Ana Sayfa Blog Sayfa 928

Muğla’da deniz 20 metre geri çekildi

Mereş merkezli depremler ve önceki gün gerçekleşen artçı sarsıntının ardından denizin kıyıdan yer yer 4 ila 20 metre geri çekildi

Mereş merkezli depremler ve önceki gün gerçekleşen artçı sarsıntının ardından denizin kıyıdan yer yer 4 ila 20 metre geri çekildiği gözlendi.

Çekilmenin ardından Arsuz sahilinde taşlar ve kayalıklar meydana çıktı. Vatandaşlar, çekilme sonucu oluşan durumu, cep telefonu kameralarıyla kaydetti.

Muğla’da 20 metre çekildi

Muğla’nın Bodrum ve Ortaca ilçesinde deniz suyu kıyıdan yaklaşık 20 metre çekildi. Bodrum ilçesine bağlı Gümbet Mahallesi’nde sahile gidenler, suyun çekildiği kumsalda yürüyüş yaptı, fotoğraf çektirdi.

Yaklaşık bir haftada 20 metreye yaklaşan çekilme, bölgede yaşayanları ve gezintiye gelenleri şaşırttı.

Ortaca ilçesinde, caretta carettaların üreme noktaları arasında yer alan İztuzu Plajı’nda da denizin çekildiği gözlemlendi.

Her yıl aynı dönemlerde yaşanan deniz suyu çekilmesinin, gel-git hareketleri ve rüzgar basınç değişikliklerinden kaynaklanabileceği tahmin ediliyor.

HABER MERKEZİ

#Muğlada #deniz #metre #geri #çekildi

11 can kaybı olan 350 haneli köye 3 çadır

Wêranşer ilçesine bağlı 350 haneli Mihaciran kırsal mahallesine 14 gündür sadece 18 çadır bırakıldı. Hayvanları enkaz altında olan köy sakinleri, Alevi oldukları için yardımlarda ayrım yapıldığını söyledi

Depremde en ağır hasarı gören kentlerden Meletî’nin Wêranşer (Doğanşehir) ilçesine bağlı Mihaciran (Topraktepe) kırsal mahallesi, Alevi köylerinden biri. Köyde çok sayıda evin yanı sıra hayvan ahırları da enkaza döndü. 14 gün geçmesine rağmen enkazlar yerli yerinde dururken, AFAD tarafından 350 haneli köye gönderilen çadır sayısı ise sadece 18 oldu.

11 kişinin hayatını kaybettiği köyde, yaşlı ve çocuklardan oluşan yaklaşık 200 kişi farklı şehirlerdeki yakınlarının yanına gönderildi. Yıkılan ahırların enkazı altında halen 500’e yakın büyük ve küçükbaş hayvan bulunuyor. Köy sakinleri depremin ilk gününden bu yana köye bir tek Halkların Demokratik Partisi (HDP) ve gönüllüler tarafından yardımlar getirildiğini belirtirken, devletin ise sadece helikopterle erzak bıraktığını dile getiriyor.

Köy muhtarı İrfan Barlas, enkaz kaldırmaya gelinmediğini, enkaz altında ölmüş olan hayvanların kokmasından endişe duyduklarını dile getiriyor. Yetkililerin köye gelmemesi nedeniyle enkazlara dokunmaktan da endişe ettiklerini dile getiren muhtar Barlas, köylerine halen elektrik ve su verilmediğini aktarıyor.

‘İnsanları ken kendim çıkardım’

Köy sakinlerinden Cengiz Aşar da, depremin ardından enkaz altında kalanları kendi imkanları ile çıkardıklarını dile getirirken, “İlk deprem olduğunda devlet buraya gelmedi. Ben kendi kepçemle, imkanlarımla bu yolları kendim açtım, vatandaşları ben kendim çıkardım. Eğer devlet buraya geldiyse, bir gün kepçesi, makinesi buraya geldiyse, ‘Buraya geldim, Topraktepe köyüne ben yardım ettim’ desin. Yol yarıldı, ben kendi kepçemle gidip yolu doldurdum. Ulaşımı ben kendim sağladım” diyerek, devletin köye uğramadığını anlatıyor.

