Ana Sayfa Blog Sayfa 946

Tecrit, Türkiye’ye zarar veriyor

Noam Chomsky, Michael M. Gunter ve Raúl Zibechi, Abdullah Öcalan’a yönelik tecridi gazetemize değerlendirdi

Hüseyin Kalkan

Türk hükümeti uzun yıllardır PKK Lideri Abdullah Öcalan üzerinde tecrit politikaları uyguluyor. Abdullah Öcalan, 22 aydır ailesi ve avukatları ile görüştürülmüyor. Tennessee Teknoloji Üniversitesi’nde Profesör Dr. Michael M. Gunter, Amerikalı dilbilimci, filozof Noam Chomsky, gazeteci ve yazar Raúl Zibechi, PKK Lideri Abdullah Öcalan üzerindeki tecrit politikasını, Kürt halkına yönelik savaş politikalarını ve Paris Katliamı’nı gazetemize değerlendirdi.

Tecrit utanç vericidir

Tennessee Teknoloji Üniversitesi’nden Profesör Dr. Michael M. Gunter, PKK Lideri Abdullah Öcalan’ın uzun süredir tecrit altında tutulduğuna dikkati çekerek bunun bir hak ihlali olduğunu söyledi. Tecridin hatalı bir politika olduğunun altını çizen Gunter, “1978-79 akademik yılında Ankara’daki Orta Doğu Teknik Üniversitesi’nde Kıdemli Fulbright öğretim üyesiydim. Türkiye ve Kürt meselesi ile ilk tanışmam burada oldu. O günden beri birçok kez Türkiye’ye gelip gittim fakat pandemiden beri gidip gelemiyorum. Cumhurbaşkanınız Erdoğan’a hayrandım ama tabii ki yıllardır Kürtlerin aleyhine aşırı milliyetçi bir Türk çizgisini izliyor. Büyük ölçüde Türk hükümetinin hatası olan ateşkesin Temmuz 2015’te bozulmasından bu yana Abdullah Öcalan ile iletişim kurulmasına izin vermemesi bence bir utanç. Hatırlayacağınız gibi o dönemde barış için büyük bir umut vardı ve Öcalan burada çok önemli bir rol oynadı ki bu Türk hükümeti ve dolayısıyla Erdoğan tarafından kabul edildi ve hatta takdir de edildi. Öcalan’ın tecrit edilmesiyle ilgili elbette daha iyi bir tarih var. Ancak bugün Türk hükümetinin Öcalan’ı tecrit ederek hatalı bir politika izlediğini düşünüyorum. Türkiye’ye zarar veriyor. Erdoğan sadece yakın siyasi geleceğini düşünüyor ve bu nedenle Kürt meselesinde taviz vermiyormuş gibi görünmek istiyor. Bununla birlikte, Türkiye Cumhurbaşkanı daha ileri bir görüşe sahip olsaydı, Türkiye’ye bırakabileceği çok daha önemli ve olumlu bir mirasın, tüm Kürt nüfusuyla barış olacağını anlamaya başlayabilirdi. Ancak bu, Öcalan üzerindeki tecridin kaldırılması başta olmak üzere pek çok yeni girişimi gerektirmektedir” dedi.

Kimyasal araştırılmalıdır

Türk hükümetinin Federe Kürdistan’da Zap, Avaşîn, Metîna’da kimyasal silah kullandığı bilgisinin araştırılması gerektiğini ve duyurulması gerektiğini söyleyen Gunter, “Bence Türkiye’nin Kürtlere karşı kimyasal silah kullandığı iddiaları daha fazla duyurulmayı ve araştırılmayı hak ediyor fakat, bildiğiniz gibi, uluslararası gündemde başta Ukrayna olmak üzere çok önemli başka birçok konu daha var. Türkiye’nin Rojava’ya yönelik saldırılarına gelince, bence bu bir rezalet. 13 Kasım’da İstiklal Caddesi’ni ilk olarak kim bombaladı? Bu, Türkiye’nin Rojava’yı bombalamasını haklı çıkarmak için yaptığı bir sahte bayrak operasyonuysa asıl sorumluluk kaynağını gizleme ve suçu başka bir tarafa yıkma niyetiyle işlenen bir eylemdir. O zaman Türkiye kendi kendini bombalamalı!” dedi.

