Barış, İnsanı İnsana Emanet Eder!

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı’na sunulan ve olumlu sonuçlanacağına inandığım “Barış ve Demokratik Toplum Süreci” kanun teklifini, ülkemizin ortak geleceği adına önemli bir başlangıç olarak değerlendiriyorum.

Bugün ülkemizin geleceği adına atılan her samimi adımı; çocuklarımızın yarınları, halklarımızın kardeşliği ve ortak yaşam umudu adına kıymetli buluyorum.

Bu topraklar uzun yıllar acıya, gözyaşına ve ayrışmaya tanıklık etti. Her acının yükünü analar taşıdı, her ayrılığın bedelini çocuklar ödedi. Artık yeni acılar değil, yeni umutlar büyüsün istiyoruz.

Alevi inancı yüzyıllardır bize bir hakikati öğretmiştir: “Bir olalım, iri olalım, diri olalım.” Bu söz, yalnızca bir öğüt değil; birlikte yaşamanın erdemini anlatan kadim bir çağrıdır. Çünkü barış, bir tarafın değil; herkesin nefes aldığı, insanı insana emanet eden ortak bir vicdandır.

Bu nedenle bugün atılan her yapıcı adımı güçlü bir şekilde destekliyoruz. İnanıyoruz ki konuşmanın kazandığı yerde silah susar; vicdanın konuştuğu yerde öfke anlamını yitirir. Bu ülkenin ihtiyacı, birbirine benzeyen insanlar değil; birbirini anlayabilen insanlardır.

Bu inançla, barış ve demokratik toplum sürecine katkı sunmak amacıyla kaleme alınan ortak metne benimde imza atmış olmam; yalnızca bir destek beyanı değil, halklarımızın ortak geleceğine karşı taşıdığım vicdani sorumluluğun da bir ifadesidir.

Barış; kimsenin kimliğini, inancını, dilini ya da kültürünü gizlemek zorunda hissetmediği bir geleceğin adıdır. Gerçek huzur ise, herkesin kendisi olarak yaşayabildiği bir ülkede mümkündür.

Bu süreçte sorumluluk yalnızca siyaset kurumunun değil; aydınların, inanç önderlerinin, sivil toplumun ve toplumun her kesiminindir. Çünkü barış, seyredilecek bir süreç değil; birlikte kurulacak ortak bir vicdandır.

Bugün ayrışmayı değil, ortak geleceği büyütme zamanıdır. Kırgınlıkları çoğaltmanın değil, yaraları birlikte sarmanın zamanıdır.

Çünkü barışın kazandığı yerde herkes kazanır. Barışın dışında kalan ise yalnızca kendini değil, bu ülkenin ortak geleceğini de kaybeder.

Gelin; umudu büyütelim, kardeşliği çoğaltalım ve bu topraklara hak ettiği kalıcı barışı hep birlikte armağan edelim

Celal Fırat
Celal Fırathttps://www.alevigazetesi.com
İmam Rıza Ocağı dedelerinden olan Celal Fırat, 1975 yılında Malatya’da doğdu. İlk ve ortaöğretimini Malatya, Lise öğrenimini İstanbul’da tamamladı. Gençlik yıllarında başlayarak Alevi inanç kurumları içinde yer aldı. Garip Dede Dergâhı gençlik kollarında başladığı hizmetleri sonucu 2012 yılında Garip Dede Dergâhı Yönetim Kurulu Başkanlığına seçildi. 2018 yılında Alevi Dernekleri Federasyonu Genel Başkanlığı görevini üstlendi. Başkanlığı döneminde ADFE, Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonuna üye oldu ve 2022 yılında Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonunun kongresinde Yönetim Kurulu Üyeliğine seçildi. Alevilerin kendilerini basın yolu ile ifade etmeleri mücadelesinde yer aldı. TV 10’un kuruluş döneminden itibaren destekledi ve Dem-i Muhabbet adı ile haftalık programlar yaptı. Bu programlar TV10’un kapatılmasına kadar devam etti. Alevi medyasına desteğine Can Tv’de yaptığı programlar ile devam etti. Alevi kurumlarının yan yana gelmesinde aktif sorumluluk alan Celal Fırat, Alevilerin son yıllarda oluşturduğu ortak mücadele hattının yaratılmasında rol oynadı. Yeşil Sol Parti’den aldığı teklif üzerine 14 Mayıs 2023 seçimlerinde aday olan Celal Fırat, İstanbul 3. Bölge 4. Sıra milletvekili adayı gösterildi ve DEM Parti İstanbul milletvekili olarak seçildi. Celal Fırat evli ve iki kız çocuğu babası.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Yazarın Diğer Yazıları

İlgili Yazılar

Nevruz farklılıklara sevgiyle yaklaşmadır

Alevilik inancımız; salt ibadet ya da biçimsel kurallarla sınırlı soyutlandırılmış bir yaşam biçimi değildir. Yaşarken koparılmayan bitkiler, akan suyun kirletilmemesi, avlanarak yenilmeyen hayvanlar dağ...

Nefretin öfkeyi nasıl farklılaştırdıgına bakın!

Toplumda nefret seviyesinin hızla yükselmesi yaşama dair hissettiklerimizi gizlememize neden olmaktadır. Siyasallaştırılmış kutuplaştırılmış her türlü ayıltılışmış grupların bu öfke patlaması artık refleks haline gelmiş...

İnsan yaşamına denk düşen felsefe

Aleviler yaşamlarını sürdürmek için, doğayı yok edip ya da yok sayıp talan etmezler. Kırklar ceminde ezilip dağıtılan ve kırk kişiyi doyurup mest eden üzüm inancımızın...