Ana Sayfa Blog Sayfa 6451

Çamcı Köyü, İkinci Sosyal Tesisine Kavuştu

Geçtiğimiz yıllarda kaplı olan köy okulunu imece usulü ve yarım sever vatandaşlarında katkılarıyla sosyal tesise dönüştürmüşlerdi.  Nişan, düğün, hayır ve Alevi inançları gereği cem törenlerini de bu sosyal tesislerde yapıyorlardı. AK Parti’nin 4+4+4 olarak nitelendirilen eğitim sisteminden dolayı, köy okulunun tekrar açılma olasılığı ortaya çıkınca ikinci bir soysal tesis için kollar sıvandı. Bir önceki muhtarlık döneminde Köy konağı önündeki boşa arsa hazineden satın alınarak köy tüzel kişiliğine kazandırılmıştı. Muhtar İsmail Öztürmen öncülüğünde Çamcı köyü halkı tekrar kenetlenerek kendi olanakları ve yardım sever vatandaşların katkılarıyla söz konusu arsa ya sosyal tesis inşa edilerek köy halkın hizmetine sokuldu.

Konuyla ilgili bilgi veren Muhtar Emekli Yarbay İsmail Öztürmen, “Muhtarlık bütçesi, CHP Edremit ilçe Başkanı Yurt Yıldırım, Köy halkından Avukat Emir Hüseyin Acar, Muhasebeci Ali Bayracı ve Emekli Astsubay Turan Kızıler başta olmak üzere bazı dostlarımızın ve köy halkımızın maddi ve manevi destekleri ile bu tesisimizi yaptık. Devlet kaynaklarından; Kaymakamlık, il özel idaresi gibi kuruluşlardan en ufak bir destek almadan bu tesisimizi tamamlayarak halkımızın hizmetine sunuyoruz. Emeği geçen tüm dostlara ve köy halkımıza teşekkür ediyorum” dedi.

Ayvalık”ta Aleviler Birlik Ceminde Buluştu

Balıkesir’in Ayvalık ilçesinde Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Şubesi,  kuruluşunun 3. yıldönümünü Birlik Cem’i ile kutladı.
Alevi inancı ve  kültürünün vazgeçilmezi olarak nitelendirilen Birlik Cem’lerinden ikincisini  önceki gün saat 19.00’de Ayvalık Belediyesi’ne ait İsmet İnönü Kültür  Merkezi’nde düzenledi. 3 yıl önce 31 Mayıs’ta kurulan dernek şubesinin kuruluş yıldönümünde organize edilen Cem törenine ilçe ve beldelerde yaşayan alevi  vatandaşlar yoğun ilgi gösterdi. Alevi inancının olmazsa olmaz olarak kabul  edilen ritüellerinden biri olan Ayvalık’ta ki cem törenini, Alevi toplumunun  saygın inanç önderlerinden biri olarak kabul edilen Hüseyin Gazi Metin Dede  yürüttü.

Alevi inancının dışında, Sünni vatandaşların da katıldığı gözlenen Cem töreni öncesinde görüşlerini aldığımız Pir Sultan Abdal Kültür  Derneği Ayvalık Şube Başkanı Vedat Tekten, “Bugün Birlik Cem’i adını verdiğimiz,  toplumun birleşmesi adına düzenlenmiş, birbirlerinden rıza alma temeline dayalı bir Birlik Cem’i yapıyoruz. Bu organizasyonu dernek şubemizin 3. kuruluş yıldönümüne rast getirerek, kuruluş yıldönümümüzü daha da anlamlı bir hale  getirmek istedik” dedi. Cem’in kendileri için barış, bir arada olmak, kaynaşma,  sorunlarını tartışmak ve konuşmanın yanı sıra törene katılan herkesin  birbirinden razı olduğunu anlamını taşıdığını kaydeden Tekten, “Bu nedenle  Birlik Cem’imiz adından da anlaşılacağı gibi, ‘Birlikten Kuvvet Doğar’ diyen  herkese inancına bakılmaksızın açık olacaktır. Bunu vesile kılarak, ışıklarla  bir araya gelip, lokmamızı pay edeceğiz” ifadelerini  kullandı.

CEM EVLERİNİN KURULMASI İÇİN ALEVİ VATANDAŞLARDAN  DESTEK İSTEDİ
Cem töreni öncesinde, İsmet İnönü Kültür Merkezi’ni  dolduran çoğunluğu Alevi vatandaşlardan oluşan vatandaşlara hitaben konuşan  Hüseyin Gazi Metin Dede ise, Türkiye’de oldukça kalabalık bir nüfusa sahip  olmasına rağmen Alevi vatandaşların inanç ve kültürlerini yaşatacakları Cem  Evleri’nin resmi bir kimlik kazanamamış olmasından duyduğu üzüntüyü ifade etti.  Türkiye’de Alevi vatandaşların yoğun yaşadıkları her yerde birer Cem Evi’nin  oluşturulması gerektiğini kaydeden Hüseyin Gazi Metin Dede, Alevi vatandaşların  bu konuda gereken ekonomik desteği vereceklerinden emin olduğunun da altını çizdi.

Alevilerin, ‘Kızılbaşlık’ ve ‘Mum Söndü’ gibi kavramlarının  toplumda bilinçli olarak çarpıtıldığını savunan Hüseyin Gazi Metin Dede, “Alevilik; insanı dünyanın merkezine koyan, aklı da ön plana çıkaran, din, dil, ırk,  mezhep, kadın, erkek ayrımı yapmadan, eline, beline, diline sahip olan bir  inanış biçimidir. Biz Aleviler bu dünyada her insanın kardeş gibi yan yana  yaşaması için Cem törenlerimizi yaparız. Bizim Cem’lerimizde günahlardan  arınmaktan çok, uyarı vardır” dedi.

