Ana Sayfa Blog Sayfa 959

İktidarın yapmadığını kadınlar yapıyor

On kentte büyük yıkıma yol açan iki depremin ardından yaralar sarılmaya çalışılıyor. Amed’de kadın örgütlerinin de yer aldığı büyük bir koordinasyon kuruldu. Rosa Kadın Derneği Başkanı Adalet Kaya, çalışmalarını anlattı

Nesli Şahiner

Mereş Bazarcix (Pazarcık) ve Elbistan merkezli 7.7 ve 7.6 büyüklüğündeki iki deprem toplamda 10 kentte büyük yıkım yarattı. Şu ana kadar 12 bin 391 kişinin yaşamını yitirdiği, 62 bin 914 kişinin yaralandığı depremde, insanlar kış şartlarında yaşam mücadelesi veriyor. İktidar ve devletin müdahale etmediği deprem kentleri için Kurdistan’da adeta seferberlik ilan edildi. Bu seferberlikte kadınlar canla başla durmaksızın çalışıyor…

Rosa Kadın Derneği Başkanı Adalet Kaya, Amed’deki son durumu ve çalışmalarını gazetemize anlattı.

Kent platformu kurdular

Amed’de kadın örgütleri, sivil toplum kuruluşları ve meslek örgütleriyle ortak çalışarak Kent Koruma Platformu adı altında koordine olduklarını söyleyen Adalet Kaya, depremin ilk anından itibaren harekete geçtiklerini aktardı. Başta gıda ve ısınma olmak üzere tüm yardımları depremin olduğu kentlere yönlendirdiklerini söyleyen Kaya, “Yıkılan binalar var, şu an esas mesele henüz enkaz altından çıkarılmayan insanlar olması. Ama ne yazık ki çok ağır ve yavaş ilerliyor kurtarma çalışmaları. Teknik ve tıbbi anlamda ekiplerin eksikliğini hissediyoruz. Adıyaman’da Maraş’ta ve Hatay’da hala girilmemiş il ve ilçeler var. Oralardan gelen haberler gerçekten çok daha vahim” dedi.

Sahada etkin çalışma

Adalet Kaya

Sürekli sahada olduklarını ve ihtiyaçları tesbit ederek gidermeye çalıştıklarını belirten Kaya, “Biz sahada gezerken daha çok ısınma ve özellikle kadın pedi, çocuk maması gibi ihtiyaçların olduğunu görüyoruz. bunu da kendi olanaklarımızla sağlamaya çalışıyoruz. Yerler ıslak ve çamur. Hava çok soğuk. Fakat Diyarbakır’da herkes ailece bir arada olmaya özen gösteriyor ve bunu başarabilmiş durumdalar. İmkanı olanlar köylerine gitti, tek katlı yapılara gidenler oldu. Onun dışında herkes barınma toplanma yerlerinde” diye konuştu.

‘Heyetler oluşturduk’

Diğer kentlere çok fazla destek gitmediği için daha çok o kentler için çalıştıklarını vurgulayan Adalet Kaya, “Bu kentlere önden ihtiyaç tespiti yapalım diye hem heyetler halinde hem de bireysel giden arkadaşlarımız oldu. Gönüllü ekipler de oluşuyor, o kentelere yönlendirilecek. Bunun da koordinasyonunu sağlıyoruz” dedi.

Can mücadelesine engel

İhtiyaçların daha yüksek olduğu kentlere yönlendirilen desteklerin engellenmesini de eleştiren Kaya, şunları söyledi: “Yönlendirilen pek çok yardım ne yazık ki ulaşamadı o bölgelere. Çünkü engellendi veya el konuldu, böyle bir sorun var. Bunu da aşmaya çalışıyoruz. Tek merkezden bunun yönetilmesi meselesi çok kötü. Günlerdir insanlar hala can mücadelesi verirken oralara hiçbir ekip gitmedi. O yüzden biz bu işi organize ederek kendi olanaklarımızla aşmaya ve sağlamaya çalışıyoruz.”

Amed’de kayıp çocuk yok

Şu anda gündemde olan kayıp çocuklarla ilgili de bilgi veren Adalet Kaya, Amed’de kaybolan çocuklarla ilgili bir sorun olmadığını dile getirdi. Kaya, “Adıyaman, Maraş, Hatay’da kayıp olan çocuklar var, evet. Göçük altından kurtarılan çocukların çoğu hastanelere gitmiş, çocukların kim olduğu, nereden geldiği bile bilinmiyor. Ailesi kurtulmuşsa bile bu çocukların kimin çocuğu olduğu bilinmeyince belirsizlikler oluşuyor. Buradaki sağlıkçı arkadaşlarımızdan öğrendik” sözlerini kullandı.

