Ana Sayfa Blog Sayfa 980

Wan’ın sazlıkları yok ediliyor

Wan’da kayyumlar tarafından ekokırım gerçekleştiriliyor. Yapılan çevre yolları kent için önemli bir yerde duran sazlık sulak alanları tamamen kurutuyor

Kayyum atanan Wan Büyükşehir ve İpekyolu Belediyeleri tarafından “sahil yolu” ve “çevre yolu” projeleriyle sazlık alanlar tahrip edilirken, 2019 yılında yapılan “Çevresel faktörlerin Van sazlığı sulak alanı üzerindeki etkileri” ile 2017 yılında yapılan “Van Sazlığı’nın Biyoçeşitliliği” araştırmaları, söz konusu alanda ekosistemin yok edileceğine dair birçok veri sunuyor. Wan Barosu Çevre ve Ekoloji Komisyonu üyesi Avukat Gülbahar Doğan, JinNews’ten Zelal Tunç’a kentteki sazlıklara ilişkin yürüttükleri çalışmalara dair değerlendirmelerde bulundu.

Çok ciddi tahribat var

Temel amaçlarının Wan’ın en çok üzerinde durulması gereken ekolojik sorunları tespit etmek olduğunu dile getiren Doğan, bu sorunların öncelikli sırasını belirleyerek tahribatlara engel olmak istediklerini ifade etti. Doğan, birçok kurum ve kuruluşlarla görüşmelerinin devam edeceğini belirterek, , “Wan’da sazlık sulak alanlarda çok ciddi bir tahribat oluşmasından kaynaklı Wan sazlık sulak alanlarıyla ilgili çalışmalarımızı başlattık” diye belirtti.

Belediyeler umursamadı

Kentte tarihi Wan Kalesi’nin yanındaki göl kıyısında bulunan sazlık alandan geçen çevre yolu civarında bir çalışma yürüttüklerini, kimi tespitlerde bulunduklarını söyleyen Doğan, söz konusu yolda yapılan sahil yolunun hangi kurum tarafından, hangi mevzuata, hangi karara dayandırılarak yapıldığını öğrenmek üzere kayyum yönetimindeki İpekyolu ve Büyükşehir Belediyesi’ne başvuruda bulundukları bilgisini paylaştı.

Sulak alanlar zarar görüyor

Doğan, belediyeye bir tekit yazısı gönderdiklerini belirterek, “Birincisi sahil yolu yapmak, kamu yararı için bir hizmet olabilir, ancak bunu tartışmak gerekir; bunu yaparken öncelikli olarak idarenin belki bu alanda uzmanlar kimlerse onlardan görüş alıp ‘sahil yolunun buradan geçmesi uygun mu? Zorunlu mu?’ diye sorarak, geçmesi zorunluysa burada bir ekosistem olduğunu gözeterek, olabilecek en az zararla fikir alınabilirdi. Fikir alındıysa da açıkçası uygulamaya geçilmediğini görüyoruz. Gerçekten sazlık sulak alanda çok ciddi bir tahribat söz konusu. Bu arada farklı projelerin de yapıldığını gördük, ama bize herhangi bir resmi yazı gelmedi. Bir yol yapılmış ancak; moloz yığını var, çöpler yığılmış, öte yandan bir kentleşme var, bu kentleşmeyle birlikte sulak alanlar kirlilik nedeniyle çok zarar görüyor.”

Çevre yolu kurutuyor

Çevre yolu ile göl arasında kalan sazlık alanın projeyle ikiye bölündüğünü ve iki sazlığın su bağlantısının kesildiğine dikkati çeken Doğan, “İki sazlıktan birinin kuruma riskiyle karşı karşıya olduğunu gördük. Dolayısıyla orada çok fazla göçmen kuş türü var, leylekler var, balık çeşitliliği, endemik türler var” şeklinde konuştu.

‘Kentliler sulak sazlık alanın farkında olmalı’

“Wan’da sulak alanların önemine vurgu yapmak gerekiyor” diyen Doğan, sulak ve sazlık alanların kentliler için kıymetli görülmediğinin altını çizdi. Tahribata ilişkin kamuoyu oluşturulması gerektiğini söyleyen Doğan, “Mevcut durumda bir tahribat yapılmış, bu tahribatın olabildiğince önlenebilmesi gerekiyor, çünkü sahil yolu büyük oranda tamamlanmış durumda. Fakat sazlık sulak alanların korunması gerekiyor. Bu yönüyle kamuoyu oluşturacak çok fazla çalışmalarımız olacak” ifadelerini kullandı. Doğan ayrıca sazlık sulak alanların korunması gerektiğini söyleyerek sahip çıkma çağrısında bulundu. WAN

#Wanın #sazlıkları #yok #ediliyor

Aksoyoğlu: HDP’nin aday çıkışı ittifak sistemini berraklaştırdı

Altılı Masa’nın mutabakat metninin dayanaktan yoksun olduğunu söyleyen siyaset bilimci Eren Aksoyoğlu, HDP’nin adaylık restini bu berraklaşmaya ulaşma çabası olarak gördüğünü söyledi

Millet İttifakı, 30 Ocak’ta tüm genel başkanların katılımıyla yapılan ortak toplantıda “Ortak Politikalar Mutabakat Metni”ni açıkladı. İktidara gelmeleri durumunda vadettikleri hükümet programının en somut örneği olduğu belirtilen “Ortak Politikalar Mutabakat Metni”nde yer alan ve almayan başlıklar üzerine tartışmalar sürüyor. İttifak bileşenleri tarafından “Krizden kurtuluş reçetesi” olarak ifade edilen başlıklar bir “restorasyon projesi” olduğu ifade ediliyor.

