Ana Sayfa Blog Sayfa 949

Güreşçi dosyasını araştıran avukatlar tehdit edildi

Altınözü’nde işkence ile öldürülen Ahmet Güreşçi’ye dair görüşmeler yapan avukatlar tehdit edildi; Sizin de başınıza aynısı gelir

Çağdaş Hukukçular Derneği (ÇHD) ve Özgürlük İçin Hukukçular Derneği (ÖHD), Hatay’ın Altınözü ilçesinde Ahmet Güreşçi’nin gözaltında işkenceyle katledilmesine dair bilgilendirme yaptı.

Avukatlar Güreşçi dosyasını araştırırken tehdit edildiklerini duyurdu.

Karakola götürüldüler

Ahmet Güreşçi ve Sabri Güreşçi ile Hatay’ın Altınözü ilçesine bağlı Büyükburç Mahallesi’ndeki evinden jandarma ekiplerince gözaltına alındığı belirtildi. Alındığında herhangi bir sağlık sorunun bulunmadığının aktarıldığı kaydedilen bilgilendirmede, Jandarma karakoluna götürülen şahıslardan Ahmet Güreşçi’nin akşam 19.30 civarında karakoldan hastaneye acil olarak götürüldüğü belirtildi. Ailesinin peşinden gidip Güreşçi’nin hayatını kaybettiğini öğrendiğinin belirtildiği bilgilendirmede, ailenin 12 Şubat akşamı saat 20.00’de başvurusu üzerine Hatay’da olan ÖHD ve ÇHD’den avukatlar Erdoğan Akdoğdu ve Ümit Büyükdağ ile HDP Milletvekili Züleyha Gülüm’ün Altınözü ilçesine geçtikleri savcılar ile jandarma ile görüşmeler yaptıkları ifade edildi.

Tehdit edildiler

Gözaltında Sabri Güreşçi ve aynı köyden 4 kişinin daha bulunduğu ve bunlarla görüşüldüğü belirtilen bilgilendirmede, “Ahmet Güreşçi’nin gözaltında dövülerek öldürüldüğü, görüşme yapılan kişinin kötü durumda olduğu, kaburgalarında kırık, el ve yüzde yara berenin tespit edildiği, kişiye haya vurma işkencesi yapıldığı, ıslatarak dövüldükleri, tecavüz tehdidinin olduğu bilgisi aktarılmıştır” denildi. Bilgilendirmede, “Aynı zamanda gözaltındaki kişilerle görüşme yapan avukatlar da jandarma görevlileri tarafından ‘sizin de başınıza aynısı gelir’ denilerek tehdit edilmişler.

Av. Erdoğan Akdoğdu hakkında da delil tespiti yaptığı için tutanak tutulmuştur. Sabri Güreşçi ve gözaltındaki isimleri tarafımızca henüz tespit edilemeyen diğer 4 kişi ile jandarma tarafından işkenceye maruz bırakılmışlardır. Gözaltında ağır işkence gören; gözaltında öldürülen Sabri Güreşçi ile ailesinin hukuki süreç ve takipleri devam etmektedir” denildi.

Güreşçi’n cenazesinin Altınözü Devlet Hastanesi morgunda tutulduğu öğrenildi.

Kaynak: MA

#Güreşçi #dosyasını #araştıran #avukatlar #tehdit #edildi

Artık özgürlük zamanı

Gazeteci Fuat Kav, PKK Lideri Abdullah Öcalan’a dönük komployu gazetemize değerlendirdi: 1917 Rus devrimi tüm dünyayı nasıl sarstıysa Abdullah Öcalan’ın stratejisi de Ortadoğu’yu sarstı. Uluslararası güçler bunu gördüğü için komployu devreye soktu

PKK Lideri Abdullah Öcalan’ın uluslararası bir komployla 15 Şubat 1999’da Türkiye’ye getirilerek, İmralı F Tipi Yüksek Güvenlikli Kapalı Cezaevi’nde ağır tecrit koşulları altına alınmasının üzerinden 24 yıl geçti. Gazeteci-yazar Fuat Kav, Kürt halkının “Roja Reş (Kara Gün)” olarak nitelendirdiği komplo sürecinin nasıl geliştiğini ve ne amaçlandığını gazetemize değerlendirdi.

