Ana Sayfa Blog Sayfa 869

Yunanistan’da tren kazası protestoları

Yunanistan’da yolcu trenin yük treni ile çarpışması sonucu meydana gelen ve 43 kişinin ölümü ile sonuçlanan kazanın ardından başkent Atina ve Selanik kentlerinde protesto gösterileri düzenlendi

Yunanistan’da 38 kişinin hayatını kaybettiği tren kazası, başkent Atina’da protesto edildi. Yunan demir yolları idaresi Hellenic Train ofislerinin bulunduğu binanın önünde bir araya gelen protestocular, “Kaza değil, cinayet” yazılı döviz taşıdı. Kazanın ihmal nedeniyle yaşandığı söyleyen protestocular polisle çatıştı.

Selanik ve kazanın meydana geldiği kasabanın bağlı olduğu Larisa’da da gösteriler düzenlendi. Hükümet kazayla ilgili bağımsız soruşturma başlatıldığını açıkladı.

Öte yandan demiryolu sendikası da ülke genelinde greve gitti. Sendika açıklamasında, “Onlarca ölü ve yaralı meslektaşımız ve hemşehrimiz için hissettiğimiz acı, öfkeye dönüştü” ifadeleri kullanıldı.

Kazanın ardından üç günlük ulusal yas ilan edilirken, “Böylesi bir trajik olaydan sonra hiçbir şey olmamış gibi göreve devam etmek imkansızdır” diyen Ulaştırma Bakanı Kostas Karamanlis istifasını sunmuştu.

HABER MERKEZİ

#Yunanistanda #tren #kazası #protestoları

Karma Komisyon’dan CHP’li Başarır ve İyi Partili Türkkan’ın dokunulmazlığının kaldırılması kararı

Meclis Anayasa ve Adalet Karma Komisyonu, Lütfü Türkkan ve Ali Mahir Başarır’ın dokunulmazlıklarının kaldırılması yönünde karar aldı.

Ayrıntılar geliyor…

#Karma #Komisyondan #CHPli #Başarır #İyi #Partili #Türkkanın #dokunulmazlığının #kaldırılması #kararı

İki kentte kuş gribi iddiası: 6.5 milyon kanatlı hayvan öldürüldü

Afyon’un Başmakçı ilçesi ile Denizli’nin Honaz ilçesinde yumurta üretim tesisleri kuş gribi vakalarına rastlanması üzerine karantinaya alındığı iddia edildi

Türkiye’de yumurta üretiminin büyük bir bölümünü karşılayan Afyon’un Başmakçı ilçesi ile Denizli’nin Honaz ilçesinde yumurta üretim tesisleri kuş gribi vakalarına rastlanması üzerine karantinaya alındı.

20 Ocak’ta görüldü

BloombergHT’den İrfan Donat’ın haberine göre, her ne kadar resmi bir açıklama yapılmasa da edinilen bilgilere göre, iki kentte vakalar artmaya başladı. Başmakçı ilçesinde 20 Ocak’ta kuş gribi vakalarının görülmeye başlandığı ve karantinaya alınan Başmakçı ilçesindeki yumurta üretim tesislerinde 5 milyonu aşkın tavuğun öldürüldüğü öğrenildi.

Yine Denizli’nin Honaz ilçesindeki yumurta üretim tesislerin de kuş gribi vakaları dolayısıyla karantinaya alındığı ve ilçede 1.5 milyon civarı yumurta tavuğunun öldürüldüğü belirtildi.

60 ülkede görüldü

Dünya Hayvan Sağlık Örgütü’ne bildirimde bulunan Tarım ve Orman Bakanlığı, salgını kontrol altına almaya çalışılırken, Dünya Hayvan Sağlığı Örgütü verilerine göre, Kuş gribi son bir buçuk yılda en az 60 ülkede görüldü.

