Ana Sayfa Blog Sayfa 902

Fincancı ve TTB heyeti deprem kentlerinde

TTB Merkez Konseyi Başkanı Şebnem Korur Fincancı ve beraberindeki heyet deprem kentlerinde temaslara başladı

Depremin ardından dayanışma kampanyaları sürerken, özellikle günlerdir sahada olan gönüllü sağlık ekiplerinin çalışmaları da devam ediyor. Sahada çalışma yürüten gruplardan biri de Türk Tabipler Birliği (TTB) üyesi doktorlar. TTB Merkez Konseyi Başkanı Prof. Dr. ve Adli Tıp Uzmanı Şebnem Korur Fincancı ile beraberindeki bir heyet de deprem kentlerinde ziyaretlere başladı.

Çadırları ziyaret etti

Heyet, Narlıdere’de bulunan Halkların Demokratik Partisi (HDP), Tevgera Jinên Azad (TJA) ve sivil toplum örgütlerinin kurduğu çadır kenti ziyaret ederek dayanışmanın sürdürüleceği mesajını verdi.
Heyet, TTB ve diğer sağlık örgütlerinin çadırları ile çadır kentteki son durumu inceledi.

Mevcut bir salgının bulunmadığını ancak depremzedelerin sağlık hakkına erişmekte zorlandığını kaydeden Fincancı, birçok devlet hastanesinde yurttaşların ayrımcılığa maruz kaldığı bilgisini de verdi.

Heyet ardından Meletî’ye gitmek üzere yola çıktı.

SEMSÛR

#Fincancı #TTB #heyeti #deprem #kentlerinde

Wêranşar’da belediye halka muhtaç oldu

Wêranşar’da depremin üzerinden haftalar geçmesine rağmen çadırlar yetersiz. HDP’nin yardım tırının ilk engellendiği yer olan Wêranşar’a bağlı Topraktepe köyünde çıkan yangına ise belediye yol kapalı diye gelmedi. Yangında 3 kişi yaşamını yitirdi

Selman Çiçek / Meletî

Mereş merkezli iki depremin etkilediği kentlerden biri de Meletî (Malatya). Depremin özellikle Wêranşar (Doğanşehir), Argan (Akçadağ), Batalgazi ve Yeşilyurt ilçelerine ağır hasar verdiği kentte, depremin yıkımının yanında ağır kış şartları da ayrı bir yük oluyor.

Tüneller ulaşıma kapalı

Semsûr’dan (Adıyaman) Meletî’ye geçmek için Sergolan üzerinden Wêranşar’a (Doğanşehir) geçiyoruz. İktidarın yıllarca övüp bitiremediği, her seçim bol bol propagandasını yaptığı 70 kilometrelik duble yolun büyük bir bölümü yıkılmış durumda. Özellikle bazı bölümlerde duble yolun sol ya da sağ şeridi tamamen yok olduğu için ulaşım tek şeritten sağlanıyor. Serhat’ı Akdeniz’e bağlayan yol olarak yapılan ve yine iktidarın her seçimde öve öve bitiremediği Erkenek tüneli de yıkımdan nasibini almış. Sergolan yönü tamamen ulaşıma kapanırken Wêranşar yönüne doğru ulaşım tek şeritten yapılıyor. Bu şeritte ise depremden dolayı yola düşen büyük kayaları görmek mümkün.

Belediye yangına gelmiyor

Sadece anayollar değil bütün bağlantı yollarında çöktüğüne şahit olduk. Yol boyunca bağlantı yollarına çıkan sapaklara “Tehlikeli” tabelası asılırken bu bağlantı yolların çıktığı köyler adeta kaderlerine terk edildi. Bu köylerden biri de Wêranşar merkezinden 8 kilometre uzaklıktaki Toprakkale yolu. Merkez ile köyü birbirine bağlayan köprü yıkıldığı için depremin ilk haftası köye uğrayan olmamış. Depremin ardından bir evde sobanın devrilmesi sonucu bir evde yangın çıkıyor. Yurttaşlar, yangına müdahale etmek için belediyeyi arayarak itfaiye ekibi istiyor. Ancak, belediye yolun çöktüğü için yurttaşlara gelemeyeceğini söylüyor. Belediyeden umudunu kesen yurttaşlar yangını kendi imkanları ile söndürüyor. Çıkan yangında 5 kişi kurtarılırken 3 kişi yanarak can veriyor.

Yurttaşlar yolu kendileri onardı

Depremden sonra hiçbir AFAD ekibinin köye gelmediğini söyleyen yurttaşlar, merkeze 8 km uzaklıktaki belediyenin itfaiye bile göndermedikleri için tepkili olduklarını söyledi. Belediye’nin yardıma gelebilmesi için kendi sorumluluğuna olan yolun yapılması takdirde geleceğini söylemesi depremden bu yana devlet kurumlarının düştüğü trajikomik durumlardan biri. Belediyeden de umudunu kestiklerini söyleyen yurttaşlar, ikiye ayrılan yolu köyden traktörlerle molozları taşıyarak onardıklarını söyledi.

AFAD el koyabilir korkusu

350 hanenin olduğu ve 700 nüfusun olduğu köye sadece 18 çadır kuruldu. Depremin ilk üç günü köye hiçbir çadır gelmediğini söyleyen yurttaşlar, köyde yaşayan 94 kişinin hayvanlar için yaptıkları çadırda kaldığını söyledi. günler sonra köye gelmesi sorunları çözmez iken hem yetersiz çadırlar hemde ağır kış şartları yurttaşları iyice zorluyor. Karların erimeye başlamasıyla ise çadırların altı sürekli su topladığı için çadırlar yaşanmaz hale geliyor. Yurttaşlar barınma sorunun çözümü için köye acilen konteynırların gelmesini istiyorlar. Ancak köye gelen yardımların AFAD tarafından el konulduğu için kendi imkanları ile alacakları konteynırlara da AFAD’ın el koyacağı endişesi taşıyorlar.

