Ana Sayfa Blog Sayfa 68

Kürtler ve Aleviler: Büyük Barış’ın Kardeş Parçalarıdır

“Barış hepimize lazım: Süreç ve Arap Aleviler” panelinde, Alevi inanç önderleri, Kürtlerin adalet arayışı ile Alevilerin eşit yurttaşlık talebinin barış sürecinde kesiştiğini vurguladı. Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi, Sosyalist Yeniden Kuruluş Partisi, Emek Partisi ve Sosyalist Demokrasi Platformu tarafından düzenlenen panel, Hatay’ın Defne ilçesindeki Harbiye Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği’nde gerçekleşti. Konuşmacılar, Arap Alevi toplumunun kimlik mücadelesi ve barış sürecindeki rolü üzerine değerlendirmelerde bulundu.

Antakya Ehl-i Beyt Kültür ve Dayanışma Vakfı Genel Başkanı Ali Yeral, Alevilerin tarih boyunca uğradığı ayrımcılıklara dikkat çekerek, toplumun yaşadığı sıkıntıların çözümünde adaletin sağlanması gerektiğini ifade etti. Yeral, barışın sadece silahların susması anlamına gelmediğini, insanların birbirini anlaması ve kabul etmesi gerektiğini söyledi. Ayrıca, Alevi toplumunun devlet yönetiminde yeterince temsil edilmediğini ve bu durumun düzeltilmesi için eşit destek talep etti.

İmam Ali Kültür Derneği Başkanı İbrahim Kanatlı ise Kürt meselesinin insanlık, adalet ve eşit yurttaşlık sınavı olduğunu belirtti. Kanatlı, Alevi ve Kürt topluluklarının taleplerinin aynı büyük barış hikayesinin parçaları olduğunu ifade ederek, geçmişte yaşananların hafızalardan silinmemesi gerektiğini vurguladı. Barışın sağlanması için toplumsal hafızanın onarılmasına ihtiyaç olduğunu aktardı.

Gazeteci-yazar Musa Özuğurlu, bölgesel ve uluslararası dinamiklerin Türkiye’deki barış süreci üzerindeki etkilerini değerlendirerek, Alevi toplumunun stratejik bir perspektif geliştirmesi gerektiğini dile getirdi. Özuğurlu, Alevilerin hem ulusal hem de uluslararası düzeyde daha güçlü bir şekilde örgütlenmesi gerektiğini vurguladı ve barışın sağlanması için güçlü toplumsal aktörlere ihtiyaç olduğunu belirtti.

Fransa Alevi Kadınlar Birliği: “Kadına Yönelik Şiddete Karşı Mücadeledeydik”

Fransa Alevi Kadınlar Birliği (UFAF), 25 Kasım Uluslararası Kadına Yönelik Şiddetle Mücadele Günü kapsamında Fransa’nın farklı şehirlerinde düzenlenen eylemlere katılarak kadına yönelik şiddete karşı güçlü bir duruş sergiledi. Birlik üyeleri, kadınlara yönelik her türlü şiddetin son bulması için eşitlik ve adalet taleplerini sokaklarda yüksek sesle dile getirdiler.

Alevi öğretisinin temel ilkelerinden biri olan “Kadın-Erkek eşittir” ilkesine vurgu yapan UFAF, tüm kadınların özgür, güvenli ve onurlu bir yaşam sürmesi için kararlılıkla mücadele edeceklerini belirtti. Açıklamada, kadınların canı, emeği ve sözünün kutsal olduğu ifade edildi.

UFAF, kadına yönelik şiddetin toplumsal bir yara olduğunun altını çizerken, şiddetsiz bir dünyanın mümkün olduğuna inandıklarını vurguladı. “Biz kadınlar yan yana geldiğimiz sürece daha da güçlü ve görünürüz” ifadesiyle birlik ve dayanışmanın önemine dikkat çekildi.

Hamm AKM Cemevi’nde Alevi Katliamları Üzerine Panel Gerçekleştirildi

Hamm AKM Cemevi, Alevi toplumunun tarihsel hafızasına ışık tutan “Geçmişten Günümüze Alevi Katliamları” başlıklı bir panel düzenledi. Yoğun katılımın olduğu etkinlikte, Alevilerin tarih boyunca karşılaştığı katliamlar ve bu süreçlerin günümüzdeki yansımaları ele alındı.