İyi ki kadın örgütleri var

Tüm Türkiye’de kadın örgütlerinin ve platformlarının dempremden zarar görenler için canla başla şalıştığını da söyleyen Adalet Kaya, son olarak şu bilgiyi verdi: “Kadın platformları destek için ellerinden geleni yapıyor, iyi ki varlar. Bu dayanışma ve bu ortaklaşma bizim açımızdan çok kıymetli. İstanbul’dan Kadınlar Birlikte Güçlü’den gelen bir ekip şu anda Maraş’ta çalışmaya başladı bile. Kadın ekipleri oluştu, çalışıyorlar. Bu dayanışma büyük önemde, bunu söylemek isterim.”

#İktidarın #yapmadığını #kadınlar #yapıyor

Göz göre göre gelen afet değil katliamdır

İnsan eliyle yaratılmış hiçbir şey doğal afet olarak tanımlanamaz. Kentin tüm sorunları insan eliyle yaratıldıklarından ve sorunun çap ve kapasitesi de tüm toplumu kapsadığından onu toplumsal sorun olarak tanımlarız

Doğan Kılıçkaya

Halklarımız, 6 Şubat sabahına korkunç bir kabusla uyandı. Bu satırları yazdığımız anda bile herhangi bir rakam telaffuz edebilecek durum da değiliz. Kaldı ki bu korkunç tablonun karşısında rakamların bile bir anlamı yok. Enkaz altındakinin insan olması zaten rakamları anlamsızlaştırır. Ölen insan ve başka başka canlılar olunca bir ile yüz binin arasında sadece nicelik kalır. Onun için hiç de rakamlara takılıp kalmadan bu büyük yıkımın arkasındaki zihniyeti çözümlemek daha doğrudur.

Doğal afetlerin hepsi insan iradesinin dışında gelişen eylemlerdir. İnsan iradesinin dışında olduklarından onlara “AFET” deriz. Ama bilim ve tekniğin gelişmişlik düzeyinden dolayı insanın yaşadığı övünç zorunlu olarak doğal afetlerin bu denli tahripkar olmasının nedenlerini de sorgulattırır. Çünkü bilim ve teknik hemen hemen bütün afetleri önceden haber verme gücüne ulaştığı için bu sorgulama ve çözümleme de haklı yanlarımız vardır. Onun için hiçbir afet kader değildir.

Nitekim geçtiğimiz yılın Nisan ayında Jeoloji Mühendislerinin oluşturduğu rapor bunun çok çok açık bir kanıtı olmaktadır. Jeoloji Mühendisleri, yaklaşık bir yıl önceden depremin merkez üssü de dahil olmak üzere hemen hemen bugünü tarif etmişlerdir. Bu anlamda bilim hala önceden görme gücünü korumuştur. Dolayısıyla bilim etiğine bağlı kalarak yapılan bu çalışmaya “bravo” demekten başka söylenecek bir söz yoktur. O zaman geriye sorumlu tek bir adres kalmaktadır. O da yönetim aygıtıdır.

Kent, Sümerlerden beri bir madalyon gibi iki yüzlü şekillenerek gelmiştir. Kapitalist modernite güçleri ve onun akıl hocaları kentin bir yüzünü sürekli akın edilmesi gereken bolluk ve refah alanı olarak tarif ederken, görünmeyen yüzünde ise korkunç sömürü yoksullaştırma olarak örmeyi başarmışlardır. Özellikle endüstriyel dönemle birlikte kent tam bir toplumsal kanserleşme ve yıkım alanına dönüştürülmüştür. Sümer bilgelerinden günümüzün bilim insanlarına kadar kent insanı yutan yeni bir canavar olarak insan aklı ve yeteneğiyle yaratılmıştır.

Dolayısıyla insan eliyle yaratılmış hiçbir şey doğal afet olarak tanımlanamaz. Kentin tüm sorunları insan eliyle yaratıldıklarından ve sorunun çap ve kapasitesi de tüm toplumu kapsadığından onu toplumsal sorun olarak tanımlarız. Bu bağlamda da kent icat olduğu günden beri toplumun temel bir sorunu olarak hep tartışılmıştır. Tarihin site devletlerin de bile yaşanabilir bir kent için Platon beş bin nüfuslu kentler hayal etmiştir. Beş bin nüfusun idaresini bile en üst sınır olarak tanımlayan Platon, bugünün devasa büyüklüklerdeki kentini hayal bile edememiştir.