HDP’nin ilk tırına burada el konuldu

HDP’nin deprem bölgesine yolladığı tırların ilk adresi Weranşar köyü idi. HDP’nin ilk el konulan tırı da bu tır oldu. Yurttaşlar, kendilerine sadece Alevi dernekleri, sivil toplum örgütleri ve HDP’nin destek olduğunu ancak bu desteklerinde engellediğini söyledi. Bu tırların köye ulaşması takdirde depremle mücadele etme konusunda ellerinin biraz daha rahatlayacağına inanıyorlar.

Üç bin 437 bina yıkıldı

Malatya Valiliği, Mereş merkezli depremlerde kentte yıkılan bina sayısının şu an itibarıyla 3 bin 437 olduğunu açıkladı. 19 bin 822 ağır hasarlı, 2 bin 79 orta hasarlı binanın tespit edildiği, acil yıkılacak bina sayısının ise 527 olduğu açıklanırken, kentte şu ana kadar 22 binanın enkazının kaldırıldığı, 18 enkazın da kaldırılması için çalışmaların sürdüğü ifade edildi. Kentte şu ana kadar Valiliğin 15 Şubatta açıkladığı verilere göre 1386 kişi yaşamını yitirdi.

#Wêranşarda #belediye #halka #muhtaç #oldu

OHAL kararnamesi: Bakanlık orman ve mera alanlarını inşaata açabilecek

Erdoğan’ın imzasıyla OHAL kapsamında yayımlanan kararname ile bakanlığa orman ve mera alanlarını inşaata açma yetkisi verildi

AKP’li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın imzasıyla OHAL kapsamında “yerleşme ve yapılaşmaya ilişkin kararname” yayımlandı. Kararname ile Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı orman alanlarını ve mera alanları inşaata açılabilecek.

Resmi Gazete’de yayımlanan kararnameye göre yapılaşmaya ilişkin bakanlığa resen karar alma yetkisi verildi, “Afet bölgesi kabul edilen yerlerde, afetten etkilenenlerin geçici veya kesin iskan kararları, fay hattına mesafesi, zeminin elverişliliği, yerleşim merkezine yakınlığı gibi kriterler gözetilerek AFAD’ın yeni yerleşim yerlerinin tespitine ilişkin görev ve yetkileri saklı kalmak kaydıyla, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığınca resen belirlenerek ilgili kurumlara bildirilir.” ifadeleri kullanıldı.

HABER MERKEZİ

#OHAL #kararnamesi #Bakanlık #orman #mera #alanlarını #inşaata #açabilecek

Müteahhit mafyası halkın üstüne çöktü

Depremde ağır yıkımın yaşandığı yerlerden Nurdağı’nda çöken Yunus Kaya Apartmanı, CCK Apartmanı ve Yaşam Konutları’nın müteahhiti AKP Nurdağı ilçe belediyesinin meclis üyesi Yunus Kaya sırra kadem bastı

Mereş merkezli iki büyük depremin üzerinden 20 gün geçerken, yıkılan binaların müteahhitlerinin siyasilerle ilişkileri yavaş yavaş ortaya çıkıyor. Depremin neredeyse haritadan sildiği Dîlok’un (Antep) Nurdağı İlçesi’ndeki binaların büyük bir bölümünün yapan ve MHP Antep Milletvekili Doç. Dr. Muhittin Taşdoğan’ın yakın akrabası olan AKP’li belediye meclis üyesi müteahhit Yunus Kaya, sırra kadem bastı.

Kaya’nın aynı zamanda AKP’li Nurdağı Belediye Başkanı Ökkeş Kavak ile ortak yapılar yapan Yunus Kaya, aynı zamanda belediyenin imar komisyonunda yer alıyor. Birçok siyasetçi ile çok yakın ilişkileri olduğu belirtilen Yunus Kaya’nın, siyasi nüfuzunu kullanarak bir çok iş yaptığı, ihalelere katıldığı ve yaptığı binaların yeteri kadar denetlenmediği ise halk tarafından dile getirilen iddialar arasında yer alıyor.

Dîlok’un Nurdağı ilçesinin yaklaşık yüzde 80’i enkaza dönerken, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’nın hasar tespit çalışmalarına göre, ilçe depremin en çok yıkıma uğrattığı yerleşim yeri olarak kayıtlara geçti.

Dîlok kentinin genelinde incelenen 104 bin 824 binadan acil yıkılacak, ağır hasarlı, yıkık bina sayısı 10 bin 777 olarak belirlenirken, bu rakamların yaklaşık yarısını Nurdağı ilçesi oluşturuyor. Nurdağı ilçesinde şu ana kadar 10 bin 579 binada hasar tespit incelemesi yapılırken, incelemeler sonucunda 4 bin 787 binanın “acil yıkılacak”, “ağır hasarlı”, “yıkık” olduğu tespit edildi.

Depremin ardından hemen hemen tüm bina, işyeri ve yapıların büyük zarar gördüğü Nurdağı ilçesinde, belediye binası “Nurdağı Belediyesi Başkanlığı” tabelası dışında enkaz yığınına dönüştü.

