Ana Sayfa Blog Sayfa 7

Alevi Kadınlarla Dayanışma Etkinliği Düzenlenecek!

Alevi kurumları, Suriye’deki Hay’at Tahrir al-Sham (HTŞ) zulmüne karşı direnen Alevi kadınlarla dayanışmak amacıyla basın açıklaması düzenleyecek. Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) ve diğer Alevi kuruluşlarının ortak çağrısıyla gerçekleştirilecek etkinlik, 14 Mayıs Perşembe günü saat 19.00’da Sondurak AKD Pir Sultan Abdal Cemevi’nde yapılacak.

Yapılan çağrıda, “Suriye’de HTŞ zulmüne direnen Alevi kadınlar onurumuzdur” ifadesiyle dayanışmanın önemi vurgulandı. Ayrıca, Betül Süleyman Alluş’un ailesine teslim edilmesi talep edildi. Etkinliğe katılım çağrısı yapılarak, kamuoyunun bu konuda duyarlılık göstermesi istendi.

Basın açıklamasına destek veren kurumlar arasında PSAKD Gazi Şehitleri Cemevi, AKD Sultangazi Pir Sultan Abdal Cemevi, Demokratik Alevi Dernekleri, Habibler Cemevi ve PSAKD Karayolları Cemevi yer alıyor. Birlikte gerçekleştirilecek bu etkinlik, Alevi kadınların yaşadığı zorluklara dikkat çekmeyi ve dayanışmayı güçlendirmeyi amaçlıyor.

📌 ALEVİ GAZETESİ’NİN NOTU

Alevi kadınlarla dayanışma etkinliği, zulme karşı direnişin ve dayanışmanın önemini bir kez daha gözler önüne seriyor. Suriye’deki HTŞ zulmüne karşı duran Alevi kadınların onuru, tüm Alevi toplumu için bir ilham kaynağıdır. Bu etkinlik, birlikteliğin ve dayanışmanın güçlendirilmesi adına büyük bir adım olup, kamuoyunun bu tür haksızlıklara karşı duyarlılığını artırmayı hedefliyor.

— Alevi Gazetesi Editörü

Hafızanın Coğrafyası, Türkiye’de Alevi Olmak Celal Fırat

0

Sevgili canlar;

Bu kadim coğrafyada Alevi olmak, yalnızca bir inancın mensubu olmak değildir. Aynı zamanda bu bilincin ve hafızanın hangi coğrafyalarda, hangi ritüellerle, hangi acılarla ve hangi toplumsal deneyimlerle taşındığını hissedebilmektir.

Lokmanın neden kutsal sayıldığını, deyişin neden yüzyıllardır dilden dile aktarıldığını, bir ziyaretin neden yalnızca taş ya da topraktan ibaret olmadığını bilmek ve ona kıymet vermektir.

Cem meydanında insanın insana nasıl “can” olduğunu içtenlikle yaşayabilmektir.

Biz Alevilerin coğrafyası sadece köylerden, dağlardan, ovalardan ya da yerleşim alanlarından ibaret değildir. Buralara gittiğimizde kendimizi inanç hafızamızın içinde buluruz; yoksulluğu, yoksunluğu ve direnci görürüz. Tarihsel süreçlerdeki göçleri, sürgünleri, toplumsal kırılmaları ve kültürel dönüşümleri içinde inanç dünyamızı korumak uğruna yaşadığımız acılarla yüzleşiriz.

Anadolu’nun dağ köylerinden Mezopotamya’nın kadim hafızasına, İç Anadolu bozkırlarından Fırat havzasına, Toros eteklerindeki yerleşimlerden göç yollarına ve büyük kentlerin kenar mahallelerine uzanan bu geniş inanç haritası, aynı yolun farklı sesleridir.

Dağın eteğinde kurulan cem, ağıtlarla taşınan anılar, ziyaretin başında yakılan çerağ ve kuşaktan kuşağa aktarılan deyişler… Alevi coğrafyası hep yaslı, sürgünde, kaçak ve göçebidir. Tüm bunlara rağmen ortak bir özü vardır: Hakikati insanda ara, rızalığı esas al, insanı incitme, hiçbir cana özünden fazlasını yükleme.

