Ana Sayfa Blog Sayfa 931

Millet İttifakı: Ölçüsüz rant hırsı milletimize ölümcül bir fatura ödetmiştir

Deprem gündemliyle toplanan Millet İttifakı, yazılı açıklama yaptı. ‘İnşaat sektöründe yolsuzluklara kapı aralayan ölçüsüz rant hırsı milletimize ölümcül bir fatura ödetmiştir’ denilen açıklamada depreme dair komisyon kurulacağı belirtildi

Altılı Masa’da yer alan partilerin genel başkanları, Mereş merkezli iki büyük deprem gündemiyle Saadet Partisi Genel Merkezi’nde toplandı. Toplantının ardından ortak açıklama yapıldı.

Rant hırsı ölümcül fatura ödetti

Afetlere dair gerekli hazırlıkların yapılmadığı vurgulanan açıklamada, “Yeterli tedbirlerin alınmadığı apaçık ortadadır. Eskiden Başbakanlık’a bağlı olan AFAD’ın kurumsal kapasitesinin zayıflatılması, liyakatten yoksun insanlara üst düzey kadrolarda sorumluluk verilmesi, depreme dayanıksız binalara hiçbir rapor istenmeden imar affı çıkarılması ve inşaat sektöründe yolsuzluklara kapı aralayan ölçüsüz rant hırsı milletimize ölümcül bir fatura ödetmiştir. Ülkemizin her kurumunda yaşanan özerklik, liyakat ve şeffaflık kaybı afet yönetimini ve depreme müdahale sürecini de doğrudan etkilemiştir. Hiçbir bürokratın inisiyatif alamadığı, her konuda talimatın bir kişiden beklendiği Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi yüzünden acılar ve zayiat katlanarak artmıştır. Ölçüsüz rant hırsı milletimize ölümcül bir fatura ödetmiştir” ifadelerine yer verildi.

‘Sorumlular not edilmiştir’

Sivil toplum kurumları ve belediyelerin sürece dahil edilmesinde geç kalındığı belirtilen açıklamada, kutuplaştırıcı söylemlerden vazgeçilmediği vurgulanarak, “Tek bir merkezden alınan kararlar çalışmaları yavaşlatmıştır. Kolluk kuvvetlerinin, madencilerin ve iş makinelerinin sahaya geç gönderilmesi, sosyal medya platformlarında bant yavaşlatma, borsanın kapatılmaması gibi akıl dışı uygulamalar telafisi mümkün olmayan sonuçlar doğurmuş, krizi daha da derinleştirmiştir. İktidar barınma, seyyar tuvalet ve hijyen konusunda yeterli adımları halen atmamış, bölgede salgın hastalık riskine karşı gerekli tedbirleri de almamıştır. Deprem sonrası yaşanan iç göçle ilgili herhangi bir planlama ve yönlendirme yapılmamıştır. Tüm hata, kusur, ihmal ve kasıtlar apaçık ortadadır. Hukuki, idari ve siyasi sorumlular da arşivlenerek dosyalarda ve hafızalarımızda not edilmiştir” diye belirtildi.

‘Komisyon kuracağız’

Açıklamanın devamında şunlar kaydedildi: “Millet İttifakı olarak, omuzlarımızdaki ağır sorumlulukların farkındayız. Şimdi önümüzde zorlu bir sınav bizleri beklemektedir. Yaşanan bu felaketten dersler çıkararak, şehirlerimizi ve geleceğimizi ortak akılla inşa etmek mecburiyetindeyiz. Tüm bu alanların uzmanlarıyla süreci an be an takip edeceğiz. Depremin etkilerinin ortadan kaldırılmasına dair kısa, orta ve uzun vadede yapılacak işler ve buna dair ortak çalışmalar için bir komisyon kuracağız. Uyarıyoruz! Afet bölgelerinde yabancılara ev, arsa ve arazi satışı yasaklanmalıdır. Bölgenin yeniden imarı esnasında Hatay başta olmak üzere demografik ve sosyal yapının korunması büyük önem arz etmektedir. Özellikle bu konunun takipçisiyiz.”

