Bir ALEVİ olarak
Susamıyorum.
Dil lal olsa da,
Kalem kör olsa da,
Yürek susmuyor.
İnsan Yüreği
Yaralı Kimliğine döner Cemalini…
Benim ki de…
Sayın Büyüğüm
Saygıda kusur etmeden
‘Osmanlı’ya Dönelim’ Söyleminize itiraz ediyorum.
Çok itiraz ediyorum.
Diyorsunuz ki:
“Osmanlı’nın topraklarına bakın.
Türkiye O coğrafyaya gitmek, O
coğrafyada kendi kişiliğini
geliştirmek zorundadır.
Küçülerek
değil, büyüyerek gitmek
zorundayız.
Osmanlı
coğrafyasında Türkiye olmalı.”
Sayın Büyüğüm
Osmanlı Toprağı’nda “Türkiye” olursa,
Ülkemiz Osmanlı olur.
Bir de Padişahı olur.
Osmanlı ALEVİ’ye Zindandır.
Zulümdür.
İdamdır.
Yavuz’dur.
İdris-i Bitlisi’dır.
Ebussuud’dır.
İftiradır.
Kuyucu Murat’tır.
IV Murad’tır.
Katliamdır.
Koçgiri, Dersim, Maraş, Çorum, Ortanca, Malatya, Sivas, Gazi, Gezi Katliamları
ve şimdi O coğrafyadaki
Suriye Alevi Soykırımı
Osmanlı Zihniyeti’nin devamıdır.
Osmanlı Alevi’ye zalimdir.
Osmanlı Alevi’ye
zulümdür.
Sayın Büyüğüm,
Ne yaparsanız yapınız;
ne söylerseniz söyleyiniz.
Siyasettir.
Politikadır.
Tercihinizdır.
Katılmasam da saygım esastır.
Lakin,
“Osmanlıya övgü,
Osmanlıya döngü”
söz konusu olursa bizim genlerimiz
itiraz eder.
Çok itiraz eder.
İtiraz etmezsek kendimizi inkar etmiş oluruz ki, vahimdir.
İtiraz etmezsek,
Ceddimizin ruhunu incitiriz ki, daha vahimdir.
Sayın Büyüğüm…
Yol uzundu.
Dikenliydi.
Çok dikenliydi.
Azaptı.
O dikenli yoldan yürüdük geldik.
Gül bulmaya…
O Azap Tarihten
çıkıp geldik.
Gül Cemal görmeye.
Nasip olur bir gün diye başladık sabırla beklemeye…
Demem o ki;
Biz Osmanlıya dönemeyiz ki…
Sizin de muradınız Osmanlı’ya dönmek olamaz ki…
Dönmek isteyene
Osmanlı sevdasına düşene
mani olmak düşer Sizlere.
Sayın Büyüğüm…
Müsaadenizle Sözü ‘Ozan Dadaloğlu’na bırakalım.
Osmanlı’yı bir dörtlükle anlatmış.
Alevi duygusuyla…
“Şalvarı şaltak Osmanlı,
eğeri kaltak Osmanlı, ekende yok biçende yok,
yiyende ortak Osmanlı”
Saygıyla…
Necati Şahin