Ana Sayfa Blog Sayfa 961

Adalet Bakanlığı’na: Deprem bölgelerindeki tutuklar ailesi ile görüşsün

İzmir Barosu, deprem bölgesindeki cezaevlerinde yaşanan hak ihlalleri Adalet Bakanlığı’na sordu

İzmir Barosu, Mereş merkezli 10 ili etkileyen depremlerden sonra cezaevlerinde yaşanan hak ihlalleri Adalet Bakanlığı’na sordu. Konuya ilişkin yazılı açıklama yapan İzmir Barosu, deprem bölgesi olan cezaevlerinde ağır hak ihlallerinin yaşandığını, yaşam hakkı ve işkence-kötü muamele yasağının ihlal edildiğini belirtti.

Yaşananlarla ilgili kamuoyunun aydınlatılmasının hayati önem taşıdığı ifade edilen açıklamada, Adalet Bakanlığı’na şu sorular yöneltildi:

* “Hatay, Malatya ve Türkoğlu Cezaevlerinde yaşandığı iddia edilen ölüm ve yaralanmalar hakkında açıklama yapılması,

* Yazı ekinde bulunan listede yer alan cezaevlerinin deprem sebebiyle hasar görüp görmediğine ilişkin bilgi verilmesi,

* Hasar görmüş cezaevlerinde bulunan mahpusların; hangi cezaevlerine nakledildiğine ilişkin bilgi verilmesi,

* Yazı ekinde yer alan listede yer alan cezaevlerindeki tüm mahpusların yaşam hakkının korunmasına yönelik tedbirler hakkında bilgi verilmesi,

* Mahpusların yaşam hakkı ve işkence/kötü muamele yasağını ihlal edecek şekilde muamelelere maruz kaldıklarına ilişkin iddialar hakkında açıklama yapılması,

* Tüm cezaevlerinde bulunan mahpusların aileleri ve yakınları ile süre kısıtlaması olmadan görüntülü görüşme, iletişim kurma hakkının tanınması ve bu konuda zaman geçirmeden gerekli işlemlerin yapılmasını talep ediyoruz.”

İZMİR

#Adalet #Bakanlığına #Deprem #bölgelerindeki #tutuklar #ailesi #ile #görüşsün

İskenderun’da konteynerde ne yandı?

Temiz Hava Hakkı Platformu, İskenderun Limanı’nda yanan konteynerlerde ne olduğu yetkililer tarafından açıklamadığı hatırlattı

Temiz Hava Hakkı Platformu birincil ve artçı depremlerle riskin devam ettiğini belirterek deprem sonrası dönemde kamuoyu ve yetkilileri ikincil afetler ve buna bağlı oluşabilecek halk sağlığı riskleri ile arama-kurtarma çalışmaları esnasında maruz kalınabilecek riskler hakkında uyarıda bulundu. İskenderun Limanı’nda yanan konteynerlerde ne olduğu yetkililer tarafından açıklamadığı hatırlatılan açıklamada, “Havaya salınan kimyasalların yarattığı riske dair bilgiye de ulaşılamıyor. Bir an önce yanan maddelerin içeriklerinin açıklanarak olası sağlık riskleri hakkında kamuoyunun bilgilendirilmesi acil bir halk sağlığı ve güvenlik meselesi” denildi.

Bölgede riskli tesisler!

Benzer bir şekilde doğalgaz boru hattında yaşanan yangınla ilgili olarak da kamuoyuna yeterli bir resmi bir açıklama yapılmadığına vurgu yapılan açıklamada, “Deprem sırasında ve sonrasında yaşanabilecek ikincil afetler; petrol ürünleri depolama ve dağıtım tesisleri, petrol rafinerisi, petro-kimya sanayi, azot, gübre, soda, demir-çelik ve krom sanayileri, Kerkük-Yumurtalık, Bakü-Tiflis-Ceyhan petrol boru hatları, doğalgaz hatları ile Afşin-Elbistan, İSKEN-Sugözü, Tufanbeyli, Hunutlu Termik Santralleri gibi yanma, patlama ve kimyasal çevre kirliliğine yol açma riski bulunan pek çok tesisi barındıran deprem bölgesinde özellikle İskenderun Körfezi’nde çoklu bir kriz riski oluşturmaktadır. Yangın, patlama ve sızıntı ile havaya salınan kimyasal maddelerin ve dumanın solunum yolu ile alınmasıyla bölgede pek çok akut ve kronik sağlık sorununun oluşması riski söz konusu olabilecektir” denildi.