Uzaktan eğitim kararına tepki

Üniversitelerin uzaktan eğitime geçmesi kararına değinilen açıklamada, şu çağrı yapıldı: “Bu karardan derhal geri dönülmesi gerekmektedir. Gençlerimizi nitelikli eğitim hakkından mahrum edecek hiçbir çözüm gerçek bir çözüm değildir. Depremzede vatandaşlarımızın barınma ihtiyacı için turizm sektörünün kapasitesinin ve büyükşehirlerdeki boş konutların kullanılması ve bu yönde derhal çalışmaların başlaması gerekmektedir.”

Açıklamada, bir sonraki toplantının 2 Mart’ta Saadet Partisi’nin ev sahipliğinde gerçekleşeceği ifade edildi.

HABER MERKEZİ

#Millet #İttifakı #Ölçüsüz #rant #hırsı #milletimize #ölümcül #bir #fatura #ödetmiştir

İzmir’de depremzede kadınlar için dayanışma kampanyası

İzmir Kadın Platformu, depremden etkilenen kadınların ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla dayanışma kampanyası başlattığını açıkladı

İzmir Kadın Platformu, Mereş merkezli depremde yaşanan hak ihlalleri ve depremzede kadınlarla dayanışmak amacıyla Konak İş Bankası önünde açıklama yaptı.

Mor Dayanışma Merkezi Koordinasyon üyesi Didar Gül, yaşanan depremden kaynaklı hem öfkeli hem de endişeli olduklarını belirterek, “Deprem bölgesinde annesini babasını kaybetmiş, kaybolmuş çocukların geleceği ile ilgili endişeliyiz. Ailesi ile yaşamayan, gidecek bir yeri olmayan binlerce kadın öğrencinin güvende olduğu alanları yaratılmadığı için endişeliyiz. Deprem bölgesinde on binlerce gebe kadının sağlık hakkına erişimi olmamasından endişeliyiz. Binlerce kadının menstrual ihtiyaçları ve hijyenik koşullar sağlanamadığı için çıkabilecek hastalıklardan kaynaklı endişeliyiz. Sığınma evlerinde kalan yüzlerce beki binlerce kadının akıbetinden endişeliyiz. Kadınlara yönelik her türlü fiziksel ve cinsel saldırı riski olan afet bölgesindeki kadınların güvenliğinden endişeliyiz. Ve öfkeliyiz” dedi.

Kampanya başlatıldı

Depremzedelerin tüm ihtiyaçlarının karşılanması gerektiğinin altını çizen Gül, İzmir Kadın Platformu olarak hem bölgedeki hem de bölgeden göç etmek zorunda bırakılan binlerce kadının ihtiyaçlarını karşılamak için bir dayanışma kampanyası başlattıklarını kaydetti. Gül, dayanışmanın büyütülmesi çağrısında bulunarak, “Gelin kadın dayanışmamızın en güçlü örneklerden birini birlikte yaratalım. Yaşasın kadın dayanışmamız” ifadelerini kullandı.

İZMİR

#İzmirde #depremzede #kadınlar #için #dayanışma #kampanyası

İstanbul’da riskli 93 okula tahliye kararı

İstanbul Valiliği, Mereş merkezli depremlerin ardından kentte riskli olan 93 okul hakkında nakil kararı aldı

İstanbul Valiliği, 20 Şubat Pazartesi itibarıyla kentte olası depreme karşı riskli buldukları 93 hakkında nakil kararı aldı. Valilik, öğrencilerin, bu tarihten itibaren nakil için belirlenen okullarda eğitim öğretim görmeye devam edeceğine dair yazılı açıklama yaptı.