Öncelikle şunu sormak istiyorum. Uluslararası güçler neden Abdullah Öcalan’ı seçti?

PKK Lideri Abdullah Öcalan eski, klasik Marksist liderleri aşan, ideolojik, politik, düşünsel ve hatta psikolojik olarak büyük bir birikime ve devrimsel stratejiye sahip bir lider olarak ortaya çıkan ender şahsiyetlerden birisidir. Uluslararası güçlerin “tam da artık sosyalizm bitti”, “kapitalist sistem kesin olarak ve mutlak anlamda zaferi elde etti”, “sistemimize karşı bizi zor duruma sokup alternatif bir sistemi inşa edecek kimse kalmadı” dediği bir anda Sayın Abdullah Öcalan büyük bir yoğunlaşma ile dünyayı analiz ederek ortaya çıktı. Deyim yerindeyse büyük bir patlama gerçekleştirdi. Çağımızın devrimleri için adeta ‘Big Bang’ kuvvetinde bir patlama ile sürece damgasını vurdu. Bu nedenle yöneldiler.

Reel sosyalizmin yıkılmasının ardından devrimciler, demokratlar, aydınlar, kısacası eşit bir yaşamdan yana olan herkesi büyük bir umutsuzluğa sürüklerken, kapitalist sistemin temsilcileri olan uluslararası güçler ise çok daha büyük bir moral gücüne ulaştılar, yani “artık biz bize kaldık, sosyalizm bir hayaldir” diyerek, büyük bir ideolojik ve politik üstünlük elde etme sürecine girmiş oldular. İki taraf böyle düşünürken, tam da bu noktada PKK Lideri Sayın Abdullah Öcalan reel sosyalizmin yıkılmasını esas olarak sosyalizmin yanlışlığından değil reel sosyalizmi yöneten bürokratik ve halktan kopan, toplumdan ve hakikatten uzaklaşan zihniyetten kaynaklandığını, “Sosyalizmde Israr İnsan Olmakta Isrardır” diyerek, sosyalizmi savunmaya devam edeceğini belirtti.

Bu aşamadan sonra, daha doğrusu Sayın Abdullah Öcalan’ın, PKK’nin 5. Kongresi’ne sunulan politik raporunda sosyalizm ve reel sosyalizm çözümlemesinden sonra artık sadece Kürdistan Özgürlük Mücadelesi’nin değil aynı zamanda dünya devrimci hareketleri ve sosyalizmin de öncü konumuna geldiğini görüyoruz. Adım adım gelişen, büyüyen, yükselen, ideolojik ve teorik açılımlarla evrenselleşen PKK Lideri Sayın Abdullah Öcalan artık uluslararası güçler için sözcüğün gerçek anlamıyla tehlikeli bir lider konumuna gelmiş oldu.

Peki uluslararası güçlerin bu komployu gerçekleştirmesindeki asıl amacı neydi?

90’lı yıllar aynı zamanda Türk devletinin en zayıflandığı yıllar olurken gerillanın ordulaşması ve Ankara’yı oldukça zorlayan bir güce vardığı yıllar oluyor. Bu yıllar PKK’nin denge oluşturma, orduyla artık göğüs göğüse çatışma aşamasına vardığı yıllardır aynı zamanda. Böylesi bir dönemeçte ABD ve diğer uluslararası güçler büyük kaygılar içerisine giriyor. NATO’nun en büyük gücü, Ortadoğu’da en büyük dayanağı olan Türkiye büyük bir tehlikede olduğu görülüyor. İşte uluslararası güçlerin PKK’ye müdahalesi bu noktada gündeme geliyor. Daha önce Türkiye ve ordusunun baş edebileceğini, verdiği her türlü askeri güçle yenebileceğini düşünüyor, ancak 90’lı yıllarda artık bunun imkânsız olduğunu, tam tersine Türkiye ve ordusunun her gün biraz daha güçten düşerken PKK’nin ise sürekli güçlendiğini görüyor…

