Uzun ince Yolda ERGENEKON

Son dönemlerde Ergenekon diye bir örgüt tuplumun tüm hücrelerine yerleştirilmeye çalışılıyor. Ergenekon nedir, ne değildir?

Toplumun önünde aydınlanmamış bir çok soru işaretleriyle durmaktadir, yine toplumun başına bela, sözde bir terör örgütüyle meşgul olan kahraman devlet imajı yaratılmak istenmektedir. Bölünme fobisi, dış düşmanlar, bizi çekemeyen dış güçler paranoyası üzerinde devlet siyaset yapmaktadır. Ergenekon’un oluşum yapısına bakıldığında çok farklı kulvarlardan yola çıkanların bir araya gelme adresi ve mekanı Ergenekon olmaktadir. Peki nedir bu Ergenekon sırrı? dincisi, dinsizi, solcusu, aydını, askeri, brokratı çok rahatlıkla bir çatı altında bir araya gelebiliyor. Türkiye gibi farklılıkların uyum içerisinde yaşama şansı (normalinde hiç bir toplumsal platformda) bulunamazken, nasıl olurda çok rahatlıkla Ergenekon çatısı altında örgütlenebiliyorlar? Bu bir çelişki midir, Yoksa Türk usulü milliyetçiliğin, ırkçılığın sözde solun ve askerin ortak uzun ince yolu, devletin bekaası, kabesi için Ergenekon mudur?

Evet öyle anlaşılıyorki Türkiye de herşey milliyetçilik ve devlet baba için yapılır, nasıl örgütlenirsen örgütlen, hangi kulvardan olduğunu söylersen söyle, sonuçta herkes devletin “sadık yari” olmak zorundadir. Şimdi olan da budur, yıllar önce Türkiyede tutarlı bir demokratik unsurun oluşmadığını söylediğimizde ne kadarda haklı olduğumuz tarih bir kez daha kanıtlamıştır. Avrupa birliği yolu Ergenekon`a çıkmıştır. Türkiye demokratikleşmede yüzünü Ergenekon`­a, milliyetçiliğe, ırkçılığa çevirmiştir. Çünkü bunlar Türk toplum yapılanmasının varlık gerekçesidir, kimse kusura bakmasın hava, su, ekmek gibi insanın yaşamını idame etmek için gerekli olan şeyler Türkiye­`­de devletin beslendiği ve nefes aldığı kaynaklar olmuştur (ırkçılık, karanlık ve kaos) aydınlığa karşı olanlar demokratikleşmeyi kendisi için bir bölünme paranoyası haline getirenler karanlıkları yine kendilerine mekan seçtiler ve bunda şaşılacak bir durum yoktur.

Ergenekon mitolojisinde yol gösteren Kurt olduğuna göre ve “Kurt­­­ dumanlı gün arar” atasözüyle ne kadarda iyi örtüştüğünü görmekteyiz. Burdaki anlayış ve resmi söylem hep şu olmuştur: “Eger demokratikleşmeye yön verirsek, özgürlükler dersek Türklük, uniter devlet yapısı ortadan kalkar, çünkü Kürt, Alevi, bir çok azınlık ve yerel kültür kendini ifade etme özgürlüğünü ister, buda devletin bekaası için bir tehlikedir.” Bu korku kronik bir hastalığa dönüşmüştür, bundan dolayı tüm gerici karanlık unsurlar adı ne olursa olsun bir araya gelmekte bir sakınca görmemişlerdir,çünkü amaçlanan diğer azınlıkların ve yerel kültürlerin hak gaspı, sömürü ve asimilasyonudur. Ergenekon­­­­­­­­­­­­­daki ortak amaç budur, AKP ordu ortak ittifakının temel amacıda budur. AKP`nin ve ordunun açığa çıkmış bazı geri unsurlara karşı mücadelesi (sözde) ve kamuoyunu bununla meşgul etmesi madalyonun bir başka boyutudur.

Ergenekonla amaçlanan düşünce bugünkü iktidarda zaten ifadesini bulmaktadir, ordu hükümet elbirliğiyle bu mücadele danışıklı döğüş ve amacın dışına sarkıtılmış aşırı unsurların devlet nizami içerisinde terbiye edilmesidir, yoksa öyle yansıdığı gibi devletle derin devletin ciddi bir hesaplaşması da değildir. Kaldıki AKP hükümeti zaten tüm gerici unsurlardan mayalanmış bir hükümettir. Demokrasi ve özgürlük isteyenler ve bu konuda samimi olanlar da politaka adına bir gafilliğe düşmemeleri gerekmektedir, AKP ile demokratikleşmek istiyorlarmış, derin devlet, yada devlet müsade vermiyorlarmış vb safsatalarla toplumu yanlış yönlendirmenin bir anlamı yoktur.

AKP­­` nin ideolojik ve siyasi yapısı bilinmektedir. Bu ideolojik yapılanmanın niteliğine bakıldığında Türkiye­­­­­­­­­­­­­­­­­­` nin birikmiş hiç bir sorununun çözüm anahtarları bulunmamaktadir. Unutmayalım ki, bu siyasi yapı yıllarca topluma kan kusturan, yoksulluk, baskı ve önyargılardan başka birşey vermeyen eski denenmis ve köhnenmiş siyasi gerçekliklerin bir sentezi durumundadır, bunlar topluma bu isim altında Türk islam sentezi, Türk milliyetçi sentezi biçiminde dayatılan ve desteklenen bir siyasi gerçekliktir, denenmemiş bir siyasi yapıdan ziyade denenmiş siyasetçilerin yeni bir isim altında milliyetçi, ırkçı anlayışlarının yeniden yapılandırmanın adıdır(AKP)Orduyla arasındaki çelişkilerde yapay çelişkiler olduğunu hükumetleri dönemindeki ilişkilerinde de çok açık bir biçiminde kendini göstermektedir.

