Ana Sayfa Blog Sayfa 951

Can kaybı 3 bini aştı: Şam’a ambargoyu kaldır çağrısı

Depremin 7’inci gününde Suriye ile Suriye’nin Kuzey ve Doğu Bölgesi’nde hayatını kaybedenlerin sayısı 3 bin 581’e yükselirken, Şam hükümeti Özerk Yönetim’in yardımlarını engellemeye devam ediyor

Mereş merkezli yaşanan depremde Kürdistan, Türkiye ve Suriye kentleri önemli oranda etkilendi. Arama kurtarma çalışmalarının yetersiz kaldığı bölgelerde binlerce insan hayatını kaybetti ve halen enkaz altında çıkarılmayı bekleyen binlerce kişi bulunuyor.

Suriye kentlerinde deprem nedeniyle hayatını kaybedenlerin sayısı 3 bin 581’e yükselirken, arama kurtarma çalışmalarına da devam ediliyor.

4 kent afet bölgesi ilan edildi

Suriye Sağlık Bakanlığı, Şam hükümetinin kontrolündeki bölgelerde ölü sayısının bin 408’e ve yaralı sayısının ise 2 bin 341’e yükseldiğini duyurdu.

Beyaz Miğferler ise, silahlı grupların kontrolündeki bölgelerde 2 bin 167 kişinin öldüğünü, 2 bin 950 kişinin yaralandığını açıkladı.

Şam yönetimi, depremden en fazla etkilenen Lazkiye, Hama, Halep ve İdlib’i ‘afet bölgesi’ ilan etmişti. El Cezire’ye göre de, Hatay’ın Reyhanlı ilçesi Cilvegözü sınırının karşısındaki Suriye’nin Bab-El Hava sınır kapısına, depremlerin meydana geldiği günden bu yana bin 100 cenaze götürüldüğü belirtildi.

Kuzey ve Doğu Suriye’de Özerk Yönetim bölglerinde ise 6 kişi yaşamını yitirdi, 57 kişi de yaralandı.

Rejim yarımları engelliyor

Öte yandan Şam hükümeti, Kuzey ve Doğu Suriye Özerk Yönetimi’nin Halep’teki depremzedeler için hazırladığı insani yardımların Minbic’deki Tayihe kapısından geçişine izin vermiyor. Demokratik Toplum Hareketi (TEV-DEM), Suriye hükümetine çağrı yaparak engellerin kaldırılmasını istedi.

Uluslararası güçlere çağırı

TEV-DEM, yaptığı açıklamada “Hizmet eksikliği can kaybının sayısının artmasına sebep oldu” diyerek, Şam’ın insani konuları politize ettiğini ve yardım yapılmasına izin vermediğini belirtti. TEV-DEM, başta BM olmak üzere uluslararası güçlere ve örgütlere, Şam hükümetine tüm kapıları açması ve yardımların depremzedelere ulaşması için baskı uygulamaya çağırdı.

DIŞ HABERLER

#kaybı #bini #aştı #Şama #ambargoyu #kaldır #çağrısı

Senaryoda var pratikte yok

İktidarın Mereş merkezli yaşanan depremin tatbikatını 4 yıl önce yaptığı ortaya çıktı

Mereş’te 7,7 ve 7,6 büyüklüğünde depremlerin yıkıma yol açtığı Mereş, Dilok, Riha, Amed, Meleti, Semsûr, Xarpet, Adana, Osmaniye, Hatay ve Kilis kentlerinde yaşamını yitirenlerin sayısı 25 bine ulaşırken, 80 bin 278 kişi ise yaralı olarak kurtarıldı. Enkaz altında kaderine terk edilen yurttaşların AKP iktidarına tepkileri büyüyor. Deprem bölgesinde 8 gündür enkaz altında bulunan yakınlarının kurtarılmasını bekleyen halk, “Devlet yok” diyerek her fırsatta tepkilerini dile getirtiyor. İktidarın tüm engellemelerine rağmen bölgeye yardımların ulaştırılması için sivil toplum örgütleri, siyasi partiler ve yurttaşlar seferber oldu.

Yaşanan depreme ilişkin yer bilimcilerin ve uzmanların yıllardır yapmış olduğu bilimsel araştırmaları ve uyarıları görmezden gelen AKP-MHP iktidarının ise yaklaşık 4 yıl önce, 9 Ekim 2019’da AFAD’ın öncülüğünde merkez üssü Mereş’in Bazarcıx ilçesi olan ve 7,5 şiddetinde olası bir depreme yönelik tatbikat yaptığı ortaya çıktı. Tatbikatta İçişleri bakanı Süleyman Soylu başta olmak üzere tüm devlet kurumlarının tam tekmil ve işbirliği içerisinde ve koordineli bir şekilde çalıştığı görülüyor. Devletin tüm süreçlere ve yaşananlara hakim olduğu gösteriliyor.

