Ana Sayfa Blog Sayfa 896

AKP’li Nurdağı Belediye Başkanı gözaltına alındı

Depremlerden en çok etkilenen yerlerden biri olan Nurdağı’nın AKP’li Belediye Başkanı Ökkeş Kavak gözaltına alındı.

Mereş merkezli depremlerden etkilenen Antep’in Nurdağı ilçesinin Belediye Başkanı Ökkeş Kavak gözaltına alındı. İslahiye Cumhuriyet Başsavcılığı’nca ilçede depremlerde yıkılan binalarla ilgili yürütülen soruşturma kapsamında, Kavak hakkında gözaltı kararı verildi. Polislerce gözaltına alınan Kavak’ın adliyedeki işlemleri sürüyor.

DÎLOK

#AKPli #Nurdağı #Belediye #Başkanı #gözaltına #alındı

Suriye’de depremlerde can kaybı 6 bine yaklaştı

6 Şubat depremlerinde Türkiye ve Suriye’de ölenlerin sayısı 50 bini geçti. Suriye’de depremde ölenlerin sayısının 5 bin 914 olarak açıklandı

Türkiye ve Suriye’yi vuran 6 Şubat depremlerinde ölenlerin sayısı 50 bini geçti. AFAD’dan cuma akşamı yapılan açıklamada, 11 ilde toplam 44 bin 218 kişinin yaşamını yitirdiğini, bölgeden 528 bin 146 vatandaşın tahliye edildiği duyurulmuştu.

Suriye’de ise hükümetin kontrolündeki ve silahlı muhaliflerin kontrolündeki bölgeler için son açıklanan deprem kaynaklı hayatını kaybedenlerin sayısı 5 bin 914. Böylece iki ülkede depremlerde ölenlerin sayısı 50 bini aşarak 50 bin 132’ye yükseldi.

Birleşmiş Milletler İnsani Yardım Koordinasyon Ofisi (OCHA) ise 25 Şubat tarihli durum raporunda Suriye’nin kuzey batısında silahlı muhalefetin kontrolündeki bölgelerde 21 Şubat tarihi itibarıyla 4 bin 500’den fazla kişinin öldüğünü, 8 bin 500’den fazla kişinin de yaralandığını belirtti.

Yine 21 Şubat itibarıyla ülkenin kuzeybatısındaki 10 binden fazla binanın tamamen ya da kısman yıkıldığı ve en az 11 bin kişinin evsiz kaldığı açıklandı. 24 Şubat itibarıyla kuzeybatı Suriye’ye BM’ye bağlı altı kuruluş tarafından toplamda 368 kamyonluk yardım ulaştırıldığı rapor edildi.

DIŞ HABERLER

#Suriyede #depremlerde #kaybı #bine #yaklaştı

Depremin ardından Türkiye, Rojava’ya 20 kez saldırdı

Depreme rağmen Rojava’ya yönelik saldırılarını sürdüren Türkiye, deprem yardımlarının geçişine engel çıkartmanın yanı sıra 2 hava, 18 kara saldırısı yaptı

Mereş ve Hatay merkezli meydana gelen depremlerde Türkiye’de 11 il ile Suriye ve Rojava kentlerinde büyük yıkım yaşandı. Büyük bir felaketin yaşandığı depremle birlikte Demokratik Suriye Güçleri (DSG) de askeri faaliyetlerini askıya aldığını duyurdu. Yaşanan yıkıma rağmen Türkiye’nin Kuzey ve Doğu Suriye’ye yönelik saldırıları devam etti.

Türkiye deprem sonrası yaralarını sarmaya çalışan Rojava’ya yönelik 2 hava 18 kara saldırısı düzenledi. Saldırılarda 2 kişi yaşamını yitirdi.

Demokratik Suriye Güçleri (DSG) Basın İrtibat Merkezi Sorumlusu Ferhad Şamî, depremzedelere göndermek istedikleri insani yardım malzemelerinin engellenmesi ve Türkiye’nin depremde bile ülkelerine yönelik saldırıları Hawar Haber Ajansı (ANHA)’ya değerlendirdi.

Şamî, Şam hükümeti bölgeleri ile Türkiye’nin işgali altındaki bölgelere özel ekipler göndermeye çalıştıklarını ancak Türk devleti ve Şam hükümetinin yardımlara izin vermediğini, bunun da uluslararası ve toplumsal yasalara göre suç olduğunu söyledi.

