Ana Sayfa Blog Sayfa 930

Türkdoğan: KCK’nin eylemsizlik kararı barışa vesile olmalı

Depremde dahi Türkiye’de nefret politikasının devam ettiğinin altını çizen İHD Eş Genel Başkanı Öztürk Türkdoğan, çözüm için KCK’nin eylemsizlik kararına işaret ederek, ‘Böylesi zamanlarda çatışmayı ve savaşı devam ettirmenin kimseye bir faydası yoktur’ dedi

Mereş merkezli depremlerden etkilenen 10 kentte üç ay boyunca geçerli olacak Olağanüstü Hal (OHAL) ilanıyla beraber peş peşe işkence haberleri gelmeye başladı. Zafer Partisi Genel Başkanı Ümit Özdağ’ın “evleri yağmaladılar” iddialarıyla mültecilerin hedef haline geldiği deprem bölgesinde, polisin halka yönelik işkence uygulamaları arttı. Öyle ki Hatay’da “hırsızlık” iddiasıyla gözaltına alınan Ahmet Güreşçi uğradığı işkence sonucunda karakolda yaşamını yitirdi. Güreş’in katledilmesinin ardından sorumluların yargılanması için hukuk örgütleri devreye girse de deprem bölgesinde işkence görüntüleri “sıradanlaştırılarak” servis edilmeye devam ediyor. Güreşçi’ye işkence uygulayan askerler açığa alınsa da şimdiye kadar resmi olarak henüz bir açıklama yapılmadı.

İşkencenin insanlığa karşı işlenmiş bir suç olduğunu vurgulayan İnsan Hakları Derneği (İHD) Eş Genel Başkanı Öztürk Türkdoğan, Türkiye’nin nefret atmosferinden çıkması gerektiğini söyledi.

OHAL’in gerekçesi

İşkencenin insanlığa karşı işlenmiş bir suç olduğunu belirten Türkdoğan, “İşkence suçunda zaman aşımı yoktur. İşkence fiiline karışanlar, kesinlikle yargılanacaklardır. İktidara güvenerek bunu yapanları uyarıyoruz; hiçbir hükümete güvenmeyin. Kimse sizi kurtaramaz” dedi. Devlet görevlilerinin karıştıkları insanlığa karşı suçlarda bir cezasızlık politikasının izlendiğini vurgulayan Türkdoğan, “Zamanaşımı taktiği izlenerek, suç vasfı değiştirilerek, suç hafifletilerek devlet görevlileri sürekli korunup kollanıyor. 15 Temmuz 2016 darbe teşebbüsü bastırıldığı halde OHAL ilan edildi. OHAL ortamında hukuksuz işler yapıldı. Çok sayıda insanın işkence ve kötü muameleye uğradığına dair başvurular aldık. Hem uzun süreli hem de kısa süreli gün içinde kaçırma vakaları var. Bu insanların tamamı fiziki ya da manevi olarak işkenceye uğradı. Afet nedeniyle yine OHAL ilan edildi. OHAL’e gerekçe oluşturmak için ‘yağmacılar’ sürüldü bu sefer” diye ifade etti.

İktidar kontrolü kaybetti

Türkiye’de suç örgütlerinin cirit atığının altını çizen Türkdoğan, bu suç örgütü elemanlarının bir kısmının da deprem bölgesinde olduğunu söyledi. Türkdoğan devamında şunları söyledi: “İktidar OHAL’e gerekçe oluşturmak için ‘yağmacılarla mücadele edeceğiz, bunlara acımayacağız’ türünden açıklamalar yaptı. Siz suç işleyenlerle ilgili ‘biz bunlara acımayacağız’ dediğiniz anda aşağıdaki kolluk görevlisi bunu bir işkence talimatı olarak anlar. İnsanlar dayanışmaya, yardıma muhtaç. Ama yardım görevlileri engelleniyor, HDP’nin yardım TIR’larına el konuluyor, gönüllü yardım yapmak isteyen insanlar engelleniyor, yüksek miktarda para yardımı toplayan sanatçılar tehdit ediliyor. Ben siyasi iktidarın kontrolü kaybettiğinin ve bu afeti yönetemediğinin bütün bu uygulamalarla ortaya çıktığını düşünüyorum. Maalesef işkence ve kötü muamele gerçeği ile Türkiye bir kez daha tanıştı. İşkence hep vardı ama bu zamanlarda baş edilmesi gereken büyük bir sorun olduğu bir kez daha ortaya çıktı.”