Kürtler muazzam adımlar attı

Fransa’nın başkenti Paris’te Strasbourg Saint Denis Mahallesi’nde bulunan Ahmet Kaya Kürt Kültür Merkezi’nde Kürt sanatçı Mîr Perwer (Mehmet Şirin Aydın), KCK Yürütme Konseyi üyesi ve Avrupa Kürt Kadın Hareketi’nden (TJK-E) aktivist Emine Kara (Evîn Goyî) ve Abdurrahman Kızıl, Aralık ayında katledildi. Bu katliamı değerlendiren Gunter, “Aralık 2022’de Paris’te üç Kürt aktivistin öldürülmesi ise Ocak 2013’te Paris’te işlenen üç cinayetin tekrarıydı. Türk istihbaratının her iki operasyonun da arkasında olduğuna dair pek çok ikinci dereceden kanıt var. Her iki olaya karşı da güçlü protestolar oldu. Bununla birlikte, Türkiye’nin önemli bir NATO müttefiki olmaya devam etmesi ve Kürtlerin çok daha küçük bir varlık olması nedeniyle yapabileceklerinin bir sınırı var. Ek olarak, çok önemli başka birçok uluslararası sorun var. Tüm bu olumsuz sorunlara rağmen, Kürtlerin son on yıldır kendi kaderini tayin etme yolunda muazzam adımlar attığı ve gelecekte de atmaya devam edeceği net olmalıdır” diye konuştu.

Tecrit Kürt halkına şantajdır

Gazeteci ve Yazar Raúl Zibechi, tecrit politikalarına karşı PKK Lideri Abdullah Öcalan’ın ve Kürt halkının mücadelesinin ve direnişinin sürdüğünü belirtti. Zibechi, “Öcalan’ın hapsedilmesi ve tecrit altında tutulması tamamen haksızdır. Üzerindeki bu tecridi, direnişi devam ettiği için Kürt halkına yapılan bir şantaj olarak yorumluyorum. Aslında bu, Öcalan’ın rehin muamelesi gördüğü, üstü kapalı iki mesajla bir adam kaçırma olayıdır. Bir, eğer Kürt halkı mücadeleye devam ederse, Türk devleti onlara her şeyi yapabilir, hatta hakları tanınmadığı için onları öldürebilir. İkincisi, bir tür mafya uyarısıdır: Öcalan’a yaptığımızı her Kürt’e, her Kürt kadınına yaparız, onları kaçırırız ve hiçbir savunma yapma inkanları yoktur. Bu bir tür uyarıdır. Dikkat çekici olan şey, bunun işe yaramaması çünkü mücadele devam ediyor” dedi.

‘Erdoğan çaresiz hissediyor’

Zibechi, Paris Katliamı’nın Türk devleti tarafından gerçekleştirildiğini belirterek, “Sözde uluslararası toplumdan pek bir şey beklemiyorum çünkü dünyanın her yerindeki suçlara ortak oluyor. Türk rejimi kendisini güçlü hissediyor çünkü haklı olarak ABD, Avrupa ve Rusya’nın kendisine ihtiyacı olduğuna inanıyor ve uluslararası arenada vazgeçilmez bir aktör olarak oynayabileceğini düşünüyor. İnandığım şey şu ki, Türkiye büyük Avrupa şehirlerinde saldırılar düzenlemeye cüret ediyorsa, bunun nedeni çaresiz hissetmesidir, çünkü Erdoğan zorluklar yaşıyor, özellikle de kendi ülkesinde” diye belirtti.

Halk örgütlenmesi gerekiyor

Dilbilimci, filozof Noam Chomsky, Türk devletinin savaş politikalarına bir an önce son verilmesi için uluslararası toplumun adım atması gerektiğinin altını çizdi. PKK Lideri Abdullah Öcalan’a yönelik tecridin bitirilmesi ve özgürlüğünün sağlanması için daha çok çabaya ihtiyaç olduğunu belirten Chomsky, “Türkiye, Kürtlere yönelik şu ya da bu biçimde sürdürmekte olduğu kanlı saldırıları bir kez daha tırmandırıyor. Şimdi Suriye’de korkunç bir düzeye ulaşan genişletilmiş saldırıyı, Türkiye içindeki Kürtlere yönelik artan baskıyı, Irak Kurdistanı’ndaki yoğun bombalamayı da aynı anda içeriyor. Uluslararası toplum bu vahşeti sona erdirmek için güçlü adımlar atabilir, ancak bunun için ciddi bir halk örgütlenmesi ve aktivizm gerekecek” dedi.

#Tecrit #Türkiyeye #zarar #veriyor

‘Anında Çocuk Kriz Ağı kuruldu’

Depremin ardından kayıp çocuklar sorunu gündemdeki yerini korurken, Amed’de hiç kayıp çocuk bildirilmedi. Diyarbakır Barosu’ndan Huriye Hamidi, sorunun nedenleri ile çocuklara yönelik çalışmalarını gazetemize anlattı

Nesli Şahiner

Mereş (Maraş) merkezli iki büyük deprem 10 kentte büyük yıkıma yol açtı. İktidar ve devlet kurumları üzerine düşeni yerine getirmezken, bu durum can kayıplarını ve acıyı daha da arttırdı. Yanı sıra depremin ilk günlerinden itibaren onlarca çocuğun kaybolması, ailelerin sosyal medyadan çocuklarını arayan ilanları endişelere yol açtı. Aile ve Sosyal Hizmet Bakanı Derya Yanık ise sorumluluk almak yerine böyle bir durumun söz konusu olmadığını açıkladı. Oysa Afet Çocuk Sivil Koordinasyon Ekibi’nin bilgilerine göre 118 çocuk ilanlarla aranıyor…