Siyaset bilimci Eren Aksoyoğlu ile Millet İttifakı’nın deklare ettiği mutabakat metninin yanı sıra Altılı Masa içerisindeki uyuşmazlıklar, Emek ve Özgürlük İttifakı’nın seçimlerdeki misyonu Mezopotamya Ajansı’na değerlendirdi.

Kürt kadın inanç gibi konuların irdelenmemiş

Millet ittifakın metnini değerlendiren Aksoyoğlu, ittifak sistemi partiler siyasetinden çok uzak olduğu için herhangi bir partiyle özdeş bir felsefi temel de bu metinde oluşmadığını söyledi. Aksoyoğlu, altı partinin adalet, demokrasi, hukuk gibi ortaklaştığı temel konular üzerinde bir başlangıç bölümü olması, bu bağlamda da Kürt, kadın, inanç gibi konuların irdelenmesi sağlayabilecekken metnin bundn yoksun olduğunu söyledi. Türkiye’de beliren sorunlara çözüm önerileri birbiri ucuna eklenmiş bir metin olduğuna işaret eden Aksoyoğlu, toplumun bütün kesimlerini temsil edenlerle, akademisyenlerle çalıştaylar düzenleyerek bir metnin hazırlanması daha kapsayıcı olacağını ancak böyle bir yöntem izlenmediğini söyledi.

 Metin seçmen bloklarında heyecan yaratmadı

Büyük seçmen bloklarında heyecan yaratması için farklı mecralarda, farklı şekillerde dolaşıma sokulması gerektiğine inandığını söyleyen Aksoyoğlu, “Elimizde bir metin ve bu metnin yorumcular tarafından iğdiş edilmesi dışında pek bir şey yok. Bütün bunlara rağmen Ortak Mutabakat Metni’ndekilerin dörtte biri yapılsa, Türkiye için büyük bir rahatlama sağlayacağı açık. Buradaki ironik durum ise Altılı Masanın uygulamak için bu metni yazmaktan imtina ettiği kişilere sıklıkla gitmek zorunda kalacak olması” diye konuştu.

Kılıçdaroğlu adaylığı yüksek 

Kılıçdaroğlu’nun adaylığını yüksek olasılık verdiğini ifade eden Aksoyoğlu, “Sürecin başından beri bir şüphemi koruyorum. Kılıçdaroğlu, İmamoğlu’nu korumak için bir kalkan gibi önünde duruyor olmalı. Bu yüzden biz başından Kılıçdaroğlu’nu bir adım önde ama İmamoğlu’nu da onun bir adım gerisinde gördük. Çünkü bu tek başına bir adaylık değil. Cumhuriyetin ikinci yüzyılının başında Ankara’nın yeniden inşasından CHP’nin yeniden kurulmasına kadar çok fazla katmanı olan bir süreç” dedi.

Ülkücüler neden CHP etrafında konumlandı

Hem Cumhuriyet hem de CHP açısından kritik sorunun;  “Neden bu kadar çok ülkücü Kılıçdaroğlu’nun çevresine konumlandı?” sorusu olduğuna dikkat çeken Aksoyoğlu, Dolayısıyla bu iç içe siyaset İYİ Parti Lideri Akşener’in de CHP’den koparacağı bir parçaya doğru onu götürüyor. Çünkü Akşener’in bugünkü siyaseti onu hem CHP seçmeninde rasyonel karar alan bir kurtarıcı pozisyona götürüyor hem de “CHP ülkücülerinin” tercihlerini zorluyor. Sinan Ateş olayından sonra MHP teşkilatlarından uzaklaşanların ekmeğini kim yiyecek, esas mesele burada yatıyor. Üstelik bütün bunların yanında Cumhurbaşkanı adaylığının belirlenmesinden sonra kabinenin belirlenmesi de var. Akşener bu pazarlık için elini sıkı tutuyor” dedi.

 Akşener uzlaşmaz kişileri ekarte edecek

Akşener partisine teşkilat dışından isimler getirdiğini ifade eden Aksoyoğlu, İYİ Parti lideri kabinedeki MHP teşkilatlarından geçenleri değil de, bu isimleri önereceğini söyledi. Koray Aydın ve Yavuz Ağıralioğlu gibi uzlaşmaz isimleri de ekarte edeceğine dikkat çeken Aksoyoğlu, “Akşener’in bütün bu yönelimlerinin partisini merkez sağa taşımak amacıyla yaptığını belirtenler de oluyor. Ama kanımca Akşener, içinden doğduğu ülkücü kamuoyunu bırakmayı düşünmüyor. Kana karışan bu rengin partisini berrak bırakacağını hiç sanmıyorum” dedi.