128 okul riskli

Valilik yaptığı açıklamada, 17 Ağustos 1999 Marmara Depremi sonrası, olası depremlerin yıkıcı etkilerini en aza indirmek için 2006 yılında İstanbul Proje Koordinasyon Birimi’nin (İPKB) kurulduğu hatırlatarak bu birimin İstanbul Sismik Riskin Azaltılması Projesi (İSMEP) kapsamında, kentte 1999 öncesinde inşa edilen bin 418 okuldan 67’sinin depreme dayanıklı, bin 351’inin de riskli olduğuna dair tespit yaptığını da aktardı. Valilik ayrıca, riskli bulunan bin 351 okuldan 769’unun güçlendirildiği ve 367’sinin yıkılıp yeniden yapıldığını, 87’sinin yeniden güçlendirildiğini ve geriye kalan 128 riskli okuldan ise 109’unun yıkılıp yeniden yapılması, 19’unun güçlendirilmesinin karar altına alındığını duyurdu.

Valilik açıklamasının devamında şunları kaydetti: “Bugün itibarıyla geriye kalan 93 riskli okulumuzun etüt çalışmaları neticesinde, 76 okulumuzun yıkılıp yeniden yapılması, 17’sinin de güçlendirilmesi kararlaştırıldı. 20 Şubat 2023 Pazartesi Günü itibarıyla, bu riskli 93 okul ve eğitim kurumumuzdaki öğrencilerimiz ilçe kaymakamlıklarımız, İl ve İlçe Milli Eğitim Müdürlüklerimizin koordinasyonuyla depreme güvenli okullara nakledilerek, eğitim öğretim görmeye devam edecekler. Bu okullarımız, ihtiyaca göre taşımalı eğitim kapsamına alınacak. İSMEP ile yenilenen okullarımız sayesinde ilimizdeki öğrencilerimiz ve öğretmenlerimiz depreme karşı güvenli okullarda eğitim ve öğretimlerine devam ediyor. Böylelikle 93 riskli okulumuzdaki 51 bin 995 öğrencimiz ve 2 bin 765 öğretmenimiz de depreme karşı güvenli okullarda eğitimlerine devam edecek.”

İSTANBUL

#İstanbulda #riskli #okula #tahliye #kararı

HDP heyeti Riha’da depremzedeleri ziyaret etti

HDP Eş Genel Başkanı Pervin Buldan ve beraberindeki heyet, Riha’nın Bêrecûk ve Pirsûs ilçelerinde depremzedeleri ziyaret etti

Halkların Demokratik Partisi (HDP) Eş Genel Başkanı Pervin Buldan, Demokratik Toplum Kongresi (DTK) Eş Başkanı Berdan Öztürk, Kürt siyasetçi Ahmet Türk, HDP Riha Milletvekilleri Ömer Öcalan, Ayşe Sürücü, Meclis Başkanvekili Nimettulah Erdoğmuş, Riha’nın Bêrecûk (Birecik) ve Pirsûs (Suruç) ilçelerinde depremden etkilenen ve yakınlarını kaybeden depremzedeleri ziyaret etti.

İlk olarak Bêrecûk ilçesinde bir binanın yıkıldığı Hastane Caddesi’ni ziyaret eden heyet, daha sonra ilçede depremzedeler için kurulan çadır kenti ziyaret ederek burada yurttaşların yaşadıkları sıkıntı ve şikayetlerini dinledi.

Bêrecûk’ten sonra Pirsûs’ta bir anne ve iki çocuğunun yaşamını yitirdiği enkazı ziyaret eden heyet, burada depremzedelerin sorunlarını dinledi. Yaşadıkları sıkıntıları anlatan depremzedeler, kendilerine çadır ve gündelik ihtiyaçları için yardım ulaşmadığını belirterek, kendilerine yardım eden HDP’ye teşekkür etti. Heyet daha sonra Mereş’te 8 aile üyesini depremde kaybeden Doğan ailesi ile Hatay’da oğlu ve ailesini depremde kaybeden Mehmed Durmaz’ın Pirsûs’daki taziyelerini ziyaret ettiler.

Buldan ve beraberindekiler, Pirsûs’taki temaslarının ardından kentten ayrıldı.

