Ana Sayfa Blog Sayfa 932

Bakan ‘riskli yapılarda’ deprem bölgesini saymamış bile!

Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’nın iki yıl önce en çok riskli yapı tespit edilen iller sorusuna verdiği yanıtta, depremde yerle bir olan 10 ilin hiçbirine yer vermediği ortaya çıktı

CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer’in iki yıl önce Türkiye’de en çok riskli yapı tespit edilen ilk 10 ili sorduğu yazılı önergesine; Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığınca verilen yanıt, 6 Şubat depreminde yerle bir olan 10 ilin hiçbirinin yer olmadığı ortaya çıktı. Bakanlık rsikli yapı tespit edilen ilk on ili İstanbul, İzmir, Ankara, Antalya, Konya, Manisa, Kocaeli, Eskişehir, Aydın, Denizli olarak sıralamıştı.

Temmuz 2021 tarihinde Bakan Murat Kurum tarafından, CHP Milletvekili Ömer Fethi Gürer’in önergesine verilen yazılı yanıtta, 81 ilde yürütülen Riskli Yapı tespiti işlemlerinde ilk on İlin Riskli Yapı tespiti sıralamasında; İstanbul, İzmir, Ankara, Antalya, Konya, Manisa, Kocaeli, Eskişehir, Aydın, Denizli illerinin olması dikkat çekti.

Riskli yapıların tespiti yapılıyor mu?

CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, 2021 yılında Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığına, riskli yapılarla ilgili şu soruları yöneltmişti: ,“Afetlere karşı toplumsal farkındalık düzeyinin artırılmasına yönelik çalışmaların ülke geneline yayılması ve kamu hizmet binaları envanteri çıkararak önceliklendirilmesine yönelik çalışmalarda hangi noktaya gelinmiştir? Bu kapsamda ülke genelinde kaç kamu binası incelenmiştir? Riskli olup güçlendirilen bina sayısı kaçtır? Yıkılıp yeniden yapılan bina sayısı kaçtır? Ülke genelinde sorunlu hizmet binası sayısı kaçtır? Kamuda kiralık bina sayısı kaçtır? Bu binalarda risk saptananların sayısı kaçtır? Riskli yapılarda ilk on il hangisidir?”

3 bin 179 kamu binasında risk analizi yapıldı

Ömer Fethi Gürer’in soru önergesini Temmuz – 2021 tarihinde yanıtlayan Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum, ülke genelinde 3179 adet kamu binasında deprem dayanımlarının belirlenmesi ve gerektiğinde güçlendirme projelerinin hazırlanması çalışmalarının yapıldığını belirtmişti. Kurum, ayrıca 2012-2021 yılları arasında Riskli Alan ve Rezerv Yapı Alanlarında yer alan yaklaşık 614.000 adet bağımsız birime ilave olarak, 81 İlde 760.282 adet bağımsız birimli konut ve işyeri Riskli Yapı statüsünde yenilendiğini belirterek, Riskli Alan ve Riskli Yapılarda (656.057 adet) bulunan yaklaşık 753.000 adet bağımsız birimin tahliye ve yıkım işlemleri gerçekleştirilmiştir” açıklamasında bulunmuştu.

Bakanlığa göre risk sıralaması

Çevre ve Şehircilik Bakanı Kurum, 81 ilde yürütülen riskli yapı tespiti işlemlerinde ilk on sıralamasını İstanbul, İzmir, Ankara, Antalya, Konya, Manisa, Kocaeli, Eskişehir, Aydın, Denizli olduğunu açıklamıştı.

Baştan savma yapılmış

6 Şubat tarihli Maraş merkezli depremler sonrası Antakya, İskenderun, Osmaniye, Maraş ve Göksun’da incelemelerde bulunduğunu belirten CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer ne deprem öncesinde, ne deprem sırasında ne de deprem sonrasında kağıt üzerinde alındığı iddia edilen tedbirlerin, ülkenin deprem gerçeği ile bağdaşmadığını vurguladı. Gürer, “O tarihte, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığınca soru önergemize 2 yol önce verilen yanıtta, 6 Şubat depreminde adeta yerle bir olan 10 ilin hiç birisi yer almıyor. Kahramanmaraş merkezli 2 büyük depremde Kahramanmaraş ile birlikte, Adıyaman, Adana, Gaziantep, Elazığ, Hatay, Osmaniye, Malatya, Diyarbakır, Kilis ve Şanlıurfa illeri depremden çok etkilendi. Bakanlık riskli yapılarla ilgili ilk 10 il arasında saymadığı Hatay ve K.Maraş’ta kamu binaları çoğu yıkıldı” dedi.