Amed’de kayıp çocuk yok

Depremin yaşandığı kentlerde kayıp çocuklar aranırken, Amed’te böyle bir sorun olmadığı gündeme yansıdı. Konuyla ilgili sorularımızı yanıtlayan Diyarbakır Barosu Çocuk Hakları Merkezi Başkanı Huriye Hamidi, hem çocukların kaybolmasının nedenlerini hem de depremin hemen ardından nasıl koordine olduklarını ve çocuklara yönelik çalışmalarını gazetemize anlattı.

  • Depremin ardından nasıl bir çalışma yürüttünüz?

Diyarbakır yerelinde halihazırda çocuklarla ilgili çalışan kurumların bir araya gelerek oluşturduğu bir çalışma ağı vardı zaten. Depremi duyar duymaz hemen bir araya gelerek Diyarbakır Çocuk Hakları Kriz Yönetim Ağı’nı oluşturduk. Önce ‘ihtiyaçlar nelerdir, neler yapılmalı’yı konuştuk ve hemen koordine olduk. İlk elden sahadaki çocuklarla görüştük, çadırları gezdik, yetkililerle görüştük. İhtiyaçları belirledik, gerekli yerlere ilettik… bunları raporlaştıracağız ve en kısa sürede kamuoyuyla da paylaşacağız.

  • Çalışmalarınızla ilgili bazı örnekleri paylaşır mısınız?

İlk elden Diyarbakır Çocuk Cezaevi’ni ziyaret ettik. Cezaevinin fiziki yapısı ile ilgili bir sorun olmamasına rağmen çok büyük bir afet vardı ortada ve çocuklar bundan haberdardı. Onların psiko-sosyal açıdan desteklenmesi gerekliydi ve hatta cezaevi yönetiminin de bunu yaptığını düşünmüştük. Ama depremden önce hayat nasılsa depremden sonra da hayatın aynen devam ettirildiğini öğrendik çocuklardan. Çocukların genel olarak çok korktuğunu, hiçbir yere de kaçamadıkları için daha da panik olduklarını öğrendik.

  • Depremin olduğu kentlerde onlarca çocuğun kaybolduğu haberleri geliyor. Amed’de böyle bir sorun var mı?

Şu ana kadar bize bu konuda herhangi bir başvuru yok. Sahadaki arkadaşlarımız da gezdiler deprem alanlarını. Bazı şüpheli durumlar oldu ama kayıp ya da kaçırılma olmadığını teyit ettik. Kolluğa da bu bilgiyi verdik zaten.

  • Bunu neye bağlıyorsunuz?

Tabii diğer kentlerle karşılaştırdığımızda depremin etkisi Diyarbakır’da oralara göre daha “hafif”, bir nedeni bu olabilir. İkincisi, kentte sivil toplum çalışması çok güçlü. Sivil toplum çalışmalarında çok tecrübeli olan arkadaşlar var, koordinasyonu yüksek. Mesela aslında biz de birer depremzedeyiz ama oturup bunu düşüneceğimize hemen depremzedelere destek olmak için alanlara çıktık, çalışmaya başladık.

  • Diğer kentlerdeki çocuklara da destek olabildiniz mi?

Evet, hemen Maraş ve Adıyaman’a gönderilmek üzere gönüllü çağrısında bulunduk ve gönüllüler geldikçe onları belli aralıklarla o kentlere gönderdik. Tabii buradan yardım tırları da zaten gönderilmişti, ihtiyaç listelerine binaen. 10 kenti etkileyen bir afet var ve “bir depremzedeyle temas edildiğinde, bir çocukla karşılaşıldığında ne yapmalı”ya dair bir psikolojik ilk yardım kitapçığı derledik ve yayımladık. Bir cinsel istismar başvuru ekibi de oluşturduk, bir cinsel istismar vakası geldiği zaman hem çocuğu nasıl en hızlı şekilde korumaya yönelik hem de halkın bilinçlenmesini sağlayacak çalışma ve içerikler ürettik.

  • Amed’de depremden etkilenen çocukların durumuyla ilgili bilgi verebilir misiniz?

Çalışmalarımızdan biri de deprem alanlarında çocuklara çadır kurmak oldu. Çocuklara oyunlar düzenleyip psiko-sosyal destek sağlıyoruz. Yoksul bölgelerdeki çadırlarda eksikliklerin daha fazla olduğunu; sağlık, barınma ve hijyen gibi konularda özellikle çok büyük eksiklikler yaşandığını gördük. Fakat koordinasyon kurulduktan sonra bu sorunlar en aza indirildi.