Endüstriyalizmle birlikte kentler ya da diğer adıyla şehirler milyonları bağrında barındıran ve bir o kadar da canavarlaşan mekanlar haline gelmiştir. Yani kentler tüm hastalıklı, kanserli ve sürekli bir yok etme ve kıyım makinesi olarak iktidar elitleri için muazzam kar ve rant kaynağına dönüşmüştür. Rant, en büyük toplumsal kirlenme ve canavarlaşma olduğundan sürekli mücadele edilmiş ama bir türlü yeni model, ekolojik kentler ve yaşam alanları oluşturulamadığından canavarın kendisini büyütmesine göz yumulmuştur. Onun için kentler insan yaratımlı mekanlar olarak rantın en büyüğünü de yönetim aygıtları yani devlet aldığından bir türlü ıslah edilememiştir.

Bugün yaşadığımız deprem felaketi de tam bir devlet gerçekliği olarak karşımıza çıkar. Türkiye ve Kürdistan coğrafyası iki tane büyük fay hattının üzerinde olmasına ve yaşanan onca deprem gerçeğine rağmen hiçbir önlem alınmamaktadır. Çünkü devlet, “doğanın ve insanların maruz kaldığı her türlü felaket ve zararlardan yeni kazanç” kapıları oluşturmaktadır.

1999 yılında yaşadığı “büyük Gölcük” depreminin altında kalan devlet, başka depremler için yasayla “deprem fonu” oluşturmaya gitti. Yani eski nesil yaşlılarımızın “kefen parası” dediği şeyi yaptı. Ama AKP faşist iktidarı, Kürt halkına karşı yürüttüğü savaş da bu kefen parasını tükettiğinden şimdi deprem bölgelerine gidememektedir. Dolayısıyla da kurtarma çalışmalarındaki yetersizliklerden kaynaklı olarak her geçen an depremin kabusu daha da vahim hal almaktadır. Onun için deprem mağdurları, “deprem değil, devlet öldürüyor” diye feryat figan etmektedirler.

Kendine insanım diyen hiçbir kimse bu feryat ve figana duyarsız kalamaz. Tıpkı yirmi yıllık AKP iktidarı döneminde doğanın korkunç talanı gibi insanı da AKP’nin rant kapısı olmuştur. Depremle tüm silueti değişen Malatya’nın her kilometre karesinde bir şantiye alanı olmasına rağmen enkaz altındaki insanlara yardım eli uzanmamaktadır. Çünkü her şantiye aslında bir soygun yeri olduğundan zaten onlardan insani refleksler beklenemez.

Onun yerine bir yıl önceden bugünü görerek toplumsal hareketleri ayağa kaldırıp hareketlendirmeyen Jeoloji Mühendislerinin öncülüğünde tüm toplumsal örgütlenmeler olarak kendi insanlarımıza sahip çıkmalıyız. Tam da “Ekoloji Hareketleri Konferansı”nda benimsenen kararlaşmaları da bu sahiplenmenin kapısını aralamıştır zaten.

#Göz #göre #göre #gelen #afet #değil #katliamdır

Semsûr’da üç kişilik aile kurtarıldı

Semsûr’da 84 saat sonra bir anne, kızı ve oğlu enkazdan kurtarıldı

Semsûr merkez Yeni Mahallede bulunan ve depremde enkaz haline gelen 6 katlı Doğukent Apartmanı’nda yapılan arama kurtarma çalışmaları sırasında yaşam belirtisine ulaşıldı. Bunun üzerine enkaz çevresinde bulunan ve Ege bölgesinden gelen maden işçileri sesin geldiği bölgede çalışmalarını yoğunlaştırdı. Kazı çalışması yapan maden işçileri, Büyükşahin ailesinin fertleri olduğu belirlenen 3 kişiye ulaştı.

Anne ve iki kardeş çıkarıldı

Mezopotamya Ajansı’ndan(MA) Ahmet Kanbal’ın aktardığına göre kazı çalışması ile birlikte binanın önüne 4 ambulans sevk edilerek, yaşam koridoru oluşturuldu. Bir süre sonra enkazdan çıkarılan Zeynep Büyükşahin, koridordan geçirilerek ambulansa alındı. Kısa süre sonra ise ağabeyi olduğu öğrenilen Hüseyin Büyükşahin de enkazdan çıkarılarak, başka bir ambulansa alındı.

Uzun uğraşların ardından iki kardeşin çıkarıldığı yere yakın bir noktada anne Emine Büyükşahin’e de ulaşıldı. Enkaz altından ağır yaralı olarak çıkarılan anne Büyükşahin de ambulansa konularak hastaneye götürüldü.

Büyükşahin ailesinin yakınları enkaz başında sevince boğulurken, ailenin bir ferdinin daha enkaz altında olduğu öğrenildi.