Alevi toplumlarında, kadınlara her şeyden önce insan olarak bakıldığını kaydeden Hüseyin Gazi Metin Dede, “Kerbelada, adına salavat getirdiğimiz peygamber efendimizin torunlarına su  vermemeyi marifet sayanlarla, o mazlumların başlarını kesenlere biz ‘yezit’ diyoruz. Ama her Sünni inancını kabul edeni de yezit olarak görmüyoruz. Bir  kişinin alt kimliği, üst kimliği ne olursa olsun, insan olması bizim için  yeterlidir” diye konuştu. Cem töreni öncesinde kendisini salonda bulunan  kalabalığa tanıtan Hüseyin Gazi Metin Dede, emekli bir maden işçisi olduğunu ve  yıllarca sendikalarda aktif görevler alarak, yaşamı boyunca insanları alevi-sünni olarak ayırmaksızın bir araya getirebilmek için yoğun emek  harcadığını kaydetti.

GÜNAHLARINDAN ARINDIKLARINI SÖYLEDİLER
Konuşmasının ardından, eline bağlamasını alan Dede, Cem törenini başlattı. Oldukça farklı objelerle dolu olduğu gözlenen, Cem ibadetine salonu  dolduranların da derin bir inançla katıldıkları dikkatlerden kaçmadı. Cem töreni  sırasında semah dönen Alevi vatandaşların tören sonunda lokmalarını birbirleriyle paylaştığı gözlendi. Tören sonrasında özellikle Alevi kadınların  kendilerini bir kuş gibi günahlarından arınmış ve tertemiz olarak  hissettiklerini söyledikleri gözlendi.

Dertli Divani: “Dergahtaki cami kaldırılmalı”

Mayıs ayının ilk haftası Dertli Divani Rhone Alpes Alevi Kültür Merkezi (AKM) tarafından düzenlenen bir panele konuk oldu. Bizler Fransa Alevi Birlikleri Federasyonu (FUAF) Basın Yayın Komisyonu olarak sizler için Dertli Divani baba ile görüşerek Alevilerin gündemini sorunlarını ve 27 Mayıs günü FUAF’ın 7. Genel Kurulu üzerine bir söyleşi yaptık. Söyleşi öncesi öncelikle Dertli Divani babayı tanıyalım:

Dertli Divani, 1962 yılında Şanlıurfa’nın Kısas köyünde doğdu. Babası, asıl adı Hamdullah olan Âşık Büryani’dir. Küçük yaşlarda bağlama çalmayı öğrenen, şiir yazan ve cemlerde bulunan Dertli Divani, hem kendi şiirlerini hem de babası ya da başka âşıkların şiirlerini besteliyor. Mahlasını oluşturan Dertli bölümünü 1978 yılında Emrullah Efendi, birkaç ay sonra evlerini ziyaret eden Bektaş Efendi ise Divani bölümünü verdi. Dertli Divani’nin pek çok eseri, değişik sanatçılar tarafından da seslendirildi. Divani’nin eserlerini, Arif Sağ, Zülfü Livaneli, Belkıs Akkale, Musa Eroğlu, İlyas Salman, Sebahat Akkiraz, Güler Duman, Gülcihan Koç, Deste Günaydın, Erdal Erzincan, Tolga Sağ, İlkay Akkaya, Yavuz Bingöl, Selda Bağcan, Kıvırcık Ali gibi birçok sanatçı yorumladı. “Serçeşme”, “Diktiğimiz Fidanlar”, “Kısas Semahı”, “Nurhak Semahı”, “Turnalar Semahı”, “Düvaz-ı İmam”, “Bilesin”, “Altım Üstüm Kaç Kuruşluk” gibi eserleri, en fazla bilinen ve yorumlanan eserlerinden sadece birkaçıdır. Dertli Divani ayrıca 5 üniversitede bitirme tezine konu oldu.

Birleşmiş Milletler’in kültür kuruluşu UNESCO tarafından 26 Kasım 2010’da Dertli Divani (Veli Aykut) Âşıklık-Zakirlik dalında “Yaşayan İnsan Hazinesi” seçildi.

Dertli Divani’nin bu ödülü almasının gerekçesi, Alevi-Bektaşilerin cem ibadetinde 12 Hizmet’ten biri olan zakirliği sürdürmesi olarak açıklandı.

Rhone-Alpes Alevi Kültür Merkezi’nin davetlisi olarak Villefranche’a geldiniz. Burada bir panel ve muhabbete dâhil oldunuz. Rhone Alpes AKM tarafından düzenlenen bu muhabbet erkânına ilişkin düşüncelerinizi alabilir miyiz?

Yıllar önce de yine aynı derneğe gelmiştim. Sanırım ilk olarak 1995-1996 yılları olsa gerek. Daha sonra da 1-2 kez geldim. Yani bu derneğin ilk kuruluşunu biliyorum.

Panel ve muhabbete ilişkin düşüncelerime gelince her şeyden önce bugün yapılan muhabbetin daha da yaygınlaşması, her bölgede ve bütün Alevi Kültür Merkezlerinde daha sık aralıklarla yapılması gerektiğini söylüyorum.Çünkü yolumuz ve inancımızla ilgili bilgileri paylaşmamız, genç kuşaklarımıza aktarmamız açısından son derece önemlidir.

Muhabbette de söyledim. Pir Sultan Abdal gibi, Seyit Nesimi gibi, Virani, Sıtkı, Edip Harâbî, Kaygusuz Abdal ve Yunus gibi, bilge âşıklar ve ozanların hepsi bu muhabbet ortamlarının ürünüdür. Bu muhabbetler aynı zamanda birbirimizi yakından tanımamıza, sevip saymamıza, sorunlarımızı, sevinçlerimizi, özlemlerimizi, paylaşmamıza ve çözümler üretmemize vesile oluyor.

