Ana Sayfa Blog Sayfa 994

Yunanistan Ukrayna’nın isteğini reddetti: Türkiye’ye karşı kendimizi savunacağız

Yunanistan Başbakanı Miçotakis, Ukrayna’nın tank isteğini Türkiye’ye karşı savunma gerekçesiyle kabul etmedi

Ukrayna’nın Avrupa ülkelerinden tank talep etmesi ve yaşanan gelişmeler gündemdeki yerini korurken Yunanistan Başbakanı Miçotakis, Ukrayna’nın tank talebini Türkiye’ye karşı savunmada ihtiyaç duyacaklarını açıklayarak reddetti.

Yunanistan daha önce de Rus yapımı S-300 füze savunma sistemlerini Ukrayna’ya göndermesine yönelik taleplere de Türkiye’den gelen tehditleri gerekçe göstererek ret yanıtı vermişti.

Miçotakis, Japonya ziyaretinde gazetecilere verdiği demeçte ayrıca Türkiye’nin Ukrayna politikasını da eleştirdi.

Türkiye’nin tutumunun “NATO’nun pek çok üyesinde hayal kırıklığı ve huzursuzluk yarattığını” savunan Yunanistan Başbakanı, “NATO gibi aynı zamanda bir değerler ittifakı olan bir ittifakın üyesiyseniz tarafsız kalamazsınız” dedi.

Çatışmadan endişelenmiyorum

Türkiye ile Yunanistan arasındaki gerginliklere de değinen Miçotakis “Türkiye ile bir çatışma olasılığından endişe etmiyorum. Ancak endişe ettiğim şey tüm bu savaş çığırtkanlığının Türk kamuoyunu zehirlemesinden endişe ediyorum” diye konuştu.

DIŞ HABERLER

#Yunanistan #Ukraynanın #isteğini #reddetti #Türkiyeye #karşı #kendimizi #savunacağız

Türkiye’nin girdiği Efrîn’de uyuşturucu fabrikası kuruldu

Türkiye’nin 2018 yılında Efrîn’e yönelik başlattığı saldırıların ardından kentte, yağma, tecavüz ve kaçırma vakaları arttı. Bölgede askeri üsler yapılırken, Êzidî köyü olan Qîbarê’de ise uyuşturucu üretilen bir fabrika kuruldu

Türkiye’nin 2018’de Kuzey ve Doğu Suriye’nin Efrîn kentine başlattığı saldırıların ardından işkence, tecavüz ve kaçırma olaylarının ardı arkası kesilmedi. Onlarca insan kaçırılırken, ormanlar yok edildi, yurttaşların topraklarına el konuldu, kentin demografik yapısı değiştirildi.

Sınır güvenliği gerekçesi ile saldırı

Kuzey ve Doğu Suriye’de Kürt nüfusun en yoğun olduğu yerlerden biri olan Efrîn’e Türkiye 20 Ocak 2018’de saldırı başlattı.

Saldırılar sonucu 26 Mart 2018’e kadar 282 köy ve 50 stratejik nokta olmak üzere toplam 332 bölge Türkiye ve desteklediği paramiliter gruplar ile Özgür Suriye Ordusu’nun (ÖSO) denetimine girdi.

Onlarca insan kaçırıldı

Aradan geçen 5 yılda devam eden saldırıların yanı sıra kentin özellikle demografik yapısının değiştirilmesi amacıyla birçok hamle yapıldı. En çok başvurulan yollardan biri ise kaçırma, tecavüz ve tutuklama oldu. Hawar Haber Ajansı’nın (ANHA) bir aylık derleme verilerilerine göre, sadece 2023 yılının ilk ayında 39 yurttaş kaçırıldı.

Kadınlar hedef alındı

HDP Elih (Batman) Milletvekili Feleknas Uca’nın 2021 yılında Meclis’te yaptığı konuşmaya göre, “Afrin’de 18 Mart 2018 ile 25 Ekim 2021 tarihleri arasında 84 kadın katledildi” en az 1000 üzerinde kadın ise kaçırıldı.

Yine Afrin İnsan Hakları Örgütü’nün 2021 yılı verilerine göre, son 3 yılda kentte 68 kadın olmak üzere 674 sivil katledildi 5 kadının intihar ettiği belirtildi.

