Ana Sayfa Blog Sayfa 6366

Sevdilli halkı HES’e karşı platform kurdu

 

Sevdilli halkı, köylerine yapılması planlanan HES’e karşı “Söğütlü çayı ve doğal yaşamı Koruma platformu”nu kurdu.

Maraş’ın Elbistan ilçesine bağlı sevdilli köyüne yapılacak olan HES ile ilgili ÇED raporunun çıkmasının ardından köylüler duruma tepki göstererek biraraya geldi.

Köy kahvesinde yapılan toplantıya siyasi partilerden de temsilciler katıldı.

Söğütlü çayı üzerine yapılmak istenen HES projelerine karşı hukuki süreci başlattıklarını duyuran avukat Erdal Ercan kararlı bir halkın karşısında hiçbir şeyin duramayacağını ve HES yapımını durduracaklarını ifade etti.

Toplantıda HDP PM Üyesi Ayşe Nur Vaizoğlu ve HDP Nurhak eski belediye eş başkan adayı ve aktivist Ali Orak da konuşma yaptı.

Toplantıda Eğitim-Sen Elbistan Temsilcileri, HDP Elbistan eş başkanı Meryem Yıldız, Emek Partisi Elbistan temsilcisi Samet Nacar, Tv10 temsilcisi Mehmet Demir, Sevdilli Köy muhtarı Şükrü Özveren, Toprakhisar Köy muhtarı Rıza Doğan, Yalak Köy muhtarı İsmail Kul, Topallı Köy muhtarı Mehmet Bozkurt, Yoğunsöğüt Köy muhtarı İbrahim Doğan ve çok sayıda yurttaş katıldı.

Konuyla ilgili 22 Aralık’ta yeniden bir halk toplantısı yapılacak.

Alevilere hakaret eden öğretmene beraat

 Alevilere hakaret eden din öğretmeni beraat etti. Amasya’nın Gümüşhacıköy ilçesi Mehmet Paşa Ortaokulu’nda görev yapan din kültürü dersi öğretmeni Abdulsamet Arslan, bugün hakim karşısına 3. kez çıktı.

Bu yılın Ocak ayında din öğretmeni Arslan dersteyken Alevilere yönelik, “bir sünni alevi ile evlenirse 140 kırbaç cezası ile cezalandırılır, çocuk yaparsa ölür”, “Kurtuluş Savaşı’na yardım eden bayanların başı kapalı olduğu için biz bu savaşı kazandık, bugün olsa kazanamayız”, “Bugün eteğini kısaltan yarın lisede en değerli şeyini kaybeder” şeklinde sözler sarfetmişti.

Bu konuşmayı öğrencilerin aileleriyle paylaşması üzerine veliler, okul idaresi ve İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü’ne şikayette bulunmuştu. Şikayet üzerine ise konuyla ilgili inceleme başlatılmıştı.
Gümüşhacıköyü’nde bulunan Alevi dernekleri ve Eğitim-Sen din öğretmeninin buı ayrımcı tutumuna sert tepki göstermişti.

EĞİTİM-SEN BERAATE TEPKİ GÖSTERDİ
Alevilere hakaret eden öğretmen beraat etmemeliydi”

Eğitim-Sen’in şikayeti üzerine hakkında dava açılan din öğretmeni, bugünkü duruşmada beraat etti.
Eğitim-Sen Gümüşhacıköy Şube Temsilcisi Emrah Parlak,  mahkemenin kararına tepki gösterdi. TV10’a konuşan Parlak, “Eğitim camiasında ayrımcılık yapan, bu sözleri söyleyebilen bir öğretmenin beraat ettirilmesi kabul edilemez” dedi.  Parlak, mahkemenin beraat kararıyla Alevilere hakaretin suç olarak görülmediğinin bir kez daha ortaya çıktığını belirterek tepkisini dile getirdi.

Biritanya Alevi Federasyonu: “Zorunlu din derslerine karşı mücadeleyi destekliyoruz”

 

 Britanya Alevi Federasyonu, 19. Eğitim Şurası kararları ile ilgili bir açıklamada bulundu.  İnançların bağımsız ve vicdani olduğu sürece kutsal olduğuna dikkat çekilen açıklamada, “BAF olarak, Türkiye deki Alevi örgütlerinin zorunlu din derslerine karşı yürüttüğü mücadeleyi destekliyoruz.” Denildi.