Yaklaşık 8-10 yıldır Avrupa’nın her ülkesinde Türkiye’nin her bölgesinde bu tarzda muhabbetlerin yapılmasını tavsiye ediyoruz. Her kurum kendi üyeleriyle haftada en az bir kez bu şekilde toplanıp kendi arasında da bu muhabbetleri yapmalıdır. Bugün yapılan muhabbet bana göre amacına ulaştı. Gelen canların hepsi memnuniyetlerini dile getirdi. Bu da beni mutlu etti. O kadar yorgun ve uykusuz olamama rağmen son derece keyif aldım.

Fransa’ya sık sık geliyorsunuz ve FUAF’ın düzenlediği etkinliklere katılıyorsunuz. FUAF ve Fransa Alevi Hareketine ilişkin düşünceleriniz nelerdir?

Fransa Alevi Birlikleri Federasyonu özellikle son beş altı yıllık zaman dilimi içerisinde çok büyük hizmetler yaptı. Tüzüğünde Fransa Federasyon başkanlarının ve aynı zamanda dernek başkanlarının da iki dönemden fazla başkanlık yapamaması kuralının bu kültüre hizmet etmeye aday olan insanların şevkini daha da artırır. Hizmet etmek isteyenlerin önünü açar. Ayrıca bu kurumlar kimsenin mülkiyeti değil ki. Yola gönül verenlerin ortak alanıdır. Hizmet her alanda yapılabilir. İllaki başkan olmak gerekmiyor. İnanan, aşkı olan kurumların içinde maddi manevi katkısını yaparak, üyelik gereklerini yerine getirerek de hizmet etmiş olur. Akıllı ve üretken gençlerimiz çoğalıyor. Onlara güvenmek ve önlerini açmak gerekiyor. Fransa Federasyonunun yapısı buna çok müsait.

Dışarıdan bakıldığında çığ gibi büyüyen çok güzel çalışmalar yapan ve yönetici kadronun gönül birliği içinde hizmet etme aşkı ve bilinci görüntüsü ile tabanın yönetici konumunda olanlara güveni var. Bu derli toplu olmanın, diğer federasyonlarımıza da olumlu yansımaları var. En çok dikkatimi çeken ve takdir ettiğim tarafı, kurumların uyum içinde ve üretken olmasıdır. Tabii federasyon yönetiminin profesyonel bir anlayışla hareket etmesinin en etkin rol oynadığını unutmamak gerekir.

Bundan iki yıl önce FUAF Genel Başkanı tarafından hazırlanan ve sunulan YAY ve KALB projelerine ilişkin düşünceleriniz nelerdir? Çünkü YAY ve KALB projelerinin dünya Alevilerinin birliğine katkı sunacağını düşünüyoruz. Siz bu konuda neler söyleyebilir siniz?

Dergâhta birlik adı altında yapılan Anadolu ve Avrupa’yı kapsayan bir dizi toplantıların 37. final toplantısı 10-11 Eylül 2011 tarihinde Hacıbektaş’da yapıldı. Bu son toplantıda FUAF Genel Başkanı Durak Arslan bu projeyi sundu.

Biz bu projeyi başından beri biliyorduk. Bu projeyle ilgili düşüncelerimizi sürekli Durak Başkana iletiyorduk. Kendisi de sürekli geliştirerek güncelledi bu projeyi. Bu proje her yönüyle desteklenmesi gereken bir projedir. Ki hayat bulunca bence bütün sorunlarımızı kökünden çözecek olan bir projedir. Belki bazı insanlarımıza ütopya gibi olabilir. Ütopya da olsa bu bizim gerçekleştirmek istediğimiz hayalimizdir. İmkânsız diye bir şey yok. Olabildiğince bunu aşama aşama hayata geçirmek gerekiyor. Örgütlenme modelimizi bu çerçeve içerisinde daha da olgunlaştırıp ileriye taşımamızın gerektiğini her yerde söylüyorum.

Türkiye’de son süreçte Alevilere yönelik saldırılar devam ediyor. Son örneği Aydın’da yaşadık. Ondan önce, İzmir, Adıyaman Erzincan’da benzeri saldırılar yaşandı. Bu konular neler söyleyebilirsiniz?

Öncelikle bu saldırıların arkasında kimlerin olduğu tespit edilmiş değil. Bu saldırılar bir takım güçlerin, Türkiye’yi bir tartışma ortamına, bir Alevi Sünni çatışmasına çekmek isteyenlerin işi olabilir. Olayların faillerini bulmak konusunda gayri ciddi açıklamalar yaptığı için iktidara ve geleneksel devlet yapısına da güvenmiyoruz.

Geçmiş yüz yıllara oranla daha derli topluyuz. Daha örgütlüyüz. Avrupa ülkelerinde Avustralya, Kanada, İskandinavya ülkelerinde örgütlenmişiz. Anadolu’da hemen hemen her kentte Alevilerin yaşadığı bütün bölgelerde derneklerimiz cem evlerimiz var. Böyle bir karmaşayı yaratmak isteyenler belki bizim tepkimizi ölçmeye yönelik olarak da yapmış olabilir.

Bizler yerdeki karıncayı dahi incitmemeye özen gösteren bir inanca sahibiz ama her şeyin bir sınırı vardır. Hem ülkeyi yönetenler, hem bulanık suda balık avlamak isteyenler Alevilerin demokratik alanda bundan sonra sonuna kadar mücadele edeceğini bilsinler oyunlarını kuralına göre oynasınlar. Artık katliamlara maruz kalan, eza cefa gören yok sayılan bizler olmayacağız. Maraşlarda Sivaslarda neler yapıldığını biliyoruz. Bunları tekrardan söylememize gerek yok.