Zeytin ağaçları kesildi

Yine bu verilerde başka çarpıcı bir bilgi ise kentin yağmalanmasına yönelik oldu. Buna göre, 2021 Ocak ayı itibari ile 314 bin 400 zeytin ağacı kesildi, 75 tarihi mekânın ise talan edildi. Öte yandan Efrîn’den çalışan zeytinlerin ve bundan üretilen zeytinyağlarının Türkiye üretimi menşei ile birçok Avrupa ülkesine satılması daha önce birçok kez basına da yansımıştı.

Yine kente yönelik saldırılar kapsamında özellikle ormanlar hedef alınıyor. ANHA’ya göre, 2023 yılıyla birlikte Efrîn bölgesinde 7 binden fazla ağacın kesildi.

Yurttaşların evlerine el konuldu

Saldırılarla birlikte yağma da yıllardır devam ediyor. 2023’ün ilk ayında sadece 3 yurttaşın 23 koyununa el konuldu. Yine Bilbil ilçesinde 11 yurttaşın dükkanlarına, Efrîn’in Zeydiye Mahallesi’nde ise bir yurttaşın evine el konuldu.

Amaç demografik yapı

4 Ocak’ta ise Cindirêsê’nin doğusundaki Himêlka ve Rifatiyê köyleri arasında “Ajnadîn” adlı evleri, iki yurttaşa ait 4 bin hektarlık alanda yapıldı. Bu evlerin yapılışında temel amacı Türkiye’ye bağlı paramiliter güçlerin aileleriyle birlikte buralara yerleştirmek ve bu amaçla bölgeden olmayan insanları Efrîn’e yerleştirerek demografik yapısını değiştirmek.

Uyuşturucu fabrikası kurdular

Paramiliter güçler tehdit ettikleri yurttaşları Raco’daki tarım arazilerini terk etmek zorunda bıraktı. Ardından bu arazilere askeri üs kuruldu. Heyet Tehrîr El Şam (HTŞ) ise Şera’da Êzidî köyü olan Qîbarê’de uyuşturucu üretilen bir fabrika kurdu.

HABER MERKEZİ

#Türkiyenin #girdiği #Efrînde #uyuşturucu #fabrikası #kuruldu

3 ülke ‘güvenlik’ gerekçesiyle konsolosluklarını kapattı

Hollanda, İngiltere ve Almanya’nın İstanbul Başkonsolosluğu güvenlik gerekçesiyle geçici olarak kapatıldı

Hollanda ve İngiltere’nin ardından Almanya’nın İstanbul Başkonsolosluğu da güvenlik gerekçesiyle kapatıldı.

Almanya’nın İstanbul Başkonsolosluğunun Instagram hesabından yapılan paylaşımda, güvenlik nedeniyle konsolosluğunun bugün (1 Şubat) kapalı kalacağı belirtildi. Bugün için planlanan vize ve pasaport randevuları iptal edildi.

Beyoğlu’nda bulunan Hollanda Başkonsolosluğu da olası protesto gösterileri ve “Batılı hedeflere yönelik artan tehdit” gerekçeleriyle geçici süreyle ziyarete kapatıldı.

İngiltere uyarı yaptı

İngiltere Dışişleri Bakanlığı da seyahat uyarısını güncelledi.

İngiliz vatandaşlarının 2022 yılında Türkiye’ye 3 milyon 330 binden fazla ziyaret gerçekleştirdiği ve çoğu ziyaretin sorunsuz geçtiği belirtilen açıklamada, vatandaşların “artan terör riski” nedeniyle dikkatli olmaları ve festival dönemleri de dahil olmak üzere yabancı uyrukluların rağbet ettiği kalabalık yerlerde tetikte olunması gerektiği belirtildi. İngiltere Başkonsolosluğu geçici olarak ziyarete kapatıldı.

ABD de uyarmıştı

ABD Büyükelçiliği tarafından dün yapılan açıklamada da Türkiye’de özellikle Beyoğlu ve Galata olmak üzere Batılı turistlerin sıkça ziyaret ettiği yerlerde “olası terör saldırısına karşı” vatandaşlar uyarılmıştı.

Kanada da yardı

Bu ülkelerin ardından son olarak Kanada da ‘Türkiye’de yakın bir zamanda terör saldırısı gerçekleşebilme tehdidi’ olduğunu söyleyerek vatandaşlarını uyardı.