‘Ağır sağlık riskleri var’

Açıklamada, bölgede devam eden artçı ve birincil depremler nedeniyle tehlikeli gazların ve yanıcı/patlayıcı maddelerin bulunduğu diğer sanayi tesislerinde güvenlik kontrollerinin yapılması gerektiği belirtildi. “Herhangi bir sızıntı, atmosfere yayılım ve yangın riskine karşı gerekli önlemler alınmalı ve kamuoyu bilgilendirilmeli” denilen açıklamada, “10 bin civarında yakılan binaların bir kısmının eski yapılar olduğu gerçeğinden yola çıkarak arama-kurtarma ve enkaz kaldırma çalışmaları esnasında asbest gibi tehlikeli maddelere ve yoğun partikül madde kirliliğine karşı en azından birinci derecede maruz kalan ekiplerin uygun nitelikli maskeler ile donatılması gerekmektedir. Hâlâ göçük altında binlerce insanımızın bulunduğu ve kurtarma çalışmalarının zorlukla yürütüldüğü koşullarda kurtarma ekiplerimizin ve yöre halkının sağlık ve güvenliklerinin sağlanması da yürütülen çalışmaların ayrılmaz bir parçası olarak değerlendirilmelidir” diye belirtildi.

EKOLOJİ SERVİSİ

#İskenderunda #konteynerde #yandı

Demirtaş’tan Erdoğan’a: Sorun sensin Erdoğan

Selahattin Demirtaş Erdoğan’a seslenerek, ‘Allah rızası için düş artık bu halkın yakasından Erdoğan’ dedi

Selahattin Demirtaş, merkez üssü Mereş olan iki şiddetli depremle ilgili olarak AKP’li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’a seslendi. “Sorun ne biliyor musun Erdoğan?” paylaşımı yapan Demirtaş, şu ifadeleri kullandı:

“Sorun ne biliyor musun Erdoğan? Memleketin tüm yetkileri senin elinde, dünyanın yardımını topluyoruz da seni aşıp kardeşlerimize ulaştıramıyoruz. Sorun sensin Erdoğan.

Sorun ne biliyor musun Erdoğan? Sen dehşet acılar yaşayan insanlara baktığında evladını, anneni, babanı, canları görmüyorsun. Onları birer oydan ibaret nesneler olarak görüyorsun. Sorun sensin Erdoğan.

Sorun ne biliyor musun Erdoğan? Sen sevmeyi, ağlamayı, sarılmayı, merhameti unuttun. Biz 85 milyon, seninle başka dünyaların insanlarıyız, insanlığı unuttun. Sorun sensin Erdoğan.

Çözüm ne biliyor musun Erdoğan? Yasaklama, engelleme, hakaret, tehdit etme, küfretme. Çekil aradan. Biz kendi yaralarımızı sararız, sen gölge etme yeter. Allah rızası için düş artık bu halkın yakasından Erdoğan!”

HABER MERKEZİ

#Demirtaştan #Erdoğana #Sorun #sensin #Erdoğan

OHAL değil toplumsal dayanışma!

Ekoloji örgütleri yaptıkları açıklamada, toplumsal dayanışmanın önemine dikkat çekerek örgütlenme çağrısı yaptı. OHAL ilan eden iktidarın yaşananların sorumlusu olduğu belirtildi

Ekoloji örgütleri, Mereş’taki depremlerle ilgili ortak bir açıklama yaptı. Ekoloji Birliği ve İklim Adaleti Koalisyonu bileşeni olan örgütler, on binin üzerinde binanın çöktüğünü ve on binlerce insanın göçük altında olduğunu hatırlatarak, gerçekte göçük altında kalanın yaşadığımız felaketi kendi devamlılığı için fırsata çevirmeye çalışan, bu amaçla bölgede OHAL ilan eden iktidarın yaşananların sorumlusu olduğu ifade edildi.

‘Sınırları aşan dayanışmaz’

Açıklamada, “Yıkım alanlarında acil müdahaleleri yapabilmek ve yaşamı yeniden kurabilmek için sivil inisiyatiflerin organizasyonları ve halkın dayanışma ağları hayatidir, OHAL bahane edilerek sivil inisiyatiflerin yardımlarının, dayanışma olanaklarının engellenerek yaşanan felaketin daha da büyütülmemesi şarttır” denildi. Organizasyon ve koordinasyon temel görevini yerine getirmeyen devlete işaret edilen açıklamada, “Bugün Türkiye halklarını kendi kendine örgütlenme zorunluluğu ve sorumluluğu ile baş başa bırakmıştır. Bugün en acil ihtiyacımız arama kurtarma çalışmaları başta olmak üzere depremden etkilenen tüm coğrafyada yaşam alanlarını yitirmiş, temel ihtiyaçlarını karşılayamayan insanlarımızı hayatta tutmak için sınırları aşan bir dayanışmayı örülmelidir” diye belirtildi.