Diğer taraftan şehir sokaklarında işaretlenen evlerin, yakılan canların ve yarım bırakılmış hayatların acısı vardır. Bazı meydanlarda hâlâ küle dönmüş türküler, susturulmuş çığlıklar dolaşır.

Bu nedenle Türkiye’de Alevi coğrafyalarını konuşmak, yalnızca kültürel çeşitliliği anlatmak değildir. Aynı zamanda bu toplumun yüzyıllardır maruz bırakıldığı inkârı, yok sayılmayı, sürgünleri, asimilasyonu ve katliamları da konuşmaktır. Çünkü Alevi hafızası, inancından dolayı yaşadığı acılar üzerinden şekillenmiştir.

Uzun yıllar boyunca Aleviler görünmez bırakılmış, kendi inanç mekânlarından mahrum edilmiş, inançları yok sayılmış, kimi zaman “öteki” ilan edilmiş, kimi zaman da kendi hakikati dışında tarif edilmeye çalışılmıştır.

Bunun yanında Aleviliği tarihsel bağlamından, erkânından, ocak sisteminden ve toplumsal belleğinden kopararak yeniden tanımlamak isteyen yaklaşımlar da ortaya çıkmıştır. Oysa Alevilik, masa başında yeniden üretilecek bir kimlik değil; yüzyılların içinden süzülerek gelen yaşayan bir hakikat yoludur.

Tam da bu noktada yürüttüğümüz “Türkiye’de Alevi Coğrafyaları: Demografi, Ritüeller, Gelenekler ve Mekanlar” çalışmasının temel amacı ortaya çıkmaktadır.
Bizim amacımız yalnızca Alevi coğrafyalarını araştırmak değildir.

Susturulan hafızayı yeniden konuşturmak, unutturulan hikâyeleri görünür kılmak, bir köyün ziyaretini, bir şafak duasını, bir zakirin nefesini ve bir pirin anlatısını geleceğe taşımaktır.

Çünkü bir toplum önce hafızasını kaybederse sessizleşir. Bu çalışma bu yüzden yalnızca akademik bir faaliyet değildir; aynı zamanda hafızayı diri tutma, kültürel sürekliliği koruma, asimilasyona karşı direnme ve yok sayılanı görünür kılma çabasıdır.

Bugün birçok Alevi köyü boşalıyor.

Sözlü kültürün taşıyıcıları birer birer Hakk’a yürüyor. Bazı deyişler son kez söyleniyor, bazı ziyaret hikâyeleri artık anlatılmıyor, bazı çocuklar kendi köyünün cemini, kendi ocağının hikâyesini bilmeden büyüyor.

İşte bu yüzden bu çalışma tarihsel bir sorumluluktur. Çünkü Alevi coğrafyaları yalnızca geçmişin izlerini taşıyan yerler değildir.

Onlar yaşayan bir kültürün, direnen bir hafızanın ve insan merkezli bir hakikat anlayışının taşıyıcılarıdır.

Ve bazı hafızalar yalnızca anlatılmaz… konuşturulur.

Diyor, sevgilerimi sunuyorum.

Aşk ile…

Aşık Mahsuni Şerif Anma Gecesi Ginsheim-Gustavsburgda

Alevitische Gemeinde und Cemevi e.V. Kreis Groß-Gerau ile Mainz Alevi Kültür Merkezi-Cemevi, halk ozanı Aşık Mahsuni Şerif anısına özel bir etkinlik düzenliyor. 15 Mayıs 2026 Cuma günü saat 19.00’da gerçekleşecek olan bu anlamlı gece, Alevilik kültürünün önemli bir parçası olan Mahsuni Şerif’in eserleriyle dolu olacak.