İSTANBUL

#ülke #güvenlik #gerekçesiyle #konsolosluklarını #kapattı

HDP’li vekiller tecride karşı başlattığı nöbette çözüm için İmralı’yı işaret etti: Muhatap belli

Tecride karşı başlatılan nöbette konuşan HDP Milletvekili Sait Dede, ‘Bu tecrit kalkmadan Türkiye’ye ne doğru dürüst bir adalet ne hak hukuk yerleşir’ dedi

Halkların Demokratik Partisi (HDP) milletvekillerinin PKK Lideri Abdullah Öcalan’ın avukatlarıyla görüştürülmesi için başlattığı Adalet Nöbeti devam ediyor.

Milletvekilleri Kemal Peköz, Muazzez Orhan, Şevin Coşkun, Feleknas Uca, Ömer Öcalan, Abdullah Koç, Kemal Bülbül, Erol Katırcıoğlu, Serpil Kemalbay, Feleknas Uca, Sait Dede, Murat Çepni, Ayşe Sürücü ve Nuran İmir, Gülistan Kılıç Koçyiğit nöbetin 30’uncu gününde Meclis önünde açıklama yaptı.

Yurttaşlık hakkı

HDP Colemêrg (Hakkari) Milletvekili Sait Dede, bir aydır AKP-MHP iktidarına yasalara uymaları uyarılarını yineleyerek, “Her kelimede Türkiye’nin bir hukuk devleti olduğunu söylüyorlar, her kelimede Türkiye’nin yasalarla yönetildiğini söylüyorlar, ama yasaları uygulama görevi olan iktidar ve Adalet Bakanlığı, maalesef bu yasaları uygulamıyor” dedi.

Dede, Öcalan’dan 22 aydır haber alınamadığını belirterek “Aileler yakınlarıyla, avukatlar müvekkilleriyle görüşemiyor, ulaşamıyor, ne durumda olduğunu bilmiyor. Bu insanların devletin gözetiminde. Bunu bu yüzyılda kabul etmek mümkün değildir. Buradan kamuoyuna sesleniyoruz. Türkiye’deki bütün sorunların altında yatan neden işte bu tecrit ve hukuksuzluktur” ifadelerini kullandı.

Çözümün yolu diyalog

Çözümün yolunun diyalog olduğunu da sözlerine ekleyen Dede “Diyalog ve müzakere olmadan, bu ülkeye asla iç barış gelmeyecektir. Sayın Öcalan sadece Türkiye için değil, dünya halkları için de bir çözüm perspektifi sunmuştur. Her fırsatta barış için hazır olduğunu dile getirmiştir. Ama maalesef Sayın Öcalan’ın bu tutumuna karşı savaş sevicileri tecritle cevap vermiştir” dedi.

Dede sözlerine şöyle devam etti;

“Eğer Türkiye’de demokratik siyaset yapılacaksa, yine tecridin kalkmasından geçiyor. Tecrit sadece İmralı’da Sayın Öcalan üzerinde değil ki bütün ülkeye yayıldı. Türkiye’nin sınırlarını bile aştı. Dolayısıyla biz bu tecrit kalkana kadar mücadelemizi sürdüreceğiz. Bu tecrit kalkmadan, Türkiye’ye ne doğru dürüst bir adalet ne hak hukuk yerleşir. Çünkü kaynak bellidir, sorun bellidir, muhataplar bellidir. İmralı’daki tecrit kalkana kadar mücadelemize devam edeceğiz.”

ANKARA

#HDPli #vekiller #tecride #karşı #başlattığı #nöbette #çözüm #için #İmralıyı #işaret #etti #Muhatap #belli

Suçlu yok ama ‘suçluyu kayırma’ cezası var

Beraat eden gazeteci Aziz Oruç’a yardım ettikleri için DFG Eşbaşkanı Dicle Müftüoğlu ile 4 kişiye ‘suçluyu kayırmadan’ ceza verilmesini değerlendiren Avukat Tamur, suçlu yokken suçluyu kayırma cezası verildiğini söyledi

Agirî’nin Bazîd (Doğubayazıt) ilçesinde 11 Aralık 2019’da gözaltına alınarak tutuklanan ve daha sonra tahliye edilen gazeteci Aziz Oruç, hakkında “Örgüt üyesi olmak” iddiasıyla açılan davada beraat etti. İran tarafından Türkiye sınırına atılarak ölüme terk edilen Oruç’a yardım ettikleri belirtilen Dicle Fırat Gazeteciler Derneği (DFG) Eşbaşkanı Dicle Müftüoğlu ile Yücel İlhan, Tugay İlboğa, Muhammed İkram Müftüoğlu ve Abdullah Ekelik hakkında ise “Suçluyu kayırma” iddiasıyla 5’er ay hapis cezası verildi.