Panel, Cemevi Başkanı Cansel Kaplan ve Dedesi Cafer Kaplan Dede’nin açılış konuşmalarıyla başladı. Konuşmalarda Alevi toplumunun tarihsel direnci ve inanç değerlerinin korunmasına vurgu yapılarak birlik çağrısı yapıldı.

Araştırmacı-yazar Erdal Yıldırım, panelin ana sunumunu gerçekleştirdi. Yıldırım, Alevi katliamlarının tarihsel arka planını dönem dönem inceleyerek, bu olayların toplumsal hafızadaki yerini ve bugünkü etkilerini aktardı. Ayrıca, günümüz siyasi ortamının Alevi toplumu üzerindeki etkileri ve demokratik haklar bağlamında değerlendirmeler yaptı.

Panelde, Türkiye ve bölgedeki güncel siyasal gelişmelerin Alevi toplumu açısından taşıdığı riskler ve fırsatlar tartışıldı. Katılımcılar, içinde bulundukları dönemin kritik olduğunu belirterek, inanç ve toplumsal dayanışmanın önemine dikkat çekti.

Etkinlik sonunda, panelin düzenlenmesinde katkı sağlayan Hamm AKM Cemevi Yönetim Kurulu’na teşekkür edildi. Alevi toplumunun tarihsel gerçeklerle yüzleşmesi ve inanç değerlerinin korunması için bu tür çalışmaların devam edeceği vurgulandı.

Alevi Gençliği Coşkuyla Bir Araya Geldi: Kültür Merkezi Kurultayı Başarıyla Tamamlandı

Alevi Kültür Merkezi Gençlik Komisyonu Kurultayı, yeni oluşturulan komisyon üyelerinin katılımıyla büyük bir coşkuyla gerçekleştirildi. Kurultaya, Alevi Kültür Merkezi Genel Başkanı İbrahim Sezikli, Genel Merkez yöneticileri, şube başkanları ve çok sayıda gençlik komisyonu üyesi katıldı.

Kurultayda, önceki dönemlerde Şube Gençlik Kolları’nda görev alarak emek veren tüm canlara teşekkür edildi. Gençlerin katkısının önemine vurgu yapılarak, “Emekleri Hakk divanına yazıla” ifadesi kullanıldı.

Yeni dönemde, Aleviliğin doğru bir şekilde öğretilmesi ve Yol’un öz değerlerinin gençler arasında daha güçlü bir şekilde tanıtılması amacıyla yeni gençlik komisyonu üyeleri görevlerine başladı. Üyelere başarılar dilenirken, “Hızır yardımcıları olsun” mesajı verildi.

Yeni Gençlik Komisyonu yönetimi şu şekilde belirlendi: Başkan Yadigar Ateş, Başkan Yardımcıları Ali Eren Yardak ve Damla Erdem, Sayman Hasan Basri Arık, Sekreter Doğan Devran Dağlı, Sosyal Medya Sorumlusu Dicle Gözel, İnanç Sorumlusu Rojin Biltekin, Etkinlik Sorumluları Baran Barış Yalçın ve Mustafa Sıncı olarak atandı. Ayrıca, yedek üyeler arasında Barış Boztemir, Tahir Selen ve Dilan Okta yer aldı.

Dayanışmanın Gücü: Pir Sultan Abdal Derneği’nde Halk Buluşması

Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Etimesgut Şubesi, 7 Aralık’ta Alevi toplumunun katılımıyla geniş kapsamlı bir dayanışma yemeği düzenliyor. “Pir Sultan’ın yolunda, halkın sesiyle, dostluğun ve dayanışmanın gücüyle buluşuyoruz” temasıyla gerçekleştirilecek etkinlik, toplumsal dayanışmanın önemine vurgu yapacak.

Etkinlikte, Alevi müziğinin tanınmış isimleri Mustafa Özarslan, Dursun Baykal, Feyzullah Ceylan, Yusuf Sarıkaya ve Mustafa Demirel sahne alacak. Gecede deyişler, semahlar, halaylar ve türkülerin yer alacağı bir program ile katılımcılar bir araya gelecek.

Alevi yolunun birlik ve rızalık kültürüne dikkat çekilen etkinlik duyurusunda, “Birlikte söyleyelim bu türküyü… Gelin canlar, türkülerle birleşelim, gönül gönüle olalım” ifadeleri kullanıldı. Bu çağrı, dayanışmanın ve dostluğun önemini vurguluyor.