Senorya’da devlet tam tekmil

Senaryoya göre, AFAD 3 bin 500 personelin katılımıyla olası bir depreme yönelik tatbikat yapıyor. Tatbikat çerçevesinde 8 bakanlığı personeline uyarı amaçlı kısa mesajlar(SMS) gönderiliyor. Yine senorya’ya göre, İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, İçişleri Bakan Yardımcı İsmail Çataklı, Çevre ve Şehircilik Bakan Yardımcısı Fatma Varank ve AFAD Başkanı Mehmet Güllüoğlu, Afet ve Acil Durum Yönetim Merkezine gidiyor. Soylu, yaşanan depreme ilişkin alanda olan ve çalışma yapan ekiplerden bilgilendirme istiyor. Senaryoda göre yaşanan depremde 3 bin 459 kişinin hayatını kaybettiği ve çok sayıda kişinin yaralandığı aktarılıyor.

Ekipler sevk ediliyor!

Senaryoda tıpkı 6 Şubatta Semsûr, Dilok, Antep, Mereş ve Meletî’den en çok etkilenen iller olarak ulusal seviyede, Kilis, Osmaniye ve Riha ise az etkilenen iller olarak il seviyesinde tatbikatta yer alıyor. Bu iller dışındaki 19 il ise birinci ve ikinci derece destek iller ile ulusal seviyede yardım eden iller olarak tatbikata katılıyor ve depremin ardından bölgeye çevre illerden ekipler sevk ediliyor. Helikopter ve insanlı keşif uçaklarıyla bölgenin durumuna ilişkin havadan elde edilen görüntüler de merkeze aktarılıyor. Yine tatbikat kapsamında, GSM operatörlerinden, vatandaşlara sabit hatlar üzerinden yapacakları görüşmelerin 10-15 saniyeden fazla sürmemesi, iletişim kurmak için internet hatlarını ve kısa mesajı tercih etmeleri yönünde uyarı mesajı göndermeleri isteniyor.

Tatbikatta var ama!

Tatbikat kapsamında, kamuoyunun doğru bilgilendirilmesi amacıyla her 15 dakikada basın açıklaması yapılacağı açıklanıyor. Depremin birinci saatinin dolmasının ardından AFAD Deprem Dairesi Başkanı Murat Nurlu, depremle ilgili basın mensuplarına bilgi veriyor. Yine senaryo gereği İçişleri bakanı Süleyman Soylu, tatbikata ilişkin açıklamaya yapıyor ve depremden etkilenen illerdeki koordinasyon gruplarının, valilik koordinesinde toplandıklarını söyleyerek 26 çalışma grubunun oluşturulduğunu bilgisini veriyor.

HABER MERKEZİ

#Senaryoda #var #pratikte #yok

Binlerce İstanbullu bina güvenliği tespiti için İBB’ye başvurdu

İBB Deprem Risk Yönetimi ve Kentsel İyileştirme Dairesi Başkanı Özlem Tut, Mereş merkezli depremler sonrası bina güvenliği tespitiyle ilgili binlerce başvuru aldıklarını açıkladı

Mereş’te 6 Şubat’ta ilki 7,7, ikincisi 7,6 büyüklüğünde iki deprem meydana gelmişti. 10 ilde yıkıma neden olan depremde 20 bini aşkın hayatını kaybetti.

İBB Deprem Risk Yönetimi ve Kentsel İyileştirme Dairesi Başkanı Özlem Tut, deprem sonrası binaların güvenliğiyle ilgili binlerce başvuru aldıklarını açıkladı. Bina güvenliğiyle ilgili tarama işlemleri, ‘binatespiti.ibb.istanbul’ sitesine başvuru sonrası ücretsiz yapılıyor.

Bugüne kadar 100 bini aşkın binayı ziyaret ettiklerini bunların 30 bininin incelenmesine izin verildiğini belirten Tut, bu işlemin sadece bilgilendirme amaçlı olduğunu söyledi ve ekledi: ”Binanız riskli yapı ilan edilmeyecek. Ancak yüksek riskli yapı çıkması halinde güçlendirme süreçleri için başvuru yapılabilir.”