“Yalandan helikopter indirdiler, 2 çadır attılar buraya” diyen Aşar, “Medya görsün, ‘Toraktepe Köyü’ne biz helikopter götürdük’ desinler diye. Yalan söylüyorlar. Nerede devlet, hani? Allah için bir bakın, hangi ev sağlam? Ne suyumuz var, ne elektriğimiz var. İzmir’den bize bir kamyon malzeme geldi. Kaç gündür biz o ekmeği yiyoruz. Allah için. 15 gündür o ekmeği yiyoruz. Kendileri niye yemiyor? Bu devlet nerede?” diye soruyor.

Enkazın altından 10 kişiyi çıkardığını ve defnettiğini kaydeden Aşar, “Hep ben kendi imkanlarımla çıkardım. Ben buradayım. Gelsinler bana sorsunlar. Kimseye bir şey sormasınlar. Bu mazotu falan hepsini ben doldurdum” diyor.

Hayvanlar enkaz altında

Halen enkaz altında olan hayvanların durumuna dikkat çeken Aşar, sözlerini şöyle sürdürüyor: “Deprem kaç gündür olmuş, hayvanları hala çıkarmadılar. Havalar ısındı mı hepsi de kokacak. Biz burada kokudan duramayız. En yakın bizim köy, bir buçuk kilometre. Gelip çıkarsınlar. Bize bir şey gelmiyor. Yol kapalıymış. Allah aşkına ne yol kapalısı. Siz geldiniz, yol kapalı mıydı? Siz kendi gözünüzle gördünüz. Hep yalan, dolan. Hani nerede devlet?”

‘Alevi olduğumuz için…’

“Biz Alevi olduğumuz için bize yardım etmiyorlar” diyen Aşar, şöyle devam ediyor: “Asırlardır ırkçılık böyle devam ediyor. Bu bir ırkçılıktır, başka bir şey değil. ‘Siz Alevi’siniz, Kürt’sünüz’ olay bitti. Hep bu. O zaman bizden vergi almasınlar. Bize hizmet getirmesinler, vergi de almasın devlet. O zaman biz kendi imkanlarımızla her şeyi yapalım. Vergiye gelince gözümüzü oyuyorlar. Bizden her şeyi almaya çalışıyorlar. Hizmete de gelince, nerede hizmet var Allah için? Ayın 6’sında deprem oldu.15 gündür küflenmiş ekmekleri yiyoruz.”

MA / Ahmet Kanbal

#kaybı #olan #haneli #köye #çadır

Ankara’da erkek şiddeti: 4 kişi katledildi

Ankara’da Barbaros Ulusoy adlı erkek, boşanma aşamasındaki Filiz Ulusoy, erkek kardeşi Ediz Ulusoy ve iki çocuğu ateşli silahla katletti

Ankara’da boşanma aşamasındaki Filiz Ulusoy, erkek kardeşi Ediz Ulusoy ve iki çocuk, Barbaros Ulusoy adlı erkek tarafından silahla vurularak öldürüldü. Ulusoy’un ardından aynı silahla yaşamına son verdiği öğrenildi.

Edinilen bilgilere göre, olay önceki gün meydana geldi. Boşanma aşamasında olan Filiz Ulusoy adlı kadın, anlaşmalı boşanacağı Barbaros Ulusoy adlı erkek ile konuşmak için evine gitti. Evde kalan eşyalarını alacak olan Filiz Ulusoy, iddiaya göre erkek kardeşini de eve çağırdı.

O gece evde kalan Filiz Ulusoy, bir çocuğu, erkek kardeşi Ediz Ulusoy ve onun çocuğu sabah saatlerinde bilinmeyen bir nedenle Barbaros Ulusoy tarafından vuruldu. Filiz Ulusoy’un diğer çocuğunun ise olay yerinden kaçarak kurtulduğu belirtildi.

Dört kişiyi vuran Barbaros Ulusoy’un aynı silahla kendini vurduğu ve yaşamını yitirdiği belirtildi.