Yeniden risk haritası belirlenmeli

Gürer, “Ülkemizde yeniden bir risk haritası belirlenmeli ve bilime dayalı kapsamlı bir çalışma yapılarak başta kamu binaları depreme hazır kılınmalıdır” çağrısında bulundu.

HABER MERKEZİ

#Bakan #riskli #yapılarda #deprem #bölgesini #saymamış #bile

Ring aracından indirildi, çıplak hale getirildi, bayıltana kadar işkence yapıldı

Mereş’ten Samsun’a sevk edildikleri sırada ring aracından indirilen tutuklular, kıyafetlerinin tümünün çıkartılıp bayılana kadar işkence edildikleri anlattı

Mereş’in Bazarcix ilçesinde 6 Şubat’ta meydana gelen depremler cezaevlerini de etkiledi. Kısmi yıkılmalar ve çatlamaların olduğu Maraş Türkoğlu Cezaevi’nde tutuklular, farklı cezaevlerine sevk edildi. Türkoğlu 1 Nolu ve 2 Nolu Kapalı Cezaevinden, Samsun Kavak T Tipi Kapalı cezaevine sevk edilenlerden Yaşar Savcı, ailesiyle yaptığı haftalık telefon görüşmesinde, gardiyanların insanlık dışı işkencelerine maruz kaldıklarını anlattı.

Sevk sırasında yolda ring aracının durduğunu daha sonra üzerlerindeki kıyafetlerinin tümümün çıkartılarak bayıltana kadar işkenceye maruz kaldıklarını aktardı.

Bayıltana kadar işkence yapıldı!

Savcı’nın annesi Hanife Savcı (49), yaşananlardan sonra endişesinin arttığını söyleyerek, oğluyla yaptığı telefon görüşmesini şöyle aktardı: “Depremden bir gün sonra bulundukları cezaevinden başka bir cezaevine sevkleri yapıldı. Sevk sırasında onlara saatlerce işkence edildi. Bir yerde ring aracını durduruyorlar ve onları araçtan indiriyorlar. Çırılçıplak soyuyorlar, onlara işkence ediyorlar. Bayılana kadar işkence ediyorlar. Daha sonra çıplak şekilde araca bindirip cezaevine o şekilde götürüyorlar. Cezaevine götürdükten sonra da onlara işkence ediyorlar.”

İşkencenin hala devam ettiğini aktaran anne Savcı, oğlunun insan hakları savunucuları ve avukatlara kendilerini ziyaret etmeleri yönünde çağrıda bulunduğunu söyledi.

ŞIRNEX

#Ring #aracından #indirildi #çıplak #hale #getirildi #bayıltana #kadar #işkence #yapıldı

İTÜ: Güvensiz yapı stokuna son verilmeli

İTÜ depreme ilişkin yayınladığı raporda, “Bilimsel temele dayanmayan imar affı, mühendislik hizmeti almamış, sağlıksız ve güvensiz yapı stokunu yasallaştıran düzenlemelere son verilmeli” dedi

Mereş merkezli yaşanan iki büyük depremin ardından deprem bölgesi ile ilgili İstanbul Teknik Üniversitesi’nin (İTÜ) hazırladığı ön inceleme raporunu yazılı olarak yayınladı. İTÜ, rapor için depremden hemen sonra inşaat mühendisliği, jeoloji mühendisliği, jeofizik mühendisliği ve mimarlık gibi alanlardan oluşan uzman ekiplerinin kurulduğunu ve bölgede incelemelerde bulunduğunu belirtti.

Yapılan tespitler

Yıkılan binaların enkaz haline gelmesinde birçok etken olduğu ifade edilen raporda, “Binaların yaşı, temellerin oturduğu zeminlerin taşıma kapasitelerinin düşük olması, inşaatlarda kullanılan malzeme kalitesinin, kolonlar ve kirişlerin en kesit boyutlarının ve donatı miktarlarının yetersizliği, inşa edildiği yıllarda yürürlükte olan yönetmeliklere uygun olarak taşıyıcı sistem elemanlarının inşa edilmemiş olmaları, diğer yapım kusurları ile bitişik nizamda inşa edilen binaların kat seviyelerinin farklı olmaları gibi hususlar en belirgin yıkım nedenleri olarak görülmüştür” ifadelerine yer verildi.