İSTANBUL

#Binlerce #İstanbullu #bina #güvenliği #tespiti #için #İBBye #başvurdu

BM: Can kayıpları henüz gerçek anlamda sayılmaya başlanmadı

Mereş’i ziyaret eden BM Genel Sekreter Yardımcısı Griffiths, ‘can kıybının açıklananın 2 katına çıkabileceğini’ söyledi ve kayıplarının henüz gerçek anlamda sayılmaya başlanmadığını vurguladı

BM Genel Sekreter Yardımcısı ve Acil Yardım Koordinatörü Martin Griffiths, Türkiye ve Suriye’de toplam can kaybının iki katına çıkabileceği tahmininde bulundu.

Mereş’ın Bazarcix (Pazarcık) ve Elbistan ilçelerinde 6 Şubat Pazartesi günü meydana gelen ve 10 ilde büyük yıkıma yol açan depremlerde can kaybı 25 bine yaklaştı.

Türkiye’nin yanı sıra yıkımın büyük olduğu Suriye’de can kaybı sayısı, resmi açıklamalara göre 3 bin 500’ün üzerinde.

Birleşmiş Milletler (BM), Türkiye ve Suriye’yi sarsan depremlerde hayatını kaybedenlerin sayısının şu ana kadar açıklanan rakamın iki katına kadar çıkabileceğini kaydetti.

Cumartesi günü depremin merkezi olan Mereş’e gelen BM’nin İnsani İşlerden Sorumlu Genel Sekreter Yardımcısı ve Acil Yardım Koordinatörü Martin Griffiths, “Enkazın altına girilmesi gerektiği için henüz tam bir tahmin yapmanın zor olduğunu düşünüyorum ancak (sayının) iki katına ya da üzerine çıkacağından eminim” diye konuştu.

Sky News’e konuşan Griffiths, can kayıplarının henüz gerçek anlamda sayılmaya başlanmadığını da sözlerine ekledi.

DSÖ Genel Direktörü Halep’e gitti

Öte yandan Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) Genel Direktörü Tedros Adhanom Ghebreyesus, Suriye’nin Halep kentinde incelemelerde bulundu.

Ziyaretini, “Ülke genelindeki insanlara yardım etmek amacıyla Halep’e, Suriye’ye ulaştım” sözleriyle duyuran Ghebreyesus, “Hayatta kalanların karşı karşıya olduğu dondurucu hava, barınak, yiyecek, su, ısı ve tıbbi bakım sorunu gibi koşulları görmek beni üzüyor” ifadelerini kullandı.

DIŞ HABERLER

#kayıpları #henüz #gerçek #anlamda #sayılmaya #başlanmadı

Yağma ortağı müteahhitler kaçıyor

İnşaat rantına dayanan ekonomi modeliyle büyük bir yağmanın yaşandığı Türkiye’de iktidarın beslemesi 5’li çete dışında, yerellerdeki yağmacılar deprem sonrası kaçmaya çalışıyor

AKP’li Cumhurbaşkanı R. T. Erdoğan, 9 Mart 2003’te gerçekleştirilen ara seçimle Sêrt milletvekili ve ardından Başbakan A. Gül’ün istifa etmesiyle, 14 Mart 2003’te Başbakan olmuştu. Başbakan olduktan 7 ay sonra AKP’nin 1. Olağan Kongresi’nde konuşan Erdoğan, Türkiye’nin kaynaklarının ‘haramzadeler’ tarafından hortumlandığını, kendi siyasi menfaatlerinin milletin menfaatlerinin önüne koyan siyasilerin eline düştüğünü belirterek, “Herkes bilmelidir ki ‘yağma Hasan’ın böreği’ burada bitmiştir” sözlerini sarf ederken, o güne kadar Hasan’ın böreğini yiyenlerin artık değişeceğinin ve hortumlamanın ‘helâl’ ellere geçeceğinin işaretlerini verdiği pek anlaşılamamıştı. 2003 yılından 2021 yılına geldiğimiz bugünlerde ise yağamanın sonuçları binlerce insanımızın göçük altında kalmasına yol açtı.

AKP’nin kamusu

AKP iktidarında geçen 22 yıl içinde yüzlerce şirket arasından süzülerek gelen bazı şirketler inanılmaz boyutlarda sermaye biriktirirken dünya rekorları kırdılar. Sürekli büyüyen ve dünyada en çok kamu ihalesi alan şirketler inşaat rantı üzerinden ortaya çıkarıldı. İktidar yağmaların tamamında ‘kamu yararı’ iddiasıyla şirketlere inanılmaz talan alanları yarattı. Oysa AKP’nin kamusu oluşturdukları ‘şirket havuzlarından’ ibaretti. Havuz medya ve havuz şirketlerle Türkiye soyulup soğana çevrilirken doğal yaşam inanılmaz boyutlarda zarara uğratılıp yok edildi.

