek 19. Yılda bir kere daha 33 Canımızla birlikte katillere karşı ayakta olduğumuzu, bu Yolun ve davanın bir gereği olarak gösterdiniz. Piri Piran Pir Sultan Abdal ve 33 Şehidimizin yürüdüğü Yol aşkına bu yürüyüşünüz erenlerimizin, evliyalarımızın, ulularımızın, velilerimizin divanına yazılsın.

MÜRŞİT, PİR, DEDE VE ANALARIMIZA;

Pir Hasan Kılavuz ve Ana Aysel Kılavuz’a;

Dede Adıgüzel Erbaş’a;

Dede Hüseyin Gazi Metin’e;

Dede Dertli Divani’ye;

Pir Seyit Rıza’nın torunları Rüstem Polat ve Ahmet Tezel’e;

Ve katılım sağlayan tüm Pir, Dede ve Analarımıza, Hak Divanında Aşkı Niyaz olsun.

PİR SULTAN ABDAL KÜLTÜR DERNEĞİ ŞUBELERİNE;

Türkiye genelinde Damal’dan (Ardahan), Çerkezköy’e (Tekirdağ), Samsun’dan, Antalya’ya kadar örgütlü bulunan 70 Şubemizin başkan, yönetici ve üyelerine teşekkür ediyoruz. Şubelerimiz dost/müsahip/paydaş/yoldaş kurumlarla birlikte 19. Yıl anması için etkili bir dayanışma örneği göstermiş yerellerde ve Sivas/Madımak’ta yapılan görkemli anmaya Pir Sultan Abdal ve 33 Şehidimizin inançsal, kültürel mirasına yaraşır bir anma programı gerçekleştirmişlerdir.

SİVAS DEMOKRASİ PLATFORMU ÜYELERİNE;

Sn. Hidayet Yıldırım/ Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Sivas Temsilcisi

Sn. Emine İmren/ Alevi Kültür Dernekleri Sivas Şb. Bşk.

Sn. Cahit Albayrak/ Hacıbektaş Veli Anadolu kültür Vakfı Sivas Şb. Bşk.

Sn. Feyzullah Süner/ EĞİTİM-SEN Sivas Şb. Bşk.

Sn. Elif Karadeniz/ SES Sivas Şb. Bşk.

Sn. Adnan Yılmaz/ HALKEVLERİ Sivas Şb. Bşk.

Sn. Mahmut Şahin/ TÜM-BEL-SEN Sivas Temsilcisi

Sn. Kemal Akkaya/ BES Sivas Temsilcisi

Sn. Ali Şimşek/ BTS Sivas Şb. Bşk.

Sn. Önder Doğan/ EĞİTİM- SEN Sivas Şb. (Programımızın sunumunu yapmıştır)

Anma programımızın ve mitingimizin yapılmasında, “Tertip komitesi” oluşumunda gösterdikleri çaba ve emekten dolayı teşekkür ediyoruz.

Hizmetiniz Hak Divanına yazılsın.

TÜRKİYE’DEKİ ALEVİ KURUMLARINA;

Alevi Bektaşi Federasyonu Genel Başkanı, Sn. Selahattin Özel, Genel Yönetim Kurulu ve bağlı kurum başkan ve yöneticilerine;

Alevi Dernekler Federasyonu Genel Başkanı, Sn. Hüsniye Takmaz ve yönetim kurulu ve bağlı kurumlara;

Alevi Vakıflar Federasyonu Genel Başkanı Sn. Doğan Bermek ve yönetim kurulu ve bağlı kurumlara;

Alevi Kültür Dernekleri Genel Başkanı Sn. Engin Gündük, Yönetim Kurulu, Şube Başkanı, şube yönetim kurulu ve üyelerine;

Hacıbektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı Genel Başkanı Sn. Ercan Geçmez, Yönetim kurulu, Şube Başkanı, yönetici ve üyelerine;

Arap Alevi dost/müsahip kurumlarımızın gerçekleştirdiği 2 Temmuz anmaları için;

Yolumuzun ve erkanımızın bir gereği olarak 33 Madımak Şehidimizi anmak için Pir Sultan Abdal yolunda sağladıkları kitlesel katılım ve maddi, manevi dayanışmaya teşekkür ediyoruz.

Hizmetiniz Hak divanına yazılsın.

