Toplumların vazgeçilmez kaidesi: hoşgörü

Biz Aleviler için özgürlük; bireyin yaşam içinde düşünce, ifade ve inanç serbestliği anlamına gelir. Sosyal yaşam açısından özgürlüğün pratikliğinden söz etmek Aleviler için hiçbir zaman mümkün olmadı.

Farklılıklara özgürlük açısından bakmayı yasaklamak, hoşgörüden ayrı tanımlamak ya da hoşgörüyü kayırmacı bir tavırla anlatmak bir dayatma bilincidir. Oysa inanç özgürlüğü, birlikte ama farklı yaşama hoşgörüsüdür. Aleviliğinde evrensel dayanaklarının da başında gelir.

Hoşgörüyü kendine göre yorumlayarak özgürlükten ayırmak, Farklı inanç grubundakilere saldırılar, aşırı ve geniş tabanlı ayrımcılığı oluşturmaktadır. Ve devamın da şiddet kültürüne dönüşerek toplumları karanlığa iter.

Bu karanlığın önüne geçmek için çoğulculuk, içtenlik özgürlük anlayışıyla bireyi korumak ve bu isteğin aslında bir eylem özgürlüğü olduğunu hatırlatmak gerekir.

Böyle yapıldığında; hoşgörü bireyi bağnazlıktan kurtarır ve özgürleştirir. Başka bir bireyin inancı, görüşü, ırksal, etniksel durumuna karşı kişi adil ve objektif olur, böylece farklılıklarını seven kaliteli bir toplumu oluşturur.

Hoşgörülü bir toplumda birey; bilime, felsefeye, doğaya dair düşünür, anlamsız bir bakış açısıyla yaşamaz, hatta yarınları için duygu ve düşüncüleri konusunda endişe duymaz ses çıkarır tepki gösterir. Bu tepkiler olumlu toplumsal değişimlere kendiliğinden evrilerek, başta bireyi sonra aileleri sonrasında toplumu mutlu eder.

Ve Hoşgörülü birey sağlıklı bireydir, şüphelerinden, sebepsizliklerinden kimseyi sorumlu tutmaz, boşluklarını kurallarla değil çevresindeki farklı kişiliklerle doldurur.
Yani kısacası hoşgörü toplumun ara renklerini veya tüm tonlarını görebilme güzelliğidir.

Biz Aleviler inancımızın ana dayanağı olan hoşgörü hiçbir zaman terk etmediğimiz için ayakta durmayı başarmışızdır. Ancak bilinmeli ki hoşgörü karşılıklıdır. Toplumun her kesiminin, her bireyinin taşıması gerektiği bir özelliktir. Karşılıklı olabildiği zaman anlam bulmaktadır. Aksi durumu yani tek taraflı hoşgörü ise her toplumda huzursuzluk yaratır ve bu toplumlar manipülasyonlara açık hale gelir.

İşte bütün bu sebeplerden hoşgörü vazgeçilmezdir….

Saygılarımla….

Celal Fırat
Celal Fırathttps://www.alevigazetesi.com
İmam Rıza Ocağı dedelerinden olan Celal Fırat, 1975 yılında Malatya’da doğdu. İlk ve ortaöğretimini Malatya, Lise öğrenimini İstanbul’da tamamladı. Gençlik yıllarında başlayarak Alevi inanç kurumları içinde yer aldı. Garip Dede Dergâhı gençlik kollarında başladığı hizmetleri sonucu 2012 yılında Garip Dede Dergâhı Yönetim Kurulu Başkanlığına seçildi. 2018 yılında Alevi Dernekleri Federasyonu Genel Başkanlığı görevini üstlendi. Başkanlığı döneminde ADFE, Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonuna üye oldu ve 2022 yılında Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonunun kongresinde Yönetim Kurulu Üyeliğine seçildi. Alevilerin kendilerini basın yolu ile ifade etmeleri mücadelesinde yer aldı. TV 10’un kuruluş döneminden itibaren destekledi ve Dem-i Muhabbet adı ile haftalık programlar yaptı. Bu programlar TV10’un kapatılmasına kadar devam etti. Alevi medyasına desteğine Can Tv’de yaptığı programlar ile devam etti. Alevi kurumlarının yan yana gelmesinde aktif sorumluluk alan Celal Fırat, Alevilerin son yıllarda oluşturduğu ortak mücadele hattının yaratılmasında rol oynadı. Yeşil Sol Parti’den aldığı teklif üzerine 14 Mayıs 2023 seçimlerinde aday olan Celal Fırat, İstanbul 3. Bölge 4. Sıra milletvekili adayı gösterildi ve DEM Parti İstanbul milletvekili olarak seçildi. Celal Fırat evli ve iki kız çocuğu babası.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Yazarın Diğer Yazıları

İlgili Yazılar

Suriye’de Alevilere Yönelik İnsanlık Suçu ve Türkiye

Suriye’de tüm dünyanın gözünün önünde, insanlığın vicdanını derinden yaralayan ağır bir katliam yaşanmaktadır. Bu yaşananlar spontan bir şiddet değil; planlı, örgütlü, sistematik bir yok...

Kadınlar; Özgür Bilincin, Rızanın Ve Hakikatin Taşıyıcılarıdır

Ocakta elini taşın altına koyan, meydanda sözüyle niyaz eden, lokmayı pay eden, suskunluğu öğretiye dönüştüren kadınlar. Onun direnişi; var olmakla sürer, onun inancı, ezberle...

Örgüt modeli tek tipleştirmeye bir mesajdır

Uyum duygusu oluşturmak için toplumun karakteristik değerlerine müdahale etmek, bireyleri aynı parametrede buluşturmaya çalışmak, onları tek tipleştirmeye çalışmak halkları ve tüm toplumu mutsuz eder....