Ana Sayfa Blog Sayfa 934

Okmeydanı Cemevi, Hatay Defne’ye çadır, battaniye, ısıtıcı, kuru gıda götürdü

HBVAKV Okmeydanı Cemevi, Hatay’ın Defne ilçesindeki depremzedelerin ihtiyaçları doğrultusunda bölgede çadırlar kurarken, yardım malzemelerini de deprem mağdurlarına ulaştırdı.

Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı (HBVAKV) Okmeydanı Cemevi, Maraş merkezli depremlerin ardından Hatay’ın Defne ilçesinde depremzedeler için çadır kurarken, insanların acil ihtiyaçlarına dönük yardımlarına devam ediyor.

Bölgede bulunan Baba Mansur Ocağı’ndan Eren Yıldırım dede, Okmeydanı Cemevinin yürüttüğü çalışmalara ilişkin bilgi verdi. İhtiyaç sahiplerinin bulunduğu alanlara çadırları kurduklarını belirten Yıldırım, “Yaklaşık 74 tane çadır, 35 tane jeneratör, 300’ün üzerinde ısıtıcı, battaniye, kuru gıda, giysi gibi ihtiyaçları bölgeye ulaştırdık. Çadırları bir bölgede kurmaktansa, ihtiyaç sahiplerinin bulunduğu bölgelerde kurduk. Hak, lokma sahiplerinin lokmasını kabul etsin. Hak bir daha böyle acılar yaşatmasın. Yardımcımız da Bozatlı Hızır olsun” ifadelerini kullandı.

PİRHA/İSTANBUL

Depremde hayatını kaybeden Akademisyen Mehmet Yıldırım, Dersim’de toprağa sırlandı

Dersimli Akademisyen Mehmet Yıldırım’ın cansız bedeni dün Hatay’da enkaz altından çıkarılmıştı. Mehmet Yıldırım, Tunceli Cemevi’nde Hakk’a uğurlanıp Gomemis köyünde toprağa sırlandı.

Maraş Pazarcık ve Elbistan merkezli depremlerin ardından binlerce kişi yaşamını yitirirken, yüz binlercesi de evsiz kaldı.

Dersimli Akademisyen Mehmet Yıldırım’ın cansız bedeni dün Hatay’da enkaz altından çıkarılmıştı. Yıldırım, Tunceli Cemevi’nde Hakk’a uğurlanıp Gomemis köyünde toprağa sırlandı.

“MEHMET YILDIRIM, KENDİ TARİHİNE DAİR ARAŞTIRMALAR YAPTI”

Mehmet Yıldırım’ın Dersim’in tarihine duyarlılığı olduğunu ifade eden Kureyşan Ocağı evladı Kadir Bulut, “Dersim Katliamı’nı yüreğinde hisseden, aktaran, yaşatan ve unutturmamaya çalışan bir bilim adamıydı. Dersim’in yetiştirdiği güzel gençlerimizden birisiydi, talihsiz bir şekilde aramızdan ayrıldı” dedi.

Dersimli akademisyenler içerisinde kendi memleketine karşı sorumluluk duyan ve kendi tarihini araştıran akademisyen sayısının fazla olmadığını belirten Prof. Dr. Şükrü Aslan da, “Mehmet Yıldırım, kendi tarihine dair çok ciddi araştırmalar yaptı” diye konuştu.

PİRHA/DERSİM

Bulgaristan’da terkedilmiş bir kamyonda 18 göçmen ölü bulundu

Bulgaristan’ın başkenti Sofya’da terkedilmiş bir kamyonda 18 göçmen ölü bulundu

Bulgaristan’ın başkenti Sofya’da terkedilmiş bir kamyonda 18 göçmen ölü bulundu. Bulgaristan İçişleri Bakanlığı, yaptığı yazılı açıklamada, kamyondaki göçmen sayısının 40 olduğunu, sağ kalanların çeşitli hastanelere kaldırıldıklarını bildirdi.