İşte “karşı devrimci darbe” de diyebileceğimiz uluslararası komplo bu noktadan sonra devreye giriyor. PKK Liderine uluslararası düzeyde müdahale edilmese uluslararası düzeyde bir devrimin kaçınılmaz olduğunu da görüyor uluslararası güçler. Önce Kürtlerin yaşadığı coğrafyada, sonra Kürtleri ezen devletlerde, ardından Ortadoğu’da devrimlerin peş peşe gelişme zemini oldukça güçlüdür. PKK ve Lideri Sayın Abdullah Öcalan bu güçte ve bu perspektifte olduğu kesindir. Nasıl ki 1917 Rus devrimi tüm dünyayı sarstıysa PKK ve liderinin stratejisi de bu sarsmayı Ortadoğu’da yaratacaktı. Uluslararası komplocular bunu gördü, dolayısıyla 15 Şubat komplosu ile buna engel oldu…

Dönemin Başbakanı Bülent Ecevit, PKK Lideri Abdullah Öcalan Türkiye’ye teslim edildiğinde, ‘Öcalan bize niye teslim edildi anlamadık’ dedi. Komplo ile Türkiye’ye biçilen rol neydi?

Evet Bülent Ecevit doğru söyledi. Gerçekten de Türkiye’nin bile uluslararası komplonun mahiyetini, onun esas nedenini bilmiyordu. Biliyoruz ki taşeronlar yaptıkları işin perde arkasını bilmezler. Onlar için önemli olan görünürdeki iştir, görünürdeki haldir. Çünkü taşeronlar aracıdırlar. Bu nedenle işin derinliğini, yaptıkları şeylerin anlam ve önemini fazla bilmezler, avantadan biraz para alınca, biraz da görünürde işleri rayına oturunca her şey hal olmuş demektir onlar için. Bu bağlamda Ecevit doğru söyledi, çünkü Türkiye uluslararası komploda bir taşeron devlet rolünü oynadı. Taşeronluk rolünü veren de uluslararası güçlerdir. Örneğin ABD, İngiltere ve Almanya esas aktör, Türkiye ise taşeron konumundaydı. Komployu yapan esas olarak bu güçlerdir.

Komplonun siyasal hedefleri nelerdi?

Tabii ki komplo ile halkları, Kürt ve Türkleri birbirine karşı savaştırma boyutu da vardır. İki taraf kavga edecek, birbirleriyle savaşacak, uluslararası güçler de kenarda durup izleyecek, her iki taraf tamamen güçten düştükten sonra bir biçimde müdahale edecek, güçsüz düşmüş olan her iki tarafı da böylelikle kullanmış olacaktır. Ama Sayın Abdullah Öcalan bu gerçeği gördü, dolayısıyla oyuna gelmedi ve yeni dönem, yeni doğum, yeni paradigma denilen süreç başlamış oldu.

Komployu düzenleyenler siyasal hedeflerine ulaştı mı?

Komplonun amacı ve hedefi önce PKK Lideri Abdullah Öcalan’ı esir almak, ardından PKK’yi, yani onun hareketini bitirmekti. Uluslararası güçlerin hedefi buydu. Tamamen bitirmese bile etkisiz kılmak, marjinalleştirmek, ama aynı zamanda teslim alarak onu bir biçimde elinin altında tutmaktı. Taşeron konumunda olan Türkiye ise bu aşamadan, yani PKK’yi ve liderini tasfiye ettikten sonra büyük bir katliam ve soykırımı geliştirmeyi hedefliyordu. İbreti alem olsun diye, bir daha başkaldıramayacak, tepki göstermeyecek, haklarını ve özgürlüğünü talep edemeyecek kadar büyük bir soykırımı konsept olarak hedef alıyordu. Tıpkı daha önceki isyan dönemlerinde olduğu gibi bir politikayı uygulamak istiyordu. Tabii ki ABD böylece siyasi ve ideolojik hedefine ulaşmış olacaktı, soykırım siyasetini uygulama noktasında da Türkiye hedefini gerçekleştirmiş olacaktı. Ancak olmadı, her iki güç de, yani uluslararası güçler de Türkiye de hedefine ulaşamadı. Zira PKK darbe aldı ama yenilmedi, büyük güç kaybetti ama tasfiye olmadı, ayakta kalarak büyük direndi, süreci doğru ele aldı, politik analizini Ortadoğu ve Türkiye gerçekliğine uyarlayarak önemli oranda kendini korumayı bildi.