HABER MERKEZİ

#Semsûrda #üç #kişilik #aile #kurtarıldı

4 gündür ulaşıma açılmayan Hançerli köyü donuyor

Depremin ardından 90 saat geçmesine rağmen Hançerli köy yolu açılmadı. Elektrik ve suyun olmadığı köyde yaşayan Cüneyt Maho, ‘Depremden kurtulduk, soğuktan donacağız’ dedi

Kurdistan’da 10 kentte büyük enkaza neden olan Mereş merkezli depremde, 4 gün geçmesine rağmen henüz ulaşılamayan birçok enkaz bölgesi bulunuyor. Depremin ilk gününden bu yana karayolu ulaşımının açılmadığı Meletî’ye bağlı Hançerli köyü sakinleri, soğuktan donmak üzere olduklarını bildirdi. Elektrik ve suyun olmadığı köyde yaşayan Cüneyt Maho, “Depremden kurtulduk, soğuktan donacağız” dedi.

Mezopotamya Ajansı’ndan (MA) Fırat Can Arslan’ın aktardığına göre 90 saatin ardından ilk kez gönderilen bir kepçe aracılığıyla, birkaç gün yetecek kadar erzak getirildiği bilgisini veren Maho, ancak tüp olmadığı için yemek yapamadıklarını aktardı.

Maho, köyde bebeklerin donma riskiyle karşı karşıyla kaldığını bildirdi.

Kar seviyesinin bir metreyi aştığı köydeki yurttaşlar, çadırların ulaştırılmaması nedeniyle kar altında yaşama tutunmaya çalışıyor.

HABER MERKEZİ

 

#gündür #ulaşıma #açılmayan #Hançerli #köyü #donuyor

İlk kez görüntülenen 3 köyde az 156 kişi yaşamını yitirdi

İlk kez görüntülenen Bazarcix’a bağlı 3 köyde, en az 156 kişi yaşamını yitirdi. Kendi cenazelerini enkazlardan çıkaran kölüler toplu defin töreni ile cenazelerini defnetti

Depremin merkez üssü Mereş’in Bazarcix (Pazarcık) ilçesinde tablo gün geçtikçe daha da ağırlaşıyor. Kent merkezi ve bağlı beldelerde yıkılmayan, hasar görmeyen ev kalmazken, ilk büyük depremin yaşandığı 6 Şubat’tan bu yana haber alınamayan kırsal mahalleleri Mezopotamya Ajansı’ndan (MA) Azad Altay ve Abdurrahman Gök görüntüledi.

MA muhabirleri Azad Altay ve Abdurrahman Gök, ulaştıkları köylerden izlenimlerini aktardı:

“Her 3 mahalleye ulaşımın sağlandığı yolun, birçok noktada deprem nedeniyle derin bir şekilde yarıldığını gözlemledik. Karla kaplı dağlar ve tepelerin arasından geçerken, yol boyu farklı farklı kentlerden gelen yardım TIR’ları ve kamyonları ile karşılaştık. Köylerin bulunduğu alana yaklaştıkça, birkaç parça eşya ile kendilerine verilen bazı kolilerle farklı noktalara giden insanlarla karşılaştık. Biraz daha ilerledikten sonra, yanımızdan gelip geçen kişilerin, birkaç kilometre uzaklıkta görülen enkaza çevrilmiş evlerden kurtulduklarını öğrendik.

Dondurucu soğuk havada yol boyu yürüyen bazı yurttaşlar, başlarını sokacak bir yer aradıklarını belirterek, kimi kişilere AFAD çadırlarının dağıtıldığını, ancak halen çadır alamayan yüzlerce ailenin olduğunu aktardı.

Toplu mezarlar

Birkaç dakika daha ilerledikten sonra kalabalık bir grup göründü; kalabalığın, yaşanan depremde can veren kişileri toplu bir şekilde toprağa verdiklerini öğreniyoruz. Kalabalığa yaklaştıkça kadınların ve çocukların ağıt sesleri yükseliyor. Birkaç kepçe sürekli bir şekilde çalışıyor ve hayatını kaybedenler için mezar yerleri kazıyor.

Mezarlıklar yetmedi

Mezarlığa girdiğimizde ise, ağır bir tablo ile karşılaşıyoruz. 80’e yakın kişi için mezar yeri açıldığını ve bazı kişilerin defnedilmeye başladığını görüyoruz. Çamura batmış yurttaşlar, kamyon kasalarında getirdikleri canlarını tek tek defnediyor. Kefen ve battaniyelere sarılı cansız bedenler defnedildikçe, ağıtlar yükseliyor. Kefene sarılı 3-5 aylık bebek ve çocukları gömen kalabalığın çoğu gözü yaşlı. Gözyaşlarını tutmaya çalışan kişiler de teselli için yakınlarına sarıldıkları andan itibaren ağıtlar yakmaya başlıyor. Birkaç cenazenin defnedilmesinin hemen ardından mezarlığa kamyon kasalarında farklı farklı cenazeler getiriliyor.