Ev değil mezarlık yapıldı

Yıkılan binaların birçoğunun çok katlı ve bloklu binalardan oluştuğu ilçede, birçok mahalleli, bu binaların 2016 sonrasında inşa edildiğine dikkat çekti. Yıkılan bu binalar arasında bulunan Yunus Kaya Apartmanı, CCK Apartmanı ve Yaşam Konutları isimli yapılar, depremde yaklaşık 300 kişinin yaşamını yitirmesine neden olurken, bu 3 yapının da CCK Grup adlı firma tarafından yakın zamanda inşa edildiği belirtildi. Dîlok kentinde inşaat, akaryakıt, ulaştırma ve eğitim alanlarında faaliyet gösteren CCK Grup adlı şirketin Yönetim Kurulu Başkanı ise Nurdağı Belediyesi’nin AKP’li meclis üyesi Yunus Kaya. 15 Şubat’tan itibaren depremden etkilenen 11 ayrı kentte yıkılan binaların tek sorumlusu olarak gösterilen müteahhitler gözaltına alınsa da, bu kişiler arasında AKP’li meclis üyesi Kaya yok. Toplumsal tepkinin artmasının ardından 20 Şubat’ta hakkında yakalama kararı çıkarılan Kaya, sırra kadem bastı.

Sorumlusu iktidar

Aynı zamanda Nurdağı Belediyesi’nin imar komisyonunda görevli olan Kaya’nın sanal medya paylaşımlarındaki AKP ve MHP’li siyasetçiler ile olan fotoğrafları, siyasi ilişkilerini açığa çıkardı. AKP’li Kaya bugüne kadar yakalanmazken, ilçe halkı, müteahhitliğini yaptığı konutların yüzlerce kişiye mezar olmasında iktidarı da sorumlu tutuyor.

Belediye başkanı Kaya ortaklığı

İlçedeki depremzedelerin, binaların yıkılmasında iktidarı sorumlu tutmasının bir diğer nedeni ise, AKP’li Nurdağı Belediye Başkanı Ökkeş Kavak’ın bahsi geçen Kaya ile olan bağlantısı. 31 Mart 2019 tarihinde gerçekleştirilen yerel seçimden bu yana Nurdağı Belediye Başkanlığı görevini yürüten AKP’li Belediye Başkanı Kavak’ın, aynı zamanda Kaya ile birlikte “CCK & Kavak İnşaat” ortaklığında lüks siteler yaptığı belirtiliyor.

Halkın malına çöken belediye

İsmini açıklamaktan kaçınan Nurdağılı bir yurttaş, kendisine ait arsasının belli bir kısmının Nurdağı Belediye Başkanı Ökkeş Kavak tarafından Murat Cevher isimli 3’üncü bir kişiye ruhsatsız şekilde verildiğini söyledi. “Benim arsam Belediye başkanı Ökkeş Kavak aracılığıyla imar planı uygulanarak müşterek arsa haline getirildi” diyen yurttaş, “Bunu yapmalarının sebebi ise benim toprağımdan alarak Zeynep Apartman adlı 5 katlı binanın üzerine 2 kat daha eklemekti ve eklendi de. Bu ağırlığı taşıyamayan bina yere gömülüp yıkıldı. Bunların hepsi ortaya çıktığında umarım tutuklanırlar” dedi.

Devletin mafyası

Yurttaş, yıkılan binaların müteahhitliğini yapan AKP’li Kaya’nın gözaltı kararının ardından ortadan kaybolmasına ilişkin ise, “Yunus Kaya bir numaralı mafyadır. Nerede icralık mal varsa, nerede bir gariban varsa ensesine çöküp alan kişidir. Devlet de bunları biliyor. Malına, mülküne çökmek istedikleri veya yolsuzluklarına itiraz eden birçok kişiyi tehdit ve şiddet kullanarak mülküne el koydu. O kadar vicdansız bir kişi” diye anlattı.

80 yakınını kaybetti

Çok sayıda binanın yıkılmasının ardından müteahhitlerin AKP’li siyasiler ile ilişkisinin sorgulanmaya başlandığı ilçede, iktidara yönelik tepkiler de arttı. Müteahhitliğini AKP’li Kaya’nın yaptığı CCK Apartmanı’nda 3,5 yıldır oturduğunu belirten Turan Şahin adlı bir başka depremzede, depremden şans eseri sağ kurtulduğunu söylerken, yaklaşık 80 yakınını kaybettiğini söyledi. Oturduğu binanın çökmesinden dolayı yaklaşık 50 yıllık birikiminin enkaz altında kaldığını söyleyen Şahin, depremin ilk gününden itibaren çadır bulamadığı için aracında uyuduğunu belirterek, “Ne yapacağımızı bilmiyoruz. Şu anda sadece binanın başında bekliyoruz. Tamamen yıkılırsa önemli eşyalarımızı almaya çalışacağız. Ben yine de arabada da olsa kalabiliyorum. Açıkta kalan insanlar da var” diye belirtti.

Müteahhit sırra kadem bastı

Oturduğu binanın yıkılmasının ardından müteahhitle hiçbir şekilde iletişime geçemediklerini belirten Şahin, “Nurdağı’nın bu hale gelmesinin geçmişi en fazla 4 yıldır. Müteahhitlerin yapmış olduğu bu binaların öyle 10, 20 veya 30 senelik bir geçmişi yok. Nurdağı’nda daha önceki yapıların birçoğu tek katlı veya 2 katlıydı. Ama şu 4-5 yıl içerisinde tamamen kentselleşmeye gidilerek yüksek yüksek katlar yapılmaya başlandı. Müteahhitler kendi kafasına göre bunları yapmaya başladılar” ifadelerini kullandı.