Kapitalist modernizmin beton kentleri!

Depremin bir doğa olayı olduğuna dikkat çekilen açıklamada, “Kayıpların asıl sorumlusu, yaşamı beton enkazının altında donmaya terk eden, sosyal devlet vasfını çöpe atmış şirketleşen bu iktidardır. Doğa olayları, kâr hırsına dayalı kapitalist sistemin neden olduğu katliamların üstünü örtmek için afet, felaket ya da fıtrat olarak nitelendirilemez, suçlu ilan edilemez. İnsanlık binlerce yıl doğa ile barışık yaşamış, toplumsal yaşamını doğayla iç içe, doğa olaylarını gözeterek kurmuştur. Doğanın davranışları ile uyumlu konutlar inşa edilmiştir. Şimdi ise kapitalist modernizmin dayattığı beton odaklı kent politikalarını çok katlılıkla besleyen, böylece sermayenin kazancının artırmasının önünü açan iktidarlar bu kayıpların asıl sorumlusudur” tespiti yapıldı.

‘Para çarkları döndürülüyor’

Kapitalizmin vahşi yüzünün sebep olduğu bir ekokırım ile karşı karşıya olduğumuza işaret edilen açıklamada, “Depremin yaşandığı bölge; fay hatları üzerinde güvenlik barajları, termik santraller, nükleer santral ve havalimanı inşaatları gibi pek çok ekolojik suçun işlendiği ve canlı hayatının tehlikeye atıldığı bir bölgedir. Bu kırıma karşı yaşamı savunmanın tek yolu doğaya rağmen değil doğa ile karşılıklılık ilişkisi içinde, doğayla barışık, dayanışmacı bir yaşama geçmektir. Düşlediğimiz yaşamı kurabilmek için yapmamız gerekenlerin çok olduğunu biliyoruz ancak bugün acil, beklemeksizin harekete geçmemizi gerektiren hayati bir durumla karşı karşıyayız. Onlar bu yaşam savaşını verirken, göçüğe sebep olan inşaat firmaları, madenciler para çarklarını döndürmeye devam ediyor” ifadeleriyle sistemin ikiyüzlülüğüne dikkat çekildi.

Dayanışma çağrısı

Ekoloji örgütleri acil yapılması gerekenler sıraladı: “Başta bölgede ve komşu bölgelerde olmak üzere, madencilik ve inşaat faaliyetleri derhal durdurulmalı, kamuya ve özel şirketlere ait iş makineleri ve ekipmanları teknik personel ile birlikte deprem bölgelerine arama-kurtarma çalışmaları için gönderilmeli.

Karayolu ile ulaşılamayan deprem alanlarına hızla sivil ve askeri altyapı ve personel; gerekli noktalarda özel sektör havayolu altyapısı ile arama-kurtarma ve yardım ekipleri ulaştırılmalı.

Başta bölgedeki güvenilir binalar olmak üzere, komşu bölgedekiler dahil olmak üzere, ikinci konut, otel, ibadethane gibi yapılar barınma sorununun çözümünde kullanılmak üzere ücretsiz ya da kamu kaynakları kullanılarak hizmete açılmalı.

Temiz içme suyu, gıda, giysi, hijyen ürünleri gibi yaşamsal ihtiyaçların sağlanabilmesi için sivil toplumun dayanışma için oluşturduğu mekanizmaların kamu hizmetleri ile tam ve eksiksiz koordinasyonu sağlanmalı.

İnsan dışındaki canlıları da kapsayacak kurtarma ekipleri oluşturulmalıdır. Bu konuda inisiyatif alan sivil ekiplerin çalışmaları kolaylaştırılmalı ve desteklenmeli.

Depremin, göçmenlerin yoğun yaşadığı bir bölgede olması nedeniyle arama-kurtarma-temel ihtiyaçların giderilmesi konusunda yürütülen çalışmalar ayrımcılıktan muaf, tam bir kapsayıcılıkla sürdürülmeli.”

Ekolojik talepler

Acil yapılması gerekenleri talepler ise şöyle: “Doğalgaz kaynaklı patlamalar ile İskenderun Limanı’ndaki yangının neden çıktığı, hangi maddelerin yandığı, varsa kimyasal ve nükleer maddelere dair bilgilendirme yapılmalı.