  • Son olarak çocukların güvenliği için neler söylemek istersiniz?

Hem kayıp çocuk haberi verilirken hem enkazdan çıkarılan çocuk haberi verilirken, çok dikkatli olmak gerekiyor. Kesinlikle çocukları teşhir eden ismini, görüntüsünü ifşa eden bir tarzda olmamak gerekiyor. Bu çocukların güvenliğini tehlikeye atmış ve istismara açık hale getirmiş oluruz. Bunlar olmasa bile o çocuk büyüdüğünde, enkazdan çıkarılma görüntülerini görmek onun travmalarını tetikleyebilir. Bunları yapmadan, çocukları ifşa etmeden, eğer çocuğun ailesi tespit edilemiyorsa, ilgili resmi birimlere başvuralım.

  • Diğer kentlerde çocukların kaybolmaması için neler yapılmalıydı?

Diyelim ki enkazdan bir çocuk çıkarılıyor, çocuk hastaneye kaldırıldı veya çadır alanında refakatsiz çocuk bulundu, yapılması gerekenler çok net; çocuğun ailesi tespit edilemiyorsa Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürlükleri’ni aramaları gerekirdi. Aile Bakanlığı’nın görevi aile bireylerine, kadın ve çocukların ihtiyaçlarına cevap vermektir. Deprem alanlarına konuyla ilgili görevliler sevk etmeleri gerekirdi. Ama ilk baştan alana sadece AFAD’ın dahil edilmesi, uzmanların, psikososyal destek verecek kişilerin engellenmesi bu sorunları büyüten etkenlerdendi. Usuller çok basit ama uygulamada başarısız kalındı.

#Anında #Çocuk #Kriz #Ağı #kuruldu

TTB, TİHV, İHD’den işkenceye karşı ortak açıklama: Kurumlarımıza başvurabilirsiniz

TTB İnsan Hakları Kolu, TİHV ve İHD, deprem bölgesinde yaşanan şiddet ve işkenceye dair ortak açıklama yaparak, işkencenin hiçbir şekilde kabul edilemeyeceğini ve işkenceye maruz kalanların kurumlarına başvurabileceğini açıkladı

Türk Tabipleri Birliği (TTB) İnsan Hakları Kolu, Türkiye İnsan Hakları Vakfı (TİHV) ve İnsan Hakları Derneği deprem bölgesinde yaşanan şiddet ve “işkence” haberlerine ilişkin ortak yazılı bir açıklama yaptı.

Deprem bölgesinden dehşet verici insan hakları ihlalleri haberlerinin geldiği ifade edilen açıklamada, özellikle sanal medyada paylaşılan, teyit edilmeye muhtaç birtakım görüntülerin olduğu belirtildi.

Siyasal “otoritenin” Olağanüstü Hal (OHAL) ilanının hatırlatıldığı açıklamada, “Bilhassa siyasal otoritenin OHAL ilanını ‘fitne fesat gruplarına’ ve ‘yağmacılara’ engel olma gerekçesiyle savunan ifadelerinden sonra bu tür ihlal iddia ve haberlerinde görülen artış, oldukça düşündürücüdür” denildi.

Açıklamanın devamında “Tüm gösterişli ve iddialı söylemlere karşın kamusal gücün yetersiz kalması nedeniyle destek ve yardım çalışmalarının gecikmesi, bunun da can kaybını arttırması sonucu toplumda oluşan haklı öfkenin yanlış hedeflere yöneltilerek, bizzat deprem mağduru sığınmacı ve mültecilere yönelik nefret suçlarının işlenmesi, somut kanıta ve bilgiye dayanmadan birtakım insanların yağmacı ilan edilmesi, hukukun işletilmeyip, işkence ve diğer kötü muamele boyutunda şiddete başvurulması hiçbir şekilde kabul edilemez” ifadeleri kullanıldı.

‘Gözaltı süresi kabul edilemez’

OHAL ilan edilen yerlerde Cumhurbaşkanı Kararnamesi ile yağma ve hırsızlık suçlarında gözaltı sürelerinin uzatıldığı vurgulanan açıklamada, şu ifadelere yer verildi: “Kuşkusuz işkence yasağı ihlalleri açısından da büyük risk oluşturan yedi günlük gözaltı süresi suçun niteliği ne olursa olsun kabul edilemez. Yetkilileri, BM İşkenceye Karşı Komite’nin (UNCAT) uyarı ve hatırlatması çerçevesinde Türkiye’nin kabul ettiği evrensel hukukun yükümlülüklerini yerine getirmeye ve insan haklarına saygıyı korumaya davet ediyoruz.”

İşkence ve kötü muameleye maruz kalanların kurumlarına başvurabileceklerinin belirtiği açıklamada, “Yaşanan işkence ve diğer kötü muamelelerin tespit ve belgelenmesi, onarım ve hukuki süreçlerinde etkin görevimizi kararlılıkla sürdüreceğimizi bir kez daha yineliyoruz” denildi.