Kayank: MA

 

#Depremin #ardından #Türkiye #Rojavaya #kez #saldırdı

Niğde’de 5,3 büyüklüğünde deprem

Niğde’de 7 kilometre derinlikte 5,3 büyüklüğünde deprem meydana geldi

AFAD, saat 13.27’de merkez üssü Niğde’nin Bor ilçesi olan 5,3 büyüklüğünde deprem meydana geldiğini duyurdu.

Yerin 7 kilometre derinliğinde meydana gelen deprem, ilçenin yanı sıra Niğde kent merkezi ile Adana ve Konya’da da hissedildi. Deprem, kısa süreli paniğe neden oldu.

Boğaziçi Üniversitesi Kandilli Rasathanesi ve Deprem Araştırma Enstitüsü ise depremin büyüklüğünü 5.2, merkez üssünü ise Bor ilçesine bağlı Obruk köyü olarak açıkladı. Depremin herhangi bir olumsuzluğa yol açıp açmadığının tespiti için çalışma başlatıldı.

HABER MERKEZİ

#Niğdede #büyüklüğünde #deprem

Deprem paylaşımları nedeniyle 140 kişi gözlatına alındı, 27 kişi tutuklandı

Emniyet depreme ilişkin ‘provokatif’ paylaşımlarda bulundukları gerekçesiyle gözaltına alınanların sayısının 140’a yükseldiği açıkladı

Emniyet Genel Müdürlüğü’nce (EGM) yapılan yazılı açıklamada, “depremlere ilişkin sosyal medya platformlarında, halk üzerinde korku ve panik yaratmak amacıyla provokatif paylaşımlarda bulunduğu” değerlendirilen 985 hesap yöneticisinin tespiti yapılarak ilgili birimlere gönderildiği, 570 hesap yöneticisi hakkında adli işlem başlatıldığı kaydedildi.

Cumhuriyet başsavcılıklarının talimatı doğrultusunda 140 şüphelinin gözaltına alındığı, 27’sinin tutuklandığı belirtildi.

Depremzedelere yardım yapmak isteyenlerin iyi niyetlerini suistimal etmek amacıyla oluşturulan oltalama (phishing) dolandırıcılığına yönelik 81 internet sitesinin kapatıldığı da kaydedilerek, “Resmi kurumların adını kullanarak/taklit ederek vatandaşlardan para talep eden 15 adet sosyal medya platformu hesabı ile ilgili gerekli işlemler yapılmış, ayrıca ‘deprem yardımı’ teması kullanılarak para yatırılması talep edilen 6 adet kripto varlık cüzdan adresi tespit edilerek cüzdanların dondurulması sağlanmıştır” denildi.

HABER MERKEZİ

#Deprem #paylaşımları #nedeniyle #kişi #gözlatına #alındı #kişi #tutuklandı

TJA 8 Mart deklarasyonunu açıkladı: Yaşamı yeniden inşa edeceğiz

TJA, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’ne ilişkin açıkladığı deklarasyonda, ‘Kadınlar, enkazın altında kalan bu iktidara karşı, hep birlikte büyük bir zaferle yeni bir yaşamı yeniden inşa edecektir’ dedi

Özgür Kadın Hareketi (TJA), 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’ne ilişkin deklarasyonunu Dicle Kültür Sanat Derneği’nde kamuoyuyla paylaştı. Açıklamaya, çok sayıda TJA aktivisti, Rosa Kadın Derneği, Özgürlük için Hukukçular Derneği (ÖHD), Demokratik Bölgeler Partisi (DBP) Eş Genel Başkanı Saliha Aydeniz, Halkların Demokratik Partisi (HDP) Sözcüsü Ebru Günay, Grup Başkanvekili Merak Danış Beştaş, milletvekili Remziye Tosun, Gülistan Kılıç Koçyiğit, Dilan Dirayet Taşdemir, HDP Amed İl Eşbaşkanı Gülistan Atasoy ve parti yöneticileri katıldı.

Deklarasyonu açıklayan TJA aktivisti Gülistan Sönük, “‘Bizler buradayız, mücadelemize geçmişin mirası ve geleceğin sorumluluğu ile devam edeceğiz’ diyoruz. Bizler de TJA olarak, erkek egemen devletçi zihniyete karşı mücadele alanlarımızdan olan 8 Mart’ı yaşamın her alanında tarihsel hakikatine layık bir şekilde ve 21. Yüzyılın Kadın Yüzyılı olacağına olan inancımızla karşılıyoruz” dedi.