Oy kaygısı taşıyorlar

Depremin ardından özellikle Zafer Partisi Genel Başkanı Ümit Özdağ’ın hedef göstermesiyle mültecilere yönelik ırkçı ve ayrımcı söylemlerin artmasına ilişkin ise Türkdoğan, “Daha öncede de birçok kişi ve kurum suç duyurusunda bulunmuştuk. Özdağ ve partisi siyasi iktidar tarafından korunup kollanıyor. Çünkü mülteci karşıtlığını yayarak, iktidarın yanlış politikaları nedeniyle iktidardan kopan kitlelerin oylarının Millet İttifakı’na ve Emek ve Özgürlük İttifakı’na gitmemesi için kurdurulmuş bir parti. O nedenle korunup kollanıyor” diye belirtti.

Eylemsizlik kararı

Son olarak KCK’nin ilan ettiği eylemsizlik kararına değinen Türkdoğan, şunları ifade etti: “Bir eylemsizlik kararı duyurdular, Türkiye buna uysun. Türkiye, deprem nedeniyle onlarca milyar dolar zarara uğradı ve zaten savaş nedeniyle bütçesi inanılmaz açıklar veren bir ülke. Dolayısıyla böylesi zamanlarda çatışmayı ve savaşı devam ettirmenin kimseye bir faydası yoktur. Mutlaka barışçıl politikalara geri dönülmesi gerekmektedir. Mültecilerin ülkelerine güvenli yoldan gidebilmesi de barıştan geçmektedir. Bu sorunların çözülmesi için kimseyi hedef göstermeye gerek yok. Kimseyle ilgili nefret söyleminde bulunmaya gerek yok. Yeter ki barış politikalarına geri dönülebilsin. Ben bu eylemsizlik kararının buna vesile olmasını diliyorum. Tüm toplumsal muhalefetin bunu gündemine alması gerektiğini özellikle belirtmek istiyorum. Çünkü bu, toplumun ihtiyacı olan toplumsal barışa hizmet edecektir hem de ekonomik kaynakların deprem bölgesine, depremzedelere akmasını sağlayacaktır.”

Haber: Enes Beyaz / Ankara – MA

#Türkdoğan #KCKnin #eylemsizlik #kararı #barışa #vesile #olmalı

Kürt-Alevi nüfusun göç endişesi: Deprem demografiyi değiştirmek için fırsat mı oldu?

Depremin ardından kentlerde yardım çalışmaları sürerken, Kürt ve Alevi yerleşim yerlerinin yoğunlukta olduğu ilçelerde halk endişeli. Özellikle konteyner kentlerin AKP-MHP’nin yoğun olduğu yerlere kurulacak olması göç endişesinin artırıyor. HDP’li Toğrul, ‘devletin demografik yapıyı değiştirmek için fırsat bulduğunu’ söylüyor

Mereş (Maraş) merkezli yaşanan ve Türkiye ve Kurdistan’da 10 kentte yıkıcı etki yaratan, onlarca insanın ölümüne yol açan depremin ardından yaralar sarılmaya başlanıyor.  Yer bulabilen yurttaşlar çadırlara yerleşirken birçok yurttaş ise çevre kent ve köylere geçti. Ancak özellikle kırsal mahallelerde yaşayan yurttaşların birçoğu halen çadırlara ulaşmış değil.

Alevi Kürtler endişeli

Hava sıcaklığının çok düşük olduğu kentlerde yurttaşların temel taleplerinden biri olan konteyner kentlerin ne zaman kurulacağı merak konusu olurken yurttaşları asıl endişelendiren ise yardımlarda önceliğin iktidar yanlılarına verilmesi.  Yukarı Pazarcık olarak bilinen ve İlçe Devlet Hastanesi’nin karşısında bulunan yerleşim yerinde bir konteyner kentin kurulacağı ifade edildi. Söz konusu yer, MHP ve AKP’lilerin yoğunluklu yaşadığı bir yer olarak biliniyor. Bu durum da Alevi olan Kürt yurttaşları endişelendiriyor.

Geçmiş yıllarda kendilerine yönelik katliamlara dikkat çeken Alevi Kürtler, konteyner kentin Yukarı Pazarcık’ta kurulması halinde yeni bir göç dalgasının yaşanabileceği uyarasında bulunuyor.