AVRUPA ALEVİ BİRLİKLERİ KONFEDERASYONUNA;

Avrupa Alevi Birlikleri konfederasyonu Genel Başkanı Sn. Turgut Öker ve bağlı Federasyon, Dernek Başkan, yönetici ve üyelerine;

Almanya Alevi Federasyonu Genel Başkanı Sn. Hüseyin Mat ve bağlı dernek başkan ve yöneticilerine;

Örgütlü bulunduğu Avrupa’nın ülkelerinden gelerek Yolumuz ve erkanımızın bir gereği olarak 33 Madımak Şehidimizi anmak için Pir Sultan Abdal yolunda sağladıkları kitlesel katılım ve maddi, manevi dayanışmaya teşekkür ediyoruz.

Hizmetiniz Hak divanına yazılsın.

SANATÇI DOSTLARIMIZA;

Sn. Pınar Aydınlar’a;

Sn. Ferhat Tunç’a;

Sn. Tolga Sağ’a;

Sn. Erdal Erzincan’a

Sn. Grup Munzur Üyeleri’ne;

Sn. Rojin’e;

Sanatın insanlığın hakları ve özgürlükleri için yapılan ve yaratılan kıymet biçilmez bir değer olduğunu göstererek 33 Şehidimiz ve Pir Sultan Abdal Yolunda bizimle birlikte oldukları için teşekkür ediyoruz.

Hizmetiniz Hak Divanına yazılsın.

SİYASİ PARTİLERE;

BDP EŞ GENEL BAŞKANI Sn. Selahattin Demirtaş şahsında;

Muş Milletvekili Sn. Demir Çelik, Urfa Milletvekili Sn. İbrahim Binici, Mersin/Akdeniz Belediye Bşk. Sn. Fazıl Türk’e;

BDP yönetici ve üyelerine; 33 Şehidimizi anmak ve Pir Sultan Abdal Yolunda birlik olmak için gösterdikleri dayanışma örneğinden dolayı teşekkür ediyoruz.

Hizmetiniz Hak Divanına yazılsın.

CHP GRUP BAŞKAN VEKİLİ Sn. Muharrem İnce şahsında;

Sn. Sivas Milletvekili Malik Ejder Özdemir’e;

Sn. İstanbul Milletvekili Sezgin Tanrıkulu’na;

Sn. Bursa Milletvekili Aykan Erdemir’e;

Sn. Maraş Milletvekili Durdu Özpolat’a;

Sn. Tunceli Milletvekili Hüseyin Aygün ve Kamer Genç’e;

CHP Sivas İl Başkanı’na;

CHP Yönetici ve üyelerine; 33 Şehidimizi anmak ve Pir Sultan Abdal Yolunda birlik olmak için gösterdikleri dayanışma örneğinden dolayı teşekkür ediyoruz.

Hizmetiniz Hak Divanına yazılsın.

EMEK PARTİSİ Genel Başkanı Sn. Selma Gürkan şahsında,

Emek Partisi yönetici ve üyelerine;

Emek Partisi Sivas İl Bşk. Cevat Aktaş’a;

33 Şehidimizi anmak ve Pir Sultan Abdal Yolunda birlik olmak için gösterdikleri dayanışma örneğinden dolayı teşekkür ediyoruz.

Hizmetiniz Hak Divanına yazılsın.

ÖDP (Özgürlük ve Dayanışma Partisi)

ESP’ye (Ezilenlerin Sosyalist Partisi)

EDP (Eşitlik ve Demokrasi Partisi)

SDP (Sosyalist Demokrasi Partisi)

TKP (Türkiye Komünist Partisi)

Yönetici ve üyelerine;

33 Şehidimizi anmak ve Pir Sultan Abdal Yolunda birlik olmak için gösterdikleri dayanışma örneğinden dolayı teşekkür ediyoruz.

Hizmetiniz Hak Divanına yazılsın.

EMEK ÖRGÜTLERİNE;

DİSK ve Bağlı Sendikalara;

KESK ve bağlı sendikalardan;

EĞİTİM-SEN;

SES;

BES;

TÜM-BEL-SEN Yönetici ve üyelerine;

33 Şehidimizi anmak ve Pir Sultan Abdal Yolunda birlik olmak için gösterdikleri dayanışma örneğinden dolayı teşekkür ediyoruz.

Hizmetiniz Hak Divanına yazılsın.

DEMOKRATİK KİTLE ÖRGÜTLERİNE;

İHD

TMMOB

HALKEVLERİ

OZAN-DER

78’LİLER GİRİŞİMİ

EĞİT-DER

DEDEF/DERSİM DERNEKLERİ

İM-DER

KIZILIRMAK YEREL DERNEKLER FEDERASYONU

KOÇGİRİ PLATFORMU

Yönetici ve üyelerine;

33 Şehidimizi anmak ve Pir Sultan Abdal Yolunda birlik olmak için gösterdikleri dayanışma örneğinden dolayı teşekkür ediyoruz.

Hizmetiniz Hak Divanına yazılsın.

