Ana Sayfa Blog Sayfa 176

Dünya ısınıyor, Kurdistan yanıyor

Dünyanın dört bir yanında ortaya çıkan aşırı sıcaklıklar susuzluğu ve beraberinde kıtlığı büyüterek, canlı yaşamı tehdit eder boyutlara ulaşıyor. Yayınlanan son öngörülerde Kurdistan’da aşırı sıcaklıklar bekleniyor

Avrupa’yı, Türkiye’yi ve Kuzey Afrika’yı kavuran sıcak hava dalgasının, bazı yerlerde rekor değerlere çıkabileceği belirtilliyor. İtalya, İspanya, Fransa, Yunanistan, Hırvatistan ve Türkiye’de hava sıcaklığı 40 dereceyi aşan noktalara ulaştı. Yapılan araştırmalara göre, 1950-2022 döneminde sıcaklıklar, Türkiye coğrafyasında her 10 yıl için 0,20 santigrat derece olmak üzere yaklaşık 1,7 santigrat derece arttı. Ortalama hava sıcaklıklarının küresel ölçekte her 10 yılda 0,18 santigrat derece arttığı 1980-2020 yılları arasındaki 40 yıllık dönemde, Türkiye’de hava sıcaklıklarının 0,52 santigrat derece arttığı tespit edildi.

Kurdistan 45 dereceyi aşacak

Kürdistan coğrafyasında bugüne kadar ölçülen en yüksek sıcaklık Cizre’de 49,1 ile yaşandı. Bu sıcaklık artışının bu yıl tyeni rekor seviyelere ulaşması bekleniyor.

Dünya Meteroloji Örgütü’nün son yayınladığı raporda sıcak hava dalgasının Akdeniz Bölgesi’ni önümüzdeki 2 hafta boyunca etkisi altına alacağı belirtildi. Sıcaklıkların 35–40°C’nin üzerine çıkacağı ve Ortadoğu ile Türkiye’nin güneydoğusunda (Kurdistan) 45°C’yi aşacağı açıklandı. Geçtiğimiz yıl Şirnex’in Cizîr ilçesinde ölçülen 49,1 derece sıcaklığın bu yıl artarak yeni bir rekoru kırması bekleniyor. Sıcak havanın yaşlılar ve kronik hastalar başta olmak üzere risk gruplarının sağlığını olumsuz etkileyebileceği ve ölümlere yol açabileceği uyarıları yapıldı. CHP Bursa Milletvekili Kayahan Pala Twitter hesabından yaptığı paylaşımla, “İklim Krizi ciddiye alınmalı, çalışma yaşamında düzenlemeler yapılmalı ve risk gruplarındaki yurttaşlarımız olanaklar elverdiğince sıcaktan korunmalıdır” uyarısında bulundu.

2005 sonrası ısınma arttı

EÜ Edebiyat Fakültesi Coğrafya Bölümü Öğretim Üyesi ve İklim Uzmanı Prof. Dr. Ecmel Erlat ile doktora öğrencisi Hakan Güler tarafından Türkiye’de sıcaklıklara ilişkin yapılan çalışma dikkat çekti. Araştırmada, Avrupa Orta Vadeli Hava Tahmin Merkezi tarafından üretilen ERA5-Land veri setindeki Türkiye’ye ilişkin 8 bin 53 veriden yararlanıldı. Araştırma, yapılan çok sayıdaki çalışmanın sonuçları ile uyumlu olarak Türkiye’nin dünyada en hızlı ısınan ülkelerden biri olduğunu ortaya koydu. Çalışmaya göre, Türkiye’de ortalama hava sıcaklıklarında gözlenen artış eğiliminin özellikle 1994 yılından sonra hız kazandığı belirtildi. Türkiye’de, 1950-2022 yılları arasında ölçülen en yüksek yıllık ortalama sıcaklıklar, 2011 yılı hariç, 2005 yılından sonraki döneme ait olduğu görüldü.