Bölgedeki sanayi tesislerindeki tehlikeli, yanıcı, patlayıcı maddelerin envanteri çıkarılmalı; artçı ya da yeni depremler sonucu olası felaketler için önleyici tedbirler gecikmeden alınmalı.

On binden fazla binanın yıkıldığı düşünülmektedir. Bu binalardan yayılan asbest, radon ve diğer zararlı gazlar ile ilgili başta arama-kurtarma ekipleri olmak üzere bölgedeki halkın güvenliğini sağlayacak çalışmalar bir an önce başlamalı.

Suyu kontrol altına alan ve metalaştırma çalışmasının uzantısı olan barajlarda hasar tespitine başlanmalı, ikincil bir afetin önüne geçilebilmesi için gerekli önlemler alınmalı.

Maden ocaklarında bulunan kimyasal maddelerin su akiferlerine karışıp karışmadığı tespit edilmeli, gerekli önlemler alınmalı.

Yaşam alanlarını gasp ettiğimiz, kentlerde ve çeperinde yaşayan insan dışı canlıların beslenme, temiz ve sağlıklı suya erişimi ile barınmaya dair sorunları bir an önce çözülmeli.

Deprem bölgesindeki elektrik, doğalgaz iletim hatlarındaki hasarlar, doğalgaz hattında patlama, bölgede yapılan güvenlik barajları, Maraş’taki ve Adana’daki termik santraller büyük risk taşıyor!

Yaşamı risk altına alan büyük enerji yatırımları, güvenlikçi politikalar ve fosil yakıtlar terk edilmeli.”

EKOLOJİ SERVİSİ

#OHAL #değil #toplumsal #dayanışma

Amed’te evi yıkıldı Semsûr’a yardıma gitti

Harabeye dönen Semsûr’a giden HDP Kriz Masası gönüllüsü Süleyman Bayram, depremde Amed’te kendi evinin de yıkıldığını söyledi ve ekledi: ‘Her nerede olursanız olun deprem bölgelerine gidin’

Mereş’in Bazarcix ve Elbistan merkezli 7,7 ve 7,6 şiddetindeki depremlerden etkilenen kentlerden biri olan Semsûr’da (Adıyaman), yüzlerce bina yıkılırken, bine yakın kişi yaşamını yitirdi, 10 binlerce kişi de yaralandı. Kentte arama kurtarma çalışmaları devam ederken, sivil toplum örgütleri, Halkların Demokratik Partisi (HDP) ve Demokratik Bölgeler Partisi’nin (DBP) oluşturduğu kriz merkezinin çalışmaları devam ediyor.

Kente Amed’den gönüllü olarak dayanışmaya gelen Süleyman Bayram da bir depremzede. Amed’de evi yıkılan ancak yaralarını sardıktan sonra kente gelen Süleyman Bayram, gençlere şöyle sesleniyor: “Her nerede olursanız olun yardım için deprem bölgelerine gelin. Kim nereye yakınsa bir an önce oraya gitsin ve yardım etsin. Amed’te evim yıkıldı ama burada daha fazla ihtiyaç var. Buranın durumu bizimkinden daha beter. Yine Mereş, Dîlok, Hatay her yerin durumu kötü. Yardım etmek sadece enkaz altında birilerini çıkarmak değildir. Burada insani ihtiyaçları dağıtmakta bir yardımdır. Yardımlar bir dakika erken ulaşsa o kadar iyi olur.

Haber: Ömer Akın – Ahmet Kanbal / MA

#Amedte #evi #yıkıldı #Semsûra #yardıma #gitti

CHP’li Sertel: OHAL kararını kabul etmiyoruz

Depremin merkez üssü Bazarcıx’ta halkın adeta çaresizlik içerisinde bekleyişlerini sürdürdüğünü ifade eden CHP Milletvekili Atila Sertel, ‘OHAL kararını kabul edşlemez olduğunu’ söyledi

Mereş’te meydana gelen ve 10 ilde hissedilen 7,7 ve 7,6 büyüklüğündeki depremlerde yaşamını yitirenlerin sayısı artmaya devam ediyor.

Depremin merkez üssü Bazarcix’ta bulunan Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Milletvekili Atila Sertel, ‘OHAL kararını kabul etmediklerini’ kaydetti

OHAL’in yurttaşların sesini kısmak ve yıkım gerçeğinin gizlenebilmesi için ilan edildiğini belirten Sertel, nedeni ne olursa olsun OHAL kararını kabul etmediklerini kaydetti.