Ayrıca adını kurumsal olarak ifade etmekte eksik kaldığımız dost ve müsahip kurum ve Pir Sultan Abdal dostu bireylere;

33 Şehidimizi anmak ve Pir Sultan Abdal Yolunda birlik olmak için gösterdikleri dayanışma örneğinden dolayı teşekkür ediyoruz.

Hizmetiniz Hak Divanına yazılsın.

SAYGILARIMLA…

Kemal BÜLBÜL

PİR SULTAN ABDAL KÜLTÜR DERNEĞİ GENEL BAŞKANI

Sivas Katliamı 19. yılında ülkenin dört bir yanında lanetlendi

Sivas Katliamı, 19. yılında Türkiye’nin dört bir yanında kitlesel gösterilerle protesto edildi.

19. yılında, 33 insanımızın yakıldığı Sivas Katliamı lanetlendi. Ülkenin dört bir yanında binlerce insan gösterilere katılırken, AKP’nin Sivas’ta yakanların devamcısı olduğu düşüncesi eylemlere damgasını vurdu.

İstanbul Sivas Katliamı’nın 19. yılı dolayısıyla Halkevleri, ÖDP ve TKP Kartal’da binlerce kişinin katıldığı bir miting düzenledi.

Binlerce kişinin katıldığı mitingde, TKP Merkez Komite Üyesi Aydemir Güler, Halkevleri Genel Başkanı Oya Ersoy ve Özgürlük ve Dayanışma Partisi İstanbul İl Başkanı Avni Gündoğan konuşma yaptılar. Konuşmalarda AKP’ye karşı mücadele vurgusu ön plana çıktı.

Konuşmaların ardından mitinge destek sunan sanatçılardan, Nevzat Karakış, Ender Yiğit, Mercan Erzincan, Ufuk Karakoç ve Hilmi Yarayıcı türküleriyle ve şiirleriyle sahne aldılar.

Sivas’ta on binler yürüdü Sivas katliamı anması 19. yılında katliamın yapıldığı Madımak Oteli önünde yapıldı. Anma için Alevi örgütleri tarafından günler öncesinden Seyrantepe Cemevi önünden Madımak Oteli önüne yürüyüş düzenleneceği duyurulmuş ancak Sivas Valisinin Madımak Oteli önüne yürüyüşe izin vermeyeceği haberi basına yansımıştı.

Saat 10.00’da Alevi örgütleri, siyasi partiler ve bazı sendikaların katıldığı miting yürüme kararlığı gösterilmesi sonrası polisin geri çekilmesi ile Madımak Oteli önüne yürüyüş ile başladı.Geçtiğimiz yıla göre daha kalabalık olduğu gözlenen mitinge on binlerce kişi katıldı.

Mitingde sıkça Madımak Otelinin utanç müzesi olması ve insanlığa karşı işlenen suçlarda zaman aşımının kaldırılması talepleri dile getirildi.

Sivas’ta katledilen 35 aydın ve sanatçının aileleri en önde yürürken yürüyüşe, Alevi örgütlerinin yanı sıra CHP, BDP, ESP, EMEP, ÖDP, Halkevleri ve TKP katıldı.

Ankara Dikmen’de kitlesel 2 Temmuz anması Dikmen’de, Sivas’ta yakılarak katledilen 35 kişiyi anmak ve Sivas Davası olarak adlandırılan davanın AKP’nin tarafından “zaman aşımına” uğratılmasını protesto etmek amacıyla Pir Sultan Abdal Kültür Derneği, Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı, Alevi Kültür Derneği, Kızılırmak Yerel Dernekler Federasyonu, Türkiye Komünist Partisi ve Halkevleri tarafından ortak bir etkinlik düzenlendi.

Dikmen halkı, önce Aşık Mahzuni Şerif parkında toplandı. İçinde Sivas’ta çocuklarını ve yakınlarını kaybeden ailelerin de olduğu kalabalık, meşalelerle Ahmet Arif parkına doğru yürüyüşe geçti. Yol güzergahı boyunca “Sivas’ın ışığı sönmeyecek”, “Sivasta yakanlar AKP’yi kuranlar”, “Dikmen’de yobaz istemiyoruz”, “ Dikmen sokağa hesap sormaya” sloganları atıldı. Çevredeki binaların pencerelerindeki ve yoldan geçen insanların yoğun destek, alkış ve katılımlarıyla yürüyüş korteji bin kişiyi aştı.

Çerkezköy’de Sivas anması 2 Temmuz Sivas Katliamı’nın 19. yılı dolayısıyla TKP Çerkezköy İlçe Örgütü ve Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Çerkezköy Şubesi tarafından ortak bir anma düzenlendi. Anmada bundan 19 yıl önce Sivas’ta yakanların bugün iktidarda olduğu vurgulanarak, “katliamın hesabı AKP’den sorulacak” denildi.