Kıbleleri rant ve para

Kıblesi rant ve para olan iktidar sermaye kesimlerine rant alanları yaratarak ilerledi. Fütursuz ve sınırsız bir soygun düzenini varettiler ve yine ilan edilen OHAL’le bizlerden boyun eğmemiz bekleniyor. Halka bir yandan küfür eden Cengiz İnşaat patronu ve halka şerefsizler diyen iktidarın başının ettiği küfürler sabır taşını çatlatmış durumda. Böyle bir düzene boyun eğmek için kör, sağır ve aptal olmamız gerekiyor.

Müteahhitler yağmanın ortağı

Diğer yandan merkezi büyük şirketleri var edenler yerellerde de işbirlikçilerini ortaya çıkarıp yine inşaat rantı üzerinden yerel havuzları var ettiler. Mereş depreminde ortaya çıkan yıkımın en önemli nedeni bu yağma süreciydi. Çürük binalar inşa edenlerin yurt dışına kaçma girişimleri bazı tutuklamalarla karşılaşırken, sistem sorumluluğunu maskeleyecek adımları atmakta. En son Wan ve İzmir depremlerinde binaları inşa edenler göstermelik tutuklamalar yapılarak halkın gözünde sorumluların cezalandırıldığı imajı yaratılırken bu yıkımın asıl sorumluları ise kendilerini sorumluluk dışına attı. Mereş depreminde de benzer bir sürecin ortaya koyulduğu görülürken, müteahhitlerin günahsız olduğu elbette söylenemez. Bu müteahhitler yağma düzeni içinde her türlü hırsızlığı yaparken iktidarın ortaklarıydı.

Kaçan kaçana Rönesans: Cennetten bir kare

Mereş merkezli depremlerin geniş çaplı yıkıma uğrattığı kentlerden biri Hatay’dı. Tamamen çöken üç yaşındaki 250 dairelik Rönesans Rezidans kentteki yıkımın simgesi haline geldi. Rönesans müteahhidi Mehmet Yaşar Coşkun, Karadağ’a kaçmak için gittiği havalimanında gözaltına alınarak tutuklandı. Coşkun’un avukatı Çolakoğlu, “Yaptığı tüm binalar sapasağlam ayaktayken bir bina çöktü diye müvekkilim sorumlu tutulmaktadır” derken, o bir binada 250 daire olduğu ve içinde yüzlerce insanın yaşadığı gerçeğine değinmedi. “Cenetten bir kare” denilerek milyonlarca liraya satışa sunulan ancak depremde yerle bir olan Rönesans Rezidans’ın müteahhidi Mehmet Yaşar Coşkun, “Kamu kurum ve kuruluşları, tüzel kişiliklerin araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık” suçundan tutuklanması dikkat çekti. Coşkun, ifadesinde, “Binada sonradan herhangi bir esaslı değişiklik yapılmadı, mevzuatta öngörülen tüm işlemleri yerine getirdik. Biz betonarme kaba inşaatını İstanbul merkezli ‘Yapı İnşaat’ isimli firmaya vermiştik. Hatırladığım kadarıyla bu firma da iki ortaklıydı” dedi.

AKP’li başkana soruşturma yok

Mereş’ın Dulkadiroğlu ilçesinde, AKP’li İlçe Başkanı Şahin Avşaroğlu’nun sahibi olduğu Melşa İnşaat tarafından kentte yapılan 3 binanın tamamı çöktü. Yüzlerce kişinin hayatını kaybettiği bina hakkında henüz hiçbir işlem yapılmazken, Avşaroğlu’nun sanal medya hesaplarını kapattığı görüldü. Avşaroğlu’nun inşa ettiği 140 daireli ‘Bad-ı Seba’ sitesi hakkında adli bir işlem yapılmamış olması dikkat çekici.

Bahar Apartmanı müteahhidi

Gaziantep Cumhuriyet Başsavcılığı’nın soruşturması kapsamında, Mereş depreminde yıkılan ve içerisinde ilk aşamada dokuz yurttaşın cansız bedenine ulaşıldığı Bahar Apartmanı ile ilgili inceleme başlatıldı. Yapılan teknik inceleme sonucunda, bina müteahhidi İbrahim Mustafa Uncuoğlu’nun ihmali bulunduğunun tespit edildiği belirtildi. Yapılan açıklamaya göre Uncuoğlu’nun, Pendik Yenişehir Mahallesi’nde yapılan operasyonla yakalandığı belirtildi.