HABER MERKEZİ

 

#İki #kentte #kuş #gribi #iddiası #milyon #kanatlı #hayvan #öldürüldü

İran’da zehirlenen kız öğrenci sayısı artıyor: Jin jiyan azadî ayaklanması bastırılmaya çalışılıyor

İran’da kız öğrencilere yönelik zehirli saldırılar devam ediyor. 26 okulda zehirlene kız öğrenci sayısı 900’e yükseldi

Ülke genelinde 26 okuldan onlarca kız öğrenci, zehirli gazla düzenlendiği düşünülen saldırıların ardından hastanelere kaldırıldı. Kasım ayından bu yana zehirlenen öğrencilerin sayısı her geçen gün artıyor.

900 öğrenci zehirlendi

İran hükümeti ve polisi, öğrenci sayısının ayrıntılarını yayınlamazken, İslam Konseyi Ulusal Güvenlik ve Dış Politika Komisyonu üyesi Shahriar Heidari, “Şimdiye kadar farklı illerden yaklaşık 900 öğrenci zehirlendi. Bu istatistik güvenilir bir kaynaktan bugün alındı” dedi. Basında yer alan haberlere göre dün Tahran, Erdebil, Şahinşehr ve Kirmanşah şehirlerinde en az 26 okula kimyasal gaz saldırısı düzenlendi.

Kazanımlara dönük bir saldırı

Farhangiyan Birliği bu konuda yaptığı açıklamada, “Kızlar ve aileleri arasında toplumsal korku yaratarak ‘Jin, Jiyan, Azadî’ ayaklanmasının kazanımlarını geri almaya çalıştığı yönünde güçlü bir kanı var. Bu saldırıların güçlü bir şekilde kınanması ve sorumlu kurumların kız okullarına yönelik bu terör saldırılarının kasıtlı ve organize niteliğini kabul edip ilan ettikten sonra, bu konunun takip edilerek açıklığa kavuşturulması gerekir” dedi.

Failler tespit edilmedi

Cumhurbaşkanlığı tarafından zehirlenme vakalarının arkasındaki gerçeği ortaya çıkarmakla görevlendirilen İçişleri Bakanı Ahmed Vahidi, çarşamba günü yaptığı açıklamada Fars haber ajansının, saldırıların arkasındaki üç kişinin tutuklandığı yönündeki haberini yalanlayarak faillerin tespit edilmediğini açıkladı.

HABER MERKEZİ

 

#İranda #zehirlenen #kız #öğrenci #sayısı #artıyor #Jin #jiyan #azadî #ayaklanması #bastırılmaya #çalışılıyor

Bugru intihar girişiminde bulunurken polisler izledi

Gözaltında hayatını kaybeden Ahmet Bugrur’un nezarethanede intihar girişimini polislerin izlediği görüntüler ortaya çıktı

Agirî’nin Bazîd (Doğubayazıt) ilçesinde, 23 Şubat sabah saatlerinde cami imamı ile tartıştığı gerekçesiyle gözaltına alınan 3 çocuk babası Ahmet Bugrur (37) isimli yurttaş, Doğubayazıt İlçe Emniyet Müdürlüğü nezaretinde hırkası ile intihar ettiği iddia edildi.

Konuya ilişkin başlatılan soruşturma sürürken, Bugrur’un intihar iddiasına ilişkin başlatılan soruşturma dosyasına, emniyetteki görüntüler yansıdı.

Mezopotamya Ajansı’ndan Ercan Öksüz’ün haberine göre, görüntülerde Bugrur’un intihar girişiminde bulunduğunu ve polislerin müdahale etmediği görüldü.

Polisler müdahale etmedi

Dosyaya konulan görüntüde, Bugrur’un, bu kadar bağırıp çağırması ve battaniye ile elbiselerini yırtarak, tırmandığı demir parmaklıklarda kendini asmak istemesine rağmen nezarethaneye gelen bir polis görünmüyor.

Darp edilmiş

Bugrur’un ağabeyi Resul Bugrur, kardeşinin gözaltına alınması ile emniyete gittiğini söyledi. Emniyette kardeşi ile görüşme talebinde bulunduğu ancak görüştürülmediğini kaydeden Bugrur, imamla tartışması nedeniyle kardeşinin nezarete atıldığını kaydetti.