İkitelli Aydınlarımızın katledildiği Sivas Katliamı’nın 19. yıldönümünde İkitelli’de etkinlik gerçekleştirildi. TKP, Halkevleri, HDK, Küçükçekmece Alevi Meclisi, Toplumsal Dayanışma Derneği tarafından düzenlenen 2 Temmuz anmasında, “Uludere’de köylüleri savaş uçaklarıyla bombalayan AKP hükümeti, Sivas’ta aydınlarımızın, canlarımızın katledilmesinin baş aktörlerinden biridir” denildi.

Çiğli Katliamın protesto edildiği yerlerden bir tanesi de İzmir’in Çiğli İlçesiydi. PSAKD, ALEVİ-YOL, ÖDP, HALKEVLERİ ve TKP’nin katıldığı eyleme ilgi oldukça yoğundu.

Akşam saatlerinde Güzeltepe semti Uğur Mumcu Parkı’ndan başlayan meşaleli yürüyüş “Devletin Alevisi Olmayacağız” , “Gerici Faşist Halk Düşmanı AKP” , “Sivas’ın Işığı Sönmeyecek” , “Sivas’ta Yakanlar AKP’yi Kuranlar” sloganlarıyla yol boyunca semt sakinlerinin katılımı ve desteğiyle Çiğli Kasaplar Meydanına dek sürdü.

Çiğli Kasaplar Meydanı’nda kurulan kürsüden ortak basın metni okundu. Hep birlikte söylenen türküler ve deyişlerin ardından,Sivas Katliamı’nı anlatan bir tiyatro gösterisi yapıldı. Sahneye semah ekibinin çıkmasının ardından protesto sona erdi.

Torbalı karanlığın üzerine yürüdü Sivas Katliamı, 19. yıldönümünde Torbalı’da da anıldı. Türkiye Komünist Partisi Torbalı İlçe Örgütü, Sivas için “Karanlığa Karşı Aydınlık Yürüyüşü” düzenledi. Torbalı Belediyesi önünde toplanan partililere halktan yoğun destek geldi. Tire ve İzmir’den gelen partililerin yanı sıra, Anadolu Alevi Derneği de yapılan etkinliğe destek verdi.

Saat 21.00’de belediye önünde harekete geçen partililer, meşaleler eşliğinde çamlık alanına doğru “Karanlığa karşı aydınlık” sloganlarıyla yürüyüşe geçti. Düzenlenen yürüyüşe balkonlara çıkan çok sayıda vatandaş alkışlar eşliğinde destek verdi. Alanda toplananlara seslenen TKP Torbalı İlçe Başkanı Erkan Altuner, “Sivas’ta o tarihte, milletin, devletin, polisin, askerin gözü önünde 37 canımız yanıyordu ama bütün dünya buna seyirci kaldı. Bundan dersler çıkartacağız dostlar. Bu ve buna benzer katliamlardan dersler çıkartacağız. Bu ve buna benzer katliamlar aydınlığa, ilericilere, solculara yapılan katliamlardır. Bu mesele basit bir basın açıklamasıyla geçiştirilemez. Bu bilinci gelecek kuşaklara aktarmamız gerekir ki, unutulmasın bu katliamlar” dedi.

Konuşmanın ardından katılımcılar Çamlık alanında sinevizyonla Sivas Katliamı belgeselini izledi.

Sivas Katliamı protestosuna tekbirli saldırı Sivas Katliamı’nın 19. yıl dönümü dolayısıyla Gebze’de düzenlenen yürüyüşe, bir grup tekbir getirerek tepki gösterdi. CHP Gebze ilçe örgütünce Sivas katliamının yıl dönümü dolayısıyla Atatürk Caddesi’nde düzenlenen yürüyüş sırasında grubun yanından geçen yaklaşık 10 kişilik bir başka grup, tekbir getirerek tepki gösterdi.

CHP’li grubun arasında bulunan bazı kişilerin kendilerine tepki gösteren gruptakilere yönelmesi üzerine yaşanan kısa süreli gerginlik, çevrede güvenlik önlemi alan çevik kuvvet ekiplerince biber gazı sıkılarak engellendi.

Aralarında CHP Kocaeli Milletvekili Hurşit Güneş’in de bulunduğu bazı kişiler, sıkılan biber gazından etkilendi. Yaşanan gerginliğin ardından yürüyüşe devam eden CHP’li grup, basın açıklaması yaptıktan sonra olaysız bir şekilde dağıldı.

(soL – Haber Merkezi)