Cenazelerin Tokat Zile’ye gönderildiği ve orada defnedildiği kaydedildi. Barbaros Ulusoy’un boşanma aşamasındaki Filiz Ulusoy’a sürekli olarak “Seni bırakmam” diyerek tehdit ettiği iddia edildi.

HABER MERKEZİ

#Ankarada #erkek #şiddeti #kişi #katledildi

Semsûr’da tek bir mezarlığa 7 bin 50 yurttaş defnedildi

Depremde binlerçe cenaze kayıt dışı defnedilirken yaşamını yitirenlerin sayısının net olarak tespit edilemediği Semsûr’da, tek bir mezarlığa 7 bin 50 yurttaş defnedildi

Merkez üssü Mereş Bazarcix (Pazarcık) ve Elbistan olan 7,7 ve 7,6 şiddetinde 6 Şubat’ta meydana gelen depremlerde, büyük yıkım yaşayan kentlerden biri de 624 bin nüfusa sahip olan Semsûr. Depremde bin 485 bina tamamen yıkılırken, 4 bin 85 bina ise ağır hasar aldı. Arama kurtarma çalışmaların geç başladığı kentte, resmi olmayan verilere 11 bini aşkın yurttaş yaşamını yitirdi, on binlerce kişi yaralandı.

Tek mezarlıkta 7 bin 50 cenaze

Depremde yaşamını yitirenler ağırlıklı olarak kent merkezinde bulunan Yeni Mezarlık ve Karapınar Mezarlığı’na defnedildi. Özellikle depremin ilk günlerinde cenaze sayısının fazla olması ve uzayan resmi prosedürlerden dolayı binlerce kişi cenazesi kayıt dışı olarak köylerde defnedildi. Cenazelerin kayıt dışı defnedilmesi nedeniyle yaşamını yitirenlerin sayısı net olarak tespit edilemiyor. Kent merkezinde defnedilen cenazeler ise ağırlıklı olarak kentin en büyük mezarlığı olan Yeni Mezarlığa defnedildi. Yeni Mezarlık’ta kepçeler tarafından 100 metre uzunluğunda ve 2 metre genişliğinde açılan mezarlara yüzlerce kişi bir anda defnedildi.

Depremin üzerinden 14 gün geçmesine rağmen bugün de yeni cenazeler mezarlıklara getirilerek defnedildi. Diyanet İşleri Başkanlığı çalışanlarından edinilen bilgilere göre; Yeni Mezarlığa 7 bin 500 cenaze defnedildi. Çoğu toplu olarak defnedilen cenazelerin aileleri, mezar başına gelerek gözyaşları içinde dua etti. Mezarlıkta, onlarca aynı soy isimde mezarın olması, depremde yok olan ailelerin göstergesi oldu.

MA / Ömer Akın

#Semsûrda #tek #bir #mezarlığa #bin #yurttaş #defnedildi

FEDA-DAKB: Gasp edilen çocukların tarikatlara verilmesi insanlık suçudur!

Depremde refakatsiz çocukların cemaat ve tarikatlara verilmesine dair açıklama yapan FEDA ve DAKB, “Halklarımızın çocuklarına yönelik olarak geliştirilen bu alçak saldırıya karşı duyarlı herkesi ve kamuoyunu görev ve sorumluluğa davet ediyoruz. Devletin, cemaatlerin ve tarikatların insafına bırakmadan çocuklarımızı evlerimizin, hanelerimizin kıymetlileri, musahipleri yapalım diyoruz” dedi.

Maraş’ta dokuz saat arayla meydana gelen ve 11 ilde yıkıma yol açan iki büyük depremde ailesini kaybeden ve refakatsiz yüzlerce çocuğun iktidara yakınlığıyla bilinen İnsan Hak ve Hürriyetleri İnsani Yardım Vakfı (İHH) tarafından bir eve yerleştirildiği ortaya çıkmıştı.

Çok sayıda sivil toplum örgütü, deprem bölgesindeki refakatsiz çocukların tarikatlar tarafından kaçırıldığı, kendilerini aileleri olarak tanıtan kişilere veya organ mafyalarına teslim edildiğine dair iddialar üzerine suç duyurusunda bulunmuştu.