Zeminde sıvılaşma

Hatay ve Adıyaman Gölbaşı gibi bölgelerde zemin sıvılaşmasına değinilen raporda, “Zemin sıvılaşmasının etkisiyle binaların temel sistemi özelliklerine bağlı zemine batarak ya binanın tamamı yana yatarak ya da kısmen sıvılaşan zemine batarak eğik vaziyette göçtüğü de görülmüştür. Bu depremler sonucunda, betonarme binalar gibi tüm yapıların yönetmeliklere uygun olarak zemin kapasiteleri yüksek olan bölgelerde projelerine azami ölçüde uygun olarak inşa edilen hastaneler ile bazı kamu binaları, böylesine şiddetli depremler sonucunda binalarda oluşabilecek yapısal hasarların çok sınırlı ölçülerde kalabileceğini bir defa daha göstermiştir” denildi.

Bilimsel temele dayanmayan imar affı

İTÜ’nün önerilerinin belirtildiği raporda, şu ifadelere yer verildi: “Bilimsel temele dayanmayan imar affı, imar barışı gibi mühendislik hizmeti almamış, sağlıksız ve güvensiz yapı stokunu yasallaştıran düzenlemelere son verilmeli, doğal eşikler yeniden yapılanma sürecinde esas alınmalı, yeni planlama sürecinde kültür varlıkları hariç bu alanlarda yapılaşmalara izin verilmemelidir.”

İSTANBUL

#İTÜ #Güvensiz #yapı #stokuna #son #verilmeli

Depremzedeye ‘yağmacı’ diyerek işkence uyguladılar

Depremzede Muhammet Gündüz, arama kurtarma çalışmalarına yardım ettiği esnada polisler tarafından ‘yağmacı’ diye işkenceye uğradı. Gündüz, polislerin kendisine ters kelepçe taktığını ‘Şimdi stresimi atacağım’ dediklerini ekledi

Mereş (Maraş) merkezli depremlerde binlerce bina yıkıldı, can kaybı sayısı 40 bine yaklaştı. Depremin yıkım getirdiği iller savaş alanına dönerken, bir yandan da bölgede ‘yağma’ bahanesiyle kaos yaratılmak isteniyor. Bu sebeple birçok kişi linç edilirken, son olarak 20 yaşındaki depremzede Muhammet Gündüz linç edilmek istendi.

CHP Antakya Gençlik Kolları Sekreteri Semire Gündüz’ün kardeşi olan Muhammet Gündüz, yaşadıklarını anlattı. Gazete Duvar’da Can Bursalı’nın haberine göre, evleri depremde hasar gören ancak yıkılmayan Gündüz, arkadaşının ailesini kurtarmak için Armutlu semtindeki enkaza gittiğini söyledi. İki gün boyunca arama kurtarma çalışmalarına yardım ettiğini söyleyen Gündüz, arkadaşıyla birlikte akşam saatlerinde tuvalet ihtiyacını gidermek için yer aradıklarını söyledi:

“Orada bir asker abimize tuvaletimizi nereye yapabiliriz diye sorduk. O da bize ‘Uygun bir yer bulun yapın’ dedi.

Açıkçası telefon ve internet erişimimiz olmadığı için yağmacı konusundan da haberdar değildik. Bilsek zaten böyle bir şey yaşamazdık. Bulduğumuz boş bir binanın girişine ihtiyacımızı gidermek için girdik. O sırada bizim oraya girdiğimizi görenler çevredeki polislere söylemiş. Polisler gelir gelmez bizi darp etmeye başladı.”

Gündüz, polislerden birinin “Önce dövelim sonra üstünü ararız diyerek engel oldu” dediğini ifade etti.

Polislerden birinin kendisine, “Bana sizi Allah gönderdi. Şimdi stresimi atacağım” dediğini de iddia eden Gündüz, darp sırasında kurtarma çalışmalarına yardım için geldiklerini anlatma fırsatı bulabildiklerini ve bu andan sonra şiddetin sona erdiğini de sözlerine ekledi.

Polisin, yakınlarına ulaşarak enkazdan kurtarma çalışmalarına katıldıklarının teyidini aldığını ve kendilerini serbest bıraktığına değinen Gündüz, darp boyunca polis tarafından üç-dört noktaya götürüldüklerini ve ters kelepçe takılarak şiddete uğradıklarını da anlattı.