Eskiden bizler bu kadar iletişim içinde değildik. Çok şükür her yönüyle örgütlülük açısından baktığımız zaman tatmin edici bir durumda olmasak da bize göre, aslında yeteri derecede bir gücümüz, bir birliğimiz var. İnsanlarımızın bu konuda daha soğukkanlı olmalarını ve kesinlikle en ufak bir taşkınlığa girmeden bunu doğru analiz edip gençlerimize de kurumlarımıza da sâkin olmak gerektiğini her yerde söylüyoruz. Ki örgütlüğün sorumluluklarından birisi de budur. Bu oyunu bozmamız için daha derli toplu örgütlü olmalı ve gönüllerimizi birleyerek gücümüzü artırmalıyız.

Diyanet Başkanı tarafından Danimarka’da yapılan açıklama ile Hacı Bektaş Dergâhının Alevilere iade edilmesi yönündeki açıklamalarını nasıl değerlendiriyorsunuz? Yapılan açıklama samimi midir?

Asla samimi değil. Emevi siyaseti hep böyledir. Bizleri birbirimize düşürmek için ortaya bir şey konuşurlar sonra da bunu kendi içimizde tartışır dururuz.

Aleviler, “cemevi ibadet yerimiz” diyor. Diyanet, önce bunu kabul etmelidir. Bütün inançlara ve ibadetlere saygılıyız ama cami ibadeti bizim ibadetimiz değildir. Diyanet, farklı kültürlere ve inançlara saygı duyuyorsa 2. Mahmut döneminde bizleri Sünnileştirmek için Hacı Bektaş Dergâh avlusuna 1834 yılında yaptırılan caminin kaldırılması gerektiğini söylemelidir. Bütün dergâhlara ve tek hane Sünni ailelerin yaşamadığı Alevi köylerine yaptırılan ve hala yapılmaya çalışılan camiler var. Diyanet, öncelikle bunların yanlış olduğunu söylemeli ve engel olmalıdır.

Evet, başta Hacı Bektaş Dergâhı olmak üzere dergâhlarımız bize verilmelidir. Kapatılmadan önce Hacı Bektaş Dergâhının son postnişini Cemalettin Çelebi ve Veliyettin Çelebidir. Veliyettin Hürrem Ulusoy’un da dedesidir. Kayıtlarda var daha bir göbek dönmemiş. Diğer dergâhların da kendi işleyişi içinde asıl sahipleri bellidir.

Dergâhta birlik çalışmasının son aşamaları nelerdir ve önümüzdeki süreçte bu yönde çalışmalarınız devam edecek mi?

İnançsal açıdan birliğin sağlanmasına vesile olmak amacıyla Serçeşme Pir Dergâhı yola çıktı. Yok olmamak için, yol süreğimiz olan erkânlarımızın güncellenmesi gerektiğini hepimiz biliyoruz. İnançsal yapının da çağın koşullarına ve “el ele el hakka” düsturuna göre inşa edilmesi zorunluluğu da ortak bir görüş.

Şimdi derlenen erkânların bir taslak haline getirilip uzman kişiler ve inancı temsil eden ocaklarımızın düşünce ve önerileri doğrultusunda “yol bir sürek bin bir” anlayışını göz önünde tutarak ana kuralların birlenmesini sağlamak faydalı olur kanaatindeyim. Yöresel Semah, Düvaz, Miraçlama, Tevhit ve belli ritüeller yine yaşasın ama anlamadığımız dilden ve de ithal edilen dualardan kültürümüzü ve erkânlarımızı arındırmamız şart. Yoksa asimile olmaya daha müsait duruma düşeriz. Bu çalışmalar devam ediyor. Dergâh kurumsallaşıyor. “Hünkâr Hacı Bektaş Veli Vakfı” kuruluyor.

AKP hükümeti tarafından çıkartılan ve yürürlüğe konulan 4+4+4 yasasının amaçları nelerdir?

4+4+4 tamamen Alevileri Sünnileştirme projesidir. Kendi gibi düşünmeyenleri, kendileri gibi inanmayanları kendilerine benzetme politikasıdır. Kur-an ve peygamberin hayatı, mecburi değil “isteğe bağlı”, “seçmeli” olacak vs. Bir kere Türkiye toplumu, henüz kendisinden farklı düşünene, farklı inanana hoşgörülü, toleranslı bir toplum mudur?

Din eğitimi ve Kur-an öğretimi devletin işi olamaz. Devlet bütün toplumlara ve inanışlara eşit mesafede durmalı. Ancak herkesin inancını ve ibadetini özgür yapabileceği ortamlar sağlanmalı ve her inanç grupları bunu kendisi karşılamalı. Kimse kimseye inancını ibadetini dayatmamalı. Devlet hukuk kuralları içinde toplumsal barışı sağlamalıdır. Ayrıştırıcı olmamalıdır. Bizim anlayışımız budur.

Son olarak FUAF tarafından 27 Mayıs günü olağan genel kurulu yapılacak. Bu konuda neler söylemek istersiniz Fransa’da yaşayan Alevilere tavsiyeniz nedir?

Son 5-6 yıllık gelişmeyi daha da ileriye götürmelerini tavsiye ederim. Dışarıdan bakıldığı zaman, Fransa’nın imajı gerçekten de takdir edilecek bir noktadadır. O yüzden bunu geriye düşürmeden daha da ileriye taşımak başta örgütlülük içersindeki dostlar olmak üzere hepimizin görevidir. Burada yaşayan canlar, kurumlardaki yöneticilerimiz, federasyon yönetimine girecek olan yeni arkadaşlar da inanıyorum ki bu noktaya dikkat edeceklerdir. Zaten herkes bu anlayış içinde olup, hizmet etmenin ciddi fedakarlıklar gerektirdiği bilinciyle geliyor. Bu da insana tam anlamıyla güven veriyor.