AA’nın aktardığına göre ahşap yüklü kamyonun gizli bölmesine saklanan göçmenlerin ölüm nedeni araştırılıyor.

Sürücüsü tarafından terkedilmiş; kaza yapmamış olan kamyon, vatandaşların ihbarı üzerine bulundu.

Bulgar polisi olayla ilgili çok yönlü soruşturma başlattı.

HABER MERKEZİ

#Bulgaristanda #terkedilmiş #bir #kamyonda #göçmen #ölü #bulundu

Kayyum atanan yardım merkezindeki yardımlar dağıtılmıyor

Bazarcix’te kayyum atanan Kriz Koordinasyon Merkezi’nde bulunan yardımlar 2 gündür dağıtılmıyor

Halkların Demokratik Partisi (HDP) ve yöre dernekleri öncülüğünde depremin merkez üssü Mereş’in Bazarcix (Pazarcık) ilçesinde kurulan Kriz Koordinasyon Merkezi’ne 15 Şubat’ta kayyum atandı. Hasankoca kırsal mahallesinde bulunan merkezin giriş ve çıkışları, kayyum ataması sonrası askerler tarafından tutuluyor.

Partililer ve gönüllüler tarafından halka dağıtılmak üzere toplanan yardımlar ise, 2 gün geçmesine rağmen dağıtılmıyor. Sadece merkeze gelen kimi kişilere bazı yardımlar veriliyor. AFAD ve bazı belediyeler tarafından getirilen yardımlar da buraya boşaltılıyor.

MA / Azad Altay – Abdurrahman Gök

#Kayyum #atanan #yardım #merkezindeki #yardımlar #dağıtılmıyor

‘Refakatsiz kalan çocuklar nerede?’

Önce Çocuklar ve Kadınlar Derneği, depremde refakatsiz kalan çocukların devlet kurumları dışında cemaat ve tarikatlara yerleştirildiklerini belirterek, suç duyurusunda bulundu

Önce Çocuklar ve Kadınlar Derneği, depremde refakatsiz çocukların devlet kurumları dışında, cemaat ve tarikatlara yerleştirildiklerini belirterek, İstanbul Beykoz Cumhuriyet Başsavcılığı’na gönderilmek üzere Antalya Cumhuriyet Başsavcılığı’na “Çocuğun kaçırılması ve alıkonulması” ve “Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma” suçlamasıyla suç duyurusunda bulundu.

Çocukların kaçırıldığı iddiası

Depremde zarar gören çocukların, İstanbul Beykoz ilçesine kaçırılması veya hürriyetlerinden yoksun bırakıldığının tespit edildiği, bu nedenle suç duyurusunda bulunulduğunun belirtildiği dilekçede, şu ifadelere yer verildi: “Arama kurtarma çalışmaları devam ederken, çocukların enkazdan çıkarıldığı ya da kayıp olarak bulunduğu günün, saatin, yerin, mümkünse ailesiyle yaşadığı apartmanın bilgisi tespit edilmeksizin kendilerini aileleri olarak tanıtan kişilere teslim edilmeleri söz konusudur.

Depremde sağ kurtarılan çocukların resmi kurumlara bildirimlerinin yapılmadığı ve kayıtlara geçmesini sağlanamadığı örnekler sahadan bildirilmektedir. Derneğimize ulaşan Beykoz özelindeki vahim iddia Beykoz Çavuşbaşı Mahallesi’nde çocukların, bazı insanlar tarafından tedarik edilen 3 adet ev ve çeşitli ihtiyaçlarının karşılandığı yönündedir. Bu yönde çekilen videolar sosyal medyada dolaşmaktadır. Delil olarak sunduğumuz videoda konuşan şahıslar depremzedelerin refakatsiz çocuklarının İstanbul Beykoz’a getirildiğini ve burada barındırılacaklarını, ancak çocukların temel ihtiyaçlarının eksik olduğunu bildirerek evlerin temizliği ve çocukların kalan ihtiyaçları için yardım çağrısında bulunmaktadır. Söz konusu video suç ikrarını içermektedir. Bu videoyu destekler mahiyette tanığımız bulunmaktadır. Kendisinin dinlenilmesini talep etmekteyiz. Görgü tanığı olayın sıra dışı bir durum olduğunu farketmiş ve bu çocukların kaçırılmış olabileceğinden şüphelenmiştir.”