Açıklamada, AKP’nin hükümet ve devlet avantajını kullanarak Aleviler başta olmak üzere, tüm farklı kesimlere din ve dil dayatması yapmasının bir İnsan hakkı ihlali olduğuna dikkat çekildi.

Aleviler için fetva yazan ve Osmanlı devletini yönlendiren Şeyhülislamların günümüz Türkiye eğitimine verebileceği olumlu bir örneğin olmadığı da belirtilen açıklamada, “Avrupa ülkelerindeki okullarda verilen din bilgisi dersleri, tüm yaşayan dinler hakkında genel bilgilendirme çerçevesindedir. Türkiye deki Okullarda ise Din kültürü adı altında, farklı isimlerle sadece Sünnilik öğretilmektedir. Zorla kabullendirme Osmanlı’da bile tutmamıştır. Kadimden bu yana medeniyetler barındırmış bir coğrafya’da bugün de bu maya tutmaz.” Denildi.

Açıklamada, BAF olarak, Türkiye deki Alevi örgütlerinin zorunlu din derslerine karşı yürüttüğü mücadelenin desteklendiği belirtilerek, “Eşitlik ve özgürlük için verilen emeklere saygı duyuyoruz. Antidemokratik uygulamalara karşı mücadele eden canların yanındayız.” İfadeleri kullanıldı.

Antalya’da Alevi açılımı toplantısında Aleviler yok

Antalya’da Menderes Türel’in düzenlediği “Alevi açılımı” toplantısı Antalyalı Alevi örgütleri ve Halkevleri tarafından protesto edildi. Alevi örgütleri eşit yurttaşlık taleplerinin karşılanacağı demokratik, özgür bir ülke için mücadele edeceklerini belirtti

AKP’li Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı Menderes Türel tarafından düzenlenen “Türkiye’nin Demokratikleşmesi ve Alevi Talepleri Müzakere Toplantısı” Alevi örgütleri ve Halkevleri tarafından protesto edildi.

Antalya Su Otel’de büyük bir gizlilikle hazırlanan “Müzakere toplantısı” dün basına yapılan davet ile ortaya çıktı. Hiçbir yerde haberi ve çağrısı olmayan toplantıya özel davetiye ile katılımcı çağırıldığı öğrenildi.

Haberin alınması üzerine 6 Alevi örgütü ve Halkevleri bugün (11 Aralık) Cam Piramit önünde buluşarak Su Otel önüne yürüdü. Yürüyüş sırasında sık sık “Devletin Alevisi olmayacağız”, “Gerici eğitim istemiyoruz”, “Karanlığa teslim olmayacağız” sloganları atan topluluğun önü otele 100 metre kala çevik kuvvet tarafından kesildi. Eylemciler otel önüne kadar yürümekte ısrarcı olunca polis barikatı kaldırıldı.

Otelin önünde basın açıklamasını okuyan Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı Antalya Şube başkanı Tufan Eroğlu, Menderes Türel’in Alevilerin talepleri konulu toplantıyı Alevilere duyurmadan yapmaya çalıştığına dikkat çekerek “Biz Alevi örgütleri ve Alevilerin hak ve taleplerini yıllardır savunan örgütler ve kişiler olarak buradayız. Peki ama bu otelin kapalı kapıları ardında Alevilerin talepleri için kimler panel düzenliyor” diye sordu.

Eroğlu açıklamasında “Tayyip Erdoğan’ın miting meydanlarında Alevileri yuhalattığına tanık olmadık mı? Reyhanlı’da kalleş bir bombalı saldırıda ölen yurttaşlarımız için “53 Sünni vatandaşımız öldü” diyen Tayyip Erdoğan değil miydi? Emperyalizmin taşeronu olarak bütün bir Ortadoğu’yu ateşe veren mezhepçi savaş politikalarını dört yıldır siz yürütmüyormusunuz? Suriye’de Alevileri katleden IŞİD denilen katil çetesini siz büyütmediniz mi? IŞİD süreciyle birlikte Türkiye’nin tüm Alevilerine yayılan ve büyüyen bir can güvenliği kaygısını oluşturan siz değilmisiniz?” dedi.

Etkinliğe Alevilik v eAleviler adına oturanlara da seslenen Eroğlu, “Bilmez misiniz ki, sizi bu sofraya çağıranların elinde nice canların kanı var. Bilmez misiniz ki, zalimin sofrasına oturanda zalimdir” diyerek toplantıya katılan Alevileri de eleştirdi.