MEREŞ

#Depremzedeye #yağmacı #diyerek #işkence #uyguladılar

Deprem bölgesinde 294 bin 165 binaya imar affı verildi

21 yılda 11 imar affı çıkaran AKP iktidarının 2018’de çıkardığı son afla, 6 milyon konut ve yapı kayıt belgesi aldı. Depremden etkilenen 10 kentte ise 294 bin 165 bina, imar affı kapsamında yasal koruma altına alındı

Mereş Bazarcix ve Elbistan merkezli depremlerin ardından yetkililerin ihmali ve her seçim öncesinde getirilen imar affı yeniden gündeme geldi. Saatler geçtikçe bilançonun ağırlaştığı depremde, resmi verilere göre 12 bin 141 bina ve 66 bin 58 bağımsız bölüm yıkıldı. Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından 13 ilde yürütülen hasar tespit çalışmaları kapsamında ise 61 bin 722 binada yer alan 263 bin 800 birimin acilen yıkılması gereken, ağır hasarlı ve yıkık olduğu tespit edildi.

21 yılda 11 imar affı çıkarıldı

1978’den 1999’a kadar geçen 21 yıllık süreçte 5 kez imar affı çıkarılırken, AKP’nin iktidara geldiği 2002 yılından bu yana ise imar affı kapsamında 11 kanun çıkarıldı. Son imar affı ise 2018’de yapılan Cumhurbaşkanlığı seçimleri öncesinde Çevre ve Şehircilik Bakanı Mehmet Özhaseki döneminde Meclis’ten geçti.

AKP-MHP-CHP oyları ile çıktı

Meclis’te 11 Mayıs 2018’de görüşülen son imar affı teklifine, AKP’den 205 MHP’den 4 milletvekili kabul oyu verirken, Cumhuriyet Halk Partisi’nden (CHP) de 8 vekil kabul oyu verdi. AKP-MHP-CHP tarafından verilen 217 kabul oyu ile Meclis’ten geçen imar affına Halkların Demokratik Partisi (HDP) milletvekilleri ret oyu verdi.

2018’de 6 milyon konut belge aldı

Mevcut Çevre ve Şehircilik Bakanı Murat Kurum, 2022 yılında imar affı kapsamında Türkiye genelinde 7 milyon 85 bin 969 adet Yapı Kayıt Belgesi verildiğini, bunlardan 5 milyon 848 bin 927’sini konutların oluşturduğunu açıklamıştı. İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) Genel Sekreter Yardımcısı Dr. Buğra Gökçe’nin Mereş merkezli depremlerin ardından yayınladığı verilere göre ise depremden etkilenen 10 kentte toplam 294 bin 165 bina imar affı kapsamında yasal koruma altına alındı.

TÜİK: Halkın yüzde 51’i yeni binalarda oturuyor

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine göre, Türkiye genelinde 2009 ve 2022 yılları arasında 1 milyon 400 bin 103 bina yapı kullanım izin belgesi aldı. Bunlardan 8 milyon 501 bin 994’ü ise daire olarak kullanım izni aldı. Yanı sıra 1 milyon 545 bin 541 bina ise yapı ruhsat belgesi aldı. Bunlardan 9 milyon 665 bin 585’i dairelerden oluştu. Depremin etkili olduğu Adana, Semsûr, Hatay, Dîlok, Amed, Kilis, Riha, Meletî, Mereş ve Osmaniye’de halkın yüzde 51,5’i ise 2001 sonrasında inşa edilen binalarda ikamet etti.

Uydu görüntüleri yıkımı gösterdi

Depremin ardından incelenen uydu görüntülerinde ise depremin etkili olduğu 10 ilde yapılan binalarının birçoğunun 2004 sonrasında yapıldığı görüldü. Devlet organları ise söz konusu depreme rağmen 2002 yılından bu yana kaç adet yeni binanın yapıldığına ilişkin herhangi bir açıklamada bulunmadı.

MA / Yüsra Batıhan

#Deprem #bölgesinde #bin #binaya #imar #affı #verildi

Semsûr’da iktidara öfke dinmiyor

Mereş merkezli iki depremin en çok etkilediği illerden biri olan Semsûr’da halkın iktidara olan öfkesi dinmiyor. Dayanışma ile yaraların sarıldığı Semsûr’da en büyük ihtiyaç ise çadır.

Selman Çiçek

Kış soğuğunun yoğun yaşandığı bugünlerde yazdan kalma bir gün yaşayan Semsûr’da halk, böylesi havalarda kendilerini sokaklara atarken bugün sessizlik hakimdi. Kenti büyük yıkıma uğratan depremden dolayı nüfusun yarısı kenti terk etmek zorunda kaldığı için kent sessizliğe bürünürken, kalanlar ise gönüllülerin çalışmaları ile yaralarını sarmaya çalışıyor. Kentte kalanların bir kısmı ise ağır hasar alan evlerde, tüm riskleri göze alarak eşyalarını kurtarmaya çalışıyor.