HABER MERKEZİ

#HDP #heyeti #Rihada #depremzedeleri #ziyaret #etti

‘Buranın Allah’ı biziz’ diyerek çıplak arama yaptı, karşı geldi diye darp etti

Karabük T Tipi Yüksek Güvenlikli Cezaevi’nden Samsun Kavak S Tipi Yüksek Güvenlikli Cezaevi’ne sevk edilen tutuklulara çıplak arama dayatıldı, buna karşı çıktıkları için de darp edildi

Cezaevlerinde her geçen gün hak ihlalleri artıyor. Özellikle siyasi tutuklulara yapılan “çıplak arama” dayatması neredeyse rutin bir hal aldı. Konuya dair Adalet Bakanlığı’na yapılan başvurular ise ya görmezden geliniyor ya da davalar “kovuşturmaya yer olmadığına” denilerek üstü örtülüyor.

Karabük T Tipi Kapalı Cezaevi’nde tutulan Seyfettin Kurt, Murat Kozat ve adı öğrenilmeyen bir tutuklu, Samsun Kavak S Tipi Yüksek Güvenlikli Cezaevi’ne sevk edildi. Çarşamba ve Cuma günü gerçekleşen sevkler sırasında cezaevlerinde artan çıplak arama dayatmasının burada da yapıldığı öğrenildi. Çıplak aramayı reddeden tutuklular ise darp edildiği belirtildi.

İşkence uygulayan gardiyanlar: Buranın Allah’ı biziz!

Tutuklulardan Seyfettin Kurt, ağabeyi Ümit Kurt ile yaptığı telefon görüşünde, yaşadıklarını anlattı. Çıplak aramayı dayatan gardiyanların, tutuklulara “Burası Türkiye Cumhuriyeti, burada bizim sözümüz geçer, buranın Allah’ı biziz” dediğini ileten ağabey Kurt, “15-20 gardiyan tarafından darp edilip, hakaretlerde bulunulmuş. Kardeşimle yaptığım telefon görüşmesinde, işkenceden sonra hiçbir şekilde tedaviye götürmediklerini ve vücudunun belli yerlerinde morlukların oluştuğunu söyledi” diyerek tutukluların can güvenliğinden endiş ettiklerini söyledi.

Aileler: Tutuklularımızın can güvenliğinden endişeliyiz

Ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası verilen ve sevk sırasında şiddete maruz kalan tutuklulardan Murat Kozat’ın ağabeyi Bayram Kozat ise, kardeşinin darp edildikten sonra tekli hücreye konulduğunu söyledi. Kozat, kardeşiyle yaptığı telefon görüşmesini şöyle anlattı: “Kardeşim Murat, Seyfettin Kurt ile aynı cezaevinde kalıyor. Seyfettin Cuma günü sevk edilirken Murat Çarşamba günü sevk edildi. İkisi de aynı işkenceye maruz kaldı. Kardeşimin görüşü için bilgi almaya çalıştık ama hiçbir şekilde bilgi vermiyorlar. Sevkten beri hiçbir şekilde kardeşimden haber alamıyoruz. Ailesi olarak endişeleniyoruz ve artık gerekirse gider cezaevi önünde sabah akşam bekleriz.”

AMED

#Buranın #Allahı #biziz #diyerek #çıplak #arama #yaptı #karşı #geldi #diye #darp #etti

DSG: 2 IŞİD’li öldürüldü

DSG, Dêrazor’un doğusunda düzenlediği operasyonda 2 IŞİD’linin öldürüldüğünü belirtti

Demokratik Suriye Güçleri (DSG) Basın İrtibat Merkezi, IŞİD’e karşı 2 güvenlik operasyonunun gerçekleştirildiğini duyurdu.

IŞİD hücrelerine yönelik 16 Şubat’ta yapılan operasyonlara ilişkin bilgilerin paylaşıldığı açıklamada, “Anti Terör Birimi (YAT), Uluslararası Koalisyon güçlerinin de desteğiyle gerçekleştirdiği ilk operasyon Dêrazor’un Sehbe ilçesinde Muhenned El Sari El Fedxem isimli çetebaşına yönelik yapıldı.