‘Arkasında kimler var biliyoruz’

Nurdağı’nın bir moloz yığını haline dönüştüğünü ve ilçede hayatın bitme noktasına geldiğini söyleyen Şahin, ilçedeki enkazın sorumlusunun tüm halk tarafından bilindiğine işaret ederek, şöyle devam etti: “Yurttaşlar ilçeyi terk etti. Herkes bir yerde yaşamını devam ettirmeye çalışıyor. Aslında herkeste neyin ne olduğunu, müteahhitlerin durumunu, arkalarında kimlerin olduğunu biliyor da işte konuşamıyor. En azından benim akrabalarımdan 80’e yakın kişi Nurdağı’nda yaşamını yitirdi. İnsanlar da psikoloji denilen bir şey kalmadı.

Müteahhit hesap versin ya iktidar!

İmar affına izin veren, kendi yandaşına rant alanı açan iktidar kendi sorumluluğunu görmeyerek sadece halkın gözünü boyamak için müteahhitlere yükleniyor. Adalet Bakanı Bekir Bozdağ katıldığı bir TV programında deprem soruşturmalarının devam ettiğini ve sorumluların yargı karşısında hesap vereceklerini söyledi. Bozdağ, “Herhangi yıkılan bir binada sorumluluğu olan kim varsa, hakkında yapılması gereken her türlü işlem yapılacaktır. Adalet tecelli edecektir” diyen Bozdağ, devamında şunları söyledi: “573 şüpheli hakkında işlem yapıldı. 171 kişi hakkında tutuklama kararı çıkarıldı. 77 kişi hakkında gözaltı kararı verildi. Şüpheli için rakam verme şansımız yok. Ölen 11 kişi var. İfadeleri alınan 62 kişi var. Ölümün olduğu binaların sorumluları ayrı ayrı inceleniyor” dedi.

Haber: İbrahim Irmak / MA

#Müteahhit #mafyası #halkın #üstüne #çöktü

Geçmiş depremlerde yargılama: Dosyalar kapandı, sorumlular bürokrat oldu

Mereş merkezli depremlerlerden sonra çoğu müteahhit 160 kişi tutuklanırken geçmiş depremlerde de yüzlerce insanın ölümüne neden olanlar ilk etapta peş peşe tutuklandı ancak zamanla dosyalar kapandı, sorumlular cezasızlık ile ödüllendirildi

Mereş, Dîlok ve Hatay merkezli meydana gelen depremlerde son resmi açıklamaya göre, 43 bin 556 yurttaş yaşamını yitirirken, yüzbinlerce kişi de yaralandı. Depremlerde 600 binden fazla bağımsız bölüm yıkılırken, acil yıkılacak, ağır hasarlı ve orta hasarlı bina sayısı ise yaklaşık 750 bin.

Depremler sonrasında yıkılan ya da imara aykırı değişiklik tespit edilen binalarla ilgili başsavcılıklarca resen başlatılan soruşturmalarda 564 sorumlu belirlendi. Bunlardan 160’ı tutuklandı, 175’i hakkında adli kontrole hükmedildi. Ayrıca 71 şüpheli hakkında yakalama kararı, 61 kişi hakkında da gözaltı talimatı verildi.

Semsûr (Adıyaman) Bêhiştî’de (Besni) 123 kişinin yaşamını yitirdiği binaların müteahhidi Şükrü İşitmen, onlarca insanın yaşamını yitirdiği İsias Otel’in sahip ve yöneticileri Ahmet Bozkurt, Efe Bozkurt, Mehmet Fatih Bozkurt; Hatay Antakya’da Rönesans Rezidans’ın müteahhidi Mehmet Yaşar Coşkun, Kule Apartmanı’nın müteahhidi Ömer Cihan, Erdoğan Apartmanı’nın müteahhidi Mustafa Erdoğan Keçecioğlu; Dilok’ta (Antep) Bahar Apartmanı’nın müteahhidi İbrahim Mustafa Uncuoğlu, Emre Apartmanı’nın müteahhitleri Ali Emre ile Ahmet Yıldız tutuklananların arasında yer alıyor.

Ayrıca bu kapsamda Mereş’te tutuklanan AKP Dulkadiroğlu İlçe Başkanı Şahin Avşaroğlu tarafından yapılan 28 kişinin yaşamını yitirdiği Bad-ı Saba Konutları’nın dosyasında imzası bulunan iki denetçi de tutuklananlar arasında.

Geçmiş yargılamalar

Deprem sonrasında hızla tutuklanan bu kişilerin yargılama süreçleri şimdiden merak konusu olurken, geçmiş depremlerde yaşanan yargılamalar olayın üstünden zaman geçtikçe dosyaların bir bir kapatıldığını gösteriyor. Yaşanan büyük yıkımlar sonrasında tarım arazilerine imar izni veren, kaçak yapıları ruhsat veren, imar afları getiren hiçbir siyasi sorumlu yargılanmazken, müteahhitler ise ya hiç ceza almadı ya da göstermelik cezalarla hayatlarına devam etti. Bu isimler yıllar sonra tekrar inşaat yapmaya başlarken, bir kısmı da iktidar saflarında vekillik ve danışmanlıklar “kaptı.”

Ceza alan müteahit Cumhurbaşkanı danışmanı oldu

1999 yılında Düzce’de yaşanan depremde yıkılan ve 20 kişinin ölümüne neden olan Işık Apartmanı’nın müteahhidi Hamza Cebeci, “birden fazla kişinin ölümüne sebebiyet verme” suçlamasıyla yargılandığı davadan ceza almasına rağmen kısa bir süre tutuklu kaldıktan sonra serbest bırakıldı. Cebeci 2004 yılında AKP’den Üsküdar Belediyesi Meclis Üyesi olarak seçildi, ardından ise Büyükşehir Belediyesi İmar Komisyonu üyesi oldu. 2015’te Darülaceze Başkanlığı’na atanan Cebeci, 2020 yılında çıkan kararname ile Cumhurbaşkanı Danışmanı olarak atandı. Cebeci’nin ortağı ve aynı davadan yargılanan Fahri Çakır ise 2003’te AKP’den Düzce milletvekili seçilerek yargılamalardan muaf oldu.