Abdullah Öcalan’ın bundaki payı neydi peki?

PKK Lideri Sayın Abdullah Öcalan geliştirdiği stratejiyle sürece damgasını vuran bir konuma geldi. Aslında İmralı süreci aynı zamanda büyük bir çatışma süreci de oldu. Uluslararası güçlerin Sayın Abdullah Öcalan’ı kurdukları uyduruk mahkeme kürsüsünde teslim alıp hareketini suçlayan bir pozisyona sokmak ve böylece politik, ideolojik ve düşünsel olarak misyonuna son vermek istiyorlardı. Türk devleti de kendisine almak istediği payla son isyanı böylece sonuçlandırmak istiyordu. Ancak Sayın Abdullah Öcalan çok farklı bir duruşla herkesi şaşırtan bir paradigma ile kendini orada, o uyduruk kürsüde, yani İmralı adasında kendini yeniden yaratarak uluslararası komployu boşa çıkartmasını bildi. Sayın Abdullah Öcalan daha sonra bu süreci PKK’nin üçüncü doğuş dönemi olarak değerlendirdi. Kendini yeniden örgütleme, biçim verme, özünü formuyla buluşturma, deyim yerindeyse kendini kendi küllerinden yeniden canlandırma… İmralı sürecini böyle ele almak daha doğru olacak…

Abdullah Öcalan daha önce avukatları ile yaptığı bir görüşmede ‘Ben komployu büyük oranda boşa çıkardım’ dedi. Bununla kastettiği neydi? Öcalan komplo karşısında nasıl bir duruş sergiledi?

Sayın Abdullah Öcalan’ın “komployu büyük oranda boşa çıkarttım” dediği gerçeklik şuydu: Birincisi uluslararası komplo ile PKK’nin tasfiye edilmesi hedeflendi, bu amaçla PKK lideri tutsak edildi, ancak PKK tasfiye edilemedi. İkincisi komplo ile Kürtler PKK’den koparılmak istendi, bu da olmadı. Üçüncüsü Sayın Öcalan’ın teslim alınacağı düşünüldü, ancak tam tersi oldu. Bırakalım Sayın Öcalan’ın teslim alınması, Öcalan İmralı’da yeni bir PKK ve yeni bir paradigma yarattı. Dördüncüsü, eskiden Sayın Abdullah Öcalan sadece Kürtlerin lideri olarak biliniyor, böyle algılanıyordu, ancak İmralı sürecinden sonra Sayın Abdullah Öcalan artık kendini aşan, evrenselleşen bir lider konumuna geldi. Beşincisi, PKK eskiden sadece Kürtlerin özgürlüğü için savaşan, mücadele edip örgütlenen bir hareket olarak görülüyordu şimdi ise PKK evrenselleşen enternasyonalist dünya ezilenlerinin partisi olarak görülmeye başlandı, örgütlenme tarzı da bu bağlamda gelişti, gelişiyor.

Komplonun üzerinden 24 yıl geçti, ancak halen Öcalan üzerinde mutlak bir tecrit uygulanıyor, tecrit komplonun devamı diyebilir miyiz? Ya da komplo bugün nasıl sürdürülmek isteniyor?

Evet, mutlak tecrit komplonun değişik biçimlerde devam edilmesidir. Bugün komplo teslim alınamayan, adaya sığdırılamayan, konuşturulmamasına rağmen her yerde konuşan, düşüncesi, ideolojisi ve dünya görüşleri ile zapt edilemeyen bir önderin 24 yıl boyunca tek bir ada hücresinde tutsak edilmesi ve katı tecrit koşullarında yaşatılmasıdır. Ayrıca yaşatılan katı ve mutlak tecrit politikası vardır. Tarihin hiçbir döneminde böylesi zalimane bir politika uygulanmamıştır. Ortaçağ zindanlarında böylesi bir uygulama görülmemiştir. Elbetteki bu uygulama ortaktır, komployu yapan tüm devletlerin ortak kararı ile uygulanıyor, tecrit de böyledir. 24 yıldır tecrit, hak gaspı, uygulanan katı tecrit kuralları dâhil olmak üzere tüm uygulamalara CPT’nin onayı olmadan, Avrupa Konseyi’nin kararı olmadan uygulanması mümkün olmayacaktır. Bu kurumlar karşı çıksalar, evrensel hukuk dedikleri kendi hukuklarının gereğini yerine getirseler bu kadar mutlak ve katı tecridi yapamazlar. Sayın Abdullah Öcalan’ı tutuklayan, komplo yapan ve o adaya götüren bu kurumlardır.