Ücretsiz ve halka açık olacak dayanışma yemeği, 7 Aralık Pazar günü saat 19.00’da Botanik Düğün Salonu’nda gerçekleştirilecek. Tüm canların katılımına açık olan etkinlik, Alevi toplumunun sosyal ve kültürel bağlarını güçlendirmeyi amaçlıyor.

Etkinliğin adresi: Botanik Düğün Salonu, Eryaman 3. Etap, Şeyh Şamil Mah., Nihat Öztay Cad. No: 9/B, Etimesgut – Ankara. İletişim için Lale Günay (0536 862 12 96) ve Murat Özer (0543 363 39 91) ile irtibat kurulabilir.

Şehriban Mutluer: Camiyle asimilasyon planlarınıza karşıyız!

Dersim’in Nazımiye ilçesine bağlı Alevi köyü Hakis’te (Büyükyurt) İlçe Müftülüğü tarafından cami yapılmak istenmesi, köy sakinleri arasında büyük tepkilere yol açtı. Arzuman Ocağı evlatlarından Yol Yürütücüsü Ana Şehriban Mutluer, bu duruma sert bir şekilde karşı çıkarak, “Bizi tanık sandalyesinden alıp sanık sandalyesine oturttunuz, kestiniz, astınız, bitiremediniz camiyle mi bitireceksiniz?” ifadelerini kullandı. Mutluer, Alevi köylerine cami yapmak yerine devletin mevcut sorunlarını çözmesi gerektiğini vurguladı.

“Aleviliği asimile edecek bir babayiğit dünyaya gelmiş olsaydı, Osmanlı’dan bu tarafa Alevilik yaşanmazdı” diyen Mutluer, Alevilik inancının köklerine vurgu yaptı. Alevi köylerine cami yapmanın Aleviliği dönüştürmeyeceğinin altını çizen Mutluer, “Bize ait olanı yok sayarak, inancımızı değiştiremezsiniz” dedi.

Alevilik inancının yürütücülerinin, tarih boyunca bu inancı yaşatmak için çarıkla, sarıkla ve sazla yurtları dolaşarak taliplerini eğittiğini belirten Mutluer, “Devletin Alevi köylerine cami yapacağına önce diğer sorunları çözmesini bekliyoruz. 1800’lerde yaşayan bir ozanın sözleri hala geçerlidir; camiye gitmemek benim tercihimdir” şeklinde konuştu.

Mutluer, Alevi köylerine cami yapılmasının asimilasyona yol açmayacağını, geçmişte yaşananların da bunun kanıtı olduğunu ifade etti. “Camiye devletin memurunu atıyorsunuz. İnançta devletin memurunun arkasında namaz kılınıyor mu?” diyerek, inanç özgürlüğüne vurgu yaptı.

Son olarak, ibadetin kişisel bir tercih olduğunu belirten Mutluer, “Herkes kendi yolunun yolcusudur. Sen camine git, ben de cem evime giderim. İbadetimde özgürüm, sen de ibadetinde özgürsün. Boşa milletin parasını harcayıp Alevi köyüne cami yapma” dedi.

Düren’de Alevi Kültür Merkezi’nde Birlik Cemi Yapılıyor

Alevi Kültür Merkezi Düren, 22 Kasım 2025 Cumartesi günü saat 16.00’da Birlik Cemi düzenleyecek. Bu etkinlik, Alevi toplumunun birlik, dirlik ve muhabbet değerlerini güçlendirmeyi amaçlayan önemli bir buluşma olarak planlandı.

Merkez, tüm canlara birlik ve dayanışma çağrısında bulundu. Yapılan açıklamada, “Sevgili canlar, birliğimizi, dirliğimizi ve muhabbetimizi büyütmek için hep birlikte cem olalım” denildi. Bu sözler, cemlerin toplumsal dayanışma ve ortak değerlerde buluşmadaki önemini vurguluyor.

“Birlikteysek güçlüyüz, cemdeksek biriz” mesajı ile katılımcılara çağrıda bulunuldu. Birlik Cemi, Düren’de Alevi Kültür Merkezi’nde gerçekleştirilecek ve etkinliğe katılım tüm canlara açık olacak.