Suç duyurusunun ardından Antalya Adliyesi önünde yapılan açıklamada konuşan Önce Çocuklar ve Kadınlar Derneği avukatlarından Müjde Tozbey, refakatçisi olmayan çocuklar ile ilgili Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı ile irtibata geçtiklerini ancak, konuyla ilgili bilgilerinin olmadığı yanıtını aldıklarını belirtti.

‘Çocuklar tarikatlara teslim ediliyor’

Tozbey, “Ne yazık ki derneğimize ve başka kurumlara yapılan ihbarlar, refakatsiz çocuklarımızın devlet kurumları dışında tarikatlara, alanlarda çocukların akrabaları olduğunu söyleyen kimselere teslim edildiklerini bildirmektedir” dedi.

Aldıkları ihbarlar hakkında bilgi veren Tozbey, İstanbul’un Beykoz ilçesi Çavuşbaşı Mahallesinde 60 refakatsiz çocuk için 3 tane villa ayarlandığını belirtti. Bu villalar hakkında ellerinde videoların bulunduğunu kaydeden Tozbey şöyle devam etti: “Bulgular ışığında soruşturma açılması ve iddiaların araştırılarak tespit edilerek, tüm şüpheliler hakkında ‘TCK 234 Çocuğun Kaçırılması ve TCK 109 Kişiyi Hürriyetinden Yoksun Kılma’ başta olmak üzere re’sen araştırılacak tüm suçlardan kamu davası açılması amacıyla biraz önce İstanbul Beykoz Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulunduk. Söz konusu suç duyurumuza müdahil olmasını umut ettiğimiz Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’ndan derhal açıklama bekliyoruz” dedi.

Tozbey, açıklamanın sonunda Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’nın yanıtlaması üzerine şu soruları yöneltti:

“* Depremzede olan refakatsiz 60 çocuğumuz nerededir?

* Refakatsiz çocuklarımız, tarikat olduğu tespit edilen villalara neden yerleştirilmektedir?

* Bakanlık, refakatsiz depremzede çocuklarımızın kaçırılmasına göz mü yummaktadır?”

HABER MERKEZİ

#Refakatsiz #kalan #çocuklar #nerede

Öğrencilerden uzaktan eğitim protestosu: Nitelikli eğitim istiyoruz

Uzaktan eğitim kararını protesto eden öğrenciler, uzaktan eğitimin hiçbir zaman yüz yüze eğitimin yerini tutamayacağını vurgulayarak, ‘Bizler nitelikli bir eğitim almak istiyoruz’ dedi

Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi öğrencileri, deprem sonrası alınan üniversitelerde uzaktan eğitim kararını protesto etti.

Öğrenciler adına açıklamayı Tıp Fakültesi öğrencisi Eray Peker öğrenci yurtlarının 11 Şubat’ta depremzedelerin kullanımına açılması ve üniversitelerde eğitime uzaktan devam edilmesi kararının gözden geçirilmesini isteyerek, “Öğrenci yurtları, öğrencilerin bile barınma gereksinimlerini karşılamaktan çok uzaktadır. Kovid-19 salgını sırasında uzaktan eğitim almak zorunda kalan arkadaşlarımızın ruh sağlığı çok zarar gördü. Birçoğumuz depresyonla mücadele etmek zorunda kaldık. Bazı arkadaşlarımız, o dönemde ne yazık ki intihar girişiminde bulundu. Bazı arkadaşlarımızı bu yüzden yitirdik. Aynı sorunların yeniden yaşanmasını istemiyoruz. Deprem yüzünden hepimiz çok üzgünüz, ancak okullar en iyi rehabilitasyon alanlarıdır” diye belirtti.