Eroğlu açıklamasını “Alevilerin gerici AKP iktidarından beklediği bir açılım yoktur. Eşit yurttaşlık isteğimizin ancak bütün halkların demokratik, laik, özgür ve eşit yaşayabileceği bir ülke de karşılanacağının bilincindeyiz. Ve bunun için mücadele edeceğiz.

Mezhepçi-cihatçı faşizme karşı halkın tüm kesimlerini kapsayacak; birleşik laik, demokratik, eşitlikçi, özgürlükçü bir mücadeleyi örgütleyeceğiz.

Kahrolsun mezhepçi faşizm. Yaşasın eşit yurttaşlık mücadelemiz” diyerek bitirdi.

Eylem sonrası toplantıya katılmak isteyenler salona alınmazken Menderes Türel’in moderatör olarak getirttiği iki akademisyenin de AKP Siyaset okullarında hocalık yapan, havuz medyasında AKP güzellemeleri yazan Dr. Murat Yılmaz ve Prof. Dr. Berat Özipek olduğu öğrenildi.

Basın açıklaması, Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı Antalya Şubesi. Alevi Kültür Dernekleri Antalya Şubesi, Pir Sultan Abdal Antalya Şubeleri, Antalya Abdal Musa Kültür ve Tanıtma Derneği, Karatepe Kültür, Dayanışma, Yaşatma ve Yardımlaşma Derneği- Karatepe Cemevi, Antalya Tahtacıları kültür Eğitim Dayanışma ve Yardımlaşma Derneği, Antalya Halkevleri tarafından düzenledi.

Sendika.Org/Antalya

“Aleviler için eylem vakti”

 

 

Milli Eğitim Bakanlığı tarafından 2-6 Aralık’ta Antalya’da düzenlenen 19’uncu Eğitim Şûrası’nın yankıları sürüyor. Din dersinin zorunlu olmaktan öte, ilkokul 1’inci sınıfa kadar indirilecek olmasına karşı harekete geçen Alevi kurumları büyük mitinge hazırlanıyor. Kurumlar 8 Şubat 2015’te 1 milyon katılımcıyla İstanbul’da zorunlu din dersine karşı miting yapacaklarını açıkladılar. Alevi kurumlar ayrıca bir haftalık okul boykotu da yapacaklarını belirttiler.

Alevi Bektaşi Federasyonu, Pir Sultan Abdal Kültür Derneği ve Alevi Dernekleri Federasyonu ayrı ayrı yaptıkları açıklamada “İktidar bu dayatmadan vaz geçene kadar demokratik haklarımızı kullanarak sürekli eylemde bulunacağız.” Dediler.

Konuya ilişkin açıklama yapan Pir Sultan Abdal Kültür Dernekleri Genel Başkanı Müslüm Doğan “Şûra öncesi ve sonrası zorunlu din derslerinin kaldırılmasını istedik. Ancak gelinen noktada, okullara mescit açılması, zorunlu din dersinin 1’inci sınıfa indirilmesi gibi durumlarla karşılaştık. Buna karşı sessiz kalmamız beklenemez. Bu nedenle ilk kez  bütün Alevi kurumları bir araya gelerek büyük bir eylem gerçekleştireceğiz” dedi.

Alevi Dernekleri Federasyonu başkanı Rıza Eroğlu ise İktidarın dayatmalarına sessiz kalmayacaklarını ve zorunlu din derslerinin iptal edilmesi için ellerinden geleni yapacaklarını ifade ederek, artık eyleme geçme vaktinin geldiğini belirtti.

Alevi Bektaşi Federasyonu da bir çağrıda bulunarak bütün duyarlı kesimleri 8 şubat büyük İstanbul mitingine beklediklerini ve devamında bir hafta çocuklarını okula göndermeyerek boykotu büyütmeleri çağrısı yaptı

“Uğur Kurt’un vurulması cinayettir, meşru müdafaa değildir”

UĞUR KURT DAVASI

“Bu cinayettir, meşru müdafaa değildir”

Türkiye sokak eylemlerine karşı sert tedbirler içeren ve özellikle molotofkokteyline karşı polise ateş açma yetkisi veren yeni güvenlik paketini tartışırken 7 ay önce Okmeydanı cemevinde polis kurşunuyla vurulan Uğur Kurt olayında yeni bir gelişme yaşandı.