Konuya dair açıklamaya yapan Demokratik Alevi Federasyonu (FEDA) ve Demokratik Alevi Kadınlar Birliği (DAKB), devlet ve tarikatların ailelerini kaybetmiş çocuklara el koyarak, yaşanan felaketi soykırıma dönüştürdüğü ifade etti.

Geçmiş- güncel dönem soykırımlarda el konulan çocukların hatırladığı açıklamada, tüm Alevi canların çocuklara sahip çıkması, tarikatların eline geçmemesi için birlikte mücadeleye çağrısı yapıldı.

“ÇOCUKLARA EL KOYMAK SOYKIRIMIN TEMEL ÖZELLİĞİDİR”

FEDA ve DAKB’nin açıklaması şöyle: 

“6 Şubat’ ta yaşanan depremi fırsat bilen AKP-MHP iktidarı Kürtlere, Kürt-Arap Alevilerine evrensel hukukta soykırım olarak ifade edilen her şeyi yaşattı, yaşatıyor.

En son olarak Diyanet İşleri Başkanlığı, “evlat edinenle evlatlık arasında evlenme engeli yoktur.” diyen sapkın fetva verdi. Öyle anlaşılıyor ki devlet tarikatlara ve cemaatlere depremzede çocuklarını peşkeş çekmek üzere el koyuyor. Yaşanan her gelişme iktidarın deprem afetini soykırıma dönüştürmek istediği gerçeğini açıkça bize gösteriyor. Kamuoyuna yansıdığına göre, devletin desteği ve onayı ile tarikatlar gibi organ mafyasıda depremzede çocuklarına el koymakta, çocukları kaçırmaktadır.

Hiç kimse kamuoyuna yansıyan bu bilgileri “şehir efsanesi” görmemeli, göstermemelidir. Halklarımız, “ateş olmayan yerde duman çıkmaz.” diyerek bu tür durumları izah etmiştir.

Devlet ve iktidar sahiplerinin bu tür kirli emellerini bizler tarihten biliyoruz. Devlet Ermeni soykırımında Ermeni çocuklarına el koymadı mı? Bu devlet, Dersim soykırımında Dersim halkının evlatlarına el koymadı mı? Bu devlet, Maraş soykırımında Alevi çocuklarına el koymadı mı? Bu zihniyet Şengal’ de Êzidî çocuklarına ve kadınlarına el koymadı mı? Ayrıca soykırım uygulayan bütün devletler çocuklara el koymadı mı? Kısacası çocuklara el koymak bütün soykırımların temel özelliklerinden birisidir.

“TARİKATLER ÇOCUKLARA EL KOYUYOR”

Bugün bu zihniyetin son temsilcileri devlet ve tarikatlar, ailelerini kaybetmiş çocuklara el koyarak, yaşanan felaketi soykırıma dönüştürmektedirler. Devletin çocuklarımıza el koyduğu haber ve bilgilerin doğruluğunu Diyanet İşler Başkanlığının son fetvasından da anlamak mümkündür. Korumak adına sözde evlatlık almak için el konulan çocuklarla  evlenmenin dinen mümkün olduğunu söyleyen bu zihniyeti kınıyoruz. Ensar Vakfı başta olmak üzere vakıflarda çocuklara neler yapıldığını, altı yaşında kızların evlendirileceğini savunan bu zihniyetin çocukları hangi amaçla gasp ettiği fazlasıyla açıktır. Ayrıca soykırımcı zihniyetin gasp ettiği depremzede çocuklarını kimliklerinden ve inançlarından kopartarak her tür kötülüğün öznesi haline getirmek istediği de bilinmektedir.

Bu anlamda FEDA olarak halklarımızın çocuklarına yönelik olarak geliştirilen bu alçak saldırıya karşı duyarlı herkesi ve kamuoyunu görev ve sorumluluğa davet ediyoruz. Bu nedenle halklarımızın kayıp çocuklarının ısrarlı takipçisi olacağız. Bunun için canlarımızın bulundukları her yerde tanıdıkları, tanımadıkları her ailenin çocuklarını araması, bulması, bulunanlara sahiplik etmesi, bunu yapamadığı yerlerde demokratik kurumları ve çevreleri bilgilendirerek harekete geçirmesi ve yapması en önemli görevlerimizden olmaktadır.