Depremde birçok yakınını kaybeden bir genç, 200’e yakın kişiyi kaybettiklerini aktarıp, halen ulaşamadıkları kişilerin olduğunu aktarıyor. Bazı köylere ise ulaşımın halen sağlanmadığını aktaran genç, kefene sarılı bebek ve çocukları defnetmek için yanımızdan ayrılıyor.

‘Can dostumu kaybettim’

Mezarlığın girişindeki köylüler, gelecek cenazelerin de olacağını belirtip, kepçelerin mezarlığın arka kısmında da kazı yapmalarını istiyor. Halen depremin şokunu atlatamamış çocuklar ise, kaybettikleri anne ve babalarının mezarları başında ayrılmıyor. Yüksek bir noktada görüntü çektiğimizi gören bir çocuk, yanımıza yaklaşıp, yaşadığı acıyı, “Can dostumu kaybettim abi. Burada, defnediliyor” sözleriyle anlatıyor. Kelimeler boğazında düğümlenen çocuk, ne yapacağını bilemez halde diğer mezarlarda farklı tanıdık ve arkadaşlarının olup olmadığına bakıyor.

Mezarlıktan ayrılıp depremde büyük hasar gören Büyüknacar Merkez kırsal mahallesine doğru yol alıyoruz. Köye yaklaştıkça tüm evlerin depremden büyük zarar gördüğünü, bazı evlerin tamamen yıkıldığını, ahırların enkaz yığınına döndüğünü görüyoruz. Köy girişinde muhtar Üzeyir Karabulak ve birkaç kişi bizi karşılıyor.

‘Felaketi yaşadık’

Uykusuzluk ve yaşanan yaraları sarmaktan halsiz düşen muhtar, köylerde yaşananları anlatmaya başlıyor; “Cehennemi gördük. Öyle bir deprem oldu ki yer yerinden oynadı. Yani toprak kendini kusturdu.”

46 can kaybı

Kendi köylerinde 130 ikametgahın bulunduğu, deprem sonrası sadece 10-12 evin ayakta kaldığını aktaran muhtar Karabulak, yerle bir olan ev sayısını ise 31 olarak aktardı. 31 kişinin köy merkezinde yaşamını yitirdiğini, 15 kişinin ise köye bağlı Mehmet Akif Ersoy ovasında yaşamını yitirdiğini ifade eden muhtar, toplam can kayıplarını 46 olduğunu söyledi. Muhtar Karabulak, kaç hayvanın enkaz altında kaldığını da henüz bilmediklerini ifade etti.

2-3 ev ayakta kaldı

Evlerinin oturulacak halde olmadığını söyleyen Karabulak, 80 hanelik Fatih Mahallesi’nde durumların daha da kötü olduğunu ve sadece 2-3 evin ayakta kaldığını aktardı. Karabulak, söz konusu mahallede en az 60 kişinin yaşamını yitirdiğini ifade etti.

Kocadere’de son durum

Kocadere Mahallesi’nde de 40-50 arasında insanın yaşamını yitirdiğini dile getiren Karabulak, bu mahalledeki kerpiç evlerin tamamen yıkıldığını söyledi. Karabulak, sadece 10 beton evin kaldığını kaydetti.

Deprem günü yollar kapandı

“Ben de dahil olmak üzere herkes panik atakla yaşamımızı sürdürüyoruz” diyen Karabulak, deprem günü yaşananlara dair şunları söyledi: “Çabalarımızla 22 kişiyi enkazdan çıkardık. O an tipi vardı ve yollar kapalıydı. Yollara büyük taşlar düşmüştü, makineler giremedi. 8 kişi göçük altında kalmıştı. En son bugün de bir tane çıkardık. Cenazelerimizin defin işleriyle uğraşıyoruz.”

En acil ihtiyaç

En acil ihtiyaçlarının çadır olduğunu belirten Karabulak, “Çünkü kalacak yer yok. En kısa zaman da inşallah onlar da ulaşır. En aciliyetli ihtiyacımız çadır. Gıda ve giyim türü şeyleri devlet ve milletimiz gönderdi” diye kaydetti.

AFAD geldi ama…

Muhtarın ardından enkaz başında çaresiz bekleyen yurttaşlarla görüşüyoruz. Enkaza dönen evinin başında duran Mehmet Horal, kendisinin de enkaz altında kaldığını ve yakınları tarafından kurtarıldığını aktardı. Horal, eşinin halen enkaz altında olduğunu belirterek, “AFAD geldi ama bir şey yapamadılar. ‘İş makinesi lazım, elle yapılacak bir şey olmadığını’ söylediler” dedi.

Diğer köylüler de en acil ihtiyaçlarının çadır olduğunu aktardı. Bazı köylülere diğer yerleşim yerlerindeki durumu sorduğumuzda ise şu yanıtı aldık: “Haber alamıyoruz. Ancak bazı köylerde durum daha da kötüymüş.”

