AĞAÇDAŞLARIM…

Bonn – Venusberg ormanlık…
Tepeden bakıyor Bonn’a.
Dört cepheden…

Günlerdir, her gün o ormana dalıyorum.

Çocukluğumdaki gibi ağaçlar ile muhabbet ediyorum.

Henüz belki beş yaşında bile yoktum.
Koçgiri, Cogi Köyü – Hallas mezrasındaki evimizin karşında bir koruluk.
Meşe.

Meşeler daire halinde.
içi, çadır içi gibi.

Girip oynardım.
Hayır tek başıma değildim.
Onlarca, yüzlerce Meşe.
Neşe içinde.

O çadır gibi dairenin içinde mavi mavi çiçekler toplardım.
Koklardım.
Toprak kokardı.
Belli ki baharmış.

Yıllar sonra menekşe olduğunu öğrendim.
Çiçek çiçektir işte.

Bonn’un tepesinde,
tepe içinde başka bir tepe.

Ağaçlar daire olmuş.
Cemal cemale.
Semaha durmuşlar.
Köydeki gibi.

Girdim dairenin içine.
Ağaçlara baktım yukarı yukarı doğru.

Aamanın ben diyem
60 metre.
Siz deyin 80.

Bizim meşeler nire
Bu, çoğu kestaneler nire…

“Demek ki geri kalmış yurdumun ağaçları da bodur kalmış” dedim içimden.

Ağaçlarla dost olmak için önce güvenini kazanmalı insan.

Öyle yaptım.
Girdim ortalarına.
Kendimi tanıştırdım.
Çok umurlarında olmadı önceleri.

Sonra, ben sarılınca, öpünce…
Yavaş yavaş gülümsediler yüreğime.

Küçük olana
EVLATDAŞ dedim.
Bağrıma bastım.

Dalına
TORUNDAŞ dedim.
Gözlerinden öptüm.

Orta kalınlıkta olana sarıldım
KARINDAŞ dedim.
Anladı.
Yaşıtız.
“Eyvallah Birader” dedi.

Biraz daha büyüğüne ARKADAŞ dedim.
Cilve yaptı.

Biraz daha büyük, biraz da ciddi olana
YOLDAŞ dedim.
Sanki, “Yoldaşlar çok satar birbirini der gibi hissettim.”
Yoo bizimkisi öyle değil Yoldaşım dedım.
İdeoloji ötesi.
Daha derin.
Doğa, doğal.

Yoldaşımın beli biraz kalın:
Boynu uzun ince zarif.,
sülün…

Epeyce yaşlı olana ANADAŞ dedim.
Sarıldım.
Sırma Anam
Koktu.
Nevruz…

En büyük, yüce olan bakıp duruyordu.
Öyle bilge bilge bakıyordu.
Sarıldım.
Ohoo beş kol daha gerek tam kucaklamaya.
Ellerinden öptüm.
BİLGEDAŞ dedim.
“Uiusun” dedim.
“Yol uludur” dedi.
“Dikenli” dedim.
Güldür, yürü “dedi.
*
Hergün aynı muhabbet.
Gitmesem özlüyorum.
Görmesem özlüyorum

*

Doktorlarım ile konuşuyoruz odamda.

Günlerin nasıl geçiyor?

“Ohooo çok yoğunum.
Zamanımın çoğunu muhabbet ederek geçiriyorum.”

“Nasıl yani, odanda yalnızsın.”

“Odamda yalnızım.
Ormanda dostlar arasındayım.”
Muhabbetimiz bol”

“Kimler ile buluşup, konuşursunuz öyle.”

“Ağaçdaşlarim ile…”

“Yani?”

Yani, başladım anlatmaya.l;

Evlatdaş
Torundaş
Karındaş
Arkadaş
Yoldaş
Anadaş
Bilgedaş…

Doktorun yaşlı olanı.
Sarıldı…
Candan…

Neden Ağaçlar?
Dedi…

Dedim ;
Riyasız.
Düzgünler.
Çok ‘düzgünler’…”

Necati şahin
Bonn, 10.03.2026

*

Bu yazımı,
Doğa Aşkını bana aşılayan
Doğa İnsanı
Canım Arkadaşım FAYSAL İLHAN’a minnetle, özlemle adıyorum.

Ağaçlar gibi ışıklar da Yoldaşıdır…

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Yazarın Diğer Yazıları

İlgili Yazılar

Kilise Taşı

Hozat Sorpiyan Köy girişi. İki "dal" Kilise Harabesi. Ardında taş okul... O da harabe... Taş okul KİLİSE taşları ile KİLİSE yerine yapılmış. O da harabe kalmış... Köye girdiğimde gördüm ki, Köy haneleri de harabe... Harabelerden...

“CASUS” MERDAN YANARDAĞ…

Ben Merdan'ın "CASUS" olduğunu biliyordum zaten... İhbar ediyorum: Bir defa CASUS bir Ailenin evladı olarak Divriği'de CASUS doğdu. Aile Alevi ya.... "Divriği Pavlikenistan CASUS'u..." "Yanardağ" soyadı zaten CASUS parolası. "Dağ" niye "Yanar"...

KİMDİR BU ŞANSLI TÜRK…?

"Varlığım Türk Varlığına Armağan Olsun.." Olsun da, kimdir bu şanslı "Türk..?" 70 yaşımda, varlığımı hangi şanslı "Türk'e" armağan ettiğimi bileyim abiler, ablalar. Hakkımdır... Onca yıl okullarda söyledim her sabah, her sabah: "Varlığım...