“İNSANLIK SUÇUDUR, ÇOCUKLARIMIZI KORUYALIM”

Belirtilen düşmanca yaklaşımlara karşı, “çocuklara kıymayın efendiler” diyerek bu güçlerde  merhamet dilemeyecek, çocuklarımızı onların kirli emellerine bırakamayacağız. FEDA olarak bütün gücümüz ve olanaklarımızla bu soykırımcı saldırıya karşı mücadeleyi esas alacağız.

Tüm Alevi canları, çocuklarımıza sahip çıkmaya, devletin ve tarikatların eline geçmemesi için birlikte mücadeleye çağırıyoruz. Halklarımızı ve kamuoyunu akibeti belli olmayan çocukları ulaşabileceğimiz her yerde ve her yolu deneyerek arayalım, bulmaya çalışalım diyoruz. Çocuklarımızı coğrafyasından, kültüründen kopartmanın tecrit olup uluslararası hukuka göre insanlık suçudur. Onları hafızasız, kimliksiz bırakmak demektir. Devletin, cemaatlerin ve tarikatların insafına bırakmadan çocuklarımızı evlerimizin, hanelerimizin kıymetlileri, musahipleri yapalım diyoruz.

Çocuklarımız geleceğimizdir! Çocuklarımızın üzerindeki kirli ellerinizi çekiniz!”

(HABER MERKEZİ)

Alevi köyü Topraktepe’ye gelen yardım tırına AFAD el koydu

Malatya Doğanşehir’e bağlı Topraktepe köyüne gönderilen yardımlara AFAD el koydu. Köylüler, kendi imkanları ile almak istedikleri konteynerlere el konulacağı endişesi ile artık yardım istemediklerini belirtti.

Malatya’nın Doğanşehir ilçesine bağlı Topraktepe köyünde 13 kişinin cansız bedeni enkaz altından çıkarılmış, köylüler yetkililerin 63 saat sonra ulaştıklarını belirtmişti.

Depremin üzerinden geçen 13 güne rağmen Topraktepe köyüne ulaşan tek bir yardım olmadı. İzmir ve İstanbul’dan dayanışmayla gönderilen yardım tırlarına ise AFAD el koydu. Elektrik ve suyun halen olmadığı köyde ise yurttaşlar kendi imkanları ile almak istedikleri konteynerlere el konulacağı endişesi taşıyor.

“YARDIM ETMEYE YOKLAR, MALIMIZA EL KOYMAYA VARLAR”

Köydeki 13 cenazeyi kendi imkanları ile çıkardığını kaydeden köylüler, 63 saat sonra gelen AFAD’ın kendilerine tek bir hizmet getirmediğini ifade etti. Farklı illerden köylerine gönderilen yardımlara el konulmasına tepki gösteren Topraktepe’li yurttaş şunları söyledi:

“İstanbul ve İzmir’den köyümüze gelen yardımlara Doşanşehir AFAD el koydu. Kendi imkanlarımızla konteyner almak istiyoruz ama ona da el konulur diye bir şey yapamıyoruz. Yardım etmeye yoklar, malımıza el koymaya varlar. Cenazelerimizi kendi ellerimizle kazıyarak çıkardık. Şu an malzeme gelecek ve biz istemiyoruz. Depremin üzerinden 13 gün geçti. Ne elektriğimiz, nede suyumuz var. Elektiriği bir gün yatırmazsak faiz getiriyorlar ama kaç gündür elektrik vermiyorlar.”

“AFAD GEÇMİŞ OLSUN DİYEREK GİTTİ; SESLİ MESAJ ATSALARDI YETERLİYDİ”

Topraktepe köyünden bir diğer yurttaş ise, AFAD’ın kendilerine ‘geçmiş olsun’ dedikten sonra köyü terk ettiğini belirti. Yurttaş, “AFAD saatler sonra buraya gelerek geçmiş olsun diyor. Hiç gelmeselerdi; sesli mesaj atsalardı yeterdi. Geçmiş olsun diyerek geri gittiler. Yol kapalı olduğu için gelememişler. Yolu açmak için araç mı gönderdiniz ki? Şimdi ise köyümüze gelen yardım tırlarına el koyuyorlar” diyerek yaşanan duruma tepki gösterdi.