İmralı süreci artık son bulmalı, tecrit ortadan kaldırılmalı, katı kurallar uygulamaktan vazgeçilmeli, Sayın Abdullah Öcalan’a politika yapma imkânı yaratılmalıdır. Çıkmazda olan, karanlık bir labirenti andıran Türkiye mutlak anlamda demokratikleşmeli, bu uygulamalarla, Kürtlere karşı topyekun savaşmakla, İmralı’nın şahsında Kürtleri izole etmekle, Güney ve Rojava’yı işgal etmekle, Kuzey’i sabahtan akşama kadar bombalamakla, Kürtlere politika yapmayı yasaklamakla Türkiye bu karanlık labirentten çıkamaz. 40 yıldır birfiil olarak savaş var. Türkiye ekonomisinin üçten ikisi savaşa kanalize ediliyor. Savunma sanayine yapılan yatırım bütçenin çok önemli bir bölümüdür. 40 yıl boyunca yapılan savaşa rağmen eğer Kürtlere boyun eğdiremiyorsan artık bundan sonra hiç boyun eğdiremezsin. Politikleşmiş bir halkı savaşla ortadan kaldıramazsın, iradesini kıramazsın. Bunu görmek için kahin olmaya gerek yok. Kürtler birkaç nesildir direniyor, bundan sonra da direnmeye devam edecekler. Ne kadar baskı yaparsam, ne kadar öldürsem, mezarlarını ne kadar tahrip edersem, ne kadar cezaevi inşa edersem, Sayın Abdullah Öcalan’ı ne kadar tecrit edersem o kadar sonuç alırım mantığı yanılgılı bir mantıktır. Kürtlerin İmralı’yı özgürleştirme konusunda kararlı olduklarını biliyoruz. Öyle anlaşılıyor ki bu kararlı duruşlarını önümüzdeki süreçte çok daha ileri düzeye çıkartırlar. Süreç bunun böyle olduğunu gösteriyor.

#Artık #özgürlük #zamanı

BM: Can kaybı ikiye katlanarak 50 bini geçebilir

BM Acil Yardım Koordinatörü Martin Griffiths, Kahramanmaraş merkezli depremlerde Türkiye ve Suriye’deki can kayıplarının 50 bini geçebileceğini söyledi

Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu ile beraber Kahramanmaraş’ı ziyaret eden Birleşmiş Milletler (BM) İnsani İşlerden Sorumlu Genel Sekreter Yardımcısı ve Acil Yardım Koordinatörü Martin Griffiths, Sky News’e değerlendirmelerde bulundu.

BM yetkilisi Griffiths, Türkiye’de 29 bin 605, Suriye’de 3 bin 574 olan ölü sayısının ikiye katlanabileceğini veya 50 binden daha fazla olabileceğini kaydetti. BM Acil Yardım Koordinatörü Griffiths, “Enkazın altına bakmak gerektiğinden kesin bir tahminde bulunmanın zor olduğunu düşünüyorum, ancak can kaybının iki katına veya daha fazlasına çıkacağından eminim” ifadelerini kullandı.

Birleşmiş Milletler, deprem sonrası Türkiye ve Suriye genelinde en az 870 bin kişinin sıcak yemeğe ihtiyaç duyduğu konusunda uyarıda bulunurken, sadece Suriye’de 5,3 milyon kadar insan evsiz kalmış olabileceğini kaydetti.