Türkiye 1,7 derece ısındı

Bu dönemde yıllık ortalama sıcaklıklarda en yüksek değerler sırasıyla 2010, 2018 ve 2020 yıllarında gözlendi. Yaz mevsimindeki ortalama hava sıcaklıklarının 1998 yılından itibaren kuvvetli artış eğilimi gösterdiği görülen çalışmada, ilkbaharda en yüksek mevsimlik ortalamaların 2000 yılından sonra, sonbaharda ise 2007 sonrası sıcaklıklarda belirgin bir artış gösterdiği ortaya çıktı. Mevsimlik ortalamalar itibarı ile Türkiye’de ortalama hava sıcaklıklarındaki en kuvvetli artış eğiliminin yaz mevsimine ait olduğu saptandı. Yaz mevsiminde 1950 yılına göre günümüzde ortalama sıcaklıkların yaklaşık 1,7 derece daha yüksek olduğu görüldü.

Cerberus-Cehennem

BBC Türkçe’de yer alan bir habere göre, İtalya’da Floransa ve Roma’nın da aralarında olduğu on şehir için kırmızı alarm verildi. Buralarda sıcaklığın 48.8 dereceye ulaşabileceği tahmin ediliyor. Salı günü ülkenin kuzeyinde, 40’lı yaşlarında bir erkek hayatını kaybetti. İtalyan medyası, Lodi kentinde asfalt boyayan bir işçinin kendinden geçtiği ve kaldırıldığı hastanede öldüğünü yazdı. İtalyan siyasetçi Nicola Fratoianni, Lodi’deki ölüme atıf yaparak, en sıcak saatlerde yaşanabilecek trajedileri engellemek için harekete geçme zamanı geldiğini kaydetti. Ülkedeki turistlerin de sıcak çarpması nedeniyle bayıldığına dair haberler geliyor. İtalya medyası, Dante’nin Cehennem’indeki bir karakterden yola çıkarak sıcak dalgasına Cerberus adını verdi.

120 bin yılın en sıcak ayı

Yayınlanan haritalarda, Türkiye ve Kürdistan coğrafyasındaki sıcaklıkların can yakıcı düzeyde gösteriliyor.

Geçen yıl sıcak hava dalgasına bağlı sorunlar nedeniyle Avrupa genelinde 60 bin kişinin öldüğü değerlendiriliyor. Leipzig Üniversitesi’nden Karsten Haustein’e göre bu ay, tarihin en sıcak ayı olarak kayıtlara geçebilir, Haustein, son 120 bin yılın en sıcak ayları Temmuz ve Ağustos’ta yaşanabileceği uyarısında bulunmuştu.

EKOLOJİ SERVİSİ

#Dünya #ısınıyor #Kurdistan #yanıyor

Deştinli köylülerden oturma eylemi

Muğla’nın Yatağan ve Menteşe ilçelerine bağlı Deştin ve Bayır mahallelerinde yapımına devam edilen çimento fabrikasına karşı köylüler yaptıkları eylemde direnişlerinin süreceğini ifade etti

Muğla’nın Yatağan ve Menteşe ilçelerine bağlı Deştin ve Bayır mahallelerinde yapımına devam edilen çimento fabrikasına karşı köylüler, Muğla Bölge İdare Mahkemesi önünde Adalet Nöbeti başlattı. Nöbet öncesi Deştin Çevre Platformu, Bayır Çevre Komitesi ve Muğla Çevre Platformu nöbet öncesinde mahkeme binası önünde basın açıklaması yaptı. Açıklamada “Gecikmiş adalet, adalet değildir”, “Çimento fabrikası inşaatı derhal durdurulmalıdır”, “Köyümüze sahip çıkalım” ve “Çimento fabrikası istemiyoruz” pankartları açıldı.

Mahkemeden şirkete teşvik

Köylüler adına konuşan Deştin Çevre Platformu Eşsözcüsü Haluk Özsoy, çimento fabrikasına karşı 2022 yılında yürütmeyi durdurma davası açıldığını anımsattı. Bu davanın ilk olarak reddedildiğini ardından Danıştay kararı ile tekrar açıldığını belirten Özsoy, “Muğla 2 Nolu İdare Mahkemesi adalet dağıtması amacıyla kurulmuş adil bir mahkemenin yapması gerekeni yine yapmayıp çimentocu şirketin inşaat faaliyetini durdurması için verilmesi gereken yürütmeyi durdurma kararını yine vermedi ve inşaatın devam etmesini teşvik etmiş oldu. 23 Nisan 2023’te bilirkişiler tarafından sahada keşif yapıldı. Bilirkişilere önce 30 gün, sonra ilave 60 gün toplam 90 gün süre verildi. Bu süre zarfında tekrar yürütmeyi durdurma talep edildi, kabul edilmedi. Böylece çimentocu şirket 3 ay daha kazanmış oldu” dedi.