Dünyanın her yerinde “Jin, Jiyan, Azadî” olarak yankılanan bu sesi TJA olarak büyütme sözü verdiklerini ifade eden Sönük, Kurdistan, Türkiye ve Suriye’yi etkileyen Mereş merkezli depremlere dikkat çekerek şunları söyledi:
“Bir kez daha gördük ki, toplumsal sorunları açığa çıkaran ve derinleştiren esas olgu; erkek egemen devletçi sistemdir. Depremler; doğası gereği önlenemez iken, olumsuz sonuçları ve yarattığı tahribatlar ise doğru politikalar sonucunda önlenebilir. Oysaki talan ve rant üzerine kurulu iktidar; depremin sonuçlarını önlemek bir tarafa, bu tahribatların baş sorumlusu konumundadır. Erkek egemen iktidarların ekolojik yaşama saldırısı, güvenli yaşam alanlarının inşa edilmemesi, çarpık kentleşme ve imar affı gibi uygulamalar bu tahribatların temel sebeplerindendir. Diğer taraftan da; depremin sonuçlarını önlemek için hiçbir tedbir almayan, alamayan bu çürümüş ve köhne iktidarın; başta kadınlar olmak üzere toplumun ihtiyaçlarına cevap olmak yerine, daha ilk saatlerden itibaren, kendi bekasını korumak için yandaş medya aracılığıyla bir algı operasyonu yaratarak seferber olduğuna tanık olduk”

‘Depremi fırsata çevirmelerine izin vereyeceğiz’

Devletin deprem karşısındaki bu çözümsüzlüğünün, bir kez daha yerel yönetimlerin ve örgütlü toplumun önemini gösterdiğini vurgulayan Sönük, “Deprem karşısında, Kurdistan’dan Türkiye’ye ve Avrupa’ya kadar kadınlar, gençler ve halklar; toplumsal örgütlenme ve dayanışmayı örerken, deprem bölgesini bir toplu katliama, bir toplu mezara çeviren iktidar, OHAL ilanıyla bu toplumsal dayanışmayı kırmaya ve suçlarını gizlemeye çalışmıştır. Yetmemiş, dayanışma merkezlerine kayyum atayarak dayanışmayı ve irademizi bir kez daha gasp etmiştir. Tıpkı, halkların iradesi kadın özgürlükçü HDP’li belediyelerin iktidar tarafından gasp ve talan edilmesi gibi… Aynı iktidar, bir kez daha Kürtlerin, Alevilerin coğrafyasını işgal etmeye, demografyasını değiştirmeye çalışıyor. Depremde ailesini kaybetmiş çocukları savunmasız bırakarak militarist güçlerin, tarikatların, çetelerin istismarına açık bırakıyor. Fakat iyi bilinmelidir ki bizler; toplumun özyönetimine, öz gücüne ve yerellerin gücüne olan inancımızla; çürümüş ve hantallaşmış bu iktidarın, depremi bir fırsata ve toplum kırım aracına çevirmesine izin vermedik, vermeyeceğiz!” diye belirtti.

Mücadeleye çağrı

Halka ait kaynakları savaş politikarına aktarıldığını kaydeden Sönük, “İdeolojik kaynağını kadın düşmanlığından alan bu savaş politikaları; Kürt halkının özgürlük mücadelesine bir saldırıdır. 8 Mart vesilesi ile de bir kez daha, bütün demokratik kamuoyunu ve uluslararası kuruluşları bu savaşa ‘dur’ demeye çağırıyoruz. Ayrıca yapılan bütün saldırıların, yükselen kadın devrimine bir saldırı olduğunu biliyor ve bütün kadınları savaşa ve işgale karşı mücadele etmeye çağırıyoruz” dedi.

‘Doğamızı ve toprağımızı savunacağız’

Erkek egemen sömürgeci sistem bir taraftan güvenlik politikalarıyla Kürdistan coğrafyasını talan ederken, diğer taraftan Türkiye’nin her bir köşesini rant alanı haline getirdiğine vurgu yapan sönük, “Dersim ve Cudi başta olmak üzere meydana gelen yangınlar ve ağaçsızlaştırma politikaları bu saldırıların devamıdır. Bu zihniyet, bugün başta Maraş olmak üzere, depremin etkilediği bütün illerde ortaya çıkan yıkımın ve kaybın esas sebebidir. Bu sebeple de; TJA olarak yürüttüğümüz kadın özgürlük mücadelesine, şüphesiz talan edilen doğamızı korumanın ve toprağımızı savunmanın da dahil olduğunu bir kez daha belirtiyoruz.”

