Alevi Gazetesi – Alevi Kültür Dernekleri Pülümür Şubesi Yönetim Kurulu, derneğe ve Pülümür Cemevi’ne yönelik asılsız ihbarlarda bulunulduğu ve kamuoyunda itibarsızlaştırma kampanyası yürütüldüğü iddialarıyla basın açıklaması gerçekleştirdi.
Cemal Süreya Heykeli önünde düzenlenen açıklamayı Ali Rıza Dalkılıç okudu. Dalkılıç, dernek faaliyetlerinin tamamen gönüllülük esasıyla yürütüldüğünü belirtti.
Dalkılıç, yapılan asılsız ihbarlar nedeniyle derneğin denetim geçirdiğini ifade ederek, “Kimliği belirsiz kişi veya kişilerce cemevinde yürütülen faaliyetler hakkında yalan ve iftiralara dayalı ihbarlarda bulunulmuş ve bu ihbarlar üzerine dernek resmi bir denetim geçirmiştir. Yapılan incelemeler sonucunda şikayet beyanlarının hiçbirinin gerçeği yansıtmadığı ve asılsız olduğu ortaya çıkmıştır” dedi.
2024 yılı Genel Kurulu’nda alınan kararlar doğrultusunda Hakk’a yürüyen canlar için yıkama, kefenleme ve mezar gereçlerinin temin edilip ihtiyaç sahiplerine ulaştırıldığını belirten Dalkılıç, “Son üç yıldır üniversite öğrencilerine burs veriliyor, ayrıca aşure ve cem ibadetleri düzenli olarak yürütülmektedir” diye ekledi. Dalkılıç, derneği hedef alan yalan ve itibarsızlaştırma girişimlerine karşı yasal yollara başvuracaklarını da vurguladı.
Açıklama, Hacı Bektaş Veli ve Pir Sultan Abdal’ın öğütlerine atıfta bulunarak, doğru yoldan ve inanç ilkelerinden taviz verilmeyeceği mesajıyla tamamlandı.
Pir Sultan Abdal’ın Deyişlerinde Duygu Sosyolojisi ve Kolektif Hafıza — Pir Sultan Abdal 16. yüzyılda Sivas’ın Yıldızeli ilçesine bağlı Banaz köyünde doğmuştur. Asıl adının Haydar olduğu şiirlerinden ve menkıbelerden çıkarılmaktadır. Yaşamı hakkında kesin bilgiler olmamakla birlikte 1510-1514 yılları arasında doğduğu tahmin edilmektedir (Bezirci 1986, 26). Şiirlerinde aşk, isyan, adalet ve toplumsal sorunları işlemiştir.
Can — Nişanyan’ın etimolojik sözlüğüne göre “can” kelimesi, “yaşam” anlamına gelen Farsça jān sözcüğünden gelir ve bu da, “ruh” anlamına gelen Sanskritçe vyāna sözcüğünden türetilmiştir. Türk ve Fars tasavvuf edebiyatında can kavramı, Kur’an kaynaklı Arapça ruh kavramına ek olarak, “bedene canlılık kazandıran unsur”u adlandırmak için kullanılmıştır (Uzun 1993). Divan edebiyatında can, etten ve deriden oluşan maddi bedene yaşam veren, görünmez ve maddesel olmayan bir unsur olarak kabul edilir. Bu şiirlerde can, aynı zamanda sevgiliden sevgiliye “Ey can” hitabında olduğu gibi aşk duygusunu da besleyen bir bileşen olarak görülür. Tasavvuf terminolojisinde, örneğin Mevlana’nın Mesnevi‘sinde, insanın doğumla birlikte ortaya çıkan ve ilahi kökenini nübüvvet nurunda bulan ebedi ruhunu tanımlamak için de kullanılmıştır. Sufi eserlerde can kelimesi zaman zaman Allah, Peygamber Muhammed, sufi şeyhi ya da melekleri ifade etmek için de kullanılmıştır. Bu nedenle Mevlevi ve Bektaşi tarikatı dervişleri birbirlerine hitap ederken bazen bu terimi kullanmışlardır. Günlük yaşamda ise Türkçedeki can kelimesi oldukça yaygın bir biçimde kullanılır: canlı (“yaşayan, hayat dolu”) sözcüğünde ya da sevgi ifadesi olarak kullanılan canım (“canım, hayatım”) gibi.