‘Devletin öteden beri hedefiydi’

Duruma dair Mezopotamya Ajansı’dan (MA) Azad Altay  ve  Abdurrahman Gök’e değerlendirmelerde bulunan Halkların Demokratik Partisi’nin (HDP) Dîlok Milletvekili Mahmut Toğrul da aynı endişeyi taşıdıklarını ifade etti.

Toğrul, Alevi Kürtlerin yoğunlukta yaşadığı mahallelerde demografik yapının değiştirilmesi için depremin fırsat bilindiğini belirterek, “Öteden beri Kürt Alevi coğrafyasını demografisinin değiştirilmesine yönelik devletin uzun vadeli ve yıllar öncesine dayanan bir çalışması var. Narlı Ovası birinci sınıf tarım arazisi olmasına rağmen hemen yanı başına Türkiye’nin iki büyük çimento şirketinin fabrikası yapıldı. Maraş’ın çöplüğünün buraya taşınması gündeme geldi. Yine şu anda Çiğli köyünün hemen alt tarafından, birinci sınıf tarım arazisine Maraş Organize Sanayi Bölgesi yapılma çabası var. Burada Maraş ve Pazarcık olayları yaşanmış. İnsanlar korkutulmaya çalışılıyor. Bizim önerimiz insanların olduğu yerlerde kalması” diye belirtti.

Yurt dışına gidişler özendiriliyor

Deprem sonrası konteyner kentin Yukarı Pazarcık’a yapılmak istenmesinin gündemde olduğunu ve bu durumun beraberinde göçü tetikleyeceği uyarısında bulunan Toğrul, “Son dönemlerde gördüğümüz bir diğer şey; iktidar ısrarla Yukarı Pazarcık denen yere konteynır kenti yapmak istiyor. Aşağı Pazarcık’ta yaşayan Kürt Alevi nüfus oraya gitmek istemiyor. Bu durum, yurt dışına gitmeyi ve topraklarını terk etme talebini arttırıyor” şeklinde konuştu.

Depremin demografik yapının değiştirilmesi için bir araç olarak kullanıldığını söyleyen Toğrul, “İnsanların yurt dışında gitmesi özendiriliyor. Çok az bir Kürt Alevi nüfusu kalmış. Bu insanların da topraklarını terk etmesi için depremin araçsallaştırılmaması için çağrıda bulunmak istiyorum” diye konuştu.

Kürt-Alevi köylerine yardım gitmemiş

Öte yandan bölgeye giden gönüllülerin anlatımları da dile gelen endişeleri destekler nitelikte. Aydın Kuşadası’ndan Bazarcix’a gönüllü olarak giden Deniz İnce, bölgedeki izlenimlerini anlatarak, kentte neredeyse taş üstünde taş kalmadığını belirtti.

Alevi Kültür Derneği Pazarcık Şubesi’nin dayanışma çalışmalarına katıldığını söyleyen İnce, “Bölgede yaşayan Alevi ve Kürtler yardımların az gelmesinden şikayetçi. İlçede çok sayıda yardım gitmemiş Alevi-Kürt köyü var. Gelen yardım TIR’ları AFAD ve Kızılay’ın engellemeleri yüzünden ihtiyaç sahiplerine ulaşamıyor” dedi.

‘Devlet bu durumda bile zulüm yapıyor’

Bölgede yaşayan halklar arasında ciddi bir dayanışma olduğunu ifade eden İnce, “Bölge halkı kendi yarasını kendisi sarıyor. Pazarcık’taki halklar arasında ciddi bir dayanışma var” diye belirtti.  Halkların Demokratik Partisi (HDP) Bazarcix’deki Kriz Koordinasyon Merkezi’ne kayyum atanmasına da işaret eden İnce, “Ben bölgeye Aydın CHP Gençlik kolları ile gittim. CHP üyesiyim. HDP’li arkadaşlar deprem bölgesinde çok güzel çalışıyorlar. Gelen yardımlar, hiçbir ayrım gütmeden ihtiyaç sahiplerine paylaştırılıyor. Devlet o durumda bile insanlara zulüm yapıyor” ifadelerine yer verdi.