Dosyalar bir bir kapatıldı

17 Ağustos 1999’da Kocaeli Gölcük ilçesini vuran 7.4’lük depremde 17 bin 408 kişi hayatını kaybetti. Depremde 112 bin 724’ü yıkık ve ağır hasarlı olmak üzere toplam 376 bin 479 konut ve işyerinde hasar tespit edildi. Yıkılan binalarla ilgili açılan 2 bin 100 davanın bin 800’ü yasal boşluklar nedeniyle düşerken, geriye kalan 300 davanın sadece 110’u ceza ile sonuçlandı. Bu cezaların çoğu da ertelenirken, geriye kalan davalar ise 16 Şubat 2007’de olayın üstünden yedi buçuk yıl geçtikten sonra zaman aşımına uğrayarak düştü. Bu davalardan 98 kişinin yaşamını yitirdiği Yalova Ceylankent Sitesi yargılamasında 2 sanığa; 316 kişinin yaşamını yitirdiği Yalova Yüksel Sitesi yargılamasında 5 sanığa; 58 kişinin yaşamını yitirdiği Kocaeli Ubay Apartmanı yargılamasında 1 kişiye verilen cezalar ertelendi. Yine deprem sonrasında 170 kamu görevlisine de “görevi ihmal” suçlamasıyla dava açılırken, bazı kamu görevlileri görevden uzaklaştırıldı, bazı davalar da zaman aşımı nedeniyle düştü.

Ceza almıştı inşaat yapmaya devam etti

Bu davalarda ceza aldığı bilinen tek isim müteahhit Veli Göçer olurken, 18 yıl 9 ay hapis cezası olan Göçer, cezaevinde sadece 7 buçuk yıl kaldı. 2011’de tahliye olan Geçer, 2018’de yeni bir müteahhitlik firması kurarak yeniden inşaat yapmaya başladı. Eski Adı Veli Göçer Arsa Ofisi Kolektif Şirketi Veli Göçer-Can Göçer Ortaklığı olan şirket, sekiz ay önce Veli Göçer Arsa Ofisi Veli Göçer Alemdar Coşkun Kolektif Şirketi adını aldı. Depremin ardından Veli Göçer’in oğlu Can Göçer ve ortağı Zafer Coşkun yakalanamadığı için haklarındaki dava zaman aşımından düştü.

85 cana maldu, 1.5 yıl yattı

1 Mayıs 2003’te Çewlîg’te meydana gelen ve 177 kişinin öldüğü depremde ise yargılamalar yine aynı sonuçla bitti. Depremde en fazla can kaybının yaşandığı Çeltiksuyu Pansiyonlu İlköğretim Okulu’nda koğuş bloku çökmesi sonucu 1’i öğretmen 84’ü öğrenci 85 kişi hayatını kaybetti. “Taksirle ölüme neden olmak” suçundan okulu yapan müteahhit Şeref Bozkuş’a 3 buçuk, kontrol mühendisi Şadiye Topçu ve mühendis İsmet Elhakan’a da 2 buçuk yıl hapis cezası verildi. Davada yargılanan altı sanık da beraat etti. Yargıtay, yerel mahkemenin verdiği cezaları onadı. Karın onanmasından sonra Bozkuş 1.5, Elhakan ise 1 yıl cezaevinde kalarak tahliye oldu.

Wan depreminde de cezasızlık

23 Ekim 2011’de 7.2 büyüklüğündeki Wan-Erciş merkezli ve 9 Kasım 2011’de Wan-Edremit merkezli depremlerde ise toplamda 604 yurttaş hayatını kaybederken, 4 bin 152 kişi de yaralandı. Depremde 24 kişinin hayatını kaybettiği Bayram Oteli’nin sahibi Tevfik Bayram’a “Bilinçli taksirle birden fazla kişinin ölümüne sebebiyet vermek” suçundan önce 11 yıl 1 ay 10 gün hapis cezası verildi. Yargıtay’ın bozduğu davada tekrar yargılanan Bayram, bu kez 15 yıl 6 ay 20 gün hapis cezası aldı. 4 yıl cezaevinde kalan Bayram, 2016’da çıkartılan bir Kanun Hükmündeki Kararname sonrası tahliye edildi. Aynı davada yargılanması istenen kamu görevlilerinin ise soruşturulmasına izin verilmedi. Konutları yıkılan ev sahiplerinin açtıkları davalarda ise, Van Büyükşehir Belediyesi, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı ile AFAD, sonuçlanan 100 dosya için 5 milyon liralık tazminata mahkum edildi.

Cezalar paraya çevrildi

Ruhsatta 4 kat görülmesine rağmen 6 kat olarak inşa edilen ve yine ikinci depremde yıkılan Aslan Oteli’nin ortakları Ahmet ve Mahmut Arslan ise 4 yıl sonra sonuçlanan yargılamada 11 yıl 1 ay 10’ar gün hapis cezası aldı. Aynı depremde 39 kişinin hayatını kaybettiği Sevgi Apartmanı davasında ise binanın müteahhidi Salih Ölmez ile İnşaat Mühendisi Murat Kazancı hakkında beraat kararı verildi. Erciş’te 45 kişinin hayatını kaybettiği 7 katlı Dağ Apartmanı davasında ise müteahhitler İrfan Dağ, Celal Yıldız ve inşaat mühendisi Murat Kazancı hakkında 10’ar yıl hapis cezası verildi. Mahkeme aynı kararda sanıkların cezalarını 8 yıl 4 aya indirdi, daha sonra cezayı 3 bin 40 günü, günlüğü 20 TL’den para cezasına çevirdi. Böylece sanıklar, toplamda 60 bin 800 TL adli para cezası ile cezalandırıldı. 20 kişinin hayatını kaybettiği Safa apartmanının sahibi Nezir Baş ise 6 yıl 3 ay hapse mahkum edildi. Fakat Baş’a verilen ceza, sanığın kişiliği, taksire dayanan kusuru, yargılama sürecinde duyduğu pişmanlık, sosyal ve ekonomik durumu gözetilerek 227 bin 500 lira adli para cezasına dönüştürüldü.