HDP artık göz ardı edilemeyecek bir aktör

Türkiye’nin büyük bir sessizlik döneminden geçtiğini bu sessizliğin getirdiği tahakkümün Cumhur’dan Millet’e doğru kaydığı yönünde bir umut dalgası oluştuğunu belirten Aksoyoğlu, ittifak sistemi siyasetinin bir berraklaşmaya ihtiyacı olduğunu, HDP’nin adaylık restini bu berraklaşmaya ulaşma çabası olarak gördüğünü söyledi.

HDP, dolayısıyla üçüncü ittifak Türkiye’yi ferahlatacak bir hamleyi gerçekleştirmekle mükellef olmalı gerektiğine inandığını söyleyen Aksoyoğlu, “İçinde bulunduğumuz siyasal düzlem, HDP’nin Millet İttifakı’na yaklaşmasına izin vermeyecek. CHP kadrolarının ve CHP seçmeninin HDP’nin yönelimlerini sıklıkla önemsediğini geçtiğimiz dönemlerden biliyoruz. Üstelik CHP yönetimi HDP’yi anlamak ve hamlelerini anlamlandırmak için gerekli temas ve müdahalelerde bulunuyor. Hatta bunu biraz daha ileriye götüreyim, HDP kadrolarının “sosyal demokrat adayı destekleme” konusundaki tavrı, CHP’nin elini çok rahatlattı. Bu yüzden HDP artık göz ardı edilemeyecek bir aktör. Bundan sonrası için yapılması gereken en önemli şey, Türkiye’yi ateşe atmayacak pozisyonları korumak olur. Zira CHP seçimleri ilk turda bitirecek bir sürecin üzerinde çalışıyor. Bunun işe yarayıp yaramayacağı şüphesiz Altılı Masa’nın tercihlerine bağlı” diye belirtti.

Ortak aday en iyi seçenek

Ortak adayın en iyi seçenek olduğuna inandığını söyleyen Aksoyoğlu, İyi Parti’nin HDP’yi uzaklaştıran hassasiyetinin altında AKP’den oy alma sanısı olduğunu söyledi. Akşener’in, Ekrem İmamoğlu’nun adını sıklıkla telaffuz ederek hem Karadeniz’den hem Kürtlerden oy alabileceğini düşündüğünü belirten Aksoyoğlu, “Yavaş bunu yapamaz ama İmamoğlu yapar. Eğer bu olursa, Akşener’in partisi de İmamoğlu’nun “Türkiye ittifakı” dediği masada olacak. Ben bu şenlikli ortamda HDP’nin nasıl göz ardı edilebileceğini merak ediyorum. Bunun yanı sıra CHP ile HDP arasındaki yakınlaşmanın kaçınılmaz olacağını düşünüyorum. Bugün fiili bir SHP’nin tam kıyısında duruyoruz. Allah sonumuzu benzetmesin; geçmişten dersler çıkaran iyi bir birliktelik olabileceğine inanıyorum” diye konuştu.

Haber: MA / Fırat Can Arslan

 

 

 

#Aksoyoğlu #HDPnin #aday #çıkışı #ittifak #sistemini #berraklaştırdı

İran ve Rojhilat’ta gece boyunca eylem

Halk ayaklanmasının sürdüğü İran ve Rojhilat kentlerinde dün Cuma namazı çıkışı sokağa çıkan binlerce kişi gece boyunca da eylemdeydi

İran’da “Ahlak polisi” tarafından Jîna Emînî’nin katledilmesi ardından Rojhilat ve İran genelinde başlayan halk ayaklanması 5’inci ayında devam ediyor. Eylemle ara ara durgunlaşsa da devamlılığını koruyor. Bu kapsamda dün gece de halk sokaktaydı.

Kurdistan kentleri ayakta

Sokağa çıkan halk hükümeti protesto ederek, tan yerinin ağarması anlamına gelen “Fecr” günlerini gerekçe yapıp rejiminin propagandası için asılan afiş, flamalar yaktı.
Sine, Kirmanşah, Urmiye, Bukan, Bane, Saqiz, Ciwanro ve birçok şehirde İran hükümetini sembolize eden bayrak, poster ve afişler “Jin, jiyan, azadi”, “Molla rejimine son” sloganları ile yakıldı.

Tutukluların serbest bırakılması istendi

Öte yandan Tahran, Karaj, İsfahan, Şiraz, Tebriz, Meşhed ve Kum’da da protestolar, yürüyüş, bildiri-broşür dağıtımı şeklinde devam etti. Sine’de hükümet uygulamalarını protesto eden yurttaşlar “Jin, jiyan, azadi” ayaklanması sırasında tutuklananların ve yine son olarak kentte polis tarafından tutuklanan iki din öğretmeninin derhal serbest bırakılmasını istedi. İki din öğretmeninin serbest bırakılması için dün Cuma namazı ardından kentteki camilerin önünde açıklamalar yapıldı ve sloganlar atıldı.