Suçlu yok suçluyu kayırma cezası var

Ortada bir “suç” yokken “suçluyu kayırmadan” Müftüoğlu ve 4 kişiye ceza verilmesin değerlendiren Müftüğolu’nun avukatı Resul Temur, “Aziz Oruç gözaltına alındığında emniyet güçleri tarafından oluşturulan algının aksine Aziz’in gazeteci olduğunu herkes biliyordu. Yargılama sonucu da Aziz’in yasa dışı bir faaliyetinin bulunmadığını ve yaratılan algının yalan ve yanlış bir algı olduğunu ortaya koymuştur” diye konuştu.

Hukuki izahı yoktur

Oruç’un ölüme terk edildiğini ve yardım istemesi üzerine müvekkilinin yardım ettiğini hatırlatan Temur, “Dosya kapsamında Aziz’i en iyi tanıyan birlikte çalıştığı gazeteci arkadaşı olan Dicle Müftüoğlu olduğu için yardım istemiştir. Dicle Müftüoğlu’nun Aziz için ailesini yönlendirmesi ve insani olarak yardım maalesef cezalandırma gerekçesi haline getirilmiştir. Mahkeme Aziz hakkında Diyarbakır 4. Sulh Ceza Hâkimliği tarafından yakalama kararı olduğunu ve bu sebeple Aziz’i misafir edenlerin suçluyu kayırma suçu işlediklerine hükmetmiştir. Birincisi Diyarbakır 4. Sulh Ceza Hâkimliği kararından başta Aziz olmak üzere kimsenin haberi bulunmamaktaydı. Bu tür kararlar tebliğ edilen kararlardan değildir. İkincisi karar sadece Aziz’in ifadesinin alınıp serbest bırakılmasını içerir bir karar olup kimse böyle bir karardan kaynaklı kaçıp saklanma ihtiyacı duymaz. Son olarak suçluyu kayırmak suçunun gerekçeleri arasında insani amaçlarla bazı ihtiyaçların karşılanmış olmasının suçun maddi unsurunu oluşturmayacağını açık bir biçimde düzenlemektedir. Buna rağmen Dicle Müftüoğlu ve diğer kişilerin insani yardımının cezalandırılmasının hukuki izahı bulunmamaktadır” ifadelerini kullandı.

Kaynak: MA

#Suçlu #yok #ama #suçluyu #kayırma #cezası #var

Türkiye’nin Zilkan üssüne roketli saldırı

Türkiye’nin Başika’da bulun Zilkan askeri üssüne roketli saldırı düzenlendi. Saldırıyı Haşdi Şabi’ye bağlı silahlı grup Ahrar El-Irak Tugayı üstelendi

Türkiye’nin Irak’taki askeri üslerinden biri olan Başika’da bulunan Zilkan üssüne sabah saatlerinde füzeli saldırı düzenlendiği belirtildi. Irakta bulunan haber ajanslarının aktardığı bilgiye göre üsse yedi füze fırlatıldığını, bunlardan ikisinin üssün içine düştü.

Türkiye Irak’tan çekilmeli

Saldırıyı, İran yanlısı Ahrar el-Irak örgütünün üstlendiği belirtiliyor. Örgütün Telegram kanalından yapılan açıklamada, üsse 20 roket atıldığı savunulurken, “TSK’nin Irak’tan çekilmemesi halinde Türkiye topraklarında da saldırı düzenleneceği” tehdidi yer aldı. Örgüt açıklamasında, Türkiye’den “işgalci” diye söz edildi.

Kaynak: RojNews

 

#Türkiyenin #Zilkan #üssüne #roketli #saldırı

10 yaşındaki çocuğa tecavüz: Aileye baskı yapılıyor

Mêrdîn’de 10 yaşındaki çocuğa tecavüz eden Mehmet Şirin A’nın ifadesini DNA raporu yalanladı. Tecavüze maruz kalan çocuğun ailesine davadan geri çekilmesi için baskı uygulanıyor

Mêrdîn’de 10 yaşındaki çocuğa tecavüz eden Mehmet Şirin A. (28) hakkında çocuğun ailesinin şikâyeti üzerine başlatılan soruşturma kapsamında “Çocuğun cinsel istismarı” suçundan iddianame hazırlandı.

Mardin 4’üncü Ağır Ceza Mahkemesi’nde yargılanan Mehmet Şirin A.’nın verdiği ifadeyi DNA testi yalanladı.