Kamu binaları yıkıldı

Semsûr’un merkez ilçesinde, resmi olmayan verilere göre; bin 450 bina yıkıldı. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’nın açıkladığı ilk verilere göre; ağır hasarlı olan 3 bin 554 bina ile ilgili acil yıkım kararı verilirken, ilçelerdeki ağır hasarlı binalarla birlikte 5 bin 500 bina yıkılacak. Semsûr kent merkezinde yıkım daha çok Valilik binasının olduğu bölgede olurken bu bölgede devlete ait kurumların çoğunun yıkılması dikkat çekiyor. Kentte Adıyaman Belediyesi binası, AFAD binası, İl Sağlık Müdürlüğü, PTT, Türk Telekom ve Orman İşletme Müdürlüğü binaları da yıkıldı.

11 bin kişi öldü

Yıkımlar daha çok Kalepınar, Cumhuriyet, Atışalanı mahallerinde olurken Gölbaşı ilçesinde göl yatağından dolayı ilçedeki bütün evler depremden hasar gördü. Kente 9 yapıda arama kurtarma çalışması yapılırken diğer yapılarda ise enkaz kaldırma çalışması yapılıyor. Enkazlar, kent dışına çıkarılarak Besni ilçesinde boş bir alana boşaltılıyor. Sağlık kurumlarından alınan gayri resmi verilere göre kentte depremden dolayı 11 bin kişinin öldüğü düşünülüyor. Resmi kurumlar şu ana kadar net bir rakam vermedi.

Devlet nerede?

Kentin her sokağında gezdiğimizde depremin üzerinden 13 gün geçmesine rağmen iktidara olan öfke ilk gün gibi tazeliğini koruyor. Yıllardır iktidar partisinin birinci parti çıktığı kentte, halkın öfkesi iktidara üst seviyede iken, devletin depremin ilk üç gününde enkazlara müdahale etmediğini, bu nedenle ölümlerin arttığına inanıyor. Konuştuğumuz depremzedelerden çoğunun ortak tepkisi; “Devlet nerede? Güya büyük devlettik. Semsûr’da ne devlet, ne belediye ne Valilik, ne de AFAD var” yönünde.
Almanya’dan geldi

Halkın tepkisini her sokakta duymak mümkün. Bu tepkilerden biri de Kalepınar Mahallesinde ailesinden 6 kişiyi kaybeden Hüseyin Büyükşahin, deprem olduğunda Almanya’da olduğunu deprem sabahı uçak ile Adıyaman’a geldiğini söyledi. Kendisinin kilometrelerce yol kat ederek Semsûr’a geldiğini ancak kentte bulunduğu üç gün boyunca devletin kentte gelmediği için öfke dolu olduğunu söyledi. “Güya büyük devlettik” diyen Büyükşahin, devletin kendilerini yalnız bıraktığını, eğer devlet geldiğini iddia ediyorsa devlet ile yüzleşmeye hazır olduğunu söyledi. Ailesini kendi imkanları ile kurtarmaya çalıştıklarını söyleyen Büyükşahin, “Eğer AFAD ilk gün müdahale etseydi kimse ölmeyecekti. Oy zamanında kapımızı çalan devlet afet anında bizi yalnız bıraktı” dedi.

Vali ortada yok

Depremzedelerden biri de “Bugün Semsûr kırsalında bir PKK’li görse on bin askeri yığıyor. Ancak kendi halkı enkaz altında olunca ilk üç gün kimse gelmedi. Amed’ten, Artvin’den insanlar geliyor ama devlet yok. Çınar Belediyesi bugün bize yemek dağıtıyor. Ama ortada ne Semsûr Belediyesi ne de Valilik var” diyerek tepkisini gösterdi.

Köylülere yardım etmediler

Kentin köylerdeki durumu ise daha vahşet. Köylerin bir çoğunda halen ulaşım sağlanmezken.Köyde yaşayanlar kendi başlarının çaresine bakıyorlar. Semsûr’un Aksu köyünde yıkılan hiç bir yapıya AFAD ekibi müdahale etmezken köy halkı, kendi lmkanlarıyla yakınlarını çıkarmaya çalıştı. Depremin ardından köyün ilerisindeki karakola haber vermelerine rağmen karakolun, köyün kendilerine bağlı olmadığı için yardım edemeyecekleri cevabını aldı.