‘Özgür toplumu yeniden inşa edeceğiz’

Rojhilatê Kürdistan’dan başlayan ve bütün dünyaya yayılan direnişe de vurgu yapan Sönük, şunları dile getirdi: “Kürt kadın Jîna Eminî’yi katleden erkek egemen soykırımcı sisteme karşı, Kürt kadınların yükselttiği ‘Jin, Jiyan, Azadî’ felsefesi; sadece Kürtlerin değil, tüm halkların ve tüm dünya kadınlarının da en büyük umudu oldu. Bu umut; kadın özgürlükçü bir yaşamı savunmanın ve direnmenin yolunu bir kez daha açtı, açıyor. Kadın özgürlük mücadelesine dönüşen bu isyan; faşist iktidarların, yarattığı enkazların ve kadına uygulanan her türlü şiddetin temelini sarsacak ve özgür bir toplumu yeniden inşa edecektir.”

8 Mart vesilesiyle bir kez daha, hasta tutsaklar başta olmak üzere; düşmanca politikalarla cezaevlerinde tutulan ve her türlü hukuksuzluğa rağmen içeride de dışarıda da direnmeye devam eden bütün direnişçi kadınları, o kapatılma mekanlarından çıkarana kadar mücadele edeceğimizin sözünü veriyoruz. Bu temelde de erkek-devletin bütün baskı ve yıldırma politikalarına karşı boyun eğmeyen ve direnişte ısrar eden; adalet nöbetiyle kadın direniş sembolü haline gelen Emine Şenyaşar annenin hakikat arayışını selamlıyoruz.

Özel savaş

Özel savaş politikalarına işaret eden Sönük, “Kadın kırımcı erkek egemen sistem, diğer taraftan da kirli ve sinsi politikalarla toplumsal dokuyu hedeflemektedir. Kadın varoluşuna karşı başlatılan özel savaş politikalarıyla, kadınlar iradesiz, öz savunmasız bırakılmak isteniyor. Ajanlaştırma, uyuşturucu ve fuhuş başta olmak üzere; bütün toplumsal dinamiklere özel savaş politikaları dayatılarak toplum, ahlaki çöküntüye uğratılmak isteniyor. Özel savaş politikalarına karşı bir kez daha belirtiyoruz; İpek Er, Firdevs Babat, Gülistan Doku şahsında genç Kürt kadınlara yönelik üniformalı şiddetin planlı ve sistematik saldırısına karşı; kadın bilinci uyandıkça ve kadınlar örgütlendikçe tecavüzcü, cinsiyetçi ve faşist erkek egemen sistem yenilecektir! Kadınların bu örgütlü gücünün, erkek egemen sistemin kâbusu olduğunun elbette farkındayız” dedi.

Asimilasyon politikası

Kürtçe ve Kürt kültürü üzerindeki baskı ve yasaklara işaret eden Sönük, “Kürde ve Kürdün diline düşman olan zihniyete karşı kadınlar olarak anadilimizin yaşamın her alanında hayat bulması için öncülük yapmaya devam edeceğiz. Bu vesile ile de bütün toplumsal alanlarda anadilimizi ve kültürümüzü yaşamsal kılmanın sözünü veriyor ve başta Kürtçe olmak üzere; konuşulan bütün dillerin anayasal güvenceye alınması ve eğitim dili olması için mücadele edeceğimizin bilinmesini istiyoruz” ifadelerini kullandı.

İmralı tecridi

İmralı tecridine dikkat çeken Sönük, “Bizler TJA olarak; başta Kürt sorunu olmak üzere bütün toplumsal sorunların esas muhatabının İmralı olduğunu bir kez daha en yüksek sesle belirtiyor ve Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın koşulsuz fiziki özgürlüğünü sağlamayı, mücadele çizgimizin merkezine alıyoruz. Bu vesile ile de kadın özgürlüğü başta olmak üzere toplumsal özgürlüğün sağlanmasının ve demokratik-barışçıl bir yaşamın inşasının, ancak Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın özgürlüğü ile mümkün olduğunu, bir kez daha vurguluyoruz. Toplumsal yaşamın her zerresine yansıyan İmralı’daki mutlak tecrit rejimini ve işkence sistemini kıracak en büyük güç, yine kadınların örgütlü mücadelesi olacaktır” ifadelerini kullandı.