Olay nasıl açığa çıktı?

Olay 28 Mayıs 2022’de yaşandı. Ailesine ait hayvanları ağabeyi ile otlatmaya giden 10 yaşındaki kız çocuğu, kendileri gibi hayvan otlatmaya giden Mehmet Şirin A.’nın kız çocuğunun ağabeyini uzak bir yere göndermesinin ardından tecavüzüne uğradı. Kız çocuğu yaşananları eve geldikten sonra aynı gün ninesine anlattı. Ninesinin çocuğun yaşadıklarını aileye aktarmasının ardından aile Mehmet Şirin A. hakkında şikâyetçi oldu.

DNA raporları

MA’dan Ahmet Kanbal’ın haberine göre tutuklanarak Mardin E Tipi Kapalı Cezaevine konulan Mehmet Şirin A., ifadesinde tecavüzü inkar ederek, aileler arasında “husumet olduğu” ve bu nedenle kendisine “iftira atıldığı” iddiasında bulundu.

Ancak kız çocuğunun elbiseleri üzerinde yapılan incelemeler ve DNA örneklerinin karşılaştırılması sonucu kız çocuğunun elbiseleri üzerindeki DNA örnekleriyle Mehmet Şirin A.’nın DNA’sı uyuştu.

Cebir suçundan da ceza istedi

Konuya dair konuşan Mardin Barosu avukatlarından Leyla Sarohan, ortaya çıkan delillerin sanığın suçu işlediğine dönük kesin kanıtlar olduğunu dile getirdi. Yaklaşık 5 aydır yargılamanın devam ettiğini ifade eden Sarohan, “Bu suç işlenirken, mağdura karşı bir cebir de uygulandı. Her ne kadar nitelikli cinsel istismar suçu meydana gelmişse de aynı zamanda cebir ve darp suçunu işlediği de göz önüne alınmalıdır. Biz burada sanığın cebir suçundan da cezalandırılmasını gerektiğini mahkemeye ısrarla söyledik” dedi.

Aileye baskı

Savcılık mütalaasında da sanığın nitelikli cinsel saldırının yanı sıra cebir suçundan da cezalandırılmasının istendiğini kaydeden Sarohan, 2 Şubat günü görülecek olan duruşmaya katılım çağrısında bulundu. Ailenin desteğe ihtiyacı olduğunu kaydeden Sarohan, ailenin şikayetini geri çekmesi yönünde sürekli baskı altına alınmak istendiğini belirterek, “Aileye şikayetlerini geri çekmeleri yönünde çok fazla baskı yapılmakta. Mardin Barosu Çocuk Hakları da davaya müdahil olmak istedi ancak mahkeme tarafından katılma talepleri reddedildi” diye konuştu.

MÊRDÎN

#yaşındaki #çocuğa #tecavüz #Aileye #baskı #yapılıyor

Tecrit yürüyüşüne çağrı: Bu karanlığı ortak mücadele ile yırtarız

İmralı Cezaevi’nde 24 yıldır ağır tecrit altında tutulan PKK Lideri Abdullah Öcalan’ın durumuna dikkat çekmek için 6 Şubat’ta yapılacak Gemlik yürüyüşüne hazırlıklar devam ediyor

İmralı F Tipi Yüksek Güvenlikli Cezaevi’nde 24 yıldır ağır tecrit altında tutulan PKK Lideri Abdullah Öcalan’ın uluslararası komplo ile Türkiye getirilişinin yıl dönümü olan 15 Şubat öncesi eylem ve etkinlikler başlıyor.

Yaşanan ağır tecride dikkat çekmek için Demokratik Toplum Kongresi (DTK), Demokratik Bölgeler Partisi (DBP), Halkların Demokratik Partisi (HDP), Özgür Kadın Hareketi (TJA), MED Tutuklu ve Hükümlü Aileleri Hukuki ve Dayanışma Dernekleri Federasyonu (MED TUHAD-FED) ile Medeniyetler Beşiğinde Yakınlarını Kaybeden Ailelerle Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği (MEBYA-DER) öncülüğünde 6 Şubat’ta Mêrdîn’in Qoser (Kızıltepe) ve Colemêrg’in (Hakkari) Gever (Yüksekova) ilçelerinden Gemlik’e doğru iki koldan “Çözüm İçin İmralı’ya Yürüyoruz” şiarıyla yürüyüş gerçekleştirilecek. Yürüyüş, 15 Şubat’ta Gemlik’te son bulacak.