IŞİD’in en tehlikeli isimlerinden biri olan bu çetebaşı güçlerimize dönük birçok suikast düzenledi. Bölge kuşatma altına alındıktan sonra YAT teslim olma çağrısı yaptı. Çağrıya saldırıyla yanıt verilmesi üzerine çıkan çatışmada çetebaşı öldürüldü.

İkinci operasyon ise Dêrazor’un doğusundaki Hacin köyüne düzenlendi. IŞİD çetebaşlarından Hemze El Humsi isimli teröristi yakalamak için Uluslararası Koalisyon güçleriyle birlikte bölgeye indirme yapıldı. Bölge kuşatmaya alındıktan sonra teslim olma çağrısı yapıldı fakat çete kendini patlattı. Bunun sonucunda çetebaşı ölürken Uluslararası Koalisyon’un 4 askeri de yaralandı. Operasyonlarda kalaşnikof, 3 şarjör, fişeklik ve telefon gibi askeri teçhizatlara ve aletlere el konuldu.”

#DSG #IŞİDli #öldürüldü

Yaşamını yitirenler insan onuruna uygun defnedilmeli

Cumartesi Anneleri, deprem bölgesinde arama kurtarma çalışmaları tamamlanmadan enkazların kaldırılmaması gerektiğini vurgulayarak, “Ölenlerin insan onuruna uygun bir şekilde defnedilmeleri sağlanmalıdır” dedi

Cumartesi Anneleri kayıplarının akıbetini sormak ve faillerin yargılanması talebiyle sürdürdükleri eylemin 934’üncüsünü, Mereş merkezli yaşanan iki büyük depremden sonra ortaya çıkan hak ihlallerinin yer aldığı 2 dakikalık video yayınlayarak yaptı.

Depremzedeler için taleplerin yer aldığı basın metnini İnsan Hakları Derneği (İHD) İstanbul Şubesi Gözaltında Kayıplara Karşı Komisyonu adına Maside Ocak okudu.

İktidara sorumluluğunu hatırlattı

“Arama kurtarma çalışmaları tamamlanmadan enkazlar kaldırılmamalıdır” uyarısıyla yetkililere seslenen Ocak, Türkiye’nin tektonik açıdan dünyanın en aktif bölgesinde yer aldığını belirterek, “Bu yüzden büyük depremlerle karşı karşıya kalmamız kaçınılmaz oluyor. Bu gerçeklik ortadayken, sağlıklı kentleşmenin ve güvenli yapılaşmanın birinci derecede sorumlusu olan iktidar bu sorumluluğunu layıkıyla yerine getirmediği için depremler faciaya dönüşüyor” ifadelerini kullandı.

‘DNA’lar incelenmeli

Yıkılmış binaların altında henüz binlerce insanın olduğunu ifade eden Ocak, onların uygun bir biçimde çıkarılmalarını yine yaşamını yitirenlerin vücut bütünlükleri bozulmadan ailelerine teslim edilmeleri için çağrıda bulundu. Arama kurtarma çalışmaları tamamlanmadan enkazların kaldırılmaması gerektiğini vurgulayan Ocak, vücut bütünlüğü bozulan cenazelere DNA incelenmesi yapılması gerektiğinin altını çizdi.

‘İnsan onuruna uygun defin’

Ocak, açıklamaya dair sözlerini şöyle sürdü: “Üniversiteler ve Adli Tıp Uzmanları Derneği gibi uzman sivil toplum kuruluşları bu sürece dahil edilmelidir. İnsanların depremde kaybettikleri sevdiklerine ulaşma ve onlarla vedalaşma hakkına saygı duyulmalıdır. Ölenlerin bulunmaları, kimliklendirilmeleri ve insan onuruna uygun bir şekilde defnedilmeleri sağlanmalıdır. İktidar; depremin yaralarını sivil dayanışma ile sarabilmek için seferber olanları engellemekten vazgeçmelidir. Dayanışmaya ve acıları paylaşmaya kayyum atamaktan vazgeçmelidir” şeklinde konuştu.”

