Aleviliği Kim Dönüştürmek İstiyor?

Bugün Alevilik adına konuşan bazı çevreler, aslında yüzyıllardır yaşatılan Alevi inancını değil, kendi dünya görüşlerini anlatıyor. Deist, ateist ya da seküler bir bakış açısına sahip olmak herkesin en doğal hakkıdır. Ancak bu bakış açısını “gerçek Alevilik” diye sunmaya çalışmak, Aleviliği yeniden tanımlama girişimidir.

Son yıllarda sıkça duyduğumuz “Alisiz Alevilik”, “Arap Ali”, “Aleviliğin İslam’la ilgisi yoktur”, “Alevilik doğa dinidir” gibi söylemler, geleneksel Aleviliğin asırlardır taşıdığı inanç esaslarıyla örtüşmemektedir. Bunlar, tarih boyunca ocaklarda, cemlerde, nefeslerde ve erkânlarda yaşatılan anlayışın yerine yeni bir kimlik inşa etme çabasıdır.

En dikkat çekici nokta ise şudur: Sürekli “bu yok, şu yanlış” deniliyor. Peki yerine ne konuluyor?

Ocak yok… Pir yok… Dede yok… Mürşit yok… İkrar yok… Musahiplik önemsiz… Cem sadece kültürel bir toplantı…

Peki geriye ne kalıyor?

Sadece bireysel yorumlar ve ideolojik söylemler…

Bir inanç, bütün kurumları reddedilerek ayakta kalamaz. Asırların birikimini “uydurma” diyerek yok saymak kolaydır. Zor olan, onun yerine aynı derinlikte bir inanç sistemi ortaya koyabilmektir. Bugüne kadar bunu başarabilen de olmamıştır.

Hz. Ali üzerinden yürütülen tartışmalar da aynı amaca hizmet etmektedir. “Ali gerçekten şöyle miydi?”, “Musahibi var mıydı?”, “Cem yaptı mı?” gibi soruların peşine düşülerek, Aleviliğin sembolleri ve manevi referansları değersizleştirilmeye çalışılıyor. Oysa Alevilik hiçbir zaman sadece tarih araştırması olmamıştır. Bu yol, sembolleriyle, erkânıyla ve maneviyatıyla yaşayan bir gelenektir.

Daha da ilginci, kendisini tamamen materyalist ya da ateist olarak tanımlayan bazı kişiler, yüzyıllardır bu yolu sürdüren dedelere, ocakzadelere ve taliplere Aleviliği öğretmeye kalkıyor. İnançla bağı olmadığını söyleyenlerin, bir inancın ne olması gerektiğini tarif etmeye çalışması açık bir çelişkidir.

Hiç kimsenin farklı düşünmesine itiraz edilemez. Ancak kimsenin de bin yıllık bir inanç geleneğini kendi ideolojik kalıplarına göre yeniden yazmaya hakkı yoktur. Eğer savunulan şey deizm ya da ateizm ise, bunun adı açıkça söylenmelidir. Buna kimsenin itirazı olmaz. Fakat buna “gerçek Alevilik” denildiğinde, itiraz etmek de geleneksel Alevilerin en doğal hakkıdır.

Alevilik; ocaktır. Alevilik; ikrardır. Alevilik; pirdir. Alevilik; dededir. Alevilik; musahipliktir. Alevilik; cemdir. Alevilik; erkândır. Alevilik; maneviyattır.

Bunları tek tek çıkarıp geriye sadece “kimlik” bırakırsanız, artık sözünü ettiğiniz şey tarih boyunca yaşatılan Alevilik değil, modern bir ideolojik yorum olur.

Hiçbir inanç, kendi hafızası silinerek korunamaz. Bugün yapılması gereken; Aleviliği dönüştürmek değil, onu bütün farklı yorumlarla birlikte tarihî köklerine sadık kalarak anlamaya çalışmaktır. Çünkü kökünü inkâr eden hiçbir gelenek uzun süre yaşayamaz. Rast gele.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Yazarın Diğer Yazıları

İlgili Yazılar

Ne Moskova Ne Mekke, Aleviliğin Hakikat Yolu

Alevi toplumu, yüzyıllardır Anadolu'nun vicdanını, irfanını ve kültürel hafızasını taşıyan en kadim topluluklardan biridir. Ancak bu köklü tarih, aynı zamanda zulmün, dışlanmanın ve kimliğini...

Alevi Cenaze Erkânı Nereye Gidiyor?

Cenaze erkânı, bir inancın en önemli ve en ciddi uygulamalarından biridir. Çünkü o an, gösterişin değil, hakikatin ortaya çıktığı andır. İnsan son yolculuğuna uğurlanırken...

Yoldaş Düşman “Ulu Solculuğun” Alevilerle Kadim Hesabı

Eşitlik bayrağını kaldıranlar neden kendi halkına "kılıç artığı" der? Türkiye solunun uzun ve acılı tarihinde bir paradoks kırılmadan süregelir: eşitlik için kavga verdiğini söyleyenlerin, zaman...