Etkinlikte, Mahsuni Şerif’in unutulmaz türküleri ve deyişleri, DEM ENSEMBLE tarafından seslendirilecek. Organizasyon, bu özel gecenin dostluk ve dayanışma duygularını pekiştirmek amacıyla gerçekleştirileceğini belirtti. Aşık Mahsuni Şerif, Anadolu’nun sesi olarak tanınmakta ve eserleriyle birçok insanın kalbinde yer etmektedir.

Etkinlik, Alevitische Gemeinde und Cemevi e.V. Kreis Groß-Gerau’nın ev sahipliğinde, Lange Streng 11, 65462 Ginsheim-Gustavsburg adresinde yapılacak. Giriş ücreti ise 10 Euro olarak belirlendi. Tüm canlar ve türkü dostları, bu anma gecesine katılmaya davet ediliyor.

Etkinliğin sonunda, Aşık Mahsuni Şerif’in dizeleriyle veda edilecek: “Dokunma keyfine yalan dünyanın…” Bu sözler, Mahsuni Şerif’in derin düşüncelerini ve duygularını yansıtırken, katılımcılara unutulmaz bir deneyim sunacak.

📌 ALEVİ GAZETESİ’NİN NOTU

Aşık Mahsuni Şerif’in anılması, Alevilik kültürünün derin köklerine bir yolculuktur. Bu özel etkinlik, dostluk ve dayanışma duygularını pekiştirmekle kalmayıp, aynı zamanda Anadolunun sesini ve zengin kültürel mirasını yaşatmanın bir örneğidir. Alevi toplumu olarak, geçmişimizi unutmadan, geleceğimizi inşa etmek için bir araya gelmek, birlikteliğimizin en güzel ifadesidir. Bu anlamlı geceye katılım, sadece bir anma değil, aynı zamanda dayanışma ruhunun güçlenmesi için de büyük bir fırsattır.

— Alevi Gazetesi Editörü

Necati Şahin, Alevi Soykırımı için söyleşiler

Yazar Necati Şahin, “Suriye Alevi Soykırımı” başlıklı kitabını tanıtmak ve bu konudaki gelişmeleri ele almak üzere Almanya’nın çeşitli şehirlerinde söyleşi programları düzenleyecek. Mayıs ve Haziran aylarında gerçekleştirilecek etkinlikler, Suriye’deki Alevilere yönelik saldırılar ve bölgedeki durum hakkında farkındalık yaratmayı amaçlıyor.

Söyleşi programı, 15 Mayıs 2026 Cuma günü Hamburg Alevi Kültür Merkezi’nde başlayacak. Saat 19.00’da gerçekleştirilecek etkinlikte kitap tanıtımının yanı sıra, katılımcılarla interaktif bir söyleşi yapılması planlanıyor. Ertesi gün, 16 Mayıs Cumartesi günü Oldenburg Alevi Derneği’nde Martin Luther Kirche’de saat 11.00’de ikinci buluşma gerçekleştirilecek.

17 Mayıs Pazar günü Bergedorf Alevi Kültür Merkezi’nde devam edecek olan program, 24 Mayıs’ta Bamberg Alevi Kültür Merkezi’nde sürdürülerek, Haziran ayında Bremen, Stadthagen ve Neumünster Alevi Kültür Merkezleri’nde yapılacak etkinliklerle tamamlanacak.

Necati Şahin, söyleşi ve kitap tanıtım programlarına destek veren Elif Aksu’ya teşekkür ederek, “Dostlar, buluşmak dileğiyle” mesajını paylaştı. Bu etkinlikler, Alevilik inancının ve topluluğun sesini duyurmak adına önemli bir fırsat sunuyor.

📌 ALEVİ GAZETESİ’NİN NOTU

Necati Şahinin Alevi Soykırımı üzerine düzenlediği söyleşi programları, Alevi toplumunun yaşadığı acıları ve mücadeleleri görünür kılmak adına büyük bir fırsat sunuyor. Bu etkinlikler, Suriyedeki Alevilere yönelik saldırılara dikkat çekerek, dayanışma ve farkındalık yaratmayı hedefliyor. Alevilik inancının ve kültürünün sesini yükseltmek, tüm mazlumların yanında durmak ve zulme karşı durmak için bir araya gelmek önemlidir.