Tavsiyeme gelince; Yolumuz ve öğretimizle ilgili büyük bir bilgi eksikliği ve kirliliği var. Yönetime talip olan arkadaşlar dinler tarihinden başlayıp, felsefeden bütün semavi dinlere varıncaya kadar derli toplu bilgiye sahip olmaları için biraz okumaya zaman ayırırlarsa iyi olur. Birde bu örgütlülük işi bilgi ve birikim ister. Bu da ayrı bir daldır diye düşünüyorum. Mesela benim dernek yöneticiliği ile ilgili bir becerim olamaz. O alanda tecrübeli olan bilgisi olan insanların önü açılsın. Birde samimi olan insanlar tercih edilsin. Gerçekten hizmet edebileceğine inandığımız insanlar gelsin. Bizler de hep birlikte destek olalım. Eski yönetimde olan insanlar da becerilerini, birikimlerini ve tecrübelerini sürekli yeni arkadaşlara aktarıp onlara destek olmaya devam ederlerse bence kartopu gibi bu örgütlülük hem büyür hem de bütün zorlukları aşarak gelişir.

Bize zaman ayırdığınız ve engince bilgilerinizi paylaştığınız için sizlere teşekkür ediyoruz ve çalışmalarınızda başarılar diliyoruz.

Eyvallah ben de sizlere başarılar diliyorum. Aşk ile…

 

Röportaj: FUAF Basın Yayın- Düzgün Doğan

Festival ozanların anılmasıyla başladı

İngiltere Alevi Kültür Merkezi (İAKM) ve Cemevi tarafından bu yıl ikincisi düzenlenen  “İngiltere Alevi Festivali” 29 Mayıs Salı günü gerçekleştirilen “Mahzuni Şerif  Şahsında Ozanlarımızı Anıyoruz” temalı etkinlikle başladı. 

İAKM ve Cemevi Başkanı İsrafil Erbil’in açılış konuşmasıyla başlayan festivalin ilk etkinliğinde İAKM ve Cemevi Semah Ekibi ve Ozan Emrah Mahzuni sahne aldı.  Mehmet Turan Dede’nin çera uyandırmasıyla start alan festivalin ilk gününde sahne alan Mahzuni Şerif’in oğlu Emrah mahzuni deyişleri ve türküleriyle büyük alkış topladı. Emrah Mahzuni yaptığı konuşmada  Alevilerin haksızlığa ve ayrımcılığa karşı ortak mücadeliyi yükseltmesi gerektiği vurgusunu yaptı.

Kadıköy Cemevi açılıyor!

Uzun bir süredir inşaatı devam eden İçerenköy’deki Pir Sultan Cemevi 10 Haziran’da bir törenle açılıyor.  Kadıköy PSAKD bir açıklama yayınlayarak, “10 haziran 2012 pazar günü CEMEVİ ve KÜLTÜR MERKEZİ açılışını hep birlikte yapacağız bu güzel ve onurlu günümüzde tüm dostların bizleri yalnız bırakmayacağını biliyoruz”dediler. TÜM CANLARIMIZI ”PSAKD KADIKÖY KÜLTÜR MERKEZİ ve CEMEVİ” AÇILIŞINA BEKLERİZ!..

SANATÇILAR : PINAR AYDINLAR (SAĞ) DERTLİ DİVANİ ERDAL ERZİNCAN SADIK GÜRBÜZ NİLÜFER SARITAŞ METİN KAHRAMAN FERHAT TUNÇ BEŞİK HALKOYUNLARI SEMAH EKİBİ

Sunucular : Orhan AYDIN – Zeynep Derya YILDIZ

SANATÇILAR GİRİŞİMİNDEN ; RUTKAY AZİZ TARIK AKAN LEVENT KIRCA GENCO ERKAL EDİP AKBAYRAM ATAOL BEHRAMOĞLU FERHAN ŞENSOY NİHAT BEHRAM MEHMET AKSOY FIRAT TANIŞ AYTAÇ ARMAN MEHMET GÜLERYÜZ MENDERES SAMANCILAR BİLGESU ERENUS BEDRİ BAYKAM METİN ÇOŞKUN LEVENT ÜLGER CEZMİ BASKIN’ın Destek ve Katılımlarıyla…

PİR SULTAN ABDAL KÜLTÜR DERNEGİ KADIKÖY ŞUBESİ

Tarih  : 10 Haziran 2012 Pazar Saat   : 16.00 Adres : Uysal sok.No:2/4 İçerenköy- ATAŞEHİR (İçerenköy Muhtarlık Arkası) Tel     : (0216) 573 20 93

3. Halk Ozanları Buluşması Hacıbektaş’ta yapılıyor!

Davut SULARİ anısına yapılacak olan canlı performans yarışması 10 Haziran 2012 günü Hacıbektaş Kültür Merkezinde gerçekleştirilecek.

Yarışmaya katılacak Halk Ozanlarının 10 Haziran 2012 günü saat 10.00 da Hacıbektaş’ta, Hacıbektaş Kültür Merkezinde hazır bulunmaları gerekmekte.

Yarışmaya katılacak Halk Ozanlarının icra edecekleri eserin sözlerini yedi (7) nüsha olarak yanlarında hazır bulundurmaları gerekir.

Yarışma konuları: Âşık Davut SULARİ, Hacıbektaş, Hacı Bektaş Veli, barış, dostluk ve kardeşlik.

Söylenecek eser daha önce yayınlanmamış olacak.

Yarışma tüm halk ozanlarına açıktır.