Kardeşinin tartıştığı Ahmet adlı imamla konuştuğunu kaydeden Bugrur, “Kardeşimle imam tartışmış ancak ne için tartıştıklarına dair bir şey söylemedi. Sonra imam polisi arıyor ve ikisi de ilçe emniyetine götürülüyor. Kardeşim emniyette imama tokat atıyor ve polisler kardeşimi darp ediyor. 4 veya 5 polis kardeşimi darp ettikten sonra sürükleyerek nezarethaneye atıyorlar” dedi.

Kuşkular devam ediyor

Teşhis için devlet hastanesine gittiklerini söyleyen Bugrur, “Eniştem teşhis için içeri girdi. Daha sonra otopsi için cenazeyi Ağrı’ya gönderdiler. Akşam saat 20 civarında geri getirdiler. Cenaze yıkandığı zaman bende içerdeydim. Kardeşimin koltuk altında büyük bir darp izi vardı, sırt kısmında, karın boşluğunda, kalçasında morluklar vardı. Kardeşim içerde darp edilmiş. Bundan çok eminim. Çünkü raporlarda darp edildiğini yazıyor. İntihar ettiğine dair bilgi elimizde yok. Kardeşim kendini asacak biri değil. Kardeşimin intihar ettiğine inanmıyorum. Saatlerce karakolun önünde bekledik, bize gelin kardeşinizi görün, demediler. Kendini asmış ise de bana niye göstermediler. Ben bu nedenlerden dolayı kuşkulanıyorum” dedi.

Darp izleri var araştırılmalı

Bugrur’un avukatı İbrahim Baran ise nezarethane yönetmeliğine göre emniyetin nezarethaneyi gözetleme yükümlülüğü olduğunu hatırlatarak, polisin bu gözlem yükümlülüğü yerine getirilmediği için müvekkilinin vefat ettiğini ifade etti. Baran, “Dosya kapsamında deliller, belgeler ve evraklar incelendiğinde, videolar incelendiğinde burada bir ihmal vardır. Bu konuda bütün adli ve idari başvurularımızı yapmış durumdayız. Kameralar olmasına rağmen, müdahale dilmemesi, emniyet güçlerinin ihmali burada doğmaktadır. Kameralarla izlenmesine rağmen müdahale edilmemiştir. Vücudundaki darp ve morluklarla ilgili girişimlerimiz ve başvurularımız var. Elimizdeki dosya raporlarına göre vücudunda morluklar var. Bu morlukların nelerden kaynakladığına dair soruşturma devam etmektedir” diye konuştu.

ATK’ye gönderildi

Bugrur için Ağrı Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde yapılan ön otopside, boyun ve vücudun bazı yerlerinde morarma ve ekomoz bulunduğu belirtildi, ancak ölüm nedeni belirlenemedi. Bunun üzerine Bugrur’un cenazesinden alınan örnekler, kesin ölüm nedeninin belirlenmesi için Diyarbakır Adli Tıp Grup Başkanlığı’na gönderildi.

HABER MERKEZİ

 

#Bugru #intihar #girişiminde #bulunurken #polisler #izledi

Kadınlar 8 Mart’ta deprem bölgesinde: Devlet yok, biz varız

8 Mart’a günler kala kadın örgütleri yaptıkları açıklamalar ile deprem bölgelerinde olacaklarını belirtti. Kadınlar, ‘Devlet yoksa, biz kadınlar varız’ diyor

Peş peşe yaşanan depremlerin ardından yerle bir olan kentlerde dayanışma çalışmaları sürüyor. Özellikle kadınlar depremi ilk gününden beri sahada olarak çalışmalara destek veriyor. 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’ne kısa bir süre kalırken, eylem takvimlerini tek tek açıklayan tüm kadın örgütleri deprem bölgesinde dayanışmada olacaklarını duyurdu.