‘Bilimsel eğitim istiyoruz’

Deprem bölgesinde yaşayan öğrencilerin uzaktan eğitim alabilmesinin mümkün olmadığının altını çizen Peker, sözlerini şöyle sürdürdü. “Daha da önemlisi, hatta en önemlisi, uzaktan eğitim, hiçbir zaman yüz yüze eğitimin yerini tutamaz. Bizler nitelikli bir eğitim almak istiyoruz. Bizler, Cumhuriyet’in bilime, nitelikli eğitime, çağdaşlığa, demokrasiye susamış gençleriyiz. Bizler, bu ülkenin geleceğiyiz. Gelecekteki doktorlarıyız, diş hekimleriyiz, hemşireleriyiz, eczacılarıyız, mühendisleriyiz, mimarlarıyız, hukukçularıyız, öğretmenleriyiz. Halkımızın yaralarını sarmak istiyoruz. Bu acıların yeniden yaşanmamasını istiyoruz. Bugünkü tablo, eğitimsizliğin ve sorumsuzluğun acı bir sonucudur. Ülkemize yakışmamaktadır. Bu sorunun en iyi çözümü, üniversitelerde nitelikli, bilimsel eğitimle olacaktır” dedi.

Akademi takviminin yeniden düzenlenmesini isteyen Peker, “Öğrencilerin barınma sorunlarının çözülmesini istiyoruz” çağrısı yaptı.

HABER MERKEZİ

#Öğrencilerden #uzaktan #eğitim #protestosu #Nitelikli #eğitim #istiyoruz

Temel: İktidar enkaz altında kalan halkı ölüme terk etti

Meletî’deki HDP Kriz Koordinasyon Merkezi toplantıda konuşan Temel, Bazarcix’daki yardım merkezine kayyum atanmasına tepki göstererek, ‘İlk gün olmayan devlet, halkın dayanışmasını görünce, yaraların sarıldığını görünce ortaya çıkıyor’ dedi

Halkların Demokratik Partisi’nin (HDP) deprem sonrası kurduğu Kriz Koordinasyon Merkezi, depremin büyük tahribata neden olduğu kentlerde kurulan Kriz Merkezlerinde toplantılara başladı. İlk toplantı, binlerce depremzedenin bulunduğu Meletî’de gerçekleştirildi.

Toplantıda konuşan Temel, Wan, Mûş, Bêdlîs, Amed, Êlih’ten gelen binlerce partili ve gönüllünün deprem sonrası geçen 12 gün boyunca her gün en az 10 TIR yardımı depremzedelere ulaştırdığı bilgisini paylaştı.

‘Halkı ölüme terkettiler’

İktidarın depremzedeleri kaderine terk ettiğini, bu durumun bilançoyu ağırlaştırdığını dile getiren Temel, “Eğer iktidarın veya devletin imkanlarının yüzde 1’i bizde olsaydı, bugünkü bilanço yarı yarıya olurdu. Devlet adın çalışma yürütmesi gerekenler, depremin vurduğu kentlerden ilk kaçanlar oldu. Bu iktidar enkaz altında kalan halkları ölüme terk etti. Kaderiyle baş başa bıraktı. Ama bu halk seferberlik ruhuyla deprem bölgesine koşarak enkazı da kaldırdı, yaraları da sarmaya başladı” diye konuştu.

İlk günden olmayan devlet halkın dayanışmasını görünce ortaya çıktı’

HDP Kriz Koordinasyon Merkezi öncülüğünde deprem bölgesine gönderilen yardımlara el konulması, merkez üssü Mereş’in Bazarcix ilçesinde yardım merkezine kayyım atanmasına tepki gösteren Temel, “Tam sistem kuruyorsun, çalışmayı oturtuyorsun, insanların barınma ve beslenme sorununu çözüm diyorsun, devlet adına birileri ortaya çıkıyor ve ‘hayır siz yardım edemezsiniz, biz yapacağız’ diyerek el koyuyor. İlk gün olmayan devlet, halkın dayanışmasını görünce, yaraların sarıldığını görünce ortaya çıkıyor. Engellemelerle sonuç alamayınca, toplumu kendine mahkum ve mecbur etmek için kayyım ile yardımlara kayyım atamaya başladı” ifadelerini kullandı.