Topyekûn bir savaş hali var

Yürüyüş için hazırlıklarına dair bilgi veren MED TUHAD-FED Eşbaşkanı Safiye Akdağ, Kürt sorununda iktidarın sürdürdüğü savaş politikalarının tecrit eksenli geliştiğini belirterek, halkların geleceğinin bu politikanın kırılmasına bağlı olduğunu ifade etti. Gözaltı, tutuklama, işkence ve ölüm haberlerinin geçen yıl boyunca gündemde olduğunu ifade eden Akdağ, Kürt dili, kültürü ve varlığının tehlike altında olduğunu söyledi. Çatışmaların PKK lideri Abdullah Öcalan üzerindeki mutlak tecritle derinleştiğini söyleyen Akdağ, “2022 yılı Kürt halkına karşı topyekûn bir savaş olarak geçti. Rojava’da DAİŞ ve burada ise AKP-MHP faşist iktidarıyla sürdürüldü. Bakur’da ise kimyasal silahlar kullanılarak devam edildi. Kürt halkına yönelik her anlamda saldırılar gerçekleştirildi. Bunun bir parçası da 24 yıldır İmralı’da sürdürülen tecrittir. Saldırıların en yoğun olduğu bir diğer mekân ise cezaevleri oldu” dedi.

‘Öcalan’ın paradigması evrenselleşti’

Öcalan’ın fikirlerinin dünyanın dört bir yanına yayıldığına dikkati çeken Akdağ, “Öcalan’ın paradigması dünyada bir örnek haline geldi. Bugün dünyanın her yerinde tecride karşı sesler yükseliyorsa, bu Öcalan’ın evrenselleşen paradigmasından kaynaklı” dedi. Akdağ, yürüyüşe katılım çağrısı yaparak, “Kürtler ve diğer halklara çağrımız şudur; sokaklarda, mahallelerde ve köylerde, yaşamın her yerinde tecride karşı yapılan bu yürüyüşe katılın. Çalışma yürütün ve sahip çıkın” dedi.

Krizlerin temeli tecrit

Gemlik yürüyüşü için bir çağrı da Adana’dan geldi. Mezopotamya Ajansı’ndan (MA) Hamdullah Yağız Kesen‘e konuşan HDP Adana İl Eşbaşkanı Mehmet Karakış, “Ekonomik krizin sebebi savaş ve tecrit politikalarıdır. Türkiye uluslararası alanda diplomatik itibarsızlık yaşıyor, bunun sebebi savaş ve tecrit politikalarıdır” diye ifade etti.

İmralı’da hukuk askıya alındı

DBP Çukurova Bölge Eşsözcüsü Enver Güler ise, Öcalan’dan 2 yıla yakındır haber alınamadığını belirterek, “İktidarın tepkileri, talepleri görmezden gelip başvuruları yanıtsız bırakması Kürt sorununa dair kendi yöntemlerinde ısrar etmesi anlamına geliyor. Sayın Öcalan üzerinde uygulanan mutlak tecrit ve haber alınamama hali toplumda büyük bir endişe yaratıyor. İmralı’da hukuk askıya alınmıştır” ifadelerini kullandı.

Çukurova’da karşılayacağız

6 Şubat’ta Gemlik’e 2 koldan yapılacak yürüyüşe değinen Güler, yürüyüş kolunun 14 Şubat’ta Adana ve Mersin’de olacağına dikkat çekerek, “Bizler de heyetimizi 14 Şubat günü kitlesel karşılayacağız. Çukurova başta olmak üzere bütün halkımızı yürüyüş için yapılacak tüm çalışmalara dahil olmaya çağıyoruz” dedi.

Katılım çağrısı

“Tecrit insanlık suçudur, tecrit sürekli ve sistemli işkence ile teslim almaya irade kırmaya dönük sistemli bir saldırıdır” diyen HDK Adana İl Meclisi Eşsözcüsü Saniye Seçgin de, “İktidarın sessizliğini de karanlığında toplumu nefessiz bırakan faşist uygulamalarında derinden sarsacak. Aydınlık günlere gidecek yolun zemini olacaktır. Çağrım tüm ezilenleredir; kadınlara, gençlere, işçi ve emekçileredir. Bu karanlığı ancak bizlerin ortak mücadelesi yırtabilir. Seslerimizi, yüreklerimizi birleştirmenin şimdi tam zamanı!” dedi.