Özellikle Alevilerde siyasal örgütlenmeleri adına Ergenekon`a çıkan yolu iyi görmeleri gerekmektedir. Çünkü Ergenekon dosyasında Aleviler ve özellikle Gazi olayları da yer almaktadır,Gazi olayları döneminde Aleviler adına paşalar la diyalog halinde olanlar Alevilerin haklı ve meşru tepkilerini yanlış yöne kanalize edenler ne yazık ki halen Alevi siyasetinin başında bulunmaktadırlar. (Istanbul daki provokatif dil ve Köln deki dil aynı paralellikte mesajlar vermeleri herhalde tesadüf değildir)Özellikle bir çok alanda Alevi örgütlenmesine Perinçek tarafından bir sızmanın olduğunu herkesten en çok da Turgut ve Necdet bey bilmektedirler. Tüm veriler bir araya getirildiğinden gerici mihrakların, milliyetçi ve kimlikleri konusunda ciddi muammalıların işin içinde olduğunu görmekteyiz. O dönemin yorum ve analizlerine bir bakalim;Turgut ve Necdet ikilisinden Selahattin bey­­­­­`e kadar Ergenekon mantığı içerisinde semaha durduklarını görmekteyiz, bunların yanında bir kaç yazar, sözümona Alevi aydını da bulunmaktadır. (o dönemlerde Rıza Zelyut, Cemal Şener vb Alevilerden beslenenlerin yazılarına bakılmalıdır) Bunlar siyasi duruşlarıyla hep Alevileri semirtmişlerdir, hiç bir zaman ciddi bir hak arayışları içine girmemişlerdir. Daha çok siyasal iktidara kendilerini pazarlamanın yollarını aramışlardır.

“Biz olmazsak Alevi gençleri Türk soluna ve PKK`ya gider” diye toplumun gerici kesimlerine hep mesaj vermişler ve Alevileri bir siyasi pazarlık haline getirmişlerdir. Ne Gazi dönemlerinde, ne de Sivas olayları döneminde hiç bir zaman demokrasi güçleriyle birlikte hareket etme gibi bir kaygı ve anlayışları olmamıştır. Hatta Alevileri provake ederek demokrasi güçleriyle kendi olmazsa olmaz değerleri olan demokratik, hümanist, haklıdan yana olan anlayışlarıyla çelişir hale getirmişlerdir. Derneklerdeki resmi söylemlerine bakıldığında Ergenekon`dan bir Alevi ocağı olduğu anlaşılmaktadır. “Sol ve Kürtler bizi kandırıyor, bizden uzak dursunlar, Aleviler şimdi kendisi için örgütleniyor vb.”

Cumhuriyet tarihi boyunca Aleviler hep kırmızı listede yer alırken ne olduda birden bire anayasal mantıkla da çelişerek Başbakan, cumhurbaşkanı düzeyinde Alevilerin önemli kutsal değerleri, günleri bir siyasi showa dönüştürüldü, Aleviler bu sorulara doğru yanıt vermek zorundadırlar. Bu süreci sorgulamak zorundadirlar. unutmayalım ki Sokrates`in dediği gibi “sorgulanmamış bir yaşam yaşamaya değmezdir.” Aleviler geçmiş siyasal gerçeklikleriyle ciddi bir biçimde yüzleşmek zorundadırlar, aksi takdirde Ergenekon sahnesinde değerleriyle barışık bir yer ve siyasi ortam bulamayacaklardır. Unutmasınlar, bugünkü Türkiye gerçekliğine doğru bakma cesaretini göstersinler, göreceklerdirki­; Kürt`e ve onun demokratik haklarına karşı olan herkesle devlet diyalog içerisindedir. Irkçı, milliyetçi zeminde mekan tutmak Alevi doğasıyla bağdaşmaz. Kaldı ki, bu mantıkla Alevi gerçekliğini inkarcı Kemalist anlayışa kabul ettiremeyeceklerini bilmelidirler. Bu olsa olsa Alevileri Türk milliyetçi islam sentezi içinde bir asimilasyon, başkalaştırma politikasına hizmet etmekten öteye götürmeyecektir.

2008 yılından eflatun dergisine yayınlanmıştır.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Yazarın Diğer Yazıları

İlgili Yazılar

Türkiye’nin Kısır Döngüsü, Devlet Aklı ve Kürt Direnişinin Tarihsel Eşiği

Türkiye, kendi içine kapanmış bir kısır döngüde, sürekli kendini tekrar eden bir ülke görünümündedir. Bu döngünün merkezinde yer alan devlet aklı, tarihsel olarak kötücül...

Kürde Küfür Etmek Kimseyi Kahraman Yapmaz

Son dönemde ağzı olan konuşuyor. Konuştukça da, Kürt hareketinin uzlaşı ve barış politikası üzerine kusuyor kinini, öfkesini. Sanki elli yıldır süren bir savaşın bedelini...

Aleviler Örgütlü mü, Yalnız mı?

Alevi kurumları bugün, Hatay Yayladağı sınır kapısında bir araya gelerek Suriye’deki Alevi katliamına tepkilerini ortaya koydular. Bu yapılması gereken bir eylemdi, değerlidir. Ançak şöyle...