HABER MERKEZİ

 

 

 

 

#KürtAlevi #nüfusun #göç #endişesi #Deprem #demografiyi #değiştirmek #için #fırsat #mı #oldu

İsrail’den Şam’a saldırı: En az 15 ölü

İsrail gece saatlerinde Şam’a ait bir güvenlik binasını hedef aldı.  Saldırıda 15 kişi yaşamını yitirdi

İsrail tarafından Şam’da İran kültür merkezi ve birçok güvenlik organının bulunduğu bir binanın bombalandığı belirtildi. Bombalama sonucu aralarında sivillerin de olduğu en az 15 kişi hayatını kaybetti.

Golan tepelerinden yapıldı

Suriye Savunma Bakanlığı, hava saldırısının saat 00.22’de işgal atlında bulunan Golan platosu yönünden geldiğini belirterek, Şam ve çevresinde birçok sektörün hedef alındığını açıkladı.

15 kişi öldü

Suriye İnsan Hakları Gözlemevi, aralarında sivillerin olduğu 15 kişinin hayatını kaybettiğini belirtti.

Bu saldırının İsrail’in Şam’da düzenlediği en ölümcül saldırı olduğu belirtilirken, Şam hükümetine bağlı Sana haber ajansına göre bir çok bina saldırıda  hasar gördü.

HABER MERKEZİ

#İsrailden #Şama #saldırı #ölü

Numaraya sığdırılan 18 yıllık yaşam

Semsûr’daki depremde yaşamını yitiren Ali Ozan Kızılbaş ailesine haber verilmeden defnedildi. Kızılbaş’ı arayan ailesinin eline ise defnedilen mezarın numarası tutuşturuldu

Selman Çiçek

Mereş merkezli depremin en çok etkilediği kentlerden biri olan Semsûr’da (Adıyaman) arama kurtarma çalışması 9 yapıda devam ederken kentte resmi olmayan verilere göre 11 bin kişi yaşamını yitirdi. Kentte birçok devlet kurumu depremden dolayı yıkılırken, ilk günden bu yana devlet depreme müdahale etmede organize olamadı.

Habersiz defnettiler

Enkazlarda bulanan birçok insan, halkın ve kente gelen gönüllüler tarafında kurtarılırken, yaşamını yitiren yurttaşların cenazesi ise sokaklarda günlerce bekletildi. Birçok cenaze ise devletin organize olamama halinden dolayı DNA ve kan örnekleri alındıktan sonra numaralandırılarak defin edildi. Bunlardan biri de Abubekir Aslan’ın enkazda kaybettiği yeğeni Ali Ozan Kızılbaş.

Günlerce cenazeyi aradı

Kızılbaş’ın merkeze bağlı Yeşilyurt Mahallesi’nde bulunduğu apartman depremde çöktü. Çöken apartmana iki gün boyunca hiçbir AFAD ekibi müdahale etmezken, halk ve gönüllüer iki gün boyunca enkaz altında kalanları çıkarmaya çalıştı. Günler süren çalışmalar sonra ailesi Kızılbaş’ın cenazesine ulaşamadı. Arama kurtarma çalışması bittikten sonra Kızılbaş’ın dayısı Abubekir Aslan yeğenini aramak için hastane ve morgları gezdi.

Eline numara tutuşturdular

Hastane ve morglarda yeğenini bulamayan Aslan, son çare olarak Valilik nezdinde kurulan Kriz Koordinasyon Merkezi’ne başvurdu. Burada eline bir numara tutuşturulan Aslan’ın “yeğeninin mezarı bu bu numara ile defnedildi” denildi.

Tek tesellileri

Aslan’ın eline tutuşturulan numara 5780. Kızılbaş’ın on sekiz yıllık yaşamı bir numaraya sığdırıldı. Onu numaralandırıp mezara koyanlar, Kızılbaş’ın bir hikayesi ve vedalaşması gereken bir ailesi olduğunu unuttular. Şimdi Kızılbaş’ın ailesi ellerindeki numara ile mezar mezar dolaşarak defin edilen binlerce insan içinden onu arıyorlar. Bulduklarında ona veda edemedikleri için tek tesellileri mezar taşına ismini yazmak olacak.