İzmir depremi

30 Ekim 2020’de İzmir’de meydana gelen 6.6’lık depremde ise 117 yurttaş ölürken, 17 bina çöktü. Bu yıkıma ilişkin başlatılan yargılamaların bir kısmı sonuçlanırken, bir kısmı ise devam ediyor. Bayraklı ilçesindeki Yağcıoğlu Apartmanı yargılamasında müteahhit Şerafettin Ağar ile fenni mesulü Orhan Ayber hakkında “bilinçli taksirle birden fazla kişinin ölümüne ve yaralanmasına neden olmak” suçundan 12 yıl 6’şar ay hapis cezası verildi. Yine Bayraklı’da 15 kişinin yaşamını yitirdiği Doğanlar Apartmanı davasında mahkeme heyeti, müteahhit Çetin Doğan’a 18 yıl, statik-betonarme proje müellifi Mehmet Sedat Boyacı’ya 12 yıl, sürveyan Gündüz Uysal’a 4 yıl 5 ay 10 gün hapis cezası verdi.

30 kişi öldü, tutuklu sanık yok

Bayraklı ilçesinde yıkılan ve 11 kişinin hayatını kaybettiği, Yılmaz Erbek Apartmanı yargılaması sonucunda binanın müteahhitti Mustafa Yılmaz 15 yıl hapis cezası alırken, inşaat mühendisi Ali Özsoy’a 10 yıl, yapı denetim şirketi yetkilileri Binay Bükey ve Eşref Pervis Toğulga ile fenni mesul Nurettin Bozdoğan’a ayrı ayrı 7 yıl 6 ay hapis cezaları verildi. Aynı davada yargılanan 6 kişi ise beraat etti. İlçede yıkılan ve 30 kişinin yaşamını yitirdiği Emrah Apartmanı davası ise devam ederken, dosyadan tutuklu sanık bulunmuyor. Soruşturma kapsamında binanın müteahhidi Hayati Uzun, statik-betonarme proje müellifi ve fenni mesulü Turgay Akkoçlu ve sürveyanı Hüseyin Bilgin Sert gözaltına alınırken sadece Turgay Akkoçlu tutuklandı. Fakat Akkoçlu da davanın 3’üncü duruşmasında tahliye edildi.

Rıza Bey Apartmanı davası sürüyor

Bayraklı’da 36 kişinin yaşamını yitirdiği Rıza Bey Apartmanı davası devam ederken, bu da kamu görevlilerinin yargılandığı tek dava olma özelliğini taşıyor. 4’ü tutuklu 15 kişinin yargılandığı davada eski Bornova Belediyesi İmar Müdürü ve Bayraklı Belediyesi Fen İşleri Müdür Vekili de yargılananlar arasında. Depremde yıkılan ve 10 kişinin yaralandığı Cumhuriyet Sitesi C Blok ile ilgili de dava da devam eden dosyalar arasında. Aralarında fenni mesullerin de bulunduğu ve tutuksuz yargılanan 3 sanık hakkında “bilinçli taksirle birden fazla kişinin yaralanmasına neden olma” suçlamasıyla 8 aydan 4,5 yıla kadar hapisle cezalandırılması talep ediliyor.

Tutuksuz yargılama sürüyor

Bayraklı ilçesindeki Barış Sitesi’nin B, C ve D blokların alt katlarının çökmesi sonucu ise 11 kişi hayatını kaybederken, binanın müteahhidi, fenni mesulü ve diğer şüpheliler hakkında soruşturma başlatıldı, ancak faillerin belirlenememesi ya da şüphelinin hayatta olmaması gibi nedenlerle dava açılamadı. Belediye çalışanları hakkında açılan dava ise devam ederken aralarında ruhsatın düzenlenmesinde memur olan A.İ., inşaat mühendisi F.Z., mimar statüsünde şube şefi F.P.U.’da dahil 6 sanık hakkında “görevi kötüye kullanma” suçundan ayrı ayrı 6 aydan 2 yıla kadar cezalandırılmaları talep edildi. Yargılamanın devam ettiği dosyada tutuklu sanık bulunmuyor.

Haber: Tolga Güney/MA

#Geçmiş #depremlerde #yargılama #Dosyalar #kapandı #sorumlular #bürokrat #oldu

Askeriye 6 gün sonra 30 kişilik nüfusa bir çadır verdi, bu adalet mi?

Peş peşe yaşanan depremlerin üzerinden 19 gün geçmesine rağmen birçok yere çadır verilmiş değil. Yurttaşlar yapılan yardımların ise özellikle muhtarlar tarafından yakınlarına verildiği ve Kürt mahallerine yardım yapılmadığını belirtti

Kurdistan ve Türkiye’nin 11 kentinde etkili olan depremin üzerinden 19 gün geçmesine rağmen depremzedelerin henüz barınma ve sağlık sorunları çözülmüş değil. Yoğunlukta Kürtlerin yaşadığı Mereş’in merkez Yavuz Selim Mahallesi’nde birçok aile günler geçmesine rağmen derme çatma barakalarda yaşamını sürdürmeye çalışıyor.