Depremin etkilediği diğer iki köy sakinleriyle yaptığımız görüşmelerde ise, sadece 3 köyde toplam can kaybının en az 156 olduğunu öğrendik.

HABER MERKEZİ

#İlk #kez #görüntülenen #köyde #kişi #yaşamını #yitirdi

Deprem eleştirisiyle gündem olan sunucu Gönder istifa etti

Yayında deprem önlemlerinin alınmamasını eleştiren Show TV ana haber sunucusu Dilara Gönder istifa ettiğini açıkladı

Deprem yayınında alınmayan önlemleri eleştiren ve Show TV ana haber sunucusu Dilara Gönder istifa ettiğini açıkladı. Resmi Twitter hesabı üzerinden görevinden ayrıldığını duyuran Gönder paylaşımında “Yazması zormuş, istifa ettim. Tüm çalışma arkadaşlarıma ve bugüne kadar bana bu fırsatı veren Ciner Medya Grubu’na teşekkür ederim” ifadelerini kullandı.

Gönder yaptığı ikinci paylaşımda da “Desteğiniz için çok teşekkür ederim. Gündemi meşgul etmek istemiyorum, zor zamanlardan geçiyoruz. Çok acılıyız… Bir gün, her şey çok güzel olacak, inanıyorum” ifadelerini kullandı.

Ne olmuştu?

Gönder’in deprem yayınındaki sözleri gündem olmuştu. Gönder’in, Jeoloji Mühendisi Ziyadin Çakır’ı konuk olarak aldığı canlı yayında Çakır’ın yorumu üzerine “Böyle ders mi olur hocam ya, böyle ders mi olur? Bu kadar ölümlü ders mi olur? 99’da yeteri kadar ölüm olmadı mı o ders için? Bu da mı ders olsun bize? Biz sürekli derslerdeyiz. Biz o dersleri geçemiyoruz ama. Sınav kağıdı hep boş. İşte buyurun sınav kağıdı ekranda. Maraş’ı görelim. Bu sınav kağıdı. Ders dediniz ya. 99 dersinin sınav kağıdı. İzleyicilerimiz tekrar bir görsün. Nasıl geçilemediğini o dersin. Buyurun havadan görüntüler” demişti.

Bu sözlerinin ardından elindeki kağıtları da masaya fırlatan Gönder, Çakır’ın “Maalesef millet olarak balık hafızasına sahibiz” sözlerine “Valla balıklar bile denizin altında daha güvende. Büyük balık küçük balığı yer ama küçük balıklar bile bizim bu apartmanlarda yaşayan insanlardan daha güvenli” cevabını vermişti.

HABER MERKEZİ

#Deprem #eleştirisiyle #gündem #olan #sunucu #Gönder #istifa #etti

Osmaniye’de cenazeler, soğuk hava deposu ve mezbahanelerde bekletiliyor

Kurtarma ekiplerinin üçüncü günden sonra gittiği Osmaniye’de enkazlardan çıkarılan cenazeler, soğuk hava deposu ve mezbahanelerde bekletiliyor

Mereş’te meydana gelen depremlerin etkilediği Osmaniye’de arama kurtarma çalışmaları dördüncü günde devam ediyor. Kentte AFAD az sayıda çadır kurduğu için insanların büyük bölümü enkaz başlarında yaktıkları ateşlerin etrafında sabahlıyor. Enkazların büyük kısmında çalışmalar başlarken, ekiplerin dün itibariyle arama kurtarma çalışmalara başladığı öğrenildi.

Köylere hala ulaşılmadı

Bazı köylere halen yardımın ulaşmadığı kentte, Devlet Bahçeli Meydanı, Rahime Hatun, Rauf Bey ve Rizaiye mahallelerinde bulunan binaların çoğu yıkılırken, yıkılmayan binalarda ise ciddi anlamda hasar meydana geldi. Kentte yüzlerce bina yıkılırken, binlerce bina ise ağır hasarlı durumda. Hasarlı binaların çevresine sadece emniyet şeridi çekilip önlem alınırken, kentin büyük bir kısmında elektrik ve su kesintileri yaşanıyor.

‘695 kişi hayatını kaybetti’

Gençlik ve Spor Bakanı Mehmet Muharrem Kasapoğlu, “Osmaniye’de 251 bina maalesef yıkıldı. 695 vatandaşımızı kaybettik, 2 bin 220 yaralımız var” diye açıklamada bulunurken, halen enkazlarda arama ve kurtarma çalışmaları devam ediyor. Kentteki hastanelerin morglarında yer olmadığı için cenazeler soğuk hava depoları ve mezbahanelerde bekletiliyor. Yaralılar ise çevre illere ambulanslarla sevk ediliyor.