Humus’ta Alevi gençlerin katledilmesi, acı gerçeği bir kez daha gözler önüne serdi.

Humus’ta Alevi iki genç, kaçırıldıktan sonra katledilmiş olarak bulundu. Wisam Dahir El Elî (23) ve Mihemed Salih El Elî (24) isimli gençler, sabah saatlerinde işlerine gitmek üzereyken Humus’un El Zehra mahallesinde kaçırıldılar.

Her iki gencin de Hekfa köyünden olduğu ve amca çocukları oldukları belirtildi. Aileleri, gençlerin kaybolduğunu fark ettikten sonra yaptıkları aramalar sonucunda, cenazelerinin El Weir Mahallesi’ndeki hastanede bulunduğunu öğrendi. Bu olay, Suriye’deki Alevi toplumu içinde büyük bir üzüntü ve infial yarattı.

Kaçırılma ve cinayet olayları, Alevi topluluğunun güvenliğini tehdit eden ciddi bir sorun olarak ortaya çıkıyor. Alevi gençlerin hedef alınması, inançlarına yönelik ayrımcı ve nefret dolu bir tutumun sonucudur. Bu tür olaylar, inanç özgürlüğü ve eşit yurttaşlık hakları açısından kaygı vericidir.

BİR HAYALİM VAR… NECATİ ŞAHİN

“Dünyanın gördüğü her büyük başarı önce bir hayaldi.
En büyük çınar bir tohumdu.
En büyük kuş bir yumurtada gizliydi…”
Allen’in bu özdeyişini rehber edinerek başlayayım mı?
Anadolu HÜMANİZMAsı üzerine kurulu, kültür, sanat, felsefe, teoloji, arkeloji ağırlıklı;
Köy Enstitüleri ilkeleri ile çalışan Uluslararası bir
AKADEMİ kuralım mı?
Yunus Emre’nin “Emre”liği,
Mevlana’nın Sevgisi,
Yesevi’nin Vicdanı,
Ahi’nin Terazisi,
Pir Sultan’ın Deyişi,
Hacı Bektaş’ın Düsturu
Işığımız olsun mu?
Aklın gücünü,
Bilimin Aydınlığını,
Erdemin yüceliğini rehber alarak
“ANADOLU BARIŞ AKADEMİSİ” kurup Aydınlanma YOLculuğuna çıkalım mı?
Bu soylu Yolculukta
Acemi, Horasanı, Mezopotamyayı, Makedonya’yı dolanarak
Anadolu’nun kadimliğine inelim mi?
Aklı rehber, bilimi inanç eyleyerek HAKK ile Hak olalım mı?
NASIL MI?
Hayalimin Özetidir.:
Mitolojinin beşiği, Homerus’un Ilyada Destanındaki,
Tanrılar yurdu
İDA- KAZ DAĞLARI’nda
bir Plato…
Bir yanı Sarıkız -Baba Dağı, Bir yanı Truva, Bir Yanı Aristo’nun Felsefe Okulu Assos…
Karşı yayla Midilli …
Etrafı,
çam oramanları;
Etrafı,
Börtü-Böcek, Gülü-Çemen,
Binbir Çiçekli Yaylalar…
Platonun ortasında
Dört kapılı,
Kırk sütunlu,
Taş ve Ağaçtan yapılı
bir ilim irfan Yuvası:
ANADOLU-MEZOPOTAMYA-BALKAN FELSEFE -SANAT – KÜLTÜR AKADEMİSİ …
Kapısı,
Yüreği Sevgi,
Dili Barış diyen
her inanca, her ırka, her renge açık…
Dünyanın dört bucağından gelen Felsefe, Sanat, Kültür İnsanlarını mihman eden, Onların bilgeliği ile gençlere irşat olma fırsatı veren bir OKUL …
Barış, evrensel insan hakları, kadın erkek eşitliği, doğa bilinci ile CEM olan bir Dergah…
Aşevi, Konferans Salonları,
Seminar odaları; Kütüphane, Felsefe, Edebiyat, Resim, Heykel, Müzik, Arkeoloji Atölyeleri…
Volter, Goethe, Victor Hugo, Shakespeare,
Bedreddin, Pir Sultan, Nesimi, Xani, Nazım, Yaşar Kemal;
Gandi, Martin Luther King;
Da Vinci, Mimar Sinan, Picasso, Abidin Dino ;
Beethoven, Mozart, Theodorakis, Livaneli, Say, Sağ, Veysel gibi Dünyanın ortak değerlerinin
Ete kemiğe bürüneceği EKOL…
BİR VAKIF:
ANADOLU FELSEFE, SANAT, KÜLTÜR VAKFI
(Adını Muhabbet ile verelim…)
40 kişilik Kurucu,
12 kişilik Rıza Heyeti..
Hakka yürüyen CAN’dan boşalan yere Kurucu Heyet’en en yaşlı üyenin gelmesi…
Tüm Kararların Rızalık ile alma ilkesi…
Kadın Erkek Dengesi…
Bilim ile donatılmış,
sevgi ile yoğrulmuş Erdemli Toplum Muhabbeti…
Olur mu…?
Necati Şahin
Altınoluk, 07.10. 2021
Köln, 21.11.2025
***
(Gezdim, Gördüm, Konuştum…
Böyle yerler var
İda/Kazdağları’nda,
Tahtacı köylerinde…
Böyle hayali hayata geçirecek bir kurumumuz yok ama…
Hayal devam etsin…
Hayal yaşamaktır..
Eyvallah…)