İSTANBUL

#TTB #TİHV #İHDden #işkenceye #karşı #ortak #açıklama #Kurumlarımıza #başvurabilirsiniz

Bülent Arınç seçimlerin ertelenmesini istedi

AKP’li Bülent Arınç, ‘Devlet bürokrasisinin vatandaşlarımızın yaralarına merhem olmasına odaklanması için seçimlerin ivedilikle ertelenmesi lazım’ dedi. Anayasa’ya göre ise seçimler ‘sadece savaş’ durumunda ertelenebilir

Eski Meclis Başkanı AKP’li Bülent Arınç, Twitter hesabından Mereş merkezli depremlerin ardından seçim tarihi tartışmalarına ilişkin bir metin yayınladı.

Bülent Arınç açıklamasında şunları kaydetti:

“Benim seçimleri erteleme konusundaki naçizane düşüncelerim şunlardır:

Devlet bürokrasisinin vatandaşlarımızın yaralarına merhem olmasına odaklanması için seçimlerin ivedilikle ertelenmesi lazım. Bu bir tercih değil zarurettir

Birinci tercihim; Milletvekili ve Cumhurbaşkanlığı Seçimleri ile 2024 yılı Mahalli İdareler Seçimleri birleştirilebilir. Bunun geçmişte örnekleri vardır. Bu yöntemle halka fazladan tercih hakkı verilecektir.

İkinci tercihim Cumhurbaşkanlığı ve Milletvekili Seçimleri’nin ötelenerek Kasım 2023’te yapılmasıdır.

Üçüncü tercihim ise ilk iki seçenekte anlaşılamadığı takdirde tüm siyasi partilerin mutabık kalacağı başka bir tarih üzerinde anlaşma sağlanmasıdır.”

Anayasanın 78’inci maddesi, seçimin sadece savaş nedeniyle Meclis kararıyla bir yıl ertelenebileceğini söylüyor. Yani anayasaya göre savaş haricinde hiçbir nedenle seçim ertelenemez.

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener’se 14 Mayıs’ta yapılması planlanan seçimlerin depremler nedeniyle 18 Haziran’a kalabileceğini söylemişti.

Tutuklu eski HDP eş genel başkanı Selahattin Demirtaş da ‘herkes felakete yoğunlaşmışken’ iktidarın bir grup hukukçuya, seçimlerin ertelenmesi için çalışma talimatı verildiğini söylemişti.

HABER MERKEZİ

#Bülent #Arınç #seçimlerin #ertelenmesini #istedi

Şişli’de deprem protestosunda 20 kişi gözaltına alındı

İşçi Emekçi Birliği’nin gerçekleştirmek istediği eyleme polis saldırdı, en az 20 kişi gözaltına alındı

İşçi Emekçi Birliği’nin “Deprem değil, kapitalizm öldürür” şiarıyla Şişli’de bulunan Cevahir AVM önünde gerçekleştirmek istedikleri basın açıklamasına polis saldırdı. Halkların Demokratik Partisi (HDP) İstanbul Milletvekili Musa Piroğlu’nun destek verdiği eylemde en az 20 kişi ablukaya alınarak, gözaltına alındı. Gözaltına alınanların nereye götürüldüğü öğrenilemedi.

Burada konuşan HDP Milletvekili Musa Piroğlu, “5 gün enkaz altında vinç bekleyerek enkazın altında hayatını kaybeden Eylem Aydın’ın cenazesine katılarak geldim. Hatay’da, Mereş’de, Dîlok’da, Semsûr’da yaklaşık 150 bine yakın insan halen enkaz altında. Sadece yardım gitmediği için, vinç bulamadıkları için soğuktan donarak hayatını kaybetti” dedi. Piroğlu, “Bütün dünya ayağı kalktı yardım için, herkesin canı yandı. Ama saraydakinin canı yanmadı. Ve onlar şimdi burada sesimiz çıkmasın diye bizi ablukaya alıyorlar. Duysunlar biz o enkazı kaldırırız. Biz halkız, biz yan yana geliriz. Bu yapılanı unutmayacağız, biz bıraktıkları o enkaz altında biz onları bir daha çıkmamak üzere o enkazın altına gömeceğiz” ifadelerini kullandı.

Polis, Piroğlu’nu uzun süre ablukaya aldı.

Kaynak: MA

#Şişlide #deprem #protestosunda #kişi #gözaltına #alındı

7 tutuklu darp edilerek sevk edildi

İskenderun T Tipi Kapalı Cezaevi’nde bulunan 7 tutuklu, isyan çıkardıkları iddiasıyla darp edildikten sonra başka cezaevine sevk edildi

İskenderun T Tipi Kapalı Cezaevi’nde bulunan isimleri öğrenilemeyen 7 tutuklu, isyan çıkardıkları iddiasıyla “vatan haini” denilerek darp edildi. Tutuklular, yaralı halde başka cezaevine sevk edildi. Tokat Cezaevi’ne sevk edilen 3 tutuklunun, yüzünde ve gözünde morluklar oluştuğu, darp raporu alınmasının engellendiği belirtildi.