Cenaze dönüşü alındılar

Din öğretmenleri Luqman Amini ve Ebrahim Karimi İran İslam Cumhuriyeti’ni protesto ettikleri ve “rejim aleyhinde propoganda yaptıkları” gerekçesiyle İran hükümeti polisi tarafından katledilen Yusuf Mohammadi’nin cenaze töreni dönüşü gözaltına alınmış ve ardından tutuklanmıştı.
Kentte Cuma namazı çıkışı başlayan eylemler, gece boyunca sürdü.

HABER MERKEZİ

#İran #Rojhilatta #gece #boyunca #eylem

İlk eylemden son eyleme: Tek amaçları tecridi kırmak

PKK Lideri Abdullah Öcalan’a dönük komploya karşı gerçekleştirdikleri eylemlerde yaşamını yitirenler, bıraktıkları mektuplarda komployu boşa çıkarmak ve tecridi kırmak amacıyla eylemlerini gerçekleştirdiklerini vurguladı

İmralı F Tipi Yüksek Güvenlikli Cezaevi’nde tutulan PKK Lideri Abdullah Öcalan’a dönük 15 Temmuz 1999 tarihinde gerçekleştirilen uluslararası komplo, 25’inci yılına giriyor. Birçok küresel gücün organizasyonunda gerçekleşen komploya karşı öfke, üzerinden 24 yıl geçmesine rağmen dinmedi. “Güneşimizi Karartamazsınız” eylemleriyle onlarca kişi bedenlerini ateşe verirken, benzer eylemler son yıllarda da devam etti. 1998’de tutuklu Halit Oral ile başlayan eylemlerin son halkası, Bubo Taş ve Mehmet Akar’ın bedenlerini ateşe vermesi oldu. Bedenini ateşe vererek ya da yaşamına son vererek Öcalan’a dönük komplo ve tecridi protesto edenler, eylemlerine dair arkalarında bıraktıkları mektuplarda Öcalan’ın üzerlerinde bıraktığı etkiyi anlattı.

Yaşamını yitirenlerin arkalarından bıraktıkları bazı mektuplar şöyle:

İlk eylem

Komplonun startının verildiği 9 Ekim gecesi tutuklu bulunduğu Maraş Cezaevi’nde bedenini ateşe Mehmet Halit Oral’ın mektubu: “Size ve halkımıza yapılan saldırılar, insanlığa yapılan saldırılardır. Şimdiye kadar çağrılarınıza cevap olamadım. Bu eylemimle çağrınıza cevap oluyorsam ne mutlu bana. Öfkem, kinim ve intikamım büyüktür. Ancak bunu zindanda düşmana karşı kusamıyorum. Bu eylemimle, size olan bağlılığımı bir kez daha göstermek istiyorum.”

Mehmet Gül

19 Ekim 1998’de Manisa’daki cezaevinde bedenini ateşe veren ve kaldırıldığı hastanede 27 Ekim’de yaşamını yitirdi Mehmet Gül: “Başkanım! Erzurum vahşetinin ardından, Mazlumların diyarı Amed’i gördüm. Mazlum, Dörtler, Kemal, Hayri, Akif ve Ali yoldaşların kendilerini ulusal-sınıfsal onur adına, yaşamı ve kendi iradelerini koruma adına katık ettikleri hücreleri gördüm. Sizin şahsınızda Kürt halkını yeniden soykırımdan geçirmek amacındadırlar. Size yapılan saldırı; insanlığa, barışa, dostluğa ve ulusal kurtuluş hareketlerine yapılan saldırıdır. Dolayısıyla gerçekleştireceğim bu eylemle TC’ye, Türkiye halklarına uzanan barış elinin arkasında komplo teorileri kurup, ateşkese bu şekilde cevap vermelerini kendimi yakarak protesto ediyorum.”

Viyan Soran

Heftanîn bölgesinde 1 Şubat 2006’da bedenini ateşe veren Viyan Soran (Leyla Wali Hasan): “… Bugün 15 Şubat 2006’da Reber Apo’nun esaret altına alışının 8.yılına giriyoruz. Bununla birlikte uluslararası komplo İmralı ve Kürt halkı üzerinde yeni ve tehlikeli bir süreç başlatmıştır. Bedenimin ateşiyle sınıflı toplum uygarlığının buz tutmuş yürek ve beyinlerine bir mesaj vermek, batının İnsan Hakları Mahkemesinin yalancılığını ve sahtekârlığını ortaya çıkarmak için tarihin adaleti önünde birçok insan gibi bir şahit olmak istiyorum.”