8 Mart’ta da sahada olacaklar

Halkların Demokratik Partisi (HDP) Kadın Meclisi üyesi kadınlar da 8 Mart’ı deprem bölgesinde karşılayacak. Mezopotamya Ajans’ından (MA) Esra Solin Dal’a konuşan ve çalışmalarına dair bilgi veren HDP Kadın Meclisi Sözcüsü Ayşe Acar Başaran, bu yıl ki 8 Mart çalışmalarının önemli olduğunu belirterek, amaçlarının yaşanan depremlerden kaynaklı iktidardan hesap sormak olduğunu belirtti.

‘Yalnız değil, birlikteyiz’

Sürdürecekleri etkinliklere ilişkin konuşan Başaran, “Deprem bölgelerinde gittiğimizde kadınların özgün ihtiyaçlarını temin edeceğiz. Çünkü kadınlar maalesef üzerinden bu kadar uzun bir süre geçmiş olmasına rağmen, hala özgün ihtiyaçlara ulaşma konusunda zorluk yaşıyor. İç çamaşırından, hijyene kadar çok fazla şeye ihtiyaçları var kadınların. Bu tür durumdan kaynaklı biz bir taraftan bunları karşılama, bir taraftan da kadınların yaşamış olduğu bu travma ya, bu güvensiz ortama karşı da mekanizmaları kurmanın itici gücü olmaya çalışacağız” diye konuştu.

8 Mart Dünya Kadınlar Günü kapsamında 4 Mart’ta Hatay’da olacaklarını aktaran Başaran, depremzede kadınlara, “Yalnız değilsiniz, birlikteyiz” mesajını vereceklerini ifade etti.

Süreci birlikte inşa edeceğiz

Depremin ilk anından itibaren HDP’nin kadınlara özgün ihtiyaçlarını gözeten bir yerden çaba sarf ettiğini dile getiren Başaran, kadınların birebir enkaz çalışmalarında yer aldığını da aktardı. Deprem bölgelerinde yaptıkları çalışmalara ilişkin bilgi veren Başaran, “Biz Kadın Meclisi, Özgür Kadın Hareketi (TJA) ve birleşen yapılarımızla beraber gittik ve bu dayanışmayı büyüterek, acımızı ortaklaştırdık, yasımızı paylaştık. Feminist kadınlar Mor TIR’larıyla geldi. Bölgeden TJA, kendi mor araçlarıyla gelerek kadınlarla büyük bir dayanışma sergiledi. Kader gibi anlatılan şeyin iktidarın çürümüşlüğün, beceriksizliği ve kurumların içini boşaltan bir sonucu olduğunun farkındayız. O nedenle 8 Mart’a normal sıradan bir 8 Mart gibi bakmıyoruz. Her 8 Mart’a kadınlar bir araya geliyor ama bu 8 Mart’ta bir araya gelişimizin esaslı gündemlerinden bir tanesi bu deprem ve bu depremde açığa çıkan sonuçlar olacak” diyerek önümüzdeki süreci birlikte inşa edeceklerini söyledi.

Kadınların dayanışmaya ihtiyacı var

Mezopotamya Ajansı’ndan ( MA) Eylem Akdağ’a konuşan Hatay’da çalışmalarda olan Sosyalist Kadın Hareketi’nden Sibel Göktaş da dayanışmaya vurgu yaptı.

Göktaş, “Ötekileşmiş, yoksul ve kimsesiz bırakılmış bir dönemde 8 Mart’ı karşılıyoruz ancak daha çok dayanışmayı büyütmek için deprem bölgesinde olacağız. Önemli olan nokta bugün 11 ilde çocuk ve kadınlar sahipsiz bırakılmışsa daha çok insanları buralara yönelten bir sürecin olması gerektiğini düşünüyoruz. Adıyaman, Maraş, Hatay ve diğer kentlerdeki kadınların bu süreçte her zamankinden daha çok dayanışmaya ihtiyacı var. Çalışmalar da bu yönlü olmalı” diye belirtti.