— Alevi Gazetesi Editörü

FUAF Yönetim Kurulu Bordeauxda Alevi Toplumuyla Buluştu

Fransa Alevi Birlikleri Federasyonu (FUAF) Yönetim Kurulu, Bordeaux’da Alevi toplumu ile bir araya geldi. Gerçekleştirilen halk buluşmasında, örgütlenme, dayanışma, gençlik çalışmaları ve federasyonun geleceği üzerine detaylı değerlendirmeler yapıldı. Toplantıya katılım oldukça yoğun oldu.

FUAF Yönetim Kurulu, buluşma öncesinde Bordeaux Alevi Kültür Merkezi Yönetim Kurulu ile yaklaşık iki saat süren bir toplantı gerçekleştirdi. Bu toplantıda, yerel Alevi toplumu ve Fransa genelindeki örgütlenme faaliyetleri ele alındı. Yerel çalışmalar ile federasyon arasındaki koordinasyonun güçlendirilmesi gerektiği vurgulandı.

Toplantının ardından FUAF Yönetim Kurulu, Bordeaux Alevi Kültür Merkezi üyeleriyle “Cemal Cemale” buluşmasında bir araya geldi. Bu buluşma, inançsal süreklilik ve kurumsal dayanışma konularında önemli tartışmalara sahne oldu. Bordeaux Alevi Kültür Merkezi’nin Eşit Başkanları, göreve geldikleri günden bu yana birçok projeyi hayata geçirdiklerini belirtti.

Yürütülen projeler arasında cem kursları, saz kursları, dil dersleri ve çocuk atölyeleri yer alıyor. Ayrıca, mali ve faaliyet raporlarının üç ayda bir şeffaf bir şekilde paylaşıldığı ifade edildi. Toplantıda, Alevi örgütlenmesinin tarihsel birikimi ve Avrupa Alevi hareketinin gelişimi üzerine kapsamlı tartışmalar yapıldı.

Katılımcılar, örgütlenme sürecindeki eksiklikleri açık bir öz eleştiri anlayışıyla değerlendirerek, iletişim sorunları ve gençlik çalışmalarındaki zayıflıkları gündeme taşıdı. Daha fazla katılım, sahiplenme ve ortak üretim ile bu sorunların aşılabileceği ifade edildi. Toplantı, katılımcıların görüş ve önerilerini paylaşmasıyla sona erdi.

📌 ALEVİ GAZETESİ’NİN NOTU

FUAF Yönetim Kurulunun Bordeauxda Alevi toplumu ile gerçekleştirdiği buluşma, dayanışma ve örgütlenme açısından kritik bir adım olarak öne çıkıyor. Alevilik inancının özünü yansıtan bu toplantılar, toplumsal birlikteliği pekiştirirken, yerel ve genel düzeydeki koordinasyonun güçlendirilmesi gerektiğini bir kez daha hatırlatıyor. Herkesin katılımıyla gerçekleşen bu tür etkinlikler, Alevi toplumunun sesini duyurması ve ayrımcılığa karşı durması açısından büyük önem taşıyor.

— Alevi Gazetesi Editörü

Düzgün Bava Cemevi inancını ve doğayı savunacak

Düzgün Bava Cemevi Yönetim Kurulu, 2021 yılından bu yana Çevrecik Köyü Muhtarlığı tarafından açılan tahliye davasına karşı açıklama yaptı. Mahkeme sürecinin devam ettiğini belirten yönetim, kutsal kabul ettikleri Düzgün Bava isminin mahkeme salonlarına taşınmasına tepki gösterdi. Cemevi yönetimi, bu durumun inançsal bir baskı anlamı taşıdığını ifade etti.