‘Rant politikası yıkıma neden oldu’

Depremin kentte yarattığı tahribata değinen Temel, “Malatya’da Doğanşehir, Akçadağ ve kent merkezinde ciddi yıkımlar var. Tek katlı binalar daha sağlam durmuş, diğer yüksek binalar yapı denetimi yeterli düzeyde yapılmadığından, çarpık yapılaşma, pervazsız şehirleşme yıkıma neden oldu. Bu iktidarın ranta dayalı politikalarının sonucudur” şeklinde konuştu.

Demografiyi değiştirme kaygısı

Depremin yarattığı yıkımla birlikte iç göçün başladığını belirten Temel, “İktidarın amaçladığı tam da budur. İnsanları kendi topraklarından göçe tabi tutmak, bu toprakları insansızlaştırmak, demografik yapıyı değiştirmek. Halkımıza şu çağrımız şudur; insanlar ne pahasına olursa olsun, anılarına, toprağına sahip çıkmalı. Bu kentleri yeniden inşa etmek için tüm toplumsal güçler seferberlik ruhuyla harekete geçmeli. İnsansızlaştırma, demograrif yapıyı değiştirmeyi teşvik eden bir iktidar politikası var. Bunu durdurmak bizim elimizde. Bunu tüm engellemelere rağmen halkımızla yardımlaşmayı ve dayanışmayı büyüterek durduracağız” diye ifade etti.

HABER MERKEZİ

#Temel #İktidar #enkaz #altında #kalan #halkı #ölüme #terk #etti

Ahmet Türk: İktidarın yarattığı felaket depremden daha büyük

HDP heyeti ile birlikte Semsûr’da bulunan Ahmet Türk, sadece Semsûr’da 10 binlerce yurttaşın yaşamını yitirdiğini belirterek, ‘İktidarın yarattığı felaket, bu depremin felaketinden daha büyüktür. İnsanlar enkaz altındayken iki gün hiç bir çalışma yapılmadı’ dedi

Demokratik Toplum Kongresi (DTK) Eşbaşkanı Berdan Öztürk, Halkların Demokratik Partisi (HDP) Sözcüsü Ebru Günay ve milletvekilleri ile Kürt siyasetçi Ahmet Türk, depremlerden en ağır hasarı alan Semsûr’da incelemelerde bulundu. Şehir merkezi ve köylerde ziyaretler gerçekleştiren heyet, ardından siyasi partiler ile sivil toplum örgütlerinin oluşturduğu Kriz Koordinasyon Merkezi’nin bulunduğu Alevi Kültür Dernekleri Semsûr Şubesine geçti.

‘Erdoğan oy için geliyor’

Burada halka başsağlığı dileklerinde bulunan heyet ile yurttaşlar arasında diyaloglar gerçekleşti.

Ahmet Türk’e seslenen bir kadın “HDP olmazsa biz ölmüştük. Bize sahip çıkıyorlar. Allah razı olsun. Devlet bir kere bize gelmiş. Erdoğan oy için geliyor ama halk için gelmiyor” dedi.