HABER MERKEZİ

#Yaşamını #yitirenler #insan #onuruna #uygun #defnedilmeli

Prof. Dr. Naci Görür: Deprem gerçeğini kabul edelim

Prof. Dr. Naci Görür, depreme ilişkin yaptığı konuşmada Deprem gerçeğini kabul edelim ve deprem dirençli kentler talep edelim’ dedi

Jeolog ve deprem uzmanı Prof. Dr. Naci Görür, deprem tartışmalarına ilişkin sıkça sorulan sorulara yanıt verdi. Çok fazla soru aldığını ve her birine tek tek yanıt vermesinin imkansız olduğuna işaret eden Görür, sanal medya hesabı üzerinden maddeler halinde sorulara yanıt verdi.

Görür’ün verdiği bilgiler şöyle:

“Bazı sorulara toplu cevap veriyorum. Cevabım mümkün olduğunca basite indirgenmiş ve sizin anlayacağınız şekilde olacak.

1-Bir yerde büyük deprem olunca o yörede ve o hatta tekrar yeterli enerji birikinceye kadar büyük deprem olmaz.

2-Kuzey Anadolu Fay Zonunda büyük deprem beklediğimiz yerler kırıldıktan sonra bu zonda artık uzun süre büyük deprem olmaz.

2- Bugünkü depremlerin olduğu Doğu Anadolu Fayında enerji büyük ölçüde boşaldı. Bazı yöreler hariç bu zonda büyük depremler olmaz.

3-Bu fayzonlarında bir müddet büyük depremlerde kırılmamış fay parçaları kırılır ve zonlar artık uzun süre sakin duracak şekilde dururlar.

4-Bu söylediklerim ülkemizin en önemli iki fay zonu için geçerlidir.

5-Fay tartışmalarını bırakalım, deprem nerede olacak, nasıl olacak vb tartışmaları bırakalım. Deprem gerçeğini kabul edelim ve deprem dirençli kentler talep edelim. Bunu tüm siyasilerden talep edelim ve yasal yollardan sesimizi duyuralım. Tek yol budur. Tekrar başımız sağolsun”

#Prof #Naci #Görür #Deprem #gerçeğini #kabul #edelim

Elbistan’ın Kistik köyünde yaşayan bir depremzede: Hiçbir şeyimiz kalmadı şimdi ne yapacağız

Maraş’ın Elbistan ilçesinin Kistik köyünde yaşayan bir depremzede, “Depremden sonra dışarda kaldık, kimsesiz kaldık. Hiçbir şeyimiz kalmadı ama neyse ki bize bir şey olmadı. Eskiden koyunlarımız vardı yaylaya çıkardık hepsi yıkıldı gitti şimdi ne yapacağız” dedi.

Maraş merkezli yaşanan depremlerin üzerinden 12 gün geçti. Bunca gün geçmesine rağmen bölgedeki depremzedelerin ihtiyaçları hala tam olarak karşılanmadı.

Maraş’ın Elbistan ilçesinin Kistik köyünde yaşayanların zor şartlarda verdikleri yaşam mücadelesini CAN TV mikrofonuna anlattı.

“HİÇBİR ŞEYİMİZ KALMADI, MUHTAR VE GENÇLER YARDIM GETİRİYOR”

Depremden sonra dışarda kaldıklarını belirten depremzede, “Kimsesiz kaldık. Hızır orucumuzu tutacaktık ama olmadı, o esnada sanki bomba düştü. Eğer o an beni kenara çekmeselerdi şu anda o taşların, ağaçların altında kalmış olacaktım. Hiçbir şeyimiz kalmadı ama neyse ki bize bir şey olmadı. Kimsemiz yok ama halimize şükrediyoruz, muhtar ve gençler yardım getiriyor. 1988 yılında evimizi yapmıştık 60 yıldır burada oturuyorduk. Eskiden koyunlarımız vardı yaylaya çıkardık hepsi yıkıldı gitti şimdi ne yapacağız. Şu anda kayınımın evinde kalıyoruz. Su yok bidonlardaki su donmuş karı eritiyorum, erittiğim suyla çayımızı ve yemeğimizi yapıyoruz” dedi.