Hasan Alpargün gözaltında

Mereş depremleri sonrasında Adana’da lüks ve güvenilir site iddiasıyla pazarlanan ve depremde kâğıt gibi yıkılan Alpargün Apartmanı’nın sahipleri baba Hasan Alpargün ve oğlu Hasan Can Alpargün, deprem günü apar topar Kıbrıs’a kaçtı. Başlatılan soruşturma kapsamında Hasan Alpargün, KKTC’de gözaltına alındı. Türkiye’den KKTC’ye 990 bin dolar, 890 bin euro, 500 bin TL transfer etmeye çalıştığı, ayrıca Lefkoşa Demirhan bölgesinden daire satın aldığı belirlenen Alpargün’ün Türkiye’ye getirileceği bildirildi. Hasan Alpargün’e ait olduğu bilinen 92 kişinin yaşadığı saptanan ve enkaza dönen binadan şu ana kadar 70 kişinin cansız bedeni çıkarılırken, en az 15 kişinin daha enkaz altında olduğu belirtildi.

EKOLOJİ SERVİSİ

#Yağma #ortağı #müteahhitler #kaçıyor

İnsan hakları kuruluşlarından ortak açıklama: OHAL, insani yardımları etkiliyor

Uluslararası İnsan Hakları Örgütleri, iktidarın OHAL kararına tepki göstererek, ‘OHAL uygulaması kurtarma çalışmalarını ve insani yardımları da olumsuz etkiliyor’ dedi

Uluslararası İnsan Hakları Federasyonu (FİDH), İşkenceye Karşı Dünya Örgütü (OMCT) ve İnsan Hakları Derneği (İHD), yaptıkları ortak açıklamayla, Kurdistan ve Türkiye’de meydana gelen depremlerin ardından 10 kentte OHAL ilan edilmesine tepki göstererek kararın geri alınmasını istedi.

Açıklama şunlar da ifade edildi:

“Bu OHAL kararı, hukukun üstünlüğünün azaldığı, sivil alanın daraldığı ve 2016-2018 yılları arasında olağanüstü hal mevzuatının kötüye kullanıldığı, insan hakları ve temel özgürlüklerin yaygın bir şekilde ihlal edildiği ve insan hakları savunucuları, gazeteciler ve muhaliflere yönelik tacizlerin yaşandığı bir ortamda alınmıştır. Son OHAL uygulamasının, 2018’de kaldırılmasının ardından birçok kısıtlayıcı politika ve uygulama kalıcı hale getirilmiştir. Sivil toplum üzerindeki baskılar, 2020 yılında sivil toplum kuruluşlarını hukuka aykırı bir şekilde hedef almak için kullanılan 7262 sayılı Kanun’un ve son olarak Ekim 2022’de “yanıltıcı bilgileri alenen yayma” suçuna hapis cezası getiren “dezenformasyon kanunu”nun kabul edilmesinin ardından yoğunlaşmıştır.”

Seçim öncesi tesadüf değil

Deprem gerekçe edilerek ilan edilen OHAL uygulamasının, gayriresmi olarak 14 Mayıs 2023 tarihinde yapılacağı ilan edilen parlamento ve cumhurbaşkanlığı seçimlerine giden süreçte ilan edilmesinin tesadüf olmadığının ifade edildiği açıklamada, “Türkiye’de 2018 yılında olağanüstü hal altında yapılan milletvekili ve cumhurbaşkanlığı seçimlerine, muhalefet adaylarının ve bağımsız medyanın susturulması, seçmenlerin ve muhalefetin kamusal faaliyetlere katılım hakkını tam olarak kullanmasının kısıtlanması ve vatandaşların özgür ve adil seçim hakkının etkilenmesi damgasını vurmuştur” denildi.

‘Türkiye yakından izlenmeli’

Açıklamada, son olarak Türkiye’deki yetkilileri olağanüstü hal uygulamasını kaldırmaya çağıran insan hakları örgütleri, şöyle dedi:

“Afetlere müdahale için özel olarak tasarlanmış mevcut mevzuat kapsamında verilen yetkilere başvurmaya ve bu bağlamda alınan her türlü tedbirin mevcut krizi ele almak için kesinlikle gerekli ve orantılı olmasını ve Türkiye’nin uluslararası insan hakları yükümlülüklerine tam olarak uymasını sağlamaya çağırıyoruz. Ayrıca uluslararası toplumu, Türkiye’deki gelişmeleri ve bu tedbirlerin, özellikle yaklaşan seçimler bağlamında, insan hakları ve temel özgürlükler üzerinde yaratabileceği etkileri yakından izlemeye çağırıyoruz.”