HABER MERKEZİ

#kaybı #ikiye #katlanarak #bini #geçebilir

Deprem bölgesine yardıma giderken kaza yapan yurttaş yaşamını yitirdi

İstanbul’dan deprem bölgesi Mereş’e yardım götürürken kaza yapan 6 yurttaştan Wan nüfusuna kayıtlı Osman Ayhan yaşamını yitirdi

İstanbul’dan depremin yaşandığı Mereş’e yardım götüren Wan nüfusuna kayıtlı Ersin Çılgın ve Osman Ayhan ve ikinci araçta bulunan 4 kişi, trafik kazası geçirdi. Edinilen bilgiye göre, kaza dün akşam saatlerinde Kayseri yolunda gerçekleşti. Götürdükleri yardım kolilerini Mereş’e bıraktıktan sonra dönüş için Kayseri yolu üzerinde bulunan bir yolda araçlarını yol kenarına çekerek mola veren yurttaşlara, TIR çarptı.

Yaşanan kaza sonrası ismi öğrenilemeyen 4 kişiyle birlikte Ersin Çılgın ve Osman Ayhan yaralandı. Haber verilmesi üzerine kaza yerine sevk edilen sağlık ekipleri, ambulansla yaralı yurttaşları Kayseri Şehir, Devlet ve Erciyes Devlet Hastanelerine kaldırdı. Yaralı 6 yurttaştan Wan nüfusuna kayıtlı Osman Ayhan hastanede yapılan tüm müdahalelere rağmen kurtarılamayarak yaşamını yitirdi.Ayhan’ın Dilok’ta defnedileceği öğrenildi.

Diğer yaralı 5 kişinin tedavilerinin halen devam ettiği belirtildi.

HABER MERKEZİ

#Deprem #bölgesine #yardıma #giderken #kaza #yapan #yurttaş #yaşamını #yitirdi

‘Terörist dediklerimiz devletten önce yardıma geldi’

Dîlok’un Nurdağı köylerinde yetkililer tarafından çadır dışında bir yardım yapılmazken devletten önce HDP’nin yardıma gittiğini söyleyen yuttaşlar ‘Terörist dediklerimiz devletten önce yardımımıza yetişti’ dedi

Depremin vurduğu Dîlok’un Nurdağı ilçesi ve köylerinde hala halkın tüm ihtiyaçları karşılanmış değil. AFAD ve devletin diğer kurumları hala köylerdeki halkın çadır ihtiyacını dahi karşılayamadı. Halkların Demokratik Partisi (HDP) Şirnex İl Örgütü heyeti, ilçeyi ve köyleri gezerek, depremzedelere başta gıda olmak üzere yardım dağıtmaya devam ediyor. HDP heyeti, bugün Künes Obası, Yalvaç Obası, Nogaylar köylerinde halkla bulaşarak, temel ihtiyaçlarını gidermeye çalıştı.

Künes Obası sakinleri, çadırların depremden 6 gün sonra geldiğini, tüm süreç boyunca dışarıda kaldıklarını belirtti. 6 gün boyunca halkın dışarıda kaderine terk edildiğini belirten halk, tüm süreç boyunca kullanılmayan köy okulu bahçesinde ihtiyaçlarını gidermeye çalıştıklarını söyledi. Nogaylarlılar ise günlerdir köydeki arama kurtarma ve enkaz kaldırma çalışmalarının halk tarafından yürütüldüğünü ifade ederek, AFAD’ın sadece 3-5 çadır dağıttığını söyledi. İsmini vermek isteyen bir köy sakini, HDP’nin Şirnex’ten geldiğini ancak devletin hala tüm ihtiyaçlarını karşılamadığını ifade etti. Köy sakini, “Terörist dediklerimiz yardımımıza gelirken, devlet hala tam anlamıyla gelmiş değil. Terörist dediklerimiz devletten önce yardımımıza yetişti” dedi.

Temel ihtiyaç yardımı halktan

Yalvaç Obası sakinleri ise yardımların üçüncü günde geldiğini belirterek, gelen yardımların ise yetersiz olduğunu söyledi. AFAD’ın sadece çadır dağıtımı yaptığını, enkazlar için geldiğinde ise halkın kendi imkanlarıyla yaralıları enkazlardan çıkarttığını belirten köy sakini, “Gıda, battaniye, giysi gibi temel ihtiyaçlarımızı halktan gelen yardımlarla karşılıyoruz. AFAD sadece çadır dağıttı ve gitti, çocuklarım hala çadıra giremiyor, depremden dolayı travma yaşıyor, fakat gösterebileceğimiz bir doktor bile yok” diye konuştu.