Mezopotamya Ajans’ından ( MA) Dilgeş Ruvanas‘a konuşan Gökhan Gül, “İnsanlar şu anda tamamen mağdur durumda. Depremin üzerinden günler geçmesine rağmen mahallede halen hiçbir devlet yetkilisi yok. Evlerinin güvenliğini insanlar sağlamak zorunda kalıyor. Hala çadır ve yemek bulamıyorlar” diyerek yaşadıklarını anlattı.

İnsanlar kendi çabalarıyla ayakta kalmaya çalışıyor

Mereş’in belirli yerlerine yardımların yoğun olarak gittiğine dikkat çeken Gül, “Yoğunlukta Atatürk Parkı ve AFAD’ın belirlediği yerlerde bulunan depremzedelere yardımlar gidiyor. Yavuz Selim Mahallesi’nde bulunan depremzedeler ise oralara gidip gıda bulmaya çalışıyor. Bu mahallede daha hiçbir devlet ve AFAD yetkilisi yok. İnsanlar kendi çabalarıyla ayakta kalmaya çalışıyor” dedi.

Nereye başvursak boş kaldı elimiz

Deprem sonrası 6 gün boyunca soğuğa rağmen dışarıda kaldıklarını aktaran Mehmet Emin Gönlüşen de, “6’ncı günden sonra elimize çadır geçti. Kimse çadır da vermedi. Herkes kendine yakın olana dağıttı. Mahallenin muhtarı kayıplarda, arıyoruz telefonlarımıza cevap vermiyor. Muhtarın azaları bile ortalıkta yok. Nereye başvuru yaptıysak, çadır vermediler. Kızılay’ı defalarca aradım ama herhangi bir çadır ayarlanmadı” diye konuştu.

Muhtar önce yakınlarına çadır verdi

“Kürt olduğumuz için kimse yanımıza gelmiyor” diyerek sözlerine devam eden Gönlüşen, “Nedeni Kürt olmamızdır. Şu anda bizlere yakacak odun ve kömür lazım. Soğuk ve perişan bir haldeyiz. Küçük bir çadırda 10 kişi kalıyoruz. Elektriği bile kendi imkanlarımızla çektik. Elektrik çekmek için 800 TL’ye kablo aldım” dedi.

Mahalle muhtarının deprem sonrası tutumuna değinen Gönlüşen, “Muhtar gelen yardımları ilk önce kendi akrabalarına ve çevresine dağıttı. Bize vermedi. Askeriye 6 gün sonra 30 kişilik nüfusa bir çadır verdi. Bu adalet mi?” diye sordu.

Haber: MA

 

#Askeriye #gün #sonra #kişilik #nüfusa #bir #çadır #verdi #adalet

TTB: Salgın başlamadan hijyen önlemleri alınmalı

TTB Aile Hekimliği Kolu ve TTB Merkez Konseyi, deprem bölgelerinde birinci basamak sağlık hizmetleriyle ilgili yaptığı ikinci hafta değerlendirmesinde, sağlık hizmetlerinin halen tam olarak devreye girmediğine dikkat çekti

Türk Tabipler Birliği (TTB) Aile Hekimliği Kolu ve TTB Merkez Konseyi deprem bölgelerinde birinci basamak sağlık hizmetleriyle ilgili ikinci hafta değerlendirmesini yayımladı.

Değerlendirmede, depremin 15’inci gününde birinci basamak sağlık hizmetlerinin halen tam olarak devreye girmediği belirtildi ve “Bölgede aile sağlığı merkezleri Hatay’da hala hizmet vermiyor, Maraş ve Adıyaman’da birinci basamak hizmetleri çok sınırlı düzeyde” denildi.

Depremzede sağlık çalışanlarının göreve dönmeye zorlandığı ifade edilen değerlendirmede, deprem bölgesine dair şu bilgiler paylaşıldı:

“Geçici barınma alanlarında revirler kısmen kurulmuş ancak aşılama, topuk kanı taramaları, gebe ve bebek izlemleri belirli yerlerde ve kısmen yapılıyor. Aşılama yapılan kurumlarda USS kayıt sistemine gönderimler düzensiz olduğundan aşı takipleri yeterince yapılamıyor. Başta köylerde olmak üzere yaşam alanlarından ayrılmayan depremzedeler düzenli sağlık hizmeti alamıyor. Bölgede yapılan saha ziyaretlerimizde eksik aşılı çocuklar, yeni gebeler, devam eden riskli gebelikler tespit edilmiş ilk müdahale ve öneriler sonrası sevkleri yapılmıştır.

Depremzedeler toplu yaşam alanlarında, soğuk koşullarda, kalabalık ve yakın temas içinde barınmak zorundadır. Barınma alanlarında güvenli içme suyu, tuvalet ve hijyen imkanları halen tam olarak sağlanamamıştır. Bu durum toplum sağlığı bakımından risk oluşturmaktadır.

Enkaz kaldırma ve yıkım çalışmaları nedeniyle ortaya çıkan toz solunum yolu hastalıkları için ayrıca bir risk oluşturmaya devam etmektedir. Olası asbest solunumu akciğer kanseri ve asbestoz riskini de beraberinde getirmektedir. Bölgede kalanların bu açıdan da değerlendirilmesi ve takibi gerekmektedir.

Bölgede depremzedelerin yoğun bir sağlık hizmeti ihtiyacı vardır. Hava şartları, barınma koşulları, temiz suya erişimin olmaması, hijyen ve tuvalet imkanlarının halen yetersiz olması nedeniyle üst solunum yolu hastalıkları, gastrointestinal sistem hastalıkları, uyuz ve uriner sistem enfeksiyonları sık olarak görülmektedir. Çalışır durumda olan sağlık hizmet birimleri aşırı yük altındadır.”