Duyurulur.

 

Yarışma jürisi:

1-     Prof. Dr. Hayrettin İVGİN

2-     Prof. Dr. Gürbüz AKTAŞ

3-     Doç. Dr. Ayten KAPLAN

4-     Doç. Dr. Doğan KAYA

5-     Dr. Gani PEKŞEN

6-     Cavit MÜRTEZAOĞLU

7-     Yusuf BENLİ

Dersim katliamı övgüsüne takipsizlik!

Başbakan Erdoğan’ın devlet adına özür dileyip ‘Dersim katliamı’ olarak nitelediği olayları öven Ulusal Parti Genel Başkanı Çulhaoğlu ve Türk Solu dergisi Yazı İşleri Müdürü Erdem için savcılıktan takipsizlik kararı çıktı. Gerekçe: İsyanı bastıran devlet kuvvetlerinin hareketine övgü suç sayılmaz İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, Ulusal Parti Genel Başkanı Gökçe Fırat Çulhaoğlu ile Türk Solu dergisinin Sorumlu Yazı İşleri Müdürü Fehmi Özgür Erdem hakkında, “Dersimliler devletten özür dilesin” başlıklı yazı nedeniyle yürütülen soruşturmada, “suçu ve suçluyu övmek ve halkı kin ve düşmanlığa tahrik” suçlarından takipsizlik kararı verdi. İstanbul Cumhuriyet Savcısı Muzaffer Yalçın’ın verdiği kararda, “Dersim isyanı sırasındaki isyancıların hareketlerini engellemeye çalışan ve isyanı bastıran devlet kuvvetlerinin hareketlerini övme suç sayılmaz” ifadesi yer aldı.

Ankara Barosu avukatlarından Bendal Celil Ezman, Gökçe Fırat Çulhaoğlu hakkında, Türk Solu dergisinde çıkan “Dersimliler Devletten Özür Dilesin” başlıklı yazı nedeniyle suç duyurusunda bulundu. Ezman, Çulhaoğlu ile yazının yayımlandığı Türk Solu dergisinin Sorumlu Yazı İşleri Müdürü Erdem’in, yazıyla “halkı kanunlara uymamaya tahrik”, “halkı kin ve düşmanlığa tahrik”, “suçu ve suçluyu övmek”, “suç işlemeye alenen tahrik”, “soykırım yapmak” gibi suçların işlediğini öne sürdü.

Suç duyurusu üzerine soruşturmayı, İstanbul Cumhuriyet Savcısı Muzaffer Yalçın yürüttü. Savcı Yalçın, şikayetle ilgili “kovuşturmaya yer olmadığına” karar verdi. Kararda, aynı yazı dolayısıyla Dersim Sözlü Tarih Derneği adına Tuncelili Avukat Cihan Söylemez’in suç duyurusu üzerine, İstanbul 2. Asliye Ceza Mahkemesi’nde derginin Sorumlu Yazı İşleri Müdürü Erdem hakkında “halkın bir kesimini ırk, mezhep ve bölge farklılığına dayanarak alenen aşağılama” suçundan daha önce dava açıldığına dikkat çekildi.

Kararda, Ezman’ın yazıyla işlendiğini öne sürdüğü diğer suçlamalar yönünden ise şu değerlendirmeler yer aldı: “Şikayetçi, dilekçesinde, 1938’de çıkan Dersim isyanının devletçe bastırılması ve bu bastırma harekatı sonucunda ölenlere soykırım yapıldığını ve TCK’daki soykırım suçunun işlendiğini ileri sürmüştür. 765 sayılı TCK’da soykırım suçu bulunmamaktadır. Halkı kanunlara uymamaya tahrik, suçu ve suçluyu övmek, adil yargılamayı etkilemeye teşebbüs, halkı kin ve düşmanlığa tahrik suçunun unsurları bulunmamaktadır. Dersim isyanı sırasındaki isyancıların hareketlerini engellemeye çalışan ve isyanı bastıran devlet kuvvetlerinin hareketlerini övme suç sayılmaz. Hiçbir devlet, kendisine karşı isyan edenleri hoş görmez. Bu nedenle, bu eylemler hakkında kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmiştir.”

Kararda, Ezman’ın şikayet dilekçesi ve eklerinin, derginin Sorumlu Yazı İşleri Müdürü Erdem hakkında İstanbul 2. Asliye Ceza Mahkemesi’ne gönderileceği de yer aldı. (Radikal)

Seyyid Cemal Sultan”ı Anma Etkinliği

Afyonkarahisar’ın İhsaniye ilçesinde Seyyid Cemal Sultan’ı anma etkinliğine katılan AK Parti Afyonkarahisar Milletvekili Halil Ürün, burada yaptığı konuşmada, “Eğer cemevleri bir dergah olarak açılacaksa başımızın üstünde yeri vardır ve elbette ki ibadethanedir” dedi.

İhsaniye’nin Döğer beldesinde Seyyid Cemal Sultan’ı anma etkinliği düzenlendi. Seyyid Cemal Sultan’ı anma etkinliğine katılan AK Parti Afyonkarahisar Milletvekili Halil Ürün, 20. yüzyılın hem Müslümanlar hem de Hıristiyanlar için kötü bir asır olduğunu ve bunların Türkiye’ye de yansıdığını söyledi.