Kadınlar yeniden inşa edecek

“2023 yılında 8 Mart’la birlikte, kadınların özgürlük mücadelesinin AKP-MHP iktidarını yıkacağına ve seçimin en büyük kazananı olacağına inancımız tamdır” diyen sönük sözlerini şöyle sürdürdü:

“Erkek egemenliğine karşı Kürt kadınların ilmek ilmek ördüğü eşbaşkanlık modeli ve kadın özgürlüğünü esas alan demokratik siyaset anlayışı, bu iktidarı bitirecektir. Kadınlar; Maraş merkezli depremlerde enkazın altında kalan bu iktidara karşı, hep birlikte büyük bir zaferle yeni bir yaşamı yeniden inşa edecektir. Kadın öncülüğünde gelişen bu demokrasi mücadelesi, sadece Kürdistan ve Türkiye halklarını değil, tüm Ortadoğu halklarını kurtuluşa kavuşturacak ve Ortadoğu’da demokratikleşmenin yolunu açacaktır. Çünkü demokrasi sadece bir bürokratik işleyiş biçimi değil bir yaşam biçimidir. Bu açıdan da başta Kürt kadınlar olmak üzere; bütün Türkiyeli kadınları, kadın özgürlüğünün önündeki en büyük engel olan AKP-MHP faşist blokuna karşı mücadeleyi yükseltmeye, kadın-doğa-insan düşmanı bu iktidarı yenilgiye uğratarak toplumsal kurtuluşu inşa etmeye çağırıyoruz. Çünkü zaman, kadın özgürlük zamanı!”

‘Toplumsal dayanışmayı büyüteceğiz’

Sönük son olarak şunları söyledi: Bizler TJA olarak; kadın direniş kültüründen devraldığımız mirasla, bulunduğumuz her alanda ve an’da, ‘Jin, Jiyan Azadî’ felsefesi temelinde mücadelemizi büyütme sözü veriyoruz. Ayrıca on binlerce insanın hayatını kaybettiği ve milyonlarca insanın büyük bir travma yaşadığı bu deprem sürecinde, başımıza gelmiş en büyük felaket olan ‘tek adam’ rejimine ve enkaz altında kalan faşist-cinsiyetçi iktidara karşı, kadın öncülüğünde toplumsal dayanışmayı büyütüyor ve dünya kadınlarının birlik, dayanışma ve mücadele günü olan 8 Mart’ı kutluyoruz!”

8 Mart programı

Sönük, 8 Mart’a ilişkin hazırlıklarını yürüttükleri eylem ve etkinlikleri ise şöyle sıraladı:

“* Merkezi startımız 1 Mart’ta Şırnak’ta verilecektir.

* 1-8 Mart tarihleri arasında depremden etkilenen bütün bölgelerdeki kadınların yanında dayanışma içerisinde olmaya devam edeceğiz.

* 8 Mart günü Batman, Siirt, Şırnak, Van ve Mardin’de yürüyüş ve açıklama, diğer tüm illerde de kadın platformları ile ortak açıklama ve yürüyüşler yapılacaktır.

* Metropollerde özgün planlamalar ve yürüyüşler yapılacaktır.

* Bizler TJA olarak; bu faşist iktidarın enkaz ve yıkım politikalarına karşı, ‘Kadın Dayanışması Yaşatır’ felsefesi izinde, deprem bölgesinde bulunan bütün kadınlarla güçlü bir dayanışmayı örerek yeni yaşamı birlikte inşa etmeye ve direnişi büyütmeye devam edeceğiz.”

HABER MERKEZİ

#TJA #Mart #deklarasyonunu #açıkladı #Yaşamı #yeniden #inşa #edeceğiz

Cumartesi Anneleri depremde kaybolanların akıbetini sordu

Cumartesi Anneleri depremden sonra birçok kişiden haber alınamadığını belirterek, bakanlıklara kayıplar için koordinasyon kurulması çağrısı yaptı

Cumartesi Anneleri/İnsanları, gözaltında kaybedilen yakınlarının akıbetini sormak ve faillerin yargılanması talebiyle sürdürdükleri eylemlerinin 935’inci haftasında Mereş merkezli meydana gelen depremde hala haber alınamayanların akıbetini sordu.

Kayıplar nerede?