PİRHA/MARAŞ

‘Türkiye amaçlarına ulaşamayacak’

Depreme rağmen Türkiye’nin, Kuzey ve Doğu Suriye’ye yönelik saldırılarını sürdürdüğünü hatırlatan Fırat Bölgesi Şehit Aileleri Kurumu Eşbaşkanı Ayşe Efendi, ne olursa olsun Türkiye’nin amaçlarına ulaşamayacağını söyledi

Mereş merkezli 6 Şubat’ta meydana gelen ve Kurdistan, Türkiye ile Suriye’de 10 binlerce insanın yaşamını yitirmesine neden olan depremin yaraları sarılmaya çalışılırken, Türkiye’nin Kuzey ve Doğu Suriye’ye yönelik saldırıları ara verilmeden devam etti. 12 Şubat’ta Kobanê’nin Menaz köyüne yönelik Silahlı İnsansız Hava Aracı (SİHA) ile gerçekleştirilen saldırıda Mahmud Kobanê, Şehba’ya bağlı Til Rıfat ilçesine yönelik bombardımanda ise Yusef Ebid (70) adlı siviller yaşamını yitirdi. Türkiye’nin gerçekleştirdiği saldırıları değerlendiren Fırat Bölgesi Şehit Aileleri Kurumu Eşbaşkanı Ayşe Efendi, yaşanan depremin yüzyılın en kötü felaketlerinden biri olduğunu kaydederek, “Böyle günlerde birlik olmalıyız ve birbirimize yardım etmeliyiz. Rojava’ya yönelik saldırıda tüm Kürtler birlik oldu ve kazanımlarını birlikte korudu. Şimdi de aynı şekilde biz de Kuzey’deki halkımızın yanındayız” dedi.

Depremi malzeme yapıyorlar

Kuzey ve Doğu Suriye’ye yapılan yardımların Türkiye tarafından engellendiğini hatırlatan Efendi, “Türkiye’de Hitler gibi, DAİŞ emiri gibi biri var. Yardımları engellemek ve parçalamak için her şeyi yapıyor, her yöntemi kullanıyor. Acımızı, üzüntümüzü paylaşmamamız için de her şeyi yapıyorlar. Sınırları kapattılar ve imkan yok. Kobanê, Rojava tamamıyla işgalcilerin ablukasında. Bu depremi de siyasetin malzemesi yaptılar. Binlerce kişi yaşamını yitirdi, binlercesi yaralandı. Hala enkazlarda insanlar var. Her yerde çocukların iniltisi var. Böylesi bir durumda Kürt, Türk, Arap ve diğer halklar arasında fark yok. Ancak böyle bir durumda bile insanlar arasında ayrımcılık yapıyorlar” diye belirtti.

‘Esas amaçları değişmiyor’

Kuzey ve Doğu Suriye’yi etkileyen deprem on binlerce insanın yaşamını yitirmesine neden olduğunu hatırlatan Efendi, şöyle devam etti: “Tüm bu yaşananlara rağmen Türk devleti işgal saldırılarından vazgeçmedi. Deprem sonrası hava saldırılarını sürdürdü. Hala daha Kürtlerin kazanımları ve canlarını hedef alıyor. Burada depremin yanında çocuklarımızı katlediyorlar. Son zamanlarda bileşenlerimizden önde gelen isimler katledildi. Hala daha Kürtleri yok etmek ve kazanımlarını ortadan kaldırmaya dönük arayışları sürüyor. Böylesi bir depremde bile esas siyasetleri, amaçları değişmiyor.”