Evrim Demir

Mûş’un Bulanık ilçesinde 18 Temmuz 2011’de, Diyarbakır 5 No’lu Cezaevi’nde 14 Temmuz 1982’de başlatılan ölüm orucunun yıl dönümü dolayısıyla kendini yakan 18 yaşındaki Evrim Demir: “Kürt halkı Bedirhanlardan, Şeyh Saitlerden ve Seyit Rızalardan gelir. Kürt halkı bunu nesilden nesile evlatlarına anlatır. Daha çok şey yazmak isterdim. Fakat artık gerçekle bütünleşme ve var etme zamanıdır. Tüm Kürt halkını Türkiye halklarını Önder Apo’yu savaşlarda evlatlarını kaybetmiş, tüm anneleri ve babaları değerli tüm gerillalarımızı ve özellikle Amed ve Hakkari halkını kucak dolu selamlıyorum. Gün Barışa ve Önder Apo’ya özgürlük günü olması dileğiyle.”

Uğur Şakar

Almanya’nın Krefeld kentinde 20 Şubat 2019’da tecride karşı bedenini ateş veren ve 22 Mart’ta yaşamını yitiren Uğur Şakar: “Avrupa İşkencenin Önlenmesi Komitesi (CPT) önünde dirhem dirhem eriyen yoldaşlarımın göz, kulak ve dillerini kapatan kapitalist moderniteyi protesto ediyorum. Alman devletinin polis şiddeti ve Kürtler üzerindeki siyasal baskıları lanetliyorum. Kölece yaşamaktansa her bir Kürt özgürce yaşamak uğruna kavga etmeye davet ediyorum. Mutlaka kazanacağız.”

Ayten Beçet

23 Mart 2019 Gebze Kadın Kapalı Cezaevi’nde tecride karşı yaşamına son veren Ayten Beçet: “Bir adım atmak için ilk defa kendimi bu kadar özgür hissediyorum. Beynim ve ruhumla önderlik ile buluşmanın heyecanıyla daha anlamlı ve onurlu bir yaşamla komutanım Heval Zülküf Gezen’in bize miras bıraktığı bu direniş çemberini büyüterek sürece cevap olmanın inancıyla.”

Bubo Taş

13 Ocak 2023’te Mêrdîn’in Artuklu ilçesinde bedenini ateşe veren Bubo Taş, “Ben Kurdîstan’ın başkanı için canımı feda ediyorum. Çünkü benim ömrüm bu davada geçti. 10 senedir bu davadan koptum. Ne yaparsam yapayım bu yıllar içinde yaşımın da geçmesiyle sessizleştim, bir şey yapamadım. Önderlik düşünün ki, 22 yıldır… Yanlış anlaşılmasın. Benim kimseye karşı kinim öfkem yok. Kürt halkına çağrıda bulunuyorum. Birbirinizi tutun. Bundan başka hiçbir şeyin bize bir faydası yok.”

Mehmet Akar

16 Ocak 2023’te Amed’in Sûr ilçesinde bedenini ateşe veren 24 yaşındaki Mehmet Akar: “Biz artık Önder Apo’nun sağlık durumundan endişe ediyoruz. Buna karşılık ben de saat 21.21’de Amed keçi burcunda bedenimi ateşe vereceğim. Bedenimi tutuşturan ateşin aydınlığı İmralı’yı aydınlatsın. Umudum o dur ki bu eylem Önder Apo’nun fiziki özgürlüğüne vesile olsun.”

Haber: Berivan Kutlu / MA

#İlk #eylemden #son #eyleme #Tek #amaçları #tecridi #kırmak

Demokratik Cumhuriyet Konferansı başladı

Demokratik Cumhuriyet Konferansı başladı. Açılış konuşmasını yapan HDP Eş Genel Başkanı Mithat Sancar amaçlarının büyük ve özgürlükler temelinde bir toplumsal sözleşme olduğunu belirtti

Halkların Demokratik Partisi’nin (HDP) tarafından Cumhuriyetin ikinci yüz yılında “Nasıl bir Türkiye” tartışmalarının yürütüleceği “Demokratik Cumhuriyet” Konferansı başladı.

İstanbul Cem Karaca Kültür Merkezi’nde düzenlenen ve 500 kişinin davet edildiği konferansa, aydın, yazar, siyasetçi, akademisyen ve çok sayıda gazeteci katıldı.

100 yıldır tekçi bir anlayış var

Konferans HDP Eş Genel Başkanları Pervin Buldan ve Mithat Sancar’ın açılış konuşmasıyla başladı. İlk olarak kürsüye Sancar çıkarken, “Cumhuriyet kuruluşundan bu yana tekçi bir anlayışa sahip. Dönem dönem farklı olsa da bu hiç değişmesi. Farklıkları ret etmenin sorunlarını 100 yıldır yaşıyoruz. En önemli sorunların başında ise Kürt sorunu gelmekte” dedi.

Hedefimiz demokratik bir sistem

Dönem dönem çeşitli açılımlar yapıldığına değinen Sancar, yeni 100 yılda özgürlükleri yüzleşme ile mümkün olacağını belirtirken, “Yeni yüz yıl toplumun kendini özgür hissedeceği, demokratik Cumhuriyet olarak hedeflenmeli. Parti programımız da bu konuda belli, partimiz demokratik siyasal bir düzen kurmayı amaçlar, farlılıkların eşit ve özgürlükçü bir zeminde bir arada yaşamasını hedefledik. Hedefimiz ve amacımız budur” dedi.