Sanal medya üzerinden depremde ortaya çıkan yıkımı gösteren bir video paylaşan Cumartesi Anneleri açıklamada şu ifadelere yer verdi: “Depremde kaybolanlar nerede? Birçok kişi yakınlarının izlerini sürüyor ve ulaşamıyor. Tanık beyanlarına göre, ambulansa bindirilmiş veya hastaneye götürülmüş olan yakınlarına ait bir kayda rastlamadıklarını, tüm çabalarına rağmen onlara ulaşamadıklarını söylüyorlar. Ağır bir felaket yaşamış bu insanlar; yaralarını sarmaya fırsat bulamadan, sevdiklerine ulaşamamanın ağır travmasını yaşıyorlar. Kayıpların izini sürebilecek sağlıklı bir koordinasyon kurulmadığı için çaresizlik duygusu ile baş başa bırakılıyorlar”

Kayıpların bulunması için koordinasyon kurulması talebinde bulunulan açıklamada, bakanlıklara da çağrı yapıldı. Açıklamanın sonunda, “Deprem sonrası sevdiklerine ulaşamayanlar; tüm kalbimizle yanınızdayız! Sevdiklerinize kavuşuncaya kadar biz de sormaya devam edeceğiz” ifadelerine yer verildi.

HABER MERKEZİ

#Cumartesi #Anneleri #depremde #kaybolanların #akıbetini #sordu

AB’den Rusya’ya 10’uncu yaptırım paketi

Rusya-Ukrayna savaşının birinci yıl dönümünde AB, Rusya’ya yönelik 10’uncu yaptırım paketini onayladı Paket, 11 milyar euro’yu aşan miktardaki ürüne ihracat yasakları içeriyor

Rusya- Ukrayna savaşının birinci yıldönümünde Avrupa Birliği (AB) de ABD’nin Rusya’ya yönelik yeni yaptırımlarını açıkladı. AB’nin savaşın başladığı 24 Şubat 2022’den bu yana Rusya’ya yönelik 10’uncu yaptırım paketi kapsamında hem sivil hem de askeri amaçla kullanılabilecek ürün ve teknolojilere ihracat kontrolleri ile insansız hava aracı (İHA) gönderenlere ilave kısıtlamalar getirecek yeni yaptırımlar onaylandı.

AB Dönem Başkanı: Ukrayna’yı desteklemeye devam edeceğiz

AB dönem başkanı İsveç’in resmi sosyal medya hesabından yapılan paylaşımda, “AB üye ülkeleri birlikte, Ukrayna’nın savaşı kazanmasına yardımcı olmak için şimdiye kadarki en güçlü ve geniş kapsamlı yaptırımları uyguladı. AB, Ukrayna ve Ukrayna halkının yanında duruyor. Ne kadar sürerse sürsün Ukrayna’yı desteklemeye devam edeceğiz” ifadeleri yer aldı.

Paylaşımda yeni yaptırım paketinin çift kullanım ve teknoloji ürünlerine daha sıkı ihracat kısıtlamaları getirdiği belirtildi ve bunun savaşı destekleyen, propaganda yayan veya Rusya’ya savaşta kullanılan İHA’ları teslim eden kişi ve kuruluşlara yönelik kısıtlayıcı tedbirler içerdiğine işaret edildi.

11 milyar euro’yu aşan miktardaki ürüne ihracat yasakları

Yaptırımların bütün detayları ise henüz paylaşılmadı. Ancak AB Komisyonu’nun geçen hafta hazırladığı yaptırım paketi, Rus ekonomisini kritik teknoloji ve sanayi ürünlerden mahrum bırakmak için 11 milyar euro’yu aşan miktardaki ürüne ihracat yasakları içeriyordu. Paket ayrıca, özel Alfa-Bank ve çevrimiçi banka Tinkoff da dahil olmak üzere daha fazla bankanın küresel SWIFT sisteminden bağlantısını kesmek için tasarlandı.

Elektronik, özel araçlar, makine ve motor parçaları, kamyon ve jet motorları için yedek parçalar gibi ürünleri içeren paket, inşaat sektörünün Rusya ordusuna yönlendirilebileceği anten veya vinç gibi ürünleri de hedef alıyor. Hem askeri hem sivil maksatla kullanılabilecek çeşitli ürünlere de ihracat yasağı getiriliyor. İHA, füze ve helikopter de dahil, Rusya’nın silah sistemlerinde kullanılabileceği yeni elektronik bileşenler ile termal kameralar da kısıtlamalara dahil ediliyor.

