Alevi Cenaze Erkânı Nereye Gidiyor?

Cenaze erkânı, bir inancın en önemli ve en ciddi uygulamalarından biridir. Çünkü o an, gösterişin değil, hakikatin ortaya çıktığı andır. İnsan son yolculuğuna uğurlanırken yapılan her sözün ve her davranışın bir anlamı, bir dayanağı olması gerekir.

Bugün ise bazı Alevi cenaze erkânlarında ciddi bir belirsizlik yaşanmaktadır. Erkânı yürüten birçok kişi kullandığı kavramların anlamını tam olarak bilmeden konuşmakta; “Enel Hak”, “rızalık”, “ikrar”, “Hakk’a yürüme” gibi ifadeler tekrarlanmakta, fakat bunların inanç ve düşünce dünyasındaki karşılığı çoğu zaman açıklanamamaktadır. Bir kavramın sürekli söylenmesi, onun gerçekten anlaşıldığı anlamına gelmez.

Daha da düşündürücü olan ise, Aleviliği İslam’dan tamamen ayrı göstermeye çalışan bazı çevrelerin, buna rağmen neye dayandığı belli olmayan karma bir cenaze erkânı oluşturmalarıdır. Ne geleneksel Alevi öğretisinin bütünlüğü korunabilmekte ne de ortaya tutarlı bir inanç sistemi konulabilmektedir. Sonuçta ortaya çıkan şey, herkesin kendi anlayışına göre şekillendirdiği, ortak ölçüsü olmayan bir uygulamadır.
Oysa geçmişte cenaze erkânı daha sade, daha anlaşılır ve daha tutarlıydı. Erkânı yöneten kişi ne yaptığını bilir, neden yaptığını da açıklayabilirdi. Bugün ise şekil korunurken içerik giderek kaybolmaktadır. İnancın yerini semboller, bilginin yerini ezberlenmiş ifadeler almaktadır.

Bir toplum, kendi inanç mirasını elbette yeniden değerlendirebilir, sorgulayabilir ve geliştirebilir. Ancak bunu yaparken kavramların içini boşaltır, tarihî ve inançsal bağlarını koparırsa, geriye sadece biçim kalır. Biçim ise tek başına inancı yaşatmaz.

Cenaze erkânı, ideolojik tartışmaların yapıldığı bir alan değildir. O, insanın son yolculuğunda Hakk’a karşı duyulan sorumluluğun ve geride kalanların vicdanının buluştuğu en ciddi andır. Bu nedenle erkânı yürütenlerin, kullandıkları her sözün anlamını bilmesi, dayanağını açıklayabilmesi ve samimiyetle hareket etmesi gerekir. Aksi hâlde cenaze erkânı, gelecek nesiller için manevi derinliği olan bir inanç uygulaması olmaktan çıkar; sadece kültürel bir gösteriye, zamanla da folklorik bir ritüele dönüşür. Arafta kalmak bitirmenin dışında bir işe yaramaz. Kendi düşüncesini kendisi bile anlamlandiramayan kimelserin cebine bir kaç kuruş konulacak diye bir inancı murdar etmeye hakkı yoktur. Rast gele…

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Yazarın Diğer Yazıları

İlgili Yazılar

Alevilik ve Sünnilik, Karşıtlık mı, Çeşitlilik mi?

— İki Dere, Bir Deniz — Türkiye'de din meselesi konuşulduğunda, söz mutlaka bir noktada Alevilik ile Sünnilik arasındaki ilişkiye gelir. Ve bu ilişki, çoğunlukla aynı...

Ne Moskova Ne Mekke, Aleviliğin Hakikat Yolu

Alevi toplumu, yüzyıllardır Anadolu'nun vicdanını, irfanını ve kültürel hafızasını taşıyan en kadim topluluklardan biridir. Ancak bu köklü tarih, aynı zamanda zulmün, dışlanmanın ve kimliğini...

Bu Ne Yaman Çelişki? Dersimli Piro Meğer Osmanlı Kemal’miş !

Butlan kararı sonrasında Kemal Kılıçdaroğlu'nun Osmanlı'ya atıfta bulunması, özellikle Alevi toplumunun tarihsel hafızasını bilenler açısından ciddi bir tutarsızlık olarak görülmektedir. Çünkü Osmanlı Devleti'nin özellikle...