Açıklamada, yıllardır süren dava sürecinin son duruşmasının bugün görüldüğü kaydedildi. Yönetim, çevredeki ağaçlandırma faaliyetlerinin de dava konusu yapılmasına tepki göstererek, dikilen ağaçların suç gibi gösterilmesinin kabul edilemez olduğunu vurguladı. “Tahliye baskısı ne kök salan ağaçlarımızı ne de bu kutsal mekana olan hizmetimizi durduramaz” ifadeleriyle kararlılıklarını dile getirdiler.

Cemevi’nin yalnızca bir ibadet alanı olmadığına dikkat çeken yönetim, buranın aynı zamanda kültürel ve toplumsal bir yaşam alanı olduğunu belirtti. Doğa sevgisinin Alevilik inancının temel değerlerinden biri olduğu vurgulandı. Yönetim, “Dikilen her fidan; toprağa sadakatimizin, çevreye olan sorumluluğumuzun ve ortak yaşam alanımızı güzelleştirme isteğimizin bir simgesidir” açıklamasında bulundu.

Çevrecik Köyü Muhtarı Zeki Açıkgöz’e yönelik eleştirilerde bulunan cemevi yönetimi, muhtarın tutumunu baskıcı buluyor. Yönetim, doğayı bahane ederek inanç merkezlerine saldıran zihniyetin halkın iradesine karşı savaş açtığını savundu. Son olarak, tüm yurttaşları ve kurumları cemevine sahip çıkmaya davet ederek, “Niyetimiz halis, emeğimiz kalıcıdır” şeklinde bir çağrıda bulundu.

📌 ALEVİ GAZETESİ’NİN NOTU

Düzgün Bava Cemevinin, inançlarına yönelik hukuki baskılara karşı duruşu, Alevilik değerlerinin savunulmasında önemli bir adım olarak öne çıkıyor. Cemevi yönetiminin, doğa sevgisini ve çevresel sorumluluğu vurgulaması, Alevi toplumunun kültürel ve toplumsal kimliğini pekiştiriyor. Bu tür davaların, inanç ve doğa üzerindeki baskıları artırmaması için herkesin duyarlılık göstermesi gerektiği unutulmamalıdır.

— Alevi Gazetesi Editörü

GADEV Alevi Akademisi Adıyamanı ele aldı

GADEV Alevi Akademisi, 2026/2027 eğitim programını başlatarak Alevi coğrafyalarını demografi, ritüel ve gelenekler üzerinden ele almayı hedefliyor. Akademinin ilk etkinliği, 11 Mayıs 2026 tarihinde Adıyaman konulu bir konferans ile gerçekleştirildi. Konferans, sanatçı Ali Sizer’in seslendirdiği deyişler ve kılamlar ile zenginleştirildi.

Etkinlikte açılış konuşmasını yapan DEM Parti İstanbul Milletvekili Celal Fırat, Alevilik ve eğitim programı hakkında bilgi verdi. Ardından Prof. Dr. Şükrü Aslan da Alevi toplumunun tarihsel ve kültürel birikimi üzerinde durarak, bu tür etkinliklerin önemine vurgu yaptı.

Gazeteci Veli Büyükşahin, “Bir Alevi Coğrafya Bulam / Adıyaman: Demografi, Ritüeller, Gelenekler ve Mekânlar” başlıklı sunumunda Adıyaman’daki Alevi toplumu hakkında bilgi verdi. Konferans, katılımcılara Adıyaman’ın Alevi kültürü ve gelenekleri hakkında derinlemesine bir anlayış kazandırmayı amaçladı.

GADEV Alevi Akademisi, Alevi toplumunun inançsal ve kültürel değerlerini bilimsel bir perspektifle ele almayı sürdürerek, benzer etkinliklerle toplumsal bilinci artırmayı hedefliyor. Bu tür organizasyonlar, Alevi kültürünün korunması ve gelecek nesillere aktarılması açısından büyük önem taşıyor.

📌 ALEVİ GAZETESİ’NİN NOTU

GADEV Alevi Akademisinin Adıyamanda düzenlediği etkinlik, Alevi kültürünün derinliklerine inerek toplumsal bilinci artırmayı hedefliyor. Bu tür organizasyonlar, Alevi inancının ve kültürel değerlerin korunması açısından büyük bir önem taşıyor. Alevi toplumunun tarihi ve kültürel zenginliğini bilimsel bir bakış açısıyla ele almak, geleceğe taşıyacak en önemli adımlardan biridir.