İlk kez üçüncü ülke kuruluşları dahil edildi

Rusya’ya yönelik çift kullanımlı ürün yaptırımları kapsamında ilk defa üçüncü ülke kuruluşları da eklendi ve bu çerçevede İran Devrim Muhafızları’na bağlı yedi kurumun yaptırım listesine dahil edildiği açıklandı. Paket, mevcut yaptırımların ihlal edilmesi veya çevresinden dolaşılmasını önlemek için yeni önlemler içeriyor. Propaganda faaliyetinde bulunanlar, askerler ve siyasileri içeren çok sayıda kişi de paketle AB yaptırım listesine ekleniyor, bu kişilere seyahat yasağı getirilirken kurum ve bireylerin mal varlıkları donduruluyor. AB üyesi ülkeler, onay için oy birliği gereken yaptırım paketini üç gündür müzakere ediyordu.

DIŞ HABERLER

#ABden #Rusyaya #10uncu #yaptırım #paketi

Çadırı olmadığı için donma tehlikesi geçirdi

Bazarcix’a bağlı Narlı Mahallesi’nde yaşayan Hüseyin Güllü, kendi imkanlarıyla kurduğu çadırda donma tehlikesi geçirince, komşusunun çadırına geçti

Mereş’in Bazarcix (Pazarcık) ilçesine bağlı Narlı Mahallesi’nde yaşayan ve depremde evi hasar gören Mehmet Güllü, birçok kuruma başvurmasına rağmen kendisine çadır verilmediğini ifade etti.

MA’dan Dilgeş Ruvanas’ın haberine göre Güllü, hem barınacak sorunu hem de çölyak hastalığı nedeniyle eşini İstanbul’da bulunan akrabalarının yanına gönderdiğini söyledi.

Donma tehlikesi yaşadı

Çadır verilmediği için kendi imkanlarıyla yaptığı çadırda bir hafta kaldığını ancak hava alan çadırda donma tehlikesi yaşadığını ifade eden Güllü, “Komşum çadırında kalmamı istedi. Ben de bir süredir onun çadırında kalıyorum. Askeriye sadece birkaç parça odun verdi. Başka da bir şey yok. Acil olarak çadıra, elektrik sobasına ve suya ihtiyacım var. Yetkililer gelip evime baktı ve gitti. Kapıma bir barkod yapıştırdılar ama bu barkodun neye yaradığını, niçin astıklarını bilmiyorum. Benim tavuklarım var, onlar da canlı ve yeme ihtiyaçları var. Tavukları dışarıya da bırakamıyorum. Onlar için yem lazım” dedi.

Geçici olarak komşusunun çadırında kaldığını söyleyen Güllü, “Sonsuza kadar burada kalamam” sözleriyle mağduriyetini dile getirdi.

MEREŞ

 

#Çadırı #olmadığı #için #donma #tehlikesi #geçirdi

Qazi Muhammed’in kızı Süheyla Qazi sürgünde hayatını kaybetti

Mahabad Kürt Cumhuriyeti’nin kurucusu Qazi Muhammed’in kızı Süheyla Qazi, sürgünde hayatını kaybetti

Mahabad Kürt Cumhuriyeti’nin kurucusu Qazi Muhammed’in kızı Süheyla Qazi’nin Almanya’nın Bonn kentinde dün hayatını kaybettiği duyuruldu. 11 Temmuz 1941’de Mahabad’da dünyaya gelen Süheyla Qazi, 40 yılı aşkın süredir yaşadığı sürgünde hayatını kaybetti.

2010 yılında Demokratik Özgür Kadın Hareketi (DÖKH) tarafından düzenlenen Kürt Kadın Konferası’na katılmak için Amed’e gelen Süheyla Qazi, Kanun Hükmünde Kararname (KHK) ile kapatılan Dicle Haber Ajansı’na (DİHA) verdiği röportajda “Ülkeme döneceğim günün hasretiyle yaşıyorum” demişti.