Öte yandan Adalet Bakanlığı’na bağlı bir ekibin İskenderun T Tipi Kapalı Cezaevi’nde tutuklularla görüşerek incelemelerde bulunduğu, tutuklulara “İsyan çıkarmadığınız ve kimseye zarar vermediğiniz için bir hafta 10 gün içinde size izin verip tahliye edeceğiz” dediği öğrenildi.

Kaynak: MA

#tutuklu #darp #edilerek #sevk #edildi

Bakanlık ilk hasar tespit raporunu açıkladı

Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı, yayınladığı ilk hasar tespit raporunda, 33 bin 143 binanın ağır hasarlı olduğunu bunlardan 153 bin 506 dairenin acilen yıkılması gerektiğinin altını çizdi

Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı, Mereş merkezli meydana gelen depremin ardından 13 ilde yaptığı hasar tespit çalışmalarının ilk raporu yayınladı. Bakanlığa göre, ağır hasarlı 33 bin 143 binada yer alan 153 bin 506 dairenin acilen yıkılması gerekiyor.

Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın yaptığı çalışmaya göre, 13 ildeki hasarlı yapıların sayıları şöyle:

Mereş

Mereş’te (Maraş) toplam 32 bin 665 binada bulunan 144 bin 773 bağımsız birimde hasar tespit çalışması yapıldı. 6 bin 306 binada yer alan 36 bin 987 bağımsız birimin acil yıkılması gereken ağır hasarlı ve yıkık olduğu tespit edildi. 441 binadaki 3 bin 583 bağımsız birimin orta hasarlı, 9 bin 514 bina bulunan 57 bin 301 bağımsız birim az hasarlı, 12 bin 423 binadaki 32 bin 958 bağımsız birimin de hasarsız olduğu tespit edildi.

Hatay

Hatay’da toplam 29 bin 352 binada 106 bin 930 bağımsız birimde hasar tespit çalışması yapıldı. 6 bin 316 binada bulunan 33 bin 647 bağımsız birimin acil yıkılması gereken ağır hasarlı ve yıkık olduğu tespit edildi. 846 binadaki 5 bin 817 bağımsız birimin orta hasarlı, 7 bin 770 binadaki 28 bin 728 bağımsız birimin az hasarlı, 12 bin 946 bina bulunan 33 bin 477 bağımsız birimin de hasarsız olduğu tespit edildi.

Adana

Adana’da toplam 3 bin 14 binada 59 bin 510 bağımsız birimde hasar tespit çalışması yapıldı. Buna göre 23 binadaki 591 bağımsız bölümün acil yıkılması gereken ağır hasarlı ve yıkık olduğu tespit edildi. 117 binada bulunan 3 bin 175 bağımsız birimin orta hasarlı, 627 binadaki 15 bin 398 bağımsız birimin az hasarlı, 2 bin 107 binadaki 38 bin 687 bağımsız birimin ise hasarsız olduğu tespit edildi.

Semsûr

Semsûr’da (Adıyaman) toplam 16 bin 581 binada yapılan çalışmada 65 bin 51 bağımsız birimin hasar tespit çalışması yapıldı. Çalışmalarda 3 bin 893 binadaki 20 bin 400 bağımsız birimin acil yıkılması gereken ağır hasarlı ve yıkık olduğu tespit edildi. 1490 binadaki 7 bin 104 bağımsız birimin orta hasarlı, 5 bin 593 binada bulunan 20 bin 350 bağımsız birimin az hasarlı, 3 bin 763 bina yer alan 8 bin 532 bağımsız birimin de hasarsız olduğu tespit edildi.

Amed

Amed’de toplam 16 bin 759 binada 197 bin 66 bağımsız birimde hasar tespit çalışması yapıldı. 354 binada yer alan 4 bin 980 bağımsız birimin acil yıkılması gereken ağır hasarlı ve yıkık olarak tespit edildiği tespit edildi. 371 binadaki 6 bin 58 bağımsız birimin orta hasarlı, 3 bin 466 binada bulunan 54 bin 583 bağımsız birimin az hasarlı, 11 bin 31 binadaki 123 bin 655 bağımsız birimin ise hasarsız olduğu tespit edildi.

Meleti

Meleti’de (Malatya) toplam 15 bin 120 binada 99 bin 51 bağımsız birimde hasar tespit çalışması yapıldı. 4 bin 176 bina bulunan 22 bin 302 bağımsız birimin acil yıkılması gereken ağır hasarlı ve yıkık olduğu tespit edildi. 319 binadaki 3 bin 247 bağımsız birimin orta hasarlı, 3 bin 990 binadaki 32 bin 279 bağımsız birimin az hasarlı, 3 bin 385 binadaki 21 bin 832 bağımsız birimin ise hasarsız olduğu tespit edildi.