— Alevi Gazetesi Editörü

Aysel Doğan, ölümünün 4. yıl dönümünde anıldı

Kürt siyasetçi Aysel Doğan, ölümünün 4. yıl dönümünde, mezarı başında anılarak anıldı. Tören, 11 Mayıs 2026 tarihinde Dersim Şehir Mezarlığı’nda gerçekleştirildi. Anmaya, DEM Parti Dersim Milletvekili Ayten Kordu, Tevgera Jinen Azad (TJA) temsilcileri, Demokratik Alevi Dernekleri (DAD), DEM Parti Dersim İl Örgütü üyeleri ve çok sayıda kişi katıldı.

Etkinlikte, Aysel Doğan’ın hayatı boyunca barış ve adalet mücadelesi verdiği vurgulandı. Ayten Kordu, yaptığı konuşmada, Doğan’ın Kürt halkı ve Türkiye halklarının onurlu yaşamı için büyük bir mücadele verdiğini belirtti. Kordu, “Dersim için çok emek verdi. Onun bıraktığı mirası barış ve özgürlük ile taçlandırma sözü veriyoruz,” ifadesini kullandı.

Konuşmaların ardından katılımcılar, yaşamlarını özgürlük mücadelesinde yitirenler için saygı duruşunda bulundu ve Aysel Doğan’ın mezarına çiçek bırakıldı. Etkinlik, lokma dağıtımı ve çeraxların uyandırılması ile devam etti. Ayrıca, 9 Ocak 2013’te Paris’te katledilen Sakine Cansız’ın mezarı da ziyaret edilerek anma gerçekleştirildi.

📌 ALEVİ GAZETESİ’NİN NOTU

Aysel Doğanın anılması, barış ve adalet mücadelesinin simgesi olarak önem taşıyor. Dersimde gerçekleştirilen anma etkinliği, Alevi toplumunun değerleri doğrultusunda, farklı kimliklerin bir arada yaşama iradesini pekiştiriyor. Bu tür anmalar, geçmişin unutulmaması ve mazlumların mücadelesinin yaşatılması adına hayati bir öneme sahiptir.

— Alevi Gazetesi Editörü

Hıdırellezde Anneler Günü coşkusu Antalyada yaşandı

Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı Antalya Şubesi, Hıdırellez’i Konyaaltı Sarısu mevkiinde düzenlediği etkinlikle kutladı. 11 Mayıs 2026 tarihinde gerçekleştirilen bu coşkulu etkinlikte, katılımcılar baharın gelişini kutlarken, Anneler Günü dolayısıyla da anlamlı mesajlar verildi.

Etkinliğin açılış konuşmasını yapan HBVAKV Antalya Şube Başkanı Nurettin Erdoğan, Hıdırellez’in umudun ve yeniden doğuşun simgesi olduğunu vurgulayarak, bu özel günün insanların birbirine yaklaştığı, dayanışmanın arttığı bir zaman olduğunu ifade etti. Erdoğan, “Bizler, Hacı Bektaş Veli’nin ‘Bir olalım, iri olalım, diri olalım’ öğretisinin yol evlatlarıyız. Bugün burada paylaştığımız lokmalar, kardeşliğimizi pekiştirsin” dedi.

HBVAKV Genel Başkanı Ercan Geçmez, Anneler Günü’nün tarihsel önemine değinerek, annelerin doğayı ve insanı var eden varlıklar olduğunu belirtti. Geçmez, Alevilik ve Bektaşilik geleneğinde kadınların önemine vurgu yaparak, “Kadınlar var edendir. Kadınlar olmadan hayatın olmayacağını herkesin bilmesi lazım” ifadelerini kullandı.