Sanık avukatı, Polisin panik ve heyecan içinde iken düzgün nişan almasının mümkün olamayacağını ayrıca polisin caydırıcı başka silahının olmaması nedeniyle mecburen tabancasını kullandığını belirterek mahkemenin istediği 20 yıldan az olmamak kaydıyla cezalandırılması istemine itiraz etti.

Uğur Kurt’un ailesinin avukatı Turgut Kazan ise “polisin zırhlı araçta kalarak kendisini Molotoflardan koruyabilecekken, gidip araçtan silahını alıp döndüğünü” söyledi.

Avukat Kazan ayrıca “amirlerin beş kez sanık polise ‘sıkma’ diye uyarmalarına rağmen onları dinlemeden üst üste ateş ettiğini belirtti.

Sanık polisin elinde gaz kapsülü atmakta kullanılan FN silahının bulunduğunu belirten Kazan “sanık caydırıcı önlem olarak bunu kullanmak yerine direk tabancasını kullanıyor, bunu meşru müdafaa olarak değerlendirmek mümkün değildir” dedi.

Mahkemenin gelecek oturumda sanık avukatının talebini görüşeceği öğrenildi.

 

Dersim 38’i yeniden yaşamak

HASAN AYDIN

“seni kendimden tanıdım”

Dersim yaralıdır…

Dersim yine yalnızlığının bir yansımasını yaşıyor…

Kanayan yara Dersim’ le ilgili çok şey yazıldı, çizildi. Son günlerde de siyasi rant ve birilerini zayıflatmak için bu yara daha da kanatılmaktadır. Amaç bilinir; ve ilkesiz, ciddi bir ideolojik yapısı, farklılığı olmayan, birbirlerinin aynısı olan siyasal yapılar her seferinde, bir şeyler üzerinden, birbirleriyle bir çıkar ve de klasik Türk usulü kavgayı yürütmektedirler. Bu kavgaların nedeninin insan ve ülke olmadığını aklı başında herkes bilmektedir. Kavgaların nedeni toplumu, toplumsal belleği ve aklı daha da semirtmektir. Ciddi bir vicdani körelmeyi, acı ve yaralarımız üzerinden sağlamaktır. Bu aslında siyaseten ahlaki olmamaktadır. Siyaset bilimi; böyle bir zulümü insana öngören bir anlayışı, siyasi görmemektedir.

Tarihi geçmişe doğru bakıp yapılanları unutmamak gerekir. Bu Türk egemenler tarihi; soykırımlar ve baskılar tarihidir. Ermeni soykırımı bilinir, Rumlara yapılanlar bilinir, Osmanlı, Selçuklu dönemi bilinir. 1863 de ki Dersim’ de ki sürgünleri de tarihin yansıttığı gerçeklerden gördük ve okuduk. Nerden bakarsan bak bu topraklarda insani bir kuraklık görürsün! Hümanizma ve vicdandan yaratılan yaraları görürsün, iktidar için her şey mübah olarak görülen bir coğrafyanın kılıç artıklarıyız. Mantık iktidar için her şeyi hak görünce, din için her şeyi hak görünce, bu kırılma yüzyıllardır devam etmektedir. Şekillenen kişilikte bir sorun vardır. Bundan dolayı üretkenlik ve farklı siyasi düşünceler, insani düşünceler kolay kolay yeşermemektedir. Osmanlılar için söylenen bir söz vardır. ‘’Şalvarı şaltak Osmanlı, eğeri kaltak Osmanlı, ekeni yok, biçeni yok yemede ortak Osmanlı” Bu mantık bu topraklardaki sorunu ve sömürü anlayışını çıplak bir biçimde ortaya koymaktadır. Hatta yeni sosyal ve ideolojik yapıların yeşermemesinden de önemli bir unsur oluşturmaktadır. Toplumsal bir hazırlopçuluk olunca sol ve sosyalist düşünce de kolay kolay bu topraklarda yeşermemektedir. Kirliliği kanıksayan, kutsayan, çıkarı, maddiyeti tanrılaştıran bir toplumsal çürümenin kuramı haline gelmiştir bu maya…