Bu sefer mezar arıyor

Kızılbaş’ın dayısı Abubekir Aslan, günlerce devletin kendilerini yalnız bıraktığını söylüyor. O da diğer binlerce depremzede gibi erken müdahale edilseydi bu ölümlerin olmayacağına inanıyor. Günlerce yeğenini aradığını söyleyen Aslan, eline verdiği numara ile şimdi mezar mezar dolaşarak onu aramaya devam ettiğini söyledi. Yaşadıkları acının tarifsiz olduğunu söyleyen Aslan, birçok akrabasının travma yaşadığını, bu süreci nasıl atlatacaklarını bilmediğini söyledi

#Numaraya #sığdırılan #yıllık #yaşam

Çevrimen: Deprem bölgelerindeki cezaevlerinde kalınacak gibi değil

Cezaevlerinde yaşananlara dair bilgi veren İHD Hapishaneler Komisyonu Eş Sözcüsü Nuray Çevirmen, depremden birçok cezaevinin hasar gördüğünü belirterek ailelerin endişeli olduğunu ifade etti

Mereş (Maraş) merkezli yaşanan ve Kurdistan, Suriye, Türkiye’de etkili olan depremin ardından yaralar sarılmaya çalışılırken, özellikle bu kentlerde bulunan tutuklulara dair de endişeler arttı. Deprem sonrası birçok cezaevinde isyan çıkması ve 3 tutuklunun askerlerce katledilmesi, işkence görüntüleri kamuoyundaki endişeleri derinleştirdi.

Cezaevlerindeki son duruma dair Mezopotamya Ajansı’ndan (MA) Enes Beyaz’ya konuşan İnsan Hakları Derneği (İHD) Hapishaneler Komisyonu Eş Sözcüsü Nuray Çevirmen, deprem bölgesinde cezaevlerini de hasar gördüğünü belirterek ailelerin endişeli olduğunu ifade etti.

Tutuklulardan haber yok

Deprem sonrası cezaevleriyle iletişimin mümkün olmadığını dile getiren Çevirmen, birçok tutuklunun başka cezaevine sevk edilmesi sonrası iletişim kurulduğunu aktardı. İskenderun T Tipi Kapalı Cezaevi’nde tutukluların “isyan” çıkardıkları iddiasıyla darp edildiğini anımsatan Çevirmen, bu tutukluların Tokat’a sevk edildiği bilgisini paylaştı. Tutukluların sadece aileleriyle ilgili bilgi almak istediğini belirten Çevirmen, bu nedenle sevk edilen birçok tutukludan da haber alınamadığını kaydetti.

Bazı cezaevlerinde kantin bile yok

Türkoğlu Cezaevi’nden birçok tutuklunun henüz inşaat halinde olan cezaevlerine sevk edildiğini belirten Çevirmen, “Kırşehir ve Kırıkkale S Tipi hapishanelerinde kantin bile yok. Kırşehir’deki mahpuslardan durumları ağır olan hasta mahpuslar var. Örneğin bir mahpus 16 Ocak’ta açık kalp ameliyatı geçirmiş. Şimdi Kırşehir’de olan mahpuslar hiçbir ihtiyaçlarını karşılayamıyor” diye belirtti.

Deprem iç güvenlik sorunu değil

Sevk edilen ve aralarında ağır hastaların da bulunduğu tutukluların tek kişilik hücrelerde tutulduğunu aktaran Çevirmen, tutukluların ailelerinden uzak kentlere sevk edilmesinin de ikinci bir mağduriyet yarattığını ifade etti. Cezaevi yönetmeliklerinde depremin iç güvenlik sorunu olarak ele alındığına dikkat çeken Çevirmen, “Bu bir iç güvenlik sorunu değildir. Bu yaşam hakkının korunmasıyla ilgili bir durumdur. Acil müdahale edilmesi gerekiyor. Özellikle deprem bölgesinde olan hapishanelerin içinde kalınacak durum söz konusu olmamış, zaten can havliyle insanlar kendilerini dışarıya atmak isterler. Kapılar kilitli, yaşamlarıyla ilgili kaygı duyan insanların bu davranışları anormal değildir” dedi.

 Sorumlular açığa çıkartılmalı

Tutukluların katledilmesi ve işkence uygulandığı anlara dair görüntülerin sanal medyada paylaşıldığını belirten Çevirmen, “Tüm sorumluların açığa çıkartılması ve bir cezalandırma politikasının olması gerekiyor. Hapishanedeki insanları hiçbir şartta öldüremezsiniz, işkence edemezsiniz” diye ifade etti.