Xarpet

Xarpet’te (Elazığ) toplam 1.782 binada 18 bin 333 bağımsız birimde hasar tespit çalışması yapıldı. 428 binadaki 2 bin 905 bağımsız birimin acil yıkılması gereken ağır hasarlı ve yıkık olduğu tespit edildi. 120 binadaki 646 bağımsız birimin orta hasarlı, 779 binada yer alan 9 bin 13 bağımsız birimin az hasarlı, 351 binadaki 5 bin 61 bağımsız birimin ise hasarsız olduğu tespit edildi.

Dîlok

Dîlok’ta (Antep) toplam 81 bin 63 binadaki 314 bin 983 bağımsız birimde hasar tespit çalışması yapıldı. 9 bin 522 binadaki 22 bin 429 bağımsız birimin acil yıkılması gereken ağır hasarlı ve yıkık olduğu tespit edildi. 2 bin 598 binada bulunan 10 bin 71 bağımsız birimin orta hasarlı, 16 bin 240 binadaki 98 bin 733 bağımsız birimin az hasarlı, 41 bin 318 binada bulunan 154 bin 806 bağımsız birimin de hasarsız olduğu tespit edildi.

Kayseri

Kayseri’de toplam 1.643 binadaki 62 bin 432 bağımsız birimde hasar tespit çalışması yapıldı. 25 binada bulunan 646 bağımsız birimin acil yıkılması gereken ağır hasarlı olduğu tespit edildi. 74 binadaki 2 bin 588 bağımsız birimin orta hasarlı, 737 binadaki 29 bin 633 bağımsız birimin az hasarlı, 787 binada bulunan 28 bin 955 bağımsız birimin de hasarsız olduğu tespit edildi.

Kilis

Kilis’te toplam 1.284 binada bulunan 11 bin 87 bağımsız birimde hasar tespit çalışması yapıldı. 402 binadaki 715 bağımsız birimin acil yıkılması gereken ağır hasarlı ve yıkık olduğu tespit edildi. 65 binada bulunan 565 bağımsız birimin orta hasarlı, 538 binadaki 6 bin 891 bağımsız birimin az hasarlı, 247 bina yer alan 2 bin 740 bağımsız birimin de hasarsız olduğu tespit edildi.

Niğde

Niğde’de toplam 630 binadaki 12 bin 128 bağımsız birimde hasar tespit çalışması yapıldı. 18 binadaki 360 bağımsız birimin acil yıkılması gereken ağır hasarlı olduğu tespit edildi. 13 binada bulunan 418 bağımsız birimin orta hasarlı, 47 binadaki 739 bağımsız birim az hasarlı, 548 binada yer alan 10 bin 588 bağımsız birimin hasarsız olduğu tespit edildi.

Osmaniye

Osmaniye’de toplam 18 bin 184 binada bulunan 63 bin 663 bağımsız birimde hasar tespit çalışması yapıldı. 1.417 binadaki 6 bin 63 bağımsız birimin acil yıkılması gereken ağır hasarlı ve yıkık olduğu tespit edildi. 104 binadaki 937 bağımsız birimin orta hasarlı, 4 bin 735 bina bulunan 26 bin 637 bağımsız birimin az hasarlı, 11 bin 59 binadaki 27 bin 925 bağımsız birimin hasarsız olduğu tespit edildi.

Riha

Riha’da (Urfa) toplam 18 bin 333 binadaki 124 bin 569 bağımsız birimde hasar tespit çalışması yapıldı. 263 binada bulunan 1.481 bağımsız birimin acil yıkılması gereken ağır hasarlı ve yıkık olduğu tespit edildi. 291 binadaki 2 bin 431 bağımsız birimin orta hasarlı, 5 bin 959 binadaki 59 bin 362 bağımsız birimin az hasarlı, 8 bin 875 bina yer alan 46 bin 274 bağımsız birimin de hasarsız olduğu tespit edildi.

ANKARA

#Bakanlık #ilk #hasar #tespit #raporunu #açıkladı

Pazarcık Maksutuşağı’nda halk, Alevi kurumlarının desteğiyle yaşam sürüyor

Maraş’ın Pazarcık ilçesine bağlı Maksutuşağı Köyü’nde halk kendi imkanlarıyla yaralarını sarmaya çalışıyor. Depremin ardından köy meydanında bulunan cemevi önünde toplanan köy halkı, hala yeterli yardımın gelmediğini söyledi.

Maraş’ın Pazarcık ilçesine bağlı Maksutuşağı Köyü’nde halk kendi imkanlarıyla yaralarını sarmaya çalışıyor. Depremin ardından köy meydanında bulunan cemevi önünde toplanan halk acılarıyla ayakta kalmaya çalışıyor.

