İnkara Karşı Hakikat, Savaşa Karşı Barış

“İnkârın, asimilasyonun ve ayrımcılığın son bulduğu; inancın hiçbir otorite tarafından baskılanmadığı, halk iradesine ve toplumsal çeşitliliğe saygının esas alındığı bir Türkiye istiyoruz.”

Cemevlerinin hâlâ “tanımsız” bırakılmadığı, Alevilerin eşit yurttaşlık hakkının pazarlık konusu yapılmadığı, kimsenin kimliğinden, inancından ya da dilinden dolayı ötekileştirilmediği bir ülke istiyoruz. Ayırımsız tüm halklar bu kadim toprakların paydaşıdır; birbirinin yoldaşı, birbirinin kardeşidir.

Çünkü biz biliriz ki: “Hakk, güçte değil; halkın vicdanındadır.” Adaletin talimatla değil hukukla işlediği; emeğin kutsal sayıldığı, sömürünün suç olarak görüldüğü bir ülke istiyoruz.
Rızalığın esas alındığı, ikrarın baskıyla değil özgür iradeyle verildiği, adaletin bir gösteriye değil, hakikatle yüzleşmeye dönüştüğü bir düzen istiyoruz.

Savaştan, nefretten ve inkârdan beslenen anlayışlara karşı; barışı, birlikte yaşamı ve halkların kardeşliğini savunuyoruz.

2026 yılında Alevilerin, Kürtlerin, emekçilerin, kadınların ve gençlerin
eşit, özgür ve onurlu yaşadığı bir ülke için inançla, kararlılıkla ve umutla
mücadele etmeye devam edeceğiz.

Tüm dünyaya barış ve demokrasinin egemen olmasını diliyor, savaşların, inkârın ve sömürünün son bulmasını, halkların eşit, özgür ve onurlu bir şekilde yaşamasını diliyoruz.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Yazarın Diğer Yazıları

İlgili Yazılar

Toplumsal Barışı Zedeleyen Bu Kirli Dili Reddediyoruz

El-Cezire İstanbul çalışanı Amel Zaamta’nın Alevilere yönelik iftira ve hakaretlerle dolu yaklaşımını en güçlü şekilde kınıyoruz. Bir bütün olarak Alevi toplumunu hedef alan, ötekileştiren...

İnancımızı hakikatine uygun yaşayacağız

Alevilik, tüm halk tabakaları arasındaki sosyal, siyasal, ekonomik çatışmaları körükleyen ve bu çatışmalardan nemalanarak sülükleşenlere karşı özgürlük ve cesarettir. Bizler kendi toplumsal yaşamımızın oluşumuna, koşullarına,...

Suriye’de Alevilere Yönelik İnsanlık Suçu ve Türkiye

Suriye’de tüm dünyanın gözünün önünde, insanlığın vicdanını derinden yaralayan ağır bir katliam yaşanmaktadır. Bu yaşananlar spontan bir şiddet değil; planlı, örgütlü, sistematik bir yok...