Alevi Gazetesi – Almanya Alevi Birlikleri Federasyonu (AABF) İnanç Kurulu Çalıştayı, 3-4 Ekim tarihlerinde Worms Cemevi’nde yapıldı. Çalıştayda toplumsal, inançsal ve örgütsel konular ele alındı.
İki gün süren etkinlikte, yeniden yapılanma, Ana-Dede eğitimleri, Alevilik dersleri, dijital gelişmeler ve asimilasyona karşı mücadele gibi birçok başlık tartışıldı. Katılımcılar, Alevi toplumunun sorunları ve çözüm önerileri üzerinde görüşlerini paylaştı.
Çalıştay, AABF Hessen Bölge Başkanı Gülüm Kaya Dede’nin gülbankı ile başladı. Ardından, Kerbela’dan bugüne toplumsal özgürlük mücadelelerinde yaşamını yitirenler için bir dakikalık saygı duruşu yapıldı.
AABF İnanç Kurulu Başkanı Hasan Ali İçlek Dede, çalıştayın sonunda hayata geçirilmesi gereken çalışmaları sıraladı. İçlek Dede, genç Yol önderlerinin yetiştirilmesi, inanç önderleriyle ortak çalıştay düzenlenmesi ve Almanya’da ırkçılığa karşı mücadele gibi konulara dikkat çekti.
AABF — Almanya Alevi Birlikleri Federasyonu
Alevilik Dersleri: Din Eğitimi Yoluyla Kapsayıcılık (İngiltere) — Britanya Alevi Federasyonu’na (BAF) göre, Birleşik Krallık’ta yaklaşık 300.000 Alevi yaşamaktadır; bunların çoğu Türkiye kökenli ve etnik olarak Kürttür. Çetin (2016), bu topluluğu “çifte azınlık” olarak tanımlar; çünkü hem Kürt hem de Alevi oldukları için Türkiye’de baskı görmüşlerdir. Türkiye’de yaşadıkları bu deneyimler, onların Birleşik Krallık’ta da kendilerini kamusal alanda Alevi olarak ifade etmelerine karşı temkinli yaklaşmalarına neden olmuştur. Tüm bu sınırlamalara rağmen, birinci kuşak Aleviler, dinlerini misilleme korkusu olmadan yaşayabilecekleri daha güvenli bir ülkede yeni bir hayata yerleşirken Londra’da kendi içinde başarılı ve “içe kapalı” bir topluluk kurmayı başardılar. Ancak ikinci kuşak Alevi gençleri, okul ve iş yoluyla Britanya toplumuna entegre olmak zorunda kaldılar; fakat çoğu zaman kimse onların Alevi olduğunu bilmediği ve onları Müslüman zannettiği için bu süreçte zorluk yaşadılar (bkz. Jenkins ve Çetin 2028). Bu durum, gençler için kimlik karmaşası yarattı ve bazıları Alevi olarak kendilerini dışlanmış hissedip dini kimliklerinden emin olamadıklarını belirttiler.
Kerbela Anlatısı ve Kolektif Yas: Alevî Kimliğinde Travmatik Hafıza ve Ritüelleştirilmiş Duygular — Kerbela, İslam tarihinin en travmatik hadiselerinden biridir. Hz. Muhammed’in vefatının ardından hilafet meselesi İslam toplumunda derin ayrılıklara yol açmıştır. Hz. Ali’nin ve soyunun hilafet hakkına sahip olduğuna inanan gruplar Emevi iktidarına karşı direniş göstermişlerdir. Hz. Hüseyin bu direnişin sembolik liderlerinden biri haline gelmiştir (Halm 2004). Hicri 61 yılında Hz. Hüseyin ailesi ve az sayıda taraftarıyla birlikte Kufe’ye doğru yola çıkmıştır. Ancak Kerbela çölünde Emevi ordusunca kuşatılmış ve su kaynaklarından mahrum bırakılmıştır. On gün süren kuşatmanın ardından Hz. Hüseyin ve taraftarları katledilmiş, ailesi esir alınmıştır. Bu olay İslam dünyasında özellikle Şii ve Alevi topluluklar için derin bir travma kaynağı olmuştur (Ayoub 1978).