Kadınlar enkazda dayanışma ile çıktı

Halkevleri Kadın Sekreteri Berna Demirbaş da, depremin ilk gününden itibaren Hatay’da olduklarını söyleyerek, “Kadınların bu enkazdan dayanışma ve cesaretle çıktığını gördük. Çünkü bu tabloyu yaratanlardan hesap sormak istiyorlar. Hesap sorma hali de bir mücadele birikimidir. Bu hesap sorma hali de buradan bütün Türkiye’ye yansıyor” ifadelerini kullandı.

‘Biz kadınlar buradayız’

Kadın Savunma Ağı’ndan Esma Çağlak da, 8 Mart’ı Hatay Defne ilçesinde karşılayacaklarını belirterek, “Burada enkaz altında diri diri ölmek zorunda kalan insanların hesabını sormak için 8 Mart adres oldu. Çünkü feministler için yaşam mücadelesi asıl mücadeledir. Kadın cinayetleri çok tanıdığımız şeyler ve ‘yasta değil isyanda olma’ hali o cinayetlerin hesabını sorma hali ve feminist mücadelenin yol yöntemleri bize bu süreçte çok yol gösteriyor. Devlet yok ama biz kadınlar buradayız, feministler burada” diye konuştu.

HABER MERKEZİ

#Kadınlar #Martta #deprem #bölgesinde #Devlet #yok #biz #varız

İran’da bir idam daha: Beluc kadın Bamri de idam edildi

İran rejimi, Ali Dudkanlu’dan sonra Leila Bamri adlı Beluc bir kadını da idam etti. İran’da 2023’ün ilk iki ayında 102 tutuklu idam edildi ve bu idamların yarısı Kürtler ile Beluclardan oluşuyor

İran’ın Kerman Eyaleti’nde bulunan Kahnuj Cezaevi’nde 2 yıldır tutuklu Leila Bamri adlı kadının idam edildiği belirtildi.

Hengaw İnsan Hakları Örgütü’nün açıklamasına göre, İran’ın kuzeyindeki Gilan Eyaleti’ne bağlı Rudbar kentine bağlı Peng köyünde yaşayan Leila Bamri, 2 yıl önce uyuşturucu iddiası ile tutuklandı ve rejim tarafından idama mahkum edildi. 2 çocuğu olan Bamri, tutulduğu Kahnuj Merkez Cezaevi’nde idam edildi.

Kürdistan İnsan Hakları Ağı da dün yaptığı açıklamada Ali Dudkanlu isimli tutuklunun idam edildiğini açıklamıştı.

Aynı habere göre Ali Dudkanlu ile birlikte idam cezası alan, Ramin Şêrzad ve Celal Tahir isimli 3 tutuklular da idam cezaları uygulanmak üzere tek kişilik hücrelere konuldu.

Hengaw İnsan Hakları Örgütü’nün açıklamsına göre, 2023’ün ilk iki ayında İran hapishanelerinde en az 102 tutuklu idam edildi. Rapora göre idam edilenlerin %33’ünü Kürtler oluşturuyor.

Örgüt, 102 mahkumdan 90’ının kimliğini doğrulayabildi, 12 kişinin kimlikleri ise henüz bilinmiyor.

Bu rapora göre Kürtler 33 vaka ile en fazla idam edilen kesim olurken onu 15 kişi ile Beluclar takip ediyor. Diğer bir deyişle, İran’daki toplam idamların yaklaşık yarısını Kürtler ve Beluclar oluştuyor.

İdam edilen 102 tutukludan beşi ise siyasi tutuklu.

İran’da bir kişi idam edildi

DIŞ HABERLER

#İranda #bir #idam #daha #Beluc #kadın #Bamri #idam #edildi

Depremzede aşçı gönüllüler için her gün yemek yapıyor

Deprem kentlerinde dayanışmada bulunan ve kendisi de depremzede olan Beyaz Adıyaman, depremin ilk günlerden beri dayanışmaya gelen gönüllüler için günde iki öğün yemek yapıyor

Kurdistan, Türkiye ve Suriye’de etkili olan depremlerin ardından dayanışma ile yaralar sarılmaya çalışılıyor. Halkların Demokratik Partisi (HDP) ve demokratik kitle örgütlerinin kurduğu koordinasyonla deprem kentlerinde gelen gönüllüler, depremzedelerle dayanışarak, ihtiyaçları gidermeye çalışıyor. Onlardan biri de depremzede Meletî’deki (Malatya) depremde işlettiği ev yemekleri dükkanı yerle bir olan Beyaz Adıyaman. Adıyaman, depremin dördüncü gününden beri yurttaşlara günde iki öğün yemek pişiriyor.