Dayanışmanın merkezlerinden biri olan Yeni Mahalle Cemevi, yaptığı koordinasyonla köylere ulaşarak köylerin sorunlarını çözüyorlar. Kentin hiçbir noktasında ne aş evi var nede koordinasyon merkezi. Kentteki tek dayanışma merkezi cemevi iken HDP, Çınar Belediyesi ve KESK’in gönüllü çalışmalarıyla kentin yaralarını sarmaya çalışıyor.

Kontrol noktası kuruldu

Kentin tek dayanışma merkezi cemevi son dönemde asker ve polislerin tehditleri ile karşı karşıya. Kentte giriş çıkışlarda kontrol noktaları kuran asker ve polis, kentte giriş çıkışları kontrol etmeye başladı.

Bir çadırda üç aile kalıyor

Kentte en büyük sorunlarından biri de çadır sorunu. Kentte evi yıkılan depremzedeler çadır bulmakta zorlanırken AFAD’ın buna yönelik bir çalışması yok. Bir çadırda üç dört aile kalıyor.

#Semsûrda #iktidara #öfke #dinmiyor

İHH inkar etti, bakanlık doğruladı: Çocuklar eve yerleştirilmiş!

İHH, ‘kimsesiz çocuklar İHH evlerine yerleştirildi’ açıklamasını yalanlarken, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı en az 20 mülteci çocuğun kendi gözetimlerinde İHH evine yerleştirildiğini açıkladı

Mereş’te meydana gelen ve 10 ili etkisi altına alan depremin ardından can kaybı 40 bine yaklaştı. Depremde ailesini kaybeden çocukların akıbeti ise yavaş yavaş ortaya çıkıyor. Refakatsiz en az 20 çocuğun iktidara yakınlığıyla bilinen İHH İnsanı Yardım Vakfı tarafından bir eve yerleştirildiği ortaya çıktı.

Konuyla ilgili TELE1’den Egehan Erkün’e konuşan Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı yetkilisi, söz konusu ihbarın ardından bakanlık personellerinin polis ekipleriyle birlikte villaya gittiğini ve konutun Aynur Akdeniz isimli İHH yöneticisine ait olduğu bilgisine ulaştıklarını ifade etti. Bakanlık kaynağı, Aynur Akdeniz ile 20 depremzede çocuk ve 7 annenin Hatay’ın Kırıkhan ilçesinde geçmişte de iletişim halinde olduğunu söyledi.

Ayrıca bakanlık personellerinin, çocukları belli aralıklarla ziyaret ettikleri ve herhangi bir aykırılık tespit edilmediği öğrenildi.

Çocuklar mülteci

Bakanlık yetkilisi, villada kalan çocukların ve annelerinin Suriyeli mülteci statüsünde Türkiye’ye geldiklerini belirtti.

Yetkili konuyla ilgili şunları söyledi:

“Çocukların babaları yok. Anneler ve çocukları var sadece. Depremden önce vefat etmiş veya yoklar. Burada kalan çocuklar Suriyeli mülteci. Bakanlık personelleri gidip gerekli denetimleri yaptı.

“Hepsinin annesi orada. Herhangi bir aykırılık yok. Çocukların durumu iyi, sağlıkları ve beslenmeleri iyi. Bizim ekiplerimiz adresi biliyorlar. Ara ara gidiyorlar. Olur da şartları kötüleşirse biz devlet olarak koruma altına alırız.”

İHH inkar etti

İHH İnsani Yardım Vakfı, ”depremlerde kimsesiz kalan çocukların İstanbul’a getirilerek İHH evlerine yerleştirildiği” yönündeki iddiaların asılsız olduğunu, haberi yayımlayanlar hakkında hukuki işlem yapılacağını bildirdi. Öte yandan İHH, Vakfın bir evi olmadığını da söylemişti.

Ne olmuştu?

Deprem nedeniyle birçok çocuğun ailesini kaybettiği veya çocukların kaybolduğu iddia ediliyor. Depremin ilk günlerinden bu yana bazı depremzede çocuklara devlet tarafından sahip çıkılmadığı ileri sürülüyor.

Bu iddialara ilişkin daha öne açıklama yapan Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı, “Deprem bölgesinde şu ana kadar ailelerine ulaşılamayan refakatsiz çocuklar konusunda tek yetkili kurum bakanlığımızdır” demişti.