Süheyla Qazi röportajda şu ifadeleri kullanmıştı:

Mahabad Kürt Cumhuriyeti kurucusu olan babası Muhammed Qazi’nin idam edilmesi ve sürgün hayatını anlatan Süheyla Qazi, babası idam edildiğinde 7 yaşında olan Qazi, o döneme ilişkin çok az şeyi hatırladığını ifade etti. Yaşı küçük olduğu için babasının simasını bile çok az hatırlayabildiğini ifade eden Qazi, “Babamı şehid düştükten sonra geride kalan ve yayınlanan resimlerindeki gibi hatırlıyorum. Babam idam edildikten sonrada ailenin üzerinde baskılar hiç azalmadı. Çok zor dönemler geçirdik. İran askerleri sürekli evimizi basıyordu. Bazen haftalarca bizim evin etrafında konaklıyorlardı. Dışardan su almamıza bile izin vermiyorlardı. Kimsenin evimize gelmesine bizimle ilişki kurmasına izin vermiyorlardı” dedi.

Belgelere el koyuldu

Evlerinin talan edildiğini dile getiren Qazi, evdeki eşyalarının bile götürüldüğünü ifade etti. Cumhuriyete ait olan tüm mal varlığına da el konulduğunu söyleyen Qazi, şunları kaydetti: “Özelilkle Mahabat Cumhuriyeti’nin tüm arşivlerine el koydular. Bizim belleğimiz sayılacak her türlü belge, resim, harita gibi evrakları götürdüler.” Babasının hatırladığı bir sözünün olduğunu kaydeden Qazi, “Babam bana bir keresinde ‘Kızım sana milletin nedir?’ diye sorduklarında ‘Benim kadınlığımdır cevabını ver’ dedi. Şimdi düşündüğümde daha iyi anlıyorum. Buda onun kadına ne kadar değer verdiğini gösteriyor. Halkın ailemize sevgisi vardı. Yardımcı oluyorlardı. Yine annem cesaretli bir insandı. O zaman sadece İran devletinin değil bir çok gücün gözü aile üzerindeydi. Özellikle Amerika, İngiltere ve diğer komşu ülkelerin hesapları vardı” diye konuştu.

‘ABD’liler davet etti’

Qazi Muhammed’in idam edilmesinden sonra ABD’li bazı yetkililerin ailesine geldiğini sonradan öğrendiğini belirten Süheyla Qazi, kendilerinin ABD’ye götürülmek istendiğini ifade etti. Qazi şunları kaydetti: “Anneme bizi ülkelerine götürmek için izin istemişler. Yine İngiltere’den de aynı talep gelmiş. Her türlü yardımı yapacaklarını vaat etmişler. Bizi halkımızdan ayırmak istiyorlardı. Elbette başka amaçları da vardır. Ancak annem çocuklarının Kürt halkı arasında büyümesi için buna izin vermemiş. Çünkü annemde halka çok bağlıydı. Kürt halkıyla gurur duyuyordu. Bu benim için bir şanstı. Çünkü Kürt çocukları arasında büyüdüm” diye konuştu.

‘Bizden intikam alındı’

Kız kardeşinin de İsveç’te bombalı saldırı sonucu yaşamını yitirdiğini dile getiren Qazi, annesi Mina Qazi’nin ise 85 yaşında tutuklandığını söyledi. Qazi şunları belirtti: “Bir yıl boyunca ondan hiç haber alamadık. Anneme çok işkence etmişler. Sürekli ailemizden bazı kişileri tutukluyorlardı. Yıllarca cezaevlerinde kalan aile bireylerine ise sordukları sorular aynıydı. Hep ‘Qazi Muhammed olmasaydı bu sorun bu hale gelmezdi’. Bunun için intikam alıyorlardı. Babamın Kürtlere çok ‘kötü’ bir yol çizdiğini söylüyorlardı.” 20 yıl geçmesine rağmen baskıların hiç azalmadığını belirten Qazi, evlendikten sonra bu baskılara dayanmadığı ve öldürme tehlikesi olduğundan 1979 yılında göç etmek zorunda kaldığını söyledi.

Ülkesini bırakarak 31 yıldır sürgünde yaşadığını ifade eden Qazi, “Huzurlu bir tek gün yaşatmadılar. Çünkü sürgünlüğün huzurlu yaşamı olmaz. Sürekli ülkemin hasretiyle yaşıyorum. Ancak hala ülkeme dönemiyorum. Ülkeme dönme hasretiyle yaşıyorum. Kürt halkının haklarını kazanacağına inanıyorum. Eğer birlik ve beraberliğimizi sağlarsak bunu başaracağız” diye konuştu.

HABER MERKEZİ

#Qazi #Muhammedin #kızı #Süheyla #Qazi #sürgünde #hayatını #kaybetti