HABER MERKEZİ

#Tecrit #yürüyüşüne #çağrı #karanlığı #ortak #mücadele #ile #yırtarız

Gazeteci Belekanî: Halk İran rejiminden korkmuyor

İran’da süren eylemleri yakından takip eden gazeteci-yazar Ikram Balekanî,halkın rejim değişikliği ve özgür bir yaşam istediğini söyledi

İran’da 13 Eylül’de “Ahlak polisi” tarafından işkence edilen Jîna Emînî’nin, 16 Eylül’de tedavi gördüğü hastanede yaşamını yitirmesiyle başlayan eylemler 5’inci ayını geride bıraktı. Eylemlerde 522 kişi katledilirken yüzlerce kişi ise tutuklandı.İran’da süren eylemleri yakından takip eden gazeteci-yazar Ikram Balekanî, Mezopotamya Ajansı’ndan (MA) Cengiz Özbasar’a İran’daki gelişmeleri değerlendirdi.

Rojhilat ve İran’da eylemlerin sürdüğünü ve“Kadınların Devrimi” şeklinde tanımlandığını kaydeden Balekanî, rejimin eylemlerin genişlememesi için her türlü engellemeye başvurduğunu, ancak halkın devrim ateşini harlamaya ve eylemlerini duyurmaya devam ettiğini söyledi.

Eylemlerin büyük çoğunlukta Kurdistan ve Belucistan’da devam ettiğine dikkat çeken Belekanî, “Belucistan’da özellikle Cuma namazı çıkışı eylemler ve yürüyüşler gerçekleşiyor. İran kentlerinde genellikle halk evlerin damlarında sloganlarla eyleme destek veriyor ve rejime karşı ses çıkarıyorlar. Kurdistan’da ise genellikle gruplar halinde sokaklarda eylemler yapılıyor” bilgisini paylaştı.

Kürtleri kimlik dil ve kültürün tanınmasını istiyor

Halkın eylemlerle özgürlük talebinde bulunduğuna vurgu yapan Balekanî, özgürlük talebinin tüm İran halkları tarafından istendiğini, ancak Kürtlerin özgürlük isteğinin farklı olduğunu söyledi. Belelanî, Kürtlerin istediği özgürlük, kimlik, dil ve kültürlerinin tanınarak halkların ortak yaşamı şeklinde olduğunu özgürlük talebinin yanında halkların rejim değişikliği istemi olduğunu belirtti.

Halk rejimden korkmuyor

Halkın gösterdiği eylemselliğe karşı rejimin halka şiddetle yaklaştığını ifade eden Balekanî, “Aslında rejim, Suriye’de olanları bildiği için halka gösterdiği şiddetin dozajını bile isteyerek yükseltmemeye çalışıyor. 600 kişi rejim güçleri tarafından katledildi. Rejim baskı, işkence ve öldürmelerle eylemleri sonlandırılmayı amaçladı ancak rejimin tüm uygulamalarına karşı halk geri adım atmıyor. Çünkü 44 yıldır halk bu rejimin baskısı altında ve halk artık susmak istemiyor. Dikkat çekilmesi gereken bir diğer nokta ise rejimin Kurdistan ve Belucistan’da halka yaklaşımı ile diğer yerlerde yani Farslara yaklaşımı bir değil. Bu iki eyalette rejim halka daha fazla saldırıyor. Öyle ki zaten bugüne kadar katledilenlerin çoğu Kurdistan ve Belucistan eyaletlerinde oldu” dedi.

Özgür bir yaşam istiyorlar

Eylemlerin başlamasıyla birlikte halkın ölüm korkusunu üzerinden attığını söyleyen Belekanî, “Rejim birçok kez ahlak polisinin kaldıracağına dair açıklamalarda bulunmasına rağmen halk artık rejime kulak asmadı. Çünkü halk ahlak polisinin kaldırılmasının sorunu çözmeyeceğini fark etti. Çünkü halkın artık farklı bir talebi var; halk rejim değişikliği ve özgür bir yaşam istiyor. İran’da bulunan muhalifler ile Kürtlerin bir araya gelip ortak şekilde bir konsey oluşturmaları halinde eylemler daha da güçlenecek. Bunun olması halinde sadece İran’da değil tüm dünyada gelecek devrime selam verilir” diye belirtti.