‘Sadece Adıyaman’da 10 binlerce insan yaşamını yitirdi’

Ardından yurttaşlarla sohbetlerini sürdüren heyet açıklama yaptı. İlk olarak konuşan Ahmet Türk, halkın büyük bir felaket ile karşı karşıya kaldığını belirterek, “Sadece yaptığımız araştırmada Adıyaman gibi bir yerde 10 binlerce insan yaşamını yitirdi. Ama maalesef buranın valisinin halktan haberi yok, ‘eh bir sarsıntı geçirdik, fazla bir şey yok’ gibi bir açıklama yapmıştır. Buranın valisi felaketin bile farkında değil. Biz buraya geldiğimizde bir tek insan yoktu, bu enkazlarla ilgili, enkazın altında kalan insanları çıkarmaya yönelik bir tek çalışma yoktu. Ama şu gerçeği gördük. Halkımız sadece Kürtler değil, Türkiye’nin her yerinden insanlar buraya koştular, yardım elini uzattılar. Bir şeyler yapmaya çalıştılar. Özellikle STÖ’ler, sol siyasi partilerimiz, HDP ilk günden her yere yetişmeye çalıştı. Ama tabii ki devletin yardımcı olmadığını, devletin STÖ’leri, muhalif partileri engellemeye çalıştığı bir durumla da karşı karşıya kaldık. Yani insanlarımız canları kurtarmak için çaba gösterirken, devlet bu çalışmaları engellemeye yönelik girişimlerde bulundu. Halen bu girişimler devam ediyor” diye belirtti.

‘İktidarın yarattığı felaket, bu depremden daha büyük’

Pazarcık’ta Kriz Koordinasyon Merkezi’ne kayyım atanmasına değinen Türk, köylere ulaşmaya çalıştıklarını ancak engelenerek oralara yardım götürülmesine de engel olmaya çalışıldığını söyledi. Felaketin büyüklüğüne işaret eden Türk, “İktidarın yarattığı felaket, bu depremin felaketinden daha büyüktür. Bir iktidar, bir hükümet günlerce duyarsız kalıyor. Günlerce koordinasyon olmadığı için yapacağı bir şey yok. Tek adamdan talimat beklediği için birçok kurum çalışmalarını durdurdu. İki gün, üç gün iktidarın, tek adamın verdiği emirlere göre hareket etmek için beklediler. İnsanlar enkaz altındayken iki gün hiç bir çalışma yapılmadı. İşte bu felaket, en büyük felaketti. Evet onlar ne yaparlarsa yapsınlar, biz gece gündüz halkımızla birlikte imkanlarımız nispetinde her yere ulaşmaya çalıştık. Partimiz sadece Adıyaman’da değil, Pazarcık’ta, Maraş’ta, Elbistan’da, Hatay’da, Gaziantep’te ve sivil toplum örgütleriyle, duyarlı demokrat insanlarla beraber, akademisyenlerle beraber bugün büyük bir çabanın içinde. Bir söz var, ‘Ateş düştüğü yeri yakar’ ama hepimiz o ateşin, o sıcaklığı, o acıyı içimizde hissediyoruz. Bunu bilmenizi istiyoruz” ifadelerini kullandı.

Günay: İktidar bu yaraları sarmayacak

İktidarın her yerde olduğu gibi Semsûr’da da zamanında müdahale etmediğini ve insanları enkaz altında bıraktığını kaydeden Ebru Günay ise, “İnsanları enkazdan kurtulanları da açlığa susuzluğa ve soğuğa mahkum etti. Biz ilk andan itibaren parti olarak bulunduğumuz her yerden depremin olduğu yere yardım eli uzatmak için çalıştık, ihtiyaçları karşılamak için seferber olduk. İlk andan itibaren depremin olduğu her kentteydik. Oradaki gönüllü arkadaşlarımızla birlikte çalışmalarımızı yürüttük” şeklinde konuştu.