MA / Berivan Kutlu

#Terörist #dediklerimiz #devletten #önce #yardıma #geldi

İzmir Barosu: Hiçbir istisna hali işkenceyi meşru ve haklı kılmaz

İzmir Barosu, deprem bölgelerinde ‘yağmacı’ olarak lanse edilen kişilerin asker ve polisler tarafından işkence edilmesine tepki göstererek, ‘Hiçbir istisna hali işkenceyi meşru ve haklı kılmaz’ dedi

İzmir Barosu, deprem bölgelerinde “yağmacı” olarak lanse edilen kişilerin polis ve asker üniformalı kişiler tarafından işkence edilerek görütülerin sanal medya hesaplarında paylaşılmasına ilişkin yazılı açıklama yaptı.

“İşkence ve kötü muamele hiçbir koşulda kabul edilemez” başlıklı yapılan açıklamada, “Depremin yarattığı felaket sonrasında; devletin yardım dağıtmada yetersiz kalması sonucunda ‘barınma ve beslenme’ gibi temel ihtiyaçları devlet tarafından giderilemeyen insanların, bu ihtiyaçlarını kendi çabaları ile gidermeye çalıştıklarının anlaşıldığı görüntüler ortaya çıkmıştır. Sosyal medyada yağmacı olarak lanse edilen kişilerin; polis ve asker üniformalı kişilerce işkenceye uğratıldığı, sivil kişilerce de kötü muameleye maruz bırakıldığı bu görüntüler, sosyal medyaya servis edilmiştir” denildi.

‘İşkence her koşulda yasaktır’

Açıklamada, şu ifadelere yer verildi; “Türkiye’nin taraf olduğu sözleşmeler ve Anayasa’daki hükümlerde de açıkça belirtildiği üzere işkence her koşulda yasaktır. Hiçbir istisna hali işkenceyi meşru ve haklı kılmaz. Devlet, işkence yapmama yükümlülüğü altında olduğu gibi aynı zamanda işkenceyi önleme yükümlülüğü altındadır. Bu yükümlülüklerini yerine getirmeyen devlet, işkence suçunun failidir. Deprem bölgesinde veya herhangi bir olağanüstü durumun yaşandığı bir yerde hangi suçu işlediği iddia edilirse edilsin hiç kimseye işkence yapılamaz. Bu ‘amasız ve fakatsız’ kabul edilmesi gereken bir durumdur. İşkence yapılmaması gibi işkencenin olumlanmaması da gerekmektedir. Depremde yaşanan yıkımın ve sonrasında ortaya çıkan yaşamsal ihtiyaçların karşılanamamasının tek sorumlusunun; imar afları çıkartan, gerekli ve yeterli denetimi yapmayan, liyakatsiz kadroları yetkilendiren devlet olduğu unutulmamalıdır.”

HABER MERKEZİ

#İzmir #Barosu #Hiçbir #istisna #hali #işkenceyi #meşru #haklı #kılmaz

Botanlı kadınların pişirdiği 30 bin tandır ekmeği deprezelere ulaştı

Botanlı kadınların Dîlok’taki depremzedeler için tandırda pişirdiği 30 bin ekmek, yurttaşlara dağıtıldı.

Mereş merkezli deprem, Türkiye ve Kurdistan kentlerinde seferberlik ruhu yarattı. Her bölgeden yurttaşlar, 6 Şubat’tan bu yana depremzedelere ulaşması için gıda ve temel yaşam ihtiyacı olan malzemeleri deprem bölgelerine göndererek, büyük bir dayanışma örneği gösterdi.

Depremin ağır hasara yol açtığı Dîlok’a da birçok kentten yardım malzemesi geldi. En son Botanlı kadınların tandırda pişirdiği 30 bin ekmek, bugün Dîlok’taki depremzedelere dağıtıldı.