Bu konuda yaptıkları yapamadıkları ve eksiklerinin de olduğunu belirten Sancar şunları belirtti.  “Toplumun tüm kesimleriyle temasların dönüştüreceğine inanıyoruz. Bu dönüştürme de belirlediğimiz hedefe doğru olmalı yoksa yüzyıldır yaşadığımız acılar yıkımlar sonraki 100 yılda devam eder. Amacımız eşit ve birlikte yaşama, büyük barışı kurmayı amaçlıyoruz. Hedefimiz büyük bir toplumsal sözleşme, özgür bir toplumsal sözleşme.”

 

Ayrıntılar geliyor…

#Demokratik #Cumhuriyet #Konferansı #başladı

Kaçırılan çocuktan 57 gündür haber yok

Korucu ve imam olan ağabeylerinin koruması altında olan G. Yavuz’un kaçırdığın kız çocuğundan 57 gündür haber alınamıyor. Baba Y.A, devletin verdiği silahla kızının kaçırıldığını iddia etti

Êlih’in (Batman) Çamlıca Mahallesi’nde ağabeyleri korucu Muhterem Yavuz ve Muş’ta imam olan Behram Yavuz’un koruması altında olan G. Yavuz’un (20), kaçırdığı 15 yaşındaki kız çocuğu K.A.’dan 57 gündür haber alınamıyor. 10 Aralık sabah saatlerinde etüt için gittiği dershaneden çıkan K.A.’nın önünü kesen G. Yavuz, zorla konuşmaya çalıştı. O günden bu yana K.A’dan haber alınamazken, aynı gün G. Yavuz’un görüntüsü yakınlarda olan bir parkın güvenlik kamerasına yansıdı. Çocuğun ailesinin polis ve savcılığa yaptığı başvurular üzerine G. Yavuz’un sadece ikamet ettiği evde arama yapıldı.

Korucubaşı tarafından korunuyor

Çocuğun babası Y.A, G. Yavuz’un Amed’in Pasûr ilçesi Badikan bölgesinde bulunan Xweşika (Kayahan) Mahallesinde tutulduğunu, G. Yavuz’un korucu olan ağabeyi Muhterem Yavuz ile Muş’ta imam olan diğer ağabeyi Behram Yavuz’un koruması altında olduğunu belirtti. K.A.’nın babası Y.A., kızın kaçıran kişi kim, adresi neresi, nerede kalabileceği ve daha birçok bilgi mevcutken bir türlü bulunamamasına tepki gösterdi. En son 1 Şubat’ta Batman Cumhuriyet Başsavcılığı ile görüştüğünü kaydeden baba Y.A., kendisine “Bulamıyoruz”, “Arıyoruz” cevabı verildiğini söyledi.

Devletin verdiği silahla kızımı kaçırdı

Günlerdir gözlerine uyku girmediğini vurgulayan baba Y.A, korucu silahı ile kaçırılan kızının 2 aydır bulunmamasının izahını talep etti. Devletin verdiği silah ile kızının kaçırıldığını iddia eden baba Y.A., bu silahın arkasına saklanarak kızının kaçırıldığını, toplumun kızının bulması için çağırı yaptı.

Haber:MA / Fethi Balaman

 

#Kaçırılan #çocuktan #gündür #haber #yok

Prof. Dr. Hamzaoğlu: HDK birlikte üretme ve mücadeleyi geliştirdi

HDK’nin toplumsal alanı örgütlemek için var olduğunu ifade eden Prof. Dr. Onur Hamzaoğlu, yeni yaşamın inşası için HDK’nin birlikte üretme ve mücadeleyi geliştirdiğini söyledi.

Kurdistan halklarının bileşkesi Barış ve Demokrasi Partisi (BDP), 12 Haziran 2011’de yapılan genel seçimlere, Türkiye’den de 20’ye yakın sol ve sosyalist parti ve hareketin de içinde yer aldığı “Emek, Demokrasi ve Özgürlük Bloku” ile girmesinin ardından elde edilen başarıdan dolayı ittifakın genişletilmesi kararlaştırdı. Bunun üzerine 15 Ekim 2011’de sosyalist parti, hareket, emek alanı, sendika, hak temelli sivil toplum örgütleri ile azınlıkları temsil 820 delegenin katılımıyla düzenlenen kongreye Halkların Demokratik Kongresi (HDK) adı verildi. “Umuda Yolculuk” şiarıyla kurulan HDK, 12’nci Genel Kurulu’nu 29 Ocak’ta İstanbul Kongre Merkezi’nde düzenlendi. Kurulda, bir önceki dönem eşsözcü olan Cengiz Çiçek ile Esengül Demir, güven tazeledi.