Sertel, “depremde yaşananların ardından ortaya çıkan enkaz ve sonrasında yaşanan gelişmelere bakıldığında “Binalar, kentler çöktü, vatandaş çöktü ama asıl çöken bu siyasi iktidardır” dedi.

OHAL sorunu çözmez

Getirilen OHAL’in deprem bölgelerinde yaşanan sorunları çözemeyeceğinin altını çizen Sertel, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın televizyon ekranları karşısındaki tehditlerine de atıfta bulunarak, şunları kaydetti: “Peki bunlara kim ruhsat veriyor? AKP’li Belediyeler ruhsat veriyor. Bu bölgedeki belediyeler veriyor. Cumhurbaşkanı ‘hesap soracağız’ diyor. Hesap soracaksa önce müteahhitlere sorsun, hesap soracaksa kendi belediyelerine hesap sorsun. ‘Sen bu yapılara bu ruhsatları nasıl verdin?’ diye sormalı. Denetleme neden yapılmadı, konutlardaki bu beton çalınırken aklın neredeydi? ”

MEREŞ

#CHPli #Sertel #OHAL #kararını #kabul #etmiyoruz

Erdoğan bu kez OHAL ile tehdit etti

Dîlok’ta (Antep) konuşan AKP’li Cumhurbaşkanı Erdoğan, dün Mereş’te yaptığı konuşmayı tekrarladı ve bu kez ‘OHAL ile tehdit etti’

Mereş’in Bazarcix (Pazarcık), Elbistan ilçelerinde 6 Şubat’ta 7,7 ve 7,6 büyüklüğünde gerçekleşen iki depremin ardından dün bölgeye giden ve bugün Dîlok’ta konuşan AKP’li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, Mereş’te yaptığı konuşmayı tekrarladı.

Yine depremzeleder için ’10 bin lira yardım’ yapacaklarını yine ‘yeni binalar inşa edeceklerini’ söyleyen Erdoğan, bu kez ‘fitne grupları’ dedi ve OHAL ile tehdit etti.

Erdoğan’ın konuşmasından bazı başlıklar şöyle;

“Yaşamını yitirenlerin sayısı, 14 bin 14’e, yaralı sayısı 63 bin 794’e yükseldi, yıkılan bina sayısı 6 bin 444 olarak belirlendi.

Hedefimiz 1 yıl içinde yıkılan binaların yerine konutlarımızı zemin artı 2-3-4 olmak üzere yapmak.

Halkımız istismara izin vermeyecek. Bugün Mecliste OHAL ilanını yapacağız.

OHAL yürürlüğe girmiş olacak. Bu, Türkiye’de bu süreci istismar eden, ticarette yolsuzluklara giden tüm tefecilere, fitne gruplarına karşı OHAL ile müdahale etme imkanını devlete vermiş olacaktır.”

DÎLOK

 

#Erdoğan #kez #OHAL #ile #tehdit #etti

Kobanê ruhu Semsûr’de

Depremin vurduğu ve yerle bir olan Semsûr’da, kriz masasında kazanlar sürekli kaynarken, yardım araçları üst üste geliyor. HDP’nin eski milletvekili Behçet Yıldırım’ın ‘Kobanê ruhu Semsûr’de’ sözleri ise dayanışmanın önemini gözler önüne sermeye yetiyor

Reyhan Hacıoğlu / Semsûr

Semsûr (Adıyaman), depremin en çok etkilediği kentlerden biri. Daha doğrusu etkilediği sonradan ortaya çıkan (!). Çünkü resmi kanallar ilk elden fazla hasar görmediğini iddia etti. Ancak kentin görüntüsü en az yüzde 70’inin yıkıldığı gerçeği. Yol boyu yıkılmış binalar dizilirken, kentte ilk gün ölüm sessizliği hakim. İş makinesi olmadığı için çalışma da yok. Her enkazın başında ateş yakmış aileler. Öfkeli, kızgın ve özgün…

Buz gibi sessizlik

Enkazlarda ise buz gibi bir sessizlik. Herkes kendi çabasıyla molozları kaldırma çalışıyor ama ne mümkün. Her bina en az 4 katlı ve çifter daireli. Yeni yapıların özellikle yıkılması ise başka bir trajedi. Birçoğu lüks siteler. Her aile “devletin yokluğunu” dile getiriyor. Gerçekten de gazeteciler olarak 3 gündür bir resmi kurum görmediğimiz gibi basın dahi yok. Özgür basının dışında.