Türkiye’de insanların kendilerini yeni yeni ifade etmeye başladığını belirten Milletvekili Ürün, “Bunun nedeni ise bu aziz millete uygulanan özel bir psikolojik harp sonucu birbirlerini ötekileştirmiş olmalarıdır. Baktığımız zaman 20. yüzyılın gerek İslamiyet gerekse Hıristiyanlık için kötü bir yüzyıl olmuştur. 20. yüzyılda her neye inanırsa inansın inanan insanların alın terini ve emeklerini sömürmek için özel gayretlerle kurulan sistemlerin çatışmaları milyonlarca insanın ölümü ile bitmiştir. Burada hem birinci hem de ikinci dünya savaşını kastediyorum. Ateizm bu çağda yüz bulmuş, bu çağda devlet sistemi olma iddiasına gelmiş, Rusya’da hükümet olmuştur. Rusya gibi pek çok topluluğun pek çok inanca sahip insanların yaşadığı bir yerde komünizm, ateizm adına maalesef hem Müslümanlara hem Ortodokslara hem de Katoliklere zulüm etmiştir. Binlerce, milyonlarca insanını sürmüştür. Tüm bunların yansımaları bu ülkeye de olmuştur” dedi.

Bu yüzyılın başından itibaren Türkiye’de de çok ciddi tartışmaların çıktığını aktartan Ürün, “Bugün ne kadar şükretsek azdır. Bu ülkede ezan-ı muhammediyeyi yasaklamışlardır. Daha 1950’lerde Allahü Ekber denmeye başlamıştır. Pek çok yasağı yeni yeni kaldırıyoruz. Daha dün 28 Şubat sürecinde insanlar ötekileştirilerek zulme uğramıştır” dedi.

MİLLET SORUNLARINI KONUŞARAK ÇÖZECEK

Türkiye’de yaşayan insanların sorunlarını her zaman diyalogla çözebileceğine inandığını dile getiren Halil Ürün, şu ifadelere yer verdi: “Bu milletin asli unsuru olan vatandaşlarımız, kendinizi asla ikinci sınıf veya ötekileştirmiş olarak görmeyin. Zaman gelmiş bu millet sabırla, isyan etmeden, konuşarak, siyasetle, sevgiyle hiçbir şekilde kırmadan dökmeden sorunlarını çözmeyi becermiştir. Ne zaman ki bu millet kavga ediyorsa bilin ki bu millet dışında birileri ortalığı karıştırıyordur. Hangi inançtan olursa olsun bu millet sorunlarını kavga etmeden, konuşarak çözebilecektir. Türkiye’de herkes inancını samimi olarak hem ifade edebilmeli hem de yaşayabilmelidir. Bizim birbirimizden farkımız yoktur. Birbirimizi ötekileştirerek bir yere varamayız.”

Hacı Bektaşi Veli’nin bu memlekette yaşayan insanların büyük çoğunluğun piri olduğunu ileten Ürün, “Hacı Bayram Veli, bizim pirimizdir, Yunus Emre bizimdir, Celalleddin Rumi Mevlana Hazretleri bizim pirimizdir, bizim değerimizdir, bizim bilgemiz, bizim filozofumuzdur. Ama biz bunları bilmiyoruz. Celalleddin Rumi Mevlana Hazretleri nedir bilmiyoruz, Hacı Bektaşi Veli Hünkar Hazretleri ne diyor bilmiyoruz, Seyyid Cemal Sultan bize ne öğütlüyor maalesef yeteri kadar bilmiyoruz. Tarih övünmek veya dövünmek için değil, ders almak için vardır. Tarihimizi ve tarihimizdeki önemli şahsiyetleri anlamak ve öğrenmek için gayret göstermek ve eğitim faaliyetleri düzenlemek boynumuzun borcudur” diye konuştu.

“CEMEVLERİ BİR DERGAH OLARAK AÇILACAKSA BAŞIMIZIN ÜSTÜNDE YERİ VARDIR”

“Eğer cemevleri bir dergah olarak açılacaksa başımızın üstünde yeri vardır ve elbette ki ibadethanedir” diyen Ürün, bu memlekette kapatılan dergahın sadece cemevleri, alevi, Bektaşi dergahları olmadığını kaydetti. Bu memlekette Nakşibendi dergahlarının da kapatıldığına dikkat çeken Ürün, “Onların dedeleri de büyük zulümler görmüştür. Bu memlekette Mevlevi dergahları da kapatılmış ve onlar da çok ciddi zulümler görmüşlerdir. Sonuç ise ortadadır. Mutsuz insanlar, paramparça kültürler ve birbiri ile didişen bir ülke. Buna asla fırsat vermemeliyiz. Biz iyi bilgilendiğimiz ve gayret edip çalıştığımız ve ataletten kurtulduğumuz zaman birbirimize olan saygımız ve sevgimiz artacaktır. Çünkü bilgi güçtür. Eğer biz Allah’ı bilmezsek sevemeyiz, peygamberi bilmezsek sevemeyiz, Hz Ali efendimizi bilmezsek sevemeyiz. Sevmek için bilmek durumundayız. Bildikten sonra sever, sevdikten sonra da bu bölgede huzur ile yaşar gideriz. Unutmayalım ki sevgi ve mutluluk paylaşılırsa çoğalır, üzüntüler paylaşılırsa azalır.”

“CEMEVLERİNİN İBADETHANE SAYILMASI İÇİN GAYRET GÖSTERİLMESİ GEREKİR”

Kartal Cemevi Vakfı Başkanı İsmail Saçlı ise Alevilerin özellikle cemevlerinin ibadethane sayılması noktasında mutlaka gayret gösterilmesi gerektiğini söyledi. İhsaniye Kaymakamı Ömer Faruk İlhan da alevi vatandaşların Seyyid Cemal Sultan’ı anma etkinliklerinde devletin her türlü olanağı ile destek verdiğini kaydetti.

Konuşmaların ardından halk müziği sanatçılarının türküler söyledi. Türkiye’nin pek çok ilinden alevi vatandaşların katıldığı anma etkinlikleri lokma dağıtımı ve semah dönülmesi ile sona erdi.