HDK’nin eski Eşsözcüsü Prof. Dr. Onur Hamzaoğlu HDK’nin Türkiye ve Kurdistan halkları için önemini, ortaya çıkış nedenini, çözüm gücünü ve hedeflerini Mezopotamya Ajansı’na değerlendirdi.

HDK onurlu bir yaşamı inşa ediyor

Türkiye’nin uzun zamandır “emek” ve “Kürt” sorununun olduğunu belirten Hamzaoğlu, bu alanda çaba gösteren bireylerin yaşayabilmek için çalıştığını ve “gücünü sattığını”, bu iki bağlamda da yer alan insanların onurlu bir yaşam yaşayamadığını ifade etti. Hamzaoğlu, HDK’nin bu iki sorunu da ortadan kaldırarak, Türkiye’de onurlu bir yaşamı inşa etmeye çalıştığını kaydetti. Hamzaoğlu, HDK’nin bu iki sorunu, kurduğu meclislerde ele aldığını ve bu meclislerin de doğrudan demokrasi yöntemini içerdiğini belirtti.

HDK evrensel bir örgütleme

HDK’nin evrensel bir örgütlenme biçiminin olduğuna işarete eden Hamzaoğlu, bu örgütlenme biçiminin Paris Komünü, Sovyet Konseyleri ve şu anda ise Rojava’da yer alan kantonlara benzediğini söyledi. HDK’nin meclisleri, sadece sağlık, gençlik ya da ekoloji meclisleri olarak görmemek gerektiğine dikkat çeken Hamzaoğlu, “Esas bunların insanların doğrudan doğruya var oldukları yerde kurulduğunu değerlendirmek gerekir” diye kaydetti.

HDK birlikte üretme ve mücadeleyi geliştirdi

HDK’nin varlığıyla, halklar için çok fazla şeyin yapılabileceğini gösterdiğinin altını çizen Hamzaoğlu, HDK’nin Türkiye halklarıyla Kürt halkının yaşamı için atılabilecek adımların olabileceğini, esasında sorunların kaynağını ve çözüm yolunun olduğunu gösterdiğini ve buna bağlı bir eylemlilik sürecini var ettiğini söyledi. “HDK birlikte üretmeyi ve mücadeleyi geliştirdi” diyen Hamzaoğlu, Bugün Türkiye’nin bir partisi olan Halkların Demokratik Partisi (HDP) HDK tarafından kurulmuştur. Bugün Meclis’te bulunan partilere baktığımızda tek tip bir sistem var.  Ancak HDP gibi tek bir partinin içinde ise birden fazla parti, inanç ve gruplar var. Bunlar sadece kendilerini ifade etmek için değil, aynı zamanda karar mekanizması olarak da varlar” diye belirtti.

HDK HDP ile siyasal süreci yürütüyor

HDK’nin toplumsal alanı örgütlemek için var olduğunu ifade eden Hamzaoğlu, HDK’nin, sadece siyasal mücadele aracı olmadığını siyasal süreci HDP ile yürüttüne işaret etti. Hamzaoğlu, HDK’nin, yaşam alanlarında var olduğunu, toplumsal alanı dönüştürecek, varlığını sürdürecek bir yapılanma olduğunu, HDK’nin insan onuruna yakışan bir yaşamın inşasını hazırlayan bir yapı olduğunu vurguladı.

HDK okullarını genişletmemiz gerekiyor

HDK bünyesinde yer alan bileşenlerin, varlıklarını gözden geçirmesi gerektiği uyarısında bulunan Hamzaoğlu, “Koşulsuz bir şekilde HDK bünyesinde var olma biçiminden öte, olabildiğince bütün kadrolarıyla var olma şeklinde örgütlenmelidirler. Örneğin; eğitim alanında ‘HDK okulları’ açıp faaliyetleri genişletmemiz gerekiyor. Bu kapsamda çocuklara, kadınlara, işçilere, köylülere ve mevsimlik işçilere ulaşmamız gerekiyor. Kendisini, sosyal bir varlık olduğunu bilen toplumsal bir yaşantı içinde ne olduğunu bilen ve bunun için de mücadele eden insanı yaratmak, onun için de HDK okullarına gerek var” ifadelerinde bulundu.

Kaynak: MA

 

 

#Prof #Hamzaoğlu #HDK #birlikte #üretme #mücadeleyi #geliştirdi

Gökçeada’nın İYİ Partili Belediye Başkanı tutuklandı

Gökçeada Belediyesi’nin İYİ Partili Başkanı Ünal Çetin ve 2 kişi ‘rüşvet’ operasyonundan tutuklandı. Çetin görevden uzaklaştırıldı

Gökçeada Belediye Başkanı Ünal Çetin, İmar Müdürü Seval Duran, Gökçeada İYİ Parti eski İlçe Başkanı Hasan Erdem tutuklanırken, kamu çalışanı E.B. ile müteahhitler R.G. ve B.B., adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı.

Çanakkale’de Gökçeada Belediyesine “yolsuzluk” ve “rüşvet” iddiasıyla 31 Ocak’ta düzenlenen operasyonda gözaltına alınan Belediye Başkanı Ünal Çetin dahil 5 kişi sabah saatlerinde adliyeye sevk edildi.