Önce Çocuklar ve Kadınlar Derneği, deprem bölgesindeki refakatsiz çocukların tarikatlar tarafından kaçırıldığı, kendilerini aileleri olarak tanıtan kişilere veya organ mafyalarına teslim edildiğine dair iddialar üzerine suç duyusunda bulundu.

Çağdaş Hukukçular Derneği de depremzede ve kimsesiz olabileceği düşünülen çocukların tarikatlarla ilişkili olabilecek bir derneğe teslim edildiği yönünde ciddi şüpheler içeren bir ihbar aldıklarını duyurmuştu.

HABER MERKEZİ

#İHH #inkar #etti #bakanlık #doğruladı #Çocuklar #eve #yerleştirilmiş

AFAD ayağını kesmek istedi, İspanyol ekip kurtardı

Semsûr’da anne babası ve akrabalarından kişiyi depremde kaybeden Nazım Portakal, üç gün enkaz altında yardım bekledi. Portakal’ın sıkışan ayağını AFAD kesmek isterken, İspanyol ekibi izin vermeyerek kurtardı

Mereş merkezli meydana gelen ve 10 kenti etkileyen depremlerde, yaşamını yitirenlerin sayısı 40 bine dayandı. Depremzedeler hala çadır, gıda ve ısınma gibi birçok şeye ulaşamazken, AFAD ve iktidar gerekli yardımları hala yaptığı iddia ediyor.

‘Sesimi duyuramadım’

Depremde anne ve babasıyla birlikte akrabalarından 10 kişiyi kaybeden ve kendisi de depremin 3’üncü günü enkaz altında kurtarılan 25 yaşındaki Nazım Portakal, uzun süre yardımın ulaşmadığı depremzedelerden biri. Enkazda kalışından üç gün sonra insanların sesini duyduğunu aktaran Portakal, sesini duyurabilmek için bulduğu masa ayağıyla duvarı kırdığını söyledi.

AFAD bırakıp gitti

Portakal, akrabalarının kendi yerini tespit ettiğini, gelip üzerine battaniye attıklarını kaydetti. Bir süre sonra AFAD ekiplerinin gelerek sol ayağını kurtardığını fakat sağ ayağını kurtarmadan bırakıp gittiğini anlatan Portakal, saatler sonra akrabalarının geldiğini belirterek, “Akrabalarım AFAD’dan daha bilgililerdi. Ayağımı baya bir boşluğa düşürdüler” dedi.

İspanyadan gelen ekip kurtardı

Ayağının akrabalarının müdahalesi sonrası baya rahatladığını fakat malzeme yetersizliğinden kaynaklı ayağının sıkışan kirişten bir türlü kurtarılamadığını ifade eden Portakal, “Sonra tekrardan AFAD’dan bir ekip daha geldi. Onlarla biraz konuştum. Artık dayanamıyordum. Hiç gücüm yoktu. ‘İspanyol ekibi gelecek, bekle’ dediler. Onların yüzünü görür görmez çok rahatladım. Adamlar 2-3 saatlik bir çalışma sonucunda beni oradan çıkardılar. Beni çıkardıktan sonra hemen hastaneye götürdüler. Hastaneye girer girmez hiç film çekmeden ayağımı alçıya aldılar” ifadelerini kullandı.

Valilik yardım etmedi

Portakal’ın Dîlok’ta yaşayan amcası Mulla Portakal, 3 saat yol yürüyerek deprem bölgesine gittiğini, Valilikten istedikleri yardımların da karşılıksız kaldığını söyledi. Portakal, her yardım isteklerinin geri çevrildiğini ve bunun kendilerini büyük bir çaresizliğe sürüklediğini belirtti.

AFAD ayağını kesmek istedi

2’nci günün gecesinde AFAD ekiplerinin kendisine, “Bu çocuğun ayağını keseceğiz” dediklerini aktaran Portakal, kan kaybından yaşamını yitirmesi riski nedeniyle kabul etmediklerini söyledi. Bunun üzerine ekiplerin kendilerine, “Çocuk yavaş yavaş bilincini yitiriyor. Yapacak bir şey yok. Biz bu çocuğun ayağını kesmesek, oradan canlı çıkaramayız, şuurunu kaybediyor” dediklerini aktaran Portakal, bunun üzerinde canlı kurtulması için kabul etmek zorunda kaldıklarını söyledi.