Yaşam anlayışlarından dolayı en çok Ermeniler ve Aleviler başta olmak üzere bu kılıçtan nasiplenmişler, Kürtler nasiplenmişler, solcular nasiplenmişlerdir. Egemenler kuramları itibariyle Aleviliği çıkarlarıyla taban tabana zıt görmüş ve bundan dolayı dini bir aşağılanmayla katletmeyi meşru görmüştür. Çünkü Alevilerde ki paylaşım anlayışını insana bakışını tehlikeli görmüştür. Fetvalarla Alevileri öldüren cennete gider demiştir. Alevilerin Kobanê’ ye karşı daha duyarlı olması bundan olsa gerek, çünkü Alevilere karşı tekbir getiren cehennem zebanileri bu sefer Kobenê’ de ortaya çıktı ve din adına her şeyi talan ediyorlar. Aleviler yabancısı olmadıkları bu sesi, bu kılıcı, bu mantığı, bu vahşeti ve vahşiliği tanıyorlardı. Dersim’den Kobanê’ye sloganı bu anlamda çok çarpıcı bir slogan ve Dersim’den Şengal’e slogan yaratıldı. Yaralı Dersim; aklın alamayacağı vahşeti uygarlık adına yapan genç ve vahşi cumhuriyetin kılıcını bilen Dersim’in, en çok Şengal ve Kobenê’yi anlaması bundandır.

Dersim’de bir siyasi parti yoktur. Siyasal çıkarlarla, aranızdaki çıkar ilişkinizle, kirli ellerinizle Dersim’i dilinize dolandırmanın bir ciddiyeti yoktur. Dersim insanı nezdinde.. Geçmişte Dersim’ de Türk egemenleri vardı. Eli kanlı olan o egemenler yaşasaydı bugün, AKP, MHP ve CHP ve de Perinçekli’ydiler. Hepsinin zihniyeti o vahşeti onaylamaktadır. Unutmayalım Mustafa Kemal’ in Cumhurbaşkanı, Celal Bayar’ ın Başbakan, namazdan kalkmayan dinibütün olan Mareşal Fevzi Çakmak’ın Genelkurmay başkanı olduğu dönemde 1938 soykırımı olmuştur. Katliyamdan sorumlu, sahiplerine bakılınca aslında sadece CHP yoktur. MHP var, AKP vardır, Bahçelinin sol yanı Perinçek vardır. Türkiye’yi şekillendiren zihniyet vardır. Tek dil, tek din, tek millet diyen bir doktirin vardır.

Bundan dolayıdır ki tarihle yüzleşmek bir siyasi ahlak meselesidir. Türk siyasetine bakıldığında böyle bir yüzleşmeden ziyade acılarımız üzerinden pehlivanlık yapanlar var. Devlet Bahçeli’nin Dersim’ e gelmesi Fevzi Paşa’nın Dersim’ e gelmesidir. Acaba Hitler İsrail’e gidip hak ettiniz deseydi, günümüz insanlığı bunu kabul eder miydi? Sanırım başta Almanlar ve Avrupa halkı buna karşı dururlardı. Ve Hitler kesin tutuklanıp yargılanırdı. Batı hümanizması, demokrasisi, batı halkı buna müsaade etmezdi.. Ama her nedense Bahçeli’nin Dersim’ e giderek, her zaman Ankara’ da konuştuklarını Dersim’ de de tekrarlaması sadece Dersimlileri yaraladı. Bu toplumsal bir ayıbımızdır. Dersim insanının engelleme çabaları ve çaresizlikleri, yürekte akan bir sel oldu, gözleri yaşardı..

Sanki yeni Seyit Rızalar katlediliyordu…

Sanki Dersim yeniden 38’i yaşıyordu !

Alevi siyasetinin, o bilinen bir kaç tomturaklı sözleri dışında bir varlıkları olmadı. Kürt hareketi de Dersim’ de tepki gösterdi. Oysa Dersim halkı korunmaya alınmalıydı ve Dersim’ e bu kirli zihniyet asla yaklaştırılmamalıydı. Bu acı yeniden yaşatılmamalıydı! Bundan dolayı sessiz kalanları ve sesini çıkarıp bir şey yapmayanları da kınıyorum. Tamda burada, Dersim’ de; Soykırım zihniyetine karşı insanlığın öfkesi galip gelmeliydi !

Maraş katliamında yaşamını yitirenler anıldı

 

Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Gençlik Kolları, Maraş katliamında yaşamını yitirenleri anmak için Erzincan Merkez Cemevi’nde etkinlik düzenledi.

Gençlik Kolları adına, yaklaşan Maraş Katliamı yıldönümüne ilişkin yapılan açıklamda, Aleviler’in yüzyıllardır katliamlara maruz kaldığı ifade edilerek, “Bu topraklarda özellikle Maraş’ta başlayıp Çorum ve Sivas’la devam eden toplu katliamlar, insanlık ve Alevi inancına dönük işlenmiş bir suçtur.” denildi.