HDP’nin belediyelerine kayyum atanmaması durumunda bugüne kadar yaraları çoktan sarmış olacaklarını kaydeden Günay, “İktidarın bu yaraları sarmadığını, iktidarın bu yaraları sarmayacağını maalesef bizler 12 gündür çok açık bir şekilde gördük ve deneyimledik. Yetmiyormuş gibi bir de yardım severlerin, gönüllülerin yardımlarını engellemeye çalışıyor. Aslında enkazın üzerinde tepinerek, yeni enkazlar yaratmaya çalışan bir iktidar var. Biz bir kez daha Adıyaman’dan söylüyoruz, HDP olarak yine kriz koordinasyonlarımız, Demokratik Toplum Kongresi, Halkların Demokratik Kongresi, DBP, bütün bileşenlerimizle, bütün kongrelerimizle bu çalışmaları sürdürmeye devam edeceğiz. Depremle beraber bu ülkenin başına gelmiş olan bu iktidarı da biz hep birlikte göndereceğiz” ifadelerini kullandı.

MA / Ahmet Kanbal – Ömer Akın

#Ahmet #Türk #İktidarın #yarattığı #felaket #depremden #daha #büyük

HDP Gençlik Meclisi kampanya başlattı: Ölüme karşı ‘Yaşam zinciri’

HDP Gençlik Meclisi, 10 kenti etkileyen depreme ilişkin açıklama yaparak ‘Yaşam zinciri’ kampanyası başlattığını duyurdu

Halkların Demokratik Partisi (HDP) Gençlik Meclisi, Mereş merkezli meydana gelen ve 10 kenti etkileyen depreme ilişkin “Yaşam Zinciri” kampanyasının startını verdi.

Partinin Amed’te bulunan Peyas (Kayapınar) ilçe binasında düzenlenen basın toplantısında konuşan HDP Gençlik Meclisi Eş Sözcüleri Dersim Dağ ve Rohat Gövercin kampanyaya ilişkin bilgiler paylaştı.

Sorumluluk gençlikte

Toplantıda ilk olarak söz alan Rohat Gövercin, depremde yaşanan can ve mal kayıplarına dikkati çekti. İktidarın yürüttüğü politikalardan kaynaklı sürece cevap olmadığını vurgulayan Gövercin, “Tüm halkımız çok iyi bilmelidir ki bu yaşanılan ölümlerin tek sorumlusu doğal afet değildir. Gerekli tedbirleri almayan, yardımları yapmayan iktidar da bütün bu olanlardan sorumludur. Depremin ilk günü koordinasyonlarımızı ve gerekli iletişim ağlarını oluşturduk. İlk gün gittiğimiz Pazarcık ilçesinde, devletin kendisi dahil hiçbir kurumunun olmadığını gördük. İnşaat işçisi, sağlık emekçisi, sanatçı, öğrenci ve yüzlerce gençle beraber enkaz alanlarına gittik” diye belirtti.

Dayanışmaya katkı

Bölgelerde kriz koordinasyonlarının kurulmasında gençlerin aktif rol oynadığını sözlerine ekleyen Gövercin, yemek ihtiyaçlarının karşılanmasından depoların düzenlemesine ve çadırların kurulmasına kadar gençlerin dayanışmaya katkı sunduğunu söyledi.

Gövercin konuşmasının devamında Meletî, Semsûr ve Hatay’da gençlik meclisi üyelerimiz günlerce kolluk tarafından takip edilerek, engellemelere maruz kaldığını söyledi.

Gençlikten kampanya

HDP Gençlik Meclisi olarak iktidarın oluşturduğu “ölüm zinciri”ne karşı “Yaşam Zinciri” oluşturduklarını kaydeden Gövercin, “Kampanyamız yaşamın her yerini kapsayacak şekilde olacaktır. Yemek yapmadan dağıtımına, çevre temizliğini sağlamadan bölgede bulunan çocuklar için oyun alanlarını kurmaya, aileleri gezme ve komünleri paylaşma bu kampanyanın temel maddeleridir. Bu temelde tüm yurtsever Kürt gençlerini, devrimci sosyalist gençliği bu çatı altında buluşmaya çağırıyoruz” dedi.

Dağ: Yeni bir yaşam zinciri

Sonrasında konuşan Dersim Dağ ise, şunları belirtti:

“Halkımızla sokaklarda ateş etrafında gecemizi gündüz edeceğiz ve ne olursa olsun bu dayanışmayı büyüteceğiz. İlk andan itibaren nasıl sokaktaysak, dayanışmayı büyüttüysek bugünden sonra da halkımızla dayanışmayı büyüteceğiz.”