İspanyol ekip engelledi

Portakal, sonrasında yaşanan gelişmeleri şu sözlerle aktardı: “Ondan sonra bir yerleri aradılar. Telefon konuşmasını dinledik. Telefondakiler, ‘Öyle saçma sapan bir şey yapmayın. Hiçbir uzman doktor o çocuğun ayağını orada kesemez, kesseler bile çocuk ölür’ dediler. Onlar öyle deyince vazgeçtiler. Çalışmaya devam ettiler. En son İspanya’dan bir ekip geldi. Her türlü olanağa, ekipmana sahiptiler. Gelip müdahale ettiler. Moral vermesi için enkazın içine 2 kadın götürdüler. Bir yandan sohbet ederken bir yandan da çalışma yürüttüler. Çalışma 2 saat falan sürdü. O şekilde çocuğu çıkardık. Ondan sonra canlı var mı diye tespit etmek için etrafa 2-3 tane köpek bıraktılar. Başka canlı da yoktu zaten.”

MA / Rukiye Adıgüzel

#AFAD #ayağını #kesmek #istedi #İspanyol #ekip #kurtardı

Diyanetin yanıtı suçtur, işlem başlatılsın

Diyanet’in çocukları her türlü istismara açık hale getiren açıklamalarına derhal son vermesi çağrısında bulunan EŞİK, Diyanet hakkında işlem başlatılmasını istedi

Eşitlik İçin Kadın Platformu (EŞİK), Diyanet’in depremzede çocukların evlat edinilip edilmeyeceğine dair soruya verdiği “evlat edinenle evlatlık arasında evlenme engeli yok” yanıtına ilişkin yazılı açıklama yaptı.

“Evlat edinme dendiğinde, Diyanet’in aklına gelen evlilik ve miras” başlığıyla yapılan açıklamada, Diyanet verdiği yanıtın Medeni Yasa’ya aykırı ve Ceza Yasası’na göre suç olduğunun altını çizen EŞİK, “Bu, Diyanet’in çocukların cinsel istismarının önünü açan ilk açıklaması değil. Daha önce Diyanet Vakfı yayınlarında ‘evlilikte alt sınırın kızlarda 9, erkeklerde 12’ olarak belirtildiği ortaya çıkmıştı. 6 yaşından itibaren yıllarca cinsel istismara maruz kalan H.G.K.’nın duruşmasının üzerinden daha bir ay bile geçmedi! Diyanet’in, evlat edinilen çocuğun ‘evlat edinenin nesebine kaydedilmemesi’, ‘mirasçı olmaması’ ve sadece ‘çocuğu olmayan ailelerin kimsesiz çocukları büyütmek üzere yanlarına almalarında bir sakınca görülmemekte’ ifadeleri de hukuka ve Medeni Kanun’a aykırıdır” denildi.

‘Derhal son versin’

Diyanet’in çocuk yaşta zorla evlendirmeleri teşvik eden ve çocukları her türlü istismara açık hale getiren bu açıklamalara derhal son vermesi çağrısının yapıldığı açıklamada, “Bu açıklamaları yapan sorumlular hakkında işlem başlatılmalıdır” ifadeleri kullanıldı.

HABER MERKEZİ

#Diyanetin #yanıtı #suçtur #işlem #başlatılsın

40 bine yakın insan hayatını kaybetti: Hesap veren yok

Depremin üstünden 13 gün geçti can kayıpları artmaya devam ediyor. Bölgede armaa kurtarma faaliyetleri sonlanırken yetkililer hala enkaz altında insanların olduğunu söylüyor

Mereş’ın Elbistan ile Bazarcix (Pazarcık) ilçelerinde gerçekleşen ve 10 ilde yıkıma neden depremin üstünden 12 gün geçti. Son açıklanan resmi verilere göre depremde 39 bin 672 yurttaş hayatını kaybetti.

Depremde yıkımın en çok yaşandığı kent olan Hatay’da Büyükşehir Belediye Başkanı Lütfü Savaş’a göre 20 bin civarında insan sadece burada hayatını kaybetti.

Fenomen Taha Duymaz’ın cansız bedenine ulaşılması sonrası Hataysporlu futbolcu Christian Atsu’dan acı haber geldi. Atsu’nun menajeri Murat Uzunmehmet, Ganalı futbolcunun hayatını kaybettiğini açıkladı. Menajeri yaptığı açıklama, “Christian Atsu bulundu ve maalesef hayatını kaybetti” ifadelerini kullandı.

Bölgede arama kurtmar faaliyetleri sonlanıyor. Belediye başlkanları ve faaliyet yürüten gönüllü eklipler enkazın altında hala yurttaşların olduğunu söylüyor.

Ayrıntılar geliyor..

#bine #yakın #insan #hayatını #kaybetti #Hesap #veren #yok