Direnişimiz iptale kadar sürecek

İdare Mahkemesi’nin sürekli olarak köylüleri oyalarak şirkete zaman kazandırdığını kaydeden Özsoy, 23 Haziran’da mahkemeye iletilmesi gereken bilirkişi raporunun da halen mahkemeye sunulmadığını söyledi. Gecikme sebebinin de köylülere bildirilmediğini ifade eden Özsoy, “Bu raporun yanlış olduğuna dair itirazda bulunulmuş ve iptali için dava açılmış ise mahkemenin yapması gereken dava sonuçlanıp, bir karara varıncaya kadar yürütmeyi durdurma kararı vermesidir. Ama bu yapılmamıştır, mahkeme bu yanlışında direnmektedir. Bizler mahkemenin bilirkişi raporuna rağmen 1,5 yıldır yürütmeyi durdurma kararı vermemesini tarafgir buluyor ve ve bir an önce yürütmeyi durdurma kararı vermesini istiyoruz. 2. ÇED raporu iptal edilene kadar direnişimizi mahkeme önünde sürdürmeye devam edeceğiz” diye konuştu. Konuşmanın ardından kitle adliye binası önünde oturma eylemi başlattı.

Kaynak: MA

#Deştinli #köylülerden #oturma #eylemi

Hindistan ve Pakistan’da muson yağmurlarında ölü sayısı artıyor

Hindistan’ın kuzey bölgelerinde ve Pakistan’da ülke genelinde etkili olan muson yağmurları nedeniyle en az 191 kişi hayatını kaybetti

Hindistan’ın kuzey bölgelerinde son günlerde etkili olan şiddetli yağışların yol açtığı sellerde hayatını kaybedenlerin giderek artıyor. Himaçal Pradeş Eyalet Hükümeti’nden yapılan açıklamada, eyalette 88 kişinin hayatını kaybettiği, 100’ü aşkın kişinin de yaralandığı kaydedildi. Yollar ve köprülerin çöktüğü sellerde, 170 evin yıkıldığı, 600’ünün ise zarar gördüğü belirtildi. 8 Temmuz’dan bu yana sellerde mahsur kalan çoğunluğu turist 300’ü aşkın kişi helikopterlerle kurtarıldı.

Uttar Pradeş Eyalet Hükümeti Sözcüsü Shishir Singh de, eyalette şiddetli yağışlar nedeniyle 12 kişinin hayatını kaybettiğini açıkladı. Yetkililer, ayrıca başkent Yeni Delhi’de bir kişinin, Cammu Keşmir bölgesinde 4 kişinin hayatını kaybettiğini bildirdi.

İçme suyu sıkıntısı başladı

Muson yağmurları, başkentteki Yamuna Nehri’nin taşmasına ve bölgedeki pek çok yerleşim yerinin sular altında kalmasına neden oldu. Yeni Delhi Eyalet Başbakanı Arvind Kejriwal’ın ofisinden yapılan açıklamaya göre, nehrin su seviyesi dün akşam 40 yılın en yüksek düzeyine çıktı. Yaklaşık 30 bin kişi geçici kamplara alınırken, bazı okullar selden etkilenen halkın kullanımına açıldı. Hindustan Times haber sitesinin aktardığına göre, başkentte içme suyu sıkıntısı da baş gösterdi.

Ölü sayısı artıyor

Muson yağmurlarının etkili olduğu komşu ülke Pakistan’ın Ulusal Afet Yönetim Ajansı da, 25 Haziran-12 Temmuz tarihlerinde muson yağmurları sebebiyle ülke genelinde hayatını kaybedenlerin sayısının 91’e, yaralananların sayısının ise 151’e çıktığını açıkladı. Açıklamada, şiddetli yağışlardan 99 evin de zarar gördüğü belirtildi.