MA / Rukiye Adıgüzel

#Botanlı #kadınların #pişirdiği #bin #tandır #ekmeği #deprezelere #ulaştı

Kurdistan Bölgesi’nden gelenler yardımlar üç gündür bekletiliyor

Federe Kurdistan Bölgesi’nden gönderilen iş makineleri ve beraberindeki malzemeler, 3 gündür Habur Sınır Kapısı ve Adıyaman Üniversitesi Kampüsü’nde gerekçesiz şekilde bekletiliyor

Irak Federe Kurdistan Bölgesi’nden aramak kurtarma faaliyetleri için iş makinalarından oluşan 300 araçlık konvoy 3 gündür Habur Sanır Kapısı ve Adıyaman Üniversitesi Kampüsünde gerekçesiz bekletiliyor. Depremin ilk gününden itibaren Kurdistan Bölgesel Yönetimi tarafından gönderilen birçok yardım malzemesi ile arama kurtarmalarda kullanılacak iş makinelerinin engellemesi çekilen videolarla paylaşıldı. Yardımlara yol verilmemesine tepki gösteren yurttaşlar, dayanışmanın Kürtlerden geliyor olmasından kaynaklı engellendiğini dile getiriyor.

Yardım araçlarıyla birlikte Zaxo’dan gelen bir ekip, 3 gündür gümrükte bekletildiklerini dile getirerek sanal medya hesabı üzerinden şunları paylaştı: “3 gündür gümrükteyiz ve 3 gündür uyumadık. Biz Semsûr’a yardım için geldik ve çalışmalara katılmak istiyoruz. Bizi burada neden beklettiklerini bilmiyoruz. İnsanlara yardım etmemize izin vermiyorlar. Ben yardım için Zaxo’dan geldim. Yaklaşık 300 araçla birlikte burada bekletiliyoruz.”

HABER MERKEZİ

#Kurdistan #Bölgesinden #gelenler #yardımlar #üç #gündür #bekletiliyor

Martínez: Lütfen Heyva Sor’a bağışta bulunun

Demremzedeler içn dayanışma mesajı içerikli video paylaşan dünyaca ünlü yıldız Itziar Ituno Martínez, “Tam da yardımların az gittiği alanlarda faaliyet gösteren Heyva Sor’a bağış yapmanızı rica ediyorum. Lütfen Heyva Sor’a bağışta bulunun” dedi

İspanyol dizisi La Casa De Papel’de Lizbon karakteri ile tanınan ve dünyaca ünlü yıldız Itziar Ituno Martínez, Mereş merkezli 7.7 şiddetindeki deprem için dayanışma videosu yayınladı. Martínez, paylaştığı videoda şu ifadeleri kullandı: “Bu mesajı evimden gönderiyorum. Ama bildiğiniz gibi Türkiye, Kurdistan ve Suriye yıkıcı bir depremle sarsıldı. Yirmi binden fazla insan öldü ve çok daha fazlası hala kayıp, yaralı ve enkaz altında. Yardım geliyor ama yeterli değil ve özellikle her yere ulaşmıyor. Tam da yardımların az gittiği alanlarda faaliyet gösteren Heyva Sor’a bağış yapmanızı rica ediyorum. Lütfen Heyva Sor’a bağışta bulunun. Teşekkür ederim.”

HABER MERKEZİ

#Martínez #Lütfen #Heyva #Sora #bağışta #bulunun

Amed’de enkazlardan 6 cansız beden çıkarıldı

Amed’te yıkılan Sözel Apartmanı’nda 4, Serin 2 (Cengizler) Apartmanı’nda 2 kişinin cansız bedenine ulaşıldı. Ailelerin is enkaz etrafında bekleyişi sürüyor

Amed’in Yenişehir ilçesi Kurt İsmailpaşa 2 Sokak’ta yıkılan Sözel Apartmanında 4, Rezan İlçesi Tesisler semtinde yıkılan Serin 2 (Cengizler) Apartmanı enkazında ise 2 kişinin cansız bedenine ulaşıldı. Soğuk havada yıkık binaların enkazı etrafında çaresiz bekleyen aileler, bir birini teselli ediyor.

Sözel Apartmanı’nda çıkarılan 4 kişinin kimlik tespiti için hastaneye kaldırılırken, binada hala 7 kişinin enkazda olduğu düşünülüyor.

Serin 2 Apartmanı’ndan çıkarılanların baba ve oğul olduğu düşünülüyor. Apartmanda çalışmaların 48 saat daha süreceği ve toplam 40 kişinin daha enkazda olduğu belirtiliyor.

HABER MERKEZİ

#Amedde #enkazlardan #cansız #beden #çıkarıldı