ANKARA

#Çevrimen #Deprem #bölgelerindeki #cezaevlerinde #kalınacak #gibi #değil

Can kayıpları artıyor: Meletî’de 25 tutuklama

Kurdistan, Türkiye ve Suriye’ye etkileyen depremin üzerinden 14 gün geçerken, bölgede arama kurtarma faaliyetleri de yavaş yavaş sonlandırılıyor. Yıkılan binalarla ilgili ise gözaltı ve tutuklamalar sürüyor

Mereş’ın (Maraş) Elbistan ile Bazarcix (Pazarcık) ilçelerinde 6 Şubat’ta gerçekleşen ve 10 kentte yıkıma neden olan iki depremin üzerinden 14 gün geçti. Son açıklanan resmi verilere göre, depremde 40 bin 642 yurttaş hayatını kaybetti ancak sayının çok daha fazla olduğu tahmin ediliyor.

Saat saat yaşananlar

Yaşanan can kayıplarının ardından yıkılan binalarla ilgili gözaltı ve tutuklamalar da devam ediyor. Deprem bölgesi Meletî’de hasar oluşan ve yıkılan binalarla ilgili Malatya Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından başlatılan soruşturma kapsamında, şimdiye kadar gözaltına alınan 50 kişiden 25’i tutuklandı. 2 kişi hakkında ise yakalamaya dönük arama kararı çıkarıldı.

HABER MERKEZİ 

 

 

#kayıpları #artıyor #Meletîde #tutuklama

Amed’de deprem rantçıları ortaya çıktı

Depremde can kaybı ve hasar tespit çalışmaları devam ederken, rantçılar da ortaya çıktı. Amed’de bazı mahallelerde deprem söylentisi yayan bazı rantçıların yurttaşların evlerine konmaya çalıştığı öğrenildi

Kurdistan kentlerinde etkili olan depremin ardından arama kurtarma yer yer devam ederken, birçok kentte enkaz kaldırma çalışmalarında da sona gelindi. Depremin etkileri daha tam netleşmeden fırsatçılar da rant peşine düştü.

Amed’in Rezan (Bağlar) ilçesinde “kentsel dönüşüm” kapsamına alınmak istenen Kaynartepe Mahallesi’nde hasar tespiti çalışmaları sürerken, bazı fırsatçılar deprem korkusu yaratarak, yurttaşın evini gasp etmeye çalışıyor.

Deprem korkusu yaydırılıyor

Şimdiye kadar Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı İl Müdürlüğü ekipleri tarafından mahallede 7 binaya ağır hasarlı raporu verilirken, bazı inşaat firmalarının el altında binaları boşatmaya ve ucuza kapmaya çalıştığı öğrenildi.
Olaya dair Mezopotamya Ajansı’ndan (MA) Zerrin Sargut ve Mehmet Güleş’e bilgi veren mahalle muhtarı İlhami Altun, fırsatçıların ev ev dalaşarak, mülklere el koymaya çalıştığını söyledi.

Fırsatçılar çoğaldı

Hasar tespit çalışmaların devam ettiğini belirten muhtar Altun, “Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı İl Müdürlüğü’ne bağlı ekipler geliyor fakat mahalle sakinleriyle iletişime geçmiyor. Ekipleri arıyoruz ancak telefonlarımızı açmıyorlar. Bu durumdan oldukça mağduruz” diye belirtti. Durumdan faydalanmaya çalışan rantçıların sürekli mahalleye gelip “Deprem oluyor, evleri boşaltın” diyerek insanları korkuttuğunu dile getiren Altun, “Zarar gören ve sağlam olan binalar var. Çok sayıda fırsatçı bina hasarlı olmadığı halde, binaya hasarlı ibaresi veriyor. Yardıma kim muhtaçsa ona ulaşmamız gerekiyor. Şimdiye kadar dağıtılan yardımlar, gerçek mağdurlara ulaşmış değil. AFAD kimseyi tanımıyor ve yardımları düzgün bir şekilde dağıtmıyor. Valilik, Bağlar’a bağlı 9 mahallenin muhtarıyla biran önce iletişime geçilmeli” diyerek şimdiye kadar kendileriyle kimsenin iletişime geçmediğini belirtti.