Her yıl Haziran-Eylül döneminde muson yağmurları, Pakistan’da büyük hasara yol açıyor. Pakistan’da geçen sene muson yağmurlarının yol açtığı seller nedeniyle bin 739 kişi hayatını kaybetmişti. Sel felaketinin ülkeye maliyetinin 30 milyar doların üzerinde olduğu açıklanmıştı.

DIŞ HABERLER

 

 

#Hindistan #Pakistanda #muson #yağmurlarında #ölü #sayısı #artıyor

Köyceğiz’de orman yangını

Köyceğiz ilçesinde ormanlık alanda yangın çıktı. Yangına müdahale edilmeye çalışılıyor

Yaz ayları ile birlikte orman yangıları da artmaya başladı. Muğla’nın Köyceğiz ilçesine bağlı Döğüşbelen Mahallesi’nde Zaferler mevkiinde ormanlık alanda henüz belirlenemeyen nedenle yangın çıktı.

Ekipler, yangını kontrol altına alabilmek için havadan ve karadan müdahalede bulunuyor.

MUĞLA

#Köyceğizde #orman #yangını

Katledilen Temel soruşturmasında tutuklu sayısı 3’e çıktı

Evinin önünde uğradığı silahlı saldırı ile katledilen Temer Temel’in ölümüne ilişkin başlatılan soruşturma kapsamında tutuklananların sayısı 3’e çıktı

Şirnex’in (Şırnak) Elkê (Beytüşşebap) ilçesine bağlı Setkar köyünde 7 Mayıs’ta evinin önünde silahlı saldırıya uğrayan Temer Temel’in ölümüne dair yürütülen soruşturma kapsamında tutuklu sayısı 3’e çıktı.

Devam eden soruşturma kapsamında 27 Haziran’da H.T., ağabeyi İ.T. ise 7 Temmuz’da sevk edildikleri mahkemece “Öldürmeye teşebbüs” suçlamasından tutuklandı.

10 Temmuz’da da N.T. Çanakkale’ de, kardeşleri M.T. ve L.T. ise Elkê’de gözaltına alındı. İki gün önce mahkemeye sevk edilen L.T., “Öldürmeye teşebbüs” suçundan tutuklanırken, M.T. ve N.T. serbest bırakıldı.

ŞİRNEX

#Katledilen #Temel #soruşturmasında #tutuklu #sayısı #çıktı

Cilvegözü Sınır Kapısın’dan ‘insani yardımların’ geçişine 6 ay daha izin

Şam yönetimi, Türkiye ve bağlı grupların denetimindeki bölgelere BM yardımlarının, Cilvegözü Sınır Kapısı’ndan 6 ay daha girişine izin verdiğini duyurdu

Şam hükümeti tarafından Türkiye ile Suriye arasındaki Cilvegözü Sınır Kapısı’ndan Türkiye ile ona bağlı grupların kontrol ettiği bölgeye, Birleşmiş Milletler (BM) insani yardım malzemelerinin 6 ay daha sokulmasına izin verildiği duyuruldu.

Süre perşembe günü başlıyor

Buna göre, BM’nin de onaylaması halinde söz konusu sınır kapısı 6 ay daha uluslararası yardımın bölgeye ulaştırılması için kullanılabilecek. Suriye’nin BM Büyükelçisi Bessam Sabbağ, BM Güvenlik Konseyi’ne ilettiği belgede yardımların, yapılmasına izin verileceğini belirtti. New York’ta gazetecilere konuşan Sabbağ, verdikleri müsaadenin Perşembe gününden itibaren altı ay geçerli olacağını belirtti.

Rusya 9 ay talebini ret etmişti

BM Güvenlik Konseyi kararı ile Türkiye’nin idaresinde, insana yardım götürülmesine yönelik program, ilgili uzatma kararının çıkmaması üzerine geçen Pazartesi günü sona ermiş. Beşar Esad’ı destekleyen Rusya, söz konusu sınır kapısının 9 aylığına kullanımına yönelik talebi de veto etmişti.

4 milyon insan aç!

BM Genel Sekreteri Antonio Guterres ise yardımların Cilvegözü’nden geçişine yönelik bir yıllık izin çıkması için çabalarken, yapılan açıklamada sadece 6 ay uzatıldığı ifade edildi.

BM kaynaklarının verdiği bilgiye göre, Suriye’de toplam 4 milyon insan gıda, su ve ilaç gibi temel yardımlara ihtiyaç duyuyor.