Eve durmak istemedim

Depremden 4 gün sonra kentte gelen gönüllüler için yemek pişirmeye başladıklarını belirterek, günde yaklaşık 100 kişiye yemek yaptığını söyleyen Adıyaman, “Bir depremzede olarak gelen gönüllüler için yemek yapıyorum. Onlar nasıl bizim için her yerden gelmişlerse bizler de elimizden geldiğince destek olmaya çalışıyoruz. Depremde iş yerim yerle bir oldu. O yüzden ben de evde boş durmak istemedim” dedi.

Haber: Dilgeş Ruvanas / MA

#Depremzede #aşçı #gönüllüler #için #gün #yemek #yapıyor

Deprem komünü ile yaralar sarılıyor

Samandağ’da depremde kurtulanların kurduğu 400 kişilik Kolektif Koordinasyon Merkezi, halkın sorunlarına çözüm üretiyor

Samandağ’da depremde kurtulanların kurduğu 400 kişilik Kolektif Koordinasyon Merkezi, el ele verip kadın, çocuk, engelli ve yaşlıların biricik dayanışması oldu. Kapı kapı çadır, ekmek ve su dağıtan komün, ulaşmadık mahalle bırakmıyor. Samandağ’ına bağlı Karaçay mahallesinde halkın kendiliğinde kurduğu Kolektif Koordinasyon Merkezi yüzlerce ihtiyaç sahibine ulaştı. Kimi çadır, kimi gıda, kimi diğer ihtiyaçları kaptı, kapı kapı depremzedelere ulaştı.

Kendiliğinden kurulan, gelişen, dönüşen ve dalga dalga yayılan Kolektif Koordinasyon Merkezi’nden Eda Dönmez, hummalı deneyimi Mezopotamya Ajansı’yla (MA) paylaştı.

Tamamen gönüllüler tarafından kuruldu

Merkezin depremin ikinci gününde kurulduğunu söyleyen Dönmez, merkezi tesadüfen gördüğünü ve o günden sonra merkeze gönüllü olarak yardım ettiğini söyledi. Geldiğinde merkezde sadece 15-20 kişi olduğunu söyleyen Dönmez, “Burada bizim gibi halktan olan insanlar. Sonradan zamanla gönüllüler de geldi. Burada toplanarak herhangi bir sivil toplum kuruluşu veya devlet yok. Tamamen gönüllüler tarafından kuruldu. Başta işler biraz karışıktı. Zamanla bu karışıklığın giderilmesi ve iş bölümü yapılması gerektiğini konuştuk. Burada toplanma amacımız gelen yardımları depremzedelerin ihtiyaçlarına göre belirlemek ve dağıtmak. Evlere girilemiyor. En acil hayati ihtiyaçları gidermek için bir iş bölümü oluşturduk. Herkes bir şekilde bir depremzedeye ulaşmaya çalışıyor. Kimisine evine kadar gönderiyoruz. Engelli bireyler, bebekli bireyler oluyor. Onlar için mobil hizmet sistemi kurduk ve evlerine kadar gidiyoruz” diye konuştu.

Güzel bir dayanışmaya girdik

Dayanışma merkezinde doktorundan öğretmenine, sanatçıdan yönetmenine, halktan öğrencilere kadar herkesin olduğunun altını çizen Dönmez, herkesin birbirne yardımcı olmak için bir arada olduğunu, zamanla oluşumu duyan farklı kentlerden gruplar katılarak sayılarının 400’e yaklaştığını söyledi. Merkezde bir çok kişinin birbirini tanımadığını inanların dayanışma ile birbirini tanıdıklarını söyleyen Dönmez, “Benim burada ana okul öğretmeni olduğumu bilen bir mahalle sakinleri var. Şu an neredeyse bütün köyler beni biliyor. Kimse birbirini bilmezken burada çok güzel bir dayanışmaya girdik. Çünkü amacımız bir. Hepimiz depremzedeyiz. Bir amaca hizmet etmeye çalışıyoruz” dedi.