Tokat’ta 275 Cem Evi ve İktidarın Asimilasyon Oyunu MAHBİP DİLEK

13 yıldır Sesim Gazetesi olarak Alevi köylerinin sorunlarını, maruz kaldıkları ayrımcılığı ve yapılan haksızlıkları yerinde inceleyerek haberleştiriyorum. Köy köy dolaşıp halkı dinledim; yaşadıkları sorunları birebir gözlemledim. Ne yazık ki her gittiğim Alevi köyünden içim acıyarak geri döndüm. Çünkü karşılaştıklarım kabul edilemeyecek kadar ağırdı.

Geçen hafta Tokat’ta bir maden davasına gittim. Yine tanıdık bir manzara… Alevi köylerinin ve Alevi inanç merkezlerinin üzerine kurulmak istenen bir maden projesi. Ancak halkın kararlılığı sayesinde dava kazanıldı. Bu zafer, bölge halkının inancına, doğasına ve kimliğine sahip çıkma iradesinin sonucudur.

Dava sonrası köy muhtarlarının bir ricası oldu. Ertesi gün valiliğin Alevi köylerinin muhtarları ve Tokat’taki 275 Cem Evi başkanıyla büyük bir toplantı organize ettiğini söylediler. Katılmamı istediler ve ben de gittim.

Toplantıda Tokat Valisi ile iktidarın dünya genelindeki bağımsız Alevi örgütlenmelerini etkisizleştirmek amacıyla kurduğu Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı vardı. Muhtarların ve Cem Evi başkanlarının talepleri tek tek dinleniyor, not ediliyordu. Ancak açık bir koşul vardı:

Bu talepler ancak bu yeni yapıya destek verilirse, üyelik sağlanırsa karşılık bulacaktı.

Bunu bizzat kendi kulağımla duydum.

Ve insan sormadan edemiyor:

Bu devlet Alevilere hiçbir şeyi karşılıksız vermez mi?

Yıllardır değişmeyen bir tabloyla karşı karşıyayız:
Aleviler hizmet istediğinde ya oy talep ediliyor,
Ya parti üyeliği şart koşuluyor,
Şimdi de AKP’nin kurdurduğu bu yeni yapıya destek dayatılıyor.

Bu gerçekten üzücü bir durum.

Oysa Aleviler bu ülkenin en dürüst vergi veren topluluklarının başında geliyor.
Devlete yük olmuyor; tam tersine katkı sağlıyor.
Ama hizmet talep ettiklerinde baskı, yönlendirme ve koşullandırma ile karşı karşıya kalıyorlar.

Aleviler eşit yurttaşlık istiyor.
Karşılıksız hizmet istiyor.
Başkaları gibi hak ettiği hizmeti siyasi bir bedelle satın almak zorunda kalmak istemiyor.

Tokat’ta yaşanan bu tablo, yıllardır süregelen asimilasyon politikalarının yeni bir yüzüdür.

Bizler tüm bu girişimlerin farkındayız.
Alevi halkı da farkında.
Ve artık kimse asimilasyonun ambalajlanmış, makyajlanmış haline kanmıyor.

Aşk ile…

Sesim Gazetesi ⌉ Alevi Haber Ağı