Öte yandan Şam hükümetinin uyguladığı ambargo yüzünden Kuzey ve Doğu Suriye kentlerine yardımlar ulaşmazken, temel gıda ve ilaç malzemeleri dahil birçok ihtiyacın karşılanmaması yüzünden birçok yurttaş hayatını kaybediyor.

HABER MERKEZİ

#Cilvegözü #Sınır #Kapısından #insani #yardımların #geçişine #daha #izin

Biden Erdoğan’a ‘rüşvet’ mi verdi: İsveç için IMF kredisi vaat edildi

ABD’nin saygın gazetecilerinden Seymour Hersh, Türkiye’nin İsveç’in NATO üyeliğine onay verme kararına dair çarpıcı bir iddia ortaya attı: Kamuoyuna F-16 açıklaması yapıldı ama gizli görüşmede IMF kredisi sözü verildi

Pulitzer Ödüllü ABD’li gazeteci Seymour Hersh, Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın İsveç’in NATO üyeliği önündeki vetosunu kaldırma kararının arkasındaki sebeplerden birinin, “ABD Başkanı Joe Biden’dan aldığı IMF yardımı sözü” olduğunu ileri sürdü. Hersh, Biden’ın Erdoğan’a 11-13 milyar dolarlık IMF kredisi vaat ettiğini yazdı.

‘Biden istediğini aldı’

ABD’de Watergate skandalını ortaya çıkaran gazetecilerden biri olan Hersh, Substack sitesindeki makalesinde yer alan iddiayı bir hükümet yetkilisine dayandırdı. Hersh, ABD’de 2024 seçimleri öncesinde Demokratların gergin olduğunu belirterek başladığı makalesinde, Biden’ın NATO zirvesinde İsveç konusunda “Erdoğan’ın tavrını bir şekilde tersine döndürerek ve Vladimir Putin’i reddetmesini sağlayarak istediğini aldığını” yazdı.

Gerçek F-16 hikayesinden farklı

“Biden’ın itibarını kurtaran başarılı hamlesi konusunda kamuoyuna anlatılan hikâye, Amerikan F-16 bombardıman uçaklarının Türkiye’ye satışının kabul edildiği yönündeydi” diyen Hersh, şöyle devam etti: “Bana Erdoğan’ın dönüşü konusunda farklı, gizli bir hikaye anlatıldı: Biden, Uluslararası Para Fonu tarafından Türkiye’ye çok ihtiyaç duyduğu 11-13 milyar dolarlık kredinin sağlanacağı sözü verdi.”

ABD’li gazeteci bu iddiasını, söz konusu görüşme hakkında doğrudan bilgisi olduğunu belirttiği bir yetkiliye dayandırdı. Buna göre yetkili, “Biden’ın bir zafer kazanması gerekiyordu ve Türkiye de akut bir mali stres altında” dedi. Yetkili, “Erdoğan açısından -Biden’ın da himayesinde- tünelin ucundaki ışığı nihayet görmekten, NATO ve Batı Avrupa ile durumunun daha iyi olacağının farkına varmaktan daha iyi ne olabilir?” ifadelerini kullandı.

‘Rüşvet’ dedi

Hersh makalesinde, Biden’ın Erdoğan’a pazar günü NATO zirvesi için Avrupa’ya uçarken telefon ettiğine dair New York Times haberine de değindi. Bu haberde Biden’ın “Putin’in tam da istemediği şeyle, yani daha da genişlemiş, daha direkt bir NATO ittifakıyla karşılaşacağını” söylemek istediği belirtiliyordu. Hersh ise IMF iddiasına atıfla, NYT haberi hakkında “Rüşvetten söz edilmiyordu” dedi.

Kaynak: ArtıGerçek

#Biden #Erdoğana #rüşvet #verdi #İsveç #için #IMF #kredisi #vaat #edildi

Ali Çiçek anmasına polis engeli

14 Temmuz Büyük Ölüm Orucu eyleminde yaşamını yitiren Ali Çiçek’in mezarı başında yapılmak istenen anmaya polis izin vermedi. Mezar başında konuşan Yeşil Sol Parti Milletvekili Öcalan, ‘Kıvılcımınız milyonlara ulaştı’ dedi

Amed 78’liler Derneği, 14 Temmuz 1982 tarihinde Diyarbakır 5 No’lu Cezaevi’ndeki insanlık dışı uygulamalara karşı başlatılan Büyük Ölüm Orucu eyleminde yaşamını yitiren Ali Çiçek’i, Yeniköy Mezarlığı’nda bulunan mezarı başında anmak istedi. Ancak anma öncesi mezarlığı ablukaya alan polis, mezarlığa girişleri engelledi.