Rohat Emekçi-Kamil Murat Demir/MALATYA

Alevi kurumlarının yardım kampanyası devam ediyor

Alevi kurumlarının yürüttüğü yardım kampanyası sürüyor. Alevi kurumları adına yapılan çağrıda, “Yapacağınız yardım birebir depremzedelere Alevi kurumları aracılığıyla iletilecektir. Maddi desteğin küçüğü, büyüğü olmadan katkıda bulun” ifadelerine yer verildi.

Maraş’ın Pazarcık ve Elbistan merkezli deprem felaketinde onbinlerce yurttaş yaşamını yitirirken, yüzbünlercesi de yaralandı ve evsiz kaldı.

Tüm Alevi kurumları da Türkiye ve Suriye’deki deprem felaketinde yaşananlardan dolayı yardım kampanyası yürütüyor. Alevi kurumlar adına yapılan çağrıda, “Bir çok insan hayatını ve sevdiklerini kaybetti. Bir çoğu yaralı. Son yüzyılın en büyük afeti. Binlerce insan, evsiz, yurtsuz kalmıştır. Giden yardımlar yeterli değildir. Özellikle birçok köye hala yardım ulaşmamıştır. Türkiye’deki Alevi örgütleri bölgelerde birebir yardım ve dayanışma için bulunmakta cemevlerimiz hizmet vermektedir. AABK başkanı bizzat yardıma katılmıştır. Depremzedelerin yardıma ihtiyacı her zamankinden çoktur. Yapacağınız yardım birebir depremzedelere Alevi kurumları aracılığıyla iletilecektir. Maddi desteğin küçüğü, büyüğü olmadan katkıda bulun” ifadelerine yer verildi.

(HABER MERKEZİ)

Cuma Erçe: Devlet denilen aygıtı ne yazık ki burada da göremiyoruz

PSAKD Genel Başkanı Cuma Erçe, deprem nedeniyle Samandağ halkının mağduriyetine dikkat çekerek “Devlet tüm sorumluluklarını yerine getirmeli, topladığı vergileri buralara yeniden getirmeli. Bu kadim halk, bu kadim il kesinlikle ve kesinlikle yeniden ayağa kaldırılmalıdır” dedi.

Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Genel Başkanı Cuma Erçe, 6 Şubat’ta yaşanan deprem dolayısıyla ağır yıkıma uğrayan Hatay’ın Samandağ ilçesine gitti. Bölgeden izlenimlerini paylaşan Erçe, adeta tüm kentin yıkıma uğradığını ifade etti.

“DEVLET DENİLEN AYGITI BURADA DA GÖREMİYORUZ”

Cuma Erçe, yaşanan depremin ardından halkın ciddi anlamda göç ettiğine de vurgu yaparak şunları söyledi:

“Samandağ’dayız bu Kadim şehir ne yazık ki yerli bir olmuş durumda. Buradaki görüntü ne yazık ki diğer yerler gibi aynı. Çok ciddi bir yıkım var. İnsanlar perişan haldeler. Yıkıntılar hala duruyor müdahaleler tam olarak yapılmış değil. Bu enkazların altında kim var, kimler var, yaşayan var mı yok mu bilen yok. Gördüğünüz gibi enkazlara hiç bir müdahale yok. Hayalet şehir… Hayırseverlerin halkın gönderdiği yardımlar burada dağıtılıyor. Ne yazık ki her yerde de söylediğimiz gibi devlet denilen aygıtı burada da ne yazık ki göremiyoruz. Bütün yıkıntılar olduğu gibi duruyor, insanlar o yıkıntıların altında nelerin olduğunu merak ediyor. Bu haliyle özellikle ilk günlerde kurtarma ekiplerinin gelmemesinden halk ciddi anlamda şikayetçi. Ama en önemli sorun bu kadim kent ne yazık ki boşalıyor. Halkın önemli bir kısmı Mersin, İzmir, Antalya tarafına göçüyor. Bu kadim kent kesinlikle yeniden ayağa kaldırılmalı, devlet tüm sorumluluklarını yerine getirmeli, topladığı vergileri buralara yeniden getirmeli. Bu kadim halk, bu kadim il, bu kadim vatan toprağı kesinlikle ve kesinlikle yeniden ayağa kaldırılmalıdır.”