‘İyi misin’ sözcüğü bize yetiyordu

Dayanışma merkezinin işleyişi hakkında da bilgi veren Dönmez, 10 kişilik komite ekibi oluşturduklarını, bölgeyi bilen insanların ihtiyaç sahiplerini belirlediğini söyledi. Yaşadıkları travmaları nasıl atlattıklarına dair bilgi de veren Dönmez, “İlk buraya gelen ekipler arasında çocuk terapistimiz vardı. Psikologlarımız vardı. Omuzlarımızdan tutup “iyi misin” diye sorduklarında bir cümleyle o anki travmayı konuşarak, birbirimize destek olarak, bir birimizin hikayesini dinleyerek bir nebze de olsa rahatlıyorduk. Travmayı dışarıdan bizden daha kötü durumda olan insanları gördükçe, toparlamamız gerektiğini gördük” diye konuştu.

Çocuklarla resim yaptık

Çocuklar için okullardan çıkardıkları masa ve sandalyeleri çıkarak bir bölüm açtıklarını söyleyen Dönmez, çocukların resim yaparak top oynayarak bir nebze olsa da bu durumdan kurtulmaları gerektiğine inandıklarını, bu nedenle çocukları boyama kitapları, toplarla çocuk terapistlerle, gönüllü sosyal hizmet çalışanlarla oyaladıklarını söyledi.

Seram yok kalacak yerim yok mesajı

Dönmez, 20 gündür yürüttüğü çalışmada yaşadığı en travmatik hikayeyi ise şu sözlerle anlattı: “Bir mesaj geldi, ikinci cümlesinde hüngür hüngür ağladık. “Biz hala neden burada oturuyoruz” diye birbirimizi sorguladık. Bir şeyler yapmak zorundayız dedik. Çünkü mesajda, “Bebeğim hasta, arabadayız, ben ikinci çocuğuma hamileyim, evime giremiyorum, seram yok, kalacak yerim yok, çocuğuma ilaç bulamıyorum, onu ısıtamıyorum.” Büyük oğlunu şehir dışına göndermiş eğitimden kaynaklı. “Aynı zamanda çocuğumdan uzaktayım, bana çadır göndermeniz için kendimi mi öldüreyim?” Bu mesajın tamamını okuyamadım ben. Sonrasında mesajın devamında ne yazdığını bilmiyorum ama hikayeyi bitiremedim. Ben kendime “Eda sen hala burada nasıl oturabiliyorsun, hala eline sıcak çay alabiliyorsun” dedim. Çünkü o kadın çocuğunu ısıtamıyor, sıcak süt veremiyor, bir çocuğundan ayrı. Daha çok şey yapmamız ve çabalamalıyız dedik. Ağlaştık ve üzüldük. Gece saat 11’de herkesi aradık. Yarın sabah herkes burada olsun dedik. Hepimiz toplandık. Kimisi üniversiteye hazırlanırken, dershanesini bıraktı. Kimi babayken babalığını bıraktı. Şehir dışında öğretmenlik yaparken öğretmenliği bıraktı. Kimi işsiz kaldı. Kimi dışarıdan geldi destek olmak için. Kimsenin hiçbir mecburiyeti yokken herkesi daha çok çalışmaya çağırdık. 2-3 saatlik uykuyla daha çok çalıştık. Çünkü o insanlara ulaşmamız gerekiyordu.”