HABER MERKEZİ

#İnsan #hakları #kuruluşlarından #ortak #açıklama #OHAL #insani #yardımları #etkiliyor

Mat: Adıyaman yerle bir olmuş; çadırlara el konuluyor, AFAD sürekli engel çıkarıyor

AKD Adıyaman Şubesi Yeni Mahalle Cemevi önünden bölgedeki son duruma ilişkin bilgi aktaran AABK Eşit Başkanı Hüseyin Mat, “Adıyaman korkunç. Çok büyük tahribat var burada. Deprem neredeyse burayı yerle bir etmiş. Uzun vadede bizleri bekleyen çok büyük görev ve sorumluluklar olacak” dedi. Mat ayrıca AFAD’ın katkı vermekten çok engel çıkarma çabasında olduğuna dikkat çekti. 

Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu (AABK) Eşit Başkanı Hüseyin Mat, depremin etkilendiği Adıyaman’da Alevi Kültür Dernekleri (AKD) Adıyaman Şubesi Yeni Mahalle Cemevi önünden izlenimlerini paylaştı.

“YARALARIN KISA SÜREDE SARILMASI ÇOK KOLAY OLMAYACAK”

Adıyaman’daki durumun televizyonlarda görünenden çok daha ağır olduğunu belirten Mat, şunları söyledi:

“Adıyaman korkunç. Çok büyük tahribat var burada. Deprem neredeyse burayı yerle bir etmiş. Görülüyor ki yaraların sarılması kısa sürede çok kolay olmayacak. Uzun vadede bizleri bekleyen çok büyük görev ve sorumluluklar olacak. Buradaki çaresizliği anlatabilmek çok kolay değil. Durumu biraz iyi olanların şehri terk ettiklerini gördük. Ama yoksul, çaresiz ve gidemeyenler sokakta yaşamak zorundalar. Çadırlara en konuluyor. AFAD sürekli engel teşkil ediyor. Katkı vermekten çok engel çıkarma çabasındalar. Buradaki durum televizyonlarda izlediklerinizden çok daha ağır. Herkesten kampanyayı büyütmeyi, destek vermeyi rica ediyorum.”

PİRHA/ADIYAMAN

Ahmet Türk, Adıyaman’da Cemevinde depremzedeleri ziyaret etti

Siyasetçi Ahmet Türk, Adıyaman Yenimahalle Cemevi’ni ziyaret ederek depremzedelere geçmiş olsun dileklerini iletti. Cemevindeki yurttaşlar ise iktidarın, AFAD’ın bir yardımı olmadığını belirterek, tepki gösterdiler. 

Maraş merkezli depremde 17 yakınını yitiren Kürt siyasetçi Ahmet Türk, Halkların Demokratik Partisi (HDP) milletvekilleri Feleknas Uca, Sait Dede, Rıdvan Turan ve Behçet Yıldırım ile birlikte Adıyaman’da incelemelerde bulundu.

HDP’li belediyelerin oluşturduğu dayanışmaya da katılan Ahmet Türk, Yenimahalle Cemevini ziyaret ederek halkın sorunlarını dinledi.

“DEVLET ARADAN ÇEKİLİRSE BU HALK BİRLİKTE AYAĞA KALKAR”

Adıyamanlı bir yurttaş, depremin ardından hiçbir devlet desteği görmediklerini belirterek, “Hiç bir şey yok. Çadır yok. Devlet aradan çekilsin bu halk birlikte ayağı kalkmasını bilir. Devlet aradan çekilirse bu halk kenetlenir. Her şeye rağmen ayağa kalkar. Bazı bölgelere yardım götürüyorlar. Ancak bizim taraflarda hiç yok. Enkaz altında arkadaşlarımız, canlarımız var. Gelen kurtarma ekipleri canla başla çalışıyor. Tam çıkaracaklar AFAD utanmadan ‘Siz çekilin’ biz kameralara poz vereceğiz’ diyorlar. Diyorsun ki bundan daha aşağı bir şey yapılabilir mi? Ama yapıyorlar. İnsanlığımızdan utanıyoruz. Bu halka yazık. Devlet aradan çekilse biz canlarımızı da toplarız. Giden mal olsun. Çok şükür arkadaşlarımız burada gece gündüz çalışıyorlar. Kayyum atadılar belediyelerimize. Bir tane kayyumun yüzü varsa gelsin buraya. İşte halkın vekilleri burada.”