‘Kefen olmadığı için çöğ poşetine koyduk’

Kente konuştuğumuz yurttaşlar, ekiplerin çok geç enkazlarda çalışma başlattığını, çadır sorunu yaşadıklarını belirterek, binlerce kişinin dışarıda yattığını söyledi. Depremde yakınlarını kaybeden bir yurttaş, “Dün enkazdan 4 yakınım cenazesini çıkardık. Gece ekipler çalışmadığı için biz kendimiz çıkardık. Kendi imkanlarımızla cenazeleri soğuk hava deposuna götürdük. Ondan sonra evde yıkadık. Kefen olmadığı için çöp poşetine koyduk, kendi aracımızla götürdüğümüz mezarlıkta defnettik. İnsanlar bu şekilde defnedildi. Ben kendi gözlerimle bir pikabın arkasında 10 cenazenin konulduğunu gördüm. İlk gün sadece asker vardı, 3 günden sonra AFAD ve diğer ekipler geldi. Osmaniye’nin yüzde 60’ı ağır hasarlı durumda. Evimize girmeye korkuyoruz” dedi.

MA

#Osmaniyede #cenazeler #soğuk #hava #deposu #mezbahanelerde #bekletiliyor

Gazeteci Milli ve ailesi depremde yaşamını yitirdi

İskenderun’da enkaz altında kalan gazeteci Burak Milli, eşi ve 5 aylık bebeğinin cansız bedeni enkazdan çıkarıldı

Mereş merkezli meydana gelen depremden etkilenen Hatay’ın İskenderun ilçesi İbrahim Karaoğlanoğlu Caddesi’ndeki Yalım Apartmanı’nda yaşayan gazeteci Burak Milli, ailesiyle birlikte enkaz altında yaşımını yitirdi.

Burak Milli (31), eşi Ayşen Milli (30) ve 5 aylık bebekleri Eylül Lina’ya depremin dördüncü gününde ulaşıldı.

HABER MERKEZİ

#Gazeteci #Milli #ailesi #depremde #yaşamını #yitirdi

HDK ve HDP deprem bölgesine gitmek üzere İstanbul’dan yola çıktı

HDK ve HDP Kriz Koordinasyon Merkezi’nde yer alan yaklaşık 40 kişilik grup, beraberlerindeki malzemelerle Semsûr’a gitmek üzere İstanbul’dan yolla çıktı

Halkların Demokratik Kongresi (HDK) ve Halkların Demokratik Partisi (HDP) Kriz Koordinasyon Merkezi üyeleri, Mereş merkezli deprem nedeniyle İstanbul’dan Semsûr’a gitmek üzere yolla çıktı.

Koordinasyon bünyesinde HDK Kültür ve Sanat ile Sağlık Meclisi yanı sıra Gölge Kültür Sanat Merkezi (GKSM), Mezopotamya Kültür Merkezi (MKM), Bilim Eğitim Kültür Sanat Araştırmaları Vakfı (BEKSAV), Kadın Zamanı Derneği ve pek çok sivil toplum örgütü üyeleri yer aldı. Yaklaşık 40 kişilik koordinasyon ekibi, ilk yardım çantası, battaniye, uyku dolumu ve el feneri yanı sıra pek çok temel ihtiyaç malzemesi ile yolla çıktı.

39 ilçede yardım toplandı

Koordinasyon ekibi arasında yer alan Mazlum Akpolat, binlerce insanın enkaz altında kaldığını ancak bu durumun havuz medyası eliyle örtülmek istendiğini dile getirdi. Milyonlarca insanın mağdur olduğunu dile getiren Akpolat, devletin yeterli düzeyde yardım edemediğini bu mağduriyetin bu nedenle yaşandığına dikkat çekti. Deprem için toplanan vergilere de işaret eden Akpolat, “Bu paranın nereye gittiğini bilmiyoruz. Deprem için toplanan para nere için kullanıldı? AKP-MHP kendi siyasi amaçları için mi kullandı? Bunu bilmiyoruz. Ancak şunu çok iyi biliyoruz; bu paralar deprem için kullanılmadı, kullanılmıyor” dedi.

Enkaz altında kalanların çıkarılmadığını ve milyonlarca insanın ihmaller nedeniyle mağdur edildiğini ifade eden Akpolat, “Biz de bu nedenle bu gün buradan yolla çıkıp Adıyaman’a gidiyoruz. Aramızda sağlık çalışanları da var. Ellimizden geleni halkımız için yapacağız. AFAD’ın ulaşmadığı yerler var. Biz hem yardım etmeye gideceğiz hem de devletin gerçek yüzünü teşhir edeceğiz. İstanbul’da bulunan 39 ilçede HDP yardım topladı” ifadelerinde bulundu.