Etkinliğe AK Parti Afyonkarahisar Milletvekili Halil Ürün’ün yanı sıra İhsaniye Kaymakamı Ömer Faruk İlhan, Döğer Belediye Başkanı Ömer Güngör, Yaylabağı Belediye Başkanı Ahmet Keskin, Gazlıgöl Belediye Başkanı Selahattin Keskin, AK Parti İl Yönetim Kurulu Üyeleri Semai Kaya, Ahmet Keser, AK Parti İhsaniye İlçe Başkanı Lokman Ekici, İl Genel Meclisi Üyesi Hilmi Tiril ile çok sayıda alevi derneği başkanı, üyesi ve çok sayıda vatandaş katıldı.

AKD Şanlıurfa Şubesi, 1.Geleneksel Bahar Şenliği düzenledi

Alevi Kültür Dernekleri Şanlıurfa Şubesi, 1. Geleneksel Bahar Şenliği düzenledi. Belediye Nikah ve Konferans Salonu’nda düzenlenen etkinliğe yüzlerce kişi katıldı.

Program Alevi Kültür Dernekleri Şanlıurfa Şubesi Başkanı Kemal Atalar’ın konuşması ile başladı. Tüm dünyaya aynı evren içerisinde bakmak gerektiğini belirten Atalar, “Aynı evren içerisinde bakarsak savaşlar olmaz, insanlar ölmez, katliamlar olmaz, Sivaslar yaşanmaz, Çorumlar yaşanmaz, Tokatlar yaşanmaz, Maraşlar yaşanmaz, Uludereler asla yaşanmaz. Önemli olan burada insanları figüran gözünde görmek değildir, figüran olarak nitelendirmek değildir, önemli olan; insanları insan gibi görmektir, insan gözüyle bakmaktır.” dedi. Atalar, programı hazırlayan Alevi Kültür Dernekleri Gençlik Kolları’na ve emeği geçen herkese teşekkür etti.

Program daha sonra derneğin etkinliklerini anlatan bir slayt sunumu ile devam etti. Tiyatral şiir dinletisi, diriliş (Sazımız sözümüz), Pir Sultan Abdal tiyatro oyunu ve hasbıhalin yer aldığı etkinlikler, izleyenler tarafından büyük alkış aldı. Vatandaşların yoğun ilgi gösterdiği etkinlikler, halk müziği sanatçısı Muharrem Temiz’in konseri ile son buldu. Bu arada etkinlik öncesinde dernek yararına bir kermes düzenlendi.

Ayvalık PSAKD, yıldönümünü birlik cemi ile kutlayacak

Balıkesir’in Ayvalık ilçesinde, 3 yıl önce kurulan Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Şubesi, alevi inancı ve kültürünün vazgeçilmezi olarak nitelendirilen Birlik Cem’lerinden ikincisini organize etmeye hazırlanıyor.

Aynı günün dernek şubesinin 3. kuruluş yıldönümü olması nedeniyle, düzenlenecek Cem töreninin öneminin bir başka anlam kazandığı belirtiliyor. Ayvalık Belediyesi’ne ait İsmet İnönü Kültür Merkezi’nde 31 Mayıs 2011 Perşembe günü saat 19.00’da yapılacak organizasyon ile ilgili açıklamalarda bulunan Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Ayvalık Şube Başkanı Vedat Tekten, derneğin kurulduğu 2009 yılından bu yana Ayvalık ve civarında aktif üye potansiyeli ve etkin faaliyetleri ile demokratik, ilerici, aydınlık ve çevreye duyarlılığı öne çıkaran tutarlı tavrı ile önemli görevler üstlenmesinden duyduğu memnuniyeti ifade etti. Tekten yaptığı açıklamada, “Derneğimiz toplumumuzun bizlere duyduğu güveni hak edecek şekilde diğer kitle örgütleri ve sivil inisiyatiflerle müşterek pek çok etkinliğe de katkı sunmuş, desteklemiştir. Ayvalık ve civarında yaşayan yaklaşık 4 bin Alevi vatandaşımıza ki, bu sayı yaz mevsiminde 20 bini bulmaktadır. Gerek toplumsal yaşam alanında gerekse inanç düzleminde önderlik etmeyi görev bilen derneğimiz, 7 kişilik yönetim kurulunda 5 kadına görev vererek bir ilki gerçekleştirmiş ve onların yoğun çalışmalarıyla gücünü arttırarak, kuruluşundan bu yana geçen 3 yıllık süreci başarılarla süslemesini bilmiştir” dedi.

CEM TÖRENİNDE LOKMA DAĞITILACAK
Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Ayvalık Şube Başkanı Vedat Tekten yaptığı açıklamada, 31 Mayıs’ta dernek şubesinin yeni hizmet yılını da kutlayacaklarını vurgulayarak, “Bu amaçla geçtiğimiz yıl ilkini gerçekleştirdiğimiz Birlik Cem’inin, bu yıl ikincisini organize ediyoruz. Cem erkanını yürütme görevi bu yıl camiamızın saygın inanç önderi Hüseyin Gazi Metin Dede’ye verildi. Alevi Kültürü’nün en önemli ritüeli olan Cem, bizler için arz ettiği öneminin yanı sıra toplumumuzun aydınlık insanlarına da esin kaynağı olabilecek pek çok unsur barındırmaktadır. Bu nedenle Birlik Cem’imiz adından da anlaşılacağı gibi, ‘Birlikten Kuvvet Doğar’ diyen herkese inancına bakılmaksızın açık olacaktır. Bunu vesile kılarak, ışıklarla bir araya gelip, lokmamızı pay edeceğiz. Bu önemli günümüzde dostlarımızda görmekten büyük onur duyacağımızı bir kez daha ifade etmek istiyoruz” diye konuştu.