Medeniyetler Beşiğinde Yakınlarını Kaybeden Ailelerle Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği (MEBYA-DER), Halkların Demokratik Partisi (HDP), Yeşiller ve Sol Gelecek Partisi (Yeşil Sol Parti), Demokratik Bölgeler Partisi (DBP) üye ve yöneticilerinin aralarında bulunduğu grup, mezarlık önünde Genel Bilgi Taraması’na (GBT) maruz kaldı.

Uygulamaya tepki gösteren Yeşil Sol Parti milletvekilleri Ömer Öcalan ve Ceylan Akça, mezarlığa girerken, basının da mezarlığa girmesine izin verilmedi.

‘Mücadeleniz sürüyor’

Çiçek’in mezarı başında konuşan milletvekili Ömer Öcalan, “Bu ülke için bedel ödediler. Onların yolunu izleyeceğiz. Onların yolu Kurdistan’ın özgürlüğüdür. Bu ülkede özgürlükler için açlık grevine girdiler. Bugün mezarları üzerinden baskılar devam ediyor. Bu meşru bir mücadeledir. Zalim Esat Oktay orada devlet adına Kürtlere karşı zulüm yapıyordu. O zulme karşı büyük bir irade gösterdiler. Paramiliter güçlerin saldırılarını bertaraf ederek, yeni bir tarihi Amed Zindanı’nda yazdılar. Sizin kıvılcımınız milyonlara ulaştı. Özgürlük gelene kadar bu ülkenin çocukları dili, kültürü ile mücadelesini yürütecektir. Bu mücadelemiz de yasaldır. Sizin mücadeleniz devam ediyor. Sizin mücadelenizi sonuna kadar sürdüreceğiz” dedi.

Kaynak: MA

#Ali #Çiçek #anmasına #polis #engeli

Hukukçu İstekli tecridi değerlendirdi: Devlet kanunlarını çiğniyor

PKK Lideri Abdullah Öcalan’a dönük tecritle devletin kendi kanunlarını çiğnediğini belirten ÖHD İstanbul Şubesi Eşbaşkanı İstekli, tecride karşı hukuksal, toplumsal ve siyasal mücadele yürütülmesi gerektiğini söyledi

İmralı F Tipi Yüksek Güvenlikli Cezaevi’ne 24 yıldır ağır tecrit koşullarında tutulan PKK Lideri Abdullah Öcalan ile aynı cezaevinde bulunan Ömer Hayri Konar, Hamili Yıldırım ve Veysi Aktaş’tan 28 aydır haber alınamıyor. Mutlak iletişimsizlik koşullarının yaşandığı İmralı’ya dair endişeler artarken, Kürt halkı başta olmak üzere hukukçular, hak savunucular ve çeşitli kesimlerden tepkiler yükseliyor. Özgürlük için Hukukçular Derneği (ÖHD) İstanbul Şubesi Eşbaşkanı Gürkan İstekli, İmralı tecridi ve mutlak iletişimsizlik haline ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

Tecridin uluslararası ve yerel hukukta yer almadığını ifade eden İstekli, İmralı Cezaevi’nde benzeri görülmeyen koşullar ve yöntemler olduğuna dikkat çekti. Tecrit halinin uzun süredir olduğunu belirten İstekli, “Tecrit döneme göre gevşemeler yaşansa da bir konsept olarak daima varlığını sürdürmüştür. Devletin Kürt halkına karşı yürüteceği savaşı kapsayan ‘Çöktürme Planı’nın bir ayağı İmralı’dır” dedi.