Kaynak: MA / Sedat Yılmaz – Azad Altay

 

 

 

 

#Deprem #komünü #ile #yaralar #sarılıyor

Önce izni verdiler sonra ‘imar izni yok’ deyip yıktılar

Büyükçekmece’de daha önce imar izni veren CHP’li Belediye şimdi ise ‘imarsız’ diyerek yurttaşların evlerini yıkmaya başladı. Yurttaşlar, belediyenin önce izin verdiğini sonra gelip evlerini yıktığını dile getirdi

Mereş ( Maraş) 6 Şubat’ta peş peşe yaşanan depremlerin ardından gözler olası bir deprem fay hattının geçtiği kentlere çevrildi. Birçok kentte belediyelerin verdiği imar affı izniyle çarpık kentleşme artarken, depremlerin ardından belediyeler bir bir izin verdikleri yerleri yıkmaya başladı. O belediyelerden biri de
Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Büyükçekmece.

Yıkım yetmedi ceza kestiler

CHP Büyükçekmece Belediye Başkanı Hasan Akgün, ilçeye bağlı Türkoba Mahallesi’nde “imarsız” olduğu iddiasıyla “Vatandaşın keyfini beklemeyeceğiz” diyerek 2 bin 300 civarında binanın yıkılacağını duyurmasının ardından 24 Şubat’ta polis ve zabıta zoruyla mahallede yıkımlar başladı. Bir haftada yaklaşık 40′ yakın bina yıkılırken, mülk sahiplerine ise “imarsız yapı” inşa edildiği gerekçesiyle yaklaşık 40 ila 70 bin TL arasında para cezaları kesildi.

‘Size ev ayarlayacağız’ sözü verildi

Öte yandan yıkılan binalara öncesinden belediye tarafından elektrik, su gibi abonelikler verilirken, belediyeden yurttaşlara “İmar affı çıkacak, onu bekleyin” ve “Size ev ayarlayacağız” gibi sözlü onay verildiği belirtildi.

Önce izin verdiler sonra yıktılar

Binası yıkılan yurttaşlardan Seracettin Laçin, evini yapmak için belediyedeki yetkililerin kendisine “Evini yapabilirsin” dediğini hatırlatarak, binayı yapıp içerisine geçtikten iki ay sonra belediyeden kendisine “Binayı boşaltın” uyarılı bir yazı geldiğini aktardı. Bu binayı yapmak için arabasını sattığını ifade eden Laçin, “Sonra geldiler bizi dışarı attılar ve evimizi yıktılar” dedi.

Yıkım sırasında eşyalarını dahi çıkarmasına izin verilmediğini ifade eden Laçin, çocuklarıyla beraber ortada kaldıklarını dile getirerek, “Biz yetkililere ‘Bize bir yer bulun’ dedik. İmar müdürü ‘Sizi otele götüreceğiz’ dedi. Oda boş çıktı. Eşyalarıma bakın, hepsini dışarı attılar. Öbür eşyalarım da betonun altında kaldı” dedi.

‘İmar barışına sokacağız’ dediler

Evini Ekim ayında yaptığını söyleyen yurttaşlardan Tahsin Laçin de, Ocak ayında eve yerleştiklerini belirterek, “Bana ‘1 katlı yaparsan bir şey olmaz’ dediler. Belediyeden geldiler, ‘Yapın, seçimler yakın imar barışına sokacağız’ dediler. Bizde evi yaptık ve taşındık. Geldiler evimi Cuma günü yıktılar. Eşyalarımızı bile almamıza izin vermediler. Bunun sorumlusu Belediye Başkanıdır” şeklinde konuştu.

Oy için geldiklerinde izin verdiler

Borç edinerek arsa aldığını belirten yurttaşlarda Nuh Kartal ise , yıllarca çalışarak kendi çocukları için bir ev yapmak istediğini dile getirdi. “Belediye evimizi başımıza yıktı” diyen Kartal, “Belediye normalde seçimlerde geldiği zaman ‘oyunuzu bize verin, biz size dokunmayacağız’ derdi. Ama bu sefer geldiler yerle bir ettiler. Bu bir yıkım değil, bu kuldan gelen depremdir” dedi.

Kaynak: MA

#Önce #izni #verdiler #sonra #imar #izni #yok #deyip #yıktılar