Su bulmak mucize

Su yok, elektrik yok, ısınmak şans, su bulmak mucize. Ve herkes aç. Bebekler özellikle. Her binanın başında gözü yaşlı insanlar; “Sesimi duyan var mı?” ibaresini çok yazılı görmüştüm ya da izlemiştim ama ilk defa yakından duyuyordum… Ve onlar da biliyordu seslerini duyan kimse yok.

Kriz masası

Elbette daha uzun bir yazının konusu olacak bu öfke ve gözlemler ama şuanda önemli ve hayati olan dayanışmayı ortaya koymak. Ve bu noktada birebir bizim de destek gördüğümüz yer, Yenimahalle Cemevi’nde kurulan kriz masası. Önceki gün bir enkazın başında çıkacak cenazeyi beklerken, ‘kriz masasından biri gelip yemek verecek birazdan’ diyor. Adamın, “Bu adamlar ilk günden geldiler ha. Bu huyları çok güzel” sözleri dayanışmanın önemini bir kez daha gösterdi.

Isınma sorunu

HDP Kriz Koordinasyon Masası ilk günden burada çalışma başlatsa da ilk gün hiçbir malzeme olmadığı için bir şey vermek pek mümkün olmadı. Kapıda bir çırpıda yakılan ateş kısa sürede bir kitleyi topladı. Yapılan çorba ve pilav ise iki saat içinde tükendi. Ekmek haliyle ilk gün çok sınırlı. Depremden sonra ilk gece yine cemevinde imkanlar dahilinde yere serilen minderler ve az battaniye ile herkes sırt sırta yattı neredeyse. Gece iki sarsıntı daha oluyor. Korkanlar çıksa da biz de basın olarak dışarısı daha soğuk ve yorgunuz diye kalmayı tercih ediyoruz. Elektrik olmadığı için ısınmak en büyük dert ve tabi telefonlar ve sık sık kopan internet.

İlk iş çorba

Sabah ilk uyanan ekibin işi yine çorba koymak oluyor. Dün sadece birkaç kişi olan sıra ikinci gün yüzlerce kişiye varıyor. Sıra uzadıkça uzuyor. Görevli sayısı da ilk güne göre yavaş yavaş artıyor.

Görevliler uykusuz, yorgun ama kurdukları mahalle bilgilendirme ekipleri ile işleri saha koordineli götürmeye çalışıyorlar. Yenimahalle ve Karapınar Mahalleleri en çok zarar gören yerler.

Dayanışma tebessümü

Bir haber için dışarı çıkıyor ve öğlen geldiğimizde yer gök insan kaynamış buluyoruz cemevini. Çevre kentlerden yardım TIR’ları ve gönüllü arama, sağlık ekipleri de gelmiş alana. Önceki gün soğuk, kısıtlı imkan ve insanla işe başlayan kriz masası ikinci gün cümbüş yeri gibi. Yürekler yaslı olsa da yüzler tebessüm ediyor. Dayanışma yaşatır ve hatta öyle yaşatır ki devletin yokluğu, o doldurulamaz sanılan boşluk öyle bir dolar ki devlet de şaşırır.

Mahalle mahalle geziyorlar

Sağlık ekipleri cemevinin bir odasını ilaç ve ilk yardım için kullanırken, enkaz için gelen ekipler mahalle mahalle geziyor. Isınmak için bile kalamıyorlar, yemek yiyip çıkıyorlar. Sağlıkçılar ara ara ilaçlar ile mahallere gidiyorlar. Kazan hiç boş kalmıyor ve akşama doğru gençler çoğalıyor. Her yere koşuyorlar. Gelen destek tırları kısa sürede boşaltılıyor. Ne varsa el atılıyor. Akşama doğru çevre köylerden gelen ekipler için de eldekiler paylaşılıyor. Bir araç giriyor yardım bırakıyor bir araç çıkıyor yardım dağıtıyor. İşleyiş biraz karışık olsa da ilk anda zamanla oturacak gibi.

Yaşlı ananın durumu

Ve demeden geçemeyeceğim bunca hüznün içinde belki tebessüm ettirir. Yaşlı gözlerinin iyi görmediğini iddia eden bir yaşlı teyze. Önce kıyın kıyın ateşin başına geçiyor. Haliyle herkes yer veriyor. Sandalyeye oturuyor. Yanında büyük siyah bir çöp poşeti. Önce anlam veremedim tabi. Ama çok sürmedi, durum netleşti. Genç arkadaşlar yardımları içeri alırken, yürümekte zorlanan (!) teyze bir koşu önce bir koli kek, sonra bir sepet ekmek, cips, meyve, ayakkabı, su derken poşet büyüdükçe büyüdü. Haliyle sadece izledim. Meğer teyze gözüne kriz masasının yardım odasını kestirmiş pusudaymış. Neyse bir tur atıp geliyorum. Poşet dolmuş taşmış, yanına bir battaniye konmuş ve teyze bir koli su için gidiyor.