‘Yardımlar meydanlara dökülüyor, dağıtacak kimse yok’

Koordinasyon ekibi içinde yer alan Rewşan Apaydın da, depremin üzerinden 4 geçmiş olmasına rağmen hala birçok yere yardımların gitmediğine işaret etti. Deprem bölgesinde bulunanların çok sayıda ihtiyacı olduğunu dile getiren Apaydın, bölgede giden yardımların dağıtılması konusunda eksikliklerin olduğunu ve eksikliği de gidermek için gittiklerini söyledi. Apaydın, “Zaman geçtikçe hiçbir şeyin anlamı kalmıyor. Çok fazla eksik var. Örneğin oraya yardım götüren TIR’ların engellendiğini biliyoruz. Giden yardımlar da meydanlara dökülüyor. Onu dağıtacak kimsenin de olmadığını gördük. Dayanışmaya en çok bu gün ihtiyaç var” diye belirtti.

HDK ve HDP’nin Kriz Koordinasyon Merkezi’nde yer alan diğer grup da gece saatlerinde Mereş’e gitmek üzere yola koyulacak.

#HDK #HDP #deprem #bölgesine #gitmek #üzere #İstanbuldan #yola #çıktı

Yurttaşlardan Beştaş’a: Adıyaman’da devlet yok, halkın yardımıyla ayakta duruyoruz

Depremde bine yakın kişinin yaşımı yitirdiği Semsûr’a gelen HDP Grup Başkanvekili Meral Danış Beştaş’ın buluştuğu yurttaşlar, kentte devletin olmadığını belirterek, halkın getirdiği yiyecek ve içeceklerle ayakta durduklarını söyledi

Halkların Demokratik Partisi (HDP) Grup Başkanvekili Meral Danış Beştaş, HDP Batman Milletvekili Necdet İpekyüz ve Diyarbakır Milletvekili Garo Paylan, depremde bine yakın kişinin yaşamını yitirdiği ve 10 binlerce kişinin de yaralandığı Semsûr’a yurttaşlarla bir araya geldi.

Kayyumlar destek olmuyor

Semsûr’da yaşanan son gelişmelere dair bilgi alan Beştaş, kayyum politikası ile gasp edilen belediyelere dikkat çekerek, “Belediyeleri tamamen kendi rantlarını devşirmek için kullanıyorlar. Kayyımlar adım atmıyor, destek olmuyor, halkın yanında olmuyor. Çünkü halktan haberleri yok. Çünkü halkın yüreğindeki acıyı hissetmiyorlar, halkın dayanışma duygularını görmüyorlar” ifadelerini kullandı.

Kayyumları çekin!

İktidara, kayyumları çekme çağrısı yapan Beştaş, “Kayyımlarınızı çekin. Belediye Eşbaşkanlarımız görevlerinin başına gitsinler. Şu anda halkın belediye başkanlarına, belediye meclis üyelerine, dayanışmaya ihtiyacı var. Burada su, ekmek, elektrik, iletişim yok. İnterneti büyük oranda kestiler. Bundan daha büyük bir felaket olabilir mi? Çağrımız bu vicdansızlaradır, zulmedenleredir” diye konuştu.

‘Adıyaman’da devlet yok’

Meral Danış Beştaş’la konuşan bir yurttaş gösterdiği bir binada yaklaşık 20 kişi olduğunu, o 20 kişiden 14’ünü kendi çabalarıyla çıkardıklarını kaydetti. “Adıyaman’da devlet yok” diyen yurttaş, Riha’daki yurttaşların getirdiği yiyecek ve içeceklerle ayakta durduklarını belirtti. Devletin gelmediğini söyleyen diğer yurttaşlar da, bu duruma tepki gösterdi.

İktidarın gelen yardımları engellemesine de tepki gösteren Beştaş, yurttaşlarla yardımlaşarak bu durumun atlatılacağını kaydetti.

İnsanlar enkaz altında

Günlerdir Semsûr’da yurttaşlarla beraber olan HDP Ağrı Milletvekili Abdullah Koç ise, Beştaş’ın ziyareti sırasında halkın ciddi bir dayanışmayla kendi kendilerine sahip çıktığını kaydetti. Hala binlerce insanın enkaz altında olduğu bilgisini paylaşan Koç, “Dün ilçeleri gezdik. İnsanların cansız bedeni çıkıyor. Hastaneler şu anda işlevsiz, çalışmıyor. Oradaki doktorlar çadırların içinde sadece pansuman yapıyor” diye konuştu.

MA / Rukiye Adıgüzel

#Yurttaşlardan #Beştaşa #Adıyamanda #devlet #yok #halkın #yardımıyla #ayakta #duruyoruz