Topluma yayıldı

Tecridin topluma yayıldığını belirten İstekli, “Çünkü Sayın Öcalan’ı konuşmak bile tecrit edilmiş durumda. Sayın Öcalan’ı konuştuğunuzda, içinde bulunduğu durumu anlattığınızda, devletin hışmıyla karşı karşıya kalıyorsunuz. En son örneğini TELE1 Genel Yayın Yönetmeni Merdan Yanardağ’dır. O anlamda tecride ses çıkarmak, toplumu da bir yerde özgürleştirmektir. Devletin baskı ve şiddetine dur demektir” dedi. Tecridin siyasi saiklerle derinleştirildiğinin altını çizen İstekli, Abdullah Öcalan’ın başta Kürt halkı olmak üzere bütün Ortadoğu halkları nezdinde özgürlük ve demokrasi mücadelesinde temsil anlayışının çok önemli bir yeri olduğunu söyledi. İstekli, “Devlet ve sistem bunun farkında, bu nedenle Sayın Öcalan’ın sesini kısarak, tecrit derinleştirerek, mücadeleyi gerileteceğini düşünüyor” ifadelerini kullandı.

Kanunlar çiğneniyor

Her tutuklunun aile ve avukatlarıyla görüşme ve telefon ile iletişim hakkının olduğunu dile getiren İstekli, bu hakkın yasalarla garanti altına alındığını hatırlattı. İstekli, “Devletin sorumluluğunda olan bir hükümlünün tüm haklarını koruyan yegane kurum devletin kendisidir. Bu durumda Sayın Öcalan dahil şuan cezaevlerinde olan herkesin haklarını korumakla mükelleftir. Adalet Bakanlığı da bunların parçalarıdır. Fakat durum kanunlarla belliyken, devletin kendi kanunlarını çiğneyerek bir hükümlüye haklarını kullandırmamasıyla karşı karşıyayız. Sayın Öcalan haklarını kullandırmamakta ısrar ediyor. Bu durum hukukla izah edilemez” şeklinde konuştu.

Siyasi bir karar

İstekli, sözlerini şöyle sürdürdü: “Sayın Öcalan’a keyfi disiplin ve hücre cezaları veriliyor, bu cezaların nedenleri açıklanmıyor. Burada bu cezaların hukukla bir ilgisi olmadığını, tamamen siyasi bir karar olduğunu söylemek mümkün. Devlet kesinkes bir şekilde tecridi bir savaş yöntemi olarak kullanıyor. Bu hukuksuzluk ortadan kaldırılmalı.”

Baronun İmralı sessizliği

İstanbul Barosu’nun tecridi görmezden gelen yaklaşımını eleştiren İstekli, “Müvekkilimizle görüşmek ve bize kolaylık sağlaması, bağlı bulunduğumuz baronun bir görevidir. Biz bağlı bulunduğumuz baroya karşı sorumluluk taşıyorsak, baroda bize karşı sorumluluk taşır. Ama maalesef yüz yüze yaptığımız görüşmede, İmralı Cezaevi hiç yokmuş gibi bir tavır içindeydiler. Müvekkillerimizle görüşemiyoruz, cezaevine gidemiyoruz dediğimizde; ‘herkes her cezaevine gidebiliyor’ deniliyor. İmralı Cezaevi dediğimizde ‘orası özel bir yer’ deniyor. Hukukta kişiye özel bir hukuk olmaz. Barodan bize bir cevap vermesini bekledik ancak şimdiye kadar bize olumlu ya da olumsuz bir dönüş yapılmış değil” diye belirtti.

Tecride karşı mücadele

Hukuki yollarla mücadeleye devam edilmesi gerektiğini aktaran İstekli, ancak bu durumun siyasi olduğunu, bu nedenle topluma, siyasi partiler ve demokrat çevrelere de önemli görev ve sorumlulukları düştüğünü dile getirdi.

Haber: Esra Solin Dal / MA

#Hukukçu #İstekli #tecridi #değerlendirdi #Devlet #kanunlarını #çiğniyor

Avukat Alagöz: ATK bir talimat kurumu

Hasta tutuklular ATK’nin ‘cezaevinde kalabilir’ raporları nedeniyle ölüme sürükleniyor. Avukat Alagöz, ATK’nin eşitlik ilkesini ihlal ettiğini belirterek adım atılması gerektiğini vurguladı

Hasta tutukluların cezaevlerinde durumu daha da kötüleşiyor. Bunun nedeni ise hem tedavilerinin engellenmesi, hem de Adli Tıp Kurumu’nun (ATK) verdiği “cezaevinde kalabilir” raporları. ATK’nin “cezaevinde kalabilir” raporu verdiği birçok tutuklu ise ölüme sürüklendi. Son olarak Van Yüksek Güvenlikli Cezaevi’nde 2 yılı aşkın tutuklu bulunan ve akciğer hastası olan 52 yaşındaki Bişar Yazıcı 8 Temmuz’da yaşamını yitirmişti. Bişar’ın hem tedavisi engellendi, hem de ATK’nin “cezaevinde kalabilir” raporu yüzünden tahliyesi.