PİRHA/SAMANDAĞ

ABD Dışişleri Bakanı Blinken Türkiye’de

ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken, Mereş merkezli gerçekleşen depremlere ilişkin incelemelerde bulunmak üzere Türkiye’ye geldi

ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken, Mereş merkezli gerçekleşen depremlere ilişkin incelemelerde bulunmak üzere Türkiye’ye geldi. Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, ABD’li Blinken’i İncirlik Üssü’nde karşıladı.

Çavuşoğlu ve Blinken, helikopter ile depremden etkilenen Hatay üzerinde incelemeler yaptı. Blinken daha sonra İncirlik Hava Üssü’nde ABD ekipleri ile depremzede ailelerle görüşecek. Blinken yarın görüşmelerin devamı için Ankara’ya gideceği öğrenildi.

Blinken’ın iki gün süren Türkiye ziyareti sırasında AKP’li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’la görüşebileceği öğrenildi. Ziyarette, ABD’nin deprem konusunda Türkiye’ye yapacağı yardımlar kadar, İsveç ile Finlandiya’nın NATO üyeliği de ele alınacak. Washington, depremden önce yapılan temaslarda Ankara’ya iki ülkenin üyeliklerine onay verme çağrısı yapmıştı. Blinken ve Erdoğan görüşmesinde, Türkiye’ye F-16 satışı da gündeme gelmesi beklenen konular arasında olduğu belirtildi.

HABER MERKEZİ

#ABD #Dışişleri #Bakanı #Blinken #Türkiyede

Depremde ayakta kalan Soku Milyanlı köyü, evlerini depremzedelere açtı

Depremde evleri hasar görmeyen Soku Milyanlı köylüleri evlerini depremzedelere açtı: ‘Köyümüz sağlam, Antep, Bazarcix ve çevre köylerden geliyorlar. Boş evler de doldu, ahırlar da doldu. Birlikte kalıyoruz’

Mereş’in Bazarcix ilçesinde birçok köyde yıkım ve can kaybı olurken depremden hasar görmeyen ya da az hasar gören köyler de oldu.

Mezopotamya Ajansı’ndan Abdurrahman Gök ve Azad Altay Mereş’in Bazarcix ilçelerine bağlı köylerdeki son gelişmeleri aktardı:

“216 haneli Musolar (Payamlıbağ) köyü, Musolar’a bağlı İlyaslar Obası’nda yıkılan ev, ağır ve hafif hasarlı ev sayısı fazla olmasına rağmen aynı güzergahta bulunan Soku Milyanlı köyünde ise neredeyse tek evde bile hasar yok. Bazarcix ilçe merkezinden yola çıkıyor ilk olarak yaklaşık 70 haneli Musolar’a bağlı İlyaslar Obası’na gidiyoruz. Köyde sadece 15 hanenin yaşadığını belirten köylüler, yıkılan binalarda kimsenin yaşamadığını aktarıyor.

Bize eşlik eden Mehmet Keldeş, kendisine Kelo Mehmet denildiğini belirtiyor ve bize sağlam bir yapıyı gösteriyor. Bu evin sahibi olan Salman Sinecan’ın deprem sırasında Bazarcix merkezde yaşadığını ve enkaz altında kalarak yaşamını yitirdiğini belirtiyor. Aynı noktada bulunan 3 evin yıkıldığını üçünde de kimsenin yaşamadığını söyleyen Keldeş, “Deprem olduktan sonra o kadar sesler duyduk ki hemen dışarıya kaçtık, kar vardı. Burada küçük bir müştemilat vardı oraya sığındık hepimiz. Sonra elbiselerimizi aldık, çadırlar geldi ve şimdi artık çadırlarda yaşıyoruz. Bazen bir şey lazım olunca eve giriyor, alıp hemen çıkıyoruz. Böyle bir deprem görmedim. Evin önündeki ağaçlar köklerinden sökecek gibi sallanıyorlardı” dedi.