‘Onların zulmünden büyüğüz’

Türkiye’nin saldırılarına rağmen bölgede dayanışma halinde olduklarına işaret eden Efendi, “Türkiye de, onların öncüleri Osmanlılar da aynı zihniyetle yaklaştı ve bu kültürlerini sürdürüyorlar. Ne Saddam ne de Hitler böyle yaptı. Hiçbir iktidar Tayyip Erdoğan gibi düşmanlık yapmadı. Bu kadar şeye rağmen amaçlarından vazgeçmiyorlar. Ancak bizde her şeye rağmen seferberlik halindeyiz. Birbirimize destek olmalıyız. Birlik olabilmeliyiz. Acılarımızın rengi aynı. Bizler onlardan, onların zulümlerinden, vicdansızlıklarından daha büyüğüz. Biz onların bize yönelik saldırılarından daha büyüğüz” ifadelerini kullandı.

‘Amaçlarına ulaşamayacaklar’

Deprem bölgesine yönelik yardımlara da dikkat çeken Efendi, “Onlarca devletten yardım gitti. Uçaklarıyla, insanlarıyla yardım için gittiler. Ancak bunda da bir ayrımcılık var. Yardımlar Türkiye’nin askeri güçlerinin denetiminde yapılıyor. Türk devleti bu yardımları kendi siyasetine alet ediyor. Gelen yardımları da askeri gücü için kullanacak. Tüm yaşananlara rağmen bize saldırmaları bunu açıkça gösteriyor. Bu planlanıyor” ifadelerini kullandı.“Ne olursa olsun Kürtler kendini bilmeli ve egemenlere karşı tutumları net olmalı” diyen Efendi, “Şerefli ve namuslu bir Kürt, Erdoğan ve onun iktidarına karşı sesini çıkarmalı. Deprem de olsa, saldırıları da olsa, tecrit de olsa onlar bizi yenemeyecek. Amaçlarına ulaşamayacaklar” diye konuştu.

‘Halkı göç ettirmek istiyorlar’

Demokratik Birlik Partisi (PYD) Yönetim Kurulu üyesi Ehmed Xoce de saldırıları MA’dan Mahmut Altıntaş’a değerlendirdi. Sivilleri hedef alan Türkiye’nin Rojava halkını yok etmek istediğini belirten Xoce, özellikle Til Rifat ve Kobanê’ye yönelik saldırılara dikkat çekti. Xoce, “Türk devleti depremi siyasi çıkarları doğrultusunda kullanmak istiyor. Saldırılardaki amaç ise halkı göç ettirip, bölgenin demografik yapısını değiştirmektir. Birkaç gün önce Menaz köyündeki saldırı sivil yurttaşa yönelikti. Bu şekilde aslında oradaki bütün halka şu mesajı veriyorlar: ‘Biz varlığınızı ve statünüzü tanımıyoruz.’ Saldırılarla halkı sindirip göç ettirmek istiyorlar” dedi.

Garantör devletlerin sessizliği

Türkiye’nin saldırıları karşısında garantör devletlerin sessizliğine işaret eden Xoce, şöyle dedi: “Garantörler bu bölgede savaşın durması gerektiğini söylediler ama saldırılar karşısında sessiz olduklarını görüyoruz. Türk devletinin Menaz köyündeki saldırı, Rus kampına yaklaşık bir kilometre uzaklıkta gerçekleşti. Onlarda bu saldırılara göz yumdular ve çıkarları doğrultusunda hareket ettiler. Öyle anlaşılıyor ki Türk Devleti garantörlerin desteğiyle bu saldırıları gerçekleştiriyor.”

‘Kürtler iradesini tanıdı’

Saldırılar karşısında Kürt halkının birliğinin önemli olduğuna dikkat çeken Xoce, “Kürt halkının kaderi birdir. Kobanê direnişinde bu ispatlandı. Bugün Kürt çocukları Kurdistan’ın dört parçasında savaşıyorlar. Bakur’un çocukları Rojava’da, Rojava’nın çocukları Bakur’da şehit oluyor. Eğer Kürt halkı bu saldırılara karşı bir olursa, büyük kazanımlar elde edebileceğini gördük. Kürt halkı artık iradesini tanımıştır. Önder Apo’nun izinde kendilerini çok iyi eğitmişler ve bu iz bizi zafere götürecek” şeklinde konuştu.

Kaynak: Medya Üren / Amed-JINNEWS

#Türkiye #amaçlarına #ulaşamayacak