Kendilerine pay çıkarıyorlar

“Mahallede rantçı insanlar türemiş” diyen Altun, ” Evi burada olmadığı halde mahallede daire alan ve hala almaya çalışanlar var. Bu tür insanlar, bir an önce mahallenin yıkılması için çabalıyorlar. Bu yüzden de kimsenin evlerine dönmesini istemiyorlar. Kendilerine pay çıkarmaya çalışıyorlar. Bu sorumluluk Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı İl Müdürlüğü’ne aittir” diye konuştu.

AMED

#Amedde #deprem #rantçıları #ortaya #çıktı

Afşîn’de en az 180 ölüm, 7 tutuklama

Depremin etkilediği Mereş’in Afşîn ilçesinde en az 180 kişi hayatını kaybederken, yıkımlarla ilgili şimdiye kadar 7 kişi tutuklandı

Mereş’te (Maraş) 6 Şubat’ta günü yaşanan yaşanan ve 10 kenti etkileyen depremin ardından can kaybı artmaya devam ediyor. Arama kurtarma çalışmalarının yerini enkaz kaldırmaya bıraktığı çalışmalarda ölü sayısının artması beklenirken, yıkımın etkilediği yerlerden biri de Mereş’in Afşîn ilçesi oldu.

En az 180 ölüm

İlçede en az 180 kişi hayatını kaybetti. İlçe merkezinde 90, kırsal kırsal mahallelerde ise 335 yapı yıkıldı. Arama kurtarma çalışmalarının 5 gün önce sonlandığı ilçede, enkaz kaldırma çalışmaları devam ediyor. Depremden bir hafta sonra çadırların kurulduğu Afşîn’de, su ve elektrik problemi ise 14 gün geçmesine rağmen çözülemedi.

7 kişi tutuklandı

Depremin ardından yıkılan binalar için Afşin Cumhuriyet Savcılığı tarafından başlatılan soruşturma kapsamında onlarca kişi hakkında tutuklamaya dönük yakalama kararı çıkartılırken, şimdiye kadar 7 kişi tutuklandı.

Termik santral korkutuyor

Deprem nedeniyle Afşîn-Elbîstan Termik Santrali’nin de iki ünitesinin kullanım dışı olduğu ve halen devreye girmediği öğrenilirken, santralin dış cephelerinde yer yer çatlak ve dökülmelerin olması yurttaşları tedirgin ediyor.

6’ıncı güne kadar ses geliyordu

Kaşanlı bölgesinde yaşananlara ilişkin Mezopotamya Ajansı’ndan (MA) Adnan Bilen’e bilgi veren Hatun Berk de, “Köylerimize şuana kadar birçok kişinin cenazeleri getirildi. Bir gencimiz kayıptı, en sonunda bir binanın enkazında bulundu. Yine köyümüzde bir aile enkaz altında kaldı ve 2 kişi hayatını kaybetti. Kepçe sahiplerine yalvararak o insanlar çıkarıldı. Depremin 5’inci günü yine enkaz altından 5 kişinin cenazesi çıkarıldı. Yine bir komşumuz enkaz altındaydı ve 6’ncı güne kadar sesi geliyordu, sonra sesi kesildi ve cenazesini çıkardılar. Şimdi de ilçede acele bir şekilde enkazları kaldırıyorlar” diyerek yaşananlara dair bilgi verdi.

Sadece HDP geldi

Köylülerden bir diğeri de, kendilerine yardımların sadece Halkların Demokratik Partisi (HDP) ve sivil toplum örgütlerinden geldiğini belirterek, devletten hiçbir yardım almadıklarını, AFAD, Kızılay gibi kurumlardan kimsenin köylerine gelmediğini anlattı.

MEREŞ

 

#Afşînde #ölüm #tutuklama

Tabutlar ve kefenler arasında halk ile dayanışma 

Fatma İzol

Burası Maraş; Kanlı Maraş da diyorlar. Kırımların ve depremlerin kenti Maraş.

Depremin ana merkezlerinden biri olan Elbistan’dayım. Afet çok büyük; ölü kent ya da ölmüşlerin kenti Elbistan artık yok.

Tabutlar dizilmiş, sıra sıra kefenler geliyor ihtiyaç depolarına. Hawar çığlıkları ile çınlıyor kulaklarımız, insanlık öldü mü, neredeyiz?