PİRHA/ADIYAMAN

Adıyaman’da halk zor durumda; devletten yardım yok, PSAKD çadır kent kurdu

Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD), depremde yaşamını yitiren Adıyaman Şube Başkanı Zülfikar Yılmaz adına Adıyaman’da çadır kent kurdu. Adıyaman’da halkın çok zor durumda olduğunu belirten PSAKD Genel Sekreteri İsmail Ateş, “Halkın morali bozuk. AFAD yok, jandarma kurtarma yok, asker, polis yok. Depremde enkaz altında kalan en büyük birimin devlet olduğunu düşünüyoruz” dedi.

Maraş Pazarcık ve Elbistan merkezli depremlerin ardından binlerce kişi yaşamını yitirirken yüz binlercesi de evsiz kaldı. Depremin en çok etkilediği yerlerden biri de Adıyaman’dı. Yurttaşların soğuk havada, dışarıda zor şartlarda bekleyişleri sürüyor. Hala yardım gitmeyen birçok yer var.

Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD), depremde yaşamını yitiren PSAKD Adıyaman Şube Başkanı Zülfikar Yılmaz adına Adıyaman’da çadır kent kurdu. İhtiyaç sahiplerini çadırlara yerleştirdi.

“DEVLET İNSANLARA YARDIM YAPAMADI”

Depremden sonra PSAKD Adıyaman Şube Başkanı Zülfikar Yılmaz ve ailesi göçük altında kaldığını öğrendiklerini söyleyen PSAKD Genel Sekreteri İsmail Ateş, “O yüzden ilk olarak Adıyaman’a gelmeyi daha mantıklı bulduk. Adıyaman’a gelmekle doğru bir karar vermişiz çünkü gelen haberlerde en büyük yıkımın Hatay ile birlikte Adıyaman’da olduğunu görüyoruz” dedi.

Ateş şöyle devam etti:

“Adıyaman’da elektrik, su ve internet yok ama kendi gözlerimizle gördük ki halk çok zor durumda. Hiç hasar almamış bina yok neredeyse. Bütün binalar harabeye dönmüş, enkaz altında bir canını bırakmamış hiçbir aile yok. Biz de Zülfikar Yılmaz’ın üçüncü gününde cansız bedenini ulaşabildik ve dördüncü gününde toprağa sırladık. Genel olarak baktığımızda halkın morali bozuk ancak biz depremde gördük ki AFAD yok, jandarma kurtarma yok, asker yok, polis yok dolayısıyla da depremde enkaz altında kalan en büyük birimin devlet olduğunu düşünüyoruz. İnsanlarımızı kaybettiğimiz için üzgünüz ama devlet yeteri kadar insanlara yardım yapamadı” dedi.

PİRHA/ADIYAMAN

Antakya’da örgütlü dayanaşma!

Antakya’da büyük yıkım yaratan deprem sonrası kurtarma çalışmalarınıda yetersiz kalan devlete tepki artarken Alevi kimliği nedeniyle ayrımcilık yapıldığı iddia edildi. Kış koşullarında tahribat halkın komünal çalışmasıyla aşılmaya çalışılıyor

Selman Çiçek

Mereş merkezli iki şiddetli depremin en çok etkilediği ve ölümlerin en çok olduğu Antakya’ya (Hatay) doğru yola çıkıyoruz. İslahiye’den Hatay’a yolculuk süresi iki saat iken insanların deprem bölgesinden güvenli yerlere yaptığı yolculuktan dolayı yolculuğumuz tam 6 saat sürüyor. Yol boyu bizi en çok endişelendiren olay ise ambulansların siren sesi. Yaklaşık 6 saat süren yolculukta her üç dakikada bir, bir ambulans yanımızdan geçiyor. Giden ambulansın siren sesi bitmeden arkadan gelen ambulansın siren sesi başlıyor.

Tam 6 gündür depremde yaşananları insanlara aktarmak için çabalarken bir yandan da enkazlara, o enkazlarda yarım kalan hikayelere, ölümlere tanık olmak ayrı bir yük gibi.