Herkes buraya gelsin

Oradan çıktığım için daha ne kadar orda kaldı ne aldı tanık olmadım. Ama en son, sorsanız gözü görmez telefon açamaz diyebileceğim teyze tuvalette telefondaydı; “Söyle gelsin burası çok iyi. Yemek veriyorlar, ekmek var, battaniye de buldum. Gelsin gelsin.” İnsan sadece gülümsüyor. Alsın tabi canı sağ olsun…

Kobanê ruhu

Kriz masasında halka yardım eden HDP’nin eski milletvekili Behçet Yıldırım’ın şu sözleri ise her şeyi özetler nitelikteydi: “Kobanê ruhu Semsûr’da.”

Dayanışma yaşatır

HDP Kriz Masası’ndan yazdım size. Bir kez daha, gördüm ki deprem ve devlet öldürür dayanışma yaşatır. Semsur’da devlet çöktü, dayanışma yaşatmaya çalışıyor. İmkanınız varsa katılın, dayanışın, büyütün. Yaraları saracak olan budur ve hala inatla umut da ediyoruz bir can, bir can daha çıksın diye. Gerisini halleder dışarda onu bekleyen bu halk…

Ve bilin ki ne kadar dayanışırsanız her şey o kadar insana ulaşır.

İhtiyaç Listesi;
Çadır
Battaniye
Bebek bezi ve maması
Powerbank
Hijyen ürünleri
Jeneratör

#Kobanê #ruhu #Semsûrde

Naci Görür: İstanbul’daki hasar Maraş’tan fazla olur

Bilim Akademisi Üyesi Yer Bilimci Prof. Dr. Naci Görür, ‘ilk kez söylüyorum’ diyerek ‘Kuzey Anadolu fayı ve Doğu Anadolu fayının boşaldığını ve İstanbul’da en fazla 7.5 büyüklüğünde deprem beklidiğini’ belirtti

Bilim Akademisi Üyesi Yer Bilimci Prof. Dr. Naci Görür, Türkiye’de en fazla deprem üreten iki fay hattı olan Kuzey Anadolu fayı ve Doğu Anadolu fayının enerjisinin büyük bir kısmını boşalttığını ifade ederek, İstanbul deremi için uyarılarda bulundu.

Naci Görür, “Bunu ilk kez söylüyorum. Bütün Türkiye duysun; Türkiye’de en fazla deprem üreten iki fay var. Biri Kuzey Anadolu fayı, diğeri Doğu Anadolu fayı. Her iki fay enerjisinin büyük bir kısmını boşalttı. Bu demektir ki önümüzdeki birkaç yüz sene içerisinde Türkiye’de çok büyük bir deprem olmayacak, en azından bu iki fay kuşağı boyunca. Ancak bizim yine de endişe ettiğimiz yerler Bingöl ile Karlıova arasında” dedi.

Ülkeyi depreme hazırlamak için fırsat

İki fay hattının enerjisinin büyük çoğunluğunun boşaltılmış olmasının ülkenin olası depremlere hazırlanması için bir imkan olduğunu belirten Görür, “Bu bizim için ülkeyi depreme hazırlama açısından bir şans. İrili ufaklı başka yerlerde deprem olabilir, burada da küçük depremler olur ama Türkiye’nin en ağırlıklı fay zonları enerjiyi boşalttı. Bu bir imkan, bunu ilk kez söylüyorum bunu bütün Türkiye duysun” ifadelerinde bulundu.

‘İstanbul’da hasar Maraş’ta fazla olur’

Beklenen İstanbul depremi ile ilgili de açıklamalarda bulunan Görür, “İstanbul’da durum hiç iyi değil. Nasıl 3 gün önce ‘Maraş’tan endişe ediyoruz’ diye yazdıysam aynı şekilde İstanbul’dan endişe ediyorum. Bilimsel bütün araştırmalar, İstanbul’da zamanın gelmekte olduğunu gösteriyor. Aşağı yukarı 30 sene içerisinde depremin beklendiği söyleniyordu, 23 senesi geçtiğine göre büyük ölçüde yakınlaşmış demek istiyorum” diye konuştu.