Etkinlikte sunuculuğu üstlenen Songül Bıyıklı ve Zafer Talan, birçok sanatçının sahne aldığı coşkulu bir program sundu. Oğuz Baran, İlyas Şimşek ve diğer sanatçılar, katılımcılara unutulmaz anlar yaşattı. Deyişler eşliğinde semahlar dönüldü ve Türkçe ile Kürtçe şarkılarla halaylar çekilerek baharın gelişi coşkuyla kutlandı.

Bu etkinlik, Hıdırellez’in yalnızca bir mevsim geçişi değil, aynı zamanda toplumsal birlik ve beraberliğin simgesi olarak da değerlendirildi. Katılımcılar, barış ve dayanışma çağrılarıyla dolu bir gün geçirerek, hem baharı karşıladılar hem de Anneler Günü’nü anlamlandırdılar.

📌 ALEVİ GAZETESİ’NİN NOTU

Hıdırellez etkinliği, Alevi kültürünün ve inancının derinliğini bir kez daha gözler önüne serdi. Bu özel günde annelere verilen değer, toplumumuzun temel taşlarından olan kadınların rolünü ön plana çıkardı. Alevilikte birlik ve dayanışma, bu tür etkinliklerle pekişiyor; her bir lokma, kardeşliğimizi güçlendiriyor. Unutulmamalıdır ki, ayrımcılığa ve dışlamaya karşı durmak, bizim inancımızın bir gereğidir.

— Alevi Gazetesi Editörü

Anê Xatun, Dersimin hafızasında ebediyen yaşayacak

Dersim’in unutulmaz halk figürlerinden Hanife Güleç, halk arasında “Anê Xatun” olarak bilinen, 10 Mayıs 2026 tarihinde Hakka yürüdü. 1937-38 Dersim Tertelesi’nin tanığı olan Anê Xatun, yaşadığı acılarla dolu bir hayatın ardından 11 Mayıs’ta Ovacık’ta gerçekleştirilecek törenle son yolculuğuna uğurlanacak.

Anê Xatun, Dersim tarihinin acı dolu sayfalarına tanıklık etmiş bir isim olarak, ailesini ve komşularını kaybettiği kırımın ardından, 10 yıllık zorunlu sürgün hayatı yaşadı. Sinos köyünde geçirdiği yılların ardından, inancına sıkı sıkıya bağlı kalarak yeniden ata topraklarına döndü. Bu süreç, onun öz kimliğinin ve dayanışma ruhunun pekişmesine neden oldu.

Yaşamı boyunca pek çok acı yaşayan Anê Xatun, 13 yaşında kızıyla tanıştığı evlat acısının ardından, 1994 yılında oğlu Hasan’ı kaybetmesiyle derin bir yas sürecine girdi. Ancak kendi acıları, başkalarının acılarına duyarsız kalmasına neden olmadı. Zor günlerinde kapısını çalan komşularıyla her zaman paylaşımda bulundu ve “Fakir fukaranın dostu” olarak tanındı.

PİRHA Yönetim Kurulu Üyesi Veli Haydar Güleç’in de annesi, Anê Xatun, sadece aile büyüğü değil, aynı zamanda Dersim’in toplumsal hafızasının önemli bir parçasıydı. İnançlı kimliği ve paylaşımcı karakteriyle, birçok insanın hayatına dokundu. 11 Mayıs’ta Ovacık’ta gerçekleştirilecek törenle, doğup büyüdüğü toprakların bağrında ebedi istirahatgahına uğurlanacak.

📌 ALEVİ GAZETESİ’NİN NOTU

Anê Xatun, Dersim’in unutulmaz bir simgesi olarak, toplumsal hafızamızda ebediyen yaşayacaktır. Onun yaşamı, Alevilik kültürünün dayanışma ve paylaşım değerlerini somutlaştırırken, yaşadığı acılar ve kayıplar, toplumun ortak derdine duyarsız kalmadığını göstermektedir. Anê Xatunun hikayesi, zulme karşı direnişin ve mazlumların yanında olmanın önemini bir kez daha hatırlatmaktadır.

— Alevi Gazetesi Editörü