İYİ Partili Belediye Başkanı Ünal Çetin, Belediye İmar Müdürü S.D., kamu çalışanı E.B. ile müteahhitler R.G. ve B.B. emniyetteki işlemlerinin ardından getirildikleri Çanakkale Adliyesinde savcılıkta sorgulandı.

Başkan tutuklandı

Savcılıktaki işlemlerinin ardından mahkemeye sevk edilen şüphelilerden Gökçeada Belediye Başkanı Ünal Çetin, İmar Müdürü Seval Duran, Gökçeada İYİ Parti eski İlçe Başkanı Hasan Erdem tutuklanırken, kamu çalışanı E.B. ile müteahhitler R.G. ve B.B., adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı.

Görevden uzaklaştırıldı

İçişleri Bakanlığı, tutuklanan Gökçeada Belediye Başkanı Ünal Çetin ile ilgili yazılı açıklama yaptı. Tutuklanan Ünal Çetin’in Bakanlık, Gökçeada Belediyesi’nde Fen İşleri Müdürü olarak görev yapan Seval Duran’ın ise Gökçeada Kaymakamlığı tarafından görevlerinden uzaklaştırıldığı belirtildi.

İYİ Parti’den açıklama

İYİ Parti Yerel Yönetimler Başkanlığı, konuya dair yaptığı yazılı açıklamada “Gökçeadalıların da bizlerin de Ünal Çetin Başkanımıza güveni tamdır. Seçimlere yakın Millet İttifakı belediyelerine yönelik zamanlaması manidar operasyonu ma’şeri vicdana havale ediyor, bu tür itibarsızlaştırma gayretlerine müsaade etmeyeceğimizi kamuoyuna duyuruyoruz” denilmişti.

HABER MERKEZİ

#Gökçeadanın #İYİ #Partili #Belediye #Başkanı #tutuklandı

Açlık grevindeki İranlı yönetmen Panahi serbest bırakıldı

İran rejimi tarafından yaklaşık 7 ay önce tutuklanan ve açlık grevinde olan yönetmen Jafar Panahi şartlı olarak tahliye edildi
Halk ayaklanmasının devam ettiği İran’da11 Temmuz 2022’de, “Sisteme karşı propaganda” iddiasıyla tutuklanan ve 2 gündür açlık grevinde olan İran’ın dünyaca ünlü yönetmenlerinden Jafar Panah şartlı olarak tahliye edildi.

Cezaevi önünde açıklama

Tahliye olduğu cezaevi önünde açıklama yapan Panahi, “Farhad Meysami gibi yüzlerce insan cezaevinde olduğu halde ben nasıl mutlu olabilirim. Hepsine özgürlük diliyorum” dedi.

Birçok ödül aldı

Avrupa’nın en büyük üç film festivalinde de ödül kazanan yönetmenin açlık grevi, birçok ülkeden destek bulmuştu. Panahi, 2000’de “The Circle” filmiyle Venedik Film Festivali’nde Altın Aslan, 2015’te “Taxi Tehran” ile Berlin’de Altın Ayı ve 2018’de “Three Faces” ile Cannes’da en iyi senaryo ödülünü kazanmıştı.

Panahi’nin son filmi “Ayı Yok” ise, 2022 Venedik Film Festivali’nde kendisi cezaevindeyken gösterildi. Film Jüri Özel Ödülü’ne layık görüldü.

WAN

#Açlık #grevindeki #İranlı #yönetmen #Panahi #serbest #bırakıldı

Prof. Dr. Görür’den uyarı: Çelikhan: Erkenek-Maraş kesiminden endişe ediyoruz

Osmaniye’de dün yaşanan depremin ardından uyarıda bulunan Prof. Dr. Naci Görür, ‘Çelikhan-Erkenek-Maraş kesiminden endişe ediyoruz’ dedi

Prof. Dr. Naci Görür, önceki gün öğlen saatlerinde Osmaniye’nin Düziçi ilçesinde meydana gelen 4,6 büyüklüğündeki depremin ardından açıklamalarda bulundu.

Görür ‘Çelikhan-Erkenek-Maraş kesiminden endişe ediyoruz! Diyerek bölgede yaşanacak olası bir depremin uyarısını verdi.

Twitter hesabından paylaşımda bulunan Görür şunları söyledi:

“Yarbaşı-Düziçi/Osmaniye’de 4,2 deprem oldu. Deprem Doğu Anadolu Fay Zonunda. Bu zonun Çelikhan-Erkenek-Maraş kesiminden endişe ediyoruz. Bu kesimi NE ucundan 2020 Elazığ depremi yükledi. Bu deprem de küçük de olsa SW ucundan zorladı. Bu uçta son deprem 1998 Adana Depremi. Sevgi..”

HABER MERKEZİ

#Prof #Görürden #uyarı #Çelikhan #ErkenekMaraş #kesiminden #endişe #ediyoruz