Çağrılar ve öneriler

Değerlendirmede, hükümetin ve Sağlık Bakanlığı’nın başta TTB ve ilgili meslek odaları, sendikalar ve dernekler ile işbirliği içinde yapması gerekenler ve talepler şöyle sıralandı:

“*Deprem bölgelerinde yaşayan halkın barınma, ısınma, temiz içme ve kullanma suyu, gıda, tuvalet, yıkanma gibi temel hijyen şartlarının henüz ölümcül salgınlar ve hastalıklar olmadan tam olarak sağlanmasını,

*Deprem bölgelerinin tamamında eksiksiz yeterli düzeyde birinci basamak sağlık hizmetlerinin verilmesi için çabaların artırılmasını, hızlı davranılmasını; geçici barınma alanları, kırsal bölgeler dahil halkımızın yaşadığı her yere bebek, çocuk, gebe aşılma, izlemlerinin yapılması, topuk kanı alınması, bulaşıcı hastalıklardan korunması, kronik hastalıkların devam eden tedavilerinin karşılanması dahil her türlü birinci basamak sağlık hizmetlerinin verilmesini,

*Depremi yaşamış ve deprem bölgesinde çalışan aynı zamanda depremzede olan sağlık çalışanları göreve başlamaya zorlanmamalıdır. Deprem bölgesine diğer illerden rotasyonla sağlık çalışanlarının görevlendirilmesi için çabaların artırılmasını,

*Deprem bölgesinde çalışan sağlık çalışanlarının hak kaybına uğramaması kendilerine ve yakınlarına, ailelerine gerekli yardımların tam olarak yapılmasını istiyoruz.”

Kaynak: JinNews

#TTB #Salgın #başlamadan #hijyen #önlemleri #alınmalı

Mor TIR Semsûr’da

Afet İçin Feminist Dayanışma grubunun depremzede kadınların ihtiyaçlarını karşılamak için hazırladığı Mor TIR, İstanbul’dan Semsûr’a ulaştı

Afet İçin Feminist Dayanışma adına, TJA aktivistleri, HDP Kadın Meclisi üyeleri, feminist kadınlar ve LGBTİ+’lar İstanbul’dan Semsûr’a (Adıyaman) gelerek, depremzede kadınlar ile görüştü ve ihtiyaç listeleri oluşturdu. Belirlenen ihtiyaçlar doğrultusunda hazırlanan Mor TIR, Semsûr’a vardı.

Gruplara ayrılan Afet İçin Feminist Dayanışma ekibi dün Semsûr merkezde bulunan birçok mahalleyi gezdi. Fatih Mahallesi’ne giden 11 kişi de 3 gruba ayrılarak tüm sokakları ve çadırları ziyaret etti. Kadınlarla tek tek konuşan ekipler, Mor TIR’da bulunan iç çamaşırı, ped, bebek bezi, mama, mont, terlik ve hijyen malzemelerinin dağıtılması için depremzede kadınların bilgilerini ve ihtiyaçlarını listeledi.

Mor TIR bu sabah saatlerinde Semsûr’a giriş yaptı. Gönüllü kadınlar bugün ilk elden çadır kuracak ve sonrasında ihtiyaçları sahiplerine dağıtacak.

Kaynak: NuJinha

#Mor #TIR #Semsûrda

HDP’li eski eşbaşkan gözaltına alındı

HDP Nisêbîn eski ilçe eşbaşkanı Şiyar Koç gözaltına alındı

Mêrdîn’in Nisêbîn (Nusaybin) ilçesine bağlı Menderê kırsal mahallesinde yaşayan ve gönüllü olarak gittiği deprem bölgesinden yeni dönen HDP Nisêbîn eski ilçe eşbaşkanı Şiyar Koç, sabah saatlerinde evine yapılan baskınla gözaltına alındı.

Hakkında Mardin Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından başlatılan bir soruşturma kapsamında gözaltına alındığı öğrenilen Koç, Mardin İl Emniyet Müdürlüğü’ne götürüldü.

Kaynak: MA

#HDPli #eski #eşbaşkan #gözaltına #alındı

Aksaray ve Amasra için ‘acele kamulaştırma’ kararı

AKP’li Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın imzasıyla Aksaray ve Amasra’da bazı taşınmazlarla ilgili acele kamulaştırma kararı alındı

Mereş ( Maraş) merkezli yaşanan depremlerin ardından fay hatlarının geçtiği kentler ve deprem önlemleri için tartışmalar sürerken, AKP’li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın imzasıyla yayımlanan kararlara göre, Aksaray ve Amasra’da bazı taşınmazlar kamulaştırıldı.

Resmi Gazetede yayımlanan kararlara göre, Aksaray’ın merkez ilçesi Hamidiye Mahallesi’nde ilan edilen rezerv yapı alanı içerisinde bulunan bazı taşınmazların, çoğunluğu imar mevzuatına aykırı olan, afet riski taşıyan, genel asayiş ve güvenlik yönünden sakınca teşkil eden yapıların tasfiye edilerek ulaşım ve altyapısıyla birlikte fen ve sanat kurallarına uygun, sağlıklı ve güvenli yaşam alanlarının oluşturulması amacıyla Aksaray Belediyesi tarafından acele kamulaştırılmasına karar verildi.
Amasya’nın Merzifon ilçesine bağlı Ortaova köyü sınırları içerisinde bulunan taşınmazın, söz konusu alanda bulunan jeotermal kaynağın kullanımına yönelik çeşitli tesislerin yapılabilmesi için Amasya İl Özel İdaresi tarafından acele kamulaştırılmasına karar verildi.

ANKARA

 

#Aksaray #Amasra #için #acele #kamulaştırma #kararı