“Devletin nasıl çaresiz kaldığını gördük” diyen Dağ, şöyle devam etti: “AKP-MHP iktidarı, çaresiz kaldığı gibi çözümsüzdür de. Bu kampanya kapsamında depremin meydana geldiği illerde büyük bir dayanışma öreceğiz. Yeni bir yaşamı yeşerteceğiz. Bütün gençlere çağrı yapıyoruz; gelin yeni bir yaşam zinciri kuralım.  Yeni, genç ve özgür bir yaşamı kuralım ve bütün dünyaya gösterelim.”

AMED

#HDP #Gençlik #Meclisi #kampanya #başlattı #Ölüme #karşı #Yaşam #zinciri

Kimyasal silaha karşı eylemde olan Ata, Af Örgütü ile görüştü

197 gündür OPCW önünde kimyasal silah kullanımına karşı eylemde olan Xoşnav Ata, İsviçre’de Uluslararası Af Örgütü yetkilileriyle görüştü

Türkiye’nin Federe Kurdistan Bölgesi’nin Zap, Avaşîn ve Metîna bölgelerine dönük gerçekleştirdiği saldırılarda defalarca kimyasal silah kullanması sonucu çok sayıda HPG’li ve YJA- STAR’lı hayatını kaybetti. Türkiye’nin kimyasal silah kullanımına dair bulguları ise OPCW başta olmak üzere uluslararası örgütler tüm çağrılara rağmen görmezden gelmeye devam ediyor.

Kimyasal silah saldırılarında 2 yeğenini yitiren Xoşnav Ata, Türkiye’nin kimyasal silah kullanmasının araştırılması talebiyle 197 gündür Hollanda’nın Den Haag kentinde bulunan OPCW önünde eylemini sürdürüyor.

Ata, Birleşmiş Milletler (BM) bünyesinde İsviçre’ye giderek Uluslararası Af Örgütü yetkilileriyle görüşmeler gerçekleştirdi. Görüşmede Ata’ya CDK-S  Dış İlişkiler Komitesi Üyesi Asmin Engin ve KESK eski Eşbaşkanı Lami Özgen eşlik etti.

Kimyasal kullanımında herkes rolünü oynasın

Ata, Uluslararası Af Örgütü yetkilisi Anita Streule yaptığı görüşmede, Türkiye’nin kimyasal silah kullandığını, bu konunun araştırılması gerektiğini belirtti. Türkiye’nin kimyasal silah kullanımı sonucu iki yeğeninin yaşamını yitirdiğini hatırlatan Ata, “Türk devleti savaş suçu ve insan hakları konusunda 50 yıldır insanlık dışı suçlar işliyor. İnsan hakları örgütlerinin bu konuda rollerini oynaması gerektiğini düşünüyorum” dedi.

Ata, ayrıca kimyasal silah kullanımına sessiz kalındığını ve konuyla ilgili kurumların üzerine düşen görev ve sorumluluğunu yerine getirmediğine dikkat çekti.

Kimyasal silah kullanımının önlemesi için Uluslararası Af Örgütü ile ortak bir çalışma yürütme talebinde bulunan Ata, kimyasal silah kullanıldığına dair belge ve bulguları içeren bir dosyayı da sundu.

Streule: Kimyasal iddialarının takipçisiyiz

Görüşmede, Uluslararası Af Örgütü yetkilisi Anita Streule, Türkiye’nin kimyasal silah kullanımına dair iddiaları yakından takip ettiklerini söyleyerek, Ata, Engin ve Özgen’in kimyasal silah kullanımına dair oluşturdukları dosyayı genel merkezlerine gönderceklerini ifade etti.

Kaynak: ANF

#Kimyasal #silaha #karşı #eylemde #olan #Ata #Örgütü #ile #görüştü