Köy halkı depremin ardından hiçbir yetkilinin arama kurtarma çalışmasına gelmediğini, kendi imkanlarıyla enkazlardan insanları çıkardıklarını anlattı. Cenazelerini bile kendi imkanlarıyla defneden halk, günler sonra AFAD’dan sadece 5 çadır geldiğini aktardı.

5 çadırın yeterli olmayacağını belirten köy halkı, diğer illerde bulunan Alevi kurumlarından gelen gıda ve kıyafet yardımları sayesinde günlük yaşamlarına devam edebildiklerini söyledi.

Köy meydanına masa ve sandalyeler koyan ve hep birlikte orada yaşamaya çalışan köy halkı, birçok ihtiyacını depremde zarar görmeyen cemevinde gideriyor.

(HABER MERKEZİ)

Pazarcık Cemevi yaraları sarıyor; bölgede en önemli sorun ısınma, barınma, hijyen

Depremin ardından bölgede bulunan cemevleri de halkla dayanışmasına devam ediyor. Pazarcık Cemevi yöneticileri, “En önemli sorun ısınma ve barınma. Bunlar bir an önce çözülmeli. Hijyen konusunda da eksiklikler var. Biz burada demografik yapısının değişmesini istemiyoruz. Herkes göç ediyor. Haklılar ama buralar yeniden inşa edilip buranın yerel halkı tekrar buraya taşınmalı” dedi.

Yaşanan yıkıcı depremlerin ardından ülkenin ve dünyanın birçok yerinden Alevi kurumları,  bölgedeki halkla dayanışmak için harekete geçti. Bölgedeki cemevleri de gelen yardımlarla halkın yaralarını sarmaya devam ediyor.

Maraş’a bağlı Pazarcık ilçesindeki cemevi yöneticileri depremin ardından yaşadıklarını ve tanık olduklarını anlattı.

“EN ÖNEMLİ SORUN ISINMA VE BARINMA”

Ülkenin ve dünyanın birçok yerindeki Alevilerden bu süreçte çok fazla yardım geldiğini belirten cemevi yöneticileri şunları dile getirdi:

“Zor bir süreçteyiz. Gıda ve kıyafet yardımı çok fazla geldi. En önemli sorun ısınma ve barınma. Bunlar bir an önce çözülmeli. Hijyen konusunda da eksiklikler var. Bu süreç bir hafta, bir ay değil belki bir yıl sürecek. Kolay değil. Birlik ve beraberlik içinde olmalıyız. Birkaç günle bitecek, olacak mesele değil.”

“BURANIN DEMOGRAFİK YAPISI DEĞİŞTİRİLMEMELİ”

Cemevi yöneticilerinin ardından Gaziantep Tilkililer Köyü Derneği Başkanı Tarık Alpdoğan söz aldı. Alpdoğan Pazarcık’a yardım için geldiğini söyleyerek şunları aktardı:

“Depremin ikinci günü bölgeye geldik. Burada eksiklikleri tespit edebilmek için bir komite oluşturduk. Buraya her yerden yardımlar geldi. İlk etapta ilk gün gıda ve su sıkıntısı çok yaşandı. Ancak hemen ardından gerek gıda gerek kıyafet konusunda eksiklikler giderildi. Birkaç gündür çok karmaşık duygular yaşıyoruz. Kaos var. Burada devletsizliği gördük. İlk üç gün sadece halkın kendisi bir şeyler yapmaya çalıştı. Biz burada demografik yapısının değişmesini istemiyoruz. Herkes göç ediyor. Haklılar ama buralar yeniden inşa edilip buranın yerel halkı tekrar buraya taşınmalı.”

(HABER MERKEZİ)

Halkın haline gülüyorlar!

Şükrü Yıldız ile Deprem Özel programı her Türkiye saati ile 21.00’de Can TV’de canlı olarak sizlerle. Bugünkü programımıza Serhad Med, Firaz Baran, Turabi Kişin, Evin Çağlı, Robin Deprem, Şiyar Munzur, Cemo Doğan…

Halklarımız ölüyor, onlar gülüyorlar!


https://twitter.com/ItalyanKrd4/status/1625127901602390017

Güvenlik

Linç


https://twitter.com/AprelMore/status/1624568937689014274


https://twitter.com/avtugaybek/status/1624521889337995264
https://twitter.com/sumeyrabulduk/status/1624532062500691981

IRKÇILIK
https://twitter.com/sirincinar2/status/1624736467212697602

AFAD

DİYANET


https://twitter.com/cns__dmr__/status/1625127936952004608

Deprem vergileri yediler

Asker

ASIL TALANCILAR KATLİAMIN OSRUMLULARI


https://twitter.com/FcFkrtcf/status/1624656075239686145

HALKIMIZ ÖLÜYOR!