Bugün Ortadoğu’da devam eden savaşlara da dikkat çekilerek, IŞİD çetesinin Alevilere, Ezidilere, Kürtlere ve Türkmenlere yönelik saldırıları hatırlatıldı. Açıklama, katliamların bir an önce son bulmasını talebi ile son buldu.

Etkinlik, Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Müzik Grubu’nun sunduğu dinleti ve Maraş Katliamını anlatan belgesel gösterimi ile son buldu.

İzmir’de “Alevi açılımı” tartışıldı

İzmir’de her ayın ilk Cuma günü yapılan İzmir Küçük Millet Meclisi toplantısında alevi açılımı tartışıldı.

Ahmet Piriştina Kültür Merkezi’nde düzenlenen toplantıya Demokratik Alevi Derneği Yöneticileri, HDP yöneticileri ve Anadolu Birliği Derneği üyeleri katıldı. Konuşmalar öncesinde “Türkiye’de Aleviler” isimli bir kısa film gösterildi.
Gösterimin ardından konuşan Avukat Nilay Kökkılıç Türkiye’de inanç özgürlüğü ile ilgili çıkarılan yasaların yetersiz kaldığına dikkat çekerek, inanç özgürlüğünün fiilen hayata geçirilmesi gerektiğini söyledi.
İzmir Demokratik Alevi Derneği Sözcüsü Süleyman Deprem ise Alevi inancına sahip yurttaşların yaşadığı sorunları yalnızca kendilerinin çözebileceğinin altını çizdi. Deprem ayrıca, Dersim katliamını ile Rojava’ya yapılan saldırıları da ilişkilendirerek, “Dersim katliamının temelinde toplumların özerk yapılanma isteği yatmaktadır. Bugün Rojava’da da durum böyledir. Toplumların kendilerini yönetme isteği ceberut devletler tarafından engellenmek istenmektedir” diye konuştu. Deprem, “Türkiye’deki son süreci ele alırsak bugün Alevileri, zamanında onları katleden katil zihniyetler kurtaramaz. Alevi toplumu onlardan yardım beklememelidir. Gelin hep beraber Alevilerin kendi özgün çalışmalarına destek verelim” dedi.
Toplantı soru cevap bölümüyle son buldu.

Milli Eğitim Şurasında Aleviliğe yer yok

Antalya’da yapılan 19’uncu Milli Eğitim Şurası dört gün boyunca tartışılan gündem maddelerinin Genel Kurul’da görüşülmesinin ardından sona erdi. Ancak şurada alınan kararlara tepkiler yükseliyor.

9. Milli Eğitim Şurası Genel Kurul Toplantısı’nda alınan kararlardan bir, ilkokul bir, iki ve üçüncü sınıflarda zorunlu din dersinin verilebilecek olması. Şurada, Din kültürü ve ahlak bilgisi dersi programında Aleviliğe ilişkin içeriğin geliştirilmesi önerisi ise reddedildi.

Liselerde ise zorunlu din dersi saati 1’den 2’ye çıkarılabilecek. İki saate çıkarılması öngörülen bir diğer ders grubu ise görsel sanatlar ve müzik dersleri. Eğitim-Sen zorunlu din dersi uygulamasının kaldırılması için itirazda bulundu ancak bu öneri şurada kabul edilmedi.

Şurada alınan tavsiye kararlarından bir diğeri ise hafız olmak isteyen öğrencilere ilişkin. Karara göre, hafız olmak isteyen öğrenciler ortaokula başlamadan, bir yerine iki yıl eğitime ara verebilecek.

Şurada Turizm liselerinde kokteyl dersi kaldırılabilir kararı alındı. Ve Turizm meslek liselerinde alkollü içki ve kokteyl hazırlama dersi kararın ardından kaldırıldı. Bunun yanında Kutlu Doğum Haftası, Muharrem ayı ve Aşure Günü, belirli gün ve haftalar kapsamına alınabilecek.

Trafik Güvenliği ve İnsan Hakları, Yurttaşlık ve Demokrasi derslerinin haftalık ders çizelgesinden kaldırılması yönünde tavsiye kararı alındı. Bu derslere ait konuların Sosyal Bilimler ders müfredatına aktarılmasına karar verildi.