6 saatlik yolculuğun ardından gece saatlerinde Hatay’ın girişine varıyoruz. Kente girdiğimizde zifiri bir karanlık karşılıyor bizi. Kentte 6 gün boyunca ne elektrik var ne doğalgaz ne de su. İş makinelerinin ardında ise koca koca apartmanların yerle bir olduğunu görüyoruz.

Her beş metrede bir bina çökmüş

Kentin girişinden kent merkezine kadar bölümde neredeyse her beş metrede bir, bir bina çökmüş. Kalanların bir kısmı az hasarlı iken bir kısmı ise ağır hasarlı. Diğer illerden farklı olarak sağlam duran bina sayısının da fazla olması. Kent merkezine girdiğimizde ise özellikle kentin en işlek caddesi olan Atatürk Caddesi yerle bir olmuş durumda. Eski yerleşimin ağırlıklı olduğu bu bölümde neredeyse sağlam bir bina yok.

Defne, Samandağ ve İskenderun…

Erzin ilçesi dışında neredeyse tüm ilçelerde ağır hasarlar var. Özellikle merkez ilçelerden biri olan Defne’de yıkımın boyutu çok büyük. Yoksul halkın ağırlıklı yaşadığı Defne yerle bir olmuş durumda. Keza İskenderun, Samandağ ve Kırıkhan’da da deprem ciddi yıkımlara neden olmuş.

Sağlık kuruluşların verdiği gayriresmi bilgiye göre 10 ildeki ölüm sayısının yarısı Hatay’dan. Arama kurtarma çalışmasında günler geçtikçe umutlar azalsa da halen binlerce insan enkaz altında. Halkın “Devlet enkazlara geç müdahale etti” tepkisinden dolayı devletin enkazları bir an önce kaldırma telaşına girdiği görülüyor. Ağır iş makineleriyle içinde insanlar var denilmeksizin enkazlar dorselere boşaltılıyor.

Halkın dayanışması tek güç

Amed’de ortaya çıkan hakkın örgütlü dayanışması burada görülüyor. Devrimci ve sol güçler açtıkları dayanışma merkezleri ile depremzedelere birinci elden müdahale ediyor. AFAD’a dair bir çalışma görmek mümkün değil. Hatta AFAD bile depremzedeleri bu dayanışma merkezlerine gönderiyor.

Halkların Demokratik Partisi, Birleşik Mücadele Güçleri. Türkiye İşçi Partisi, Halkevleri ve Toplumsal Özgürlük Partisi’nin açtığı dayanışma merkezleri adeta yaşamın yeniden örüldüğü yerler oluyor. Gelen destek TIR’ları, bu merkezlerde toplandıktan sonra koordineli şekilde dağıtılıyor. Yine bu merkezler küçük bir ecza çadırı yapılırken telefon, bilgisayarlar içinde şarj doldurma istasyonları kuruldu. Hayvanlar için de HAYTAP işbirliği ile seyyar veteriner çadırı kuruldu.

İş bölümü ve komünal paylaşım

Dayanışma ruhu o kadar büyük ki Kocaeli, Amed, Agirî, Manisa, Giresun başta olmak üzere neredeyse her ilden gönüllü kentte akın etmiş. Gönüllüler burada iş alanlarına göre kollara ayrılmış. Sağlık alanında olan ilk yardım kolunda iken arama kurtarma konusunda yetkin olanlar da kurtarma ekiplerinde yer alıyor. Aşçılık yeteneği olanlar da depremzedelere üç öğün yemek çıkarıyor. Çalışmalar tamamen komünal şekilde yapılırken gelen destek TIR’ları da yarım saate boşaltılıyor.

Alevi kimliği nedeni ile ayrımcılık iddiası

Kentte devlet ve AFAD’a büyük bir öfke var. Nüfusun çoğunluğu Arap Alevi’si olduğundan dolayı yardım etmediğini düşünüyor. Armutlu Mahallesi’nde kalan depremzedelere AFAD çadırı verilmezken depremzedeler pazar yerinde barınıyor. Demokrat-devrimci güçler, buradaki halkın ihtiyaçlarını giderirken mahalle sakinleri ise devletin bu yaklaşımını Alevi kimliklerinden dolayı yapıldığını düşünüyor.

Köylerin durumu bilinmiyor

Kent ve ilçelerde durum içler acısı iken köylerde ise durumun vehameti bilinmiyor. Köyde ölümlerin yüksek olduğu düşünülüyor. Devletin kaderine terk ettiği kentte, köyler ise enkazlarda kendi yakınlarını kendi imkanları ile çıkarıyor.

#Antakyada #örgütlü #dayanaşma