CHP’nin Krizi, AKP’nin Umudu!

AKP iktidarı, CHP’nin kurultay davasının ertelenmesini kendi lehine bir fırsat olarak görmektedir. Yapılan anketler ya da seçim senaryoları hâlâ muhalefeti birinci parti konumunda göstermektedir. İktidar ise bu tabloyla yarışamayacak bir noktadadır. Peki böyle bir durumda ne yapar? Dava sürüncemede bırakılır, tartışmalar diri tutulur, muhalefet kendi içinde bölünür. İktidar da tam bu anı bekler, tam bu kargaşadan beslenir.

Eğer Erdoğan kendisini güçlü hissetseydi, muhalefetin yeterince tepki göstermediğine kanaat getirseydi, en uygun anı yaratır ve seçim sandığını önümüze koyabilirdi. Oysa ki dava erteleniyor. Tartışmaların devam etmesi, muhalefetin kendi içine kapanması, iktidarın ömrünü uzatıyor. İşte kayyumlarla yönetilen belediyelerde gördüğümüz parçalanma, bugün Cumhuriyet Halk Partisi içinde de yeniden üretilmek isteniyor. Bu sadece CHP’ye karşı değil; barolara, sivil toplum kuruluşlarına, Alevi toplumuna karşı da aynı yöntem uygulanıyor. İktidar kendi varlığını ancak muhalifleri böldüğü, birbirine düşürdüğü, enerjilerini tükettirdiği ölçüde güçlendirebiliyor.

Bu ülkede seçim yapılır mı? Son dönemde art arda gelen zamlar, vergilerdeki düzenlemeler, toplumun alım gücünü eriten kararlar… Bütün bunlar halkın sandığa güvenini azaltmaz mı? Erdoğan ve çevresinde toplanmış yapı, böylesi bir ortamda seçime gitmeyi göze alabilir mi? Görünen odur ki hayır. Tartışmalar uzadıkça, muhalefet birbirini yedikçe, iktidarın günü kurtarma ihtimali artıyor.

Hukukun üstünlüğünden söz eden bir iktidar, Anayasa Mahkemesi kararlarını uygulamıyorsa, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarını hiçe sayıyorsa, nasıl inandırıcı olabilir? Kendi koyduğu yasaları çiğneyen bir iktidarın “hukuk” kelimesini ağzına alması, halkın vicdanında karşılık bulabilir mi?

İşin acı yanı, bugün yaşananların sorumluluğu yalnızca iktidara ait değildir. Geçmişte Kürt siyasetine yönelik operasyonlar karşısında sessiz kalan muhalefet, “bize dokunmayan yılan bin yaşasın” anlayışıyla bugünkü tabloya zemin hazırlamıştır. O gün görmezden gelinen baskılar, bugün CHP’nin kapısına dayanmıştır. Zulme sessiz kalan, bir gün o zulmün muhatabı olur.

Oysa demokrasi, yalnızca işimize geldiğinde savunulacak bir değer değildir. Hukuk, lehimize işlediğinde alkışlanıp aleyhimize işlediğinde reddedilecek bir araç değildir. Hukukun ölçüsü hak, adalet ve vicdan olmalıdır. Bugün adalet saraylarının önünde gözü bağlı, elinde terazi tutan kadın heykeli bulunuyor. Ama ne yazık ki o heykel yalnızca bir süs, bir taş yığını olmaktan öteye gidemiyor. Eşitlik, adalet ve hukuk, bu ülkede sembolden ibaret.

CHP’nin kurultay davası da bu çarpık düzenin bir aynasıdır. Eski Hatay Büyükşehir Belediye Başkanı Lütfi Savaş’ın Sabah gazetesine yaptığı açıklama, iktidar medyasının muhalefet içindeki çatlakları nasıl büyüttüğünü gözler önüne sermektedir. Parti değiştiren, ideolojik bir bağı bulunmayan siyasetçilerin varlığı, CHP’nin en büyük zafiyetlerinden biridir. Bu tablo, AKP’nin saldırılarından çok, muhalefetin kendi örgütlenme biçiminin zaafını göstermektedir.

Türkiye siyasetinde menfaat ve çıkar üzerine kurulu bir düzen hâkimdir. Belediye başkanlarının satın alınması, muhalefet içinden koparılan isimlerin iktidara geçirilmesi bunun en açık kanıtıdır. Halk sandıkta muhalefete oy verir, ancak seçilen isim ertesi gün iktidar partisine rozet takar. Peki bu durumda temsil edilen oyların, inançların, ideallerin ne anlamı kalır? Seçmen kendi iradesinin böylesine pazarlanmasını sindirebilir mi?

İktidar var gücüyle saldırganlığını artırırken, muhalefetin birleşmek yerine kendi içinde bölünmesi en büyük tehlikedir. Bir yanda yolsuzluğa, hukuksuzluğa batmış, iktidarı kaybettiği gün hesap vermekten korkan bir yapı var; diğer yanda ise bu saldırganlık karşısında yan yana gelemeyen, kendi içinde didişmekle meşgul bir muhalefet. Oysa halkın adalet arayışı, demokrasinin özlemi, ancak birlik ve dayanışmayla hayat bulabilir. Aksi halde bu düzen, yalnızca iktidarın değil, muhalefetin de zaafları üzerinden ayakta kalmaya devam edecektir.

Şükrü Yıldız
Şükrü Yıldızhttps://sukruyildiz.de
Şükrü Yıldız, Alevi Gazetesi yazarıdır. Alevilik, demokrasi, laiklik ve toplumsal mücadele üzerine köşe yazıları kaleme almaktadır.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Yazarın Diğer Yazıları

İlgili Yazılar

2022 yasama yılında AKP sadece 1 soru önergesi ver

AKP, 2022 yılı boyunca Meclis Başkanlığı’na yalnızca 1 soru önergesi verdi. HDP’nin verdiği 6 bin 238 soru önergesinden 3 bin 618’i cevaplanmadı Ülkedeki siyasi partilerin...

CHP Sözcüsü Öztrak: İkinci turda biz kazanacağız, demokrasi kazanacak

CHP Sözcüsü Faik Öztrak, yurt dışından gelen sandıklardan sadece 300’ünün sayılmadığını belirterek, Cumhurbaşkanlığı seçimlerinin ikinci tura kaldığının kesinleştiğini söyledi Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkan...

Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF) Kongresi

“Okudum bildim deme Çok taat kıldım deme Eğer hak bilmez isen Abes yere yelmektir” (Yunus Emre) Alevi örgütlenmesinin önemli kurumlarından bir tanesi olan ABF’nin kongresi önümüzdeki pazar günü...