Köyde hasar tespitinin yapıldığını söyleyen Keldeş, köyde sadece yaşlıların kaldığını çocuklarının Avrupa’da olduğunu söyledi.

Yıkılan binalarda kimse yaşamıyordu, can kaybı bir

İlyaslar Obası’ndan sonra 216 haneli Musolar köyüne gidiyoruz. Musolar köyünde hasar gören çok sayıda yapı bulunmasına rağmen, sadece bir kişinin yaşamını yitirdiğini öğreniyoruz. Görüştüğümüz 80 yaşındaki İmam Sungur, bugüne kadar böyle bir şey görmediğini söylüyor. Hala artçı depremlerin devam ettiğini ve deprem sırasında çadırdan dahi dışarı kaçtıklarını söyleyen Sungur, “Her taraftan uğultular geliyordu. Köyün yarısı boştu. Yine yıkılan birçok binada kimse yaşamıyordu. Ama insanların yaşadığı binalarda da, köylüler kendi imkanlarıyla enkazın altından çıkmayı başardılar. Ancak 71 yaşındaki İmam Yetişçi yaşamını yitirdi. Eşiyle birlikte kendisinin de enkaz altından çıktığını söyleyen Sungur, o geceyi unutamadığını söylüyor.

‘Bizim evler sağlam çadırları ihtiyacı olanlara verin’

Daha sonra neredeyse tek bir evin bile zarar görmediği 150 haneli Soku Milyanlı Köyü’ne gidiyoruz. “Sizin köyünüz sanki hiç deprem görmemiş gibi” dediğimiz Mehmet Sarı, “Kendi köyümüzde zarar gören ev yok, ama çevre köylerde zarar çok fazla” diyor. Mezopotamya Ajansı muhabirleri olduğumuzu ve Diyarbakır’dan geldiğimizi öğrenince Sarı, “Gelin size çay kahve ikram edelim” diyor ve gelen yardımları anlatıyor. Acelemiz olduğunu söyleyip köy hakkında kendisinden bilgi alıyoruz. Köylerinde yıkılan ve ağır hasarlı olan yapı bulunmadığının altını çizen Sarı, evlerde yaşadıklarını anlatıyor. Sarı, “Bazen sarsılıyoruz dışarı kaçıyoruz. Ama yapacak bir şey yok. Evimiz için sağlam raporları verildi, o yüzden bizler evlerimizde kalıyoruz. Tabi bize çadır getirdiler, biz de kardeşim bize çadır lazım değil, nerede yıkık varsa oraya verin dedik. Yani köyümüzde yıkılan ev yokken çadır alırsak, evleri yıkılanlar bize güler haklı olarak” diyor.

Dayanışma örneği: Evlerini depremzedelere açtılar

Köylerinde hasar gören yapı olmadığı için, Antep ve Bazarcix’ta evi yıkılan birçok ailenin köylerine geldiğini ve evlerini, depolarını, odalarını kendileriyle paylaştıklarını söyleyen Sarı, “Köyümüz sağlam, Antep, Bazarcix ve çevre köylerden geliyorlar. Boş evler de doldu, ahırlar da doldu. Hatta bizim odaları da açtık, köy sağlam diye evi yıkılanlar geliyor, birlikte kalıyoruz. Dayanışma gerekiyor bu tür zamanlarda” diyerek herkesin birbirine yardımcı olması gerektiğinin altını çiziyor.

Sarı, deprem günü büyük bir gürültü ve sarsıntıyla uyandıklarını, kendilerini dışarıya attıklarında, köylerinin yukarısında bulunan doğal gaz borusunun patladığını gördüklerini ve çok korktuklarını söylüyor.

HABER MERKEZİ

#Depremde #ayakta #kalan #Soku #Milyanlı #köyü #evlerini #depremzedelere #açtı