ATK artık ‘talimat’ kurumu

Mezopotamya Ajansı’na (MA) konuşan Avukat Ömer Alagöz, ATK’nin tamamen bir talimat kurumu haline geldiğini ve ölüme terk edildiğini söyledi. ATK’nin olumlu hiçbir adım atmadığını bunun da ölümleri tetiklediğini belirten Alagöz, “Ölümler, ardı arkası kesilmeyecek şekilde devam ediyor. Son dönemde bu durum daha da artmaya başladı. Hatasta tutuklular konusunda çok ciddi adımların atılması gerekiyor. Eşitlik ilkesi gereği, Anayasa Mahkemesi ve AİHM (Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi) kararları noktasında en azından suç ayrımı gözetmeksizin, herkese eşit bir biçimde davranılması gerekiyor” dedi.

Genelge laf olsun diye çıkarıldı

ATK’nin açık bir şekilde eşitlik ilkesini ihlal ettiğini ve “Sürekli Hastalık, Sakatlık ve Kocama Sebebiyle Kişilerin Cezalarının Hafifletilmesi veya Kaldırılması Hakkında İşlemler” başlıklı genelgenin de sonuç vermediğini dile getiren Alagöz, “Laf olsun diye çıkarılmış bir genelge. Genelgenin siyasi ve hasta tutuklulara hiçbir katkıda bulunmadığı apaçık ortadadır” diye konuştu.

Türkiye sözleşmelere uymuyor

Türkiye’nin taraf olduğu sözleşmelere uyulmadığını sözlerine ekleyen Alagöz, şöyle konuştu: “Türkiye sözleşmelere uymuş olsaydı, cezaevlerinde bu denli ölümler ve hak ihlalleri olmazdı. Bugün AİHM’in Türkiye’yi mahkûm ettiği sayısız konu var. Biz infaz erteleme talebinde bulunurken, bu kararları gerekli savcılık veya Adalet Bakanlığı’na iletmemize rağmen bunların hiçbir geçerliliği olmuyor. Bu durumda ölümler devam ediyor”

İktidarın politikaları nedeniyle ihlallerinin her geçen gün arttığına dikkat çeken Alagöz, “Tutuklular için uygun bir adım atılmıyor ve bu olumsuzluklar zinciri sürekli olarak devam ediyor. Bir iyileştirme yapılmadığı takdirde sürekli aileler acı çekecektir. Bu durumla ilgili hemen gerekli ve ciddi adımların atılması gerekmektedir” şeklinde konuştu.

5 ayda 3 hasta tutuklu yaşamını yitirdi

2022 yılında 78, 2023 yılının ilk 5 ayında ise 15 tutuklu cezaevinde yaşamını yitirdi.

İHD’nin ağır hasta tutuklu listesinde yer alan ve 22 Mart’ta tahliye edilen 30 yıllık tutuklu Abdulhalim Kırtay, 12 Mayıs’ta yaşamını yitirdi. Bedlîs’te 2014 yılında “örgüt üyeliği” iddiasıyla 15 yıl hapis cezası verilen ve 9 yıl tutuklu bulunan 31 yaşındaki Behçet Kaplan, 15 Mayıs’ta tutulduğu Ahlat T Tipi Cezaevi’nde yaşamını yitirdi. Son olarak Van Yüksek Güvenlikli Kapalı Cezaevi’nde 2 yılı aşkın süredir tutuklu bulunan ve akciğer hastası olan 52 yaşındaki Bişar Yazıcı, 8 Temmuz’da tedavi gördüğü hastanede yaşamını yitirdi.

HABER MERKEZİ

#Avukat #Alagöz #ATK #bir #talimat #kurumu