Üçer dörder sırlanıyor toprağa canlar, ailece yok olanlar ya da ailesinden birini, birilerini kaybeden yangın yürekler. Gözlerini kaçırıyorlar bu kadar hayat gitmişken yaşadıklarından utananlar. Masum, kimsesiz biçareler…

Sosyalist partiler ve Alevi kurumları dev komünleşme yaratırken, devlet nerede? Günlerdir HDP bizim ihtiyaçlarımızı karşılama çabasında yardımlara el koyma, kayyım atama diyor.

İhtiyaç için gelenler bunu istemiyorum, var bizde, bir başkası faydalansın diyenler. Hele kadınlar; çocuğunun, eşinin, kardeşinin ihtiyaçlarını isterken, “senin bir şeye ihtiyacın yok mu?” sorusuna şaşkın gözlerle bakıp, gözlerindeki damlacıkların akıp gitmesine engel olan kadınlar.

Çadırsızlar, evsizler, kimsesizler!

Şehirde sekizinci gününde dahi kurtarma çalışmaları yapılmamış -“bilinmiyor”- ibareli göçükler; yanında durmaya yürek dayanmıyor, ya birileri varsa?

Ya da kimsenin yaşamadığına nasıl karar verilmiş ise bilemediğimiz, yine “boş” yazılı el değmemiş bina kalıntıları. Ayak sesleri geliyor sanki, nasıl boş olabilir ki!

Birinde albüm yırtıkları var, paramparça bir hayatın öyküsü. Güzellikler içinde bir kadının mezuniyet görüntüleri. Umutları yıkıntılarda kaldı. Adı neydi, nasıl yaşamıştı, poz verirken içinden neler geçirerek gülümsemişti, BİLİNMİYOR! Yoksa hala yaşıyor mu? Kim bilir!

Kepçeyle kaldırılıyor moloz yığınları kan ile ıslanmış, sebep olanların resmi gözlerimiz önünde dişlerinden, tırnaklarından kan sızan salyalı vampirlere dönüşmüş.

Sıraya girmiş insanlar terk ediyorlar akın akın kenti, hayalet şehir sanki, ağlamaklı bir erkek sesi “gidin ama geri dönün, olur mu?” diyor sevgiyle. Erkekler de ağlar, nasır tutmamış her yürek ağlar.

“Ağlamayın” diyor bir baba, “kızım etkilenmesin!” Endişeli gözlerle, babaanne sessizce ekliyor; “annesini kaybettik”… sözün bittiği yerde.

Kefenlerin ve tabutların koridorunda destek gönüllü ekipleri, halktan kimseler çalışıyorlar; kimi çuvallar taşıyor, kimi paketler hazırlıyor, kimi teselli ediyor acıyı-acılı insanları.

Hawarrr…

Gençlerimiz tonlarca kefen taşıyor içinde ne olduğunu bilmeden!

Hawarrr…

İkişer, üçer gömülüyor sevdiklerimiz. Yine de şans sayıyorlar, buldukları için naaşlarını.

Hawarrr…

Kefenler bedensiz kaldı depolarda, bedenler kefensiz kaldı molozlarda… Bir mezarı bile yok insanların bu coğrafyada!

#Tabutlar #kefenler #arasında #halk #ile #dayanışma

Ermence Mahallesi’nde yer yarıldı, zeytin ağaçlarını yuttu

Hatay’ın Altınözü ilçesine bağlı Ermence Mahallesi’nde depremden kaynaklı yer yarıldı, oluşan obruklar zeytin ağaçlarını yuttu

Hatay’ın Altınözü ilçesi kırsal mahallesi olan Ermence (Tepehan), Mereş merkezli depremin şiddetini simgeler tahribat yarattı. Mahallede yer yarıldı, 300 metre uzunluğunda 50 metre genişliğinde obruklar oluştu.

Oluşan obruklarda zeytin bahçesi zarar gören yurttaşlardan Hasan Elmacıoğlu, eğimli zeytin bahçelerinin patlama anında açıldığını söyledi. Elmacıoğlu, “O patlamada burayı can telaşı nedeniyle fark edemedik. Bizim burası yarılırken, amcamın oğlunun bahçesindeki dümdüz yerde ise tepe oluştu” dedi.

MA / Müjdat Can

#Ermence #Mahallesinde #yer #yarıldı #zeytin #ağaçlarını #yuttu