Toplumun her kesimi direniyor

Eylemlerde sıradan halk kesimleri ya da tek bir halk direnmediğinin altını çizen Belekanî, aktivist, gazeteci, siyasetçi, hukukçu, tiyatro ve sinemacı, yazar, kadın savunucu, sporcu, sanatçı, şair ve akademisyenlerin olduğu toplumun geniş bir kesimin direndiğini söyledi. Bu özelliği ile İran’da yaşananları esasında bir halklar devrimi olduğunu vurgulayan Belekanî, “Bu Rojhilat Kurdistan’ı için büyük bir başarı. Bu enerji nasıl ki Rojava’da devrime ön ayak oldu ve Rojava devrimi tüm dünyada selamlandı, İran’da da böyle bir durumun gerçekleşmesi olası. Ki Rojava devrimi ile bugün İran’da halklar artık Kürtlere daha sempati duymaya başladı. Bugün tüm İran’ın ‘Jin jiyan azadî’ demeye başlaması esasında bunun en büyük göstergesi durumundadır” şeklinde konuştu.

Balekanî, son olarak; “Kadınlar öncülüğünde başlayan bu eylemler, bu yüzyılın kadın yüzyılı olduğuna en büyük işaretlerden biri. Kadın mücadelesi tüm faşist ve diktatörleri yıkacak güçtedir. Bu eylemler bir devrime dönüşmeye gebe” dedi.

DIŞ HABERLER

#Gazeteci #Belekanî #Halk #İran #rejiminden #korkmuyor

HDP’li vekillerin tecrit nöbeti 2’nci ayında: Bakanlık sessiz

Meclis’te HDP’li vekiller tarafından başlatılan Adalet Nöbeti 2’nci ayına girdi. Adalet Bakanlığı sessizliğini sürdürüyor

İmralı F Tipi Yüksek Güvenlikli Cezaevi’nde 24 yıldır ağır tecrit koşulları altında tutulan PKK Lideri Abdullah Öcalan’dan 22 aydır haber alınamıyor.

Avrupa İşkencenin Önlenmesi Komitesi (CPT), 20-29 Eylül tarihleri arasında İmralı Adası’na ziyaret gerçekleştirdiğini açıkladı. Asrın Hukuk Bürosu, ziyaret sonrası müvekkilleri Abdullah Öcalan ile tutuklular Ömer Hayri Konar, Veysi Aktaş ve Hamili Yıldırım ile söz konusu ziyarette görüşme yapılmadığına dair duyuma sahip olduklarını duyurdu.

Bu gelişmenin üzerine bu kez siyasetçiler görüşme başvuru yapıldı. Siyasetçiler, Öcalan ile diğer tutuklular ile görüşme talebiyle Adalet Bakanlığı’na başvuruda bulundu.

Başvurulara yanıt verilmedi

İlk olarak Halkların Demokratik Partisi (HDP) Eş Genel Başkanları Pervin Buldan ve Mithat Sancar ile Parti Sözcüsü Ebru Günay ve HDP Milletvekili Ömer Öcalan, 20 Ekim 2022’de Öcalan ile görüşme talebiyle Adalet Bakanlığı’na başvurdu. Başvurunun üzerinden 105 gün geçmesine rağmen bakanlık olumlu ya da olumsuz bir yanıt vermedi.

Bakanlık sessiz

Adalet Bakanlığı’nın süren sessizliği üzerine Demokratik Bölgeler Partisi (DBP) Eş Genel Başkanı Saliha Aydeniz ile HDP milletvekilleri Gülistan Kılıç Koçyiğit, Nuran İmir ve Erdal Aydemir, 30 Kasım 2022’de aynı taleple bakanlığa başvuruda bulundu. Ancak bakanlık 64 gün geçmesine rağmen başvuruyu henüz yanıtlamadı.

Demirtaş’tan başvuru

30 Kasım 2022’de Edirne F Tipi Cezaevi’nde tutuklu bulunan HDP eski Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş da aynı taleple Adalet Bakanlığı’na başvurdu. Ancak bakanlık yine yanıt vermedi.

Adalet Nöbeti başlatıldı

Halkların Demokratik Partisi (HDP) milletvekilleri, başvuruların yanıtsız bırakılması ve İmralı tecridine karşı sessizliği protesto etmek amacıyla 21 Aralık’ta Adalet Bakanlığı’na yürüdü. Başvuruların üzerinden 44 gün geçmesine rağmen Adalet Bakanlığı herhangi bir yanıt vermedi.

Bu duruma karşı 21 Aralık’ta başlatılan Adalet Nöbeti, birinci ayını doldurdu.

ANKARA

#HDPli #vekillerin #tecrit #nöbeti #2nci #ayında #Bakanlık #sessiz