İstanbul’da en fazla 7.5 beklendiğini söyleyen Görür, şöyle devam etti: “İstanbul’da daha küçük deprem beklememize rağmen, İstanbul’da hasar Maraş’tan daha fazla olur. Diğer yandan Maraş’ta da hasarın epey fazla olacağını üzülerek tahmin ediyorum, inşallah yanılırım ama açıklanınca göreceğiz” ifadelerini kullandı.

‘Bingöl-Karlıova hattından endişe ediyoruz’

Görür, Hatay ve Adana için uyarılarda bulunarak, “Çevredeki faylarda belirli bir stres transferi olabilir. Bu depremlerden sonra Hatay ve Adana yöresinin daha hassas hale geldiğini düşünüyorum. Adana havzasında Doğu Anadolu fay kuşağının devamı gibi düşünülen, orada da irili ufaklı faylar var, Hatay’ın ölü fay kesimlerinde bir stres transferinin olabileceğini, oralara bir yük geldiğini düşünüyorum. Oralarda özenli ve dikkatli olmak lazım ama onun dışında büyük ölçüde Doğu Anadolu fayı enerjisini boşalttı ve azalttı. Tıpkı Kuzey Anadolu fayı gibi. Bundan sonra büyük ölçüde o faylarda bir rahatlama olacaktır. Uzun dönem büyük depremler meydana gelmeyecektir ama dediğim yerlerde de dikkatli olmamız gerekiyor. Bizim endişe ettiğimiz yerler Bingöl ile Karlıova arasında, Doğu Anadolu fayının en Kuzey Doğu ucunda bir kesim var. Orada en son deprem 1766 gibi oldu, oradan endişe ediyoruz. Bu Maraş fayından dolayı, Hatay ve Adana havzası kesiminde dikkatli olmamız lazım” şeklinde konuştu.

‘Afet Bakanlığı kurulmalı’

Afet Bakanlığı’nın kurulması gerektiğini ifade eden Prof. Dr. Naci Görür sözlerine şöyle devam etti: “Önce bir Afet Bakanlığı kurulacak. Bu bakanlık kurulduktan sonra, iyi bir bütçesi olacak, gerekli altyapı ve koordinasyonu yapılacak. 5 yıllık planlar ile deprem kuşaklarından başlanacak ve deprem kuşaklarındaki her kent deprem dirençli kentlere dönüştürülecek. Önce bir mikro bölgeleme çalışması yapılacak. Risk analizi yapılacak ondan sonra zarar azaltma çalışmaları yapılacak.”

İSTANBUL

#Naci #Görür #İstanbuldaki #hasar #Maraştan #fazla #olur

Yüksekdağ’dan depremde yaşamını yitirenler için başsağlığı mesajı

HDP eski Eş Genel Başkanı Figen Yüksekdağ, cezaevinden gönderdiği mesajda depremde yaşamını yitirenler için başsağlığı dileyerek, ‘Bu iktidarın yarattığı enkazdır, birlikte kaldıracağız’ dedi

Kandıra F Tipi Yüksek Güvenlikli Cezaevi’nde tutuklu bulunan Halkların Demokratik Partisi (HDP) eski Eş Genel Başkanı Figen Yüksekdağ, 12 bini aşkın kişinin yaşamını yitirmesine neden olan deprem faciası ile ilgili mesaj gönderdi.

Ailesiyle yaptığı telefon görüşmesinde Yüksekdağ, yaşamını yitirenler için başsağlığı dileyerek, “Yitirdiğimiz bütün canlarımız için üzüntümüzü paylaşıyoruz, acımız çok büyük. Bütün ailelere, halkımıza başsağlığı diliyorum” dedi.

“Yaralarımızı birlikte saracağız” diyen Yüksekdağ, şunları söyledi: “Bu enkaz siyasi bir enkazdır, bu iktidarın yarattığı enkazdır. Bu enkazdan birlikte çıkacağız, birlikte kaldıracağız. Aynı zamanda doğal afetin yol açtığı bir enkazdır. Ne olursa olsun bu enkazı birlikte kaldıracağız. Birlikte yaşanabilir bir hayatı da var edeceğiz. Bu umudu büyütmediğimiz zaman, bütün yaşam damarlarımız kuruyacaktır. Başka bir yolumuz, başka bir çaremiz yok.”

İSTANBUL

#Yüksekdağdan #depremde #yaşamını #yitirenler #için #başsağlığı #mesajı